Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler
  • rss nedir

kocatepe kitap fuarı ve sonrası

İnsanın bazen çok zamanı olunca hiçbir şeye ayıramıyor bunu. Çok defa tecrübe ettim ben. Zamanınız kısıtlı olduğunda, meşgul birisi olduğunuzda, birçok şeye zaman ayırabiliyorsunuz. Sanırım bunun en mühim sebebi kısa zamanda çok şey yapmak istemeniz ve işinizden ya da meşgalenizden arta kalan zamanı tasarruflu kullanmak için plân yapmanızdır. Yani olay neymiş, plân yapmak size zamanı nasıl kullanacağınızı öğretir.

Son günlerde zaman bolluğum yüzünden hiçbir şey yapamıyorum. Yapacaklarımı ya da yapabileceklerimi şöyle yazmaya kalksam belki de normal bir insanın boyunu misli misli aşar. Ama ben miskinlik edip hiçbirini yapmıyorum. Hoş hakkımı yemeyim şimdi. Yaptığım birçok şey de var aslında. En önemlisi, her zaman olduğu gibi ders çalışmak. Osmanlıca okumak vs.

Efendim, her sene malûmunuz ramazan ayında Kocatepe Camii’nde kitap fuarı olur ve Türkiye‘nin dört bir yanından -ki çoğunlukla İstanbul‘dan- yayınevleri gelir ve bu fuarda birer stand açarlar. Siz de bu standları gezer ve kitapçılardaki satış fiyatından ucuza denk getirdiğiniz kitapları alırsınız. Ben de son zamanlarda bu fuara gitmeyi çok istiyordum ama bazen işim çıktığından ve bazen de miskinlik yaptığımdan fırsat olmamıştı, bugüne kadar.

Öğlen uyanıp, rutin işlerimi halletikten sonra ve biraz da Osmanlıca çalıştıktan sonra üstümü giydim, en sevdiğim parfümümü sıktım ve çıktım dışarı. Havanın sıcaklığına aldırmıyordum ama güneş gözlüğümü evde unutmuş olmam gözlerimin bir anda yanmasına neden oldu. Hemen evi arayıp balkondan güneş gözlüğümü atmalarını istedim!

Kocatepe’nin bahçesine gittiğimde saat 16.00 civarıydı. Hemen vakit kaybetmeden öğle namazını kıldım ve biraz oyalanarak ikindiyi cemaatle kılmak istedim. Malûm sabah namazında ve ikindi namazında cemaatle namaz kılmak, diğer vakitlere göre daha sevaptır. Zira melekler size eşlik eder.

Namazı kıldıktan sonra hemen fuar kısmına geçtim ve sanırım biraz hayal kırıklığına uğradım. İçimde kitap kurcalama ve alma isteği yok gibiydi! Koca fuar alanını yirmi dakika gibi bir zamanda dolaştım, ama gözüme ilişen hiçbir kitap olmadı. Normalde böyle yerlere giderken kafamda plân yapar ve okumayacak olsam da şu kitabı ya da bu kitabı alayım derdim. Bu sefer de Halil Cibran‘ın “Derviş” kitabı vardı aklımın bir ucunda(sağ olsun arkadaşım tavsiye etmişti) ama bir kitapçıda adamın bütün kitapları vardı, Derviş hariç.

İkinci turumu atarken bir kitapçının rafında çok güzel bir kitap dikkatimi çekti ve sanırım zihnimde bir yerde almaya uzun süredir istekli olduğumdan hemen alıp kurcaladım ve başka bir kitapla birlikte aldım: Dr. Yusuf Macit‘in “İletişimde Model Olarak Hazreti Muhammed”.

Uzun zamandır kafamı kurcalıyor iletişim konusu. Acaba insanlarla iletişimimizde en çok nelere dikkat etmeliyiz, neleri yaparsak karşımızdakine derdimizi daha iyi anlatırız, ne şekilde davranırsak karşı tarafı incitmemiş oluruz. Bu soruların cevaplarını hep İslâmiyette arıyordum. Zira akıllı olan Müslüman’a her şey dinde vardı. Günlük yaşantıdan tutun da insanlar arasındaki iletişime kadar…

Aldığım diğer kitap ise Prof. Dr. Abdülhakim Yüce‘nin “Tesbihât” kitabıydı. Allah’ı isimleriyle anmak, ona selam yollamak gibi fikirler son günlerde beni biraz meşgul etmişti. Bir de onun ism-i azâmını gün içinde sürekli düşünmek. Bu kitabı o yüzden aldım, sanırım.

Çarşıyı biraz dolaştıktan sonra iki kitap daha aldım. İmam Gazali‘nin “Afâtu’l Lisan” yani “Dilimize nasıl Sahip Çıkabiliriz?” kitabı. Aslında “Türkçemize nasıl sahip çıkarız?” gibi bir çağrışımı var kitabın adının. Ama esası öyle değil. Genel olarak boş konuşmak, gıybet etmek, alay etmek gibi konulara değiniyor ve bunlardan sakınmamız için öneriler sunuyor.

Diğer kitap ise biraz daha hususî bir kitap. Şimdi ismini verip reklâm olmayayım. :) Ama yine iletişimle ilgili bir kitap. Davranışlarımıza şekil verdirecek bir kitap.

Son olarak da biraz gezdikten sonra uzun süredir aklımda olan “Mürşit” yazılımının indirimde olduğunu gördüm ve hemen alıverdim. Zira 150 cilt İslâmî kaynak içeren bir yazılım bu. Kur’an-ı Kerim‘in Arapçası ve Türkçe meali, hadis kaynakları, ilmihal, fıkıh, dua, tarih, namaz, elifba gibi bir sürü bölümü var. Ve bir nimet diyebilirim.

“Şimdi neden hiç roman almadın, Kaan?” diye soran olursa peşinen söyleyim: Evde okunmayı bekleyen onlarca roman var. Kafamda hepsini bir sıraya soktum ve onları bitirmeden almayacağım roman. Şu an Irvın Yalom‘un Nietzsche Ağladığında kitabını okuyorum.

Neyse efendim, oradan da beni iftara davet eden öğrencimin evine gittim. Kalabalık bekliyordum ama aile nüfusu özünde kalabalık değilmiş. Öğrencim, babası ve annesi ile oturduk. Önce yemeklerimizi yedik, sonra da çaylarımızı içtik. Ve sonra da meyveler… Derken saatin 23.00 olduğunu fark ettim. Bu sırada o kadar konuşmuşuz, sohbet etmişiz ki zamanın nasıl ilerlediğinin farkında değildim. Her şey çok güzeldi. Yemeklerden tutun da sohbete varana kadar. Son zamanlarda hiç bu kadar mutlu olduğumu anımsamıyorum.

Eve geldiğimde aldığım şehit haberleri de olmasaydı…

Etiketler : Afâtu'l Lisan, Derviş, Dilimize nasıl Sahip Çıkabiliriz?, Dr. Yusuf Macit, dua, elifba, fıkıh, Halil Cibran, İletişimde Model Olarak Hazreti Muhammed, ilmihal, İmam Gazali, Irvın Yalom, istanbul, kitap fuarı, kocatepe camii, kocatepe kitap fuarı, Kur'an-ı Kerim, Mürşit, namaz, Nietzsche Ağladığında, osmanlıca, Prof. Dr. Abdülhakim Yüce, Tesbihât, türkiye

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 9 Eylül 2009, 04:19
 kitap, sevgili günlük
 bugün 0 kez, toplam 672 kez okundu
« kimlik karmaşası
nereden geldik, nereye gidiyoruz »

benzer yazılar

  • sancı çekmeden doğum olmaz*
  • nietzsche: mutluluk için iman edin
  • eyvah! lanetlendik
  • kendini gerçekleştirme
  • bugün "free" takıldım

son yazılar

    • seviyorum.
    • Müzik kültürüm ve dinlediklerim hakkında
    • “Tekel” İşçileri
    • sevmiyorum.
    • evden eve taşıma, nakliyat haberleri ve nakliyatçılar sektörü




1 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Erkan Hirik
    10 Eylül 2009, 01:28

    Ankara’nın da en çok bu tip sosyal etkinliklerini seviyorum işte.

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

Bağlantılar
burun estetiği, estetik, biber hapı, Lazer Epilasyon, araba oyunları , Estetik, Epilasyon, lida, oyun, Varikosel, estetik, casus telefon, evden eve nakliyat, Estetik

© Kaan Fakılı