
Kitapçılarda gezerken önce kitapların arka kapaklarına bakarım. Arka kapak yazılarını beğenmişsem -özellikle romanlar için- kitabı açarım ve romanın içeriğine geçmeden önceki boş yaprakları kurcalarım. Sözüm ona orada bir şeyler arar dururum. Onu bulduğumda ise çok sevinirim. Orada aynen şöyle yazmaktadır:
“Sevgili ….. ithafen”
Burada noktaların olduğu yere herhangi bir isim yahut zamir gelebilir. Bir anne, bir eş, bir dost ya da her kimse. Boş bir sayfanın sağ alt köşesine iliştirilmiş bu küçük ithaf yazısı kapladığı yer bakımından küçük olsa da taşıdığı anlam bakımından çok mühimdir.
Bir yazar düşünün ki, yaşamında ürettiği en güzel eser romanı olsun. Yılların birikimi ve çabası ile oluşturduğu bu kitabın değeri sizce yazarın gözünde nedir? İşte bu değer, ithaf ettiği kişiyi yazarın gözünde çok özel kılmıyor mu sizce ?
En büyük hayallerimden bir tanesidir kitap yazmak. Daha ziyade roman yazmak. Yaşamdaki birikimlerimi, hissettiklerimi, üzüldüklerimi ve sevindiklerimi bir kurgu etrafında okuyuculara aktarmak… İşte böylesine bir hayalin sahibi olan benin, yukarıda bahsettiğim ithaf olayını bu kadar ciddiye almış olması normal değil mi sizce?
Ey! Yazacağım romanımı ithaf edeceğim insan. Ben yazacağım naçizane bir romanı sana ithaf ediyorken sen bir ömrü bana ithaf et…

3 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler
18 Mayıs 2009, 17:34
Bir kitabı elime aldığımda gönlümü ısıtan husustur.Hatta bazı kitapları daha değerli kılar gözümde.
Kelamkâr/kalemkâr olmak sözün hakkını vermek demekse ;’ithafen’ demekte ayrı bir incelik kazandırmaktır.
Muazzam bir haldir kısacası.
Ayrıca
‘Ey! Yazacağım romanımı ithaf edeceğim insan. Ben yazacağım naçizane bir romanı sana ithaf ediyorken sen bir ömrü bana ithaf et…’kısmı da sözün başına geçiyor.
20 Mayıs 2009, 20:33
İsim ver arkadaşım isim!
Kime ithafen ?
21 Mayıs 2009, 13:23
Burda bize yine AMİİİN demek düşüyor galiba
)