türk blog yazarları ankara buluşmasından notlar
Nisan 14th, 2008 • sevgili günlük • 15 yorum yazılmış

Aslında bu buluşmayı zaten buluşmaya katılan herkes günlüğüne not ediyor zaten, benim etmeme ne gerek var diye saçma bir kanı ile bu konuda pek bir şey yazmak istemiyordum. Ancak bugün bu konu ile ilgili bir şeyler yazan arkadaşlara bakarak ben de özendim ve buluşma ile ilgili bir şeyler yazmaya karar verdim.
Buluşma salonuna giderken kimseyi tanımıyor olmanın verdiği bir tedirginlik ile adımlarımı aheste bir şekilde atıyordum. Oraya gidecektim, hiç tanımadığım kişilerle tanışacak ve sanki kırk yıllık ahbap gibi sohbet edecek, fikir paylaşımında bulunacaktım. Biraz garip geliyordu bana. Salona ilk girdiğimde 15-20 kişilik bir ekibin dağınık bir şekilde oturduklarını gördüm. Merdivenin tam karşısında arkası dönük bir şekilde Barış oturuyordu. Onu hemen kabarık saçlarından tanıdım. Kendimi tanıttıktan sonra alelacele yaka kartımı da aldım ve yular gibi boynuma taktım. Daha sonra arkaplânda kalacak şekilde sohbeti dinlemeye koyuldum. Yaklaşık 15 dakika kadar dağınık şekilde oturduk. Daha sonra büyük iş adamlarının toplantı masaları gibi masaları yerleştirerek kendimize bir oturma plânı çıkarttık. Neyse yaklaşık 25 kişi idik.
Hepimiz günlüklerimizde ahkâm kesmeyi biliyorduk. Ancak iş dille bir şeyler ifade etmeye gelince sus pus olduk. Başta da ben.
Ancak ilerleyen zaman hepimizin tutukluğunu çözmeye biraz daha yardımcı oldu diyebilirim. İlk önce hepimiz günlüklerimizi tanıttık. Daha sonra da başladık listedeki konulardan konuşmaya. Günün en çok tartışılan konusu “içerik hırsızlığı” konusuydu. Sanırım sonu gelmeyen kısır bir tartışma olsa gerek.
Toplantı boyunca pek konuşmamayı tercih ettim. Genelde yeni girdiğim ortamlarda konuşulanlardan çok konuşanlara dikkat etmeye çalışırım. Bende ne gibi bir intiba bıraktığı her şeyden çok önemlidir. Burada da onu yapmaya çalıştım. Anladım ki, hepimiz samimi bir şeylerin peşindeyiz. Hepimizin orada ortak bir derdi, ortak sevinçleri var. Ben nasıl Alexa‘da sitemin 50.000 sıra birden üstte çıktığında çocuklar gibi seviniyorsam, oradaki herkes de o şekilde seviniyormuş. Farklılık içinde birliğin ne olduğunu da öğrenmiş oldum. devamını okuyayım »
resim ve fotoğraf
Nisan 13th, 2008 • dil bilim, türkçe • 1 yorum yazılmış
Dilimizdeki yanlışlardan sık sık söz eder dururuz. Ancak hepimiz bu yanlışarı -bazen farkında olmadan- yaparız. İşte “fotoğraf” ve “resim” kelimeleri ile yapılan bir yanlış da bu farkında olmadan yaptığımız yanlışlardandır.
Fotoğraf çekmek, fotoğraf makinesi ile bir görüntünün sabitlenerek makine içine saklanmasıdır. Resim çekmek ise, fotoğraf makinesi ile bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek demektir. Oysa biz “fotoğraf çekmek” kelimesi yerine sürekli resim çekmek kelimesini kullanıyoruz. Unutmayalım ki, resim çizilir, fotoğraf ise çekilir. Fotoğraf bir görüntüyü anında sabitlemektir. Onu sabitlemek için makine dışında bir araç kullanmayız. Ancak resimi kâğıda geçirirken hayal gücümüzü kullanırız, parmaklarımızı kullanırız, resim tekniğinden yararlanırız vs.
Dilde kolaylık kanunu ile biz kolay söyleyebildiğimiz şeyleri tercih ederiz her zaman. Resim de fotoğraf kelimesine göre kolay söylendiği için “fotoğraf çekmek” ifadesini kullanacağımız yerde “resim çekmek” ifadesini kullanırız.
Demek ki neymiş; resim çizilir, fotoğraf da çekilirmiş.
wordpress türk dil kurumu kelime arama eklentisi
Nisan 10th, 2008 • bilişim • 7 yorum yazılmış
Bugün şöyle işime yarayacak, yazı girme işini kolaylaştıracak eklentiler var mı diye bir dolanıyordum geliştiricilerin sitelerine. Wolkanca'nın sitesine girdim ve şu eklentiyi gördüm. Eklenti yazılarında sürekli ekşi sözlük'e bağlantı verenler için yapılmış. Ya dedim millet yazı yazarken nerelere sık sık bağlantı veriyor? Ben mesela, Wikipedia'ya ve Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlüğü'ne bağlantı veriyorum. O zaman benim gibi sürekli TDK'ye girip, bağlantı vermek istediği kelimeyi aratıp onu kopyalamaya uğraşanlar için bu eklentiyi değiştirip TDK sözlükte arama yapan bir eklenti yapayım da işleri rahatlasın dedim. TDK sözlüğü pek kimse kullanmayabilir ama benim gibi Türkçe ile, sözlük ile sık sık işleri olanlar kullanır bana ve Wolkanca'ya dua ederlerse ne mutlu bize.
Eklentiyi indirmek için burayı tıklayınız.
Eklentinin kullanımı:
Yazı yazarken, Türkçe sözlükte aratmak istediğiniz kelimeyi [tdk] ve [/tdk] tagları arasına yazarsanız eklenti mis gibi çalışacaktır. Mesela ben [tdk]eklenti[/tdk] kelimesini sizin için aratayım. Nasıl güzel mi?
Sormak istediğiniz bir şey olursa bu yazıya yorum yazabilirsiniz.
Teşekkürler.
tabii ve tabi arasındaki fark
Nisan 10th, 2008 • dil bilim, türkçe • 4 yorum yazılmış
Şimdi efendim, şu Türkçe yozlaşıyor da, vay Türkçe bozuluyor da anam bittik de, anam yittik de gibi çığırtkanlık yapan kişilerden olmamaya çalıştım her zaman. Bu konuda hep temkinli davranmaya çalıştım. Bana göre yozlaşan Türkçe değil, Türkçeyi konuşanlardır. Bozulan, yıpranan da [tdk]Türkçe[/tdk] değil Türkçeyi konuşanlardır. Türkçenin gerilemesi mümkün değilken insanların gerilemesi mümkündür. Bu nedenle ben Türkçenin gerçekten çok çok uzun yıllar yaşayacağına inanıyorum. Tabiî ki Türkçeyi savunanlardan ziyade Türkçeyi konuşanlar olduğu sürece.
Neyse, ilk paragrafta kısa da olsa bir nutuk attık, her zaman yaptığımızdan.
Bizde adet oldu zaten nutuk atmadan giriş yapmamak.
Türkçenin değil de Türkçeyi konuşanların yozlaştığını söylemiştim üst paragrafta. Buna bir örnek vereceğim.
Şimdi Türkçede insanların sık sık kullandığı "tabi" diye bir kelime var. Biz insanlar bunu genelde hangi durumlar için kullanıyoruz?
Anne: Ahmet bir bardak su getirir misin yavrucuğum? Hadi evladım, hadi annem...
Oğlu: "Tabi" anne.
İşte bu örnekte "tabi" kelimesi yanlış bir şekilde kullanışmıştır.Efendim "tabi" ve "tabii" olmak üzere 2 farklı kelimemiz var bizim. Bu iki kelimenin de farklı anlamları var.
Tabi: Bağımlı anlamında kullanılır. Osmanlı Devletinde kullanılan "teba" kelimesi de bununla alâkalıdır. Yani Osmanlıya bağlı olan anlamındadır. Yine bizim ülkücülerin de sık sık kullandığı bir kelime bu "tebâ" kelimesi. devamını okuyayım »



son yorumlar