Temmuz 12th, 2008 • kısa kısa • 1 comment
Tags: gamsızlık, gönül rahatlığı, sabretmek, stres, tevekkül
Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde
“gamsız” kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız
“gamsız” kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de
“gönlü rahat” ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak, bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor.
Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek.
Temmuz 10th, 2008 • kısa kısa • No comments
Tags: atatürk, atatürkçülük, baykal, chp, deniz baykal, tahrik
CHP lideri Deniz Baykal,
Karaburun‘da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş.
Demiş ki, “
Atatürk‘ü sevmek neredeyse suç.” Efendim bu ülkede yıllardır
Atatürk‘ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk’ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk’ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk’ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk’ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle
“masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ü seven” benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk’ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple
Atatürkçüyüm diyen adamdan korkarım.
Temmuz 7th, 2008 • dil bilim, kısa kısa • No comments
Tags: dil bilgisi, dil bilim, etimoloji, filoloji, fonoloji, leksikoloji, morfoloji, sektaks
Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti.

Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.
- Fonoloji: Ses Bilgisi
- Etimoloji: Köken Bilgisi
- Morfoloji: Yapı Bilgisi
- Sentaks: Söz Dizimi
- Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
- Semantik: Anlam Bilgisi
- Leksikoloji: Sözlük Bilimi
- Stilistik: Üslûp Bilimi
- Onomastik: Ad Bilimi
- Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
- Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
- Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
- Vokal: Sesli harf.
- Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım.
Temmuz 6th, 2008 • kısa kısa • No comments
Tags: ruya, rüya tabiri, rüya tabirleri, rüya yorumu, uyku, yüzüklerin efendisi
Genelde geç saatlerde yattığımda karmakarışık rüyalar görürüm. Hani şu annenizi iş arkadaşınız, babanızı en iyi dostunuz, bundan birkaç yıl evvel sadece bir kere gördüğünüz birisini kardeşiniz gib gördüğünüz karışık rüyalardan. Rüyamda, üniversiteden arkadaşlarımız ile okulda, ders gördüğümüz sınıfların birisinde buluşmuşuz. Herkes birbirini çok özlemiş falan. Bir yandan da pasta, börek, kısır falan getirmiş herkes onu yiyor. O sıra içeri iki tane hırsız giriyor. Ama suratları fantastik filmlerdeki, mesela
Yüzüklerin Efendisi‘ndeki maskeli tipler gibi. Onlar da bir şeyler yiyor falan, orada rüya kesiliyor. Sonra biz bunları bir arkadaşla sarhoş ediyoruz, onlar sarhoş olunca yerde öyle tepkisiz yatıyorlar. Biz kalkıp polise haber vermek yerine üzerine un çuvalı koyuyoruz. Bir de un çuvalından evvel birkaç poşet, itinayla hazırlanmış yufka ekmek koyuyoruz üzerine.

Tam adamların üzerine ben de atlayacaktım ki, annem uyandırdı. Kalktığımda sol kolumun üzerinde uyuduğunu ve kolun uyuştuğunu fark ettim.
Haziran 15th, 2008 • kısa kısa • 239 comments
Tags: cevap anahtarı, öğrenci seçme merkezi, öğrenci seçme sınavı, öss, öss cevapları, öss soruları, osym, sınav sonuçları, sınav sonucu, üniversite, üniversite sınavı
Bugün yani 15 Haziran 2008′de saat 09.30′da 1,5 milyon genç
üniversite sınavına girecek. Sınava girecek olan tüm gençlerin hayali
Öss(
öğrenci seçme sınavı) ‘de iyi bir puan almak. Aldıkları puanlar neticesinde hayallerindeki okula yerleşmek ve güzel bir gelecek kurmak. Sınava girecek olan tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. Allah yardımcıları olsun. Ben de yarın
ÖSYM, Öss Soru ve Cevaplarını açıkladığında özellikle
Türkçe ve edebiyat sorularını çözmek istiyorum. Ondan sonra bu başlık altına
“2008 ÖSS Soru ve Cevapları”nı koyacağım.Koydum bile.
Birinci Bölüm
Türkçe
Sosyal Bilimler Testi (Sos 1)
Matematik Tesi (Mat-1)
Fen Bilimleri Tesi (Fen-1)
İkinci Bölüm
Edebiyat Sosyal Bilimler Testi (Ed-Sos)
Sosyal Bilimler Testi (Sos-2)
Matematik Tesi (Mat-2)
Fen Bilimleri (Fen-2)
Cevap Anahtarı
son yorumlar