
“insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir “critique” dönemlerin sanatıdır.” (ismet özel, şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)
Bir önceki yazımda da tezimle ilgili okumalara –özellikle psikoloji içerikli- başlayacağımı söylemiştim. Eh fena da düşünmemişim. Zira bunun için seçtiğim ilk kitap son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm konulardan birisini de kapsıyor: hayatın anlamı!
Kitap seçimi konusunda bu kadar isabetli davranacağımı pek düşünmemiştim. Zira hem hacim olarak ufak bir kitap seçmişim, hem de içerik olarak bir hayli yoğun bir kitap. Hacim olarak ufak bir kitap seçmemin en önemli avantajı beni kitap okumaya yeniden adapte edecek olması.
Hepimiz sık sık yaşadığımız hayatı sorgularız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neden var olduğumuzu gibi. Üstelik yaşamın anlamsızlığından yakınmak anlam arayışı içerisinde olduğumuzu gösterir. Mesele aslında bu arayışa uygun cevaplar…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Uzunca bir zaman sonra ilk defa, günlüğümde yayımlamak üzere Word’de bir yazı hazırlıyorum. İnternet bağlantım olmadığı için Word’e yazacağım ve internet kafeye gidip yayına vereceğim. Değişik bir duygu. Belki de yazdığım yazıyı dergiye teslim etme ciddiyetini hissediyorum şu an üzerimde.
Taşınmadan evvel bir çırpıda okuyup bitirdiğim “Aşk” romanı hakkındaki izlenimlerimi yazabilme saadetine ancak şimdi nail olabiliyorum. Ve bu güzel romanı artıları ve eksikleri ile sizlere anlatabilmek için güzel bir kompozisyon tasarlıyorum kafamda.
Öncelikle bu romanı, Mevlânâ’yı ve Şems’i tanıyan tanımayan herkes okuduğu için ve -bu kelimeyi pek sevmem ama- bestseller bir roman olduğu için çekine çekine okudum. Çok okunan bir roman hep basit gelmiştir gözüme. Okunmak için yazılmış gibi gelmiştir. Ve bir de dost meclislerinde Aşk romanından çok basitçe bir övgü ile bahsedenleri gördükçe okuma isteğim daha da azalmıştır. Nitekim tüm basmakalıplıklarımı yıkıp okudum çok şükür…
Bu kitabın insanları neden bu kadar etkilediğini tahmin edebiliyorum aslında. İnsanın bürünmek istediği bütün…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Yatağıma uzanmıştım. Odanın hafif serinliğini üzerime aldığım cankurtaran(Bir arkadaşla birlikte vermiştik bu hırkaya bu ismi. Zamanında çalıştığım bir işyerinde aniden gelen üşümelere merhem olsun diye askıda asılı dururdu. Ve üşüdükçe giyerdik onu.) sayesinde bertaraf ediyordum. Bir yandan akşam yemeğini hazmetmeye çalışırken bir yandan kitap okuyor ve bir yandan da sıcak sıcak gelecek çayı bekliyordum. Ne de olsa akşam yemeğinden sonra çay gibisi yok değil mi? Kimileri der ya: İster fakir ol, ister fukara. Her yemekten sonra yak bir cigara! Benim cigaram da çayım olsa gerek!
Daha yeni bitirdiğim kitabın etkisini üzerimden atamadan yeni bir kitaba başladım. Artık hız kesmek yok, romanların dünyasından düşmek yok, dedim kendi kendime. Ve birini bitirdiğim an diğerinden birkaç sayfa okumadan bırakmadım.
Nietzsche Ağladığında‘yı okudum. Bitti. Ve şimdi listemdeki kitaplardan Aşk romanına başladım. Elif Şafak‘ın o dillerden düşmeyen (bestseller) romanı, Aşk.
Kendimdeki bir özelliği çok severim: İki şey arasında bağ kurmak, iki şeyi mukayese etmek. Mukayese,…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »
İnsanın bazen çok zamanı olunca hiçbir şeye ayıramıyor bunu. Çok defa tecrübe ettim ben. Zamanınız kısıtlı olduğunda, meşgul birisi olduğunuzda, birçok şeye zaman ayırabiliyorsunuz. Sanırım bunun en mühim sebebi kısa zamanda çok şey yapmak istemeniz ve işinizden ya da meşgalenizden arta kalan zamanı tasarruflu kullanmak için plân yapmanızdır. Yani olay neymiş, plân yapmak size zamanı nasıl kullanacağınızı öğretir.
Son günlerde zaman bolluğum yüzünden hiçbir şey yapamıyorum. Yapacaklarımı ya da yapabileceklerimi şöyle yazmaya kalksam belki de normal bir insanın boyunu misli misli aşar. Ama ben miskinlik edip hiçbirini yapmıyorum. Hoş hakkımı yemeyim şimdi. Yaptığım birçok şey de var aslında. En önemlisi, her zaman olduğu gibi ders çalışmak. Osmanlıca okumak vs.
Efendim, her sene malûmunuz ramazan ayında Kocatepe Camii’nde kitap fuarı olur ve Türkiye‘nin dört bir yanından -ki çoğunlukla İstanbul‘dan- yayınevleri gelir ve bu fuarda birer stand açarlar. Siz de bu standları gezer ve kitapçılardaki satış fiyatından ucuza denk getirdiğiniz kitapları…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »