Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler
  • rss nedir
Eki
25

kahve bahane

Kategori: sevgili günlük | 1 ahkâm kesilmiş

türk kahvesi

Eskiden yazarlar ve şairler kahvehane, çay ocağı gibi değişik yerlerde toplanırlar, edebiyat, sanat ve düşünce üzerine sohbet ederlermiş. İşte böyle yerlere mahfil denirmiş. Böyle yerler kültür merkezi diye düşünülür ve adına yakışır şekilde davranılmaktan da hiçbir zaman vazgeçilmezmiş. Büyük şairler ve yazarlar mahfilde büyümüştür.

Biz, modern insanın bir mahfile ihtiyacı varsa ki bu mahfil kendi mahfili olmalıdır. Kendisiyle konuştuğu, kendi ile sohbet ettiği bir mahfildir bu. Çünkü modern insan, kalabalıklar arasında yalnızken en çok kendini düşünmeye ihtiyacı vardır. İşte benim de böyle bir mahfilim var en nihayetinde. Kendimi zaman zaman da olsa dinleyebildiğiğm bir yer.

Burada oturup kitap okurken bir amca geliyor. Ben mutfaktan kendim çay almaya gidince bana, “Sen burada mı çalışıyorsun?” diye soruyor. Ben de henüz öğrenci olduğumu söylüyorum (iş muhabbeti yapmak istemediğim kişilere genelde bunu söylerim, zira akıl veren çoktur iş hususunda; şunu yapsaydın ya, bunu yapsaydın ya…). Sonra başlıyor amca koyu bir sohbete. “Başlıyor” diyorum çünkü sohbeti yapan…

Tamamını oku | 1 ahkâm kesilmiş »

Eki
15

sızı

Kategori: nazmettim | 2 ahkâm kesilmiş

tarifi mümkün olmayan bir şehrin akşamında
sırtıma yük olmuş bir gülümsemenin
bencilliğini yaşıyorum

mutluluk dolu satırlardan sonra
sisli gözlere bakmanın
hüznünü yaşıyorum

bir görünüp bir kaybolan sis perdesi
ruhumdan sıçrayan bir çocuk yüzü
hissettiğini bilmeden çığlık atıyor
ve sızı…

n. kaan fakılı ( 14.10.2009 )

Tamamını oku | 2 ahkâm kesilmiş »

Eki
06

aşk şeriatı

Kategori: kitap | 1 ahkâm kesilmiş

ask seriatiUzunca bir zaman sonra ilk defa, günlüğümde yayımlamak üzere Word’de bir yazı hazırlıyorum. İnternet bağlantım olmadığı için Word’e yazacağım ve internet kafeye gidip yayına vereceğim. Değişik bir duygu. Belki de yazdığım yazıyı dergiye teslim etme ciddiyetini hissediyorum şu an üzerimde.

Taşınmadan evvel bir çırpıda okuyup bitirdiğim “Aşk” romanı hakkındaki izlenimlerimi yazabilme saadetine ancak şimdi nail olabiliyorum. Ve bu güzel romanı artıları ve eksikleri ile sizlere anlatabilmek için güzel bir kompozisyon tasarlıyorum kafamda.

Öncelikle bu romanı, Mevlânâ’yı ve Şems’i tanıyan tanımayan herkes okuduğu için ve -bu kelimeyi pek sevmem ama- bestseller bir roman olduğu için çekine çekine okudum.  Çok okunan bir roman hep basit gelmiştir gözüme. Okunmak için yazılmış gibi gelmiştir. Ve bir de dost meclislerinde Aşk romanından çok basitçe bir övgü ile bahsedenleri gördükçe okuma isteğim daha da azalmıştır. Nitekim tüm basmakalıplıklarımı yıkıp okudum çok şükür…

Bu kitabın insanları neden bu kadar etkilediğini tahmin edebiliyorum aslında. İnsanın bürünmek istediği bütün kisvenin Şems’in karakterinde toplanması ve…

Tamamını oku | 1 ahkâm kesilmiş »

Eyl
22

sancı çekmeden doğum olmaz*

Kategori: kitap, sevgili günlük | 4 ahkâm kesilmiş

Yatağıma uzanmıştım. Odanın hafif serinliğini üzerime aldığım cankurtaran(Bir arkadaşla birlikte vermiştik bu hırkaya bu ismi. Zamanında çalıştığım bir işyerinde aniden gelen üşümelere merhem olsun diye askıda asılı dururdu. Ve üşüdükçe giyerdik onu.) sayesinde bertaraf ediyordum. Bir yandan akşam yemeğini hazmetmeye çalışırken bir yandan kitap okuyor ve bir yandan da sıcak sıcak gelecek çayı bekliyordum. Ne de olsa akşam yemeğinden sonra çay gibisi yok değil mi? Kimileri der ya: İster fakir ol, ister fukara. Her yemekten sonra yak bir cigara! Benim cigaram da çayım olsa gerek!

Daha yeni bitirdiğim kitabın etkisini üzerimden atamadan yeni bir kitaba başladım. Artık hız kesmek yok,  romanların dünyasından düşmek yok, dedim kendi kendime. Ve birini bitirdiğim an diğerinden birkaç sayfa okumadan bırakmadım.

Nietzsche Ağladığında‘yı okudum. Bitti. Ve şimdi listemdeki kitaplardan Aşk romanına başladım. Elif Şafak‘ın o dillerden düşmeyen (bestseller) romanı, Aşk.

Kendimdeki bir özelliği çok severim: İki şey arasında bağ kurmak, iki şeyi mukayese etmek. Mukayese, işi güzellik kötülük gibi nitelik…

Tamamını oku | 4 ahkâm kesilmiş »

Eyl
20

bayramlar bayram ola

Kategori: sevgili günlük | ahkâm kesilmemiş

seker

Son günlerde yazma konusunda çok fazla sıkıntı duymuyorum. Kanımca bu aldığım bir kararın neticesinde oldu. Herhangi bir yerde oturmuş düşünürken aklıma onlarca fikir ve bundan daha güzeli de onlarca söz geliyor. Ve hepsi zihnimden zaman içerisinde silinip gidiyor. Ben de bunları yabana atmamak için her ne kadar teknolojiye karşı olsam da telefonu çıkarıyorum ve notlar bölümüne kaydediyorum. Böylece eve gelip bilgisayar başına oturduğumda yazacak konu sıkıntısı çekmiyorum.

Benim nasıl yazdığımı bilseniz bu tarz küçük olayların benim için çok önemli olduğunu siz de düşünürdünüz. Benim için ufak bir söz bile sayfalar tutacak bir yazının tetikleyicisi olabiliyor.

Herkes gibi oturup Ramazan Bayramı mı yoksa Şeker Bayramı mı münakaşasına girmeyeceğim. Bayram olsun da isterse resmî bayram olsun. :)

Her bayram öncesinde bayramların artık eski bayramlar olmadığını söyler dururuz. Peki neden bayramlar eski bayramlar değildir?

Hayatta her şey değişir. Değişmeyen tek şey değişimin olduğu gerçeğidir. A, değişmeyen bir şey var ki o da bu söz. Yediğimiz yemekten tutun da giyim tarzımıza…

Tamamını oku | ahkâm kesilmemiş »

«12345678910»...son sayfa »


yazılarımı rss ile takip edebilirsiniz
rss nedir?

arama yap

kategoriler

  • bilişim
  • denemeler
  • dil bilim
  • garnitür
  • kısa kısa
  • kitap
  • klasik türk edebiyatı
  • mühim meseleler
  • sevgili günlük
  • şiir
  • sinema
  • tasavvuf
  • türkçe

son yazılar

  • Müzik kültürüm ve dinlediklerim hakkında
  • “Tekel” İşçileri
  • sevmiyorum.
  • evden eve taşıma, nakliyat haberleri ve nakliyatçılar sektörü
  • türk gerçekten “türk” mü?
  • rüyalar da olmasa
  • vaveyla
  • sandığımdan daha güzelsin
  • hayatıma yenilikler getiriyorum
  • 80′lerin sonunda ve 90′ların başında çocuk olmak

  • son yorumlar

    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (81)
      mehmet ali karataş, mehmet ali karataş, babacan1122324, ayşenur, adsız kahraman, melek sultan [...]
    • düşünce gücü ile hayatı şekillendirmek  (54)
      mustafa kılıç, kemal okay, Leman ERSAMATLI, ceylan, ceylan, Türkan ÇELİK [...]
    • edebiyat mezunlarına umut ışığı  (17)
      canan, göknur, bahar kaba, Esma Nur, emine tangüzel, mehtap korkmaz [...]
    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (565)
      Kaan Fakılı, aysun ekin, Arif AKSOY, Eşref Bostancıoğlu, ülkü kurt, semra küllük [...]
    • sevmiyorum.  (11)
      d, emre, Mehmet Yaşar KOÇAK, semra, Aysel AKAR, Hakan Engin [...]
    • "-ki" ekinin ve "ki" bağlacının yazımı  (10)
      sümeyya, tşkkürler, merve keskin, özge tuğlacılar, mert yenidede, YASEMİN ( QARİZMA FERMAN ) [...]
  • son yazılar

    • Müzik kültürüm ve dinlediklerim hakkında
    • “Tekel” İşçileri
    • sevmiyorum.
    • evden eve taşıma, nakliyat haberleri ve nakliyatçılar sektörü
    • türk gerçekten “türk” mü?
    • rüyalar da olmasa
    • vaveyla
    • sandığımdan daha güzelsin
    • hayatıma yenilikler getiriyorum
    • 80′lerin sonunda ve 90′ların başında çocuk olmak
  • dost siteler

    • burun estetiği, estetik, biber hapı, Lazer Epilasyon, araba oyunları , Estetik, Epilasyon, lida, oyun, Varikosel, estetik, casus telefon, evden eve nakliyat, Estetik
  • peşini bırakmadıklarım

  • okuduklarım

    Hüseyin Mert
    Sosyal ağlar ve web 2.0 projeleri üreten Hüseyin, neşeli ve güldürmeyi seven birisidir. Web tasarımı ve programlaması konusunda uzmandır. Adanalıdır çok sıcak kanlıdır.

© Kaan Fakılı