Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

yazarken arınıyor musunuz?

Sıradan hayatıma tat vermek ve fazla kilolardan kurtulmak için akşam yürüyüşlerine başladım. Bİzim buradan çevre yoluna kadar 2 kilometre gidiyor, aynı yolu geri dönüyorum. Bir yandan da yediklerime dikkat ediyor ve gazlı içecekleri tüketmemekte direniyorum. Tabiî ki soda hariç. :)

Bugünkü akşam yürüyüşümde insanın neden yazmaktan hoşlandığını, yazan için yazmanın ne demek olduğunu düşündüm. Sonra Can Dündar‘ın bir yazısından bir parça geldi aklıma;

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti
bana…

Sonrası ise malûm, arka arkaya, hiçbirinin notunu alamayacağım, yazamayacağım ama düşünce dünyam için bilumum faydalı fikirler geldi aklıma. Acaba insan yazarken gerçekten kendini mi öğreniyordu? Yazmak ne ifade ediyordu insan için? Yoksa yazmak Dostoyevski‘nin hissettiği gibi bir “catharsis” miydi?

Her yazımda olduğu gibi kendimden hareketle cevaplar bulmaya çalıştım bu sorulara. Aslında insanın en iyi tanıdığı şey kendisidir. Ancak bir türlü kendini anlamak istemez. Sınırlarının, yapacaklarının farkında değildir insan. Kendini bir kalıba sokar ve o kalıbın içerisinde yaşar. Özeleştiri yapamaz ve haliyle de gelişemez. Hareketlerinin değerlendirmesini yapmaz ve bundan dolayı da yanlış dahi yapsa o ona doğru gelecektir. İnsan kendini tanıdığında, kendini tanımladığında mutlak doğruya her zaman ulaşacaktır. Her insan için bir doğru yaratmışsa yaratıcı, işte kendini tanıyan insan o doğruya ulaşacaktır.

Yazı yazmanın kendimi tanıma konusunda bana yardımcı olduğunu düşünüyorum. Belki siz yazdığım yazılarda ne gibi bir ruh halinde olduğumu tam kestiremiyorsunuz ancak ben beş ay önce yazdıklarımı dahi okurken o an neler hissederek yazdığımı anlayabiliyorum. Tıpkı bir şiirin en çok şairine anlamlı gelmesi gibi. Yazarken düşünüyorum ve ufkum gelişiyor. Yazdığım olaya birkaç farklı pencereden bakabilmeyi öğreniyorum. Yazdığım şeye eleştirel bir gözle bakabilmeyi öğreniyorum. Şüphesiz kendimi sınırlamadan yani geldiği gibi yazarken hissedip de söyleyemediğim, hattâ tanımlayamadığım şeyleri dahi yazabiliyorum. Kelimeler kifayetsiz kalmıyor. Özellikle de durmadan yazdığım yazılarda. Anlatım bozukluğu yapıyorum, imlâ hataları yapıyorum ancak gerçekten hissettiğimi yazıyorum. En içten yazılar, en çok hissedilen yazılar da zaten böyle yazılmıyor mu? Kaçınız Peyami Safa‘dan “Yalnızız”ı okurken o karakterlerin iç hesaplaşmalarında bulduğunuz samimiyeti, başka kitapların sayfalarında bulamıyor?

Yazmak kendini öğrenmekten başka bir de “catharsis”tir benim için. Catharsis aslında psikoloji alanına ait bir terimdir. Ancak edebiyatta da mühim bir yeri vardır. Catharsis arınma demektir. Yazarken dertlerinden, hastalıklarından arınma, boşalmadır. Dünyanın en ünlü yazarlarından Dostoyevski, sara hastasıdır. Şüphesiz ona göre yazdıkları onun arınmasını sağlamıştır. Rahatlatmıştır kendisini. Kaçımız bir yazı yazdıktan sonra rahatlamayız ki? Bir kâğıdı kalemi olmayanın her zaman bir psikoloğa ihtiyacı vardır bence. Kâğıt ve kalem bizim en iyi dostumuz olmalıdır. Günlüklerimiz yani. İçimizden ne geçiyorsa yazmalıyız. Arınmalıyız.

Son olarak da, bugüne kadar hiç günlük tutmadım ben. Öyle beyaz sayfaları açıp da yazı yazmadım. Yazma girişimim olmadı değil, oldu. Ancak hep başarısızlıkla sonuçlandı. Kısmet beyaz sayfalara değil ama beyaz ekranlara yazmakmış desenize. :)

Etiketler : arınma, can dündar, catharsis, dostoyevski, peyami safa, yalnızız, yazma, yazmak

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 14 Temmuz 2008, 23:42
 sevgili günlük
 bugün 2 kez, toplam 420 kez okundu
« istanbul’da sonbahar
wall - e »

benzer yazılar

  • tabii ve tabi arasındaki fark

son yazılar

    • ilk öğretmenler günüm
    • mutluluk bir varış değil yolculuktur
    • ALES 2008 kasım dönemi soru ve yanıtları
    • bir kere sevdaya tutulmaya gör
    • ben ve tiyatro, bir de köşebaşı oyunu


2 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Erkan Hirik
    15 Temmuz 2008, 21:44

    Arınmak diyemeyeceğim buna. Çünkü arınmak daha başka manalar uyandırıyor zihnimde. Arınmaktan ziyade paylaşmak için yazıyorum galiba.

  2. etiket
    4 Ağustos 2008, 13:41

    Güzel bir yazı. Teşekkürler

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

© Kaan Fakılı