Yüzdük yüzdük bir KPSS döneminin daha sonuna geldik. Birçoğumuz geçen seneden ve birçoğumuz da bu sene başından beri bu sınava hazırlanıyor. Kimimiz devlet memuru olmak istiyor, kimimiz ise öğretmen. Hepimizin ortak amacı bu sınavı başarıyla geçmek.
Bu sene KPSS 27 Haziran ve 28 Haziran günleri yapılıyor. Cumartesi sabah genel kültür ve genel yetenek, cumartesi öğleden sonra eğitim bilimleri, pazar günü ise diğer branşlardan (hukuk, maliye, iktisat, işletme, kamu yönetimi vs.) sınavlar yapılıyor.
Ben de KPSS’ye girecek olmam nedeniyle bu seneki sorularla yakından ilgileniyorum. O yüzden sorular açıklanır açıklanmaz bu sayfada göreceksiniz. KPSS A Grubu ve Öğretmenlik sorularını ve yanıtlarını bu sayfada bulabileceksiniz.
KPSS A GRUBU VE ÖĞRETMENLİK SORULARI VE CEVAP ANAHTARLARI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Eğitim bilimleri dersleri alan ya da birazcık mürekkep yalayan birçok kişi Maslow amcanın “ihtiyaçlar hiyerarşisi”ni bilecektir. Zira KPSS’ye çalışan ve öğretmen olmak isteyenler Maslow’un eğitim bilimleri için ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla bilirler. İşte “kendini gerçekleştirme” Maslow’a ait bir terimdir.
İnsancıl yani Hümanist Kuram’ın öncülerinden olan Maslow genel hatlarıyla dünyaya gelen insanın hepsinin mükemmel olduğunu, her şeyden önce insan olduğu için değerli olduğunu söylüyor. Ve bununla birlikte insanın belli temel ihtiyaçları karşılanırsa kendini gerçekleştirebileceğinden bahsediyor. İşte bu ihtiyaçları piramit şeklinde bir hiyerarşi ile ifade ediyor. fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, sevme-sevilme, saygı-statü ve en üst basamakta da “kendini gerçekleştirme” yer alıyor.
Efendim her şey güzel hoş ancak nedir bu kendini gerçekleştiren adam? Aslında sorunun cevabı çok basit. Bir insan için ne kadar olumlu söylenecek şey varsa, kendini gerçekleştirmiş bir birey için onlar söylenebilir. Nitekim bu adam, kendini çok seven, artılarını ve eksilerini çok iyi bilen, karşısındakini olduğu gibi kabul eden kişidir. Yalnız kalabilen, insanlara…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »
KPSS‘nin yaklaştığı bu günlerde sıcak havanın da etkisi ile rehavete çok çabuk kapılabiliyor insan. Zira her sabah uyandığımda “Bırakın, lütfen biraz daha uyuyayım.” diye telefonun alarmına bir şeyler söylemem de bunu ispatlıyor olsa gerek.
Sabah 9 - akşam 9 dershanede olunca insan ister istemez bir nefeslik havaya muhtaç oluyor. Yaklaşık 10 gündür yoğun bir tempoyla ders çalışırken bugün saat 20.00 ‘ı gösterince artık pilimin bittiğini anladım ve kendimi hemen dışarıya attım. Evin kapısı unuttuğumu biliyordum ama nedense eve de gitmek istemiyordum. Bir şey yapmalı ama ne yapmalı…
Telefonuma baktım ve akşam namazına 19 dakika kaldığını fark ettim. Bir yandan gönlüm evde kılmamı, bir yandan da dışarıda kılmamı söylüyordu. En iyisi en sıkıntılı olduğum anlarda yaptığım gibi Kocatepe Camii‘ne gideyim ve bir güzel cemaatle kılayım. Koştur koştur, ensemden terler akıtarak camiye gittim, güzelce bir abdest aldım -ki abdest sinirleri alıyor- ve namazımı kıldım. Camiden çıkınca derin bir nefes aldım ve işte o an “Yaşıyorum…
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »
KPSS‘ye yaklaştığımız şu günlerde internete girdiğimde yaptığım pek fazla bir şey yok desem yeridir. Hattâ internete girecek vakti bile bulabiliyor musun diye sorsalar, nayır, nayır derdim eminim ki.
Sabah 8′de uyanıyorum. 9′da dershanedeki deneme sınavına gidiyorum. 2′ye kadar sınav sürüyor. 3′te ders başlıyor, 6′ya kadar. 6′da tekrar başka bir ders başlıyor ve 9.15′e kadar. Sonra 11 gibi evde tekrar ders çalışmaya başlıyorum, tâ ki gece 2′ye kadar falan. Yani ara ara molalarda internete az az giriyorum ve onda da oyun oynuyorum. Çok şükür ki 15 gün sonra kısmî özgürlüğüme – mutlu bir sonla – kavuşmuş olacağım.
Şimdi bu yazıyı yazmamdaki amacı size açık açık söyleyeceğim. Ve ne siz sonuna kadar yorulun okumak için, ne de ben sizi kandırmış olayım değil mi ? Ara ara geçimimi sağlamak için çeşitli reklâmlar alıyorum kendime. Yazı içindeki bazı kelimelere reklâm aldığım sitenin bağlantısını veriyorum ve bu şekilde karınca kararınca bir şeyler kazanıyorum. Bu yazı da onlardan…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »

Her okuduğum kitabın ardından, bu kitabı günlüğümde mutlaka yazmalıyım ve herkesin tanımasını sağlamalıyım diyorum. Ancak ağır aksak giden hayatın bile temposuna ayak uyduramayan ben maalesef bu düşüncemden de elime yeni bir kitap alınca vazgeçiyorum. Okurlarımla paylaşmak istediğim o kadar kitap var ki… Şimdi ise iki üç ay evvel okuduğum bir kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında paylaşmak istediğim kitap değil de, kitabın bilgileri.
Doğu kültürünü geride bıraktığımızdan mı yoksa Tanzimat’tan bu yana Batı kültürü ile o kadar fazlaca haşir neşir olduğumuzdan mı bilemiyorum ama adı Doğu’ya ait olan bir yazar duysak oradan hemen ağır aksak adımlarla, etrafımıza, hattâ kendimize bile çaktırmadan kaçıyoruz. Bizde bir İngiliz, Amerikan, Fransız ve Rus edebiyatıdır almış başını gidiyor. Eski Türk Edebiyatına meraklı olanlarımızın aklına ise Doğulu şairleri okumaktan başka bir şey gerekmiyor. Ben ise bugün siz Lübnanlı bir yazarın, Lübnanlı, Batılı bir yazarın kitabından bahsedeceğim. Amin Maaoluf’un Doğu’nun Limanları kitabı.
Yazarın bende üç dört kitabının olmasına rağmen…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »