Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

içe yolculuğum

Tarifini kat’i surette beceremediğim bu ruh-i haliyetim ve bu ruh-i haliyetimin beni vuslatı meçhul bir yolculuğa çıkarması, vuslatında ölümün bile gayet büyük bir mutluluk ile selamlanacak olması senin yüreğimde yarattığın o gizli intibânın ne kadar da kayda değer bir şey olduğunu gösteriyor sanırım.

Farklı ve kötü zamanlarımda gelmenin, bende sana karşı bir nefret oluşturmasının yanı sıra, sana da aidiyetsizlik duygusunun en üst sınırını aşıladığının bilincindeyim. Var olma sebebime dair sorulara cevap aradığım şu zamanlarda aklî düşüncelerin beni bertaraf etmesi tamamen şaşılacak şey değildir! Bu soru cevap karmaşası sonunda her şeyin ne kadar mükemmel olacağını düşünmek ve bu mükemmelliğin hayalinden bir nebze cesaret almak ise bu oyunun hilelerinden biridir sanırım.

Oyun diyoruz ama çıplak gözle gördüğümüz farkındalıkların yüzde kaçı oyun acaba ya da yüzde kaçı gerçek? Gerçeklik olma ihtimali içinde, bu gerçekliğin kötü olma ihtimalinin yüzdesi nedir peki.. peki iyi olma ihtimali… Farkındalıklarımızın oyun olma ihtimalinin alt kümesinde, bu oyunun insanları mutlu mu edeceği, yoksa derin elemlere mi yerini bırakacağı gerçeği(!) ise; bizi farklı bir karamsarlığa sürüklemektedir.
İnsan karamsarlığını kendisi mi yaratır, yoksa insanın süregelen yaşamı içerisinde, yakalamaya çalıştığı “o” tınının avucunun içinden kum gibi kayması sonucu mudur karamsarlık?

Yaşadığı karamsarlıkların genellikle kendisinden kaynaklandığını düşünenlerdenim. Kendime iki seçenek sunulduğunun bilincine varmam ise beni her açıdan doyuma ulaştırmaktadır; mutluluk ya da karamsarlık yani bedbinlik! Bu seçeneklerden birisini seçmek kendi elimde olsa da yaptığım tercihte diğer seçeneğin karşıma çıkma ihtimali ise sıfırdır diyemeyiz. Zira bu öylesine iç içe bir yolculuktur ki bazı zamanlar seçtiğimiz yolu da şaşırabiliriz. Fakat bu yola kendimizi bağlamanın tek silâhı da inanmaktır. Hayatın her safhasında önümüze çıkan “inanmama” engeli bizi bu noktada da yalnız bırakmaz ve karamsarlık yolunu seçmemiz ya da o yola sapmamız için elinden geleni yapmaktadır.
Bir bilsek; ihtiyacımız olan tek şey inanmak!.. Ve inancımızı somutlaştırmak? Farklı ruh hâllerinde sebebi bilinmeyerek çıkılan yolculukların tılsımı olduğuna inananlardanım. Çünkü yolculukta yaşanan ruhanî serüvenlerin insanların manevî yapısını derinden etkilediğini düşünüyorum. Yalnız alınan bu yollar insanı, tüm hakikatlerin eşiğinden alarak kendi merkezine doğru götürüyor; kendini var ettiği, kendi olma bilincinin gerçekleştiği yere; “içi”ne. Bu “iç” de hayallerin o büyülü dünyasını görerek, gerçeklerin ne kadar da sıradan, sahte, geçici olduğunu düşünüyor ve kendini arındırmış oluyor. Yolculuğun sonunda ise tekrar başladığı yere dönüyor fakat, tamamen arınmış bir beden, gerçekleri sadece yüzeyselliği ile kabullenen bir insan olarak geliyor.

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 30 Ocak 2006, 23:09
 denemeler
 bugün 1 kez, toplam 128 kez okundu
« sarmışsın
hayaldin »

benzer yazılar


son yazılar

    • mutluluk bir varış değil yolculuktur
    • ALES 2008 kasım dönemi soru ve yanıtları
    • bir kere sevdaya tutulmaya gör
    • ben ve tiyatro, bir de köşebaşı oyunu
    • bir haftam, öğretmenliğim ve öğrencilerim


diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

© Kaan Fakılı