<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>kendimi ifade etmeye çalışıyorum</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Apr 2012 22:32:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ders.net.tr açıldı</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ders-net-tr-acildi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ders-net-tr-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 22:32:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[<p>Özel ders ilanları yayınlayan ders.net.tr açıldı. Özel ders verenlerle <a title="özel ders" href="http://www.ders.net.tr/">özel ders </a>arayanları buluşturan sitede ilan vermek ücretli. Özel ders, özel ders ilan, <a title="özel ders ilanları" href="http://www.ders.net.tr/">özel ders ilanları</a>, ders, matematik özel ders gibi Google aramalarında ilk sayfada çıkan siteye 6 aylık ve 12 aylık ilan verilebiliyor. Diğer özel <a title="ders" href="http://www.ders.net.tr/">ders </a>ilan sitelerinde olmayan bir özelliği ise ücretli ilanların aynı zamanda Google&#8217;da reklamının yapılması. Özel ders almak isteyen kişiler Google&#8217;da &#8220;matematik özel ders&#8221; vb aramalar yaptıklarında direkt olarak ilan sahibinin telefon numarasını görüp kendisine ulaşabiliyor veya bağlantıyı tıklayıp ilan detaylarını inceleyebiliyorlar. Özel ders almak ve özel ders vermek için ders.net.tr hizmetinizde.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özel ders ilanları yayınlayan ders.net.tr açıldı. Özel ders verenlerle <a title="özel ders" href="http://www.ders.net.tr/">özel ders </a>arayanları buluşturan sitede ilan vermek ücretli. Özel ders, özel ders ilan, <a title="özel ders ilanları" href="http://www.ders.net.tr/">özel ders ilanları</a>, ders, matematik özel ders gibi Google aramalarında ilk sayfada çıkan siteye 6 aylık ve 12 aylık ilan verilebiliyor. Diğer özel <a title="ders" href="http://www.ders.net.tr/">ders </a>ilan sitelerinde olmayan bir özelliği ise ücretli ilanların aynı zamanda Google&#8217;da reklamının yapılması. Özel ders almak isteyen kişiler Google&#8217;da &#8220;matematik özel ders&#8221; vb aramalar yaptıklarında direkt olarak ilan sahibinin telefon numarasını görüp kendisine ulaşabiliyor veya bağlantıyı tıklayıp ilan detaylarını inceleyebiliyorlar. Özel ders almak ve özel ders vermek için ders.net.tr hizmetinizde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ders-net-tr-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir &#8220;uzun hikâye&#8221;</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-uzun-hikaye/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-uzun-hikaye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 19:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[uzun hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1116</guid>
		<description><![CDATA[<p>Ankara&#8217;ya gelişimle birlikte öğrencilerime kitap okutma isteğim de yeniden canlandı. Uzun süredir aklımda olan birkaç kitapla işe başlamak istedim.</p>
<p>İstedim ki verdiğim kitaplar benim de okuduğum, kendimden bir şeyler bulduğum kitaplar olsun. Bu sebeple en çok etkilendiğim, okudukça tekrar okuma isteği duyduğum birkaç kitapla işe başladım.</p>
<p>Mustafa Kutlu&#8217;nun beni en çok etkileyen, okudukça karakterlerinden biri de ben olduğum &#8220;Uzun Hikâye&#8221; öğrencilerime verdiğim ilk kitaptı.</p>
<p>Her ne kadar sınav için kitap okutmak istemesem de birkaç puanlık sorularla da olsa onları kitaba yöneltmek sorun olmasa gerek.</p>
<p>Ortalama on sınıfım olsa ve her sınıfta ortalama otuz öğrencim olsa toplam üç yüz öğrenci tarafından aldığım dönütlerden bu kitabın çok beğenildiğini, hattâ kitap okumayı bile sevdirdiğini duydum, öğrendim. Bu beni çok mutlu etti.</p>
<p>Darısı diğer kitaplarıma&#8230;</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;ya gelişimle birlikte öğrencilerime kitap okutma isteğim de yeniden canlandı. Uzun süredir aklımda olan birkaç kitapla işe başlamak istedim.</p>
<p>İstedim ki verdiğim kitaplar benim de okuduğum, kendimden bir şeyler bulduğum kitaplar olsun. Bu sebeple en çok etkilendiğim, okudukça tekrar okuma isteği duyduğum birkaç kitapla işe başladım.</p>
<p>Mustafa Kutlu&#8217;nun beni en çok etkileyen, okudukça karakterlerinden biri de ben olduğum &#8220;Uzun Hikâye&#8221; öğrencilerime verdiğim ilk kitaptı.</p>
<p>Her ne kadar sınav için kitap okutmak istemesem de birkaç puanlık sorularla da olsa onları kitaba yöneltmek sorun olmasa gerek.</p>
<p>Ortalama on sınıfım olsa ve her sınıfta ortalama otuz öğrencim olsa toplam üç yüz öğrenci tarafından aldığım dönütlerden bu kitabın çok beğenildiğini, hattâ kitap okumayı bile sevdirdiğini duydum, öğrendim. Bu beni çok mutlu etti.</p>
<p>Darısı diğer kitaplarıma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-uzun-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretmenlik mesleği</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ogretmenlik-meslegi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ogretmenlik-meslegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 00:03:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[cerr]]></category>
		<category><![CDATA[cerre çıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[darülmuallim]]></category>
		<category><![CDATA[formasyon]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[mecelle]]></category>
		<category><![CDATA[milli eğitim bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik mesleği]]></category>
		<category><![CDATA[tezsiz yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[Tezsiz yüksek lisans eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1102</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://haberegitim.com/wp-content/uploads/ogretmen-atamasi.jpg" alt="öğretmenlik" width="331" height="293" align="left" hspace="3" vspace="3" />Daha evvel <strong>öğretmenlik mesleği</strong>yle yakından ya da uzaktan alakalı yazdığım yazılarda teknik olarak bu mesleğe girişin sorunları üzerine durmuştum [<a title="edebiyat mezunu olmak" href="http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-edebiyat-mezunu-olmak/" target="_blank">1</a>][<a title="edebiyat mezunları" href="http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/" target="_blank">2</a>][<a title="türkiyede öğretmen olmak" href="http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-ogretmen-olmak/" target="_blank">3</a>]. Bu yazımda ise bu meslekte geçirdiğim 1 seneyi aşkın süreyi ve bu süreçte bu mesleğe dair düşündüklerimi henüz &#8220;aman bana ne&#8221;ciliğe düşmeden yazmak istiyorum.</p>
<p>Bu yazacağım yazı aslında hem sayın bakanımız <strong>Dinçer</strong>&#8216;in söylemlerinden hareketle hem de öğretmenlik mesleğiyle ilgili medyada yer alan haberlere istinaden yazılanlardan oluşuyor. Zira hem Dinçer&#8217;in makama gelişinden bugüne &#8220;<a title="öğretmen" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ogretmen" target="_blank"><strong>öğretmen</strong></a>&#8221; kavramını yerinden sarstığını, &#8220;öğretmen&#8221;in tanımını yapmaya çalıştığını, sağlam bir temele oturtmaya çalıştığını gözler oldum hem de son iki üç yıldır medyada öğretmenlik mesleğiyle ilgili onlarca haberi okur oldum.</p>
<p><a title="tezsiz yüksek lisans" href="http://www.kaanfakili.com.tr/gazi-universitesi-tezsiz-yuksek-lisans-formasyon-sonuclari/" target="_blank"><strong>Tezsiz yüksek lisans eğitimi</strong></a>m sırasında değerli hocam <a title="Mustafa Gündüz" href="http://perweb.firat.edu.tr/default.asp?content=personelgoster.asp&#38;uid=E%F0-A-0019" target="_blank">Mustafa Gündüz</a>&#8216;ün bize verdiği bir makale<a title="türkiyede öğretmen yetiştirme" href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1335/15452.pdf" target="_blank">*</a> -ki o zaman tek düşüncemiz  sınavda sorumlu olup olmadığımızdı- vasıtası ile aslında öğretmenlik mesleğinin ne olduğuyla ilgili bilinçli ya da&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://haberegitim.com/wp-content/uploads/ogretmen-atamasi.jpg" alt="öğretmenlik" width="331" height="293" align="left" hspace="3" vspace="3" />Daha evvel <strong>öğretmenlik mesleği</strong>yle yakından ya da uzaktan alakalı yazdığım yazılarda teknik olarak bu mesleğe girişin sorunları üzerine durmuştum [<a title="edebiyat mezunu olmak" href="http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-edebiyat-mezunu-olmak/" target="_blank">1</a>][<a title="edebiyat mezunları" href="http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/" target="_blank">2</a>][<a title="türkiyede öğretmen olmak" href="http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-ogretmen-olmak/" target="_blank">3</a>]. Bu yazımda ise bu meslekte geçirdiğim 1 seneyi aşkın süreyi ve bu süreçte bu mesleğe dair düşündüklerimi henüz &#8220;aman bana ne&#8221;ciliğe düşmeden yazmak istiyorum.</p>
<p>Bu yazacağım yazı aslında hem sayın bakanımız <strong>Dinçer</strong>&#8216;in söylemlerinden hareketle hem de öğretmenlik mesleğiyle ilgili medyada yer alan haberlere istinaden yazılanlardan oluşuyor. Zira hem Dinçer&#8217;in makama gelişinden bugüne &#8220;<a title="öğretmen" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ogretmen" target="_blank"><strong>öğretmen</strong></a>&#8221; kavramını yerinden sarstığını, &#8220;öğretmen&#8221;in tanımını yapmaya çalıştığını, sağlam bir temele oturtmaya çalıştığını gözler oldum hem de son iki üç yıldır medyada öğretmenlik mesleğiyle ilgili onlarca haberi okur oldum.</p>
<p><a title="tezsiz yüksek lisans" href="http://www.kaanfakili.com.tr/gazi-universitesi-tezsiz-yuksek-lisans-formasyon-sonuclari/" target="_blank"><strong>Tezsiz yüksek lisans eğitimi</strong></a>m sırasında değerli hocam <a title="Mustafa Gündüz" href="http://perweb.firat.edu.tr/default.asp?content=personelgoster.asp&amp;uid=E%F0-A-0019" target="_blank">Mustafa Gündüz</a>&#8216;ün bize verdiği bir makale<a title="türkiyede öğretmen yetiştirme" href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1335/15452.pdf" target="_blank">*</a> -ki o zaman tek düşüncemiz  sınavda sorumlu olup olmadığımızdı- vasıtası ile aslında öğretmenlik mesleğinin ne olduğuyla ilgili bilinçli ya da bilinçsiz bir sorgulama içerisine girmişim. Bununla birlikte meslekte geçirdiğim 1 yılı aşkın sürenin de payı ile bu mesleğe ilişkin düşüncelerim biraz daha netlik kazandı.</p>
<p>Bahsettiğim makale ile ufak bir giriş yapmak istiyorum. Zira mesleğin değerini biraz daha hatırlamak yerinde olacaktır.</p>
<p><strong>Tanzimat dönemi</strong>nde <strong>rüştiyelerin</strong> (ortaokul) açılmasıyla birlikte bu okullarda ders veren öğretmenlere ihtiyaç duyulmuş ve bu ihtiyacın giderilmesi amacıyla ilk erkek öğretmen okulu darülmuallim Fatih&#8217;te 16 Mart 1848 yılında açılmıştır. Bu okulun ilk müdürü <strong>Mecelle</strong>&#8216;nin yazarı, tarihçi olarak da tanıdığımız <a title="Ahmet Cevdet Paşa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Cevdet_Pa%C5%9Fa" target="_blank">Ahmet Cevdet Paşa</a>&#8216;dır. Cevdet Paşa, bu okulun açılmasına istinaden bir nizamname kaleme almıştır. Özetle:</p>
<p>1. Bu okula öğrenciler sınavla alınacak ve öğrenim süresi 3 yıl olacaktır.</p>
<p>2. Programın ilk dersi &#8220;Usûl-i İfade ve Talim&#8221;  yani &#8220;Ders Verme ve Öğretim Yöntemi&#8221;dir.</p>
<p>3. Öğrenciler cerre çıkmayacaktır. Bunun yerine her öğrenciye burs verilecektir. Burslar dolgun olacaktır.</p>
<p>4. Mezun olan başarı sırasına göre herkes atanacaktır. Atanıp da görev yerini beğenmeyenin elinden belgesi alınacak ve bir daha öğretmenlik yapamayacaktır.</p>
<p>5. Mezun olup atanana kadar darülmualliminde kalacak ve maaşını alacak, bir yandan da kendini geliştirecektir.</p>
<p>Temelde bu maddelere göz attığımızda bu okula girişin bir şarta bağlandığı görülür. Böylece sıradan birisi öğretmen olamayacaktır. Ayrıca okulun ilk dersinin meslekî bir ders olması ile de bu garanti altına alınmıştır.</p>
<p>Medrese öğrencileri Recep, Şaban ve Ramazan ayında <strong>cerre</strong> çıkarlar. Yani belirli bir ücret karşılığı köyleri gezerek onlara işlerinde yardım ederler, vaaz verirler. Ahmet Cevdet&#8217;in cerre çıkmak yerine burs sistemini getirmesi ve bursun da dolgun olmasını sağlaması bu mesleğin &#8220;<strong>vakar ve temkinini</strong>&#8221; yani &#8220;saygınlığını ve ağırbaşlılığını&#8221; korumaya yönelik bir harekettir. Buradan öğretmenlik mesleğinin ne kadar kutsal bir meslek olduğu anlaşılabilir.</p>
<p>Paşa, öğretmenlik mesleğinin nicelik olarak değil de nitelik ele alınması gerektiğini söyler. Bu yüzden çok sayıda mezun vermek yerine az sayıda mezun vermenin nitelikli öğretmenler yetişmesine katkı sağlayacağını söyler. Bu şekilde &#8220;atanamayan öğretmen&#8221; kavramının ortaya çıkmasını engeller. Mezun olan herkes başarı sırasına göre atanacaktır. Atanana kadar da okulda kalacak ve bilgisini arttırmak için yine &#8220;maaşını  alarak&#8221; çalışacaktır.</p>
<p>Bu yukarıda saydığım maddeler rüştiyelerin çoğalması ve öğretmen ihtiyacının artması ile birlikte gittikçe geçerliğini yitişmiştir. Çünkü <strong>darülmuallim</strong> öğretmen ihtiyacını karşılamayacak ve meslekten olmayanlar da öğretmen olmaya başlayacaktır. Tıpkı 90&#8242;larda olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Sanırım yukarıdaki makale öğretmenlik mesleğinin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu bundan 150&#8242;yi aşkın yıl önceki ispatıdır.</p>
<p>Yukarıda ele aldığımız konu öğretmenlik mesleğinin özünü oluşturuyor aslında. Bugün geldiğimiz noktada da hem öğretmenler mesleğinden, hem veliler öğretmenden hem de bakan öğretmenden şikayet ediyor. Biz biraz daha afaki bakarak problemlere tek tek göz atalım.</p>
<p><strong>Atanamamak, atama, atanamayan öğretmenler</strong></p>
<p>Sanırım bu mesleğin en can alıcı noktası burasıdır. Plansız programsız, ihtiyaçtan kat kat fazla öğretmen yetiştirmek bu sorunun temelini teşkil ediyor. Maalesef her sene 25-30 bin öğretmen alımına karşılık üniversitelerimiz 60-70 bin öğretmen mezun ediyor. Bu da haliyle öğretmen açığının her sene yığıla yığıla ilerlemesine neden oluyor. Bun geldiğimiz nokta: Yaklaşık 300 bin öğretmen atanamamış.</p>
<p>Bunun çözümü ne olur tam olarak bilemiyorum. Kontenjan sınırlaması mı getirilir, yoksa birkaç sene eğitim fakültelerine öğretmen adayı alımı mı yapılmaz bilmiyorum.  Ancak ivedi bir şekilde çözülmesi gereken bir sorun bu. Zira 2000&#8242;den sonra mezun olan herkes bu problemi yaşamaktadır. Bununla birlikte mesleğin itibarını zedeleyen, temelde öğretmenlik mesleğine ters düşen eylemler, hattâ öğretmen intiharları bile görülebilir ki görülüyor.</p>
<p><strong>Kurumun kurumsallaşması</strong></p>
<p>Maalesef bugün <a title="MEB" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/meb" target="_blank"><strong>MEB</strong></a>&#8216;de en büyük problem kurumsallaşamamaktır. İşleyiş net olarak kendini göstermiyor. En basiti eş durumu özrüne hepimiz geçtiğimiz günlerde şahit olduk. <strong>Eş durumu özrünün sonuçları</strong> 30 Aralık&#8217;ta açıklanacaktı ancak daha önce nedense hesaba katılmayan sebeplerden ötürü bu atama ertelendi. 9 Ocak günü açıklanacak sonuçlar akşam 8 civarında açıklandı.</p>
<p>Bu tarz hareketler kuruma olan güvenin sarsılmasına neden olmaktadır. Bir çalışan, personel kuruma güven duymazsa orada rahat edemez ve ilk fırsatta oradan kaçmanın yollarını arar. Kaçamıyorsa da iş aksatır.</p>
<p><strong>İğneyi başkasına çuvaldızı kendine batırmak</strong></p>
<p>Sayın Dinçer, sık sık öğretmenlik mesleğinin eski saygınlığını yitirdiğinden şikayetçi olmaktadır. Bu şikayet konusunda kendisine hak veriyorum. Ancak bunun nedenleri konusunda henüz hemfikir değiliz. Kendisi problemlerin kaynağını öğretmenlerde görmekte. Ancak problem hem öğretmenden hem de idareden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Sayın bakanımızı göreve geldiği gün aldığı radikal kararlardan dolayı takdir etmiştim. Hatta senede iki defa yapılan özür durumu atamalarının senede bir defa, yazın yapılacak olması bile -işime gelmemesine rağmen- beni memnun etti. Gerekçe haklıydı:<em> &#8220;Siz kendi çocuğunuzun öğretmeninin yıl içerisinde değişmesini ister miydiniz?&#8221;</em> Elbette istemezdik. Ancak nedense bu gerekçe bize samimi gelmedi. Öğretmenin yıl içerisinde yer değiştirmesini istemeyen bir bakan bir okulda senede 10-15 defa bile değiştirilebilen ücretli öğretmenler -üstelik eş durumu sayısı 9300 iken ücretli öğretmen sayısı 60 bin civarında- konusunda neden hâlâ ısrar ediyor? Bırakın senede bir defa ya da iki defa değişmeyi, aynı derse giren öğretmen 5-6 defa bile değişebiliyor. Burada çelişki var sanırım.</p>
<p>Bakan, öğretmenlik mesleğinin özellikle zeki, çalışmayı seven bireyler tarafından seçilmesinin önemli olduğunu, bunun da öğretmenlik mesleğinin kalitesini arttıracağını söylüyor. Çok güzel bir tespit ama sizce de kuru değil mi? Elinde doktorluk, mühendislik gibi hem makam ve mevkii olarak hem kazanılan para olarak hem de özlük hakları olarak daha yüksek meslekler varken insan neden öğretmenliği seçer? Ya da öğretmenlik mesleğine olan sevgi bu diğer meslekleri seçmede saydığım faktörleri yenebilir mi? Bence çok zor.</p>
<p>Bir mesleğe teşvik, o mesleği cazip hale getirmeyle mümkün olur. Bunu önce gelir seviyesini arttırmayla daha sonra da özlük haklarını arttırmayla gerçekleştirebiliriz sanırım.</p>
<p>Sürekli ücret konusundan bahsetmek pek doğru değil. Zaten öğretmenlik mesleğini alınan ücretle kıyaslamak hiç doğru değil. Ancak bir öğretmenin maaşının hizmetli maaşından düşük olması mesleğe olan saygınlığı bir kez daha düşürmektedir.</p>
<p><strong>Her mesleğin tanımı farklıdır</strong></p>
<p>Medyada sürekli öğretmenlik mesleğiyle diğer memurluklar kıyaslanmakta ve öğretmenliğin &#8220;yata yata&#8221; para kazanılan bir meslek olduğu konusunda ciddi bir kamuoyu oluşturulmaktadır. Ancak bir öğretmen olarak buna şiddetle karşı çıkıyorum.</p>
<p>Öğretmenlik, sevilmeden yapılan bir meslek değildir. Kimi sınıflarda 40-50 kişi ile uğraşmak bazen insanın sinirlerini yıpratacak kadar zor bir iştir. Üstelik sorumluluk gerektiren bir iştir.</p>
<p>Meslek gereği mesai saati kavramının olması öğretmenlik mesleğini cazip ve kıskanılır hale getiriyor. Ancak davulun sesi uzaktan hoş gelir misali bir de durumu öğretmene sorun. Evde derse hazırlanmalar, eve getirilen yazılı kâğıtları, girilmesi gereken sözlü notları, okunması gereken dönem ödevleri vs. derken zaten öğretmen bir memur kadar, hatta ondan daha fazla çalışmaktadır. Hoş çalışma saatini kıyaslama yapmak pek doğru bir şey değil. Zira masa başında pişti oynamak da mesai saati kavramı içerisinde değerlendirilebiliyor bazen.</p>
<p><strong>Gelelim iğneye</strong></p>
<p>Yukarıda gerek idarî katı gerekse de halkı ve diğer memurları yeteri kadar eleştirdik. Biraz da kendimizi eleştirmemiz, hattâ kendimizi daha fazla eleştirmemiz gerekiyor sanırım.</p>
<p>Mesleğimiz gelecek nesillere etki eden, toplumu şekillendirebilen bir meslek. Bu yüzden yaptığımız mesleğin bu yönünü bazen unutuyor ve öğrencilere bırakın örnek olmayı, onların seviyesinden daha aşağı bile düşebiliyoruz.</p>
<p>Belki kendimiz mevzu olunca batacak iğne oldukça fazladır. Boş geçirilen dersler, ihmal edilen öğrenciler, kendimizi geliştirmeme, bananecilik vs. vs.</p>
<p>Öğretmenler odasında ilmî tartışmalar yapmaktan ziyade boş boş oturup, birbirine yemek tarifi vermek, sürekli futbol sohbeti yapmak belki de kendimize kızacağımız konuların başında gelir.</p>
<p>Panoda onca kâğıt arasından ek ders ücretinin ne kadar olduğuna dair asılan kâğıdı ilk olarak seçmek, yıl içerisinde yapacağımız işleri öncelikli olarak ek ders açısından değerlendirmek sanırım bizim ayıbımız olsa gerek.</p>
<p>Öğrencileri kendi çıkarlarımız için kullanmak, onlar üzerinden diğer öğretmenlerle diyalog kurmak ya da çatışmak&#8230;</p>
<p>Öğretmenliği sadece bilgiyi aktaran bir meslek olarak görmek ve bu mesleğin &#8220;eğitme&#8221; boyutunu hiçe saymak&#8230;</p>
<p>Eve erken gidebilmek için &#8220;yasal hakları&#8221; olan ayda dört defa yarım gün sevki kullanmak&#8230;</p>
<p>Babası, ağabeyi, amcası, dayısı tanıdık diye öğrencinin hatalarına göz yummak&#8230;</p>
<p>Özetle, eğitim sistemimizi düzeltmek için biz öğretmenlere büyük iş düşüyor. İdarenin olumsuzluklarına, hatalarına evet tepkimizi koymalı ama tepkimizi koyarken de &#8220;acaba biz!&#8221; gibi bir sorgulama içerisine girmeliyiz.</p>
<p>Bir sonraki kuşak bizim eserimiz olacak. Bunu bilip, buna göre adım atmalıyız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ogretmenlik-meslegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatta bazen</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatta-bazen/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatta-bazen/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 09:56:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hayatta bazen durgunlaşıyor, bazen yoğunlaşıyoruz. Bazen geri çekiliyor, bazen ileri atılıyoruz. Bazen de farkında bile olamıyoruz&#8230;</p>
<p>Günlüğüme girdiğim zaman son yazdığım yazının üzerinden birkaç ay geçtiğini gördükçe zamanın ne kadar da çabuk geçtiğini düşünüyorum.</p>
<p>Artık pek yazı yazmamaktan dem vurmuyorum. Pek sorun haline getirmiyorum bunu. Zaten günlüğümü bir takvim olarak kullanıyorum. Zamanın yoğunluğundan bunaldığımda bir mola verip bakıyorum ve yaşadığımı fark ediyorum.</p>
<p>Bazen yaşadığını fark etmek de güzel&#8230;</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta bazen durgunlaşıyor, bazen yoğunlaşıyoruz. Bazen geri çekiliyor, bazen ileri atılıyoruz. Bazen de farkında bile olamıyoruz&#8230;</p>
<p>Günlüğüme girdiğim zaman son yazdığım yazının üzerinden birkaç ay geçtiğini gördükçe zamanın ne kadar da çabuk geçtiğini düşünüyorum.</p>
<p>Artık pek yazı yazmamaktan dem vurmuyorum. Pek sorun haline getirmiyorum bunu. Zaten günlüğümü bir takvim olarak kullanıyorum. Zamanın yoğunluğundan bunaldığımda bir mola verip bakıyorum ve yaşadığımı fark ediyorum.</p>
<p>Bazen yaşadığını fark etmek de güzel&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatta-bazen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın şiir saati</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/insanin-siir-saati/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/insanin-siir-saati/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Aug 2011 11:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[biyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Fizikçi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Özel]]></category>
		<category><![CDATA[kanla kirlenmiş evrak]]></category>
		<category><![CDATA[kimyager]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[<p>Fizikçi, kimyager ya da biyolog olsaydım sanırım bu ruh hali ile yapacağım ilk şey &#8220;insan&#8221; üzerine araştırma yapmak olurdu. Biraz pozitivist eksenden çıkıp daha mistik bir eksene kayardım belki, ama insan biraz da böyle bir varlık değil midir zaten? İnandıklarını ispat etmeye çalışan, inancına delil arayan misal.</p>
<p>Şimdi insanın kimyası üzerine birkaç söz söylemek isterdim fakat kimya hakkında yeterli derecede bilgi sahibi değilim. Bu bilgi dünyam ve kelime dağarcığım ile &#8220;insanın kimyası&#8221; dediğim zaman henüz varlığını somut bir şekilde ispat edemediğimiz &#8220;ruh&#8221; kavramını çağrıştırıyor ve eşliyorum kendimce.</p>
<p>Kerahet vakti uykuya yatıp da uyanan kişinin ruh hali arasındaki değişikliği nasıl izah edersiniz?</p>
<p>Aşk acısı çeken, yakının kaybeden insanın acısını ruh mu çeker beden mi? Nasıl izah edersiniz?</p>
<p>Mutluluk vücudun neresinde teşekkül eder, ya da hüzün neremizi işgal eder? İzah edebilir misiniz?</p>
<p>Nitekim bu soruları uzatmak ve insan üzerine düşünmeyi sürdürmek mümkündür. Fakat yukarıda sorduğum birkaç soru bile nasıl da &#8220;insan&#8221; kavramını&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fizikçi, kimyager ya da biyolog olsaydım sanırım bu ruh hali ile yapacağım ilk şey &#8220;insan&#8221; üzerine araştırma yapmak olurdu. Biraz pozitivist eksenden çıkıp daha mistik bir eksene kayardım belki, ama insan biraz da böyle bir varlık değil midir zaten? İnandıklarını ispat etmeye çalışan, inancına delil arayan misal.</p>
<p>Şimdi insanın kimyası üzerine birkaç söz söylemek isterdim fakat kimya hakkında yeterli derecede bilgi sahibi değilim. Bu bilgi dünyam ve kelime dağarcığım ile &#8220;insanın kimyası&#8221; dediğim zaman henüz varlığını somut bir şekilde ispat edemediğimiz &#8220;ruh&#8221; kavramını çağrıştırıyor ve eşliyorum kendimce.</p>
<p>Kerahet vakti uykuya yatıp da uyanan kişinin ruh hali arasındaki değişikliği nasıl izah edersiniz?</p>
<p>Aşk acısı çeken, yakının kaybeden insanın acısını ruh mu çeker beden mi? Nasıl izah edersiniz?</p>
<p>Mutluluk vücudun neresinde teşekkül eder, ya da hüzün neremizi işgal eder? İzah edebilir misiniz?</p>
<p>Nitekim bu soruları uzatmak ve insan üzerine düşünmeyi sürdürmek mümkündür. Fakat yukarıda sorduğum birkaç soru bile nasıl da &#8220;insan&#8221; kavramını çözmeye bazen muktedir olamayacağımızı gösteriyor değil mi?</p>
<p>Bu yazıya başlarken aslında insanın kimyası üzerine bir deneme yazmaktan ziyade kendimin şu anki kimyası üzerine bir şeyler yazacaktım. Derler ya insanın bir eşek saati bir eşref saati&#8230; Benim de roman saatim, tez saatim, şiir saatim&#8230;</p>
<p>Bazı zamanlar okuduğum şiirleri anlama yetim öylesine titiz çalışır ki, sanki şairle aramda telepatik bir bağ oluşur. O şiirde aynen benim hissettiğimi anlatmak istemiştir. Hattâ daha da ileri gidip o şiirin şairi benimdir.</p>
<p>Az evvel günlüğüme not ettiğim, yazdığım eski yazıları karıştırırken <strong>İsmet Özel</strong>le ilgili yazdığım bir yazıyı gördüm. O yazının da girişine yazdığım bir dörtlük şu anda gerçekten de şiir saatim olduğunu hissettirdi.</p>
<p>Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında<br />
Aşklarım inançlarım işgal altındalar<br />
tabutumun üstünde zar atıyorlar<br />
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır<br />
<em><strong>Kanla Kirlenmiş Evrak</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/insanin-siir-saati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bunlar hassas konular</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bunlar-hassas-konular/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bunlar-hassas-konular/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 11:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[BDP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[MGK]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet liderleri]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[PKK sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1072</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yıllardır tartışır dururuz <strong>Kürt sorunu</strong>nu. Belki de daha çözümsel yaklaşacak olursak <strong>PKK sorunu</strong>nu. bu konuda fikir belirtmeyen, öneri sunmayan ve nitekim tatmin olan kimse yoktur zannımca. Zira biz de arkadaşlarımızla her sohbetimizde mutlaka bir değinir, tartışır, gerilir ve sonra konuyu değiştirerek kendimizce meseleyi çözeriz.</p>
<p>En son iki üç hafta önce konuştuğumuzda bu meselenin çözümsüz olduğuna kanaat getirmiş olsak da ben her fırsatta bu işin &#8220;<em>sadece</em>&#8221; silahla, topla tüfekle, operasyonla çözülemeyeceği kanaatindeyim. Yalnız dikkat ederseniz ki &#8220;sadece&#8221; kelimesini tırnak içinde yazdım. Zira bunu yazmamın temel nedeni tabii ki silahlı kuvvetlerin de etkin olarak kullanılması gereğidir.</p>
<p>Kürt sorunu -her ne kadar bu sorunu görmezden gelsek de- aşamalı bir şekilde bu hale gelmiştir. Yoksa bir kısım çapulcu çıkıp da kendilerini bir bölgedeki halkın sözcüsü ilan edip bir şeyleri savunmamıştır. Aşama aşama bu hale gelmiştir. Parasızlık, eğitimsizlik, cehalet, kandırma, kışkırtma, tampon bölge gibi politikalar maalesef bu sorunu çözümsüz hale getirmiş, ya da çözümsüz gibi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır tartışır dururuz <strong>Kürt sorunu</strong>nu. Belki de daha çözümsel yaklaşacak olursak <strong>PKK sorunu</strong>nu. bu konuda fikir belirtmeyen, öneri sunmayan ve nitekim tatmin olan kimse yoktur zannımca. Zira biz de arkadaşlarımızla her sohbetimizde mutlaka bir değinir, tartışır, gerilir ve sonra konuyu değiştirerek kendimizce meseleyi çözeriz.</p>
<p>En son iki üç hafta önce konuştuğumuzda bu meselenin çözümsüz olduğuna kanaat getirmiş olsak da ben her fırsatta bu işin &#8220;<em>sadece</em>&#8221; silahla, topla tüfekle, operasyonla çözülemeyeceği kanaatindeyim. Yalnız dikkat ederseniz ki &#8220;sadece&#8221; kelimesini tırnak içinde yazdım. Zira bunu yazmamın temel nedeni tabii ki silahlı kuvvetlerin de etkin olarak kullanılması gereğidir.</p>
<p>Kürt sorunu -her ne kadar bu sorunu görmezden gelsek de- aşamalı bir şekilde bu hale gelmiştir. Yoksa bir kısım çapulcu çıkıp da kendilerini bir bölgedeki halkın sözcüsü ilan edip bir şeyleri savunmamıştır. Aşama aşama bu hale gelmiştir. Parasızlık, eğitimsizlik, cehalet, kandırma, kışkırtma, tampon bölge gibi politikalar maalesef bu sorunu çözümsüz hale getirmiş, ya da çözümsüz gibi göstermiştir.</p>
<p>Son 45 gün içinde şehit olan onlarca askerimizin acısı belki de bardağı taşıran damla oldu ve artık gaz alma mı yoksa gerçekten terörü bitirme faaliyeti mi bilinmez ama Kandil&#8217;e operasyon düzenlediler. Düzenlesinler efendim, taktir ediyorum ve destekliyorum. Ama çözüm mü?</p>
<p>Hava harekâtının akabinde bir de kara harekâtı yapsınlar. Taktir ederim ve desteklerim. Binlerce askerle birden girsinler. Desteklerim. Lâkin çözüm mü? Hayır. Azaltır ama tamamen sökmez.</p>
<p>Kürt sorununu, bir ur gibi düşünmek gerek. Silahlı operasyonlar  bir kemoterapi tedavisi olabilir ama kökünü kazımaya yetmez.</p>
<p>Sorunları bitirmek için yegâne şart eğitimdir. Ve bakış açısıdır.</p>
<p>Bir kere bizi biz yapan değerlere sarılmamız gerekir. Bugün orada güçlü bir Türkiye&#8217;nin olmasını <strong>Orta Doğu projeleri</strong>ne engel olarak gören büyük devletler maalesef bizi ayrıştırmak için ellerinden gelenleri yapıyorlar -ki başta PKK&#8217;yı destekliyorlar.</p>
<p>Tüm bunları düzeltmek için, birlik mesajı vermek için, isterdim ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan, muhalefet liderlerini de meclise gelmeyen BDP&#8217;ye inat MGK&#8217;ya çağırsın ve birlik mesajı versinler. İlk defa kararlılığı görsünler ve anlasınlar. Oldu mu, olmadı ama yine Kılıçdaroğlu&#8217;ndan ve Bahçeli&#8217;den gelen destek çağrıları yabana atılır gibi değil. Kesinlikle dikkate alınmalı ve birlikte bir adım atılmalı.</p>
<p>Uzun vadede ise devletin o bölgedeki halkı eğitme, onlara destek verme gibi faaliyetleri devam ettirilmeli -ki kışkırtılacak nedenler olmasın.</p>
<p>İyimser bir tablo çizdim belki ama ne demiştim, herkesin manzarası yaşamını resmeder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bunlar-hassas-konular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendime beğeni arıyorum</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/kendime-begeni-ariyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/kendime-begeni-ariyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2011 21:34:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[beğeni]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi okumak]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi alanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu yazıyı yazarken başlığını &#8220;kendime hobi/hoby arıyorum&#8221; şeklinde düşünmüştüm ama serde Türkçecilik var ne yaparsın seçtik beğeni kelimesini. Bunu izah etmemin nedeni de beğeni kelimesinin hoby kelimesini tam anlamıyla karşılamadığını düşünmem. Hoby kelimesi daha çok ilgi alanı, alaka, uğraş şeklinde kullanılıyor. Ama hepsini de kapsıyor. Fakat ben bu başlığa, &#8220;kendime uğraş arıyorum&#8221;, &#8220;kendime ilgi alanı arıyorum&#8221;, &#8220;kendime beğeni arıyorum&#8221;  gibi ifadelerin hepsi farklı bir anlam dairesinde geziniyor. O yüzden bana en yakını ve en Türkçesi &#8220;kendime beğeni arıyorum&#8221; şeklidir.</p>
<p>Ufak bir girizgâhtan sonra gelelim maksadımıza.</p>
<p>Öğretmen olmak bol vakti olmak ile eşdeğerdir bizim ülkemizde. Yazın 3 ay tatil, kışın 15 gün tatil, resmî tatiller, haftasonları, yarım gün çalışmalar vs. Hep bu şekilde anılır memleketimden öğretmen manzaraları. Ne yalan söyleyim, denildiği kadar çok olmasa da diğer mesleklerle kıyaslanamayacak kadar çoktur. Çokluğu güzelliğe çevirmek ise öğretmenin elindedir.</p>
<p>Boş vakti benim gibi miskin miskin geçirmek için kullanmak belki biraz da olsa aldığı maaşı&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı yazarken başlığını &#8220;kendime hobi/hoby arıyorum&#8221; şeklinde düşünmüştüm ama serde Türkçecilik var ne yaparsın seçtik beğeni kelimesini. Bunu izah etmemin nedeni de beğeni kelimesinin hoby kelimesini tam anlamıyla karşılamadığını düşünmem. Hoby kelimesi daha çok ilgi alanı, alaka, uğraş şeklinde kullanılıyor. Ama hepsini de kapsıyor. Fakat ben bu başlığa, &#8220;kendime uğraş arıyorum&#8221;, &#8220;kendime ilgi alanı arıyorum&#8221;, &#8220;kendime beğeni arıyorum&#8221;  gibi ifadelerin hepsi farklı bir anlam dairesinde geziniyor. O yüzden bana en yakını ve en Türkçesi &#8220;kendime beğeni arıyorum&#8221; şeklidir.</p>
<p>Ufak bir girizgâhtan sonra gelelim maksadımıza.</p>
<p>Öğretmen olmak bol vakti olmak ile eşdeğerdir bizim ülkemizde. Yazın 3 ay tatil, kışın 15 gün tatil, resmî tatiller, haftasonları, yarım gün çalışmalar vs. Hep bu şekilde anılır memleketimden öğretmen manzaraları. Ne yalan söyleyim, denildiği kadar çok olmasa da diğer mesleklerle kıyaslanamayacak kadar çoktur. Çokluğu güzelliğe çevirmek ise öğretmenin elindedir.</p>
<p>Boş vakti benim gibi miskin miskin geçirmek için kullanmak belki biraz da olsa aldığı maaşı hak etmemek ile eşdeğer tutulabilir. Zira ayın 15&#8242;inde aldığım maaş iki üç günde eriyorsa yaptığımız işin hakkını veremiyoruz ve bereketi olmuyor paranın zannı bende tavan yapmış durumda.</p>
<p>Aslında bitirmem gereken bir yüksek lisans tezi var. Ama düşüncesi bile benim içimi sızlatıyor bazen. Ramazan ayında öğlenlere kadar uyumak daha cazip geliyor nedense?!</p>
<p>Bunlar zoraki yapılacak şeyler. Ama ben öyle ilgi alanları arıyorum ki daha fazla severek yapayım onu. Bir yandan da bir şeyler öğreneyim ve öğreteyim.</p>
<p>Son günlerde biyografi hususuna merak saldım. Adını duyduğum şairin/yazarın hayatını okuyorum hemen. Kaynak fark etmiyor, vikipedi, ansiklopedi, Son Osmanlı Şairleri vs. vs. nereden ne bulursam okuyorum. Sanırım bu bende ilgiyi aşan bir şey oldu. Bundan cidden zevk alıyorum. Üstelik biyografi okumanın faydalarını da bilmeyen yoktur.</p>
<p>Var mı, yok mu? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/kendime-begeni-ariyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlık için&#8230;</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/insanlik-icin/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/insanlik-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2011 00:51:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[afrikaya yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1064</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-1065 aligncenter" title="somali2" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/somali2-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /><br />
Her birimiz evlerimizde sıcan çaylarımız, soğuk içeceklerimiz eşliğinde keyif yaparken, bir iftar soframızın maliyeti 20-30 liralara kadar çıkarken bugün Afrika&#8217;da, Somali&#8217;de 20-30 liraya onlarca insan hayatta kalmamak için mücadele veriyor.</p>
<p>Benim yardımımdan ne olur demeyelim. Damlaya damlaya göl olur. Yolladığımız bir SMS ile bir çocuğun hayatını kurtarmaya vesile olacağız. Sadece bir SMS. Belki ramazan fitrelerimizi, zekâtlarımızı da Afrika&#8217;ya&#8230;</p>
<p>&#8220;Komşusu açken tok yatan bizden değildir.&#8221; diye bir hadis var. Belki efendimiz zamanında bu hadis kapı komşusu ile sınırlıdır. Ama küresel bir dünyada yaşıyoruz. Bugün Afrika&#8217;nın en ücra köşesindeki komşumuzdan haberimiz oluyor. Onların açlığına televizyondan, gazetelerden vs. tanık oluyoruz. Çok değil, bir gün sigara içmesek, bir gün kafede oturmasak, bir gün arabaya binmesek, ya da bir gün sadece bir gün onları düşünsek&#8230;</p>
<p><strong>Afrika&#8217;ya yardım yolları: ( Aşağıdaki bilgiler Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na aittir. Detaylı bilgiyi <a href="http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-11784.aspx" target="_blank">www.diyanet.gov.tr</a>&#8216;den alabilirsiniz. )<br />
</strong></p>
<p><strong>1. ONLİNE BAĞIŞ</strong></p>
<p>www.diyanetvakfi.org.tr İnternet Adresine girerek online&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-1065 aligncenter" title="somali2" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/somali2-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /><br />
Her birimiz evlerimizde sıcan çaylarımız, soğuk içeceklerimiz eşliğinde keyif yaparken, bir iftar soframızın maliyeti 20-30 liralara kadar çıkarken bugün Afrika&#8217;da, Somali&#8217;de 20-30 liraya onlarca insan hayatta kalmamak için mücadele veriyor.</p>
<p>Benim yardımımdan ne olur demeyelim. Damlaya damlaya göl olur. Yolladığımız bir SMS ile bir çocuğun hayatını kurtarmaya vesile olacağız. Sadece bir SMS. Belki ramazan fitrelerimizi, zekâtlarımızı da Afrika&#8217;ya&#8230;</p>
<p>&#8220;Komşusu açken tok yatan bizden değildir.&#8221; diye bir hadis var. Belki efendimiz zamanında bu hadis kapı komşusu ile sınırlıdır. Ama küresel bir dünyada yaşıyoruz. Bugün Afrika&#8217;nın en ücra köşesindeki komşumuzdan haberimiz oluyor. Onların açlığına televizyondan, gazetelerden vs. tanık oluyoruz. Çok değil, bir gün sigara içmesek, bir gün kafede oturmasak, bir gün arabaya binmesek, ya da bir gün sadece bir gün onları düşünsek&#8230;</p>
<p><strong>Afrika&#8217;ya yardım yolları: ( Aşağıdaki bilgiler Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;na aittir. Detaylı bilgiyi <a href="http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-11784.aspx" target="_blank">www.diyanet.gov.tr</a>&#8216;den alabilirsiniz. )<br />
</strong></p>
<p><strong>1. ONLİNE BAĞIŞ</strong></p>
<p>www.diyanetvakfi.org.tr İnternet Adresine girerek online bağış bölümünden ilgili bağış hesabını seçebilirsiniz.(Bu uygulama 1 Ağustos 2011’den itibaren aktif olacaktır)</p>
<p><strong>2. SMS İLE BAĞIŞ  (1 SMS 5 TL.’dir.)</strong></p>
<p>SMS ile Bağışta bulunmak için AFRIKA yaz 5601’e 1 SMS gönder<br />
SMS ile Fitrenizi vermek için AFRIKA yaz 5601’e 2 SMS gönder</p>
<p><strong>3. BANKA HESAP NUMARALARIMIZA havale ve EFT yöntemiyle</strong></p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-1066" title="af1" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/af1-300x220.jpg" alt="" /></p>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-1067" title="af2" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/af2-300x164.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/insanlik-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklâm mühim şey</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/reklam-muhim-sey/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/reklam-muhim-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 09:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[parti reklamları]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[seçim süreci]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Reklâm </strong>kelimesi<strong> Fransızca</strong>dan gelme bir kelimedir. <strong><a href="http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&#38;Kelime=reklam" target="_blank">Türk Dil Kurumu&#8217;nun önerdiği karşılık is</a></strong>e 1. Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol. 2. Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb.</p>
<p>Bu iki karşılık da aslında kafamdaki ya da insanların kafasındaki reklâm kavramını tam olarak açıklamıyor, izah etmiyor. Çünkü bu kavram biraz tehlikeli bir kavram. Zira tüketim ekonomisini canlandırmak için üretilmiş bir kavram.</p>
<p>Üreticilerin ihtiyaçtan fazlasını ürettikleri ve bu ihtiyaçtan fazlasını ihtiyaçmış gibi gösteren ve insanların direkt nefsine hitap eden film, afiş vb. bir şeydir reklâm. Yani gözboyama diyebiliriz. Ya da olanı biraz daha farklı yansıtma. Bunu televizyon kanallarındaki reklâmlarda aynen görüyoruz: Hangi deterjan reklâmlardaki kadar beyazlatıyor çamaşırları? Hangi zayıflama ürünü reklâmlardaki kadar zayıflatıyor? Ya da hangi kampanya reklâmlardaki gibi gerçekten cazip?</p>
<p>Neyse esas değinmek istediğim şey bu değil. Reklâmı gerçekten ihtiyaç dahilinde kullandığınızda, olanı olduğu gibi yansıttığınızda ve doğru hamleleri doğru zamanda, doğru cümlelerle&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Reklâm </strong>kelimesi<strong> Fransızca</strong>dan gelme bir kelimedir. <strong><a href="http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;Kelime=reklam" target="_blank">Türk Dil Kurumu&#8217;nun önerdiği karşılık is</a></strong>e 1. Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol. 2. Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb.</p>
<p>Bu iki karşılık da aslında kafamdaki ya da insanların kafasındaki reklâm kavramını tam olarak açıklamıyor, izah etmiyor. Çünkü bu kavram biraz tehlikeli bir kavram. Zira tüketim ekonomisini canlandırmak için üretilmiş bir kavram.</p>
<p>Üreticilerin ihtiyaçtan fazlasını ürettikleri ve bu ihtiyaçtan fazlasını ihtiyaçmış gibi gösteren ve insanların direkt nefsine hitap eden film, afiş vb. bir şeydir reklâm. Yani gözboyama diyebiliriz. Ya da olanı biraz daha farklı yansıtma. Bunu televizyon kanallarındaki reklâmlarda aynen görüyoruz: Hangi deterjan reklâmlardaki kadar beyazlatıyor çamaşırları? Hangi zayıflama ürünü reklâmlardaki kadar zayıflatıyor? Ya da hangi kampanya reklâmlardaki gibi gerçekten cazip?</p>
<p>Neyse esas değinmek istediğim şey bu değil. Reklâmı gerçekten ihtiyaç dahilinde kullandığınızda, olanı olduğu gibi yansıttığınızda ve doğru hamleleri doğru zamanda, doğru cümlelerle kullandığınızda başarı beraberinde gelir.</p>
<p>Buradan hareketle bu seneki seçim sürecinde siyasî partilerin televizyon ve pano reklâmlarını o bayrak asmalara, duvar boyamalara nazaran daha güzel buldum. En azından çevreyi kirletmiyor ve daha duyarlı davranıyorlar.</p>
<p>Bu bahsettiğim siyasî parti reklâmları arasında en çok AKP&#8217;nin reklâmlarını sevdim. Diğer partilere nazaran biraz daha sağlam temeller üzerine kurulmuş çünkü. Gerçi bunda 8-10 yıllık iktidarlık döneminin payı büyük, zira biz bunları yaptık demek için bir süredir iktidar olmak gerekiyor. İşte AKP de bunu çok güzel kullanmış ve reklâmlarında gerçekten hayalî unsurlar yerine icraatlerine yer vermiş. Bana kalırsa insanların siyasî partilerden beklediği şey de budur.</p>
<p>Mesela:</p>
<p>&#8220;Üniversiteye giriş sınavını kaldıracağız.&#8221; sizce mümkün müdür? Bugün üniversiteye giriş sınavına 2 milyon civarı aday katılıyor. Ve bunların ortalama 500 bin kişisi üniversiteye kaydoluyor. Sizce arz-talep dengesinin böylesine bozuk olduğu bir sistemde bu sınav kalkar mı? Kalkarsa da elini kolunu sallayan üniversiteye gidebilir mi? Tabii ki hayır. Bir şekilde bu mutlu 500 bin kişiyi seçmeleri gerekiyor. Bunu kimsenin kaşına gözüne bakarak yapamayacaklarına göre bir şekilde öğretim başarısına göre elemeye tabi tutacaklardır.</p>
<p>Bu ve bunun gibi, şu kadar kişiye iş, şu kadar asgari ücret, bu kadar para vs. gibi asılsız sözlerden gerçekten sıkıldık.</p>
<p>Hani bu bir ara ciddi gündemde olan &#8220;piskevit&#8221; muhabbeti. Çocuklar bisküviye imreniyor, bulamıyor ama plazma ekran televizyonun karşısında görüyorlar bunları. Ya da tüplü, ne fark eder. Mantığı yanlış neticede.</p>
<p>Lütfen bir ürün tanıtacakken reklâmlarınızı doğru seçin. İnsanların ihtiyaçlarını, beklentilerini iyi analiz edin. Böylelikle gereksiz masraftan ve kafa karıştırmadan kurtulmuş olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/reklam-muhim-sey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pembe maske</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/pembe-maske/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/pembe-maske/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 13:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[pembe maske]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu ilaç isimleri, özellikle de zayıflama ve kozmetik ürünlerinin isimleri oldum olası komiğime gitmiştir. Garip isimleri nereden bulurlar anlamıyorum.</p>
<p>Açıkça söylemek gerekirse ben kozmetik ürünleri gibi insanın doğallığını bozan her tür ürüne karşıyım. Ama maalesef ki tüketim bu sektörü de ciddi, hem de en ciddi bir biçimde etkiliyor. Maalesef bilinçsiz alış-verişler insanın cebinden hem fazla para çıkmasına hem de ciddi şekilde sağlığını etkiliyor. Bu yüzden aldığınız ürünün üreticisine ve içeriğine dikkat edin.</p>
<p>Cilt bakımı konusunda Türkiye&#8217;ye resmî bir şekilde, bandrollü getirilen<a title="pembe maske" href="http://www.orjinalpembemaske.gen.tr/" target="_blank"> <span style="color: #800000;"><strong>pembe maske</strong></span></a> ciltlerdeki sivilce izlerinin ve lekelerin giderilmesini  sağlıyor. Düzenli bir şekilde kullanıldığında güzel sonuçlar veriyor. Öyle ki biraz incelediğim zaman birçok ünlünün bu maske ile ciddi bir iyileşme gösterdiğini gördüm.</p>
<p>Eğer cildinizde bu tarz problemleriniz varsa pembe maskeyi incelemenizi öğrenirim.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ilaç isimleri, özellikle de zayıflama ve kozmetik ürünlerinin isimleri oldum olası komiğime gitmiştir. Garip isimleri nereden bulurlar anlamıyorum.</p>
<p>Açıkça söylemek gerekirse ben kozmetik ürünleri gibi insanın doğallığını bozan her tür ürüne karşıyım. Ama maalesef ki tüketim bu sektörü de ciddi, hem de en ciddi bir biçimde etkiliyor. Maalesef bilinçsiz alış-verişler insanın cebinden hem fazla para çıkmasına hem de ciddi şekilde sağlığını etkiliyor. Bu yüzden aldığınız ürünün üreticisine ve içeriğine dikkat edin.</p>
<p>Cilt bakımı konusunda Türkiye&#8217;ye resmî bir şekilde, bandrollü getirilen<a title="pembe maske" href="http://www.orjinalpembemaske.gen.tr/" target="_blank"> <span style="color: #800000;"><strong>pembe maske</strong></span></a> ciltlerdeki sivilce izlerinin ve lekelerin giderilmesini  sağlıyor. Düzenli bir şekilde kullanıldığında güzel sonuçlar veriyor. Öyle ki biraz incelediğim zaman birçok ünlünün bu maske ile ciddi bir iyileşme gösterdiğini gördüm.</p>
<p>Eğer cildinizde bu tarz problemleriniz varsa pembe maskeyi incelemenizi öğrenirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/pembe-maske/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanı anlamak</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/insani-anlamak/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/insani-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 May 2011 17:54:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1050</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kendimle ya da etrafımla bir münakaşa yaşadığım zaman genelde İsmet Özel&#8217;in Şiir Okuma Kılavuzu&#8217;ndaki birkaç satırı aklıma gelir. Orada şiirin iletişimsizlikten ortaya çıktığını söyler. İnsanın insanlarla iletişim kuramadığı zamanda iletişim kurduğu şeyi şiir olarak tasvir eder. Gerçekten de bu böyledir.</p>
<p>İnsan bazen üzüldüğünde, insanların kendisini anlamadığını düşündüğünde sığınacak bir delik, kaçacak bir yer arar. Kimileri bunu dile getirir, getirme yeteneği vardır, kimilerinde ise bu yetenek yoktur ve bunu yastık altında unutur. İşte şair ve yazarlar bunu dile getirenlerdir.</p>
<p>Bir şair ya da yazar, belki genel manada da sanatçı rahatsızlık duyduğu şeyi sanatıyla dile getiren kişidir. Ve dikkatli okuyucu da bu rahatsızlığı hissedendir.</p>
<p>Az evvel Sabahattin Ali&#8217;nin hayatını okurken aklıma geldi bu yazı. Aslında bir romancı ve öykücü olarak tanıdığımız Sabahattin Ali&#8217; nin onlarca güzel şiiri var. Bunlar ünlü şarkıcılar tarafından da bestelenmiş. Dilerseniz bir göz atın derim. Belki onun rahatsızlığına ortak olursunuz&#8230;</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimle ya da etrafımla bir münakaşa yaşadığım zaman genelde İsmet Özel&#8217;in Şiir Okuma Kılavuzu&#8217;ndaki birkaç satırı aklıma gelir. Orada şiirin iletişimsizlikten ortaya çıktığını söyler. İnsanın insanlarla iletişim kuramadığı zamanda iletişim kurduğu şeyi şiir olarak tasvir eder. Gerçekten de bu böyledir.</p>
<p>İnsan bazen üzüldüğünde, insanların kendisini anlamadığını düşündüğünde sığınacak bir delik, kaçacak bir yer arar. Kimileri bunu dile getirir, getirme yeteneği vardır, kimilerinde ise bu yetenek yoktur ve bunu yastık altında unutur. İşte şair ve yazarlar bunu dile getirenlerdir.</p>
<p>Bir şair ya da yazar, belki genel manada da sanatçı rahatsızlık duyduğu şeyi sanatıyla dile getiren kişidir. Ve dikkatli okuyucu da bu rahatsızlığı hissedendir.</p>
<p>Az evvel Sabahattin Ali&#8217;nin hayatını okurken aklıma geldi bu yazı. Aslında bir romancı ve öykücü olarak tanıdığımız Sabahattin Ali&#8217; nin onlarca güzel şiiri var. Bunlar ünlü şarkıcılar tarafından da bestelenmiş. Dilerseniz bir göz atın derim. Belki onun rahatsızlığına ortak olursunuz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/insani-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fileserve&#8217;da bir gizli müşteri</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/fileserveda-bir-gizli-musteri/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/fileserveda-bir-gizli-musteri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2011 20:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[fileserve]]></category>
		<category><![CDATA[fileserve premium]]></category>
		<category><![CDATA[fileserve premium al]]></category>
		<category><![CDATA[filesonic]]></category>
		<category><![CDATA[filesonic premium]]></category>
		<category><![CDATA[gizli müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[premium satın al]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yaratıcı fikirler bulmak konusunda yer yer üstüme yoktur diyebilirim. Bunu bir ukalâlık olarak algılamaktan ziyade bir kendini beğenme ifadesi olarak alabilirsiniz. Meselelere farklı çözümler üretmeyi hem seviyor hem de bunun için epey mücadele veriyorum. Farklı çözümler üretmek zor olsa da zihninizi alışılmışın dışına biraz çevirdiğinizde gerçekten bunun olabileceğini siz de görebilirsiniz. Bugün bunlardan birilerini yaptım sanırım.Yalnız ne kadar yaratıcı fikir tartışılır tabii ki. Çünkü gizli müşteri hadisesi hemen hemen herkesin bildiği bir sistemdir.</p>
<p>Firma sahiplerini elemanlarını gizli gizli denetlemek için gizli müşteri ile anlaşırlar ve sıradan bir müşteri gibi personelden alışveriş yapmasını sağlar. Ve gizli müşteri alışveriş esnasında zihnine kaydettiği bazı soruların cevabını personelin durumuna göre olumlu ya da olumsuz bir şekilde not eder. Mesela sakal tıraşını olmuş mu, güler yüzle karşılamış mı, işindeki bilgisi yeterli mi gibi. Bu şekilde hem bir müşteriye personelinin yeterli, ahlâklı vs. davranıp davranmadığını görmek, hem de bir nevi ego tatmini gibi bir şey.</p>
<p>Bir&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaratıcı fikirler bulmak konusunda yer yer üstüme yoktur diyebilirim. Bunu bir ukalâlık olarak algılamaktan ziyade bir kendini beğenme ifadesi olarak alabilirsiniz. Meselelere farklı çözümler üretmeyi hem seviyor hem de bunun için epey mücadele veriyorum. Farklı çözümler üretmek zor olsa da zihninizi alışılmışın dışına biraz çevirdiğinizde gerçekten bunun olabileceğini siz de görebilirsiniz. Bugün bunlardan birilerini yaptım sanırım.Yalnız ne kadar yaratıcı fikir tartışılır tabii ki. Çünkü gizli müşteri hadisesi hemen hemen herkesin bildiği bir sistemdir.</p>
<p>Firma sahiplerini elemanlarını gizli gizli denetlemek için gizli müşteri ile anlaşırlar ve sıradan bir müşteri gibi personelden alışveriş yapmasını sağlar. Ve gizli müşteri alışveriş esnasında zihnine kaydettiği bazı soruların cevabını personelin durumuna göre olumlu ya da olumsuz bir şekilde not eder. Mesela sakal tıraşını olmuş mu, güler yüzle karşılamış mı, işindeki bilgisi yeterli mi gibi. Bu şekilde hem bir müşteriye personelinin yeterli, ahlâklı vs. davranıp davranmadığını görmek, hem de bir nevi ego tatmini gibi bir şey.</p>
<p>Bir arkadaş sitesi hakkında benden bir yazı yazmamı istedi. Tanıtım yazılarını oldum olası yazmayı pek sevmem. Bu yüzden hem biraz eğlenmek, hem de gerçekten bu yazıyı okuyan ziyaretçilerim için eğlenceli/faydalı bir yazı yazmak istedim ve gizli müşteri oldum.</p>
<p><a title="fileserve" href="http://www.hesaptr.com/" target="_blank">fileserve </a>ve filesonic gibi dosya indirme, yükleme (buna download ve upload da diyorlar, ki ben tercih etmiyorum) sistemlerinin bir nevi bayiliğini yürüten bu siteye gizli bir müşteri gibi girmekle işe başladım.</p>
<p>Sitenin mantığı aslında gayet güzel ve basit. Anladığım kadarıyla bu iki dosya indirme, yükleme sitelerinin bayiliğini almışlar ve bu sitelerin üyeliklerini satıyorlar. Bu şekilde siz de fileserve ve <a title="filesonic premium" href="http://www.hesaptr.com/filesonic_premium.html" target="_blank">filesonic premium</a> (bu da özel üyelik demek oluyor) almak için hiç bu adamlarla uğraşmıyor ve hesaptr.com &#8216;dan hem fileserve hem de filesonic için özel hesap alabiliyorsunuz. Şimdi aşağıda neden bu iki ana site yerine bayisini tercih edebileceğiniz konusunda bir şeyler söyleyeceğim ama bunu direkt satıcının ağzından aktarıyorum. Çünkü ben yani gizli müşteri, girip çevrimiçi destekten aklıma geleni satıcıyı kızdıracak derecede sordum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sitede çevrimiçi destek bölümü var. Buraya girdim ve bu desteğin açılmış olduğunu gördüm. Hemen selam verdim ve sorular sormaya başladım.</p>
<p>Siz bu sitede ne iş yapıyorsunuz?</p>
<p>Biz bu sitede filesonic ve <a title="fileserve premium" href="http://www.hesaptr.com/fileserve_premium.html" target="_blank">fileserve premium</a> hesapları satıyoruz.</p>
<p>Ben: Peki ben neden kendilerinden değil de sizden alayım ki? Oradan alamaz mıyım?</p>
<p>-  Tabii ki alabilirsiniz.</p>
<p>-  Onlardan sadece kredi kartı ile alım işlemini yapabilirsiniz. Bizde hem kredi kartı, hem posta çeki hem de banka havalesi ile ödeme yapabiliyorsunuz. Yakında mobil ödeme ile de ödeme yapabileceksiniz.</p>
<p>-  Üstelik fileserve ve <a title="filesonic" href="http://www.hesaptr.com/" target="_blank">filesonic </a>&#8216;ten aldığınızda kredi kartınızdan her ay otomatik olarak uzatma işlemi yapar. Bizde böyle bir uygulama yok.</p>
<p>Ben:  İyi de siz kime dayanarak, hangi hakla onların ürününü satıyorsunuz?</p>
<p>- Biz firmaların kendisine dayandırıyoruz bu yetkiyi. Hangi firmanın ürününü alacaksanız girin o firmanın sayfasına reseller bölümüne bakın, bizim adımızı resmî bayii olarak görürsünüz.</p>
<p>Ben: Hmm, harika.</p>
<p>Yine ben: Peki başka ne gibi bir avantajınız var. Sizden neden almalıyım. Beni ikna edin lütfen. İkna edilmek istiyorum. (Gıcık müşteri.)</p>
<p>- Takıldığınız her noktada yardımcı olabiliriz bu bir ayrıcalık.</p>
<p>Ben: Nasıl yani? Bana avantajları sayın.</p>
<p>- İşte diyorum ya takıldığınız her yerde destek oluruz diye. (Meğerse 24 saat çevrimiçiyiz demek istiyormuş. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ) Biz 24 saat çevrimiçiyiz. Karşınızda muhatap olacağınız birini mutlaka bulursunuz. Siparişinizi seri bir şekilde hazırlar ve hesabınızı size teslim ederiz.</p>
<p>Ben: (İşi biraz geyiğe vurarak&#8230;) Tek başınıza zor olmuyor mu 24 saat <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>- Tek ben değilim ki. Ekip işi&#8230; gibi gibi&#8230;</p>
<p>Güzel ve eğlenceli bir gizli müşteri oyununun sonuna geldim. Arkadaşa bu kadar sabırlı olduğu için teşekkür etmemek elde değil.</p>
<p>Ve gerçekten ama gerçekten bu iki sistemden hesap alacaksanız eğer hesaptr.com &#8216;u tercih etmenizde ciddi faydalar görüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/fileserveda-bir-gizli-musteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>444&#8242;lü Servis Numaralarını Arama</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/444lu-servis-numaralarini-arama/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/444lu-servis-numaralarini-arama/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2011 07:18:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[444 0 532]]></category>
		<category><![CDATA[444'lü numaralar]]></category>
		<category><![CDATA[avea]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[BTK]]></category>
		<category><![CDATA[kamu tarifeleri]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell Gold Paket]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell müşteri hizmetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1041</guid>
		<description><![CDATA[<p>Ülkemizde 3-4 yıldır önce <strong>kamu tarifeleri</strong>nin cazipleştirilmesi ve ardından da &#8220;her yöne sabit şu kadar dakika şu kadar lira&#8221; gibi isimlerle sabit fiyat kampanyalarının yapılmasıyla birlikte faturalı hat kullanıcılarının sayısı bir hayli artmıştır. Bu kullanıcılara ben de ortalama 1 yıl evvel katıldım diyebilirim.</p>
<p>Geçen sene bu aylarda <strong>Avea </strong>hattımı kullanıma açtırdım ve kamu tarifesinden yararlanmaya başladım. Ancak hem çekim kalitesinden hem de bazı teknik nedenlerden dolayı haz,ran, temmuz ayı gibi Avea&#8217;yı kapattırıp <strong>Turkcell </strong>kullanmaya başladım. Hem de çok ciddi rakamlarda faturalar ödeyerek.</p>
<p><strong>Turkcell Gold Paket</strong> kullanıyorum ve ayda ortalama 70-90 arası telefon faturası ödüyorum. Şubat ayına kadar gerek çekim kalitesinden, gerekse de hizmetinden hoşnutsuz olmadığm Turkcell -ki daha sonra diğer operatörler- aldığı bir kararla beni hayal kırıklığına uğrattı ve ciddi adımlar atmam gerektiğini düşündürdü.</p>
<p><strong>444&#8242;lü numaralar</strong>a daha evvelden yaptığım aramalarda bu servis numaralarının başına 0312 ya da 0212 gibi bir alan kodu girince aramak istediğim yere ulaşabiliyordum. Ancak şubat ayı&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde 3-4 yıldır önce <strong>kamu tarifeleri</strong>nin cazipleştirilmesi ve ardından da &#8220;her yöne sabit şu kadar dakika şu kadar lira&#8221; gibi isimlerle sabit fiyat kampanyalarının yapılmasıyla birlikte faturalı hat kullanıcılarının sayısı bir hayli artmıştır. Bu kullanıcılara ben de ortalama 1 yıl evvel katıldım diyebilirim.</p>
<p>Geçen sene bu aylarda <strong>Avea </strong>hattımı kullanıma açtırdım ve kamu tarifesinden yararlanmaya başladım. Ancak hem çekim kalitesinden hem de bazı teknik nedenlerden dolayı haz,ran, temmuz ayı gibi Avea&#8217;yı kapattırıp <strong>Turkcell </strong>kullanmaya başladım. Hem de çok ciddi rakamlarda faturalar ödeyerek.</p>
<p><strong>Turkcell Gold Paket</strong> kullanıyorum ve ayda ortalama 70-90 arası telefon faturası ödüyorum. Şubat ayına kadar gerek çekim kalitesinden, gerekse de hizmetinden hoşnutsuz olmadığm Turkcell -ki daha sonra diğer operatörler- aldığı bir kararla beni hayal kırıklığına uğrattı ve ciddi adımlar atmam gerektiğini düşündürdü.</p>
<p><strong>444&#8242;lü numaralar</strong>a daha evvelden yaptığım aramalarda bu servis numaralarının başına 0312 ya da 0212 gibi bir alan kodu girince aramak istediğim yere ulaşabiliyordum. Ancak şubat ayı itibariyle başına alan kodu girerek çevirdiğim 444&#8242;lü numaraları gelen bir anonsla 7 haneli olarak çevirmem gerektiğini öğrendim. Üstelik 7 haneli olarak çevirdiğimde dakikası 40 kuruştan ücretlendirilecektim.</p>
<p>Telefon görüşmelerimin aylık 100-200 dakikasının 444&#8242;lü numaralara yönelik olduğunu düşünürsek 100 x 0,40 krş = 40 TL, 200 x 0,40 = 80 TL gibi bir hesaplama ile benim ödediğim 70-90 TL&#8217;lik faturaya bir de ek olarak 40 &#8211; 80 TL arası servis numaraları ücreti ödemem gerekiyor.</p>
<p>Bu kaba hesabı yaptıktan sonra <strong>&#8220;444 0 532&#8243; </strong> ile <strong>Turkcell müşteri hizmetleri</strong>ni aradım ve beni karşılayan görevli aynen şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Bu uygulama <strong>BTK</strong> (<strong>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu</strong>)&#8217;nın 5 Şubat 2011&#8242;de aldığı bir karar gereğidir. Tüm operatörler bu tarihten itibaren 444&#8242;lü aramaları ücretlendirecektir.&#8221;</p>
<p>Bu duruma bir hayli sinirlenen ben yerimde duramadım ve hemen BTK&#8217;ya bir şikâyet e-postası gönderdim. E-postada aynen şunları yazdım:</p>
<blockquote><p>&#8220;Kurumunuzun ya da Turkcell&#8217;in yaptığı 444&#8242;lü numaraların ücretli  yapılması hakkındaki şikayetimi dile getirmek istiyorum. Eğer  ücretlendirme hattım üzerinden devam edecekse hattımı iptal ettireceğim.<br />
Saygılarımla.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu şikâyet e-postamın üzerinden daha iki üç gün geçmeden bana gelen cevap ise aynen şudur:</p>
<blockquote><p>Sayın Fakılı,</p>
<p>Şikayetiniz incelenmiştir.</p>
<p>5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu&#8217;nun &#8220;Tarifelerin Düzenlenmesi&#8221;  başlıklı 13&#8242;üncü maddesi uyarınca işletmeciler, uygulayacakları  tarifeleri ilgili mevzuat ve Kurum düzenlemelerine aykırı olmayacak  şekilde serbestçe belirleyebilmektedirler. Bu itibarla mobil  işletmeciler Kurumumuz ile imzaladıkları İmtiyaz Sözleşmelerinin ilgili  hükümleri kapsamında Kurumumuzca belirli aralıklarla belirlenen &#8220;Mobil  Elektronik Haberleşme Hizmetleri Azami Ücret Tarifesi&#8221; (Azami Tarife  Çizelgesi)&#8217;nde yer alan ilgili azami sınıra aykırı olmamak şartıyla  tarifelerini ve tarifelere ilişkin uygulama esaslarını serbestçe  belirleyebilmektedir. Bu çerçevede, bilgi ve danışma hizmetlerine  (444&#8242;lü numaralara) doğru yapılan aramalar için uygulanacak ücretlerin  tespiti ve bazı abonelik paketleri kapsamında sunulan toplu kullanım  dakikaları kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu  işletmecilerin takdirine bağlıdır. Bu kapsamda, işletmeciler tarafından  benimsenen mevcut uygulamalar incelendiğinde işletmecilerin bazı her  yöne tarifelerinde 444&#8242;lü numaralara doğru yapılan aramaları paket  dakikaları dâhilinde değerlendirmekte olduğu ve söz konusu aramalar için  ayrıca ücretlendirme yapmadığı, diğer bazı tarifelerde ise bahse konu  aramaların paket kapsamından hariç tutulduğu, dolayısıyla mezkûr  aramalar için uygun gördükleri bir ücret üzerinden ücretlendirme  yaptıkları görülmektedir. Öte yandan, mobil işletmeciler 444&#8242;lü  numaralara doğru şebekelerinde başlatılan çağrıların sonlandırılması  hizmeti karşılığında toptan seviyede Türk Telekomünikasyon A.Ş.&#8217;ye  vergiler hariç 4,76 Kr/dk[1] &lt;<a href="https://posta.btk.gov.tr/Exchange/btk_tuketici_sikayet/Taslaklar/%C4%B0LT:%20*-----Tuketici%20SIKAYET%20Mesaji%20VAR-----*-16.EML/1_text.htm#_ftn1" target="_blank">https://posta.btk.gov.tr/Exchange/btk_tuketici_sikayet/Taslaklar/%C4%B0LT:%20*&#8212;&#8211;Tuketici%20SIKAYET%20Mesaji%20VAR&#8212;&#8211;*-16.EML/1_text.htm#_ftn1</a>&gt;   ücret ödemekte olup, tüketicilerden tahsil edilen perakende ücretin  geri kalan kısmı, diğer faaliyet giderleri ile söz konusu hizmetin  sunumundan elde edilen kârı yansıtmaktadır.</p>
<p>Bu itibarla, bahse konu tercihin ve 444&#8242;lü numaralara doğru yapılan  aramalara ilişkin son dönemde işletmeciler tarafından ücretlendirme  uygulamalarında yapılan bazı değişikliklerin Kurulumuz düzenleyici  işlemleri ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda,  tüketiciler tarafından işletmeci ve tarife tercihi yapılırken, 444&#8242;lü  numaralara doğru yapılan aramalara ilişkin mevcut ücretlendirme  uygulamalarının da dikkate alınması gerekmektedir. Kamuoyunun bilgisine  saygıyla sunulur.</p>
<p>Bilgilerinizi rica ederiz.</p>
<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu<br />
Basın ve Tüketiciler İlişkiler Müşavirliği</p></blockquote>
<p>Bu e-postayı dikkatle incelediğimde, ki hatta dikkatsizce de incelesek operatörlerin almış olduğu bir kararla bizi nasıl sömürmeye çalıştığını rahatlıkla inceleyebiliriz. Ben kendi adıma bu e-postayı Turkcell&#8217;e göndereceğim ve bu uygulamadan vazgeçmesini isteyeceğim. Eğer böyle devam ederse taahhüt ettiğim 1 senelik kullanım süresi bittiği an hattımı hem başka bir operatöre geçirecek hem de kontörlüye çevireceğim ve mümkün mertebe kullanmayacağım.</p>
<p>Biz bu tarz uygulamalara sesimizi çıkarmadığımız sürece bizim cebimizden güç belâ kazandığımız paraları çekip alacaklardır. Bence bu uygulamadan şikâyetçi olan herkes kendi şikâyetini bir şekilde dile getirmelidir.</p>
<p>Bu bir duyarlılık meselesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/444lu-servis-numaralarini-arama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dağınık Gazel</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/daginik-gazel/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/daginik-gazel/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 08:41:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[gunluk]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yazılara başlık seçme konusunda her daim kendimi ilginç bulduğumu söylemişimdir. Belki ironi yapmayı çok sevdiğimden belki de dile takla attırmayı çok sevdiğimdendir bu. Nedeni bilinmez ama seviyorum bu işi.</p>
<p>Bir süredir yine ortalıkta görünmediğimi biliyorsunuz sayın takipçiler. Ve burada şunu da belirteyim ki, ben aylardır yazmayınca takipçimin kalıp kalmadığı konusunda da maalesef tereddüt yaşıyorum. Ama olsun, bu çıtayı tekrar yülsektiriz inşallah.</p>
<p>Yoğun bir dönem geçirdiğimi söyleyebilirim öncelikle. KPSS telaşının nihayet sona ermesinin ardından yeni bir yaşama alışma, yeni yeni plânlar yapma, yeni sorumluluklar alma gibi birçok aşamadan geçmekte olduğumu belirteyim.</p>
<p>Aralık ayında öğretmen atamalarının neticelenmesiyle birlikte kendime MEB&#8217;de bir kadro bulmam ile başlayan süreç yeni bir ev kurma, yeni eşyalar alma, eşya taşıma, şofben bağlatma, interneti açtırma gibi muhtelif merhalelerle devam etti. Ve bu ufak tefek ihtiyaçlar haricinde nihayete erdi.</p>
<p>Daha sonra  bir süredir ara verdiğimi yüksek lisans tez sorumluluğuma dönme kararı almamla birlikte beni yeniden afakanlar bastı. Eksik olan&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılara başlık seçme konusunda her daim kendimi ilginç bulduğumu söylemişimdir. Belki ironi yapmayı çok sevdiğimden belki de dile takla attırmayı çok sevdiğimdendir bu. Nedeni bilinmez ama seviyorum bu işi.</p>
<p>Bir süredir yine ortalıkta görünmediğimi biliyorsunuz sayın takipçiler. Ve burada şunu da belirteyim ki, ben aylardır yazmayınca takipçimin kalıp kalmadığı konusunda da maalesef tereddüt yaşıyorum. Ama olsun, bu çıtayı tekrar yülsektiriz inşallah.</p>
<p>Yoğun bir dönem geçirdiğimi söyleyebilirim öncelikle. KPSS telaşının nihayet sona ermesinin ardından yeni bir yaşama alışma, yeni yeni plânlar yapma, yeni sorumluluklar alma gibi birçok aşamadan geçmekte olduğumu belirteyim.</p>
<p>Aralık ayında öğretmen atamalarının neticelenmesiyle birlikte kendime MEB&#8217;de bir kadro bulmam ile başlayan süreç yeni bir ev kurma, yeni eşyalar alma, eşya taşıma, şofben bağlatma, interneti açtırma gibi muhtelif merhalelerle devam etti. Ve bu ufak tefek ihtiyaçlar haricinde nihayete erdi.</p>
<p>Daha sonra  bir süredir ara verdiğimi yüksek lisans tez sorumluluğuma dönme kararı almamla birlikte beni yeniden afakanlar bastı. Eksik olan kaynaklarımı tamamlamak istiyor ama bir türlü çalışmaya adapte olamıyordum. Ne yapmalıyım ya da ne etmeliyim gibi düşünceler arasında boğuluyordum. Ve halen de sürüyor bu. Son kaynakları da toplayınca derli toplu bir metin olacak inşallah elimde.</p>
<p>Ben yine her zamanki gibi bu girizgâhta, yapacaklarımdan biraz bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Öncelikle canı sıkılınca saç tipini ve rengini değiştiren kadınlar gibi ben de biraz değişiklik istiyorum ve bunu da günlüğümün şeklinden şemâlinden başlayarak göstereceğim. Öncelikle renklerde biraz oynama yapacak ve biraz daha sütlü kahve tonuna yaklaştıracağım. Bu aşamada önerileri olanları bekliyorum. Daha sonra siteye bir iki yeni özellik yapacağım ve kullanmadığım özellikleri de kaldıracağım.</p>
<p>İyi bir yazar olmanın temelinde düzenli günlük tutma alışkanlığının olduğunu her daim biliyordum. Lâkin tutulan günlüğün gizli saklı kalmasının mı yoksa aşikâr olmasının mı daha doğru olacağı konusunda tereddütlerim halen devam ediyor. Bu tereddütlerim gizli saklı kalması şeklinde nihâyetlenirse eğer o zaman bu günlüğü kapatır, giderim. Ama şimdilik tereddütler devam ediyor.</p>
<p>Yaşadığım, yaşamakta olduğum her şeyleri yazmak istiyorum. Başımdan o kadar çok şey geçiyor ki, işte bunu yazmalıyım diyorum. Sıcağı sıcağına yazmadığım için zaman aşımına uğruyor ve daha sonra bunu yazacak isteği kendimde göremiyorum. O yüzden bundan sonra yaşadığım an yazmaya karar verdim.</p>
<p>Benim şimdilik yazacaklarım bunlar. Çünkü bir yandan haftaya sunacağımız Çanakkale haftasının sunumunu hazırlamam gerekiyor.</p>
<p>Şimdilik sevgi ve saygılarımı sunuyor, yeni yeni yeniliklerle beni beklemenizi diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/daginik-gazel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu sefer geliyorum</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bu-sefer-geliyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bu-sefer-geliyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 21:46:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[geliyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1030</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda yeni yeni yazılarla, gerçekten geliyorum. Şaka değil!</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın zamanda yeni yeni yazılarla, gerçekten geliyorum. Şaka değil!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bu-sefer-geliyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adam Olayım Dedim, Bürokrasiye Takıldım</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/adam-olayim-dedim-burokrasiye-takildim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/adam-olayim-dedim-burokrasiye-takildim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 01:07:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[formasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hiciv]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen atamaları]]></category>
		<category><![CDATA[özel öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Sevim Çay]]></category>
		<category><![CDATA[T.C. kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[tezli yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[tezsiz yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[Tom ve Jerry]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı dil sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek lisans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1025</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yazıya başlamadan not: Aşağıdaki zaman çizelgesini yazı bittikten sonra kendi ellerimle çizdim. Önerim yazıyı okumadan önce ve yazıyı okuduktan sonra zaman çizelgesine tekrar göz atmanızdır. Bu zaman çizelgesi bir nevi yazımın özetidir. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="zaman çizelgem" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/zamancizelgem.jpg" alt="zaman çizelgem" align="center" /></p>
<p>Bu başlık altında yazacağım yazı aslında bir yazı dizisinin ilk yazısı olacaktır. Yazı dizisi derken on &#8211; on beş yazılık bir dizi olarak algılamayın. Çünkü zihnimde henüz iki tanesini oluşturdum. Ancak cebimde <strong>T.C. kimliği</strong>ni taşıdığım sürece sanırım bu seri benim ömrümle yaşıt olacaktır.</p>
<p>Yazı dizimin bu bölümünde eğitim-öğretim hayatımdan bahsedeceğim. Bahsi geçen hayatımı ben kafamda üç farklı döneme ayırdım. İlki<em><strong> üniversite mezuniyet öncesi dönem</strong></em>, <em><strong>mezuniyet sonrası erken dönem</strong></em> ve <em><strong>mezuniyet sonrası geç dönem</strong></em>. Şimdi fark ettim, biraz garip bir isimlendirme olmuş, ama ellemeyim kalsın öyle. Ne de olsa buram buram <strong>mizah </strong>kokan birisiyim, değil mi <strong><em>okuyucu</em></strong>?</p>
<p>İroniye bayılıyor muyum ne? İroni dedim mi dibe vuruyorum zannımca. Yerlerde geziyorum. Zira&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıya başlamadan not: Aşağıdaki zaman çizelgesini yazı bittikten sonra kendi ellerimle çizdim. Önerim yazıyı okumadan önce ve yazıyı okuduktan sonra zaman çizelgesine tekrar göz atmanızdır. Bu zaman çizelgesi bir nevi yazımın özetidir. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="zaman çizelgem" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/zamancizelgem.jpg" alt="zaman çizelgem" align="center" /></p>
<p>Bu başlık altında yazacağım yazı aslında bir yazı dizisinin ilk yazısı olacaktır. Yazı dizisi derken on &#8211; on beş yazılık bir dizi olarak algılamayın. Çünkü zihnimde henüz iki tanesini oluşturdum. Ancak cebimde <strong>T.C. kimliği</strong>ni taşıdığım sürece sanırım bu seri benim ömrümle yaşıt olacaktır.</p>
<p>Yazı dizimin bu bölümünde eğitim-öğretim hayatımdan bahsedeceğim. Bahsi geçen hayatımı ben kafamda üç farklı döneme ayırdım. İlki<em><strong> üniversite mezuniyet öncesi dönem</strong></em>, <em><strong>mezuniyet sonrası erken dönem</strong></em> ve <em><strong>mezuniyet sonrası geç dönem</strong></em>. Şimdi fark ettim, biraz garip bir isimlendirme olmuş, ama ellemeyim kalsın öyle. Ne de olsa buram buram <strong>mizah </strong>kokan birisiyim, değil mi <strong><em>okuyucu</em></strong>?</p>
<p>İroniye bayılıyor muyum ne? İroni dedim mi dibe vuruyorum zannımca. Yerlerde geziyorum. Zira bu başlık da bunun bir göstergesi. Şimdi düşünüyorum da, bu başlıkta ironi var mı, yok mu ben de tam anlamış değilim&#8230;</p>
<p>Biz küçükken büyüklerimiz ne derse onu yapardık. Pek sorgulamaz, itaat ederdik. Bize okuyun dediler, verdiler fiş defterini. Bismillah dedik, başladık okumaya, Işık&#8217;a ılık süt içirdik, İpek&#8217;e topu attırdık, Kaya&#8217;ya ip atlattık&#8230; İlkokul birinci sınıf öğretmenim <strong>Sevim Çay</strong>, tahtaya &#8220;<strong>misafir</strong>&#8221; yazmıştı. Sınıf içinde parlatmıştı beni bu kelime. İlk ben bilmiştim bu kelimenin misafir olduğunu. Öğretmen masasının önündeki sıranın ortalarında bir yerde, ufak, sarışın, gürbüzce bi&#8217; çocuk. Orada parladı galiba eğitim kariyerim. Okuma yazmayı söktükten sonra okula gitmek istemeyişlerim de cabası. Yanlış anlaşılmaya, okulu sevmediğimden değil he. Sabah erken kalkıp,<strong> Tom ve Jerry</strong>&#8216;i izliyordum bir iki saat. Sonra da uykum geliyordu öğlene doğru. Öğlenci olduğumdan mütevellid, yatıp uyumak istiyordum. Hey Ya Rabbim, o zamandan belliymiş miskin birisi olacağım. Böyle başladı işte eğitim-öğretim hayatım. Böyle bismillah dedik okumaya.</p>
<p>2007&#8242;de tökezleyerek, ağır aksak bitirmeye çalıştım edebiyat bölümünü. Bölüme başlarkenki hayallerim, ve okurkenki hayal kırıklıklarım, ayrıca maddî kaygılarım okulu bir dönem uzatmama neden oldu. 2008&#8242;in Ocak ayında ciddi sınavlar vererek mezun oldum. Galiba hızımı alamadığım için 2008&#8242;in Şubat ayında<strong> Türk Dili </strong>alanında<strong> özel öğrenci</strong> olarak<strong> yüksek lisans</strong> dersleri almaya başladım.</p>
<p>Tarihlere neden bu kadar takıldığımı hemen izah edeyim: Çünkü karışık bir eğitim öğretim hayatı yaşadım. Mezuniyetimden bugüne değin, yani yaklaşık 3 senedir bir sürü aşamalardan geçerek bu hale geldim. Hamdım, piştim sizin anlayacağınız. O yüzden oluşum evrelerimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Belki yazım bitince bir harita üzerinde görsel olarak da bunu anlatabilirim.</p>
<p>2008&#8242;in Şubat ile Haziran ayları arasında Türk Dili bölümünde özel öğrenci olarak yüksek lisans dersleri aldım. Özel öğrencilik kısaca şöyle oluyor: Üç adet ders alıyorsunuz. Takip eden dönemde resmî olarak mülakata, yazılı sınava giriyorsunuz. Ve eğer başarılı olur da yüksek lisansa normal öğrenci olarak giriş yapmaya hak kazanırsanız, aldığınız bu üç dersi kredinizden düşünüyorsunuz ve bir dönem daha ders alıp tez aşamasına geçiyorsunuz. Yani dönem kaybınız olmamış oluyor. Benim plânlarıma göre ben 2008&#8242;in Eylül ayında tezli yüksek lisansı normal öğrenci olarak kazanacak ve 2009&#8242;un Ocak ayında da tez dönemine geçecektim. Tabiî bu benim plânımdı. Yetersiz derecede <strong>İngilizce</strong>m, okulun yaptığı <strong>yabancı dil sınavı</strong>nda başarılı olmamı engelledi ve 2008 Ocak ayından 2009 Eylül ayına kadarki bütün plânlarım bir seneliğine ertelendi.</p>
<p>Mezun olmuş olmama rağmen henüz iş telaşına düşmemiştim. Belki bu konuda biraz özeleştiri yapabilirim. Ne deyim, öğretmen olmayı ilk başta pek istememiştim. Daha çok hız kazanan edebiyat kariyerimi üniversitede devam ettirmek için uğraşıyordum. Bir yandan da bilgisayar işleri ile uğraşıyordum ki, bilgisayarda edebiyatla ilgili projeler vs. yapıp deve yüküyle parayı götüreyim. Hem de alanıma bir katkım olsun gibisinden düşüncelerim vardı.</p>
<p>Yazımda neden hemen formasyon alamadığımı, formasyon almak için neden bu kadar -birazdan aldığım tarihe geçeceğim- beklediğimi anlatmayacağım. Ama gerçekten almak istedim.</p>
<p>Neyse 2008 Kasım ayından 2009 Nisan ayına kadar bir okulda &#8220;<strong>ücretli öğretmenlik</strong> (mi<strong> kölelik mi</strong>, tamam sustum)&#8221; yaptım. Tabiî bu süreçte <strong>KPSS</strong>&#8216;ye çalıştım ve plânıma göre KPSS&#8217;den iyi bir puan alacak, 2009 &#8211; 2010 eğitim öğretim yılında da formasyonumu alıp atanacaktım. Nitekim 2009 nisan ayında çalıştığım okuldan istifa etmemle birlikte KPSS&#8217;ye ağırlık verdim ve 78,350 gibi bir puan aldım. Şimdi tek yapmam gereken hem 2009 Eylül ayında <strong>formasyon</strong>u almaya başlamak, hem de şu İngilizceyi geçip yüksek lisansa devam etmekti.</p>
<p>Biraz karışık gidiyorum değil mi? Ne yapayım, hayatım çok karışık, ama asıl karışıklığı siz birazdan göreceksiniz. O yüzden sigara içenleriniz varsa bir sigara molası, çay içenleriniz varsa bir bardak çay doldurma molası ya da heyecandan tuvaleti gelenlere ise bir tuvalet molası verebilirim. 5 dakikadan fazla beklemem ona göre&#8230;</p>
<p>Okumak için verdiğim bunca çaba sonuç vermiş olacak ki, 2009 Eylül ayında girdiğim yüksek lisans İngilizce sınavından ve mülakattan başarılı bir şekilde geçtim ve <strong>Yeni Türk Edebiyatı</strong> alanında yüksek lisans öğrencisi olmaya hak kazandım. Artık yapmam gereken bu dönem ders almak ve ocak ayında daha önceki seneden aldığım Türk Dili derslerini saydırmak ve teze geçmekti. He bir de formasyona başlamak tabii. Formasyon işi yine olmadı. Neden olmadı, bilmiyorum ama olmadı işte. O dönemi sadece yüksek lisans derslerine ve tabii ufaktan ufaktan KPSS hazırlıklarına -ki 2009 puanım yetmetebilirdi- ayırdım. 2010 Ocak ayına geldiğimde ise, ki burada bir şeyi belirteyim, iki üç seferdir <strong>öğretmen atamaları</strong> oluyordu ve benim puanım fazlasıyla yetmesine rağmen formasyonum olmadığı için bir türlü atanamıyordum. Ekranda kaç kere &#8220;<strong><span style="color: #ff0000;">Atanamadınız</span></strong>.&#8221; yazısını görmek beni nasıl bir ruh haline sokuyordu anlatamam&#8230;</p>
<p>Ocak ayına geldiğimde makûs tarihimin tersine döndüğünü şiddetli bir şekilde düşündürecek bir olay yaşadım: Formasyonu kazandım. Evet evet, yanlış duymadınız. Formasyonu kazandım. Hem de son dönem kazandım. Yani ocak ayında formasyonu kazanmasaydım, mezuniyet notum düşük olduğu için sonraki dönemler formasyon alamayabilirdim. Ama şaşırtıcı derecede doğu illerimizden birisinden, ama güzellerinden he, formasyon eğitimi almaya hak kazandım.</p>
<p>Şimdi 2010 Ocak ayı itibariyle uğraşılarımı genel olarak bir söyleyim size:</p>
<p>1. <strong>Tezli yüksek lisans</strong> için enstitüme verdiğim özel öğrenciyken aldığım dersleri saydırma dilekçem kabul edilmiş ve tez dönemine geçmiştim. Ve kendime bir tez belirlemiştim.</p>
<p>2. Doğu illerinden birisinde <strong>tezsiz yüksek lisans</strong> eğitimi, yani formasyon eğitimi almaya hak kazanmıştım. Ki tezli yüksek lisansın ders dönemini bitirdiğim için okula gidip gelme zorunluluğum olmayacak ve ben tezsiz yüksek lisansa rahatlıkla devam edecektim.</p>
<p>3. Bu formasyon aldığım okulum beni ders konusunda çok zorlamadığı için KPSS&#8217;ye rahat bir şekilde hazırlanacak ve inşallah ağustos atamasında atanacaktım.</p>
<p>Hep &#8220;-ecek&#8217;li, -acak&#8217;lı&#8221; konuşuyorum farkındaysanız. Çünkü plânlarım tutmadı. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  En azından bir kısmı tutmadı&#8230;</p>
<p>Sağ olsun, bizim kraldan daha çok kralcı olan memurlarımız, sırf kendi egolarını tatmin etmek için, kendi hırslarını bir şekilde kamçılamak için ya da artık birilerinin gözüne girmek için yoğun uğraşlarla benim iki üniversitede aynı anda yüksek lisans yaptığımı tespit ettiler.Öncelikle nasıl tespit ettiklerini de kısaca anlatayım size ki bu abilerimizin aslında çok zorlanmadıklarını anlayın:</p>
<p>2008 Ocak ayında okuldan mezun olunca askerliğimi isteğe bağlı olarak 2 sene tecil ettirmiştim. Bu da 2010 yılının Mart ayına denk geliyordu. Şimdi yüksek lisansa başladığım için her iki okul da bu askerliğimi birkaç sene daha tecil ettirecekti. Bu sebeple iki üniversite de askeriyeye birer dilekçe yollayarak benim askerliğimi uzatma talebinde bulundular. Askerlik şubesindeki abilerimiz, ablalarımız ve bilumum büyüklerimiz de her iki üniversiteye birer kâğıda -yüksek ihtimalle-, <em><strong>&#8220;Kardeşim, bir karar verin. Hanginiz bu adamın tecilini yapacaksınız? Bu adamı çok seviyor olabilirsiniz ama yalnızca biriniz tecil ettirebilirsiniz.&#8221; </strong></em>şeklinde bir yazı yazarak göndermişler. Tezsiz yüksek lisansın öğrenci işlerinde bunu gören abimiz de, <em><strong>&#8220;Bu adam nasıl aynı anda iki üniversitede yüksek lisans yapıyor?&#8221; </strong></em>diye hemen beni ve tezli yüksek lisans yaptığım okulu arıyor. Ve derhal ikisinden birinden kaydımı silmemi istiyor.</p>
<p>Araya adam sokuyorum, rektöre kadar gidiyorum,<em> &#8220;Etme, eyleme abicim, bak buradan kaydımı silemem, tezli yüksek lisanstan da kaydımı sildirmem bir işe yaramaz, çünkü tez dönemine geçtim. Yerime zaten kimse kayıt yaptıramaz. Oradaki hakkım yanmış olur. Ağam, paşam&#8230;&#8221; </em>gibi ifadelerle ve <span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Azıcık el öpmeyle dodak aşınmaz.&#8221;</strong></span> diyen atamıza güvenerek çabalıyorum. Ama nafile. Mecburen 2010 Mart ayında tezli yüksek lisanstan kaydımı sildiriyorum.Ve akabinde de tezsiz yüksek lisanstaki abilerim benim askerliğimi 2011 yılının Temmuz ayına kadar tecil ediyorlar. Ben de paşa paşa pedagojik formasyon eğitimime devam ediyorum.</p>
<p>Tabiî beni sevindirecek şeyler olmuyor mu? Fazlasıyla oluyor. Rabbim sağ olsun, araya birkaç tane serpiştiriyor ki, aramızda husumet olmasın. Beni sever sağ olsun. Allah razı olsun.</p>
<p>2011 Ocak ayında bitecek olan tezsiz yüksek lisans eğitimim -ki 2010 Ocak ayında başlamıştım- üniversite senatosunun aldığı bir kararla 2010 Ağustos ayında bitiyor. Hem ben fazladan masraf etmekten kurtulmuş oluyorum, hem de ağustos ayındaki öğretmen atamalarına yetişiyorum. Yeni sene puanım düşük olsa bile cepte puanım var ya, onunla atanırım diye düşünüyorum. Hoş öğretmen atamaları da yalan oldu ya&#8230; Onu bir sonraki yazımda anlatacağım inşallah&#8230;</p>
<p>2010 Ağustos ayında tezsiz yüksek lisans yaptığım üniversitemden mezun olup, valizlerimi otobüse atıp Ankara&#8217;nın yollarını tutuyorum. Bu işi hallettiğime göre, şimdi tekrar tezli yüksek lisans sınavına girecek ve tabii başarılı olursam almış olduğum o iki dönemlik dersi saydıracağım ve tezime Bismillah deyip başlayacağım diye düşünüyorum. Düşündüğüm de oldu şükür. Ben 2010 Eylül ayında tekrar tezli yüksek lisans eğitimime, kaldığım yerden, aldığım dersleri saydırarak, tez döneminden başladım. Şu an bu eğitimime devam ediyorum. Ha tez çalışması nasıl mı gidiyor? Miskinlik demiştim ya yukarıda&#8230;</p>
<p>Gelelim işin <strong>hiciv </strong>kısmına.</p>
<p>Ben okumak için, bir şeyler üretmek için bu kadar çaba harcıyorken, benim ayağıma  böyle çelme takan bürokrasiye ben ne desem haklı değil miyim? Sırf kanunda aynı anda yüksek lisans yapmak yasak diye bir ibare olduğu için ben okulumdan yaka paça atılmak zorunda kalıyorum. Üstelik tez dönemine geçmişken. İkisi de tezli yüksek lisans olsa ya da ikisi de tezsiz yüksek lisans olsa hak vereceğim. Ancak tezsiz yüksek lisansı öğretmen olarak atanabilmek için yapmam şart. Tezli yüksek lisansı da alanımda uzmanlaşmak için yapmak istiyordum.</p>
<p>Sırf kraldan daha çok kralcı birkaç öğrenci işleri memuru var diye ben neden böyle bir bahtsızlık yaşayım ki? Onlar da işlerini yaptığını sadece düşünmekle yetiniyorlar. Zira askeriyenin yardımsever tavrı olmasaydı benim aynı anda iki yerde yüksek lisans yapmış olduğumu hiçbir zaman anlamayacaklardı. Neden mi? İki üç tane tanıdığım bayan arkadaşım var. Her ikisinden de mezun oldular şimdi. Aynı anda iki yerde yüksek lisans yaptılar. Ama bunları neden tespit edemediler ?</p>
<p>Bir yandan <strong>Fatih Projesi </strong>gibi eğitimde devrim niteliğinde bir projeye imza atan eğitim öğretimden sorumlu ağabeylerimiz, biz okumak isteyen gençlerin önüne böylesine şiddetli bir şekilde koyulan engeli kaldırmaktan aciz midirler? Üstelik bizi yakalayan öğrenci işleri memurları, görevlerini tam yapmış olmanın verdiği hazla şimdi evlerinde gerine gerine yatıyorlardır. Biz onların ağına düşmüş birer avız sanırım. Biz yakaladık bunları, biz, evet biz, gibi sevinçlerle şimdi yataklarında rahat bir uyku uyuyorlardır. Ve zoruma giden bir diğer şey ise bu adamlar benim çektiğim zorluğu görmezden gelip, 12 saatlik mesafeden evcilik oynamaya geldiğimi düşünmeleri.</p>
<p>Lütfen ama lütfen devlet büyüklerim, okumak isteyenlerin önünü açın. Onlara engel olmayın. Bu adam eğer kanunu sırf okumak için çiğniyorsa o adamı bırakın okuldan atmayı, bursla, madalyayla onurlandırın, ödüllendirin.</p>
<p>Buradan, yurtdışındaki ağabeyime, Yozgat&#8217;taki halamgillere, köydeki dayımgillere selam göndermek yerine böyle eleştirel bir yazı yazdığım için kendimi biraz daha sevdim şimdi.</p>
<p>Bu yazım yazının başında bahsettiğim tasniften mezuniyet öncesini ve mezuniyet sonrası erken dönemi kapsıyor. Bir sonraki yazımda da mezuniyet sonrası geç dönemi ele alacağım. Onda da birazcık MEB&#8217;e, birazcık MSB&#8217;ye dokunacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/adam-olayim-dedim-burokrasiye-takildim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>işte, geldim, buradayım</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/iste-geldim-buradayim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/iste-geldim-buradayim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2010 01:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[gunce]]></category>
		<category><![CDATA[gunluk]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kısmet]]></category>
		<category><![CDATA[türkçeleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[zaman kavramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Zaman kavramı</strong>nın göreliği üzerine sık sık kafa yormuşumdur. Zaman nedir, neden belirli dönemler daha hızlı geçer, neden bazıları yavaş geçer, neden insanların zamanı algılayışları birbirinden farklıdır, gibi bir sürü soruda hem kendime, hem de siz değerli okuyucularıma muhtelif zamanlarda sorular sormuşumdur. Hiçbir zaman alamadığım ya da alsam da beni tatmin etmeyen cevaplar beni sürekli bu konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Hattâ bazı şeyler vardır ki, onları görür görmez siz hemen zaman kavramı üzerine düşünürsünüz. Mesela bir yakınınızı uzun bir süredir görmüyorsanız, bugün gördüğünüzde hemen en son ne zaman görüştüğünüz üzerine bir muhabbete girer ve ekseriyetle de <em>&#8220;vay beeee, o kadar oldu mu?!&#8221; </em>gibi ifadeler takınırsınız. Benim de tıpkı son yazdığım yazının tarihini görünce verdiğim tepki gibi: <em><strong>&#8220;vay beee, 2 küsür ay.&#8221;</strong></em></p>
<p>Malumunuz bir de her insanın zamanı ölçmede kullandığı kişisel ölçekler vardır. Benim de yazdığım ve yayınladığım yazılar hep birer kısastır. En son yazdığım yazının ve bugünün tarihine bakar, arada&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zaman kavramı</strong>nın göreliği üzerine sık sık kafa yormuşumdur. Zaman nedir, neden belirli dönemler daha hızlı geçer, neden bazıları yavaş geçer, neden insanların zamanı algılayışları birbirinden farklıdır, gibi bir sürü soruda hem kendime, hem de siz değerli okuyucularıma muhtelif zamanlarda sorular sormuşumdur. Hiçbir zaman alamadığım ya da alsam da beni tatmin etmeyen cevaplar beni sürekli bu konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Hattâ bazı şeyler vardır ki, onları görür görmez siz hemen zaman kavramı üzerine düşünürsünüz. Mesela bir yakınınızı uzun bir süredir görmüyorsanız, bugün gördüğünüzde hemen en son ne zaman görüştüğünüz üzerine bir muhabbete girer ve ekseriyetle de <em>&#8220;vay beeee, o kadar oldu mu?!&#8221; </em>gibi ifadeler takınırsınız. Benim de tıpkı son yazdığım yazının tarihini görünce verdiğim tepki gibi: <em><strong>&#8220;vay beee, 2 küsür ay.&#8221;</strong></em></p>
<p>Malumunuz bir de her insanın zamanı ölçmede kullandığı kişisel ölçekler vardır. Benim de yazdığım ve yayınladığım yazılar hep birer kısastır. En son yazdığım yazının ve bugünün tarihine bakar, arada geçen zamanın bereketliği ve kısırlığı üzerine yorum yaparım. Bereketi ve kısırlığı zamanın hızlı ya da yavaş geçmesi anlamında kullandım burada.</p>
<p>Bunlarla birlikte yaptığım işe, yazdığım şeylerin toplamına, ya da yaptığım bu siteye, malûmunuz <strong><em>kaanfakili.com.tr</em></strong> &#8216;ye &#8220;<strong>blog</strong>&#8221; kelimesinden ziyade &#8220;<strong>günlük</strong>&#8221; ya da &#8220;<strong>günce</strong>&#8221; şeklinde hitap etmeyi doğru bulmuştum. Ancak beni bu <strong>Türkçeleştirme </strong>çabamdan dolayı ya da daha ziyade bulduğum bu karşılıktan dolayı <em>-günlük günü gününe yazmaktır, oysa günü gününe hiç yazmıyoruz ki demişti eleştirenler-</em> eleştirenleri haklı çıkardığımı düşünüyorum. Zira bırakın günü gününe ya da birkaç günde bir yazmayı ayda bir yazı bile yazmamışım. Ve aylık olmaktan çıkmış yazdığım. İki aylık, ya da üç aylık, belki de yıllık diye isimlendireyim, mahçup olarak tabiî.</p>
<p>Şöyle kafamı yastığa koyduğumda <em>-ki genelde başvurduğum yer oradır- </em>yapacak onca şeyimin olduğundan dem vururum. Yapacak onca şey vardır, yığınla da zaman vardır ama ben üşengeçlikten hiçbirine zaman ayıramam. Beni bir şeylerin tetiklemesi gerek sanırım! Yazmam gereken koca bir tez, araştırmam gereken yığınla bilgi, okumam gereken yığınla kitap! Ve hazırlamam gereken onlarca site!</p>
<p>Hepsi bir yana da bir şeyleri keşfettim son günlerde. Birileri benden bir şey istediği zaman onları kıramıyorum. Olur, yaparım diyorum. Yapamadığım zaman vicdan azabı çekiyorum, bu da üzerimde öyle bir baskı yapıyor ki, bunalıyorum, daralıyorum. Halbuki şimdi uygun değilim, hayır mümkünü yok, olur ama zamanla gibi ifadelerle üzerimdeki bu baskıyı biraz olsun bertaraf edebilirim değil mi <em>okuyucu ya da reader</em>?</p>
<p>Galiba geçtiğimiz iki ay boyunca en çok düşündüğüm şeylerden birisi<em> -ki her zaman yaptığım gibi-</em> kader konusuydu. İnsan seçimlerinin ne kadarını kendisi yapar, ya da ne kadarı Allah tarafından yapılır. İnsan ince bir çizgi üzerinde yaşar, bir şeyler yolunu bulur gibi.</p>
<p>Hayatınızı düşündüğünüzde farkında olarak ya da olmadan yaptığınız en ufak bir seçimin, tercihin, adımın bile sizi son derece etkilediğini göreceksiniz. Mesela geçen seneninizi düşünün. Yaptığınız ufak seçimlerin bu sene hayatınızdaki yerini bir düşünün? İlginç değil mi?</p>
<p>Kusursuz bir düzende yaşıyoruz. Biz farkında olmadan bizim için onlarca şey tasarlanıyor. Biz ise attığımız ufak bir adımla bu düzenin içine giriyoruz. Bizi bizden daha iyi düşünen Rabbim, bizim seçtiğimiz bu yolun kusursuzluğu konusunda bizi daima diri tutsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/iste-geldim-buradayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varoluşçu Psikoterapi &#8211; Irvin Yalom</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/varoluscu-psikoterapi-irvin-yalom/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/varoluscu-psikoterapi-irvin-yalom/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2010 10:56:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[eksiztansiyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[exiztansiyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[heiddeger]]></category>
		<category><![CDATA[Irvın Yalom]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1009</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="varoluscu psikoterapi" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/varoluscu-psikoterapi-irvin-yalom_.jpg" alt="varoluscu psikoterapi" hspace="5" vspace="5" align="left" />Son zamanlarda kendimi tezime vereyim dedim. Vereyim dedim ama KPSS&#8217;nin iptal olmasıyla birlikte sanırım tam anlamıyla tezimle yine ilgilenemeyeceğim. Nitekim mahçup olup olup duruyorum bu durumda. Lakin KPSS&#8217;de yüzüp yüzüp kuyruğuna geldikten sonra kolay kolay vazgeçecek değilim.</p>
<p>Bir yandan tezimle ilgili okumalar yapar dururum diyorum. Bu sıralar kuduğum kitap <strong>Irvin Yalom</strong>&#8216;un &#8220;<strong>Varoluşçu Psikoterapi</strong>&#8221; kitabı.</p>
<p>Genelde psikoloji/felsefe kitapları benim gözümü korkutsa da hacimli kitapların dilinin daha anlaşılır olduğunu düşünmüşümdür. Nitekim bu kitabın da dili epey anlaşılır. En azından diğer teori kitapları gibi ölüp ölüp diriltmiyor.</p>
<p>Makumunuz tezim 1920&#8242;lerde doğan ve 1940&#8242;larda yazmaya başlayan bir şairin biyografi ve şiirlerinin incelenmesi. Hal böyle olunca bana şiir incelemeyle ilgili teori kitapları ve varoluşçuluk, psikanalitik kitapları okumak düşüyor.</p>
<p>Bu dönem şairlerine baktığınızda genelde bir &#8220;hayatın anlamı&#8221; kaygısı taşıyorlar. Bir &#8220;var olma&#8221; kaygısı taşıyorlar. Bknz: Şiddetle İsmet Özel.Hal böyle olunca da bu dönem şairlerini incelerken onları varoluşsal açıdan incelemek ve psikanalitik açıdan incelemek kaçınılmaz oluyor. İşte&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="varoluscu psikoterapi" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/varoluscu-psikoterapi-irvin-yalom_.jpg" alt="varoluscu psikoterapi" hspace="5" vspace="5" align="left" />Son zamanlarda kendimi tezime vereyim dedim. Vereyim dedim ama KPSS&#8217;nin iptal olmasıyla birlikte sanırım tam anlamıyla tezimle yine ilgilenemeyeceğim. Nitekim mahçup olup olup duruyorum bu durumda. Lakin KPSS&#8217;de yüzüp yüzüp kuyruğuna geldikten sonra kolay kolay vazgeçecek değilim.</p>
<p>Bir yandan tezimle ilgili okumalar yapar dururum diyorum. Bu sıralar kuduğum kitap <strong>Irvin Yalom</strong>&#8216;un &#8220;<strong>Varoluşçu Psikoterapi</strong>&#8221; kitabı.</p>
<p>Genelde psikoloji/felsefe kitapları benim gözümü korkutsa da hacimli kitapların dilinin daha anlaşılır olduğunu düşünmüşümdür. Nitekim bu kitabın da dili epey anlaşılır. En azından diğer teori kitapları gibi ölüp ölüp diriltmiyor.</p>
<p>Makumunuz tezim 1920&#8242;lerde doğan ve 1940&#8242;larda yazmaya başlayan bir şairin biyografi ve şiirlerinin incelenmesi. Hal böyle olunca bana şiir incelemeyle ilgili teori kitapları ve varoluşçuluk, psikanalitik kitapları okumak düşüyor.</p>
<p>Bu dönem şairlerine baktığınızda genelde bir &#8220;hayatın anlamı&#8221; kaygısı taşıyorlar. Bir &#8220;var olma&#8221; kaygısı taşıyorlar. Bknz: Şiddetle İsmet Özel.Hal böyle olunca da bu dönem şairlerini incelerken onları varoluşsal açıdan incelemek ve psikanalitik açıdan incelemek kaçınılmaz oluyor. İşte bu yüzdendir ki bu güzel kitabı okumaktayım.</p>
<p>Kitap dört ana tema üzerinde duruyor. Eğer var olmayı seçmişseniz, eğer hayat üzerine düşünüyorsanız acı çekeceksinizdir. Çünkü gerçekleri ancak bu şekilde anlarsınız. Ve bunun da göstergesi bu dört temadır. Mesela ölümdür, özgürlüktür, yalıtım ve anlamsızlıktır. Eğer bu dördü üzerine ciddi anlamda düşünüyorsanız siz de varoluşsal bir sancı çekiyor, ontolojik bir kaygı yaşıyorsunuzdur.</p>
<p>Varoluşçuların öncülerinden olan <strong>Heiddegger</strong>&#8216;in dediği gibi, otantik olmayı yani &#8220;varolmayı düşünme&#8221;yi seçiyorsanız bu yola girmişsiniz demektir. Ya da otantik olmamayı, yani &#8220;yaşayıp gitme&#8221;yi seçiyorsanız bu problemler sizi ilgilendirmeyecektir. Vasat bir hayat süreceksinizdir.</p>
<p>Kitapta klinik deneyler üzerine, olaylar üzerine dayalı bir terapi öyküleri mevcut. Henüz epey okumadığım için içeriği hakkında çok da fazla bilgi veremeyeceğim. Yalnız Kabalcı yayınlarından çıkan bu kitap 760 sayfa. Gözünüzü korkutmasın, kitabın ebatı küçük. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/varoluscu-psikoterapi-irvin-yalom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlamlı Bir Hizmet: TDK Sözbul</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/anlamli-bir-hizmet-tdk-sozbul/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/anlamli-bir-hizmet-tdk-sozbul/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Sep 2010 12:37:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[atasözü]]></category>
		<category><![CDATA[dağarcık]]></category>
		<category><![CDATA[deyim]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[turk dil kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı sözlere türkçe karşılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yazim kilavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[yazım kuralı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img title="TDK" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/TDK_top.jpg" alt="" align="center" /></p>
<p>Dile karşı olan hassasiyetimi beni takip edenler az çok bilecektir. Yazdığım şeyin son derece anlamlı olmasını, anlaşılır olmasını ve daha da mühimi &#8220;doğru&#8221; anlaşılır olmasını özellikle tercih ederim. Bu yüzden konuşurken ya da yazarken seçtiğim kelimelere, ifadelere oldukça özen göstermeye çalışırım.</p>
<p>Dilin önemini, işlevini falan burada anlatacak değilim. Eminim ki siz de bu tarz yazılara sık sık denk gelmişsinizdir. Bunun yerine Türkiye&#8217;de &#8220;dil&#8221; deyince akla gelen bir kurum olan <strong>Türk Dil Kurumu</strong>&#8216;nun yapmış olduğu bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p><strong>TDK Sözbul Bilgilendirme Hizmeti</strong></p>
<p>Bu uygulamaya üye olan herkesin e-posta adresine her gün TDK&#8217;den bir adet e-posta gelecektir. Bu e-postanın içeriğinde ise şu hizmetler var:</p>
<p><strong>Türkçe Sözlük&#8217;ten günün sözü: </strong>Genelde güncel olaylarla ilgili sözcükler tercih ediliyor. Mesela geçenlerde &#8220;halk oylaması&#8221;nı göndermiş. Halk oylamasının ne demek olduğunu öğrenmiş oluyorsunuz.</p>
<p><strong>Yabancı sözcüklere TDK&#8217;nin önerdiği karşılıklar: </strong>Bu şekilde dilimizi istila etmeye çalışan yabancı sözcüklere kurumun önerdiği karşılıkları öğrenmiş oluyorsunuz. Kullanıp kullanmamak&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img title="TDK" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/TDK_top.jpg" alt="" align="center" /></p>
<p>Dile karşı olan hassasiyetimi beni takip edenler az çok bilecektir. Yazdığım şeyin son derece anlamlı olmasını, anlaşılır olmasını ve daha da mühimi &#8220;doğru&#8221; anlaşılır olmasını özellikle tercih ederim. Bu yüzden konuşurken ya da yazarken seçtiğim kelimelere, ifadelere oldukça özen göstermeye çalışırım.</p>
<p>Dilin önemini, işlevini falan burada anlatacak değilim. Eminim ki siz de bu tarz yazılara sık sık denk gelmişsinizdir. Bunun yerine Türkiye&#8217;de &#8220;dil&#8221; deyince akla gelen bir kurum olan <strong>Türk Dil Kurumu</strong>&#8216;nun yapmış olduğu bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p><strong>TDK Sözbul Bilgilendirme Hizmeti</strong></p>
<p>Bu uygulamaya üye olan herkesin e-posta adresine her gün TDK&#8217;den bir adet e-posta gelecektir. Bu e-postanın içeriğinde ise şu hizmetler var:</p>
<p><strong>Türkçe Sözlük&#8217;ten günün sözü: </strong>Genelde güncel olaylarla ilgili sözcükler tercih ediliyor. Mesela geçenlerde &#8220;halk oylaması&#8221;nı göndermiş. Halk oylamasının ne demek olduğunu öğrenmiş oluyorsunuz.</p>
<p><strong>Yabancı sözcüklere TDK&#8217;nin önerdiği karşılıklar: </strong>Bu şekilde dilimizi istila etmeye çalışan yabancı sözcüklere kurumun önerdiği karşılıkları öğrenmiş oluyorsunuz. Kullanıp kullanmamak size kalmış ama gerçekten harika karşılıklar çıkıyor bazen. Mesela &#8220;multimedya&#8221; kelimesine &#8220;çoklu ortam&#8221; karşılığı gibi.</p>
<p><strong>Bir yazım kuralı: </strong>Yine TDK&#8217;nin hazırladığı yazım kılavuzundan her gün bir tane yazım kuralını size gönderiyor. Böylece bir kılavuzu bir günde oturup sıkıla sıkıla okumak yerine, her gün bir adet bilgi ile daha kolay ve sıkılmadan öğreneceksiniz.</p>
<p><strong>Günün atasözü/deyimi:</strong> Bu da mükemmel bir hizmet. Böylece anlamını bilmediğimiz ya da yanlış kullandığımız atasözlerimizi/deyimlerimizi öğreniyoruz. İçlerinde çok eğlenceli olanları da var.</p>
<p>Ve bir de TDK&#8217;den <strong>günün bulmacası</strong>.</p>
<p>Genel olarak özetleyecek olursam, bu hizmet ile her gün birkaç yeni şey öğreneceksiniz. Bu şekilde kullandığımız dilin imkânlarından biraz daha faydalanmış oluruz diye düşünüyorum.</p>
<p>Tek yapmanız gereken <a href="http://tdksozbul.gov.tr/ " target="_blank">http://tdksozbul.gov.tr/ </a>adresini ziyaret edip oradaki gerekli iki üç kutucuğu doldurmak ve gece 00.01 &#8216;i beklemek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/anlamli-bir-hizmet-tdk-sozbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boş Çerçeve &#8211; Udî Necdet Ertürk</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bos-cerceve-udi-necdet-erturk/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bos-cerceve-udi-necdet-erturk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 23:27:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[garnitür]]></category>
		<category><![CDATA[boş çerçeve]]></category>
		<category><![CDATA[tsm]]></category>
		<category><![CDATA[türk sanat musikisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sanat Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[ud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=994</guid>
		<description><![CDATA[<p>
<div style="background-color:#090909;width:440px;">
<div style="background-color:#090909;padding:5px;color:#CCCCCC; font: 11px Verdana;"><a href="http://www.vidivodo.com/" style="color:#FFFFFF;" target="_blank">Vidivodo.com</a> : <a href="http://www.vidivodo.com/132421/bos-cerceve" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="boş çerçeve">boş çerçeve</a>&#160;&#160;Etiket: <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/ud" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="ud">ud</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/udi" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="udi">udi</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/bo%FE" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="boş">boş</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/%E7er%E7eve" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="çerçeve">çerçeve</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/sanat" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="sanat">sanat</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/necdet" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="necdet">necdet</a></div>
</div>
<p></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center>
<div style="background-color:#090909;width:440px;"><embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFRHQFtEWBI=" type="application/x-shockwave-flash"wmode="window" bgcolor="#090909" width="440" height="360" allowScriptAccess="always" allowfullscreen="true" ></embed>
<div style="background-color:#090909;padding:5px;color:#CCCCCC; font: 11px Verdana;"><a href="http://www.vidivodo.com/" style="color:#FFFFFF;" target="_blank">Vidivodo.com</a> : <a href="http://www.vidivodo.com/132421/bos-cerceve" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="boş çerçeve">boş çerçeve</a>&nbsp;&nbsp;Etiket: <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/ud" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="ud">ud</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/udi" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="udi">udi</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/bo%FE" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="boş">boş</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/%E7er%E7eve" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="çerçeve">çerçeve</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/sanat" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="sanat">sanat</a> <a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/necdet" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="necdet">necdet</a></div>
</div>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bos-cerceve-udi-necdet-erturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

