Türkçenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumlar hepimizin malumu. Yozlaşma diye isimlendirdiğimiz bu durumu sağır sultan bile duydu. Sokakta kime sorarsanız sorun, Türkçenin içinde bulunduğu durum hakkında size en az 10-15 dakikalık bir izahta bulunacaktır. Tabiî bu sadece bilinen kısımlarıdır ama yine de halkın bu konuya duyarsız olmadığının bir göstergesidir.
Hepimiz biliyoruz dedik bu sorunları, ancak yine de bir tekrar etmenin, gözden geçirmenin hatırlatmak açısından yararlı olacağını düşünüyorum.
İlk olarak Türkçenin bugün karşılaştığı en büyük sorunlar, halkın dil kullanımında yeterince hassas davranmamasından kaynaklanan yanlış ve özensiz kullanımlar, yabancı dilde eğitimin menfi etkisi, dükkan adlarında çığ gibi büyüyen yabancı isim kullanma hastalığı, yabancı sözcüklerin kontrolsüz bir şekilde ve gereğinden fazla kullanılması, Türkçe öğretiminin yetersizliği, yabancı kökenli kelimelere Türkçe karşılıklar bulunmada geç kalınması, ünlü kalemlerimizin Türkçeye olan güvenini yitirmesi gibi listeleyebiliriz. Bu listeyi arttırmak mümkündür ancak burada söylediklerimiz en önemli sorunlardır. İşte bu yazımızda Türkçenin bu sorunlarını çözmek amacıyla hazırlanan bir Türkçe yasasının, Türkçenin sorunlarını çözmede ne kadar yararlı olacağıdır.
İlk önce Muharrem Ergin’in şu yazısından hareketle dilin kısaca bir tanımını yapalım:
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir.


kategoriler
anlık takip