Aslında içerisinde bulunduğumuz ayın anlam ve önemini düşündüğümüzde bu soruya verilecek herhangi bir cevabın pek bir kısır kalacağı kanaatindeyim. Nitekim Hay’dan geldik, Hû’ya gidiyoruz değil mi? Belki bilmeyenler vardır izah edeyim: Hay ve Hû Allah‘ın muhtelif isimlerinen ikisidir. Allah’tan geldik, Allah’a gidiyoruz.
Belki burada tasavvuf inancını da devreye sokup bir şeyler söylemek çok kolay olur. Biz Allah’tan bir parçayız. Hepimiz onun kâinattaki birer yansımasıyız, tecellisiyiz deriz ve bu düşüncelerin hepsini sistemli bir şekilde açıklarız. Ama o zaman çok da fazla duygulara yer vermeyiz zannımca. Çünkü benim bu yazıda yazmak istediğim biraz duygusal olacak ve yer yer de teslimiyetçi olacak. O yüzden size önerim şimdiden bu adam pek bir kaderciymiş diye yaftalamamanız!
Bu yazıyı okuduktan sonra arkanıza yaslanın ve söylediklerimi iyice düşünün. Gerçekten ama gerçekten tüm samimiyetiniz ile kendinize benim sorduğum soruları sorun ve bunların cevaplarını arayın. Ve eminim ki o zaman siz de benim hissettiklerimi hissedeceksiniz.
Doğuyoruz, ailemizin binbir zahmeti …
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
İnsanın bazen çok zamanı olunca hiçbir şeye ayıramıyor bunu. Çok defa tecrübe ettim ben. Zamanınız kısıtlı olduğunda, meşgul birisi olduğunuzda, birçok şeye zaman ayırabiliyorsunuz. Sanırım bunun en mühim sebebi kısa zamanda çok şey yapmak istemeniz ve işinizden ya da meşgalenizden arta kalan zamanı tasarruflu kullanmak için plân yapmanızdır. Yani olay neymiş, plân yapmak size zamanı nasıl kullanacağınızı öğretir.
Son günlerde zaman bolluğum yüzünden hiçbir şey yapamıyorum. Yapacaklarımı ya da yapabileceklerimi şöyle yazmaya kalksam belki de normal bir insanın boyunu misli misli aşar. Ama ben miskinlik edip hiçbirini yapmıyorum. Hoş hakkımı yemeyim şimdi. Yaptığım birçok şey de var aslında. En önemlisi, her zaman olduğu gibi ders çalışmak. Osmanlıca okumak vs.
Efendim, her sene malûmunuz ramazan ayında Kocatepe Camii’nde kitap fuarı olur ve Türkiye‘nin dört bir yanından -ki çoğunlukla İstanbul‘dan- yayınevleri gelir ve bu fuarda birer stand açarlar. Siz de bu standları gezer ve kitapçılardaki satış fiyatından ucuza denk getirdiğiniz kitapları…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Daha tomurcukken, anne karnına düştüğümüz 21. günden itibaren bir kimlik arayışı içerisine gireriz. Hayatta bir yer edinebilmek ve ben de buyum diyebilmek için bir karakter, kimlik arayışı içerisine gireriz. Kimilerimiz küçük yaşta bir kimliğe sahip olurken kimilerimiz ise yıllar geçse de bir türlü oturtamazlar kimliklerini, benim gibi.
Bir kimliğe sahip olmanın iyi bir şey olduğunu söylemiyorum ben. Kimliğini oturtmuş kişinin bazen bu kimliği kötü bir kimlik de olabilir. Bunu ayrı tutuyorum. Kendi kimliğimi ise, iyi mi, kötü mü ya da başka bir şey mi diye sınıflandıramıyorum ben. Hep bunun sıkıntısını çekiyorum.
Sanki kâinattaki her şey bir araya gelmiş de benim bu kimliği kazanmam için, bu kimlikte birisi olmam için mücadele etmiş gibi geliyor bana. Doğum tarihimden tutun da aile yapımıza kadar her şey.
Ocak ayında doğdum. Oğlak burcuyum. Genel özelliklerine bakarsak daha çok duygusallığının ön plânda olduğunu görüyorum. Ve yaşadığım çevre, hayatım, her şeyim ama her şeyim benim duygusallığımı…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Çoğu zaman beni üzecek olaylarla karşılaşsam da, yine de seviyorum yaşamayı. Hayat, gerçekten yaşamaya değecek kadar güzelliği içinde barındırıyor. Ayrıntıların hepsini geçtim, sabah uyandığımızda havanın aydınlık olması bile bize yaşama sevinci vermeye yetiyor.
Ülkenin dört bir yanında her gün birbirinden farklı hadiseler cereyen ediyor. Bazıları bizi güldürürken bazıları da ağlatıyor. Bazıları ise gülerim ağlanacak halimize dedirtiyor. Şimdi size anlatacağım hadise sizi ağlataak mı güldürecek mi yoksa gerçekten dudaklarınızda bir tebessüm mü bırakacak, bilmiyorum. Orasına siz karar verin artık.
Geçenlerde eve gelmek için Ankara‘nın meşhur “mavi” dolmuşlarından bir tanesine bindim. Bir yandan koltuğuma oturmuş günün yorgunluğunu üzerime atmaya çalışırken bir yandan da telefonla konuşuyordum. Derken dolmuşçu yolda gördüğü bir davulcu ile zurnacıyı dolmuşa aldı. Sanırım paraları yokmuş, o da belli bir yere kadar sizi götüreyim dedi.
Az gittik, uz gittik derken tam kafamı cama yasladım, o sırada bir zurna sesi ile irkildim. Sanırım tek irkilen ben değildim. Tüm dolmuş benimle aynı…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »