anadilim.org’u satıyorum

anadilim.orgEvet arkadaşlar, yaklaşık 2 yıl önce büyük heveslerle yaptığım sitemi satışa çıkartıyorum. Benim için büyük bir emeğin karşılığı olan bu siteyi satmak hiç de kolay olmayacak.

İlk önce siteyi satış nedenimi açıklamak istiyorum. Normalde böyle bir açıklama yapmayı gerekli görmezdim ancak işin ucunda anadilim.org gibi herkesin gönüllü olarak destek verdiği bir site olunca açıklama yapmam gerektiğini düşündüm. Siteyi satışa çıkarmamda 2 neden vardır. İlk neden okulumdan dolayı artık yazı girmeye pek vaktimin olmaması. Diğer neden ise yüksek lisans öğrenimim ve dil bilim araştırmalarım için gerekli parayı temin etmek istememdir. Buradan aldığm para ile kitaplarımı alacağım ve araştırmalarımı rahatlıkla yapacağım. Bu nedenle benim içim rahat. Yine Türkçe için bir şeyler yapmış oluyorum.

Sitenin çok fazla destekçisinin (manevî anlamda) olduğunu hepiniz az çok tahmin edersiniz. Birçoğunuz siteyi zaten daha önce duymuştur. Google‘da arama yaparak site hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.

İlgilenen arkadaşlar bana iletişim sayfasından ulaşabilirler ya da buraya yorum yazabilirler.

Almaya talipli olan arkadaş isterse yazılımda bir iki ekleme çıkarma da yapabilirim. İletilerinizi bekliyorum arkadaşlar …

yedi numara

Yedi Numara

Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul’a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü…

Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz İstanbul‘a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(? :) ) okumak için geldi İstanbul’a, kimisi de matematik okumak için… Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün içinde mutluluğu yaşattılar bize. Mutluluk içinde de hüznü. Zıtlıkları bize sevgi ile gösterdiler. Zıtlıkların nasıl bir arada yaşanacağını…

Yıllar oldu bu dizi biteli. Ben lise 1′deyken izlerdim her hafta pazartesi akşamları. Şimdi üniversite bitti, hâlen bilgisayarımdan açıp açıp izliyorum bu diziyi. Neydi bu dizide bizi çeken acaba? Neydi izlediğimizde sürekli tebesüm ettiren bizi… Sanırım en önemli ayrıntısı, doğallığıydı. Yaşanılabilirliğiydi. Hattâ hepimiz bir parçasını, belki de tamamını yaşıyorduk orada yaşanılanların. Neyse, o zamandan bu zamana değişen tek şey benim hayatımdı. 7 Numara’ya ait hiçbir şey değişmedi bende. O dizi hep benim en sevdiğim dizimdi. Hep de öyle kalacak. Biraz diziden bahsetmek istiyorum size… devamını okuyayım »

2008 kaşgarlı mahmud yılı

kaşgarlı mahmud\'un resmi Bildiğiniz gibi geçtiğimiz sene (2007) UNESCO tarafından doğumunun 800. yılı nedeniyle Mevlânâ yılı ilân edilmişti ve çeşitli etkinlikler düzenlenmişti. Elbette Batı dünyası ile bizim Mevlânâ‘ya bakışımız bir paralellik göstermez. Onlar biraz dünyevî bakarlar bu duruma. Ancak bu durum böyle olsa da Mevlânâ’ya dünyanın dikkatini çekmek adına güzel bir çalışma diye düşünüyorum. Yine bu sene de Avrasya Yazarlar Birliği tarafından doğumunun 1000. yılı olması sebebiyle Kaşgarlı Mahmud Yılı ilan edildi. Dün derste hocam Doç. Dr. Bilgehan Atsız Gökdağ, UNESCO tarafından da bu yılın Kaşgarlı Mahmud Yılı ilan edildiğini söyledi ama ben henüz böyle bir bilgiye rastlamadım. Rastlayan arkadaş varsa, bağlantısını bizimle paylaşırsa sevinirim.

Bu yılın (Avrasya Yazarlar Birliği tarafından) Kaşgarlı Mahmud yılı ilân edilmesinden dolayı ülke genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Biz de kendi adımıza Kaşgarlı Mahmud’u biraz olsun sizlere tanıtırsak sanırım üstümüze düşen vazifeyi tamamlamış olacağız ve hafifleyeceğiz. Siz de yazıyı sabırla sonuna kadar okursanız Kaşgarlı Mahmud’un Karahanlı hanedanına mensup biri olmaktan çok bir bilgin bir kültür adamı olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız. Zaten sıkılmamanız için detaylı vermek istemiyorum. devamını okuyayım »

bloğumuz hakkında birkaç açıklama

Başlık seçme özürlü olduğumu bu başlıktan da anlayabilirsiniz. Hislerimi ve yazımın ana metnini yansıtamıyorum bir türlü başlıkta. Anlatmak istediğim ile zıt bir yolda ilerliyor adeta. Neyse, başlıktan olumsuz şeyler anlasanız da bloğumun son günlerde güzel şeyler yaşadığını belirteyim ve başta tema değişikliği olmak üzere açıklamak istediğim şeyleri açıklayayım.

  • Efendim ilk önce neden temanı değiştirdin, eski temen güzeldi gibi soruların monitörler ardından bana sorulduğunu hissediyorum. Aslında eski temamı seviyordum. Bir blog yazarının isteyip de kolay kolay bulamayacağı bir temaydı. Ancak bazen duruluyor. Durulduğu zaman da değişiklik yaparak tekrar dinamikleşmek istiyor. Benimki de biraz öyle oldu. Duruldum, temamı değiştirdim ve yeniden bir yazma isteği geldi bana. Temamı değiştirmemin ikinci nedeni ise, “kısa kısa” bölümünü açmak istememdi. Kısa kısa bölümünü, anasayfada yayınlayıp, yer işgal ettirecek kadar mühim olmayan ancak ufak da olsa değinmek istediğim bir haberi, gelişmeyi vs. yayınlamak istediğim bir bölüm. Sempozyum duyuruları, haberler, dil bilim dünyasından gelişmeler gibi ufak yazılar bu bölümde olacak bundan sonra. İşte eski temamda bunu yapmak biraz zor olduğu için bu temaya geçtim. devamını okuyayım »

yare açık yare yare açmaya yare ne hacet

Yare açık yare yare açmaya yare ne hacet
Feryadım duyulur aşikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet

arşiv

etkileşim

Add to Technorati Favorites

Kısa kısa

add mitingleri başlamış
Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. “Atatürk ve Demokrasi Mitingi” adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında “Cumhuriyet” adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi? Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu “bir şeyi siyasete alet ediyorlar” diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye’de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin “Sahte Atatürkçü Düşünceniz”. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar “ergenekon”u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu ADD darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım… (0)

wall - e
Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, Wall - E. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. :) Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. :) (0)

stresli olmayı sevmiyorum
Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde “gamsız” kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız “gamsız” kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de “gönlü rahat” ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor. Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek. (1)

atatürk'ü sevmek neredeyse suçmuş
CHP lideri Deniz Baykal, Karaburun‘da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. Demiş ki, “Atatürk‘ü sevmek neredeyse suç.” Efendim bu ülkede yıllardır Atatürk‘ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk’ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk’ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk’ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk’ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle “masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ü seven” benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk’ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple Atatürkçüyüm diyen adamdan korkarım. (0)

birkaç dil bilim terimi
Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti. :) Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.

  • Fonoloji: Ses Bilgisi
  • Etimoloji: Köken Bilgisi
  • Morfoloji: Yapı Bilgisi
  • Sentaks: Söz Dizimi
  • Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
  • Semantik: Anlam Bilgisi
  • Leksikoloji: Sözlük Bilimi
  • Stilistik: Üslûp Bilimi
  • Onomastik: Ad Bilimi
  • Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
  • Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
  • Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
  • Vokal: Sesli harf.
  • Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım. :) (0)

son yorumlar