Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul’a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü…
Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz İstanbul‘a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(?
) okumak için geldi İstanbul’a, kimisi de matematik okumak için… Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün içinde mutluluğu yaşattılar bize. Mutluluk içinde de hüznü. Zıtlıkları bize sevgi ile gösterdiler. Zıtlıkların nasıl bir arada yaşanacağını…
Yıllar oldu bu dizi biteli. Ben lise 1′deyken izlerdim her hafta pazartesi akşamları. Şimdi üniversite bitti, hâlen bilgisayarımdan açıp açıp izliyorum bu diziyi. Neydi bu dizide bizi çeken acaba? Neydi izlediğimizde sürekli tebesüm ettiren bizi… Sanırım en önemli ayrıntısı, doğallığıydı. Yaşanılabilirliğiydi. Hattâ hepimiz bir parçasını, belki de tamamını yaşıyorduk orada yaşanılanların. Neyse, o zamandan bu zamana değişen tek şey benim hayatımdı. 7 Numara’ya ait hiçbir şey değişmedi bende. O dizi hep benim en sevdiğim dizimdi. Hep de öyle kalacak. Biraz diziden bahsetmek istiyorum size…
Ne anlatıyor bu 7 Numara?
Birbirlerini deliler gibi seven Zeliha ve Vahit yıllar önce köyden kaçmış ve İstanbul’a yerleşmişlerdir. Vahit daha sonra babasını kandırır ve bir ahşap ev aldırır ona. Yıllarca bu ahşap evi öğrencilere kiraya verirler, geçimlerini öyle sağlarlar. Ve anne olma özlemiyle yanıp tutuşan Zeliha, bu öğrencilerde giderir annelik özlemini.
Yıllar geçecek ve 7 numara bir başka yaşanacaktır. Türkiye’nin dört farklı ilinden Çevre Mühendisliği okumaya gelen dört kız öğrenci bu evin üst katına yerleşirler. Alt kata ise Vahit’in üniversite okumak için İstanbul’a gelen yeğenleri yerleşir. İşte bu evde ne yaşanıyorsa bu andan sonra yaşanmaya başlanır… Üst katta şehir kültürünü yaşayan kızlar ve alt katta ise köy kültürünü tüm özü ile benimsemiş ve onu yaşatmaya çalışan iki emmoğlu. İşte 7 numara altında ne yaşanıyorsa bu zıtlıklardan ve zıtlıkları aşan sevgilerden kaynaklanan durumlar yaşanıyor. Her bölüm ayrı bir zıtlık, birliktelik işliyor.
Dizinin en güzel yanı her bölümün kendi içerisinde birlik yaşatması. Diğer sıradan diziler gibi dizi bir konu üzerinde işlenmiyor. Bir nevî sit-com gibi bir şey. Her bölüm kendi içerisinde bir konu. Dizinin en çok izlenmesini sağlayan diğer unsur ise, her rolün kendine özgü özelliklerinin olması. Karakterin olması yani. Herhangi bir durumda oyuncunun nasıl davranılacağının bilinmesi vs.
Oyuncular ve karakterleri
Vahit Emmi: Karısına deliler gibi aşık olan Vahit Emmi, asaletli olmayı çok sever. Bir de kendisinin övülmesinden çok hoşlanır. Karısı da onun bu yönünü bildiği için onu sürekli över. Evliliklerinin 20 yılı aşmış olmasına rağmen karısına karşı olan sevgisi ve saygısı hiç eksilmemiştir. Aslında para düşkünü birisi olarak gözükmesine rağmen paraya pek de tamah eden birisi değildir. Hoşuna giden durumlar için para harcamaktan hiç çekinmez. Yardımsever birisidir. İnatçı görünmesine rağmen Zeliha Yenge onun bu inadını kırabilecek birisidir.
Zeliha Yenge: Kocasına deliler gibi aşık olan Zeliha Yenge, çocuk özlemi ile yanıp tutuşmaktadır. Hattâ bu özlem onda hastalık derecesine gelmiştir. Üniversite öğrencilerine “koçlar ve pilüçler” diye hitap eder. Saçlarını bu öğrenciler için süpürge etmektedir. Zeliha Yenge dizide, fedakâr bir annenin yapacağı her şeyi yapmaktadır. Ailelerinden uzakta olan bu gençlere anne sevgisini aratmayacak derecede “anne”dir.
Armağan: Ankara’dan Çevre mühendisliği okumak için İstanbul’a gelen Armağan, diğer kızlara göre biraz daha ciddidir. Onu ciddi yapan şey ise annesi ve babası olmadan, ağabeylerinin yanında büyümüş olmasıdır. Bir aile sevgisinden yoksun olarak büyümüş olan Armağan bu sevgisini kız arkadaşlarına göstermektedir. Onlara bir anne gibi yaklaşmaktadır. Ayrıca diğer kızlar gibi günübirlik yaşamayı değil geleceğe yatırım yapmayı sever. Kararlı bir kişiliktir. Ayrıca erkeklerden Haydar’a olan aşkı ile dizi boyunca kendini gösterir. Mutlu gözükür ancak içten içe acı çeker.
Ayten: İçten içe güven duygusundan yoksun birisidir. Dizi boyunca erkeklerle haşir neşir olmayı seven bir karakter çizmiştir. Gördüğü her erkeğe aşık olan ve ondan sonra onları terk eden, günübirlik yaşayan birisidir. Bu tavrının ardından kendine olan güvensizliği yatmaktadır. Ayten dizi boyunca Recep ile sürekli münakâşa içerisindedir. Dizinin en gıcık karakteri olarak da benim tarafımdan mimlenmiştir.
Cansu: Cansu, neşeli ve güleryüzlü bir karakterdir. Sürekli Rüya’yı korkutması ile dizi boyunca bilinir. Ancak bu korkutmaların altında kendi korkuları yatar. Gizli korkuları vardır. Çocuk kadar şirin bir yanının olması onu dizi boyunca “Cansucuk” olarak adlandırmamıza yardım eder.
Rüya: Rüya uykucu birisidir. Sık sık bunalıma girer. Her şeye hemen üzülen, hemen ağlayan, hemen gülen birisidir. Duygusal bir kişiliktir ve bu duygusal kişiliğini hemen belli eder. Sevecendir, merhametlidir. dizi boyunca Cansu’nın kotkutmalarına mağruz kalır. Sürekli yeni bir şeyler yapmaya özenen Rüya böylece arayış içerisinde olduğunu gösterir.
Haydar: Köyde yetişmiş olmasına rağmen bir matematik dehasıdır Haydar. Ancak deha olduğu kadar şaşkındır da. Haydar’ın şaşkınlığı kelimelerle ifade edemeyecek kadar fazladır. Onu anlamak için diziyi bizzat izlemenizi tavsiye ederim.
Haydar, Armağan’a aşıktır. Armağan’ın ona olan duygularını bilmez. Duygusal bir kişiliktir, yeniliklere açıktır.
Recep: Köyde yetişmiş olmasından dolayı köyü çok seven birisidir. Haydar gibi yeniliklere açık olmayan Recep’in içerisinde sürekli bir köy özlemi vardır. Köyün masumluğunu, güzelliğini hep özler içten içe. Çocukluğundan beri müsrüflüğü sevmeyen Recep bu yönü ile oyuncunun beğenisini kazanmıştır.
Meryem: Meryem Recep’in nişanlısıdır. Biraz saf birisidir ama bundan memnundur. Tabiî tutumlu olması da Recep’i, Meryem’den dolayı hoşnut eder.
Asiye: 5 tane çocuğu ile Karadeniz’den İstanbul’a dizinin eski oyuncularından Satılmış’ın peşinde ona nikahlanmaya gelen bir dul kadındır. Talihi pek iyi değildir ancak oldukça zeki birisidir. Karadenizli olması pratik zekâsını belli etmesine yardımcı olur. Hayatta kendine yer açmaya çalışan Asiye daha sonra Zeliha’nın yeğeni Berat ile evlenecektir .
Berat: Berat, Zeliha’nın ablasının oğludur. Diziye ilk girdiğinde çok açıkgözlü birisi olarak bilinen Berat elektrik çarpmasından sonra zıt karakterli birisi olarak çıkar karşımıza. Oldukça zeki ve iyilik sever birisi olur.
Sabit: Nâm-ı diğer Taruk Arkun. Recep’in ağabeyi olan Sabit’e belki dizideki en neşeli karakterdir diyebiliriz. Köyden oyuncu olma hayali ile şehre gelen Sabit, sürekli sinemalardan bahseder durur. Onun klişe laflarını hâlâ hepimiz dilimizde dolandırırız: “No porplem, sansar, şekil budur” vs.
Yusuf Güdük: Diziye sonradan giren Güdük, neşeli ve yılışık bir karakterdir. Sabit’ten sonra bizi güldüren ikinci karakterdir diyebiliriz. Cansu’ya olan platonik aşkı ile biliriz onu.
Evet, elimden geldiğnce 7 Numara ile ilgili bir şeyler yazmaya çalıştım. Ben şu an 7 Numaya’yı tekrar izliyorum. İnternetten bölümlerini indirip izliyorum. Elimde ilk 45 bölümün hemen hemen hepsi var. İsteyen arkadaşlar olursa onlarla da paylaşabilirim…
Ayrıca;
en güzel 7 Numara bölümlerini izlemek için youtube‘ye bakabilirsiniz,
7 numara anasayfası için buraya,
7 numara forum için buraya,
engin alkan’ın bloğuna bakmak için buraya bakabilirsiniz.


5 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler 
kategoriler
anlık takip
5 Nisan 2008, 15:38
“Hiç bitmesini istemediğiniz diziler hangisidir” gibi geyik bir soru sorulsa, cevabı hep hazır: 7 numara.
Senaryosu ve oyuncuları mükemmel. ‘Sit-com’ gibi gülme efektleri verse bile bunu umursamadan kendi kahkalarınızı da gönül rahatlığıyla ekleyebilirdiniz.
Sabit ve Yusuf Güdük ile ilgili maceralar her zaman favorim olmuştur. Bazen özlediğim bile oluyor
5 Nisan 2008, 18:22
Çok komik bir dizi. Hepsini izlemedim ama denk geldikçe izlerim.
8 Nisan 2008, 13:49
Yedi numarayı ara sıra izlerdim (denk gelirsem), doğrusu böyle hayranları olduğu/olacağı “aklıma bilen” gelmezdi.
Her neyse güzel diziydi…
Yazı güzel olmuş elinize sağlık.
8 Nisan 2008, 16:59
Ahmet Ali, televizyon dizilerinin henüz tam popüler olmadığı bir dönemde yayına girmişti bu dizi. Bugün girmiş olsaydı sanırım hayran kitlesini tahmin bile edemezdik. Kaldı ki şu haliyle bile çok hayranı var. Artık sen de öğrenmiş oldun.
Ben teşekkür ederim.
11 Nisan 2008, 17:40
sanırım bu dizi yayınlandığı dönemde 4. ya da 5. sınıftaydım .. hâlâ hatırlıyorum bir kaç sahnesini.
çok kaliteli esprileri vardı.şimdiki diziler gibi hakaret ederek güldürmüyordu.bu arada eski bölümleri nereden bulurum?