Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

hâlet-i ruhiye

İlk defa bir yazı yazarken ilk önce başlıktan başlamamaya karar veriyorum. Yazacaklarımın belirli bir kalıpta olmayacağını düşündüğüm için sanırım başlık koymak istemedim. Artık yazı neyle son bulursa o zaman başlık koyabilirim.

Son birkaç gündür günlüğe yazı yazmayı ihmal ettiğimin farkındayım. Ancak bunun için kendimce geçerli sebeplerim var. Şimdi bu sebepleri burada yazarak aşikâr etmek istemiyorum. Beli günlük mantığına bu ters gelebilir ama yine de benimle beraber bir gizem olarak kalması taraftarıyım.

İnsan hayatının belirli dönemlerinde belirli sıkıntılar çeker. Bazı sıkıntılar planlanmış sıkıntılardır ancak bazıları ise insanı ansızın yakalayan türdendir. Birincisine yavaş yavaş alışmakla birlikte pek acı vermez insana. Ama ansızın gelen sıkıntılar sizi sağanakta kalmış bir kişi gibi yakalar ve savurabildiği kadar savurur. İşte o sıkıntılara katlanmak gerçekten zordur.

Yaşadığımız dört duvara sığmayacak kadar büyür yüreğimiz. Öyle ki hemen kendimizi dışarı atarız, yürürüz. Kilometrelerce yürürüz. Rampa demez, çamur demez yürürüz. Nereye gittiğimizi bilmeden yürürüz. Hep yürümek için bir hedef ararız. Ulaşmak için değil, yürümek için. Yürüdükçe rahatlarız. Sanki atttığımız her adımda paçalarımızdan biraz daha yüreklerimizdeki küfler dökülür. Biraz daha aydınlığa kavuşur ruhlarımız. Kara bulutlardan silkelenir ve berrak düşüncelere kavuşuruz.

Ruhumuz yürürken bizi terk eder. Ya bir metre arkadan gelir ya da bir metre önden gider. Bizimledir ama bize acı vermeyecek bir mesafededir. Kendi üzerindeki tortuları silkeleyerek yürür o da. Sona vardığımızda arınırız. Tekrar kötü sükûnet bize tasma takana kadar rahatızdır.

Yürümeyi öğrendim birkaç gündür. Kilometrelerce yürüdüm. Belki 20 kilometre yürüdüm. Belki de daha fazla. Her nefes alışımda şükrettim bu nefesi alabildiğime. Her ezan okunduğunda irkildim. Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Dua ettim… Yaşadığım için bir kez daha dua ettim. Verdiği sıkıntılar için isyan etmedim. “Neden ben?” diye bir an sorgulamadım. Sadece her gün birileri ölürken ben onlardan bir nefes bile fazla yaşayabildiğim için şükrettim.

Hayır da Allah’tandır, şer de Allah’tan. Veren de O’dur, alan da O. O zaman kimi, kime şikayet ediyoruz ki? Kimden kim için medet umuyoruz. Bizden sevdiğimiz bir şeyi aldığı için neden ağlıyoruz ki? Veren o değil miydi?

Dara düştüğü zaman Allah’ı anımsayanlardan değilim. Çok şükür mutlu anımda da anımsarım. Ancak yine de kıyaslama yaptığımızda dara düştüğümüz an onu daha bir yakın hissederiz kendimize.

İçimizin gamla dolduğu anlarda herkesten medet umarız. Bir gün önce yüzüne bile bakmadığımız arkadaşımızdan medet umarız. Yolda tek kale maç yapan çocuklardan medet umarız. Bir çıkış yolu ararız. Gözlerinin en derinlerine bakarız. Ne olur bana yardım et diye yalvarırız. O kadar aciz oluruz, o kadar küçülürüz ki bir toplu iğne kadar değerimiz kalmaz gözümüzde…

Biraz karışık yazıyorum, ne olur beni mazur görün. Hissettiğim şeyleri buraya dökememenin ısdırabını yaşıyorum. Yazdıklarım ne kadar karışıksa hissettiklerim de o kadar karışık. Belirli bir kompozisyon içinde yazmayı beceremedim ben hiç. Buna paralel olarak yaşamım da öyle benim. Kompozisyonum olmadan yaşıyorum. Karışık duygular içinde olmam da ondan olsa gerek. Bir kez daha ellerimi kaldırıyorum ve yardım istemek için dua ediyorum. Karışık duygulardan azad et beni Allah’ım…

Şimdilik bu kadar yazmak istiyorum. Aklıma gelirse bir şeyler daha karalarım sanırım. Ancak size bir öğüdüm var, Allah bize güzellikler bahşeder. Lütfen ama lütfen onların kıymetini bilelim…

Etiketler : gam, halet-i ruhiye, keder, ruh hali, ruhsal durum

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 1 Mart 2008, 23:19
 denemeler, sevgili günlük
 bugün 2 kez, toplam 268 kez okundu
« turkcell reklâmı
yağmuru beklerken »

benzer yazılar


son yazılar

    • mutluluk bir varış değil yolculuktur
    • ALES 2008 kasım dönemi soru ve yanıtları
    • bir kere sevdaya tutulmaya gör
    • ben ve tiyatro, bir de köşebaşı oyunu
    • bir haftam, öğretmenliğim ve öğrencilerim


1 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Suskun
    4 Mart 2008, 22:27

    Allah gönül ferahlığı verir inş. Sabretmek ve şükretmek gerek her daim.

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

© Kaan Fakılı