‘garnitür’ konusu hakkında yazılanlara göz atıyorsunuz

türklerde dağ kültü

dağKült kelimesi dilimize Fransızca culte kelimesinden ve  Fransızcaya da kökenini teşkil eden Latinceden geçmiştir. Latincedeki esası “cultus” yani “tapınma” demektir. Ancak kült kelimesi bizde salt tapınma anlamını içermemektedir. Hattâ tapınma anlamı bizde tamamen unutulmuştur. Kült kelimesinin bizdeki anlamı, dinî bir esrarı olan nesnedir. Yani kutsal sayılan şeylerdir. Bu bir nesne olabileceği gibi bir mekân da olabilir.

Türklerde belli başlı kültler vardır. Atalar kültü, dağ kültü, ateş ve ocak kültü bunların başında gelir. Bu nesneler ve mekânlar Türkler tarafından kutsal kılınmıştır. Bu kutsallık bugüne kadar süregelmiştir.

Dağlar, Tanrı’nın mekânları olarak düşünüldüğü için kutsallaştırılmıştır. Ayrıca dağ Türklerde vatan anlamına gelmektedir. Türkler için en kutsal olan dağ Ötüken Dağı‘dır.

Yine yaradılış efsanelerinden birisine göre Kara Han, yarattığı toprak üzerine bir kuş göndermiş ve o kuş bu toprakları gagalayınca orada bir dağ oluşmuştur.

Dağlarda bulunan mağaralar sembolik olarak ana rahmini simgeler. Bu da mağaraların kutsal olduğunu ifade eder. Yine Türk edebiyatının mühim yazarlarından birisi olan Tanpınar için de mağara önemli imgeler arasında yer alır.

Mağara ayrıca suyun çıktığı yer olması bakımından da önemli bir yere sahiptir ve kutsiyet atfedilmiştir.

Şüphesiz bugünkü bakıp açısı ile baktığımızda bize saçma gelen bu kültler o zamanın insanının yaşayışını gözlememizi sağlamaktadır. Günlük hayatta karşılaştıkları doğa olaylarına böyle kutsiyet vermeleri, karşılaştıkları bu olayları tanımlayamamalarından ve insanüstü güçlerin kontrolünde olduğunu düşünmelerinden gelmektedir.

gülse birsel’den bulaşık makinesi reklâmı

Gülse BirselBugün kanalları şöyle bir gezeyim derken bizim meşhur reklâm eleştirmenimiz, GAG‘dan mütevellid yakından tanıdığımız Gülse Birsel’in oynadığı bir bulaşık makinesi reklâmını gördüm. Aslında daha evvel de bu reklâmı görüyor olmama rağmen bugün reklâmdaki ince bir ayrıntı dikkatimi çekti doğrusu. Reklâmın hangi marka için çekildiğini bilmediğim için internette reklâmın videosunu bulup koyamadığım siteye. Ancak reklâmı bulan arkadaşlar olursa bana adresini yollasınlar, onların adına yayınlayım falan :P

Efendim, reklâm dediğimiz iş çok ciddi bir iştir. Milyonlarca YTL (bakın YTL diyorum) harcayıp piyasaya sürdüğünüz bir ürünün adam gibi tanıtımını yapamazsanız ürününüz elinizde patlar ve ağlaya ağlaya anne bana reçelli ekmek ver dersiniz. Reklâm vardır, üç beş bin YTL’ye mâl olan bir üründen size milyonlarca YTL ekmek yedirir. Vergi rekortmeni bile olur, boy boy fotoğraf yayınlatırsınız. Peki reklâmcılıkta başarı nedir, başarıyı ne getirir, başarısızlık nerede başlar? Ben bir reklâmcı olmadığım için her soruya yeterince cevap veremeyeceğim ancak reklâm çözümlemeleri göstergebilimin konusuna girdiği için ve ben de üzerinde az çok düşündüğüm için bir şeyler söyleme gereği duydum.

Reklâmdaki olayın ya da durumun yaşandığı mekân, mekânın içerisindeki dekorlar -dikkatinizi çekerim, en ince ayrıntısına kadar her şey-, reklâmda oynayan kişinin el ve kol hareketleri, duruşu, mimikleri, reklâmda kullandığınız ağırlıklı renkler, reklâm sloganları, ürünü vurgulayıcı resimler falan hep reklâmın başarısını etkileyen şeylerdir. İşte reklâmcılıkta asıl başarı da -bana göre- bu tamamının bir arada verilmesi ile olur. İzleyici reklâmdaki bu unsurları reklâmı izlerken farkında olmadan algılar. Reklâmda eğer bu unsurlar varsa reklâm izleyici gözünde başarıya ulaşır. Ancak bilinçsiz -bilinçsizden kasıt, reklâm çözümlemesi hakkında fikir sahibi olmayan- izleyici bu unsurların varlığından habersiz bir şekilde beğenir bu reklâmları.

Benim de son zanlarda izlediğim bu Gülse Birsel‘in reklâmı hoşuma gidiyordu. Özellikle tüm kirlerin söküldüğünü anlatan bölüm. Malûmunuz burada tüm kirlerin bundan hoşlanmayacağını söyleyen Birsel, kendi suratını da asar ve kendinin de bir kir olduğunu imâ eder.

Reklâm bu yönleriyle güzeldir, ancak gözden kaçan bir şey vardır. Eğer yakalayanlar varsa -ki bu yetmiş milyonda birdir :) - gerçekten zeki ve dikkatli kişilerdir. Reklâmda bizim malûm kişimiz Birse, duş kabininden çıkınca her tarafından su akar işte başlar bu tazyikli suyun kirleri nasıl derinden çıkardığını falan anlatmaya. Ama ne hikmettir ki, kendisinin yüzüneki makyaj bir gram dağılmamış, bozulmamıştır. Üstüne üstlük suratından da bir sürü su akmasına rağmen…Kadın olmadığım için makyajların bu kadar uzun süre ve bu kadar suya rağmen kalıp kalamayacağını bilemediğim için şimdilik susma hakkımı kullanıyorum. :)

Bizim GAG programımızın güzel sunucusu, acaba bu gözden kaçan ayrıntıyı fark etti mi dersiniz? Ettiyse acaba milletin ahını aldım da demiş midir? :)

namaz kılan robot

Sözüm sana Amerikan sineması, yıllardır bir öcü gibi, bir uzaylı gibi tanıttın bize robotları. Bak adamlar namaz kılan robot bile yapmışlar. Çok şaşırdım videoyu görünce. :) Saat epey ilerlemiş olduğundan dolayı pek yorum yazamayacağım ama bakın bakalım…


fark edemediğim(iz) türkülerimiz

Yıllardır üzerinde yaşadığımız cennet vatanımızın jeolojik önemini papağan gibi tekrarlar dururuz. İki kıta arasında köprü olduğunu falan filan işte. Ancak bu vatanın kültürel güzelliklerini nedense sadece işimize geldiğimiz zaman, reklâm malzemesi yapmak istediğimiz zaman fark ederiz. Oysa tam bir kültür deryası üzerinde oturduğumuzu, bu kültür deryasından faydalanmamız gerektiğini düşünüyorum. İnsan ruhuna dinginlik veren, insan ruhunu coşturan vs. her duygunun bir karşılığı var bizim dünyamızda.

Türkülerden bahsetmek istiyorum aslında. O kültürümüzün özünü yansıtan türküler. Türkülerin diğer müzik türlerinden ayrılan bir yönü var: Yaşanmış olmaları. O ezgilerini, sözlerini, her notasını bir yaşanmışlıktan almışlar. Her yöremizin, her türden insanın yaşadığı her hissi yansıtan türkülerimiz. İşte biz bu türkülerimizin farkında değiliz aslında. Popüler bir kültürün peşinde sürüklenip duruyoruz. Oysa öyle güzel türkülerimiz var ki…

Bilinmeyen türkülerimizi bizlere hatırlatma açısından televizyon dizilerinin yerini yadırgayamayız. Günümüz dizilerinden birçoğu batı özentisi diziler olsa da içlerinden birkaç diziyi istisna tutarak bu tezimi doğrulamak istiyorum. Bundan bir iki sene evvel Kurtlar Vadisi dizisinde meşhur olmadı mı Asiye türküsü? Ya da Elif şarkısı ?

Dün akşam 7 Numara dizisinin 81. bölümünü izlerken bir iki güzel türkü ile karşılaştım. O kadar çok hoşuma gitti ki, hemen youtube’den türküleri bulmaya çalıştım. Buldum ve tekrar tekrar dinledim. Bunlardan birisi “Madımak Oylum Oylum”. Türkü Sivas yöresine ait. Bir diğer türkü ise “Bastım da Kırıldı İğdenin Dalı“. Bu türkü de bizim memleket olan Yozgat yöresine ait

Madımak Oylum Oylum


Read more »

iskilipli atıf hoca


toplam 1 of 1412345678910»...son sayfa »

arşiv

etkileşim

Add to Technorati Favorites

Kısa kısa

add mitingleri başlamış
Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. “Atatürk ve Demokrasi Mitingi” adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında “Cumhuriyet” adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi? Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu “bir şeyi siyasete alet ediyorlar” diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye’de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin “Sahte Atatürkçü Düşünceniz”. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar “ergenekon”u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu ADD darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım… (0)

wall - e
Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, Wall - E. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. :) Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. :) (0)

stresli olmayı sevmiyorum
Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde “gamsız” kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız “gamsız” kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de “gönlü rahat” ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor. Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek. (1)

atatürk'ü sevmek neredeyse suçmuş
CHP lideri Deniz Baykal, Karaburun‘da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. Demiş ki, “Atatürk‘ü sevmek neredeyse suç.” Efendim bu ülkede yıllardır Atatürk‘ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk’ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk’ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk’ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk’ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle “masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ü seven” benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk’ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple Atatürkçüyüm diyen adamdan korkarım. (0)

birkaç dil bilim terimi
Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti. :) Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.

  • Fonoloji: Ses Bilgisi
  • Etimoloji: Köken Bilgisi
  • Morfoloji: Yapı Bilgisi
  • Sentaks: Söz Dizimi
  • Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
  • Semantik: Anlam Bilgisi
  • Leksikoloji: Sözlük Bilimi
  • Stilistik: Üslûp Bilimi
  • Onomastik: Ad Bilimi
  • Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
  • Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
  • Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
  • Vokal: Sesli harf.
  • Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım. :) (0)

son yorumlar