‘kitap’ konusu hakkında yazılanlara göz atıyorsunuz
puslu kıtalar atlası - ihsan oktay anar
Mayıs 5th, 2008 • kitap • 6 comments
Tags: amat, efrasiyabın hikayeleri, ege üniversitesi, ihsan oktay anar, puslu kıtalar atlası, suskunlar
Birkaç gündür günlüğüme bir şeyler yazamıyordum. Artık zaman bulamayışımdan mı, yoksa hımbıllığımdan mı bilemiyorum. Ancak şimdi güzel bir kitap tanıtımı ile kendimi sizlere affettireceğimi düşünüyorum.
Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar’ın ilk kitabıdır. Ben bu kitabı okuyalı yaklaşık 5-6 sene oldu ancak her fırsatta ve her yerde tanıtmamın boynumun borcu olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık 250 sayfa olan bu kitabı bir gecede bitirdiğimi söylersem sanırım kitabın ne kadar güzel bir kitap olduğunu anlarsınız. Ömrümde okuduğum en iyi kitaptır diyebilirim. Bundan da hiç gocunmam hani.
Kitabın beni en çok etkileyen yönü kurgusuydu. Yazar kurguyu öylesine karıştırmış ve öylesine bilmecemsi bir şekilde vermiş ki çözebilene helâl olsun. İlk bölümde bahsettiği bir olayın nedenini kitabın sonunda söylemiş ya da kitabın sonunda olan bir şeyin nedenini bilmem kaçıncı sayfada vermiş falan… Bu yönü ile tam bir postmodernist kitap diyebilirim. Kurgu güzelliğinin yanında yazarın üslûbu beni etkileyen önemli şeylerden. Felsefeci olmasına rağmen edebiyatı hücre çeperlerine kadar hisseden birisi olmalı yazar.
Yazar, Ege Üniversitesinde, Felsefe bölümünde öğretim üyesi. Ancak kendisinden ne bir haber alan var ne de bir e-posta. O kadar e-posta attım ancak cevap vermedi… Belki kitaplarındaki gizemin, etkileyiciliğin kendisini ortaya çıkarınca söneceğini düşünüyordur ne dersiniz? Farklı bir insan. Bir röportajında çok ehl-i keyif birisiyim dediğini gördüm. Canım ister bugün roman yazarım, yarın canım isterse gider deniz kenarında keman çalarım demiş. Gerçekten de tam benim tarzım. Canının istediği şeyi yapmak… Read more »
suskunlar - ihsan oktay anar
Ocak 24th, 2008 • kitap • 1 comment
Modern dünyaların masal anlatıcısı olan Anar’dan yeni bir roman daha… Suskunlar… Kimliğini bulmuş üslûbu, özenle seçtiği kelimeleri, Osmanlıca konusunda o dönemin bir münevveri kadar bilgi sahibi olduğunu hissettirmesi, roman başında bizi girdabına çektiği kurgusunu romanın sonuna kadar hissettirmesi, her şeyiyle ama her şeyiyle bir İhsan Oktay Anar romanı… Yine İletişim Yayınları‘ndan çıkan roman, bir çırpında okunacak türden bir roman.
Romanın adının neden Suskunlar olduğunu öğrenmek isterseniz kitabı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. O zaman anlayabilirsiniz adının neden Suskunlar olduğunu… Mevlevî dervişlerinin, şeyhlerinin öldükten sonra gömüldükleri mezarlığa “Hâmûşhâne” ya da “Hâmûşân” deniyor. Yani “Suskunlar Evi”.
Roman klasik bir Anar kitabı diyebileceğimiz şekilde kurgulanmıştır. Yine olayların birbirine girmiş kurgusu ile romancı bize, kitabı sonuna kadar pür dikkat bir şekilde okumamızı ve okurken ara ara duraksayarak, kitapta yaşanan olayları bir düzene sokmamızı tavsiye eder. Read more »
kadınların genetik kodları
Ocak 20th, 2008 • kitap • No comments
Geçenlerde dershanede bir öğrencinin elinden aldığım bir kitaptan kısa anekdotlar aktarmak istiyorum size. Aslında gereksiz ama dudaklarda tebessüm bıraktıracak yazılar vardır ya, işte bu kitaptaki yazıların hemen hemen hepsi de böyle yazılardan. Bunlardan bir tanesinin başlığı “kadınların genetik kodları” diye bir şey. (Kitap hakkında ufak tanıtıcı bilgileri ve satın alma bilgilerini aşağıda vereceğim.)
kadınların genetik kodları
- Her zaman anlaşılmaz ol.
- Tartışmaları mümkün olduğunca uzak tut. Read more »
peyami safa - yalnızız romanının tahlili
Ocak 10th, 2008 • kitap • 14 comments
“İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çirkinleştiği bir dünyada yalnızım.”
YALNIZIZ
PEYAMİ SAFA
Yazarın Hayatı:
1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da öldü.
Kardeşi İlhami ile Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Bu gazetede “Asrın hikâyeleri” ilk hikâyelerini imzasız yayınladı (1919), Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki de dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve’yi askerliğini yaptığı sıra kaybetmesi Peyami Safa’yı çok sarstı. Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’nde gömülüdür. Read more »
çavdar tarlasında çocuklar-jerome david salinger
Aralık 21st, 2007 • kitap • No comments
Orijinal adı The Catcher in The Rye olan roman ilk kez 1967′de Gönülçelen adı ile Türkçeye çevrilmiştir. Daha sonra sonra ise Yapı Kredi Yayınları tarafında Çavdar Tarlasında Çocuklar adı ile çevrilmiştir.
Kitap Holden adında birçocuğun okuduğu liseden atılmasını öğrenesi ile başlar. Holden atıldıktan 2-3 gün sonra yani çarşamba günü ailesinin yanına gidecektir. Fakat Holden bu süreden önce okuldan ayrılır ve farklı maceralara atılır.
Birçok arkadaşı ile buluşur, birçok yer gezer… Aslında kitabın olay kurgusu oldukça basittir. Fakat buna rağmen Salinger’in dili kitabın okunması için en güzel nedendir.
Samimi dili, senli benli konuşması, cümlelerin sonunu yutarak “falan, filan” gibi söylemlerde bulunması romanın samimi bir havada geçmesini sağlamıştır. Read more »



son yorumlar