Bazen birisine iyilik yaparız. İyilik yaptığımız kişi bize teşekkür eder. Biz de buna binaen “estağfirullah” deriz. Sözde mutevazılık yapmışi tevazu göstermişizdir. Oysa bildiğimiz tevazu bunun daha da ötesinde bir incelik taşımaktadır. Aşağıdaki kıssadan hisseye bakarak tevazunun ne demek olduğu hakkında bir yorumda bulunabiliriz, sanırım…
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli ‘helal değildir’ diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır . Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Allah’ım bu ne kıskançlıktır
Bakın bebek ailesinin ilgilisini çekmek için neler yapıyor
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Az önce Umut Doğan‘ın güncesini gezerken gördüğüm bir videoyu sizinle paylaşmak istiyorum. Gülen bir çocuğun videosu bu. Gerçekten Umut‘un da dediği gibi böyle bir çocuk lastik reklâmı yapsa 4-5 tane alırım
Buyurun…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Orijinal adı The Catcher in The Rye olan roman ilk kez 1967′de Gönülçelen adı ile Türkçeye çevrilmiştir. Daha sonra sonra ise Yapı Kredi Yayınları tarafında Çavdar Tarlasında Çocuklar adı ile çevrilmiştir.
Kitap Holden adında birçocuğun okuduğu liseden atılmasını öğrenesi ile başlar. Holden atıldıktan 2-3 gün sonra yani çarşamba günü ailesinin yanına gidecektir. Fakat Holden bu süreden önce okuldan ayrılır ve farklı maceralara atılır.
Birçok arkadaşı ile buluşur, birçok yer gezer… Aslında kitabın olay kurgusu oldukça basittir. Fakat buna rağmen Salinger’in dili kitabın okunması için en güzel nedendir.
Samimi dili, senli benli konuşması, cümlelerin sonunu yutarak “falan, filan” gibi söylemlerde bulunması romanın samimi bir havada geçmesini sağlamıştır.
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »