
Yeni bir güne fiilen olmasa da hukuken ya da daha mantıklı bir şey söylemek gerekirse, saaten merhaba dediğimiz şu saatlerde canım bir şeyler çekiyordu ki sormayın gitsin. Aslında 10 dakika öncesine kadar canımın ne çektiğini tam olarak kestirebilmiş bile değildim. Hattâ bırakın bunu, canımın tat anlamında mı yoksa uğraş anlamında mı bir şey çektiğini bile tam olarak ayırt edememiştim. Önce yatağımdan silkinerek kalktım ve benim her gün onlarca kez ziyaret ettiğim mutfağı ziyaret ettim. Buzdolabını açtığımda pek dişe dokunur bir şey göremedim. Canım yemek yemek istemiyordu ama bir dilim beyaz peynir ağzıma attım. I ıh, geçmedi canımın isteği. Bir bardak su, ı ıh, yine geçmedi. Mutfaktan gönlü hüzünlü bir şekilde odama dönerken aklıma günlüğüme bir şeyler karalamak geldi. İşte tam bu anda bu fikrin bile canımın isteğini geçirdiğini düşündüm. Ne de güzel düşündüm, pek de güzel düşündüm.
İşte böyle başladı benim bu yazıyı yazma maceram. Başkalaşmış bir anın can sıkıntısı ile…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »

Kitapçılarda gezerken önce kitapların arka kapaklarına bakarım. Arka kapak yazılarını beğenmişsem -özellikle romanlar için- kitabı açarım ve romanın içeriğine geçmeden önceki boş yaprakları kurcalarım. Sözüm ona orada bir şeyler arar dururum. Onu bulduğumda ise çok sevinirim. Orada aynen şöyle yazmaktadır:
“Sevgili ….. ithafen”
Burada noktaların olduğu yere herhangi bir isim yahut zamir gelebilir. Bir anne, bir eş, bir dost ya da her kimse. Boş bir sayfanın sağ alt köşesine iliştirilmiş bu küçük ithaf yazısı kapladığı yer bakımından küçük olsa da taşıdığı anlam bakımından çok mühimdir.
Bir yazar düşünün ki, yaşamında ürettiği en güzel eser romanı olsun. Yılların birikimi ve çabası ile oluşturduğu bu kitabın değeri sizce yazarın gözünde nedir? İşte bu değer, ithaf ettiği kişiyi yazarın gözünde çok özel kılmıyor mu sizce ?
En büyük hayallerimden bir tanesidir kitap yazmak. Daha ziyade roman yazmak. Yaşamdaki birikimlerimi, hissettiklerimi, üzüldüklerimi ve sevindiklerimi bir kurgu etrafında okuyuculara aktarmak… İşte böylesine bir hayalin sahibi olan benin, yukarıda bahsettiğim…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »

Biliyorum ki,
Ben gönlündekini diline dökmekten acizken sen daha gönlüme düşmeden bana merhamet eden ve verensin.
Ey! Gönüllerin Sultanı! Ey! Ruh ikliminin sahibi. Ey! Zamandan ve mekândan münezzeh olan. Ey! Bana can damarım kadar yakın olan. Sen dualarımın bir damar ötesindesin. Dualarımı bil ve beni acziyetimle kabul eyle.
Gönlüm dara düştüğünde bir tek seni ararım. Ellerimi havaya kaldırıp, avuçlarımı açmak istediğimde yalnız seni anarım. Ey! Avuçların sahibi, sana açılmış bu avuçları boş çevirme. Sen cömertliğinden biraz ikram eyle.
Ben senden aldığımı senin uğrunda harcamazken, sen yine de bereket eder ve bol bol verirsin. Ben senden aldığımı unutsam da sen cömertliğinle beni mutlu edersin.
Ben, en mutlu olduğum anlarda mutluluğumun sağlayıcısını sen bilmezken, en acılı anlarımın sebebini senden bilenim. Sana şükür ve hamd borcumu yerine getirmeyi bile bilmiyorken sen bana daima güzellikler verensin.
Ben ölümü bir acı, bir yıkım olarak görürken sen ona “Şeb-i Arus” dedirtensin.
Ey! Beni yaratan. Tüm dualarımın sana olduğunu aşikare duyuruyorum. En aciz dualarımdan…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »
Şöyle oturup kafanızda biraz nostalji yaptığınızda eskiden her şeyin nasıl daha farklı olduğunu çok rahat anlıyorsunuz. Eskiden harika televizyon filmlerini izlemek için Star TV’nin Pazar Gecesi Kuşağı’nı beklerdik. Şimdi ise pazartesi ve perşembe günleri “Genç Türksel” ile ” 10 TL’den iki kişi sinemaya gidiyor, patlamış mısır eşliğinde filmimizi izliyoruz. Ya da açıyoruz bilgisayarımızı film izleme sitesine giriyoruz filmimizi güzelce izliyoruz. Kezâ dizi izlemek de aynı şekilde. Eskiden haftanın bir günü ya da en fazla iki günü televizyon dizileri olurdu. Siz heyecanla onu beklerdiniz. Şimdi ise aynı güne birkaç dizi bile koyabiliyorlar. Siz de dizilerden birisini seçmek zorunda kalıyorsunuz. Ha bazen de ev ahalisi ile aranızda münakaşa çıkabiliyor. Benim önerim evde birden fazla televizyon bulundurmanız değil tabii ki. Hiç televizyon olmaması. Açım kitabınızı okuyun. Televizyon, internet giren evde iletişimsizlik baş gösteriyor maalesef (Bunu ayrıntılı bir şekilde izah edeceğim).
Ben artık televizyon izlemiyorum. İzlemek istediğim birkaç tane dizi var, onları da internetten dizi…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Her yıl 2 defa yapılan ve 2 yıl geçerliliği olan ALES, açılımı ile Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı‘nın bu yıl ikincisi 10 Mayıs Pazar günü yapılacak. 80 sözel zekâ, 80 de sayısal zekâ olmak üzere toplam 160 sorunun çıkacağı sınavda, sınav süresi 3 saat olacak.
ALES sonuçlarınız ile tezli yüksek lisans, tezsiz yüksek lisans, formasyon gibi yükseköğretim kurumlarına başvurabilirsiniz. Bir de araştırma görevlisi, okutman gibi akademik personel kadrolarında kullanabilirsiniz.
Dilerseniz ALES ile ilgili detaylı bilgiyi şu sayfadan öğrenebilirsiniz.
ÖSYM ALES ilkbakar dönemi sorularını ve cevaplarını açıkladığı zaman bu sayfadan sizlere duyuracağım.
2009 ALES Soruları ve Yanıtları ‘na buradan ulaşabilirsiniz.
Tamamını oku |
14 ahkâm kesilmiş »