Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti.
Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.
- Fonoloji: Ses Bilgisi
- Etimoloji: Köken Bilgisi
- Morfoloji: Yapı Bilgisi
- Sentaks: Söz Dizimi
- Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
- Semantik: Anlam Bilgisi
- Leksikoloji: Sözlük Bilimi
- Stilistik: Üslûp Bilimi
- Onomastik: Ad Bilimi
- Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
- Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
- Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
- Vokal: Sesli harf.
- Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım.
…
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »
Daha evvel şu yazımda bir süredir yazmadığımı ve yazamayacağımı affınıza sığınarak söylemiştim. Ayrıca Türkmence aktarımı ile uğraştığımı da bildirmiştim. Aktarımı yaparken lisansta gördüğüm bir konuyu da bu aktarımda daha iyi anlamış oldum. Konu Türk lehçelerinde eş değerlik konusu. Lisanstayken bize Yard. Doç. Dr. Ahmet Karadoğan “Türkmen Türkçesi ile Türkiye Türkçesi Arasında Kelime Eş değerliği” adı altında bir makale. Yanlış hatırlamıyorsam bu makale Karadoğan‘ın, Prof. Dr. Mehmet Kara‘nın danışmanlığında yaptığı “Türk Lehçeleri Arasında Aktarma Sorunları” isimli doktora tezinden bir bölüm. Yök’ün sayfasından tezin içeriğine ulaşamadığım için maalesef şimdilik detayını aktaramıyorum size. Ancak bu eş değerlik konusu güzel bir konu dedim ve hemen günlüğüme yazayım bunu dedim. Tabiî yazarken Karadoğan‘ın verdiği nottan da yararlanmayı ihmal etmedim. Özellikle örnekleri oradan seçtim. Balik bilmezse halik bilir demişler.
Eş değerliği kavramı, iki farklı dil birliği yani iki farklı lehçe arasında kelimelerin anlam yönünden bibirlerine eş olmalarıdır. Yani Türkiye Türkçesindeki bir kelimenin Türkmen Türkçesinde hangi anlamda ya da anlamlarda kullanıldığıdır. İki…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Efendim Türk Dili üzerine ihtisas gördüğüm üzre bu konuda daha fazla yazı yazmak istediğimi daha önceden belirtmiştim sanırım. Ancak bu konularda yazı yazmak için yeterli bilgi birikimini sağlamak, fikir sahibi olmak biraz zor. Ancak ben yine elimden geldiğince, klavyem döndüğünce sizlere Türkçenin esas zenginliğinden ya da zenginliklerinden biraz bahsetmek istiyorum. Uzun süredir yazmayı düşündüğüm bir konuydu bu. Ancak bugüne nasip oldu.
İnternet dediğimiz bilgi çöplüğünde her türden mesnetsiz bilgiye rastlamamız mümkün. Az biraz mürekkep yalamış münevver -münevver diyeceğim bunlara çünkü gerçekten her söylenene inanmamak da bu devirde bir münevverlik örneği- insanlar bu kulaktan dolma şeylere itibar etmezler. Ancak bir konuda fikir sahibi olmayıp, bunu sadece başkalarından duyarak savunanlar ise ancak haber sitelerinde yorum yazarak birbirlerini kışkırtırlar. İşin kötü yanı bir de günlük yazarları da bu olaya karışır oldu. Türkçe hakkında herhangi bir bilgi birikimi olmayanlar, Türkçenin tarihi devirlerinden bîhaber olanlar bugün kalkıp Türkçenin ne kadar zayıf bir dil olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Bizim ufo gören…
Tamamını oku |
8 ahkâm kesilmiş »
Dil bilimci olmak kelimelerle haşir neşir olmaktan geçer. Kelimelerin gösterdikleri şey değil, bizzat kelimenin kendisi önemlidir sizin için. Tarihî seyirde, hangi anlamlarda kullanılmış, hangi ses değişimlerine uğramış, kimlerden alınmış ya da kimlere verilmiş vs. gibi sorulara cevaplar arar durursunuz. Birkaç gün köken bilimle uğraşıverin artık rüyanızda kelimelerle dans eder ve kendinizi onların esrarlı dünyasında bulursunuz. Artık sizin için bir ilgi, zevk alma aracıdır kelimeler. Hele bir de ihtisasınızı bu konuda yapıyorsanız demeyin keyfinize.
Bugün ağzımızdan bir çırpıda çıkan kelimelerin yıllar içinde başlarından bir sürü hadise geçmiştir. Kimler kullanmamıştır ki o kelimeleri…
Dil bilimle uğraşan birisi olarak, sık sık etimoloji kitaplarını karıştırır, kafamı kurcalayan kelimelere bakarım. Bazen de bazı kelimelerin kökeni üzerine yazılmış makaleler okurum.
Bugün TDK‘nin çıkardığı Belleten‘in dvd olarak hazırlanmış halini kurcalarken güzel bir makale ile karşılaştım. Kırıkkale‘de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmış olan ve şu an da Bozok Üniversitesi‘nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yard. Doç. Dr. Seyfullah Türkmen‘e ait bu makale.…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Dilimizdeki yanlışlardan sık sık söz eder dururuz. Ancak hepimiz bu yanlışarı -bazen farkında olmadan- yaparız. İşte “fotoğraf” ve “resim” kelimeleri ile yapılan bir yanlış da bu farkında olmadan yaptığımız yanlışlardandır.
Fotoğraf çekmek, fotoğraf makinesi ile bir görüntünün sabitlenerek makine içine saklanmasıdır. Resim çekmek ise, fotoğraf makinesi ile bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek demektir. Oysa biz “fotoğraf çekmek” kelimesi yerine sürekli resim çekmek kelimesini kullanıyoruz. Unutmayalım ki, resim çizilir, fotoğraf ise çekilir. Fotoğraf bir görüntüyü anında sabitlemektir. Onu sabitlemek için makine dışında bir araç kullanmayız. Ancak resimi kâğıda geçirirken hayal gücümüzü kullanırız, parmaklarımızı kullanırız, resim tekniğinden yararlanırız vs.
Dilde kolaylık kanunu ile biz kolay söyleyebildiğimiz şeyleri tercih ederiz her zaman. Resim de fotoğraf kelimesine göre kolay söylendiği için “fotoğraf çekmek” ifadesini kullanacağımız yerde “resim çekmek” ifadesini kullanırız.
Demek ki neymiş; resim çizilir, fotoğraf da çekilirmiş.
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »