Dil bilimci olmak kelimelerle haşir neşir olmaktan geçer. Kelimelerin gösterdikleri şey değil, bizzat kelimenin kendisi önemlidir sizin için. Tarihî seyirde, hangi anlamlarda kullanılmış, hangi ses değişimlerine uğramış, kimlerden alınmış ya da kimlere verilmiş vs. gibi sorulara cevaplar arar durursunuz. Birkaç gün köken bilimle uğraşıverin artık rüyanızda kelimelerle dans eder ve kendinizi onların esrarlı dünyasında bulursunuz. Artık sizin için bir ilgi, zevk alma aracıdır kelimeler. Hele bir de ihtisasınızı bu konuda yapıyorsanız demeyin keyfinize.
Bugün ağzımızdan bir çırpıda çıkan kelimelerin yıllar içinde başlarından bir sürü hadise geçmiştir. Kimler kullanmamıştır ki o kelimeleri…
Dil bilimle uğraşan birisi olarak, sık sık etimoloji kitaplarını karıştırır, kafamı kurcalayan kelimelere bakarım. Bazen de bazı kelimelerin kökeni üzerine yazılmış makaleler okurum.
Bugün TDK‘nin çıkardığı Belleten‘in dvd olarak hazırlanmış halini kurcalarken güzel bir makale ile karşılaştım. Kırıkkale‘de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmış olan ve şu an da Bozok Üniversitesi‘nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yard. Doç. Dr. Seyfullah Türkmen‘e ait bu makale. Makale “gebermek” kelimesinin kökeni üzerine yazılmış. İşte bu yazıda da “gebermek” kelimesini makalenin ışığında kendi yorumumla sizlere aktaracağım.
Bu kelimenin kökeni hakkında fikir yürütmeden evvel anlamı üzerine beyin jimnastiği yapalım. “Ölmek” ve “gebermek” kelimeleri hemen hemen aynı anlama gelir. Ancak “gebermek” kelimesini biz genelde olumsuz bir anlamda kullanırız. Halk ağızlarında da bu sözcük, hastanın öldükten sonraki anı, şişmeye ve kokmaya başladığı ifade etmek için kullanılıyor. Yani yine olumsuz anlamda.
Sanırım buradaki “gebermek” kelimesinin de “kabarmak” kelimesi ile ilişkili olduğunu hepimiz gördük değil mi?
Bakın halk kültürüne biraz indiğimiz zaman nasıl da kelimenin kökeni kendini bize gösteriveriyor. Geber- < kabar-. Yine anneannelerimizin, hattâ annelerimizin kızdıkları zaman bize söylediği “geberesice“ kelimesini de bir şekilde izah etmiş olduk değil mi?
Öldüğünde yanına kimsenin yanaşamayacağı kadar kok, kabar demek istiyorlar işte.
Yine bizim hamile kadınlar için kullandığımız “gebe” kelimesinin de buradan geldiğini söylesek ayıp etmiş olmayız değil mi?
Belki zorlama olacak ama “göbek” kelimesini de bu kelime ile ilişkilendirebiliriz kanımca.

1 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler 
kategoriler
anlık takip
18 Mayıs 2008, 12:24
Göbek kelimesi gerçekten de zorlama olur. Göbek-öbek arasındaki ilişkiyi göz önüne alırsanız daha sağlıklı düşünürsünüz.