Son günlerde artan Türk-İlizce çılgınlığına dur diyen bir toplumsal tokat olmadığı gibi gün geçtikçe çığ gibi büyüyor. Değerli arkadaşlarımdan Evren hepimizin ortak düşüncelesi olan bir yazı kaleme almış. Çok beğendim. Günler önce benim “Dilimiz Turkcheleshiyor!” başlığı ile başlayıp bıraktığım yazımın ana düşüncesine benziyor… İşte yazı :

Bir dönem Arapça, Farsça, Fransızca derken, son yüzyılda İngilizcenin istilası altında Türkçe. Yabancı hayranlığının hat safhaya ulaştığı günümüzde kendi dilinden utananların akıllara zarar tabelaları ile dolu sağımız solumuz. Cep telefonu mesajlarında Türkçenin sesli harflerinden tasarruf ediliyor, yabancı adlarla iş yerleri açılıyor, televizyon ve radyolar yayına giriyor, pek çok süreli dergi piyasaya çıkıyor. V’nin yerine W, ks’nin yerine X kullanılıyor. Birileri bizi yabancılaştırıyorken, birileri de fena halde TURKCHE konuşuyor. Peki, Yahya Kemal BEYATLI’nın “ağzımızda anamızın sütü gibi helâl ve güzel olmalıdır.” dediği güzel Türkçemiz nereye sürükleniyor?
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »
Arapça bir kelime olan halvet, tenha, tenhaya çekilme, yalnızlık ve yalnız kalma anlamlarına gelir. Halvet etmek, istenilen tenha ve her şeyden boş bir mahalde, zihne takılan ve takılacak olan şeylerden kurtularak feragat köşesini her şeye tercih etmektir. Bir başka ifade ile büsbütün yalnız durmak, biri ile tenhaca konuşmak üzere yalnız kalıp kimseyi içeri almamaktır. Halvete girmek, ibadet, zikir, riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere yalnız başına tenha bir odaya, tekkelerde halvethane denilen bir hücreye, kapanmaktır. Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Rivayet edilir ki;
Selçuklu Hükümdarı Rüknettin Moğol Şenliği için Kayseri’ye çağırılır. Rüknettin bu şenliğe gidip gitmemekte kararsızdır ve Mevlâna’ya danışır. Mevlâna ise ondan gitmemesini istemektedir. Oysa Rüknettin Kılıç Arslan Mevlâna’yı dinlemez ve şenliğe gider. Orada Rüknettin’i zehirleyerek öldürürler. Bunun üzerine Mevlâna aşağıdaki dizeleri gönlünden dökmüştür :
Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim?
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Tasavvufun Şiir Diliyle Açıklaması:
Olanlar Tekkesi Şeyhi İbrahim Efendi (k.s.) tasavvufun tanımını aşağıdaki dizelerde ifade etmiştir:
Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler
Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »