‘mühim meseleler’ konusu hakkında yazılanlara göz atıyorsunuz

add mitingleri başlamış

Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. “Atatürk ve Demokrasi Mitingi” adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında “Cumhuriyet” adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi? Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu “bir şeyi siyasete alet ediyorlar” diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye’de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin “Sahte Atatürkçü Düşünceniz”. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar “ergenekon”u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu ADD darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım…

mülk allah’ındır

Şimdi bu adam durdu durdu dinî konularda da bir şeyler yazdı diye bir şeyler söylemeyin sakın ha yorumlarda. :) Ben sadece gördüklerimi, yorumladıklarımı ve hissettiklerimi yazıyorum o kadar.

Son günlerde sık sık karşılaştığım cümlelerden bir tanesi de bu cümle; “Mülk Allah’ındır.”. Kimilerine göre “islamist sosyalizm” kimilerine göre de “islami komünizm” gibi bir şey bu cümle. Ancak cümleyi kullananlara ve bununla birlikte bu cümleyi hissedenlere soracak olursanız o zaman durum değişecektir.

Dünyanın ve dahi tüm kâinatın tek yaratıcısı Allah’tır. Bunu bilen, buna inanan herkes için her şeyin sahibi Allah’tır. Ruhlar aleminden dünyaya ve dünyadan da ahirete kadar tüm varlığımızın en ufak zerresine kadar sahibi Allah’tır.

Büyük uğraşlarla kazandığımız parayı, satın aldığımız eşyayı ve mülkü hep kendi mahsulümüz sanar dururuz. Bize bir başkası, bir yaratıcı tarafından verilen akıl ile övünür ve umulmadık işler yaparız. Bunları kazanamazsak da şanssız olduğumuzu düşünür, isyan eder ve üzülürüz. Oysa bizi biz eden, bize ruh veren yaratıcının işlevini bir kenara bırakmak bizim için dibe vurmak gibi bir şeydir.

Bizi 21. günde anne rahmine düşüren o eşsiz ve yek yaratıcı o 21. günden itibaren nefes almamıza müsade eder. Bize türlü güzellikler nasip eder. Sırf günde 50 milyon kazanamadık diye o aldığımız nefesin tek sebebini unutmak yakışır mı bize?

Çok sevdiğimiz sevgilimize -beşerî- , bizi mutlu ediyor diye bağlanmak, onun ayaklarına kapanmak, onun varlığı ile var olmak, o olmadığı zaman dünyaya küsmek ve o bizi terk ettiği zaman bir boşluğa düşecek kadar küçülmek gibi türlü türlü acziyetler yapıyoruz da bir olan Allah’ı hatırlayıp acaba ibadetlerimizi tam olarak yapıyor muyuz? Bırakın bizim mutlu olmamızın nedeni olmasını, bizim nefes almamız dahi ona bağlıyken acaba ona biz yeterince bağlanıyor ve varlığımızın tek nedenini onda buluyor muyuz?

Evet dostlarım, Allah istediği zaman istediği kuluna malı, mülkü, parayı ve dahi bütün güzellikleri nasip eder. Etmediği zaman da İbrahim peygamber gibi yapıp “kusurumuzdandır” demeliyiz:

“Yakmazsa lütfundan, yakarsa da kusurumuzdandır.”

Böylesine güzel bir cümleyi hayatımızın her alanına iliştirmek ve kendimizi dünyevî hırslardan arındırmak tamamen bizim elimizde. Yeter ki, biraz hissedelim.

Allah herkesin Regaip Kandili’ni mübarek etsin inşallah, hayırlara vesile olması temennisiyle.

ntvmsnbc: diyanet’ten itiraf: kadını karanlığa gömdük

Geçen sene yani 2007 Nisan ayından beri Türkiye‘deki karışıklığı, karmaşayı, laf dalaşını vs. bilmeyen yoktur. Hani şu askeriyenin muhtıra vermesiyle başlayan kargaşa. Bugün de hâlâ onun sancılarını çekiyoruz maalesef. Ekonomik, siyasî sıkıntılar bir yana dursun bir de üç kâğıtçıların lafları, kışkırtmaları ile uğraşıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin.

Bugün haber sitelerini bir dolaşayım dedim, her zaman olduğu gibi Ntvmsnbc‘ye baktım ilkin. Bir haberin başlığı dikkatimi çekti:

Diyanet’ten itiraf: Kadını karanlığa gömdük

Bu başlığı gördüğümde acaba dedim Siyanet İslâm’ı mı kötülüyor, bir şey mi söylüyor dedim. Girip haberi okuduğumda başlık ile hiç alâkası olmayan bir haberle karşılaştım. Haberde Türk kadınının kendi benliğini unuttuğu, birey olduğunu unuttuğunu, dine karşı da cahil bir şekilde baktığını, din anlayışının sakat olduğunu falan söylemiş.

Şimdi siz bu başlıkta bir art niyet aramaz mısınız ? Sanki İslâmiyet kadını karanlığa gömdü, sanki İslâmiyet kadına 2. sınıf vatandaş muamelesi yapıyor gibi bir intiba uyandırdı bende. Bir de haber resmine camiî resmi koymuşlar. Hey Allah’ım.

üç mayıs türkçüler günü

TürkçülükAnlamı kişiden kişiye değişen kelimelerden bir tanesi de “Türkçülük” kelimesidir. Acaba biz Ziya Gökalp‘in “Türkçülüğün Esasları”(e-kitap) kitabında da tarif ettiği bir Türkçülüğü mü esas almalıyız yoksa bugünkü Türkçülerin Türkçülüğünü mü esas almalıyız bilemiyorum. Ancak bildiğim tek şey Türklüğüm ile iftihar etmemdir.

Türkçülük kavramına kendi yüklediğim anlam, Türk ırkını seven, onun ilerlemesi için çabalayan kişilere verilen bir isimdir. Bir ırkı bir ırktan üstün görmek benim dinî anlayışıma aykırı olacağı gibi ilmen de saçma gelir diyebilirim.

Nedir bu Türkçüler günü?

Türkçülerin “ata” olarak niteledikleri Nihal Atsız’a dayanır bu günün temeli. Hüseyin Nihal Atsız, büyük Türkçülerimizdendir. Kendisi Türkçülüğün önderi sayılabilir. Ancak hiçbir zaman unutmamak gerekir ki Atsız, bir Osmanlı araştırmacısıdır. Osmanlı’yı reddetmemiştir. Dini reddetmemiştir. Türkçülük dinsizlik demek değildir.

Konuyu pek dağıtmak istemiyorum. Onun için 3 Mayıs Türkçüler Gününün oluşumu hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Read more »

evlilik programları

Komik EvlilikKitle iletişim araçlarının günlük yaşamımıza etkisini sürekli tartışır dururuz. Yararlı ve zararlı yanlarını bir masaya rahatlıkla yatırmamıza rağmen bir türlü bu zararları üzerine bir çözüm yolu sunamayız. Çünkü hiçbirimiz bu programlara bakmayız. Biz hep belgesel seyrederiz. Eğitici şeyler yayınlanmasını isteriz. Ancak bu öyle bir tezattır ki, bu programlar belgesellerden daha fazla izlenir. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu olayı…

Kitle iletişim araçlarından televizyonun mu yoksa internetin mi daha zararlı olduğu ise hâlâ bir muamma… Ama bana kalırsa televizyon daha fazla kitleye hitap ettiği için (en azından şimdilik) daha zararlı gibi gözüküyor. Bu sebeple televizyon programlarını ciddi anlamda eleştirmek gerektiğini düşünüyorum.

İnsan hayatını ucuzlaştıran televizyon programlarının ilki “biri bizi gözetliyor” programıydı. Belki bugünkü programlara oranla daha bir edepli olan bu programın Türk örf ve adetlerine aykırı bir sürü yanı var. Şimdi bunları bir çığırtkan gibi burada çığıracak değilim. Zira benim bu yazıda üzülerek değinmek istediğim başka bir program var. “Biri bizi gözetliyor” furyasının arkasından, “ben evleniyorum, beni evlendirin, kocasız kaldım, erksiz kaldım, beni alenî bir şekilde pazarlayın” gibi bir sürü saçma salak televizyon programları ile karşılaştık. Bu programların her birine bu tarzda yayın yapan en uç program desek de maalesef gün geçtikçe yeni bir program peyda oluyor. Read more »

toplam 1 of 71234567»

arşiv

etkileşim

Add to Technorati Favorites

Kısa kısa

add mitingleri başlamış
Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. “Atatürk ve Demokrasi Mitingi” adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında “Cumhuriyet” adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi? Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu “bir şeyi siyasete alet ediyorlar” diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye’de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin “Sahte Atatürkçü Düşünceniz”. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar “ergenekon”u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu ADD darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım… (0)

wall - e
Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, Wall - E. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. :) Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. :) (0)

stresli olmayı sevmiyorum
Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde “gamsız” kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız “gamsız” kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de “gönlü rahat” ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor. Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek. (1)

atatürk'ü sevmek neredeyse suçmuş
CHP lideri Deniz Baykal, Karaburun‘da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. Demiş ki, “Atatürk‘ü sevmek neredeyse suç.” Efendim bu ülkede yıllardır Atatürk‘ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk’ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk’ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk’ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk’ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle “masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ü seven” benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk’ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple Atatürkçüyüm diyen adamdan korkarım. (0)

birkaç dil bilim terimi
Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti. :) Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.

  • Fonoloji: Ses Bilgisi
  • Etimoloji: Köken Bilgisi
  • Morfoloji: Yapı Bilgisi
  • Sentaks: Söz Dizimi
  • Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
  • Semantik: Anlam Bilgisi
  • Leksikoloji: Sözlük Bilimi
  • Stilistik: Üslûp Bilimi
  • Onomastik: Ad Bilimi
  • Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
  • Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
  • Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
  • Vokal: Sesli harf.
  • Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım. :) (0)

son yorumlar