
Haritada bulmakta bile zorlandığımız bir devletin, tüm insanlık aleyhine yapmış olduğu bu zulme seyirci kalmamak için herkesi 6 Haziran 2010 Pazar günü Ankara Sıhhiye Meydanı‘ndaki Büyük Gazze Mitingi‘ne davet ediyorum.
Miting saat 16.00 ‘da başlayacaktır. Herkesin katılımı tüm insanlık adına önemlidir. Meselenin bir din, devlet, millet, ülkü meselesi değil; bir insanlık meselesi olduğunu göstermek için herkesin oraya gelmesini ümit ediyorum. Zalimin zulmüne boyun eğenler, onun yaptıklarını meşru kılarlar. O yüzden bir pazar günümüzü de insanlığımızın, milletimizin geleceğine ayırmak çok zor olmasa gerek.
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Hayatı anlamlı kılan şeyler olduğunda, ya da hayatı anlamlı kılmak istediğinde birçok şeyi sevdiğini fark ediyorsun. Bu bir cisim, soyut bir şey ya da bir insan olabilir. Hiç fark etmeyecektir. Bir şeyleri seviyorsan, sevgiye, sevgine giden yollar açık demektir.
Son zamanlarda hayatımda kötü giden bir şeylere artık dur demenin gerektiğini biliyordum. Hayatımdaki ufak ya da büyük gelişmeler bu yönde sanki ortak bir karar almış ve uygulamaya koyulmuştu. Öyle ya da böyle bir şeylere güzel diyebiliyorken, her şeye güzel diyesi geliyor insanın.
İçinde bulunduğumuz zaman dilimine baktığımızda sanırım ben bahar mevsimini seviyorum. Nedense tüm mevsim içime doğmuş gibi hissediyorum, içimdeki tüm polenleri salıyorum ve sanki o papatyalar, güller, laleler ve bilumum çiçekler içimde patlak veriyor. İçimde bir yerlere salıyor kokularını. Rengârenkliği, çok renkliliği, çok sesliliği, kalabalığı sevdiğimi hissediyorum. Sanırım insan, içinde yalnız olmamayı öğrendiği zaman kalabalıkta da yalnız hissetmiyor kendini.
Hayat, biz anlamlandırabildiğimiz derece anlam kazanır diyorum ben sık sık. Ve…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »
Aslında bu yazıma ilham kaynağı olan şey şu an müzik çalarda çalan Orhan Gencebay oldu. Şöyle bir düşündüm de; ne garip bir müzik kültürüm var. Bir de acaba gerçekten bir müzik kültürüm var mı ve bu müzik kültürüm postmodernist bir tavır mı sergiliyor, yoksa dinlediğim müzikler de hayatımdaki birçok şeyde olduğu gibi rastgelelikten mi kaynaklanıyor. Ben yazımı yine müzik kültürümün olduğunu düşünerek yazıyorum. Rica edeceğim siz de böyle düşünün lütfen.
Şimdi boş yere kafanızı bulandırmak için size birçok müzik kültüründen falan bahsetmek istemiyorum. Hepimiz az ya da çok Türkiye’deki müzik türlerini ve yurtdışındaki müzik türlerini biliyoruz. Yurtdışında müzik türlerinin insanlar arasında nasıl tasniflendiğini bilmiyorum ama bizim kültürümüzde genelde yaşa bağlı olarak tasnifleniyor.
Mesela “arabesk” müzik diye nitelendirdiğimiz damar müzikler. Her ne kadar kültürel mânâda genel kabul görmemiş bir müzik türü olarak bilinse de hepimiz lise çağımızda platonik aşkların da falan etkisiyle mutlaka dinlemişizdir. Hele bir de gelişim dönemimizdeki temel kavramlarla…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »

Bir süreden beri Türkiye’nin gündemini zaman zaman meşgul eden meselelerden bir tanesi Tekel İşçilerinin durumu. Birkaç ay önce başladıkları direnişleri henüz devam ediyor. Ankara‘da yaşayan birisi olarak, Sakarya Caddesi‘nden her geçişinizde oradaki durumu rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Bu yazımda onların haklılıklarını ya da haksızlıkları hakkında uzun uzun beyanat verecek değilim. Sadece bir iki hususta fikrimi söyleyip, yazımı noktalayacağım, o kadar.
Şimdi tam olarak olayın içyüzünü detayıyla bilmemekle birlikte, bildiğim sadece; geçen yıllarda özelleşen Tekel‘in işçilerini 4-C kapsamında, yani özel şirket elemanına yakın bir statüde çalıştırmaya devam ettirilmek istemesi. 4-C kapsamında çalışmak istemeyene de bir miktar tazminat verip (40 milyar civarında sanıyorum) esnaflığa yönlendirilmesi meselesi .
Öncelikle Türkiye’de refah içinde, mutlu mesut yaşayabilmek için bir aileye ortalama 2500-3000 TL maaş girmesi gerekir değil mi? Yani 700-900 arası bir maaşla geçinen ailenin geçinmesi mümkün mü? Üstelik bu adam yıllarca 2500-3000 lira civarında bir maaş alıp da hayatlarını bu yönde plânlıyorsa…
Neyse…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »