Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık benem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Tem
06

pulp fiction - ucuz roman

Kategori: sinema | 4 ahkâm kesilmiş

pulp fictionİngilizce çalışmaktan kaçmak için son çırpınışlarımı harcadığım şu günlerde, belki biraz olsun vicdan azabımı gideririm diye bol bol alt yazılı İngilizce filmler izliyorum. Yaklaşık 1 haftadır her gün en az bir film izliyorum. İzlediğim filmleri genelde IMDB‘nin en iyi 250 filmi arasından seçiyorum. Tam olarak o sırayı neye göre oluşturduklarını bilmiyorum ancak gerçekten kaliteli filmler var.

Her güne bir film diye isimlendirdiğim projemden bugün ağıma “Pulp Fiction” takıldı. Bir zamanlar Türkçeye “Ucuz Roman” diye çevirisi yapılmış bir film. Aslında filmi bir iki sene önce duymuş olmama rağmen bir türlü alıp izlemeye fırsatım olmamıştı. Bayağı methedilen bu filmin adı bana pek çağrışım yapmadığı için internette hakkında yapılmış yorumları okumayı düşündüm. Okuduğum yorumlar bana çok ilginç geldi. Yorumların çoğu genelde bu filmi çok başarılı bulmuş ve yere göğe sığdıramamış.

Pulp Fiction, Quentin Tarantino tarafından yönetilmiş, Roger Avary ile birlikte senaryosu yazılmış, 1994 yapımı, kült kabul edilen bir filmdir. Ucuz Roman, En İyi Film dahil 7 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı’nı almıştır. Aynı zamanda 1994 Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü’nün sahibidir. viki

Ne yalan söyleyim, siz sağda solda yapılan bu yorumları okuduktan sonra filmden inanılmaz sahneler bekliyorsunuz. Filmin sizi büyülemesini, 94 yapımı da olsa sizi gerçekten heyecanlandırmasını istiyorsunuz. Ancak Quentin Tarantino‘nun her taktiğini ezberleyecek kadar ona hayran olmadığım için mi, yoksa gerçekten çok dikkatsiz olmadığım için mi bilemiyorum, filmi pek beğenmedim. Hem de oldukça basit buldum diyebilirim. Belki filmin çekildiği döneme göre değerlendiğimizde başarılı bir film olabilir. Ancak o dönem çekilip de başarılı olan onca film var ve şimdi adı bile bilinmiyor.

Filmdeki bir sürü mantık hatasını ve teknik hatayı Tarantino hayranları, Tarantino‘nun zekâsına ve taktiğine yormuş. Mesela bir sahnede, çocuk 2 tane adama bir iki metreden birkaç el ateş ediyor. Ancak kurşunlar adamlara hiç isabet etmeden duvara saplanıyor. Hadi burası olabilecek bir şey. Çocuk gerçekten salak falan olabilir. Ama bu sahnenin başında zaten duvarda delik olması ilginç değil midir sizce ?

Filmin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hiç ummadığınız bir sahnede bitiyor. Yani ne senaryoyu anlamışsınız, ne filmin içeriğini anlamışsınız ve ne de neyi anlatmak istediğini. Herhalde bir Tarantino klâsiğidir bu ne dersiniz?

Şu an eleştiri yaptığımı düşünmüyorum. Hattâ eleştiri yapacak kadar sinema kültürüne sahip olduğumu da düşünmüyorum. Ancak filmin o umulmadık bitiş anını düşündükçe hâlen ya bende bir şeyler var ya da bu filmde diye düşünüyorum kendi kendime. Eğer birileri film hakkında bir şeyler biliyorsa lütfen bana da söylesin.

Filmin oyuncu kadrosu gerçekten güzeldi. Tarantino seçim yaparken sağlam adamları seçmiş. Ancak Bruce Willis‘in böyle durgun bir karakterde böyle güzel bir rol yapması dikkatimi çekmedi değil.

Yazar: Kaan Fakılı | 4 ahkâm kesilmiş »

Tem
03

mülk allah’ındır

Kategori: mühim meseleler | ahkâm kesilmemiş

Şimdi bu adam durdu durdu dinî konularda da bir şeyler yazdı diye bir şeyler söylemeyin sakın ha yorumlarda. :) Ben sadece gördüklerimi, yorumladıklarımı ve hissettiklerimi yazıyorum o kadar.

Son günlerde sık sık karşılaştığım cümlelerden bir tanesi de bu cümle; “Mülk Allah’ındır.”. Kimilerine göre “islamist sosyalizm” kimilerine göre de “islami komünizm” gibi bir şey bu cümle. Ancak cümleyi kullananlara ve bununla birlikte bu cümleyi hissedenlere soracak olursanız o zaman durum değişecektir.

Dünyanın ve dahi tüm kâinatın tek yaratıcısı Allah’tır. Bunu bilen, buna inanan herkes için her şeyin sahibi Allah’tır. Ruhlar aleminden dünyaya ve dünyadan da ahirete kadar tüm varlığımızın en ufak zerresine kadar sahibi Allah’tır.

Büyük uğraşlarla kazandığımız parayı, satın aldığımız eşyayı ve mülkü hep kendi mahsulümüz sanar dururuz. Bize bir başkası, bir yaratıcı tarafından verilen akıl ile övünür ve umulmadık işler yaparız. Bunları kazanamazsak da şanssız olduğumuzu düşünür, isyan eder ve üzülürüz. Oysa bizi biz eden, bize ruh veren yaratıcının işlevini bir kenara bırakmak bizim için dibe vurmak gibi bir şeydir.

Bizi 21. günde anne rahmine düşüren o eşsiz ve yek yaratıcı o 21. günden itibaren nefes almamıza müsade eder. Bize türlü güzellikler nasip eder. Sırf günde 50 milyon kazanamadık diye o aldığımız nefesin tek sebebini unutmak yakışır mı bize?

Çok sevdiğimiz sevgilimize -beşerî- , bizi mutlu ediyor diye bağlanmak, onun ayaklarına kapanmak, onun varlığı ile var olmak, o olmadığı zaman dünyaya küsmek ve o bizi terk ettiği zaman bir boşluğa düşecek kadar küçülmek gibi türlü türlü acziyetler yapıyoruz da bir olan Allah’ı hatırlayıp acaba ibadetlerimizi tam olarak yapıyor muyuz? Bırakın bizim mutlu olmamızın nedeni olmasını, bizim nefes almamız dahi ona bağlıyken acaba ona biz yeterince bağlanıyor ve varlığımızın tek nedenini onda buluyor muyuz?

Evet dostlarım, Allah istediği zaman istediği kuluna malı, mülkü, parayı ve dahi bütün güzellikleri nasip eder. Etmediği zaman da İbrahim peygamber gibi yapıp “kusurumuzdandır” demeliyiz:

“Yakmazsa lütfundan, yakarsa da kusurumuzdandır.”

Böylesine güzel bir cümleyi hayatımızın her alanına iliştirmek ve kendimizi dünyevî hırslardan arındırmak tamamen bizim elimizde. Yeter ki, biraz hissedelim.

Allah herkesin Regaip Kandili’ni mübarek etsin inşallah, hayırlara vesile olması temennisiyle.

Yazar: Kaan Fakılı | ahkâm kesilmemiş »

Haz
29

türkçeleştirme hareketinden hareketle bir deneme

Kategori: türkçe | ahkâm kesilmemiş

Daha evvel de Türkçe ile ilgili birkaç deneme yazmış olmama rağmen sürekli bir şeyler yazma ihtiyacı duyuyorum. Bu da sanırım sanırım sürekli karşılaştığım birkaç pürüz ya da bana sorulan birkaç sorudan olsa gerek. İşte o yazdığım yazılardan bir tanesi de “Türkçe Yasasına Evet Ama…” başlıklı yazım idi. O yazıyı okumak için şuraya gözatabilirsiniz. Ya da “Türkçenin Esas Zenginliği” adıyla yazdığım yazıya da şuradan ulaşabilirsiniz.

Efendim, önceki yazılarımı hatırlattıktan sonra bu yazıda ne yazacağımdan kısaca bahsedeyim size. Sizin de bildiğiniz gibi birkaç hafta önce “Türk Blog Yazarları” olarak 2. toplantımızı yapmıştık. Toplantıda birçok konuyu konuştuk ve bu konulardan en önemlisi “Bloglarda Türkçe” konusuydu. Neyse konunun sonunda Blog kelimesine Türkçe bir karşılık bulmak ve onu kullanmak ilk hedefimiz olacaktı. Akabinde hemen ben şu sayfayı oluşturarak yazarların görüşlerini almaya başladım. İşte gelen görüşler arasında çok uç noktalarda olanlar da, bu kelimenin değişmemesini savunanlar da, hattâ yaptığımız işe “saçmalık” diyenler de vardı. Bu kelam benim sabrımı taşıran son damla olmakla birlikte ben de bir şeyler yazma gereği duydum. Şimdi milletin kafasında bulunan bazı noktaları gidermek istiyorum…

Dilin Nedir ve Dilin Önemi

Dil nedir ve neden önemlidir konusu ile ilgili bir kitaptan bir bölüm yazıyı şurada yazmıştım. Lütfen üşenmeden orayı okuyun.

Türkçeleştirme Nasıl Yapılır

Yabancı bir dilden Türkçeye giren bir kelime il önce dil bilimciler tarafından saptanır ve ona karşılık aranmaya başlanır. Karşılık aranmadan evvel bu kelimenin kavramı üzerinde epeyce bir tartışma yapılır. Kavram tüm dil bilimciler tarafından anlaşıldığı zaman Türkçenin eski devir sözlüklerine (mesela bilinen ilk sözlüğümüz Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divân-ı Lügati’t-Türk) bakılır. Bu sözlükten tarama yapılarak bu kavram bizde daha evvelden kullanılmış mı diye bakılır. Eğer uygun bir kavram varsa bu kavram kullanılır. Mesela “Mortgage” kelimesi için “Tutulu Satış” karşılığı sanırım bu kitapki bir kelimeden hareketle bulunmuştu. Eğer bu sözlüklerde yoksa, Türkçenin diğer lehçelerindeki yani Türkmence, Azerice gibi lehçelerdeki sözcüklere bakılıyor. Bu sözlüklerden karşılık bulunmaya çalışılıyor. Eğer o da bulunamazsa ki genellikle yeni bir kavram ise bulunamıyor ve karşılık türetilmeye çalışılıyor. Türetilen karşılıklar Türkçe kök ve ekler vasıtası ile yapılıyor. Ayrıca karşılık bulunacak kelimeye ses olarak benzetilmeye çalışılıyor ki böylece değişim kolay yapılabilsin. Mesela “ekol” kelimesine karşılık olarak “okul” kelimeyi türetilmişti. Bu da kullanılan kelimelerden zaten. (more…)

Yazar: Kaan Fakılı | ahkâm kesilmemiş »

« ilk...«10111213141516171819»...son sayfa »
Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • edebiyat mezunlarına umut ışığı  (1)
      Erkan Hirik
    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (38)
      evrim seçkin, esra yurtbay, gökçe pehlivan oğlu, Kaan Fakılı, nagehan aytekin, furkan [...]
    • takip ettiklerim  (3)
      muhammed, kpss, Aytekin FAKILI
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (53)
      Kaan Fakılı, serap, serap, Kaan Fakılı, serap, Kaan Fakılı [...]
    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (122)
      Kaan Fakılı, Nevra Yeni, Nihal Kırmaz, Kaan Fakılı, Nihal Kırmaz, Nihal Kırmaz [...]
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak  (1)
      İbrahim KILIÇ
  • son yazılar

    • edebiyat mezunlarına umut ışığı
    • dinle neyden
    • papa: kriz ilahi bir uyarı
    • gözbebeğim
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi
    • latin1′den latin5′e geçiş
    • mevlânâ ve şeb-i arûs
    • dolmasından baklavasına bayram havası
    • iPhone nedir ne değildir
  • ekmek teknesi

    • çiçekçi
    • çiçek siparişi
    • Lida
    • metin2
    • oyun hileleri
    • fx15
    • youtube
    • Burun estetiği
    • plastik cerrahi
    • müzik indir
    • Firmalar
    • oyunlar
    • evden eve nakliyat
  • benden

    • edeb yâ hû edebiyat
    • anadilim türkçe
  • anlık takip

    © Kaan Fakılı