Bir zamanlar Kurtlar Vadisini izlerdim. İlk çıktığı zamanlar tabiî. Orada bir Ömer Baba adında bir karakter vardı. Şöyle üstünkörü tahlil etmek gerekirse, Ömer Baba; itikadlı, sabır sahibi, kendisini Hakk yoluna adamış, yaşanan kötü şeylerin seyrini değiştirmeyeceğini bildiği için sabır gösteren ve ebrû sanatı ile ilgilenen bir karakter…
Senarist bu kişiyi yazarken çok güzel oturtmuş detayları. Kendisinin imam oluşu dindarlığı ile bağlantılı. Ebrû sanatı gibi ince, huzur verici bir sanatla uğraşması da sanırım psikolojik yönü ile doğru orantılı.
Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Ben o adamı izlerken nasıl huzur doluyorsam, bu videoyu izlerken de huzur doluyorum…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Sultanlar ve İlgilendikleri Sanat Dalları
I. Mehmed
Yay ve Kiriş ustası, “Kürüşçü” adıyla anılırdı.
II. Mehmed
Bahçıvan
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Ah Türkçem, güzel Türkçem. Bir göçebenin, bir çadırda kalanın, bir tarla tapan sürenin, bir imparatorluğun, bir kültürün, bir milletin duygularını, hislerini, düşünüşlerini, her şeyini en ince ayrıntısına kadar ifade ettiren Türkçem. Kim derdi ki bu hâllere düşeceksin? Kim derdi ki çeşit çeşit maviyi; açık, koyu ve normal mavi diye üç şekle sokacağını. Kim derdi ki senin o yüzlerce çiçeğe koyduğun isimler bugün mazî olacak…
Beşir Ayvazoğlu’nun “Çiçek ve Renk Adlarına Dair” isimli yazısından birkaç çiçek ve renk adını aşağıya yazıyorum. Ve diyor ki Ayvazoğlu;
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Geçenlerde Akçağ Yayınevi’nde gezerken yıllar önce adını duyduğum bir kitabı elime aldım ve alışkanlıktandır ki hemen arkasını çevirip tanıtım yazısını okudum. Kitabın tanıtım yazısını okurken gözüme fiyatı çarptı ve hiç düşünmeden aldım
Kitap Akçağ’ın kelepir yayınları arasındaydı ve 1.75 YTL gibi cûzî bir ücret karşılığında aldım. Eve gelirken yolda okuma fırsatımın olması için otobüste boş koltuk olması gerekiyordu ve benim de bu boş koltuğa oturmam
Kızılay’dan otobüse bindiğim zaman böyle bir imkânımın olmayacağı aşikârdı. Eh artık tabana kuvvet Sıhhiye’ye kadar yürüdüm ve Ufuktepe-Gar otobüsüne bindim. Güzeldir ki bir tane boş ve güneş gelmeyen koltuğu gözüme kestirdim.
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »