Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler
  • rss nedir

türkiye’de “edebiyat” mezunu olmak

Arkadaşlar aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra mutlaka şu yazıyı da okuyun:

http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/

İşbu yazı ilk paragraftan son paragrafa kadar yer yer gerek devlet kurumlarına, gerek özel kurumlara ve gerekse de başka şeylere ağır ithamlar içermektedir. Bu ithamlar muhtelif zamanlarda küfre doğru kayacak ve haddi aşacaktır. Lütfen Türkiye‘de herhangi bir üniversitede okumayı düşünmediyseniz ve henüz liseyi bitirmediyseniz bu yazıyı okumamanınızı öneririm. Zira yazıdan sonra Türkiye’de üniversite okumaktan vazgeçebilirsiniz. Lütfen bu durumda kabahati bende aramayın.

Yazacağım yazıda bizzat yaşadıklarımı farklı bir bakışla anlatmaya çalışacak, zamanla farklı farklı insanların gözünden aktarmalar yapmaya çalışacağım. Bu yazı bir serzenişin, bir gücenmenin ve bir zora gitmenin yazısı olacağından biraz uzun ve duygusal içerikli olacaktır. Eğer bu tarz yazılara katlanamıyorsanız sayfanın köşesindeki çarpı işareti ile sayfayı kapatabilirsiniz, teşekkür ederim.

Yazımda bizzat kendimi hareket noktası almayı düşündüğüm için başlığı “edebiyat mezunu olmak” şeklinde koydum. Ancak yazıyı Türkiye‘de edebiyat dışında farklı bölümlerden mezun olanlar okuduğunda benden pek farklı hissiyatlara kapılmayacak ve zaman zaman bana hak verecektir. Bu sebeple bu yazıda herkesin duygularına tercümân olmayı istiyorum.

Araya sıkışmış not: Yazıyı okuyan arkadaşlar, yorumlarınızı esirgemeyin lütfen. Bilelim kimin ne sıkıntısı olduğunu. Eğer yorum yazmazsanız yazının pek okunmadığını düşünecek ve gerçekten çok üzüleceğim.

Uzunca bir girizgâhın ardından asıl içeriğe geçmek doğru olacaktır. Ancak yazıya nereden, nasıl başlayacağımı bilemediğim için lafı geveleyip duruyorum. Öncelikle benim şu an hangi okuldan mezun olduğumu ve ne ile meşgul olduğumu bilmenizi isterim. Belki hakkımda sayfasını okuyanlar bunu bileceklerdir, ancak ben yine de belirteyim.

Ben, Kırıkkale Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Şu an işsizim.

Bundan 5 sene kadar önce, dershaneye giderken tercihlerim hususunda epey kararlıydım. Ancak dönem ortasında yaşadığım bir iki hadise benim edebiyatçı olma yönündeki tereddütlerimi ortadan kaldırdı ve dönem ortasından sonra hep edebiyat bölümü okumayı istedim. Bundan 5 sene evvel, yani 2002 ÖSS‘de, yani bu 300′lü puan sisteminin ilk senesinde ÖSS‘ye girdim ve ÖSS Sözel bölümden 266,500 ham puan aldım. Okuldan da 60 puan gelmesi ile -lisede tembel bir öğrenciydim- puanım 326 ‘ya yükseldi ve yaptığım tercihler neticesinde sürpriz bir şekilde Kırıkkale Üniversitesi‘ne yerleştim. Benim edebiyat bölümünü ne kadar istediğimi sanırım yaptığım 23 tercihin de “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümü olması ispatlar.

Edebiyat bölümüne dair aklımda birçok güzellik vardı. Ancak bu güzelliklerin yerini zamanla bıkkınlıklar, küskünlükler ve reddedişler aldı. Daha sonra korkularımla yüzleştim, kırgınlıklarım geçti ve yeniden edebiyata aşık olmaya başladım. Eski idealistliğimi yeniden kazandım, ancak iş işten biraz geçmiş durumdaydı sanırım. Çünkü okulu bir dönem uzatmıştım. Neyse ki sadece bir dönemdi.  Nihayetinde uzun maratonun sonunda bu bölümden mezun oldum. İdealistliğim hâlâ devam ediyordu. Bizim okulda yüksek lisans yapacak ve akademik kariyerimi geliştirecektim. Bir yandan da bir yerlerde iş bulmalı ve masraflarımı çıkarmalıydım. Yapabileceğim işlerin arasında en makulü dershanede edebiyat öğretmenliği yapmaktı. İşte şu andan sonra 1 sene içerisinde yaptığım şeyleri size anlatacağım.

Öncelikle dershanede çalışacak ve birkaç dersten uzattığım okulu dönem ortasında bitirecektim. Sonra da dönem ortasında açılan yüksek lisans kontenjanlarına başvuracak ve öğrenimime devam edecektim. Bir yandan dershane, bir yandan da okulu idare ederim diye düşündüm. Ancak daha sonra dershanede öğretmen olmanın çekilecek bir şey olmadığını ve hayatımda birçok şeye engel olacağını düşündüm ve Şubat ayında dershaneden istifa ettim. Daha sonra bir arkadaşla birlikte web sitesi falan yaptım, harçlığımı çıkardım. Bir yandan da ilk dönem tüm derslerimi verdim ve ikinci dönem de özel öğrenci olarak yüksek lisans kaydımı yaptırdım. Şimdi ise normal yüksek lisans sınavlarına hazırlanıyorum. Öncelikle aklımda bu sene birkaç farklı iş alternatiflerini düşündüm. İlk önce Ankara‘da TAPU‘ya iş başvurusunda bulundum. Edebiyat ve tarih bölümü mezunu yaklaşık 300 kişi TAPU‘da çalışıyor ve Osmanlıca metinleri okuyorlar. Avrupa Birliği bizim devletten eski tapuların okunmasını ve bilgisayara işlenmesini istemiş. Devlet de yaptığı bir ihale ile bunu bir şirkete vermiş. Şirket de edebiyat ve tarih bölümü öğrencilerine yaklaşık 700 milyon maaş ile ve 5 gün mesai ile bu belgeleri okutmuş. İşin ilginç yanı biz Haziran ayında buraya başvurana kadar başvuran herkesi alıyorlardı. Ancak iş bana gelince, benimle birlikte başvuran 100 kişiyi bir sınava tabî tuttular ve eski tapuları okumamızı istediler. Çok saçma bir sınavdan kesinlikle geçemeyeceğimi biliyordum ve nitekim öyle de oldu. Ancak işin daha da üzücü yanını 1 ay sonra öğrendim. Bu sınavdan başarılı olan 15 kişiyi de işe almamışlar ve birçok kişiyi de işten çıkarmışlar. Bu kapıyı kurutunca özel öğretmenlik için başvurayım dedim. Onda da edebiyat öğretmenine ihtiyaç olmadığını öğrenince ona da bir güzel … Şimdi hafifledim, iş beklediğim bir yerin olmaması da güzelmiş. En azından şuradan buradan bir haber çıksaydı diye beklemiyorsunuz…

Şimdi edebiyat bölümü öğrencisinin yapacağı işleri ve karşılaşacağı zorlukları yazmak istiyorum. Lütfen okuyun ve bir ders alın. Size birkaç çözüm yolu da sunacağım, anlarsanız iyiliğinize.

1. En Garanti İş Dershane:

Evet, bölümden mezun olur olmaz bir dershanede işe başlayabilirsiniz. Ankara’da yüzlerce dershane var. İstanbul’u hiç hesaba katmıyorum bile. Küçük şehirlerde de en azından çalışabileceğiniz bir dershane var. Ancak işin kötü yanı, dershaneler sizi 2 sene boyunca çok komik rakamlara stajyer olarak süründürürler. Sizin etinizden ve sütünüzden faydalanmaya çalışırlar. Sizin stajınızı ekim ayında başlatacaklarına söz verirler ancak tutup bunu Şubat ayında başlatırlar. Sonra Haziran ayı geldi mi sizi işten çıkarırlar ve stajınızı yakarlar. (Adı geçen dershanenin ricası ile bu bölüm kaldırılmıştır. )

Dershanede çalışmayı düşünen arkadaşlar en az 2 sene sürünmeyi göze almalısınız. Tabiî iki seneden sonrasını da düşünün. Doğru düzgün işlemeyen mesai saatleri, haftada 50 saat ders, bir sürü yayın hazırlama, soru hazırlama ve elinize geçen maksimum 2 milyar maaş. Bir bayan için düşünemiyorum bile bu çalışma şartlarını.

2. Formasyon Alayım, KPSS’yi Halledip Öğretmen Olurum

Diyorsunuz ancak o kadar kolay değil bu. Öncelikle formasyon belası var. Her üniversite formasyon yani tezsiz yüksek lisans yani ortaöğretim alan öğretmenliği eğitimini vermiyor. Ankara‘da, Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi var. Ancak tabiî bunlara başvurabilmek için çok yüksek puanlarınızın olması gerekiyor. Akademik mezuniyet notunuzun ve ALES‘inizin 80 üzeri olması gerekiyor ki bu devlet üniversitelerinden birisinde formasyon eğitimi alabilesiniz. Kaldı ki Gazi‘yi kazansanız bile toplam 2 – 2,5 milyar arası harç ödüyorsunuz. Ankara Üniversitesi’nin harcı normal eğitim harcı (dönemlik 150 falan) ancak orası da 1 yılda bir açıyor ve 50 kişi falan alıyor. Eğer param var, paramla rezil mi olacağım derseniz de Başkent Üniversitesi’nden 7 milyara formasyon eğitimi alabilirsiniz tabiî ki. Ancak hem benim gibi mezuniyet notunuz yüksek değilse ve hem de Başkent Üniversitesi’nden formasyon alacak kadar paranız yoksa bu ihtimali de bir kenara bırakırsınız.

Formasyon aldınız diyelim, ne mutlu size. Peki bu yeterli mi ? Tabiî ki hayır. Bir de KPSS belası var. Yaklaşık 85 gibi bir KPSS puanı alacaksınız ki atanabilesiniz. Bunu almak da epey bir emek istiyor. Yaklaşık 6-7 ay sıkı bir çalışma gerektiriyor. Yıllardır görmediğiniz matematik, tarih, hukuk gibi birçok alandan sorular çözmeniz, ezber yapmanız gerekiyor.

3. Hiçbir Şey Olamazsam Asistan Olurum

Bu başlığı da bir ara bir üniversite forumunda yazan bir dangalağın yazdığı bir yazıdan hatırlıyorum. Beyzadem kendisine öyle güveniyor ki, aynen şu üslûpla “yaa bu kadar kasmayın, hiçbir şey olamazsam asistan olurum yaaa” diyor. Delirmemek elde değil. Çünkü asistan olmak yani araştırma görevlisi olmak o kadar da kolay değil arkadaşlar. Öncelikle iyi derecede İngilizce bilmeniz gerekiyor. Bunun için de iyi bir kursa gitmeniz tabiî. Ben daha kısa bir süre evvel araştırdım, kaliteli bir kursun fiyatı ayda 300 YTL’den başlıyor. Yaklaşık 10 ay gideceğinizi düşünün. Neyse İngilizce çalışarak KPDS veya ÜDS’den 50 üzerinde bir puan almanız gerekiyor. ALES’ten de 70 üzerinde bir puan. Yeni düzenlemeye göre de mezuniyet notunuzun en az 65 olması gerekiyor. Hadi mükemmeliz ve bunların hepsini yaptık diyelim. Peki kadro açılır mı? Bilmem. Şu an 1 yıldır araştırma görevlisi ve okutman almıyor üniversiteler. YÖK’ün saçma sapan engeline takılıyor. Memurlar.net’in forumlarına girip bakarsanız, insanlar plânlarını hep askıya almış durumda. Ha bugün çıktı, ha yarın çıkacak diye diye kara kara düşünüyorlar. İnsanların belki ikinci bir plânları var, ancak ilânlar ha bugün ha yarın çıkacak diye bunları erteliyorlar. Belki önlerine çıkan iş imkânlarını tepiyorlar. Sizce ne kadar adil bunlara yapılanlar?

4. Alternatif İşler

Pek de aldırış etmeyin bu başlığa. Eğer çok tanıdığınız varsa, farklı ilgileriniz falan varsa ancak alternatif işler yapabilirsiniz. Mesela bir gazetede editör olabilirsiniz. Kitap tashihi yapabilirsiniz falan gibi şeyler.

5. Polis Olursunuz

Ne güzel değil mi? Birçok bölümde var bu. Üniversiteyi bitirir bir işe giremezseniz hemen polisliğe girersiniz. Yazık değil mi harcadığınız 4-5 yıla? Siz değil, sizi bu hâle düşürenler utansın.

İş Aşamalarında Karşılaşacağınız Sorunlar

  • Öncelikle dershanede karşılaşacağınız sorunlardan bahsedeyim. Öğretmen-öğrenci-hademe üçgeninde bir pozisyondasınız. Oraya gidip de öğretmen olacağım diye hiç sevinmeyin. Bir kere idare size öğretmensiniz, öğrenci karşısında öğretmen gibi durun diye sık sık öğüt verir ancak kendisi size öğretmen gibi davranmaz. Bir sürü ağır işi size yaptırır. Ayak işlerinde sizi kullanır. Eğer zümre başkanınız karaktersizin teki ise sizi birçok işte kullanabilir. Kısaca dershane hayatında aklınıza gelmeyen onca sorunla karşılaşabilirsiniz.
  • KPSS’ye girmeyi düşünüyorsanız hayatınızı belirleyen o sınav günü hastalanmamalı, zihninizi iyi toplamalısınız. Yoksa bir yıllık emeğiniz gider. Ve dua edin ki branşınıza ait kadro mutlaka çıksın. Formasyon alamamak en büyük sorun zaten. Formasyon için para gerek, para için de iş. İş için de formasyon, formasyon için de para…
  • Akademik kariyer yapmak istiyorsanız mutlaka yabancı dil bilmelisiniz. Yabancı dil öğrenebilmek için kursa gitmelisiniz. Kurs için para, para için iş, iş için kurs…
  • Aileniz mutlaka size destek olmalı. Size destek olacak sağlam bir aile yapınız yoksa kendi kendinizi yer bitirirsiniz. Attığınız adımlarda kendinize güveniniz olmaz. Sizi destekleyen olmaz. Attığınız adım boşa çıkınca da suçlu siz olursunuz. Bütün işlerde olduğu gibi bu işlerde de aile desteği şart. Kız/erkek arkadaş desteği de olabilir. Ama gerçekten size destek olacak bir kız arkadaşınız ya da erkek arkadaşınız olmalı. Sizi yarı yolda bırakıp, sıkıntılı zamanınızda sıkıntılarınıza bir sıkıntı katan bir arkadaş değil.
  • Sabırsızlık en çok karşılaşacağınız durumdur. Bunun için bol bol dua etmenizi öneririm.

Çözüm Yolları

  • Edebiyat bölümünde okurken mutlaka notlarınızı yüksek tutmaya bakın. En az 80 transkript ile mezun olmaya çalışın. Hedefinizi daha 2. sınıftayken falan belirleyin. Sizin için ders geçmek değil de iyi derece ile mezun olmak hedef olsun.
  • Mutlaka okurken sık sık İngilizce çalışın, imkânınız varsa kursa gidin. Böylece mezun olunca bunun sıkıntısını çekmezsiniz.
  • Çok fazla edebiyatçı ile tanışın. Mesleğinizden bir sürü hoca ve öğrenci ile tanışın. Birileri ile tanışmak iyidir.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Aklıma bir şeyler gelirse mutlaka not edeceğim, emin olabilirsiniz. Ancak siz de yorumlarınız ile destek olmalısınız. Çeşitli yazılara birçok edebiyatçı arkadaşım yorum yazıyor, bu konuya da ilgi göstermelerini bekliyorum.

İşsizlik ile ilgili bizim Samet’in yazısını da okuyabilirsiniz. Ya da benim “Türkiye’de Öğretmen Olmak” isimli yazımı okuyabilirsiniz.

Etiketler : akademik kariyer, araştırma görevlisi, asistan, dershane öğretmenliği, devlet, edebiyat, edebiyatçı, formasyon, ingilizce, kırıkkale üniversitesi, kpss, öğretmenin sorunları, öğretmenlik, okutman, ortaöğretim alan öğretmenliği, tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, türk dili ve edebiyatı, yök, yüksek lisans

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 29 Ağustos 2008, 01:23
 mühim meseleler, sevgili günlük
 bugün 9 kez, toplam 12,323 kez okundu
« ummadığın anda elektrikler kesilse
vanilla sky ve bir rüya »

benzer yazılar

  • nerede kalmıştık ?
  • hakeme sözlük, gözüne gözlük
  • çekidüzen vermeliyim kendime
  • bir cumartesi
  • hayatımın bakiyesi

son yazılar

    • Çok Tanrılı Dine İnanıyorum
    • hayatı kolaylaştıran icatlar
    • Duyulmayan Anlam Çığlığı*
    • nerede kalmıştık ?
    • ANKARA BÜYÜK GAZZE MİTİNGİ




114 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Erkan Hirik
    29 Ağustos 2008, 01:38

    Söylediklerinize katılmamak için beynin işlevini yerine getirmemesi gerekir sanırım. Bu konuda söylenmiş lafların yetersizliği bir yana söylenecek lafların da yetersiz kalacağı bir yana…Durum gerçekten vahim. Hep diyoruz, “umudumuzu yitirmeyelim, hayırlısı olsun” ama nereye kadar sürecek bu cümleyi kurmalarımız! Ben de uygun bir vaktimde bu konuya değineceğim. Belki bir faydamız olur. :!:

  2. onur özbek
    29 Ağustos 2008, 08:48

    ne diyelim kaan hayallerimizi çalanlar utansın.son derece güzel bir yazı eline sağlık.

  3. Heartsmagic
    29 Ağustos 2008, 11:16

    Bir “bölüm” mezunu olarak aslında hissiyatınıza ortağım. Fakat bölümün farklı olması nedeniyle ben biraz daha talihliyim sanırım, zira matematik iş alanı daha geniş imkanlar tanımakta bizlere. Zaten oldum olası güzide ülkemde bölüm mezunları çok çekmişlerdir. Aslî meslekleri olan akademisyenliğe Türkiye’deki ehemmiyet! yüzünden başlayanların sayısı malumunuz. Hal böyle olunca misal Edebiyat, Fizik, Tarih gibi bölüm mezunları çok zorlanmaktalar. Kendisine güzel bir iş bulabilen üzülerek söylüyorum ki çok az sayıdaki şanslı zümreden oluyor.

    Hissiyatınızı o kadar güzel dile getirmişsiniz ki buradan bir küfür de benim edesim geldi. Özellikle dershaneler hususunu biliyorum. Hiç işin içine girmesem de giren çıkan o kadar çok arkadaşım var ki, anlattıklarınızı ilk defa dinliyor değilim. Böylelerini afişe etmekten bir beis gelmez, bilakis yarar sağlar. Başka arkadaşlar da bu tuzaklara düşmesinler. Dışarıda birilerinin etinden faydalanmak ne kadar “şerefsizlik” ise, burada bu insanların zihin gücünden yararlanmak o kadar şerefsizliktir. Ağır olduysa kusura bakmayın ancak işin gerçeği bu olunca, biz neden söylemekte çekinelim ki?

    Velhasılı kelam, Allah bölüm mezunlarına sabır versin.

    Not: Yorum alanı biraz daha geniş olursa seviniriz ;)

  4. Azab-ı Mukaddes
    29 Ağustos 2008, 17:29

    Haklısınız …
    Tek kelime ile haklısınız gerçekten de …
    Sadece edebiyat için değil,bence Fen Edebiyat Fakültesi’nden mezun olanların çoğunluğu için geçerli bir konu olmuş …
    Okuyup bitiriyorsunuz ve sonuç ortada.. :?:
    İlla ki bu ülke de doktor/mühendis ve/veya avukat mı olmak gerekiyor ?
    Diye düşünebilir ama bizzat yakinen biliyorum ki doktorların da işleri zor … Bir çok mühendis kendi alanında çalışmıyor …
    Ülkemizde de zaten kanayan yara ne :?: Alanında uzman kişinin yok denecek kadar az olması …
    Yaş kaç olursa olsun ; en güzeli işinin ehl-i olmaya çabalamak sanırım …
    Ama işte evlilik,ev geçindirme vs gibi unsurlar ortaya çıkıyor ve ozamanda bu dediklerimin hiçbir önemi kalmıyor…
    Ne diyelim … Şansımız cümlemizin açık olsun insallah :)

  5. İsa SARI
    29 Ağustos 2008, 19:40

    Bizim gibi Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun olanlar/olacaklar için “uyarı” niteliğinde çok güzel bir derleme olmuş, tebrik ederim.

    Gerçekten bu bölümü bitirip de iş bulmak çok zor. Aslına bakarsak, bu bölümden mezun olan birisinin iş bulması çok kolay; fakat ülkemizde maalesef dile, daha doğrusu Türkçeye önem verilmediği için imkansız… Örnek vereyim: Bugüne kadar neredeyse “her şey”i ayrı yazan bir televizyon kanalına rastlayamadım. Her seferinde “herşey” yazmaktan bıkmadılar. Aynı şekilde, bunu yanlış kullanan pek çok gazete ve yazarı da var. Ne var sanki, bu bölümden mezun olanları bu tür yerlerde düzenleyici ve kontrolcü olarak çalıştırsalar, hiç olmazsa asgarî ücretle… Bu sayede hem Türkçe daha düzgün kullanılır hem de bölmü mezunları işsiz kalmamış olur. Buna bile razı olmak isterdik…

  6. araba-cı
    31 Ağustos 2008, 12:39

    Edebiyat bölümü ne yetiştirir? Edebiyatçılık diye bir meslek yok maalesef. Müzik, resim, edebiyat, arkeoloji, tarih… gibi bölümler meslek kapısı olarak görülmemeli. Oralarda okuyacak olanlar bunu bilerek gitmeliler.

    Ukalalık gibi olmasın da, edebiyat bölümünde öğrendiklerinizle kendinize yeni bir alan oluşturabilirsiniz. Dil ile uğraşıyorsunuz, bilgisayar biliyorsunuz, internetle haşır neşirsiniz. Bunları birleştirebilirsiniz pekala. Güzel de olur bence.

  7. Kaan Fakılı
    31 Ağustos 2008, 12:48

    Araba-cı,

    Edebiyat bölümü “edebiyatçı” yetiştirir. Ancak burada edebiyatçı kelimesini tam olarak “-ci” eki ile şekillendirmemek gerekiyor. Edebiyat bölümünde siz yazarlık öğrenmiyorsunuz merak etmeyin. Edebiyat araştırmacısıyız biz şu an. Mesleğimiz araştırma yapmak, ancak bizim bölümden mezun olan kaç kişiyi araştırma görevlisi olarak istihdam edebilecekler? Eğer öyle olsaydı bu kadar edebiyat mezunu vs. genç formasyon almayı düşünür müydü?

    Benim de asıl düşüncem o. Bilgisayar destekli Türkçe çalışmaları yapmak. Dil bilimi bilgisayar ile haşir neşir yapmak. Ancak siz de takdir edersiniz ki bunlar belirli bir bütçe olmadan yapılamayacak şeyler. Bir şekilde geçinmek gerekiyor ki bunlarla uğraşalım. zaten öfkem, kırgınlığım da bunun için.

  8. Hakan Ünsal
    31 Ağustos 2008, 12:48

    Öncelikle selamlar Kaan,

    Bir dönem belli belirsiz bir muhabbetimiz olmuştu belki hatırlarsın. Yorumlar arasında Erkan’ın da yazısını görünce emin oldum ki bir dönemin edebyahu tayfası ile karşı karşıyayım. ;)

    Yazına gelince; katılmamak elde değil. Yakın dönemde bende Edebiyat Fakültesinden mezun oldum ve o yazdığın tüm sıkıntıları neredeyse birebir yaşadım. Bu, taze mezunun bir karakter özelliği midir bilmiyorum ama söz konusu geleceğiniz olduğunda belli risklere giremiyorsunuz. Cesur, gözü kara olmanız pek bir şeyi değiştirmiyor çünkü bu sistem içinde bir türlü önünüzü göremiyorsunuz. Yüksek lisans yapmak, KPSS’ye çok çalışmak, dil eğitimi almak ya da ALES’den yüksek puan almak! Ne yaparsanız yapın yine de istediğiniz garanti işe sahip olamıyorsunuz. Bu durum, gerekli çalışmaları yaparken motivasyonunuzu da azaltan bir etken olarak karşınıza çıkıyor.

    Etrafımdaki arkadaşlar başta olmak üzere, sizler gibi dostlar arasında da ne cevherler parlamakta fakat yetkili kimseler bu insanların farkına varma gibi bir endişe taşımamaktalar…

    Bu umursamazlık devam ettiği sürece de özellikle devlet kademesinden iş beklemek boş bir bekleyiş olarak kalacaktır. Hakkımızda hayırlısı olsun.

    Muhabbetle.

  9. bekir ışık
    31 Ağustos 2008, 15:45

    abi yazdıkların moralimi çok bozdu ben bu sene 317 puanla kayseri fen edebiyat türk dili ve edebiyatı bölümünü kazandım üstelik 2. öğretim zaten çevremde fen edebiyat mezunları iş bulamaz diyolardı kazandığıma pişman oldum benim şimdi ne yapmam lazım ingilizce kursuna felan gidin demişiniz faydalı olurmu gitsem şimdiden başka neler yapmam lazım bilgilendirirsen sevinirim

  10. Kaan Fakılı
    31 Ağustos 2008, 16:05

    Hakan, hatırlamaz olur muyum,o meşhur rumuz kavgamızı da hiç unutmuyorum desem yeridir. :) Yorumların ile sayfaya güzellek kattığın için teşekkür ederim.

    Bekir, ben senin adına çok sevindim. Bana şu an ÖSS’ye girsen ve 4 sene okuma hakkın olsa hangi bölümü seçerdin diye sorsalar ben yine edebiyat derdim. Çünkü edebiyat benim idealimdir. Hayalimdeki bölümdür. Bir gün bir yerlerde iş bulacağıma inanıyorum. Bu bölümü sevdiğim için de bu kadar dayanıklıyım. Yoksa çoktan gidip asgari ücrete bir yerlerde çalışmaya başlamıştım.

    Bence ilk sene hiçbir şey yapma. Yapacağın tek şey derslerinde başarı sağlaman olsun. Mutlaka her dersten 80 üzerinde not almaya çalış. Bir yandan da bol bol kitap oku. Okuduğun bölmü iyice sindir. Hattâ 2. sene de aynısını yap. Alanında uzmanlaş. Sonra bizim gibi lisansta o kadar zaman varken öğrenemediklerini yüksek lisansta öğrenmeye çalışırsın.

    Bir iki seneyi bu şekilde atlattıktan sonra devlette öğretmen olmak istiyorsan tarih falan çalışmaya başla. Yok akademisyen olmak istiyorum dersen de İngilizce kursuna git. KPDS, ÜDS gibi yabancı dil sınavlarından 60-70 almaya çalış. Benden sana naçizane tavsiyeler bunlar.

  11. pınar cansız
    31 Ağustos 2008, 16:35

    bölümümüz insani anlamda diğer bölümlere nazaran birçok şey katıyor bize.çoğu zaman gurur duydum edebiyat okuyorum demekten.ama hep derlerdi zaten ‘hımm bölüm mü?ee napmayı düşünüyorsun ki mezun olunca?’.'hah anlamadın galiba türkolog olacağım,bundan alası var mı!’.hey gidi diyorum şimdi.bilmek,mutsuzluk getiriyor.sorumluluklarımız hissettirmeye başlayınca iyiden iyiye kendini,anlıyoruz ki yok işte öyle tavana bakıp gülümseyerek kurduğumuz hayaller,adı üstünde hayaller.son sınıfa geçtim,işsizlik problemiyle yüz yüze olmamın kuvvetle muhtemel olduğunun fazlasıyla farkındayım.şevkim kırılmış değil ama hayalperestliğimi bir kenara attım.
    (ha bu arada kaan,üslubun son derece akıcı ve ifadelerin oldukça içten:)bence aklının bir köşesinde yazarlık seçeneği bulunsun.ne de geçinilir ya yazarak!)

  12. pınar cansız
    31 Ağustos 2008, 16:42

    ‘ne okuyorsun evladım?’ sorularına ne de göğsüm kabararak ‘türk dili ve edebiyatı okuyorum.’derdim.gerçeklerin biraz farkında olanlar bu cevap karşısında ‘hmm bölüm okuyorsun demek.ee napmayı düşünüyorsun ki mezun olunca?’ diyince içimden ‘hıh türkolog olacam diyorum,bundan alası var mı şunun sorduğu soruya bak!’ diyip hiddetlenirdim.gel zaman git zaman büyüdüm,öğrendim.bilmek,mutsuzluk getirirmiş.sorumluluklar iyiden iyiye hissetirince kendini,tavana bakıp gülümseyerek kurduğumuz o hayallerin büyük bir kısmının hayal olarak kalmaya mahkum olduğunu gördük.ha daha görmedim,ama göreceğimin kuvvetle muhtemel olduğunun farkındayım.son sınıfa geçtim,şevkim kırılmadı ama hayalperestliğimi de bir kenara bıraktım.
    (kaan beyler bu arada üslubunuz son derece akıcı,ifadeleriniz pek bi içten:)yazarlık bir köşesinde bulunsun aklınızın.ha ne de geçinilir ya yazarak,o da ayrı mesele!)

  13. Kaan Fakılı
    31 Ağustos 2008, 16:46

    Pınar, evet maalesef o sorunlarla ben de sık sık karşılaşıyorum. Ben bastırarak söylüyorum “bölüm” okumak istediğimi. Çünkü 23 tercih yapmıştım, hepsi de bölümdü. :) Bir de “4 yıllık mı, 2 yıllık mı?” diye sorarlar ya, merak etme zamanla alışırlar :)

    Yazmayı seviyorum, yazar olmayı istiyorum ancak yazarlık çok büyük bir birikim gerektiren bir iş. Yaptığım iş ne olursa olsun yazmaya devam edeceğimi biliyorum, ancak bir roman çıkarabilecek kapasiteye gelir miyim işte orası tam bir muamma.

  14. pınar cansız
    31 Ağustos 2008, 19:42

    hahah bu arada 2 benzer yorum üst üste gelmiş.ben öbürünü yollarken sayfa hata vermişti.of ya gel de baştan yaz şimdi diye söylenmiştim.böyle de değişik bir çalışma olmuş:)

  15. İşsizlik Üzerine Tavsiyeler
    2 Eylül 2008, 15:54

    [...] yazısıyla alıntı yaptıgım Kaan‘da yine içini dökmüş-hatta kusmuş- ve “Türkiye’de “edebiyat” mezunu olmak” başlığıyla yaşadığı sıkıntıları dile getirmiş. Kaan’ın da derdi [...]

  16. Gülşah Yanardağ
    3 Eylül 2008, 07:51

    Kaancığım şu yazınla inan bana yüreğimizin tercümanı oldun.o kadar güzel yorumlamışsın ki ilerde yaşayacaklarımızı.senin gibi deneyimli kişiler sayesinde,benim gibi daha okulunu bitirmemiş birçok kişinin adımlarını daha dikkatli atmasına vesile oldun.bu sebeple sana minnettar kaldığımı belirtmek isterim.ben de herkes gibi devlete kapağı atmak isteyenlerdenim daha öncede belirttiğim gibi hatırlarsan.dilerim her şey gönlümüzce olur.yaşamın olduğu her yerde bir umut vardır diyenlerdenim.bizi bu hale getirenler utansın.ilerde bunca insanın zorluklar çekeceğini,işsiz kalacağını bile bile hala fen edebıyat bolümlerine o zavallı öğrencileri yerleştirenler utansın.işte türkiyenin gerçeği bu arkadaşlar.bile bile,göz göre göre uçuruma sürüklenmek gibi bir şey.allah hepimizin yolunu açık etsin.

  17. Kaan Fakılı
    3 Eylül 2008, 17:32

    Merhaba Gülşah, ya hu gözünü seveyim şu yorumunu küçük harflerle yaz. Tek tek düzeltmeye uğraşıyorum :(

    Devlete güvenerek iş yapmak boşuna. Bakın yeni yeni üniversiteler açıyor. Dışarıdan baktığınızda iyi gibi gözüküyor, ancak bu yaptıkları ahmahlıktan başka bir şey değil. Zaten mevcut üniversite mezunlarını istihdam edemiyorsun, sen daha ne diye yeni üniversite açarsın ki? “Diplomalı” işsiz sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor maalesef.

    Umut var, yok değil. Ancak sabır tükenince umudun var olması ya da olmaması pek de önemli gelmiyor insana. Ne diyelim, Allah bize dayanma gücü versin.

  18. nagehan aytekin
    7 Eylül 2008, 22:35

    tamam kaan ben herkesi ikna etcem toplu eylem,okulu bırakalım bence :)

  19. Kaan Fakılı
    7 Eylül 2008, 22:40

    Nagehan, keşke öyle bir imkân olsa iyi ses getirecektir emin ol. :) Ancak o bölümü kazanmak için bile millet milyarlarca lira para harcıyor. :)

  20. sevim
    12 Eylül 2008, 22:36

    kaan gerçekten o kadar doğru şeyler yazmışsın ki…ben 3.sınıf öğrencisi oldum artık ve malesef geçen seneden beri 3 yıl sonramı düşünmekten harab oldum.farkettiysen düşünmekten diyorum çalışmaktan değil yazını okuyunca tokat yemiş gibi oldum arkadaşlara tavsiyem düşünmek eyleminin yanında benim gibi daha mezun olmama çok var demek yerine çalışmaya başlamaları.başta dersler olmak üzere bunun yanında şimdiden dersanede stajyerlik olur ing.kursuna gitmek olur v.s.hayat zor gerçekten uğraşmam gerek,uğraşmamız gerek ne deyim hepimizin Allah yardımcısı olsun..

  21. cansu
    13 Eylül 2008, 19:34

    merhaba,
    yazınız tam da aklımdaki sorulara birer cevap niteliğinde.ellerinize sağlık.türk dili ve edebiyatı öğrencilerinin ve mezunlarının içine düştükleri çıkmazını pek güzel anlatmışsınız.
    ben de bu sene son sınıfa geçtim.ingilizcem üdsden 50alacak kadar var, ailem de sağolsun arkamda.ancak okul bitince kendi ayaklarımın üstünde durabileceğimi düşünürken hala ailemden para istemek gücüme gidiyor.
    madem bu bölüm açılıyor neden iş imkanları düşünülmüyor?bizler dilimizi ve edebiyatımızı sevdiğimiz için cezalandırılıyor muyuz?bunca emek ve harcanan maddi manevi değerlerimiz boşuna mı?birileri de çıkıp bize en azından bir cevap verebilse keşke.
    düşündükçe yazdıkça sinirleniyorum.en iyisi yazımı burada sonlandırmak.
    yazınız için tekrar teşekkürler.

  22. Kaan Fakılı
    14 Eylül 2008, 11:56

    Sevim, bence bunu 3. sınıfta düşünmeye başla. Şimdiden düşün de kuruntu yapma kendine, yoksa boş yere üniversite hayatını mahvedersin. Emin ol ben yeniden üniversiteye başlasam her anımı dolu dolu yaşamaya bakardım. Benden sana tavsiye. :)

    Cansu, böyle imlâlara dikkat eden bir edebiyat öğrencisi ile birkaç kelâm edebilmek çok güzel. Zira biz edebiyatçılar da pek imlâya önem vermiyoruz değil mi? :) Bence yabancı dilinizle ve aile desteğinizle birçok kişinin önündesiniz şimdiden. Allah yolunuzu açık etsin.

    İş imkânları düşünülmediği gibi daha fazla üniversite açarak -güya iyilik yapıp üniversiteli sayısını arttırıyorlar- bu işsizler kervanına yenilerini katıyorlar. Tamamen milletin gözünü boyama yani. Kimse size hiçbir zaman cevap vermeyecek Cansu. Buna emin olun.

    Ben teşekkür ederim yorumlarınızla destek olduğunuz için.

  23. mine
    17 Eylül 2008, 11:34

    hepimiz ortak sıkıntılarda buluşuyoruz; ne acı…Ben de 2004 mezunuyum,2005′te formasyon aldım.Daha sonra bir kolejde staj yaptım. ancak sonrası bir türlü gelmedi.Staj yaparken 9 ay maaş almadım.Sigortamı yatırıyor olmaları onlara bu hakkı veriyordu.Oysa sözleşme yaparken girdiğim ders saatine 10ytl vereceklerini söylemişlerdi.Dediğiniz gibi yerine göre hademe-öğrenci-öğretmen muamelesi görüyorduk.
    Onlara katlanıp,yüzlerine gülseydik,haklarımızı savunmasaydık çalışmaya devam ediyor olabilirdik.Kpss’ye hazırlanmak en doğrusuydu.bu arada da cebimde bir kaç kuruş para olsun aileme yük olmayayım diye ücretli öğretmenliğe başladım.İki sene ücretli öğretmen olarak çeşitli okullarda görev yaptım.Sizin saydıklarınızı tek tek ben de düşündüm,yaşadım ve artık yoruldum. hepimiz yorgunuz.Yarınlarımıza dair umutlarımızı çalanları Allah’a havale ediyorum…

  24. harika kızılkaya
    20 Eylül 2008, 17:25

    ben harika bu yıl trakya üniversitesi edebiyat bölümünü kazandım.tabiki çevrem hukuk,tıp vs.gibi bölümler varken iş imkanları zorken neden bu bölümü seçtiğimi sordular,ama sıkıldım.artık cevabım belli.insanlarını zor durumda bırakıp sevmedikleri işleri yapmaya mahkum eden,birey diye mutsuz sinmiş insanlar yaratan sisteme karşı duruşumdur.ben sevdiğim işi yapacağım :!: :twisted:

  25. Kaan Fakılı
    20 Eylül 2008, 23:19

    Mine, söylediklerine katılmamak elde değil maalesef. Dediğin gibi milletin iliğini sömürmek için her şeyi yapıyorlar. Onların yatacak yeri yok…

    Harika, harikasın. :) Ben de edebiyat bölümüne isteyerek gittim. 23 tercihimin hepsi edebiyattı. Millet inanmıyor. Yok puanın yeterli değildir de ondan öyle yaptım falan sanıyorlar. Halbûki puanım iyi olsaymış daha iyi(!) bir bölüm yazarmışım falan. Sen aldırış etme onlara. Ben 266 ham puan ile girdim bu bölüme. :) Alnım açık. 85 sözel netim vardı. ;)

  26. Yeşim
    21 Eylül 2008, 11:25

    Edebiyatı o kadar çok seviyordum ki anlatamam…Hala çok seviyorum ama görevimi yerine getirme şansım olsa daha çok sevineceğim.Mezun oldum ama hala iş bulamadım.İlk tercihim edebiyattı.Kazandım.Okudum ve biirdim.Ama iş konusuna gelince orda sıkıntı yaşadım çok…Bu da beni çok üzdü,okuyup da atanamayan veya göreve başlayamayan insanlar gibi…Durum çok acı ve üzücü…

  27. ahmetzahit
    21 Eylül 2008, 12:45

    merhaba kaan sitene bir arkadaş aracılığı ile ulaştım.ben de bu sene edebiyat son sınıfa geçtim. mezun olacağıma sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum. bize galiba yaratıcıdan hayırlısını istemek düşüyor…

  28. ahmetzahit
    21 Eylül 2008, 12:47

    bir şey daha kaan ben bir kez ales’e girdim ve 71 puan aldım.ortalamam da 3.25 civarında olur.bu durumda bir üniversitede yüksek lisans yapabilir miyim yoksa daha çok ter dökmem mi gerek? :cry:

  29. Betüş
    24 Eylül 2008, 20:56

    Keşke okumasaydım yazınızı :( Ama o kadar meraklıyım ki dayanamadım. 8O Ben daha birinci sınıftayım. :? Galiba dört yıl sonra sizinle aynı duyguları paylaşmak üzere gene gelirim buraya :twisted: Gözüm korktu yaaa :roll:

  30. ilknur mutlu
    26 Eylül 2008, 21:42

    bu yazılanları okuduktan sonra gelecegim daha bi karanlık görünmeye başladı.Bende kırıkkale üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümündeyim ve bu sene ilk senem.:S anlaşılan çok zorlu bi dönem beni beklio:( birde iş bulmak için çekilen onca eziyet… offf offff:(

  31. gÜL Rana
    27 Eylül 2008, 10:33

    yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum.edebiyat bölümü son sınıf öğrencisi olarak bu yazıyı okuduktan sonra sanırım evlenip evimin kadını çocuklarımın anası olacağım…harcanan 4 yıla ve milyarlarca paraya yazık…bu hale getirenler utansın..

  32. gÜL Rana
    27 Eylül 2008, 10:52

    Bir de konu ile ilgili değil ama Kaan Bey Osmanlıca bir site yapabilme imkanınız var mı?

  33. Kaan Fakılı
    27 Eylül 2008, 13:40

    yeşim, duygularına birebir katılıyorum. Edebiyat okumak gerçekten ayrıcalıktır benim için. Ancak okul bitince bu ayrıcalık dezavantaja dönüyor ve maalesef zorlanıyorsunuz.

    ahmetzahit, bence son sınıfın tadını çıkarmak ile birlikte gelecek kaygısını gütmeye de başla. :) Ama yapamayacağın şeyler için de kendini çok fazla sıkıntıya sokma derim ben. Yani kararını ver, öğetmen mi olacaksın yoksa araştırmacı mı? Hangisini seçiyorsan o yönde ilerle ve acaba ne olacak sıkıntısı duyma derim ben.

    betüş, umudunu yitirme. Biz her konuda burada birbirimize destek oluyor. Yazıyı yazmamdaki amaç sizleri umutsuzluğa sürüklemek değil geleceğiniz için biraz daha çabalamanızı sağlamak. Bu söylediklerimi sakın unutma. Diğer meslektaşlarından biraz ayrıcalığın olsun.

    ilknur, öncelikle hoş geldin diyelim. Sen de bizim bölüme gelmişsin. Hocalarının kıymetini bil. Hepsi birer pırlantadır. Gevherdir. Hepsi ile iyi geçinmeye bak. Bir gün okula geldiğimde yüzyüze görüşürüz ve bu korkun gider inşallah. :)

    gülrana, o kadar okuduktan sonra yapmayın derim ben. Yani bir bayan mutlaka ekonomik özgürlüğünü eline almalı ve ondan sonra evlenmelidir. Osmanlıca site yapılabilir evet ama neden sordunuz?

  34. ahmetzahit
    27 Eylül 2008, 20:18

    kaan tavsiyelerin için çok sağol söylediklerine dikkat etmeye çalışacağım… :oops:

  35. gÜL Rana
    27 Eylül 2008, 21:06

    Tabiki biliyorum Kaan Bey,ben durumun vahimliğini belirtmek için öyle dedim..Bu kadar yıldan sonra emeklerin karşılığını alamadan pes etmek bize yakışmaz..Osmanlıca bir site olmasını çok isterdim o yüzden sordum :)

  36. özge yılmaz
    28 Eylül 2008, 14:14

    söyledigin şeykere katılmamak elde değil.ben bu sene kırıkkaledeyim ve fen edebiyat bölümünde.gelecek kaygılarım çok fazla…birinci sınıf olmama ragmen şimdiden düşünüyorüm.tavsiyelerini dikkate alıcamm… keşke senin gibi düşünenler birleşip sesini duyurabilse…

  37. serap
    2 Ekim 2008, 17:09

    Kesinlikle söylediklerine katılıyorum.Ben de Celal Bayar Üniversitesi Edebiyat bölümünde okuyorum.2.sınıfa geçtim.Ben asıl Türkçe Öğretmenliği istiyordum ama olmadı bölüm kazandım.Açıkçası aklım hala Türkçe öğretmenliğinde.Bu sene tekrar üniversite sonavına girip Türkçe Öğretmenliği bölümüne yerleşmeyi istiyorum.Sınava tekrar girmek konusunda kesin kararlı değildim.Ama yazını okuduktan sonra aslında bildiğim ama aklıma bile getirmekten korktuğum gelecek sorunlarıyla yüzleştim.Sanırım tekrar sınava girmeyi denesem benim için daha hayırlı olacak.Biliyosun ki Edebiyat bölümünde 2.sınıfa kadar olan bazı derslerle Türkça Öğretmenliği’nde 2.sınıfa kadar olan dersler aynı.Bizim okulda da ders kredi sayısı muaf olabileceğim kadar yüksek.Kazanırsam tekrar 1. sınıftan başlamayı göze alıyorum.Sana sormak istediğim sınavı kazanırsan gördüğüm derslerden muaf olup,3.sınıftan devam edip alttan diğer görmediğim dersleri alabilir miyim?Yoksa 1.sınıftan mı başlamam gerekicek?Bu konuda bi bilgin varsa beni aydınlatırsan çok sevinirim.Şimdiden gelecek kaygısı duyuyorum ve sürekli huzursuzum:(.Şimdiden teşekkürler

  38. Ahmet ÖZDEMİR
    2 Ekim 2008, 20:02

    söylediklerinizde o kadar haklısınız ki…
    aslına bakarsanız yaşadıklarımızı sadece iki kelime özetler:”hayat işte”..
    anlamadığım bir şey var nasıl olsa kpss illeti var, ne diye her bölüm mezununa pedagojik formasyon vermiyorlar ki… burada amaç ne? para mı? onu da verelim… ama bu ülkenin gençleri daha 6.sınıftan itibaren sınavlar yüzünden düşünmeyen, sorgulamayan, üretmeyen insanlar oluyorllar. gerçekten amaç düşünmeyen, sorgulamayan,üretmeyen insanlar yetiştirmek mi acaba? bu sistem bize ağır küfürler ediyo açıkçası…

  39. Kaan Fakılı
    5 Ekim 2008, 10:11

    Özge, hayırlı uğurlu olsun. Ancak bu ülkede milyonlar sesini duyursa da bir şey değişmiyor maalesef.

    Serap, yorum için özür dilerim, biraz gecikti. Gözümden kaçmış. E-posta attığını görünce fark ettim.

    Şimdi öncelikle şunu söyleyim, eğer ortaokulda Türkçe öğretmeni olmak gibi bir gayen varsa o zaman sıfırdan başla derim. Ama ortaokul, lise benim için fark etmez dersen okuduğun okulu bitir derim. Çünkü ÖSS’ye girip kazanacağın Türkçe öğretmenliği bölümüne girip muhtemelen 1 ve 2′yi yeniden okuyacaksın. Haliyle bu 2 sene kayıp demektir. Bu şekilde 2 sene kaybetmek yerine okul bitince formasyon alır Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak atanabilirsin. 3. ve 4. sınıflarda da notlarını yüksek tutar, ALES’e çalışıp ondan da yüksek alırsın ve istediğin yerde formasyon alırsın. Formasyon alırken de KPSS’ye hazırlanabilirsin. Bu sadece benim tavsiyem. Eğer Türkçe öğretmenliğine başlarsan da 3′ten başlatacaklarını sanmıyorum. 1′den başlarsın büyük ihtimalle. Dikey geçiş gibi değildir yani. Hattâ aldığın dersleri de tekrar almak zorunda kalabilirsin. Çünkü sen okulu bırakıyorsun, okulu bitirip 2. bir üniversiteye giriş yapmıyorsun, unutma. Yine de bir araştır derim ben, üniversitenin öğrenci işlerine git, bölüm sekreterliğine git. ÖSYM ile görüş. Hayalinin peşini bırakma.

    Ahmet, söylediklerine katılmamak elde değil arkadaşım.

  40. faruk
    5 Ekim 2008, 11:09

    Öncelikle yazdıkların için biz Türk Dili ve Edebiyatı mezunlarının,yaşadıklarından yola çıkaraktan içler acısı durumunu ortaya koyduğunu ve ileride mezun olabilecek arkadaşlara yol göstermeye çalıştığın ve böyle bir siteye gereksinim duyduğun için teşekkürler etmek isterim.Dediklerine sonuna kadar değil sonsuza kadar katılıyorum:cry:Ben bu yıl Kıbrıs YDÜ’den mezun oldum yani sizin gibi Türkiye’de bile okuma şansım olmadı yani benden bir bakıma şanslısınız:).Maddi durumum da bu bakımdan iyi sayılabilecek düzeyde ortalamam çok yüksek değil açıkçası.Edebiyatı okulda sevdim daha önce bir ilgim olduğum fazla söylenemez.Sadece beni bir şeyler edebiyata çekti.Pardon çok uzattım lafı…Kısacası ben asistan olmaya karar verdim dil kursuna gitmeye de hazırım şu an ALES e de hazırlanıyorum bana detayları iyice anlatıp yardımcı olursan çok sevinirim.Sürç-ü lisan ettiysek affola.

  41. serap
    6 Ekim 2008, 04:02

    Çok teşekkürler.Ben de Öss için harcayacağım performansı derslerime harcarım formasyon alırım diye düşündüm.Ama bu ülkede hem formasyon diye bişey çıkarmışlar hem de formasyonlu bölüm mezunlarını atarken 2.sınıf muamelesi yapıyorlar.Atanamamaktan korkuyorum açıkçası.Bunun için tekrar sınava girmeyi düşünmüştüm.Yani atanmazsam belki 5 sene açıkta kalabilirim.Ama sıfırdan başlasam bile en fazla 2 senem kaybetmiş olucam.

  42. serap
    7 Ekim 2008, 17:15

    Ya arkadaşlar Fen-Edebiyat Fakültesi’nde herhangi bir bölüm okuyup da ikinci sınıf sonunda tekrar Öss’ye girerek öğretmenliğe yerleşen var mı?Mesela Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okurken Türkçe öğretmenliği veya Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği kazanmak gibi.Kazandığım herhangi bir eğitim fakültesinde iki sene boyunca bölümde gördüğüm bazı ortak derslerden muaf olabilir miyim?İnternetten bikaç eğitim fakültesinde görülen derslere baktım.Benim gördüğüm ve görceğim derslerle isim olarak birebir uyuyor.Ama içerik olarak aynı olmalıymış diye duydum.Hangi üniversitenin içeriğiyle benim üniversitemin içeriği aynı nerden bilcem ki.Bilgisi veya tecrübesi olan varsa bana dönerseniz sevinirim.Bölüm okuyup da dersanede çalışmak tam bir işkence.En iyisi Milli Eğitim.Buarada Celal Bayar Üniversitesi’nde okuyorum.Hepinize hayırlı akşamlar…

  43. Kaan Fakılı
    7 Ekim 2008, 18:27

    Faruk öncelikle güzel yorumun için teşekkür ederim ve cevabı geciktirdiğim için hakkını helal etmeni isterim. Güzel bir yol seçmişsin. Biz hayat dediğimiz bu güzergahta rotamızı sağlam belirledikten sonra ve önümüze çıkan fırtınalarla mücadele ettikten sonra bizim için mutlu son vardır, emin ol. Akademik personel olmak için İngilizce sınavlarından yani KPDS ve ÜDS’den en az 50 almalısın -ki ne kadar yüksek alırsan o kadar avantajlısın-, ALES’ten en az 70 almalısın. Yine ne kadar yüksek alırsan o kadar avantajlısın. Mezuniyet notun da 100 üzerinden 65 olmalı. Bunun dışında herhangi bir kriteri yok. Bir de tanıdık bir hoca bulmalısın. Benim bugüne kadar gördüğüm tek sorun yabancı dil sorunu. Sen ÜDS’den 70 üzeri bir puan al bak önünde hiç engel kalmıyor. İnşallah başarılı olursun.

  44. faruk ikiz
    7 Ekim 2008, 21:19

    Ben tesekkur ederim onemli degil zaten yogunsunuzdur siz bizim icin burdasiniz siz hakkiniz helal edin.Son bir sey tanidik bir hocanin olmasi her alanda etkili olabilir mi?iyi calismalar

  45. Kaan Fakılı
    8 Ekim 2008, 21:02

    Tabiî ki her alanda etkilidir ama bizzat sizin başvuracağınız bölümden tanıdık bir hoca bulabilirseniz bence daha sağlıklı olacaktır.

  46. faruk
    8 Ekim 2008, 21:36

    Tekrardan çok teşekkürler ben bunu çok merak etmiştim çok yardımcı oldun artık sınava gönül rahatlgıyla girebilirim kaan bir de seni inşallah ileride bu birikiminle ve ögrencinin içinden yetişerek ve bizim dilimizden anlayan biri olarak seni bu ülkede üst mevkilerde(YÖK) görmek bizi çok sevindirir,elbette birileri sendeki bu cevheri görecektir bizim gördüğümüz gibi.İyi çalışmalar

  47. buse şahin
    10 Ekim 2008, 11:19

    ben bu sene işletme birinci sınıfım ama edebiyat okumayı cok istiyordum ve hala istiyorum.edebiyat gelmedigi için hala moralım çok bozuk.sizce bu istegimi artık bi tarafa bırakıp işletmeyı bitirmek için cabalamam daha mı iyi olur :?: :| :|

  48. Kaan Fakılı
    10 Ekim 2008, 11:36

    faruk, güzel sözleri, iltifatların için teşekkür ederim. benim ekstradan yaptığım bir şey yok. sadece başıma gelen şeyleri siz değerli arkadaşlarıma aktarıyorum o kadar. onun dışında inan pek yaptığım bir şey yok. keşke imkân olsa da yapabilsek… inşallah dediklerin bir gün gerçekleşir.

    buse, edebiyatı ne için istediğine bağlı. edebiyat bölümüne aşk ile girip de hüsran ile, hayal kırıklığı ile bitiren onlarca insan tanıyorum. edebiyatı ne için istediğini bir sor kendine ve bize aldığın cevabı söyle…

  49. Kaan Fakılı
    10 Ekim 2008, 12:11

    Serap sana özel bir cevap yazacağımı söylemiştim sanırım daha evvel, uzun uzun. Çok fazla yazamadım senin sorularına bir şey, özür dilerim.

    Şimdi öncelikle insan sevdiği, hoşlandığı mesleği yapmıyor ise ömür boyu mutsuz olacak demektir. Ancak senin önünde zaten hoşlandığın, sevdiğin mesleği yapma gibi bir imkânın var. Yani bölümü bitirip formasyon aldıktan sonra Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olabiliyorsun. Olaya şu açıdan bak:

    Sen eğer şu an 2. sınıfa geçmiş isen diyelim bu sene dershaneye gidip Türkçe öğretmenliği kazandın ve sıfırdan bir üniversiteye başladın. Bu sana nereden baksan hem sene tekrarı hem de yeni bir şehire taşınma vs. derken nereden baksan 5 milyardan fazla tutacaktır. Bunun yerine edebiyat bölümünü bitirdiğinde formasyonu hiç yoktan özelden alırsan sana 6 milyara mâl olacaktır. Yani bu açıdan okulu bırakıp yeniden sınava girmek senin için zaman kaybı olacaktır.

    Eğer maddiyat benim için önemli değil dersen ve 2. sınıfa yeni başladıysan bu sene okulu dondurabilir ve yeniden ÖSS’ye hazırlanabilir ve Türkçe öğretmenliğini kazanabilirsin. Ve hadi 1. sınıftan başladığını düşünürsen 2 sene zaman kaybın olur. Ancak formasyon alabilir miyim, alamaz mıyım diye bir sürü çaba sarfetmezsin. Karar senin.

  50. serap
    11 Ekim 2008, 17:27

    Ben sınava kendim hazırlanıcam.EA öğrencisiyim.Matematiğime güvenim var birazcık:).O yüzden kendim hazırlanıcam.(Ama kazanamazsam da sorun değil sonuçta açıkta kalan arkadaşlar da var.)Yani hem ikinci sınıfı okuyıcam hem hazırlanıcam.Haklısın ama ben ortaokulda çalışmak istiyorum.Açık bişey söyliyim mi.Ben edebiyattan çok dil aşığıyım.Dilbilgisine bayılıyorum.Edebiyata pek yakın hissetmiyorum kendimi anladın mı?Mesela şu an Türkiye Türkçesi diye bir ders görüyoruz ek,kök,cümle vs.Bu derse bayılıyorum.Zaman çabuk geçiyo.Ama Eski Türk Edebiyatı diye bir ders var.İlk 15 dakikadan sonra iptalim ben.Zevk alamıyorum.Düşünüyorum da şu an sevmeiğim dersleri ileride başkalarına nasıl anlatırım.Sıkılırım diyorum.Sonuçta boş bir öğretmenlik hayatım olsun istemiyorum.Benim görevim geleceğin çocuklarına bir şeyleri öğretmek.Ben sıkılırsam faydalı olamam ki dimi.(Buarada bana ileti göndermişsin pek emin olamadım sen misin değil misin diye afedersin cevap atmadım.Eğer o yazan sen isen geçmiş olsun umarım herşey yolundadır)Allaha emanet ol kardeşim.Ayrıca şu yazdıklarımı bir tek sen anlarsın.

  51. Kaan Fakılı
    11 Ekim 2008, 17:30

    Eh, o zaman Allah yolunu açık etsin ne diyelim. Evet bendim, iyi dileklerin için teşekkür ederim sağ ol.

  52. serap
    11 Ekim 2008, 17:32

    Lise biraz daha edebiyat üzerinedir.6,7 ve8. sınıflarda ise daha çok dil ve anlatım üzerine.Bunu demek istedim.Yanlış bulduğun bir nokta varsa düzelt lütfen.Yanlış biliyor ya da düşünüyor olabirim.

  53. serap
    11 Ekim 2008, 17:39

    Ben teşekkür ederim herşey için.Çok oldum galiba.İyi akşamlar.

  54. Kaan Fakılı
    11 Ekim 2008, 17:52

    Yok hayır öyle bir şey söylemedim ben. Herkesin kendi tercihidir. Kimseye zorla edebiyat sevdiremezsiniz ki. Ben de lisansa ilk başladığım sene dil bilgisinden pek hazzetmezdim ancak şimdi epey seviyorum. Sizinki de zevk meselesi. Bu yüzden kimse sizin tercihinize bir şey diyemez, saygı duyması gerekir.

    Evet, dediğiniz gibi ortaokulda öğrencilere biraz daha dil bilgisi eğitimini fazla veriyorlar. Lisede ise edebiyat tarihi eğitimi biraz fazla. Bu yüzden seçiminiz doğrudur.

  55. zuzu
    15 Ekim 2008, 22:51

    Dediklerinize katılmamak mümkün değil, maalesef sadece biz edebiyatçılar için değil bütün üniversite mezunlarının kaderi bu. Ama şimdi hatırlıyorum da üniversitenin ilk yıllarında ben de her yeni başlayan gibi “üniversitede kalacağım” diye hayaller kurmuştum; sonra ne kadar boş bir hayal olduğunu tabii ki anladım. Galiba size göre daha şanslıyım, okulum formasyon isteyenlere ücretsiz olarak veriyordu, biz de arkadaşlarla oflaya puflaya daha sonra hiç işimize yaramayacak o sıkıcı dersleri almıştık. İyiki almışız, mezun olunca öğretmenlik için başvurduk ve hemen hemen herkes istediği ile atandı, ben de dahil. Dedim ya galiba şanslıymışız. Ancak şimdi bakıyorum da mezun olan ve olacak bir sürü genci zor günler bekliyor ve maalesef tüm bunlara çözüm olacak hiçbir şey yapılmıyor…
    Zaten öğretmen olsanız öğrenci dersi önemsemiyor, ne de olsa herkes Türkçeyi çok iyi bildiğini sanıyor-külliyen yalan- ya da okul idaresi sizi sadece törenlerden ve yarışmalardan sorumlu sanıyor. Nerede bir şiir yarışması,nerede bir tören varsa görevlisiniz; içinizden sürekli küfretmek istiyorsunuz.
    Sizden sorumlu “malum bakanınız” çıkıp televizyon kanallarında demeç veriyor; sizi aşağılıyor… Zam isteyen öğretmenler için “İsterlerse yerin dibine girsinler” şeklinde sokak ağzı kullanarak sizi halkın gözünde küçültüyor. Öğrenciler, öğretmen olmak mı asla! diyerek sizin moralinizin daha da bozulmasına neden oluyor.
    Çevrenizdeki tanıdıklarınız “Bir daha dünyaya gelirsem ben de öğretmen olacağım, hep tatil yapıyorsunuz.” diyorlar; öğretmenlik diyince maalesef akıllarına tatilden başka bir şey gelmiyor. Aldığınız üç kuruşluk maaş milletin gözüne batıyor; oysa özel sektörde bulunan hiçbir ayrıcalık bizim için sağlanmıyor; ne yol parası ne yemek ne de ikramiye var; kuru kuruya maaşa talim ediyorsunuz. Başka işte çalışmak isteseniz hem yasal değil, hem de bu kadar işsiz varken dersanelerde öğretmenlik yapacak değilsiniz ya…
    Velhasıl edebiyat ve dil sevdasıyla girdiğiniz üniversite hayatı bitince hayaller de bitmiş oluyor; kendi çapınızda yazdığınız yazılar size arkadaşlık ediyor, sonra bir blog açıp yazma isteğinizi burada gideriyorsunuz. Ha bir de unutmadan, bir Türkolog olarak televizyon kanallarına bol bol küfür ediyorsunuz yazım hatalarından dolayı… Sonra bekleyin ki emekli olasınız. O da ancak mezarda oluyor sanırım… Başta da belirttiğim gibi, ben şanslıyım(?) öğretmen olarak atandım, ya şanssızlar?..

  56. zeynep konca
    27 Ekim 2008, 07:20

    slm, busene ankara ünv edebiyat bölümünden mezun oldum olurken ya nolucak nasıl olsa 70 ustu aldım alesten formasyonualırım diye dusunmustum ama yazın hayal kırıklıgı ıcerısınde kaldım eskişehir ve kütahyaya basvurdum sonuc husrandı 78ın altına puanlar dusmedı yedeklerde kaldım 3kısıle kaybettım rezıl gıbı cagırdılar bı umut ıste gıttık okula onumdekı geldı gırdı:( cok kotu seyler yasadım ve dershanede calısmayı hıc dusunmedım… ingilizce kursuna gitmedim ve kasımda ales var hedef 80 ama…. cok zor işte sınavda ne yapacagın en kotusu de standart sapmadan elıne kac puan gececegı belırsın bir sınava tabı tutuluyoruz.ara donemde alan ogretmenlıgı ıcın acılmıcak dıyorlar ama bız yıne de bu sınava calısmak zorundayız dusunuyorum ara donemde gıremezsem okula ne yapıcam herhalde en dogru olan seyı yapıcam ankarada gidip tömere yazılıcam en azından bı donem boslugunda ingilizcemi de halleder belki üdsye girerim… herkes kendine iyi baksın ne ıstıyo amacı ne bilsin ole yola devam etsin yoldakı taslara as takılmak dilegiyle….

  57. gül kalkan
    28 Ekim 2008, 16:13

    yazı iç karartıcı gerçekten. bende zamanında öğretmen olmayı çok istemiş ama össde derece yaptığı için aile zoruyla hukuk fakültesine girmiş ve şu an avukatlık yapan bir kadınım. bu ülkede malesef; isteyen istediği mesleğe sahip olamıyor; küçüklüğümden beri hep sınıf öğretmeni olmayı istedim. halende içimde bir yaradır öğretmen olamamak, bazen keşke hukuğa yerleşririlecek puanı almasaydım diyorum; yukarda yorum yapanlardan biri illa mühendis , avukat mı olmak gerekiyor bu ülkede demiş, şimdi bu ülkede bayan avukatların neler yaşadıklarını yazsam uzun ama çok uzun bi roman olur heralde. ama kısaca şunu söyleyeyim; bu ülkede sırtınızı devlete dayamadıktan sonra hayat gerçekten her meslekte çok zor. ben bir avukatım. sabit giderim çok fazla büro kirası, vergi, baro aidatı derken aylık en az 1.000,00 ytl bir giderim var. bu gideri karşılamak ve içeri girmemek için gece gündüz çalışıyorum. sürekli düşünüp iş bağlamak için ter dökmeniz gereken bir meslek bu. üstelik elin katilini hırsızını savunmak zorunda olduğunuz bir meslek bu. yada senet veya çek borcunu ödememiş adamlara icra takibi yaptığınız yine parayı ödemezse evine işine hacze gittiğininz hacizde küfürler tehditler yediğiniz; bazen takip edildiğiniz bazen tehdit edildiğiniz (hatta bazen öldürüldüğünüz); eğer biraz da güzelseniz hem memurlar (istisnalar hariç) hem müvekkiller ve bazen borçlular için umut kapısı (?) olduğunuz bir meslektir avukatlık. hiç bir meslekte avukat bayanların uğradığı tacizane sözlere maruz kalmazsınız sanırım. neyse uzun lafın kısası bu yazımı okuyan henüz yolun çok başında olan gençler ve çocuklar lütfen beni biraz dikkate alın, sevmediğiniz istemediğiniz bir bölümde hele de anne babalarınızın veya kendi egolarınızı tatmin edebilmek için hiç bir mesleğe yukarıdan bakmayın. öğretmenlik çok kutsal manevi yönü çok ağır bir meslektir. öğretmen olmak istiyorsanız fen edebiyat fakültesi değil eğitim fakültesini tercih edin. bu işinizi kolaylaştırır. kpssyi özellikle sınıf öğretmenleri ve okul öncesi öğretmen adayları gözünüzde çok büyütmeyin. 96 alıp ataması olmayan fizik öğretmenleri kimya öğretmenlerine oranla şansınız çok yüksek. ve her şeyin hayırlısını dileyin. kulağa çok hoş gelen şeyler içine girildiğinde hiç de hoş olmayabilir bunu unutmayın. benim gibi keşke geçmişe dönebilsem demeyin çünkü dönülemiyor malesef.. ama keşke 10 sene öncesine gidebilsem. hiç tereddütsüz kimsenin sözünü dinlemez sınıf öğretmeni olurdum.

  58. dilek çeler
    29 Ekim 2008, 11:59

    merhaba ben lise 4.sınıf sözel bölüm öğrencisiyim ve tirkçe öğretmeni olmak istiyorum okuduklarımdan sonra aman allahım!! vaz mı geçsem diye düşündüm.gerçekten hiçbirşey göründüğü kadar basit değilmiş.koca bir çıkmaza girdim ve herşey üniversite değil ki demekten alamadım kendimi. sanırım farklı bir alana yönelmem gerekecek çünkü söylediklerinizin hepsini yapabilma sanşım yok teşekkür ederim gercekleri anlattığınız için lütfen yazılarınıza devam edin mutlaka okuyacağım :roll: :x

  59. saat-i semenfam
    5 Kasım 2008, 16:15

    Merhaba Kaan Bey,yazınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum.Hakikaten yazınız çok güzel;ama maalesef acı gerçeklerle dolu.Yazınızı sonuna kadar acı bir tebessümle okudum.Ben KSÜ’de son sınıf öğrencisiyim. ÖSS’ye 2005 yılında girdim ve ilk yılımda kazandım.Ben de 327 küsür puanla girdim,küsürünü hatırlamıyorum:).Yine benim de edebiyat bölümü 24. tercihimdi.Şu an bölümümde derecelik öğrencilerden biriyim.Bu acı gerçeklerin az çok farkındaydım zaten.Siz de şu an iyice içimi kararttınız.Diğer yazılarınızı çok merak ediyorum doğrusu.Ama onları şu an okuyacak vaktim yok.Onları da en kısa zamanda okuyacağımdan emin olabilirsiniz.BEN DE YAZIM KURALLARINA GERÇEKTEN ÇOK DİKKAT EDERİM.Bu özelliğiniz dikkatimi çekti,çok şaşırdım açıkçası.Tebrik ediyorum sizi.Çünkü bu zamana kadar tanıdığım erkek edebiyatçılar hiç yazım kurallarına dikkat etmezdi.

  60. €bru
    8 Kasım 2008, 10:53

    walla ne kadar güzel yazmışsınız tebrik ederim açıkçası ama bende bi edebiyat öğretmeni adayıyım inşallah ben sorunlarla karşılaşmadan öğretmen olurum tekrar teşekkürler ..

  61. Kaan Fakılı
    8 Kasım 2008, 13:06

    Öncelikle değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.

    Zuzu, değerli meslektaşım. Senin yazdıklarını en içten dileklerimle destekliyorum.

    Gül, bence şu anda güzel bir mesleğe sahipsin ama mesleği sevmedikten sonra ne yaparsanız yapın o meslek sizi mutlu etmiyor değil mi? Allah herkese sevdiği mesleği yapabilme imkânı versin. Sevdiğiniz mesleği yapamadıysanız bile Allah size yaptığınız mesleği sevdirir inşallah diyelim.

    Saat-i semenfam, güzel sözlerin için teşekkür ederim.

    Arkadaşlar tekrar söyleyim, ben bu yazıyı insanların içini karartmak için yazmadım. Benim düştüğüm hatalara siz düşmeyin, eksiklikliklerinizin farkında olun diye yazdım. Lütfen biraz da bu açıdan bakın ve şu yazıyı okuyun:

    http://www.kaanfakili.com.tr/e.....mut-isigi/

  62. gül kalkan
    12 Kasım 2008, 13:11

    evet kaan çok haklısın mesleği sevmedikten sonra ne olursa olsun meslek adına hiç birşey insanı mutlu edemez. sen en azından istediğin bölümü okumuş birisin, gerçekten büyük bir azimle çalışırsan kpssden ataman isin gerekli puanı alabilme ihtimalinin olması bile ne güzel.. bende ise böyle bi şans malesef yok. ne acı daha 17 yaşında hayatın ne olduğunu mücadelenin ne olduğunu tam olarak bilmeden bi tercih yapıyorsunuz( çoğu zaman anne baba yada çevrenin etkisiyle oluyor bu tercih, ) ve daha çocuk yaşlarda yaptığınız bu tercih sizin hayatınızı karartıyor ya da tam tersi oluyor. kişisel özellilere, becerilere yada hayattan beklentilerinize göre değil Türkçe matematik vb. sorulara verdiğiniz doğru cevaplarla sizinle hiç bir alakası olmayan bir mesleğe açılan fakültede yıllarınızı harcıyorsunuz..

  63. Kaan Fakılı
    12 Kasım 2008, 18:35

    Gül, yorumunuz için teşekkür ederim. Maalesef hâlen veliler öğrencilerin tercihlerini ciddi oranda yönlendiriyorlar. Bence öğrencilerin bu konuda biraz dikbaşlı olması gerekiyor. Benim bir öğrencim bugün ailesinin kendisini edebiyat öğretmenliği değil de başka bölüm okuması için yönlendirdiğini söyledi. Hoş belki çok müdahale etmeyecekler ama yine de bana doğru gelen öğrenci kendi tercihini kendisi yapmalı… Zira sevmediğiniz bir meslekte bir ömür geçiremezsiniz değil mi? Sizi takdir ediyorum bu konuda.

  64. faruk
    13 Kasım 2008, 16:30

    slm kaan nasilsin?Daha once de hatirlarsan asistanlik ustune seninle konusmus ve senden akil almistim.Simdi kafama takilan bisi var:Edebiyat mezunlarinin tezli yuksek yaparken edebiyat disinda edebiyatla ilgisi bulunan ornegin,psikoloji rehberlik falan gibi herhangi bir bolumden tezli yapmalari bir seyi degistirir mi getirisi olur mu?

  65. bilge
    1 Aralık 2008, 18:23

    bende edebiyat bölümü ögrencisiyim ve dördüncü sınıfım 4 yıldır bu okuldan mezun OLABİLMEK için dualar ediyorum inş. kabul olur ama 4 olmak kadar daa kötü bi duygu bilmiyorum ne yapıcam mezun olunca düşnmekten oturup aglayasım geliyor .hadi formasyon alalım ama nerden ortalammam çok düşük çünkü aşırı derecede zor hocalarla egitimimi sürdürüyorum ,başkentte alsak o kadar para…….:(((((((((((( bi aile bu kadar zorlanır mı?dersane desem bi bayan için çoooook zor .valla ben ya kafayı yicem ya da yicem ne yapıcam bilmiyorum .gel de üsdat kaan ‘a hakverme .yine de gülmek istiyorum ben :) bilge

  66. deniz tapağ
    1 Aralık 2008, 21:07

    merhaba kaan bey ilk öncelikle bir konuya değinmek istiyorum bence her şeyden önce önemli olan bir ömür insanın sevdiği mesleği yapabilmesi yazdığınız yazıları okudum ancak size katılmıyorum ben de şu anda kırıkkale üniversitesinde edebiyat okuyorum ve 3.sınıf öğrencisiyim dershanede stajerlik yapıyorum ve oldukça memnunum çünkü kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum ve kendime çok inanıyor ve güveniyorum mezun olduktan sonra da formasyon alıp kpssden yüksek bir puan alacağıma inanıyorum inanmak başarmanın yarısıdır derler evet biliyorum belki günlerce uykusuz kalıp çok yorulacağım ama hiçbir zaman ümidimi kaybetmeyeceğim bence insanlar bhu kadar umutsuz olmamalılar zor olan şey her zaman güzeldir basiti herkes yapar önemli olan zoru başarabilmektir formasyon alacağıma da kpssden yüksek bir puanla atanacağıma da inanıyorum edebiyatı çok seviyorum yazıma karşılık verirseniz çok sevinirim iyi akşamlar

  67. Kaan Fakılı
    1 Aralık 2008, 21:52

    Deniz, merhaba.

    Dikkat edersen ben zaten çözüm yollarından bahsetmişim. Eğer bu çözüm yollarını şu anda sen hayatında uyguluyorsan o zaman bir sıkıntın olmaz. Ancak sen de birçok edebiyatçı gibi 4. sınıftan sonra bir şeyler yapmanın derdine düşersen epey sıkıntı çekersin. Mezun olduktan sonra eğer hemen formasyon alamazsan işin sıkıntılarını çekeceksin derim ben sana. Bir de ALES’ten düşük alıp da formasyonu alamazsan o zaman sıkıntıların başlıyor. İnşallah tabiî sen de birçok edebiyatçı gibi, hattâ benim gibi sıkıntı yaşamazsın, gönlüm bundan yanadır emin ol. Ancak maalesef hayat böyle idealistliği bazen kaldırmıyor.

    Acele yazdığım için cümlelerim özensiz oldu. İnşallah herkese tek te ayrıntılı cevap vereceğim.

  68. yeliz akman
    18 Aralık 2008, 13:32

    slm.yaa ben edebiaytı şiiri çok seviyorum.bu yüzden iyi puan almama rağmen 2 yıldır öss de tercih yapmadm.yani edebiyat okumak istiyodum ve puanım buna yetmedi.bende sırf edebiyat için bu yıl tekrar hazırlanıyorum.şimdi yazdıklarınızı okuyunca ben edebiyatı boşamı bekliyorum acaba.2 yılyımı bi HİÇÇÇ için mi harcadm diye düşünmekten kendimi alamıyorum.peki ne yapmalıyım.hazır yol yakınken pes etmek mi lazım.yoksa savaşmak mı???

  69. Selim MAVİBAŞ
    13 Ocak 2009, 12:53

    Mrb kaan kardeş ben selim bu yıl atatürk üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümünü kazandım iyi diyosunuz dedilerinize katılıyorum fakat bizim halk edebiyatı hocası sürekli bizim bölümü övüp duruyo işte diyo bu bölümün en kalitelisi ve en çok imaj sahibi üniversite atatürk üniversitesiymiş. Diyo ki Türkiye’nin neresine giderseniz gidin atatürk mezunuyum derseniz işiniz çok kolay ne bilim sizin anlattıklarınızla çok çelişiyo yazınızı okudum çok şaşaırdım inanın ama ne yapmam gerekir daha 1. sınıftayım nolursunuz bana bir cvp verin lütfen değerli cevaplarınızı bekliyorum allah yar ve yardımcımız olsun arkadaşlar ERZURUMDAN SELİM

  70. Kaan Fakılı
    13 Ocak 2009, 15:19

    Selim Merhaba,

    Söylediklerim yani yukarıda yazdıklarım bir uyarı niteliğindeydi. Söylediklerimi yaparsanız çok başarılı birer edebiyatçı olur ve meslek bulma sıkıntısı çekmezsiniz dedim. Bununla ilgili şu yazıyı da okuyun:

    http://www.kaanfakili.com.tr/e.....mut-isigi/

    Ayrıca hocanız doğru söylemiş. Atatürk Üniversitesi bu ülkenin edebiyat alanında bir imaj sahibi. Benim birçok hocam oradan mezun. Oradan mezun olanlar iyi yerlere geliyor.

    Yeliz, emin ol okuduğuna değecek bir bölüm, edebiyat bölümü.

  71. esra ışık
    23 Ocak 2009, 16:30

    bende marmara ünv.1,sınıf edebiyat öğrencisiyim.Geleceğe karamsar bakmak istemiyorum.Allah kulunun rızkını verir inş.Marmara etiketine güveniyorum açıkçası…Hepimiz için hayırlısı olur inş.

  72. zarife
    28 Ocak 2009, 19:51

    arakadasım ya ben çok fena bır ikilemdeyim hukukmu turk dılıve edbıyatımı çok kararsızım sen dıceksın tabıkıde hukuk ama kafa mat basmıyo tde dede ıs yok nabıcam bn ne olur aydınlatın ne bıcım bır sıstemdeyız anlamadım gıttı ya olurmu ya adamın kafa mat a basmıyo mecbur söz yada ea okumak zorunda ea dada mat var sözel dedık ne bu hıcbır alan yok ne yapcaz bız en guzel istediğim meslekler say da haksızlık nekadar ekmek o kadar köfte hesabı ama tde de okucaksan ıyı bır unu gerekmıyomu mesala tobb üni ye girdin arastırdım ama ne bıleyım kararsızım hukuk tan yanayım matemetıkın olduğu seylerı sevıyorum ama yapamıyorum kafa basmıyo asırı sınırlendım ne olur cevap yazın yavvvv:(((

  73. ahmetzahit
    31 Ocak 2009, 00:43

    zarife, o kadar iğrenç bir türkçe ile yorum yazmışsın ki sana yardımcı olacak kişinin oturup bir kez daha düşünmesi gerekiyor. ama yine de ben sana yardımcı olayım. bence hukuk değil de edebiyat bölümünü tercih et -ki ben de edebiyat bölümü dördüncü sınıf öğrencisiyim- her ne kadar önümüzde birçok engel varsa da ben bu bölümde okumaktan gayet memnunum. sen de pişman olmazsın. hem bu bölümü tercih ederse belki türkçeyi katletmekten de vazgeçersin…

  74. kübra üzer
    23 Şubat 2009, 23:08

    atatürk üniversitesi edebiyat öğrencisiyim okuduklarım karşısında içim karardı desem hiç içimden diyemiyorum ecdadımız mehmet akif ersoy diyor ki atiyi karanlık görerek azmi bırakmak
    alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak evet her şey gibi bunlarda hayatın gerçekleri ama ne yapalım yani alçak bir ölüm ! bu teffekkür esası işte … ve tevekkül . inanç kalkanımız allah yardımcımız olsun

  75. özleyiş yazıcı sungur
    16 Mart 2009, 15:00

    karadeniz teknik üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümünden 2005 ylılnda mezun oldum.bu bölüme çok istiyerek girmeme karşın, ne okurken yeterince keyif alabildim, ne de bitirdikten sonra bir yerlere gelebildim.üstelik onca çabama rağmen…o nedenle söylediklerinize katılmamak mümkün değil.henüz eğitimine devam eden arkadaşlar geleceğe daha ümitle bakabiliyor.ancak bizler her geçen gün içimizdeki kırıntıları kaybediyoruz.mezun olduğum yıl dershanede çalıştım.ancak bir yıl dayanabildim.üç yıldan beri de liselerde görev yapmaktayım.işimi seviyorum ve elimden gelenim en iyisini yaptığıma inanıyorum.bu arada sürekli les -alese girip her yaz değişik üniversitelerde tezsiz yapabilmeyi hedefliyorum ama ne yazık ki olmuyor.anlamıyorum formasyon almadan kadro hakkı verilmiyor.ama öte yandan okul ve dershanelerde formasyon aldığımız zaman yapacağımız işi yapıyoruz şimdi.hani formasyon almadan öğretmen olunmuyordu?bunlar oyalama taktiği başka bir şey değil.bu yıl şartları çok zorlayıp özelden formasyon alabilmeyi deneyeceğim.olmazsa da galiba hayatımın sonuna kadar diplomalı ev hanımı damgasıyla günlerimi geçireceğim.bu arada yüksek puanımla eşit ağırlık mezunu olmama karşın zamanında benimde bütün tercilerim edebiyattı.üniversiteye yeni girecek arkadaşlara fikrimi beyan etmek istrim:fen edebiyat, hele hele türk dili ve edebiyatı mı SAKIN.

  76. Kaan Fakılı
    16 Mart 2009, 15:49

    Yok, hayır. Ben sizler kadar karamsar bakmıyorum arkadaşlar. Yazdığım yazıdan aşırı karamsar olduğum anlaşılıyorsa yazıyı yanlış yazmışım demektir. Ya da o anda bir şeye çok sinirlenmişim demektir.

    Bölümümü seviyorum. Bir kere daha üniversite oku deseler yine aynı bölümü okurdum. Ancak yukarıda yaptığın hataları yapmazdım. Ya da kendimi daha fazla geliştirirdim.

    Edebiyat, kesinlikle okunacak bir bölümdür. Ancak iş sıkıntısı olduğu için öğrencilerin okurken kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir.

  77. Ömer Özlü
    29 Mart 2009, 12:47

    Merhaba Kaan,Ben Ömer Özlü, İstanbul’dan yazıyorum. Yazıyı bir nefeste okudum. Ben 2008 şubatında İÜ Türk Dili ve Ed. Bölümünden mezun oldum ve anlattıklarına HARFİ HARFİNE şahitim, öyle ki yukarıdaki yazıyı ben de yazmış olabilirdim.
    Ben 2002 ÖSS’de girdim okula, toplam 185 SÖZEL almıştım eski sistemin son yılıydı. Boğaziçi’ni 1 puanla kaçırmış biri olarak, 5.tercihime yani edebiyata girdim. İlk zamanlar keyifliydi ancak hocaları tanıdıkça, ortamı gördükçe, bize anlatılan- öğretilen lüzumsuz bilgileri fark ettikçe herşeyden soğudum. Kitapları,okumayı,yorumlamayı, yazmayı çok seviyorum, hala da seviyorum ama bize bunların hiçbirini öğretmedikleri gibi bildiklerimizi de başarıyla unutturdular, deli gibi pösteki saydırdılar. Neticede ben de okulu uzattım. Şimdi bir yıl geçti, işsizim, girişimlerim bir işe yaramıyor, ben de piyasada bulduğum işe başvuruyorum artık.
    Siteye tam göz atamadığım için nerede yaşadığını bilmiyorum ama seninle oturup bir çay içmek, dertleşmek isterim. Mail adresimden ulaşabilirsin bana, msne de eklemekten çekinme.

    İnşallah -edebiyat mezunu olmana rağmen- işlerin yolunda gider bundan sonra.

    Sevgiler.

  78. esra ışık
    3 Nisan 2009, 16:23

    bu kadar karamasar olmanın sebebi yok bence açıkçası ben marmara ünv.mezun olduktan sonra işsiz kalacağımı düşünmüyorum.Kişinin kendisini de her yönden geliştirmesi gerekir

  79. Figen Birce Saraç
    16 Nisan 2009, 12:55

    Sevgili Kaan,ben bu sene ÖSS’ye hazırlanıyorum ve hedefim edebiyat.Bu bölümle ilgili çok büyük umutlarım var.Akademik kariyer yapmak istiyorum.İngilizcem iyi durumda bunun sanırım faydası olur.Yazdıkların beni ürküten ve düşünmek istemediğim GERÇEKLER malesef.Ama yine de hala umutluyum.Acaba üniversitedeyken yurtdışında bir üniversiteye gidebilmek ne kadar olanaklı bunu çok merak ediyorum.Ayrıca üslubun çok akıcı.Bence yazarlıkta bir geleceğin olabilir.Tabi onun için de çok sabır gerek.

  80. amine toprak
    18 Nisan 2009, 10:02

    hayattan bezdik yaa.ne olacak sonumuz bilmem.paracı sistemde ezildik.

  81. edibane
    6 Mayıs 2009, 14:22

    Sayın Fakılı, yazınızı okudum. Başınızdan geçenleri içtenlikle kelimelere dökmüşsünüz. Yazınız hakkında da birçok yorum yapılmış. Yazının teması ilk bakışta “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümü okumayın gibi görünüyor. Yukarıda yorum yapanlar neler söylediler bilmiyorum ama yorumları okuyacak -Türk dili ve edebiyatı bölümü okumayı düşünen- arkadaşlara birkaç söz söylemek isterim. öncelikle her meslekte sizin bahsettiğiniz zorluklar vardır ama her işte olduğu gibi ‘ne yapmak gerekiyor ve ne yapmam lazım’ gibi sorulara cevap vermemiz gerek bu sorulara doğru cevap verirsek yukarıda belirttiğiniz sorunların birçoğunun hatta hepsinin arkamızda kalacağını bilmemiz gerek. Ayrıca Türk Dili ve Edebiyatı bölümü bana göre insanın unutamayacağı anılarla dolu bir üniversite öğrenimi göreceği bir bölümdür. Derslerde anlatılanlardan tutun da bir çok şey bize müthiş bir bilgi topluluğu oluşturan bir bölümdür. Her şeye rağmen tekrar dünyaya gelsem yine edebiyatın eşsiz denizinin sularına kendimi bırakırdım. bu bölümü düşünen arkadaşlarında okul bitimlerinde benim gibi düşüneceklerini sanıyorum.

  82. murat çelik
    11 Mayıs 2009, 08:51

    yazdıklarında son derece haklısın.aslında bu durum her bölüm için aynı.tabi arkanda sağlam bi torpilin zengin bi ailen varsa durum değişir mutlaka.bak o zaman ataman bi telefonun ucuna bakar mecliste sözüm ona senin benim vekilim sadece zengin bebelerin vekili oluverir.bizede tvden havada uçan elden ele dolaşan torpil kağıtlarını izlemek kalır.o zaman insan kendine soruyor ben neden okudum bunca emek verdim dirsek çürüttüm diye.ülkeyi bu hale getirip bu kadar insanın hakkını çalmak gençleri resmen hayata küstürmek onların en değerli çağlarında iş için insanlara el açtırmak…arkadaşlar insan belli bi yaştan sonra ailasinden bile bişey istiyemiyor bi de tüm bunların başarısızlığını sadece sizde arayan ve her yaptığını başa kalkan benimki gibi bi aileniz varsa kalan psikolojnzde kalmıyr.anlamadım yani napsaydık hırsız yankesici yada ülkesini vatanını bölmeye çalışan şu itlerden mi olsaydık belki devletimiz daha çok sahip çıkardı bize.kısacası kırgınım herkese herşeye kötü günümde yanımda olmayan aileme bana mesleğimi yaptırmayan süründüren devletime.neyse arkadaşlar bugünlerde elbet geçecek ümidimizi hiç yitirmeyelim ama bize ömrümüzün baharında bunları yaşatanlarıda unutmayalım ilerde umarım hepimiz istediğimiz ve hak ettiğimiz yerde oluruz ama unutmayalım işin en acı tarafı gençliğimizi geri getiremeyiz ben arkama dönüp baktığımda bu yılları çocuklarıma ve torunlarıma çok güzel günler olarak anlatmak istiyorum.lütfen susup oturmayalım mutlaka bişeyler yapıp hakkımızı arayalım böyle oturmak çok koyuyo bana.çünkü ben gerçekten zor okudum beni yurt dışında burslarla okutacak yada bana GEMİCİK alacak pırlanta şirketi açacak bi ailem yoktu.ne yurt dışısı ben yurtiçi okuyamadm mezun olana kadar ne çektimi ben bilirim.lütfen fikri olan paylaşsın elimizden ne gelirse yapalım.birbirimize destek olalım aynı gemideyiz batarsakta çıkarsakta birlikte.içinizi karartmmak için yaşadıklarımdan hiiiç bahsetmiyorum bile.bize bunları yaşatanları ALLAH a havale ediyorum.hepimize ALLAH yardım etsin.

  83. Ozlem Ucar
    24 Mayıs 2009, 18:24

    Bazi noktalara katilmiyorum. Turkiye’de is cok fazla ama biseyin farkina varmamislik issizlige yol acar. Kuru kuruya universite bitirmek bi ise yaramiyo arkadaslar. Ingilizce ogrenmelisiniz. Hatta bisey soyliyim mi ana diliniz gibi ingilizce konusun ve lise mezunu olun, kuru kuruya universite mezunu olmaktan iyidir.

    Ayrica universiteyi is icin okumak anlayisina da asiri derecede karsiyim. Universiteyi okuyup diplomanizi cope de atsaniz buyuk kardasinizdir.

    Bi de su cok sacma ki illa ki bitirilen bolume yonelik is arama sacmaligi da ne allah askina arkadaslar. Genis dusunun, her alanda is arayin. Gidin hostes olun bayanlar, universiteniz bosa gitmezki. Insanlar “o kadar okuduk bari gosterelim” derdinde. Okudugun okul senin yanina zaten kardir is icin okul okunmazki. Dunyanin her yerinde insanlar boyle, adam universite mezunuyum demek icin universite okuyo bambaska bi alanda buluyo kendini, siz de oyle yapin. Yapabileceginiz ne is varsa gidin o alanda is arayin. Hatta biraz daha cilginlik olsun bence yurt disinda is arayin, Turkiye’deki isleri turkiyede kalmaya mahkum issizlere birakin.

    Sakir sakir dil ogrenin alin basinizi gidin baska bi ulkeye ben oyle yaptim mesela su anda Dubai’deyim ve de cok memnunum.

  84. meltem
    9 Haziran 2009, 12:40

    merhaba ben dershanede stajyerlik yapıyorum.Edebiyat öğretmeniyim.gerçekten edebiyatçıları okadar güzel anlatmışsın ki…Ben de 326 puanla bölüme girdim.4 yılda mezun olabilmek için deli gibi çalıştım.Ve mezun oldum.Çalıştığım dershane küçük bir dershane olduğu için çok rahatım.tek sorun para.sanki milyarlar veriyorlar.150 milyonu bile alamıyoruz.formasyon olsun dıye uğraşıyorum.insallah olur.

  85. asfur eymur
    15 Haziran 2009, 18:32

    arkadasımızın öğretmen öğrenci hademe ucgenı gercekten mukemmel ben 3 yıldır dershanede çalısıyorum yalnzı dıkkat kendıme ögretmenım dıyemıyorum ama 3 yılda ögrendıklerım cozdugum sorualr ve tabı ki yazdıklarım …Diyecek bır sey bulamıyorum ama her seye ragman evet ıyı kı edebiyat okudum ıyı ki bu ısı yapıyorum cok ama cok yoruluyorum ama olsun deger cunku ısımı cok sevıyorum

  86. güler uğur
    26 Haziran 2009, 13:59

    Çoğunuz abla ve ağabeyim yaşındasınız ben öss ye bu yıl girdim ve tek tutkum tek isteğim beni en çok heyecanlandıran edebiyat okumak.Ama açıkçası yazınızı okuduktan sonra vazgeçmekten korkuyorum…En mutlu olacağım bölümün bu olduğunu biliyorum tek hayalimse akademisyen olarak ünv.de kalabilmek bu şartlarda nasıl olacak bilemiyorum çok korkuyorum ama nasıl anlatayım yine de içimdeki o edebiyat coşkusunu durduramıyorum.Umarı bu sene istediğim bi edebiyat fakültesine girebilirim ve Kaan ağbi mutlaka tavsiyelerine uyacağım.İnşallah o şanslı azınlık içinde yer almayı başarıp hayallerime ulaşırım…

  87. Can Burak Certel
    30 Temmuz 2009, 14:01

    Selamlar Kaan ağabey ben bu sene söz 2 puanından 329 aldım.Sene boyu tek hedefim Ege Edebiyattı.Ve puanım ege’yi tutuyor.Ama baskılar beni türkçe öğretmenliğine yönlendiriyor.Türkçe seçersem 3 büyük şehirde okuyamayacam.Ne yapmalıyım ?

  88. leyla kocatürk
    31 Temmuz 2009, 01:07

    yazı için tşk elinize sağlık bu yazı umudumu kırdı ama gerçekleri yazmışsınız size bir sorum olcak madeem şartları bu kadar zor bu edebiyat bölümünün ben tercihlerime edebiyat bölümünü yazsam nsl olur

  89. leyla kocatürk
    31 Temmuz 2009, 01:09

    coğrafya öğretmenliği daha mı iyi yoksa bir fikir werin lütfen

  90. hümeyra doğanay
    13 Ağustos 2009, 01:21

    mrb bend marmara edebiyatı kazandım ve yazdıklarınzı okuduktan sonra pişman oldum diyebilirm of of

  91. hümeyra doğanay
    13 Ağustos 2009, 01:27

    ayrıca esra ışık öncelikle mrb size br sorum olacak marmara üniversitesinde edebiyat okumak nasıl?hocaları filan iyimi.kimseye soramıyorum lütfen bana yardımcı olun:(şimdiden teşşekkürler…

  92. Esra
    14 Ağustos 2009, 19:23

    Merhaba,
    Dil-Tarih mezunuyum, Gazi’de yüksek lisans tez aşamasındayım, formasyonumu da aldım, kps’yi son derece saçma bulduğum için çalışmadım ve çok düşük bir puan aldım ve bildik sonuç tecelli etti: işsizim. 90′ın üzerinde bir puanla lisansı tamamladım ama bir işe yaramadığını gördüm öyle ya lisanstan yüksek almak değil kps’den yüksek not almak sizi bir “şey” yapıyor. Ales: 78, dil: 60 bunlarla da taşra üniversitelere başvurmama rağmen mülakata bile kalamadım. Atanmadan evlilik hayalimiz bile gerçekleşemiyor. Her bir meddi hakkını vere vere okuduğumuz nice şiirler bize sahip çıkmadı, ona yanarım. Bizi okutan lise öğretmenleri pek mi vasıflıydı? Ya da şu an kps’den yüksek alanlar çok mu iyi öğretmenler? Tüm bunlar yetmezmiş gibi barajı geçen artık açık öğretimde bu bölümü okuyacak sanki devlet bizi atamış gibi..Oy oy “hoşça bakın zatınıza” oy Şeyh Galip’im oooy

  93. Onur Biçer
    16 Ağustos 2009, 01:25

    Beykent Üni. %100 burslu Türk dili ve edebiyatı okuyorum.Henüz hazırlığı bitirdim.İyi sayılacak düzeyde ingilizcem var.demişsiniz ki hedeflerinizi 2. sınıftan itibaren koyun.ben okulu kazandığım gün zaten koydum.sadece okulu bitirmenin ülkemiz şartlarında bi fayda sağlamayacağını biliyorum.Bölümde derece yapmak yada notlarımın hatırı sayılır cinsten olması gerektiğini biliyorum.Ayrıca hamama giren terler,biz tde öğretmenliği okumuyoruz.Sadece Tde okuyoruz.zaten öğretmenlik okuyan arkadaşlar bizden yeterince yüksek puanlar alıyorlar da tercihlerini bu yönde kullanıyorlar.biz onlardan düşük yaptığımız için formasyonla,alesle vs vs şeylerle uğraşıyoruz.Bu bölümü tercih eden arkadaşlar zaten bunları bilerek bazı şeyleri göze almalılar bence.Kaldı ki hangi dersanede stajyer hocalar çok yüksek maaş alıyor?Bu her bölümün öğretmenliği için geçerli birşey sadece bize özgü değil.Dediğim gibi katıldığım noktalar olmakla beraber fazla karamsar yazdığınızı düşünüyorum.

  94. yasemin
    19 Ağustos 2009, 02:22

    bende Kırıkkale Üniversitesi Türk DiliveEdebiyatı 2.sınıf öğrencisiyim.:(malesef:(benim şanssızlığım öss tercihlerinde başladı ailemin zoruyla Edebiyat yazdım hiç ilgim olmadığı… halde istemediğim halde… 2 secenek var ya EL KAPISI…ya MEKTEP KAPISI…ve okuduğun bölüm 2 yıllık olmasında ne olursa olsun 4 yılın ne kerameti varsa:(okula geliğimde yaşadığım hayal kırıklığını izah edmemin imkanı yok.zaten istemediğim bi bölüm.ve en önemlisi hocalar…hayal ettiğimin o kadar uzağındalarki bizleri sanki OKUMA! DERS ÇALIŞ! MANTIĞI gibi zorlamalarla vize-final-büt üçgenine aldılar o kadar çok çalıştımki adeta kitap ezberliyodum evet ezberliyodum ve şimdi unuttum:( gercekten!sadece sınav dönemi içinmiş sanki inanırmısınız biri bana bişey soracak diye öyle korkuyorumki..bu benim eksikliğim biraz ama şartlar bu duruma düşürüyor inanın.öss girdim vasat ama tekrar denicem ve okulu bırakacağim.okurken reziliz…mezunken reziliz…bu anlattığınız seçeneklerin hepsini düşünüyordum.çıkış yolu yok.okula formasyon geldi bi yandan sevinmiştim ama ondanda umudum yok transkribim çok kötü ve öyle devam edecek.ne saçmalıyosun ya da bu ne biçim yazı düzeni imlası bile yok nasıl edebiyatçısın diyebilirsin haklısın.neyse hoşçakalın…aslan yattığı yerden belli olur demişssiniz doğru söz…

  95. leyla toptaş
    20 Ağustos 2009, 21:35

    merhaba ben de bu yıl edebiyat bölümünü kazandım, 24 tercihin hepsi edebiyattı ve bozok üniversitesini kazandım… edebiyat benim için bir tutku ve inanın şu yazdıklarınızı az çok bilerek böyle bir tercih yaptım ki eşit agırlık mezunuydum ve farklı bölümleri de yazabilirdim. ama yazınızı okumam iyi oldu yeni başlarken dikkat etmem gereken noktaları bulmama yardımcı oldunuz. yazınız için teşekkür ederim:)

  96. hande çakın
    27 Ağustos 2009, 02:40

    bu sene Gazi Türk Dili ve Edebiyatını kazandım. kendimle gurur duyuyorum çünkü idealimi gerçekleştireceğim:) dahası var mı.. kim ne derse desin edebiyat aşktır! umarım önümüzü biraz açarlar da sırf sevdiğimiz işi yapıyoruz diye cezalandırılmaktan kurtuluruz. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

  97. buse
    27 Ağustos 2009, 19:34

    Edebiyatın açıköğretimi var okuyup ne yapacaksın dedi rehbercilerim ve Türkçe öğretmenliğine girdim bakalım ilerde ne olacak.

  98. Veysel
    2 Eylül 2009, 13:43

    Buse şimdiden rehberlikçine beddua etmeye başlasan iyi edersin çünkü bu yıl TDE Bölümüne gireceklere formasyon verilmye başlanacak tabiki Açık Öğretim TDE.cilerin böyle bir şansı olmayacak. Ayrıca 1998 yılından beri çokça atanan Türkçe öğretmenliğinde 2 senedir atamalar ciddi bir biçimde azaldı ve rehberlikçine inat TDE atamaları Türkçe öğretmenliğini geçmeye başladı istersen MEB sitesinde dediklerimin gerçekliğini ölçebilirsin. Son kez o rehberlikçini öğrenciyi yönlendirmeden önce açıp AÖF’nin ders programına bakmadığı için meslek ahlakıaçısından son derece zayıf bulduğumu söylemeliyim.
    Diğer arkadaşlar içinde kpss’de TDE öğretmenliği için atama pıuanı geçen yıl 86 değil 78. 008 oldu isteyen gerekli sitelere bakabilir.Arkadaşlarım, eğer bir yazı yazacaksanız en son haberleri okuyıup ona göre yazmalısınız bu bir Edebiyatç olmanın önemli bir kuralıdır. En son olarak şunu söyleyeyim ki sözel puan türünde iyi bir puan almışsanız ve EA puanınızda 300 305 puanın altındaysa iş bulma, genel kültür ve toplumsal statü açısından gireceğinz en iyi bölm Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüdür. Bu yıl yaılacak düzenlemelerden sonra zaten TDE sözel bölümün en yüksek puanlı bölümü olacağı kesi gibi bir şey.
    Geçmiş yıllardaki bazı olumsuzluklara bakarak tercihini başka yönde kullanan arkadaşlar gelecek yıldan itibaren yaptığı hatanın farkına varacak ama ne yaparsın kader ve onları böyle yönlendren umutsuz kötümseler utansın.

  99. Mert
    2 Eylül 2009, 23:35

    Arkadaşlar, edebiyat bölümünü kazanmak da okumak da bitirmek de zor ama bunları yaparken kendini geliştirebilen için inanın iş bulmak o kadar sorun değil. Eğer bir edebiyat bölümü mezunu bölümü okuduğu zaman ders dışında başka kitap okumadıysa kendini geliştirmeye yönelik adım atmadıysa o zaman tabiki iş bulmak da zorluk çeker. Bir örnek vermek gerekirse Hukuk Bölümünü bitirmiş bir kişi eğer kendini geliştiremediyse bu kişiden hiçbir şey olmuyor ancak bir büro açıp sinek avlayabiliyor ama hukuku bitiren ve düşük seviyeli olan biri “Allah kahretsin ben bu bölümü niye okudum, niye İngilizce öğrenmedim demiyor” çünkü suçun kendinde olduğunu biliyor ama malesef biz TDE’cilerin iş bulamayanı internette bölümü kötülemek için zamnının mahvediyor ama kendini geliştirmeye yönelik en küçük adım atmıyor. Arkadaşlar eğer internette bu kadar zaman öldürmeye meraklı iseniz size “Eczacılar Odasının” hazırladığı raporu bulup okumanızı öneririm bu raporda eczacıların yüzde 60′nın 2 milyardan az kazandığını yüzde 5′nin de 15 milyardan çok kazandığı yazıyor ama az kazanan eczacı sizin gibi kahretsinlere başvurmuyor.
    İş imkanının en çok olduğu bölümlerden biri edebiyat eğer bunu sayılara dökersek TDE ve TDE öğretmenliğinin kontenjanın toplamı 2009 kılavuzuna göre 7500 bu 7500 kişiden 500 okulu bırakırsa geriye 7000 kişi kalıyor. Bu 7000 kişinin en az 1500 2000i bir yıl içindeki MEB atamalarından bir yere atanıyor, her bölümde mecbur olan TÜrk Dili dersi için üniversite sayısının artmasına bağlı olarak her yıl 1000e yakın kişi üniversitelerin okutman kadrosunda iş buluyor,mezun olan kişilerin bir kısmı yüksek lisans yaparak üniversitede kalıyor ki bu sayıda 1000e yakın olduğu bilinmek de, ayrıca dergi, gazete gibi medya alanında iş bulan edebiyatçı sayısı da az değil bunun için de son yıllrda TRT’ye alınan meslekdaşlarınızı araştırmanız sanırım yeterli olur. Geriye kalan arkadaşlar da ya MEB’de ücretli öğretmenlik yapıyor ya da dershanelerde öğretmenlik yapıyor.Ayrıca edebiyatçı etiket iş bulma da yeterince iyi bir referans olduğunu da sanırım söylemek hata olmaz.
    Şimdiye kadar şişirilen Türkçe Öğretmenliği bölümü mezun sayısının 5 bin MEB’DEN atanma sayısının da en çok ama en çok 1500 olduğunu düşünürsek aslında bizlerin nasıl şanslı olduğu ortaya çıkıyor. Eğer bu yıl bölümü kötülemekten zaman bulup ösys sonuçlarına baksaydınız söz kısmın en yüksek puanının EDB Öğretmenliği olduğunu görürdünüz o zaman heralde ALES’i geçip bir yere girdiğiniz zaman ne gibi bir konuma geleceğinizi de düşünür bölümü kötülemeyi bırakıp Ales’e çalışmaya başlardınız.
    Bir edebiyatçı 4 yıl içinde en azından şiiri ve romanı açıklamak için, yazarın hayatı ile eser arasında bağlantı kurmak için tarih konusunda yeterince bilgisinin olması gerekir. Eğer bu zaman için de tarihten uzak kaldığı söyleyen bir kişi okulu bitirdiyse de o kişinin bitirdiği okulun kalitesizlği veya öğrencinin başarısızlığını gösterir. Zaten bir edebiyatçı oldukça çok alanda oldukça kitap okumalı. Her ülkenin en entellektüel insanı ülkesinin edebiyat bölümünü bitiren kişi olduğu malumken şu yorumları okuyunca biz de durumun böyle olmadığını üzülerek gördüm
    2008 ösys verilerine göre TDE bölümünü tercihlerinde yaznların sayısının 230 binden fazla olduğu açıklandı bu bölümü bu kadar isteyen varken sırf puanı yüksek diye bölümü istemeyen insanların bölüme girmesi hem bölümü severek okumak isteyenlerin hem de nötr öğrencilerin motivasyonunun bozuyor. Keşke YÖK en azından TDE için bu isteksiz öğrencilerin ilk yıl için kestiği puanları kesmese de bu tür öğrencilerden bölüm kurtarılsa.
    Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki bu bölüme iş bulmak için gelen arkadaşlar şu an için çok yüksek bölümlü puanlar dışında -ki bunlar tıp, eczacılık, genetik, huhuk -iyi bir yerdesiniz ayrıca edebiyatı sevdiği için bu bölüme gelen arkdaşlarım siz de kulağınızı kötümserlere kapatın sevdiğiniz işe bakmya devam edin.
    Bölüme bu yıl giren arkadaşlar siz eğer akademik kariyer düşünmüyorsanız İngilizce’ye fazla öncelik vermeyin çünkü ona harcıyacak zamanınız fazla olamalı çünkü siz Süümercededeki Türkçe kelimelerden beşelyerak günümüze kadarki dil ve edebiyat nevilerini inceleyecek ve bir sonuca varacaksınız bunun için çok zamana ve berrak bir zekaya sahip olmalısınız. İngilizce öğreneceğiniz zamanı başka alanlarda başka konulara vemelisiniz ki edebiyatı ve dili iyi anlayasınız yok eğer bu umutsuzların sözüne uyup şimdiden tarzanca pardon İngilizce öğrenmeye kalkarsınız bu bozuk yapı sizi derslerde büyük ihtimalle başarısız yapacaktır. Türkiye’nin en iyi bölümünlerinden olan MARMARA Üniversitesi Edebiyat Bölümünü kazanmış arkadaşım bile umutsuzluğa kapılması beni oldukça üzdü ve düşündürdü. Marmara ve diğer üniversiteleri kazanan ve pişman olduğunu söyleyen arakdaşlar 5 yıl sonra bugünü hatırlayıp bu karamsarlardan dolayı üzüldüğünüz günlere gülecek aynı zaman da en sevinçli günlerinizde böyle üzüldüünüz için burukluk hissedeceksiniz; bunu nerden mi biliyorum tabiki kendimden beni burayı kazandığım da umutsuzluğa sevk edenlerin bugün farklı şehirlerde öğrertmen olduğunu duydukça inanın burukluğum daha da çoğalıyor

  100. hacer glm
    7 Eylül 2009, 00:15

    YAZIYI OKURKEN İÇİM KARARDI HATTA BİRAZ DA ETEKLERİM TUTUŞMAYA BAŞLADI DESEM YANLIŞ OLMAZ.BEN DE EDEBİYAT SON SINIF ÖĞRENİSİYİM VE ŞİMDİDEN KARA KARA NE YAPACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM.HAYAT NİYE BU KADAR ZOR?:((

  101. şevval
    10 Eylül 2009, 00:17

    ben de edebiyat bölümünün bu seneki mezunlarındanım. mert arkadaşın yorumuyla ilgili söylemek istediğim bir kaç şey var. 4 yıl boyunca öğretmen olmamı isteyenlere de cebelleşerek söylediğim bir şey var ki aynısını size de söylemek isterim, türk dili ve edebiyatı bölümü, öğretmen yetiştirmez! bölümün amacı sadece türkolog yetiştirmektir. Türkolog nedir? Türk dili hakkında araştırma yapan kişidir, bunu öğreten kişi değildir. yazınızın amacı sanırım morel vermek ancak hiç bir şey olamazsanız öğretmen olursunuz mantığı başlı başına bir yanlış. öğretmen olmayı başından beri istemeyen bir kişinin, aylarca ales, kpss gibi sınavlarla uğraştıktan sonra okulun birine atanarak yüzlerce öğrenciye ders vermesi sizce ne kadar doğru? bu kişi istemeden girdiği derslerde öğrenciye ne kadar faydalı olabilir? öğretmenlik mecburiyetten yapılabilecek bir meslek değildir. kaldı ki bölüm okuyan birisine 1 yıl daha formasyon okutmak başlı başına bir saçmalık ve gereksizlik. ben de bu 4 yılımı, geleceğimi akademik anlamda ilerleme olarak tasarlayarak geçirmiştim. alesi, üds yi yüksek puanlarla geçtim. ancak bir kaç hocam dışında diğer hocaların kapısını aşındırmadığım, yüzümü kızartıp sürekli rahatsız etmediğim için, mülakatı geçemedim ve kendi okuluma kabul edilmedim. oysaki 4 yılımı edebiyatla ilgilenerek, istediğim alanın çalışmaları üzerinde durarak geçirmiştim. başka bir üniversiteden yüksek yapmayı düşünmeyin bile çünkü “her okul kendi öğrencisini kabul eder” gibi bir ezber var “çok değerli hocalarmızda”. evet, türk dili ve edebiyatı bölümünü tercih eden arkadaşlar, umutsuzluğa düşmeyin ancak ideallerinizi 2. sınıfta belirlemiş olun ve eğer yüksek yapmayı istiyorsanız, her hocanızı ayrı ayrı sürekli ziyaret edin, hocalarınıza yüksek yapmak istediğinizi her fırsatta dile getirin, sakın benim gibi rahatsız etmeyeyim hocaları, çalışmalarını bölmeyeyim rahatsızlıkları yaşamayın ve mutlaka bilin ki bu camia çok da beyaz yüzlü değil… bu da benden bi tecrübe olsun.

  102. Mert
    15 Eylül 2009, 15:48

    Şevval arkadaşım, yorumalarına madde madde cevap vermek istiyorum
    1. türk dili ve edebiyatı bölümü, öğretmen yetiştirmez! bölümün amacı sadece türkolog yetiştirmektir, demişsiniz.evet dediğiniz gibi bölümün amacı türkolog yetiştirmek bize de bu doğrultuda eğtim verildi ama ülkenin koşulları göz önüne alındığın da türkologların yapabileceği en iyi mesleğin öğretmenlik olduğu da malesef çok açık şekilde görülüyor. Bu düşüncenizi bir örnekle cevaplamak istiyorum. türk müziğini profosyonel olarak yürüten insanlar türk müziğini ya yerinde saydırıyorlar ya da bir adım ileri götürüyorlar ama dışarıdan bu işle ilgilenenler ise bu işi daha gönülden yapıyorlar ve müziğimizi daha da ileriye götürüyorlar. Bu konununen güzel örneğini Nevzat ATLIĞ da görebiliyoruz. Yani Türkçe’nin gelişimini, diğer dillerle ilişkisini, lehçelerini, Türk Edebiyatını her şeyiyle öğrenmiş olrak kabul edilen ve bu doğrultuda eğtim almış bizler tabiki dille, edebiyatla ilgimizi kesmeden ve öğrendiklerimizi yaşatarak yaşamımızı sürdürmeliyiz ve bu nedenle öğretmenlik yapmalıyız, aynı Nevzat Atlığ’lar gibi bu işi gönülden ve amatörce ama bilerek yapmalıyız ve dil ve edebiyatı ileri götürmeliyiz. Dil ve edebiyat eğtimi almış ama bu işi amtöt olarak yapan insanlar bence bugün bölümün asıl amacı durumunda. Dil ve edebiyatla bu kadar haşır neşir olmuş bir insanın da öğretmenlikten başka meslek yapabileceğni de sanmıyorum. Eğer biz dil ve edebiyatı iyi bilen insanlar olrak topluma örnek ve öncü olursak ülkemizde dilin de edeebiyatında değeri anlaşılacak ve Türkçe TÜRKİLİZCE OLMAYACAKTIR, diye düşünüyorum
    2.ales, kpss gibi sınavlarla uğraştıktan sonra okulun birine atanarak yüzlerce öğrenciye ders vermesi sizce ne kadar doğru? bu kişi istemeden girdiği derslerde öğrenciye ne kadar faydalı olabilir? öğretmenlik mecburiyetten yapılabilecek bir meslek değildir,demişsiniz.şevval arkadaşım, eğer öğrendiklerini başka insanlarla paylaşmanın tadına çeşitli vesilelerle varmadıysanız bu dediğinize katılırım. Ben bugün hamamda bile insanlarla dil üzerine saohbet ediyorsam tabi ki sınıfa da bildijklerimi anlatırım zaten benim öğretmenlikten anladığım paylaşmaktır.
    3. yazınızın amacı sanırım morel vermek, demişsin ki bu kesinlikle doğru değildir ve hayatımda en nefret ettiğim şey umut tacirliği yapmaktır
    4.diğer düşünceleriniz için de malesef haklısınız demekten başka bir şey diyemiyorum.Ama şunu sa söyleyeyim ki bu emeğiniz boşa gitmeyecek ve mutlaka başka bir üniversitede yüksek lisansa başlayabileceksiniz.Çünkü haracanan her emek karşılığını bulur diye, düşünüyorum.
    Son kez olrak şunu söylemek isterim ki TDE bölümleri amacından çok saptırıldı ve amacından çok uzaklaştırıldı. Bu nedenle tıptan daha zor olan bölüme düşük seviyeli öğrenciler gelmeye başladı bu da bölümün amcından uzaklaşmasını hızlandıran temel bir faktör olarak ortaya çıktı. Eğer Türkçe öğretmenliğnin puanı tde’den daha yüksekse mutlaka acilen yapılması gereken birşeyler var demektir.Aslında biz tde’cilerin tartışması gereken asıl noktanın bu olduğunu düşünyuorum. Bence kaan kardeşimde dikkatini bu konuya yöneltse daha doğru bir iş yapar diye düşğnüyorum

  103. bahar
    28 Eylül 2009, 13:12

    keşke yeterli olsa ingilizcenin, alesin, ortalamanın yüksek olması.. 3.40 ortalama, 85 üstü ales, 70 civarı ingilizce.. yükseğe de başladım da eeee yani… işsiz miyiz, evet.. kadro mu gelcek? zor.. kadroların sadece formalite icabı açıldığını bilmiyor muyuz? girecek eleman belli değil mi önceden? yüksek için de aynı gerçi ama 5-10 kişi aldıklarından yine de şansınız oluyor. kendine güvenen bireyler değil de iki yüzlü, yalaka tipler olun da bir işe yarayın demiyor mu zaten hayat bize.. yök güya %15 ales %15 kpds falan dedi de ne oldu. bazı okullar çareyi listeyi açıklamamakta buldu. sözlü mülakat yapıp gözünüzün içine baka baka “doğru” olana “yanlış söyledin” dedi, bir de daha ileriye gidip mülakatın %50sini geçemeyeni direk elerim dedi.. ohooooo, hayırlı işler dostlar……….

  104. mikuva
    29 Eylül 2009, 22:09

    bu yazının sanırım formasyonumu alır öğretmen olurum aşamasındayım ! bu yıl Gazi’den formasyonumu ( 2.210 TL’lik belge!) alacam (verirlerse) alacamda atanacağım garanti mi HAYIR ( eğitimide ticarete döktüler üstünü versekte atasalar ) … tarih bölümü son atamalarda 82 ile kapadı ben kpss’den kaç almalıyım herhangi bir ilin merkezine atanmam için en az 86 peki KPSS’den eğitimide çözerek 86 alabileceğime inanıyor muyum HAYIR. Sanırım bir çok Fen-Edebiyatlı ile aynı kaderi paylaşacağım sistem değişmediği sürece yani ne para var ne pul elde var işsizlik ((:

  105. başak
    21 Ekim 2009, 22:35

    mrb arkadaşlar ben aöf 2.sınıf öğrencisiyim bu sene yeni bölümler acılmış birisi edebiyat gercekten duyunca sewindim tercih etmediğim için pişmanım inan ben aö kamu yön.bölümündeym acaba onamı gecsem seneye yoksa kendi bölümüme dewmmı etsem hangisi daha ii olur karar veremedim görüşlerinizi merak ediyorum yardımcı olurmusunuz lütfen şimdiden teşekkr ederm…

  106. zeynep
    16 Kasım 2009, 21:29

    Çok güzel bir yazı hazırlamışsınız, teşekkür ederiz. Keşke o büyük emeklerimizin karşılığı böyle olmasaydı. Ama, ne yazık ki yapacak bir şey yok umutsuzluğa kapılmadan mücadeleye devam etmek zorundayız. Herkese hayat mücadelesinde başarılar dilerim.

  107. Yaprak
    19 Aralık 2009, 02:25

    2007 Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Yazıya tamamiyle katılıyorum. Sanırım aynı yollardan geçmişiz. Şu anda işsiz değilim; öğretmen sayısı bir hayli fazla olan, kadrolu olmadığım için dışlanmadığım, aksine çok da popüler olmayı başardığım bir okulda ücretli öğretmenlik yapıyorum. 2 senedir bir sürü yere iş başvurusu yaptım. Hiç kimse de bana ‘Türk Dili ve Edebiyatı bitirmişsin, ne güzel’ demedi. Bankalara başvurmayı düşündüm, ancak banko görevlisi olmak dışında bir şansım olmadığından vazgeçtim. İşimden arta kalan zamanlarda (ki bu çok fazla bir zaman) yarım gün yatan sigortamın beni kaç yaşında emekli yapacağını düşünüyor ve bir roman yazıyorum. Beni ciddiye alan tek kişi bir dergi yayıncısı oldu. Bir süre hikayeler yazdım. Ama tabi derginin basım için harcadığı para ile satıştan elde edilen para eşit olduğundan para kazandığım söylenemez. Az önce netten araştırma yapana kadar Türk Dili ve Edebiyatı mezunlarının da 4 yıl eğitim görmüş değerli varlıklar olduğunu düşünerek KPSS ile sıradan bir memur olabileceğimi zannediyordum. Ancak atamalarda böyle bir şeye rastlamadım. Ardından Kaan Fakılı’nın bu yazısı ile karşılaştım ve güzel bir tesadüf oldu. Mücadele etmek güzel bir şey. Ama lise mezunlarının atandığı devlet memurluklarına atanamamak, dersanelerden komik rakamlar duymak, Türkçeyi bu derece iyi konuşup iyi yazarken ve kendi kültürümüz ile ilgili bu kadar çok bilgiye sahip iken yine aynı coğrafyada sefilleri oynamak hepimiz için gerçekten çok acı. Ben gençlere rastladığımda asla bu bölüme gitmelerini önermiyorum. Belki denildiği gibi gurur verici işlere imza atabiliriz. Denildiği gibi aklımızı kullanır ve çabalarsak iyi bir yerlere gelebiliriz. Ama hiçbir zaman hakettiğimiz değeri gördüğümüzü düşünmüyorum. Edebiyatı saçma aşk şarkılarında bulan, Türkçe konuşma ve yazma gayreti yerine yabancı kökenli kelimeleri üstelik İngilizce bile bilmeden kullanmaya çalışan bir toplumun bize vereceği değer tabii ki bu kadar olacaktır. Kaan Fakılı’nın değindiği noktalardan biri de aile-sevgili desteği idi. Benim ailem dağıldı. Annem yatalak bir hasta, babam ise kayıplara karıştı. Şu an çalışan kardeşim ile birlikte anneme bakıyoruz. Benim maaşım yaklaşan kredi borcumu ödemem için değil, yaşamam için bile yeterli değil. Ama piyasaya baktığımda bölüm ile ilgili işleri geçtim yaşamam için gerekli olan parayı kazanacağım bir işi bile bulamıyorum. Yeteneklerim var; işe yaramıyor. Portre ressamıyım, müzik ile uğraşıyorum, besteler yapıyorum… Kendime sadece sarkıntılıklara uğramayacağım ve günde 9 saat çalışcağım bir iş arıyorum. Ne yazık ki ‘hayatımı çalmadan’ yaşamama yetecek parayı verecek hiçbir iş yeri ile karşılaşmadım.
    Bunu yazdıktan sonra Kaan Fakılı’nın bir başka tavsiyesine uyup dua edeceğim. Hepimiz için. Zaten başka da yapacak bir şey kalmadı.
    Hepinize sevgiler ve hayatta başarılar diliyorum.
    Esen kalın.

  108. Mustafa Orbay
    10 Ocak 2010, 20:46

    Evet Kesinlikle bende harfiyen katılıyorum dediklerine ama yalnız edebiyat bölümü için değil,Şimdi neredeyse hiçbir bölümün iş garantisi kalmadı.Varsa birkaç tane belirli bölüm,onlarıda bitirdikten sonra gene bir kaç tane sınavdan geçmedikçe iş yok.

  109. cansu altındağ
    1 Şubat 2010, 22:40

    degerli meslektaşım herşeyi hayatımı alt üst ettin ben 1.sınıf öğrncsym ve yazdıklarınız beni hem üzdü hem korkuttu nasıl yapıcam şimdi bu bölümü bırakamam ki mecburen okumalıyım bitmeli bu bölüm yinede sagolun aleme dert olmuşuz demekki zamanında çok koymuşuz

  110. canan yılmaz
    23 Şubat 2010, 19:47

    merhaba kağan gerçekten çok güzel şeyler yazmışsın.bende bu yıl sınava giricem ve edebiyat okuyup öğretmen olmak istiyorum.ama yazdıklarında beni düşündürdü.bu ülkede sevdiğin mesleği yapmak neredeyse imkansız hale geldi.4 5 yıl okuyupda işsiz kalmak beni korkuttu bu yüzden oturup bir kere daha düşünücem edebiyata hayran olmama rağmen.bu ülkede sevmediğin işi yapmak işsiz kalmaktan daha iyidir önerilerin içinde sağol…

  111. Sühey Şahin
    19 Temmuz 2010, 17:43

    Öncelikle böyle bir fikir paylaşımı yaptığınız için teşekkür ederim.Malum lys sonuçları açıklandı ve bu bir iki hafta içerisinde tercihler yapılacak,bu noktada sizin tecrübelerinize başvurmam inanın benim için çok önemli.Ben edebiyat bölümü ve türkçe öğretmenliği bölümü arasında bir tercih yapmakta zorlanıyorum,eğer ki edebiyat bölümünü seçersem İstanbulda öğrenim görebilicem,türkçe öğretmenliğini seçersem de İstanbul dışı yerlere puanım yetiyor ancak malum puanları yüksek bir bölüm,sizden yardım almak istediğim noktaysa ülkemiz şartlarında bugün bu iki seçenekten hangisini tercih etmem daha mantıklı olur?Yardımcı olursanız çok sevinirim,şimdiden hepinize çok teşekkür ederim.

  112. sema duru
    28 Temmuz 2010, 01:37

    yazı ı gerçekten guzel yenı tercıh yapacağım ve edebiyatı çoook sevıyorum mezun olduğumda iş sıkıntısı yaşamayacağım mesleklere puanı m etse dahı sevmediğim meslekler olduğu için seçmek ıstemıyorum

  113. Kaan Fakılı
    28 Temmuz 2010, 02:26

    http://www.kaanfakili.com.tr/e.....mut-isigi/

  114. ahmet çıta
    2 Eylül 2010, 18:34

    öncelikle edebiyatı yazan arkadaşlar sevdikleri için yazıyorlar edebiyatı herkes sever herkes bi edebiyat yapar zaten gerçekçi olalım ama realist yaklaşmak gerek duruma türk dili ve edebiyatı bölümü açıköğretimi bile olan bi bölüm haline gelmiş bulunuyor.hedeflerimizi dikkatlice yoklayalım rehber hocalarının yaptıkları hatalara düşmeyin düşünün? türk dili ve edeibyatını bitirdin bitirmesi zaten bi dertttt ne olcagımm ???? ya gider bi dershabde öğretmen olurum askeri üscretli stajı falana filan derken hayatın kayar yada git bi kitapçı dükkanı açarsın işteee olacagın budur kısaca …hani derler ya okuyunca ne olocan işte derler kaymakam doktor avukat hakim eczacı mühendiss…. edeibyatı okudum ne oldummm?????? gülünürrrr bu duruma… osmanlıca-sümerce-göktürkçe-uygurca öğrendim ne olduuu saçmalık bence… global olma yolunda hiç bi artı etki yapamayack bi bölümdür…yaqzmayınn hayatınız kayarrr !!!!!!!!!!!!!

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

Bağlantılar
moliva, boşanma, boy uzatıcı, kilo aldırıcı, estetik , Kartuş Dolum Seti , kilo alma, boy uzatma, telefon dinleme, altın çilek, Acı Meksika Biber Kapsülü Resmi Satış Sitesidir.

© Kaan Fakılı