Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

i am legend ( ben efsaneyim )

Uzun süre evvel birkaç günlükte görmüştüm bu filmi. Ancak afişinde adamın elinde silah falan olunca hoşlanmadığım filmlerdendir diyerek pek kaale almamıştım. Ancak bir iki arkadaşla filmler üzerinde sohbet ederken bana şiddetle önerdiği bu filmin öyle sıradan vurdulu kırdılı filmlerden olmadığını söyledi. Sanırım biraz benim sevdiğim psikolojik tarzda filmlerdenmiş. Ben de hemen indireyim dedim, attım listeye.

İki gece evvel izlemiştim bu filmi. Bir önyargı ile başladım ancak film gerçekten tüm önyargılarımı yıkmaya yetti. Şimdi aşağıda film hakkında biraz detaylı bilgi vereceğim. :) E okuyunca filmi izlemiş kadar olacaksınız bende demesi. Ancak ben okusam da izlemek bana ayrı zevk verir derseniz buyurun devam edelim.

“I am Legend“ yani Türkçe adıyla “Ben Efsaneyim” 2007 yılında çekilmiş ve yönetmeni Francais Lawrence. Başrölünde ise bizim kaliteli oyunculardan Will Smith var. Zaten filmde genellikle pek insan yok. Will Smith‘in yani Dr. Robert Neville‘nin bir de köpeği var Sam adında o kadar. İkisinin maceraları. :)

Film bir şirketin kanserli insanlar üzerinde denediği bir ilacın virüs şeklinde ortalıkta yayılması ile başlıyor. Bu virüs insanların vahşileşmesine, insanlık vasıflarını terk etmesine neden oluyor. Valla zombi desen zombi değil, vampir desen o da değil. Kuduz gibi bir şeyler. Gündüz güneşe çıkamıyorlar ve evlerde karanlık yerlerde barınıyorlar. Geceleri ise dışarı çıkıp avlanıyorlar.  Neyse bu virüs kan yolu ile ve hava yolu ile insanlara bulaşıyor. Virüs öyle yayılıyor ki, dünyadaki herkes bu virüsten kapıyor. Robert (Will Smith) ise ABD’de bir şehirde doktor yarbay. Onun vücudu yaptığı aşılar neticesinde bu virüse karşı bağışıklık kazanıyor. Gündüzleri dışarda gezerek şehirde sağ kalan birileri var mı diye arıyor geceleri ise evde duruyor.

Filmi sıradan yaratık (tam olarak ne olduklarını bilemediğim için yaratık diyorum) filmlerinden ayıran en önemli unsuru birazdan söyleyeceğim. Ancak bu unsurun dışında gerçekten ince düşünülmüş ayrıntılar var. Bu filmde yaratıklar diğer filmlerdekilere göre biraz zeki. Sadece kan kokusuna gitmiyorlar. Aynı zamanda yaşayan birisini daha gördüğünde onu günlerce takip edebiliyor ve ona tuzak kurabiliyorlar. Yani oldukça zekiler. İnsanlıklarına ait bazı özelliklerini hâlâ yitirmemişler. Yani tam bir canavar değil sizin anlayacağınız.

Gelelim en önemli unsura. :) Film aslında bu yaratıkları pek konu edinmiyor. Yani yaratıklar filmin asıl konusunu ön plâna çıkarmak için, asıl konuyu vurgulamak için ortaya çıkarılmış bir ayrıntı diyelim. Filmin asıl konusu “yalnızlık”. Virüsün yayıldığı anda tüm insanlar bu virüsü kapıyor ya da bu virüsü kapan yaratıklara yem oluyor. Haliyle şehirde yaşayan kimse kalmıyor. Robert ise artık yalnızlık çekmeye başlıyor. Gidip cansız mankenlerle konuşacak duruma kadar götürüyor o işi. Bir de başına gelen üzücü bir olay onun bu yalnızlık duygusunu tetikliyor. Yalnızlığın insana neler yaptırabileceğini bu filmde rahatlıkla görebilirsiniz bence.

Etiketler : alone, ben efsaneyim, francais lawrence, i am legend, sinema, will smith, yalnızlık

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 17 Ağustos 2008, 10:57
 sinema
 bugün 4 kez, toplam 5,538 kez okundu
« biz madde ikliminin köleleriyiz
ummadığın anda elektrikler kesilse »

benzer yazılar

  • p.s. i love you (not: seni seviyorum)
  • eternal sunshine of the spotless mind (sil baştan)
  • the pursuit of happyness ve bizim hayat yolu
  • vanilla sky ve bir rüya
  • stranger than fiction'dan hareketle birkaç kelâm

son yazılar

    • lida, lida satışı, lida nedir
    • Düm Tek Tek - Hadise - Crazy For You
    • hayat karmaşası
    • p.s. i love you (not: seni seviyorum)
    • türk günlüklerinde neler oluyor


5 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Heartsmagic
    17 Ağustos 2008, 21:49

    Üzücü olayda cidden üzülmüşdüm. Film “klas filmler” listeme giremese de kendisini izlettiren türdendi. Will Smith’in ayrı bir sempatisi var, hangi filmde oynasa izleyesim geliyor zaten.

    Eklemeden edemeyeceğim, bu filmin bir de alternatif sonunu görmek lazım. Büyük bir sürpriz yok ancak Holivudcu stüdyo sahipleri daha fazla duygusallığın olduğu, Amerikalıların duygularını sömürecek bu sonu istemelerine şaşmamalı. Para, para, para :)

    Alternatif son bence daha makul ve filmin hatimesi olarak daha uygunmuş.

  2. Erkan Hirik
    19 Ağustos 2008, 00:50

    Zaman “öldürmek” için bire bir filmlerden…

  3. ibrahim çınar
    26 Ağustos 2008, 19:33

    beğenerek izlediğim nadir filmlerden bitanesiydi ama sonunu izlmek nasip olmadı. Köpeği hastalanmıştı en son orda kaldım :s

  4. Nino Elnino
    8 Kasım 2008, 02:18

    Gerçekten cok güzel bir film. Filmde onu kurtaran kızla arasında bir konuşma geçiyor bob marley’den bahsediyor, orda onun bir sözünü söylüyor hastalanmış hasta halinde konsere çıkmış izleyicilerden birisi ona soruyor, neden hasta halinizle sahneye cıktınız Bob Marley cevap veriyor kötü insanlar zarar vermek için bir dakika bile beklemiyor…
    Bu sahnesi beni çok etkiledi gerçekten. İzleyemeyenler izlesin diyorum sadece… Kaan Fakılı’ya teşekkürlerimi sunuyorum…

  5. cenk başuçuran
    24 Aralık 2008, 21:23

    Filmdeki yaratıkların birden çıkması ödümü koparıyor.Özellikle köpeği sam’in arka sokağa girmesi

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

© Kaan Fakılı