çocukken kavrayamadığım şeyler
Mart 30th, 2008 • sevgili günlük • 5 yorum yazılmış
Bugün düzenli olarak takip ettiğim blogları okurken bizim Suskun‘un günlüğünde “Çocukken Kavrayamadığımız Şeyler” adında güzel bir yazı ile karşılaştım. Yazıyı sonladığımda dudaklarımda bir tebessüm olduğunu fark ettim. Meğer hepimizin çocukluğunda kavrayamadığı birçok şey varmış ve bunlardan bazıları da ortak kavrayamadığımız şeylerdenmiş. Ben de bu yazımda çocukluğumda kavrayamadığım şeylerden bahsetmek istiyorum. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış misali bir mum uydurdum kendi kendime.
Suskun‘un yazısını mim olarak aldım kabul ettim, aldım kabul ettim, aldım kabul ettim.
Ben de birkaç kişiyi mimlemek istiyorum. Canları isterse yazar, memnun oluruz. Hem ne ilginç çocukluklar varmış onları öğreniriz
Çocukluk bambaşka bir şeydir. Küçük dünyamızda yeni yeni gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz şeyleri tanımlamaya çalışırız. Çoğunda yanlış tanımlamalarda bulunsak da yine de anlamlandırmaya çalışıyoruz her şeyi. Onun için değil midir ki her söylenen şeye defalarca “ne?”, “ne?” dememiz? Ya da bir elin her parmağını tek tek tutup, her birine “bu ne?”, “bu ne?”, “bu ne?” diye sormamız… Çocukluk gerçekten bambaşka bir şey… devamını okuyayım »
gençken kuramıyorsak bari yaşlıyken empati kuralım
Mart 29th, 2008 • sevgili günlük • 1 yorum yazılmış
Bugün Kızılay’dan eve gelmek için otobüse bindim ve oturmak için her zamanki gibi arka koltuklardan birisine gittim, oturdum. Otobüs yolculuklarında yapmayı en çok sevdiğim şey kafamı cama yaslayıp uyumaktır. Yine böyle bir girişimde bulunuyordum ki 4-5 tane ortaokul çağındaki kızın gülüşmeleri ve kikirdeşmeleri ile irkildim. Neyse herhalde içeriye uyum sağlayamadılar diye düşündüm ve bunun birkaç durak sonra geçeceğini düşünerek içimi rahatlatmaya çalıştım. Ancak birkaç duraktan fazla geçmesine rağmen kızların kikirdeşmeleri kesilmedi. İçimden ne kadar ayıp yaptıkları diyordum. Kınıyordum onları. Otobüsteki o kadar insanı rahatsız etmeye hakları yok diyordum. Bunları düşünürken bir de kendi lise yıllarımı hayal ettim zihnimde. İşte o zaman biraz olsun kendi kendime söylenmem geçti. Çünkü aynı otobüslerde, çok değil bundan 6-7 sene evvel arkadaşlarımla aynı kikirdeşmeleri ben de yapıyordum. Hattâ birkaç kez adamlar bizi epey tehditkâr bir şekilde uyarmışlardı bile. Aynı çocukluğu ben de yaşadım, ben de aynı yoldan geçtim. Şimdi onlara böyle yaptıkları için kızmaya hakkım var mı?
Empati bir nevî böyle bir şey aslında. Karşındakinin o an yaptığı hatayı senin de zamanında yapmış olabileceğini ve hattâ yapabileceğini düşünmek. Kendini onun yerine koymak. Genelde karşımızdaki kişinin düştüğü hatalara düştüğümüz zamanlar ancak o kişiyi anlayabiliyoruz. Buna bazıları tecrübe diyor. Oysa asıl marifet düşmeden de anlayabilmek değil mi?
tarayıcıya göre css yazdırma
Mart 29th, 2008 • bilişim • 6 yorum yazılmış
Aslında bu blogda kodlarla ilgili falan pek bir şey yazmayı düşünmüyordum. Ancak yaşadığım bazı küçük pratiklikleri sizlerle paylaşmak isterim müsadenizle.
Bugünlerde bizim edeb yâ hû‘yu yeniden kodlamaya başladım. Php‘yi yeni yeni öğrendiğimden dolayı epey bir zorluk çekiyorum. Ama çok şükür ki takıldığım yerleri ufak araştırmalar sonucu aşıyorum.
2 gündür bir css tema ile uğraşıyordum. Ezelî Firefoxcu olduğumuzdan mütevellid 2 gündür temaya ie(internet explorer)’de bakmayı hiç düşünmedim. O kadar uğraşın sonunda şöyle bir bardak çay eşliğinde ie’den siteye bir bakayım dedim ve dumur oldum.
Sitenin sağı solu kayık çıkıyordu. Oturdum iki üç saat boyunca hatanın nereden kaynaklandığını aradım. devamını okuyayım »
düzeltme işareti, inceltme işareti ya da nâm-ı diğer şapkanın durumu
Mart 24th, 2008 • türkçe • 4 yorum yazılmış
Yıllardır kaldırılıp kaldırılmadığı bir muamma haline gelen ve her tartışma ortamında “şapkalar kaldırıldı” gibi bir söylem ile ileri sürülen bizim o masum inceltme işaretimiz ya da diğer adıyla şapkamız kaldırıldı mı acaba?
Şimdi bu yazıyı okuyan birçok kişinin kaldırıldı dediğine eminim ben.
Evet, kaldırıldı ama belli yerlerde kaldırıldı. Şu an düzeltme işareti 3 farklı yerde kullanılıyor. Dilerniz onları verelim, anlamak daha kolay olacaktır.
1. Yazılışları aynı, anlamları ve okunuşları farklı olan kelimeleri birbirinden ayırt etmek için kullanılır. Örnekler:
hala ( babanın kardeşi ), hâlâ ( devam eden)
alem ( bayrak ), âlem ( dünya )
adem ( yokluk ), âdem ( insan )
kar ( bir yağış türü ), kâr ( fayda sağlamak )
adet ( sayı ), âdet ( gelenek, görenek ) devamını okuyayım »
ankara 2. kitap fuarı
Mart 23rd, 2008 • sevgili günlük • 10 yorum yazılmış
Kitap fuarlarını oldum olası sevmişimdir ben. Kitap almayacağım dahi varsa oraya gittim mi en az iki üç tane alır çıkarım. Saatlerce dolaşırım içeride. Hani şu kadınların alışveriş mağazasını gezme gibi hastalıkları vardır ya, benim de öyle kitap fuarlarını gezme gibi bir hastalığım vardır.
Hoş, özellikle gidip gezeyim gibi bir plân yapmam ama tesadüfen de olsa girdim mi günümü orada geçirmeye çabalarım.
Kitap fuarlarının en güzeli Kocatepe Camii’nde oluyor. Her yıl ramazan ayı boyunca hizmet veriyor kitapçılar camiinin yanında. Sadece kitap satılmıyor. Bir sürü hediyelik eşya falan da satılıyor. Hüsn-i hat yazan amcalar falan oluyor. Yazarların imza günleri oluyor. devamını okuyayım »



son yorumlar