Küçükken robotları çok merak ederdim. Hep bazı eski filmlerde seyrettiğimiz gibi olduğunu hayal eder dururdum. Böyle sana arkadaşlık edecek, canın sıkıldığında evin koridorunda tek kale maç yapacak, canın puding yemek istediğinde sana puding yapacak, kız arkadaşın ile tartıştığında sana akıl verecek bir robot işte. bir nevi eski köle usûlü bir şey. Yaş ilerledikçe tabiî benim filmlerde izlediğim robotların hayal ürünü robotlar olduğunu anladım. Hayallerim yıkılmadı da değil. Gerçek olarak gördüğüm ilk robot annemin mutfağa aldığı birkaç parça bir şeyden oluşan robottu. O robottan bana arkadaşlık etmesini istemek biraz saçma bir hareket olurdu. Ne yazık ki robot dünyası üzerine olan hayallerim suya düştü.
Son yıllarda Japonlar sağ olsun robot dünyasını bir canlandırma girişiminde bulunmuşlar. Belki Kemal Sunal’ın Japon mühendis arkadaşı gibi maket bir Fatma Girik olacak kadar henüz ilerlemedi teknoloji ama yine de insan tenine sahip robotlar üretildi. Hattâ dişi çekildiğinde tepki veren robotlar bile icat edildi. Bu da benim küllenen hayalimi tekrar gün yüzüne çıkarmamı sağladı doğrusu.
Ankara, ODTÜ’de robot günleri varmış. Belki gitmek olur da robot dünyası ne kadar ilerlemiş onu görürüz…

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum