Yürümeyi pek seven birisi değilim. Genelde evde hımbıl hımbıl bilgisayar başında vakit geçirmeyi severim. Yapacağım bir şey olmasa da öylesine sayfaları gezmek, gözlerimi yazılar üzerinde boş boş gezdirmek…
İnsanın canı bir şeye epey sıkkın olduğunda bilgisayar da kâr etmiyor. Yapacağı en iyi şey çıkıp dışarı dolaşmaktır. Hele bir de hava güzelse deme gitsin. Bugün ben de bir değişiklik yapıp kendimi sokağa attım. Her zaman otobüsle, dolmuşla ya da arabayla geçtiğim yolları bir de ayaklarımla, tadını çıkarak geçeyim dedim. Yolun sonuna ulaştığımda -ki yolun sonu benim belirlediğim herhangi bir yerdi- ne kadar rahatladığımı bilemezsiniz.
Bazen canımızı bir şeye sıktığımızda kafamızı yukarı kaldırır Allah’a sitem ederiz. Neden bizi buldu diye. Suçumuz ne bizim diye. Ama yanlış yolda olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bunu en iyi yollarda anlıyorsunuz doğrusu. Bize ufacık bir dert verdi diye sitem etmek yerine, nefes almamızı sağladığı için şükretmeyi yeğlemek daha güzel olsa gerek. Çünkü attığınız her adım, gördüğünüz her güzellik O’nun sayesinde. O’nun varlığı, O’nun tecellisi ile. Bir an bile bundan şaşmak insanı en büyük gaflete düşürür. Ben de öyle yaptım. Bir anlık gafletimin içimde ne kadar büyük bir acı verdiğine tanık oldum ve kendimi attım sokağa. Attığım her adımda şükrediyor, nefes alabildiğim için doyasıya mutlu oluyordum. Hava için şükrediyor, toprak için şükrediyor, güneş için şükrediyor, bize bahşettikleri için şükrediyordum.
Unutuyoruz biz. Güzellik de olsa, kötülük de olsa her şeyin Allah’tan geldiğini. Güzelliklerin kendi çabamız sonucu olduğunu düşünüyoruz ve kötülüklerin de Allah’ın bir şerri olarak düşünüyoruz. Oysa yaşadığımız en güzel yaşamdan en kötü yaşama kadar hepsini bize Allah bahşediyor. Hayır da ondan geliyor şer de ondan geliyor. Öyleyse şükretmek için önümüzde ne engel var?
Nemrut’un putlarını devirdiği için, Nemrut tarafından ateşe atılan Hz. İbrahim, tüm melekleri yollamıyor mu? Bana Rabbim yardım etmez demiyor mu? Ve şunu da eklemiyor mu:
Yakıyorsa kusurumuzdan, bağışlıyorsa lütfundandır…

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum