Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler
  • rss nedir

nerede kalmıştık ?

Bir ödev sorumluluğunda yazı yazmanın ne demek olduğunu daha önceleri pek bilmezdim. Yazdığım yazılar tamamen kendi düşüncelerimin ya da duygularımın kalemimi harekete geçirmesi ile ortaya çıkmış yazılardır. Ancak bu yazımda beni harekete geçiren şey bizzat kendim değildir. Bu yüzden de diğer yazılardan daha fazla ciddiye aldığım bu yazıyı yine diğerlerinden bir hayli gerilerek kaleme alıyorum. Üstelik buradaki “kaleme almak” ifadesini hep mecaz anlamda kullandığımı bilen okuyucular, bu sefer yanılacaklardır. Zira şu anda, bu satırları ufak bir not defteri üzerine, kurşun kalemle karalıyorum.

Zihnimde hazırladığım plân gereği bu yazıyı yazarken, mahalledeki trafonun patlamasının da etkisiyle evdeki yegâne ışık kaynağı olan mumu kendime bir vasıta eyleyecektim. Ancak kısmet ki, kalem ve kâğıda davrandığım anda bir “cereyan” vuku buldu. O yüzden bu yazımı da Edison’un sponsorluğunda yazıyorum.

Uzunca bir süredir yazı yazmamamın da verdiği utangaç, heyecanlı ve bir o kadar da cilveli bir edayla henüz ne yazacağımı tam olarak belirleyemedim. Son yazdıklarımdan bugüne değin geçen uzunca süreye ve bu sürede yaşadığım onlarca olaya rağmen maalesef aklımda derleyip toparladığım bir şey yok. Yalnız birkaç plânı da hayatımdan eksik etmiş değilim.Öncelikle hayatımla ilgili plânlarımı sizlere biraz aktarmak istiyorum. Çünkü bu plânları yazılı hale getirdiğimde üzerinden ne kadar süre geçse de, onlara sadık kalma konusunda daha hassas davranıyorum. Ne demişler: söz uçar, yazı kalır.

Son aylarda ikinci kez hazırlandığım KPSS’den alnımın akıyla çıktım. Sınav her ne kadar beklediğim kadar parlak geçmese de yine de atanmama yetecek kadar bir puan alacağımı ümit ediyorum. Umarım takdiriilahi de benim düşüncelerime paralel bir seyir izler.

KPSS’yi atlattıktan sonra, sırada yüksek lisans bitirme tezi meselesi var. Bir süredir elimi süremediğim yüksek lisans tezim için okumalara ve araştırmalara başlamayı düşünüyorum. Millî Kütüphane’ye KPSS çalışmak için giden ben, süreli yayınları taramaktan büyük zevk alacağımı düşünüyorum. Bir de şiirin o anlamlı dünyasına derinlemesine girecek olmak olaya bambaşka bir heyecan katıyor.

Yine kitap okumanın önündeki en büyük engel olan KPSS’yi atlattığıma göre bol bol öykü, roman, deneme okumaya zaman ayırabileceğimi düşünüyorum. Bir de kitap okuma konusunda yeni bir strateji belirledim: külliyat okumak. Böylelikle sevdiğim yazarların ya da şairlerin külliyatını derinlemesine okuyacak, bu yazarlar ve şairler hakkında daha organize bir bilgi edinmiş olacağım.

Yukarıda da sık sık yazdıklarıma bakarak yaptığım plânların genelde hep bir şeyler okumak ve araştırmak üzerine olduğunu fark ettim. Yok yok, öyle bir şey yok. Hayat benim için yeteri kadar eğlenceli ve mutluluk verici. Emin olun…

Sık sık karamsarlık yaşadığım günleri geride bıraktım. “Hayıra, kısmete” daha fazla inanır oldum. Bir sene boyunca elimde atanacak kadar KPSS puanı olmasına rağmen bir formasyon belgesinin olmaması yüzünden “Tercihlerinize Puan Yetersizliğinden Atanamadınız. ” yazısı ile sık sık karşılaşınca insan ister istemez hayra, kısmete inanıyor.

Neyse, galiba bu yazdığım yazı da yavaş yavaş amaca ulaşıyor olsa gerek, ne dersiniz? Zira uzun süreden sonra, tekrar yazmaya nasıl başlasam, nasıl bir giriş yapsam diye düşünüyordum. Bu benim için güzel ve teşvik edici bir başlangıç oldu.

Buraya yazdığım yazılara geçmişten günümüze doğru bir sıra ile göz gezdirdiğimde geçen birkaç yıl içerisine ne kadar farklı ruh hallerine girdiğimi daha net görebiliyorum. Bu ruh hallerimi yazdığım yazılara yansıtmam benim için “yazarlık” anlamında olumlu yönde bir ilerleyiş anlamına geliyor. İşte bu yüzden bundan sonra yazacağım yazılarda bu ruhsal durumumu, umudumu, hayal kırıklıklarımı ve sevinçlerimi yazılarıma daha fazla yansıtma gereği duyuyorum.

Etiketler : deneme, kpss, külliyat, Millî Kütüphane, öykü, roman, süreli yayınlar, yazarlık

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 15 Temmuz 2010, 04:20
 sevgili günlük
 bugün 1 kez, toplam 325 kez okundu
« ANKARA BÜYÜK GAZZE MİTİNGİ
Duyulmayan Anlam Çığlığı* »

benzer yazılar

  • hakeme sözlük, gözüne gözlük
  • çekidüzen vermeliyim kendime
  • kapa gözlerini ve dinle sakî (katre-i matem)
  • yapılacak muhtelif işler listesi
  • kendini gerçekleştirme

son yazılar

    • Çok Tanrılı Dine İnanıyorum
    • hayatı kolaylaştıran icatlar
    • Duyulmayan Anlam Çığlığı*
    • nerede kalmıştık ?
    • ANKARA BÜYÜK GAZZE MİTİNGİ




1 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Duyulmayan Anlam Çığlığı* » n. kaan fakılı
    16 Temmuz 2010, 05:59

    [...] Bir önceki yazımda da tezimle ilgili okumalara –özellikle psikoloji içerikli- başlayacağımı söylemiştim. Eh fena da düşünmemişim. Zira bunun için seçtiğim ilk kitap son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm konulardan birisini de kapsıyor: hayatın anlamı! [...]

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

Bağlantılar
moliva, boşanma, boy uzatıcı, kilo aldırıcı, estetik , Kartuş Dolum Seti , kilo alma, boy uzatma, telefon dinleme, altın çilek, Acı Meksika Biber Kapsülü Resmi Satış Sitesidir.

© Kaan Fakılı