<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Kaan Fakılı'nın Güncesi</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>- kördüğüm gibi -</description>
	<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 10:57:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>i am legend ( ben efsaneyim )</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 10:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<category><![CDATA[alone]]></category>

		<category><![CDATA[ben efsaneyim]]></category>

		<category><![CDATA[francais lawrence]]></category>

		<category><![CDATA[i am legend]]></category>

		<category><![CDATA[will smith]]></category>

		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süre evvel birkaç günlükte görmüştüm bu filmi. Ancak afişinde adamın elinde silah falan olunca hoşlanmadığım filmlerdendir diyerek pek kaale almamıştım. Ancak bir iki arkadaşla filmler üzerinde sohbet ederken bana şiddetle önerdiği bu filmin öyle sıradan vurdulu kırdılı filmlerden olmadığını söyledi. Sanırım biraz benim sevdiğim psikolojik tarzda filmlerdenmiş. Ben de hemen indireyim dedim, attım listeye.
İki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="i am legend" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/i_am_legend-202x300.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="202" height="300" align="left" />Uzun süre evvel birkaç günlükte görmüştüm bu filmi. Ancak afişinde adamın elinde silah falan olunca hoşlanmadığım filmlerdendir diyerek pek kaale almamıştım. Ancak bir iki arkadaşla filmler üzerinde sohbet ederken bana şiddetle önerdiği bu filmin öyle sıradan vurdulu kırdılı filmlerden olmadığını söyledi. Sanırım biraz benim sevdiğim psikolojik tarzda filmlerdenmiş. Ben de hemen indireyim dedim, attım listeye.</p>
<p>İki gece evvel izlemiştim bu filmi. Bir önyargı ile başladım ancak film gerçekten tüm önyargılarımı yıkmaya yetti. Şimdi aşağıda film hakkında biraz detaylı bilgi vereceğim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> E okuyunca filmi izlemiş kadar olacaksınız bende demesi. Ancak ben okusam da izlemek bana ayrı zevk verir derseniz buyurun devam edelim.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0480249/" target="_blank">&#8220;<strong>I am Legend</strong>&#8220;</a> yani Türkçe adıyla &#8220;<a href="http://www.filmservisi.com/Ben-Efsaneyim-F2004.html" target="_blank"><strong>Ben Efsaneyim</strong></a>&#8221; 2007 yılında çekilmiş ve yönetmeni <a href="http://www.imdb.com/name/nm1349376/" target="_blank"><strong>Francais Lawrence</strong>.</a> Başrölünde ise bizim kaliteli oyunculardan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000226/" target="_blank"><strong>Will Smith</strong></a> var. Zaten filmde genellikle pek insan yok. <strong>Will Smith</strong>&#8216;in yani <strong>Dr. Robert Neville</strong>&#8216;nin bir de köpeği var Sam adında o kadar. İkisinin maceraları. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Film bir şirketin kanserli insanlar üzerinde denediği bir ilacın virüs şeklinde ortalıkta yayılması ile başlıyor. Bu virüs insanların vahşileşmesine, insanlık vasıflarını terk etmesine neden oluyor. Valla zombi desen zombi değil, vampir desen o da değil. Kuduz gibi bir şeyler. Gündüz güneşe çıkamıyorlar ve evlerde karanlık yerlerde barınıyorlar. Geceleri ise dışarı çıkıp avlanıyorlar.  Neyse bu virüs kan yolu ile ve hava yolu ile insanlara bulaşıyor. Virüs öyle yayılıyor ki, dünyadaki herkes bu virüsten kapıyor. <strong>Robert (Will Smith)</strong> ise ABD&#8217;de bir şehirde doktor yarbay. Onun vücudu yaptığı aşılar neticesinde bu virüse karşı bağışıklık kazanıyor. Gündüzleri dışarda gezerek şehirde sağ kalan birileri var mı diye arıyor geceleri ise evde duruyor.</p>
<p>Filmi sıradan yaratık (tam olarak ne olduklarını bilemediğim için yaratık diyorum) filmlerinden ayıran en önemli unsuru birazdan söyleyeceğim. Ancak bu unsurun dışında gerçekten ince düşünülmüş ayrıntılar var. Bu filmde yaratıklar diğer filmlerdekilere göre biraz zeki. Sadece kan kokusuna gitmiyorlar. Aynı zamanda yaşayan birisini daha gördüğünde onu günlerce takip edebiliyor ve ona tuzak kurabiliyorlar. Yani oldukça zekiler. İnsanlıklarına ait bazı özelliklerini hâlâ yitirmemişler. Yani tam bir canavar değil sizin anlayacağınız.</p>
<p>Gelelim en önemli unsura. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Film aslında bu yaratıkları pek konu edinmiyor. Yani yaratıklar filmin asıl konusunu ön plâna çıkarmak için, asıl konuyu vurgulamak için ortaya çıkarılmış bir ayrıntı diyelim. Filmin asıl konusu &#8220;yalnızlık&#8221;. Virüsün yayıldığı anda tüm insanlar bu virüsü kapıyor ya da bu virüsü kapan yaratıklara yem oluyor. Haliyle şehirde yaşayan kimse kalmıyor. Robert ise artık yalnızlık çekmeye başlıyor. Gidip cansız mankenlerle konuşacak duruma kadar götürüyor o işi. Bir de başına gelen üzücü bir olay onun bu yalnızlık duygusunu tetikliyor. Yalnızlığın insana neler yaptırabileceğini bu filmde rahatlıkla görebilirsiniz bence.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>biz madde ikliminin köleleriyiz</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/biz-madde-ikliminin-koleleriyiz/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/biz-madde-ikliminin-koleleriyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 19:39:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[cami]]></category>

		<category><![CDATA[cuma]]></category>

		<category><![CDATA[cuma namazı]]></category>

		<category><![CDATA[diyanet]]></category>

		<category><![CDATA[eskişehir]]></category>

		<category><![CDATA[madde]]></category>

		<category><![CDATA[madde ve mana]]></category>

		<category><![CDATA[mana]]></category>

		<category><![CDATA[mevlana]]></category>

		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[Aslında uzun zamandır madde ve mânâ ile ilgili aklımda tasarladığım şeyleri yazıya dökmeyi düşünüyordum. Ancak bugün gördüğüm ve hissettiğim şeyler bardağı taşıran son şeyler oldu ve yazma isteğinden kendimi alıkoyamadım.
Bugün birkaç hususî işlerimden dolayı bir iki arkadaşla birlikte sabah saat 10-10.30 gibi Eskişehir&#8216;e doğru yola çıktık. Güzel ama yakıcı ve yorucu bir yolculuğun ardından 12.50 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında uzun zamandır madde ve mânâ ile ilgili aklımda tasarladığım şeyleri yazıya dökmeyi düşünüyordum. Ancak bugün gördüğüm ve hissettiğim şeyler bardağı taşıran son şeyler oldu ve yazma isteğinden kendimi alıkoyamadım.</p>
<p>Bugün birkaç hususî işlerimden dolayı bir iki arkadaşla birlikte sabah saat 10-10.30 gibi <a href="http://www.eskisehir.net/" target="_blank">Eskişehir</a>&#8216;e doğru yola çıktık. Güzel ama yakıcı ve yorucu bir yolculuğun ardından 12.50 sularında Eskişehir&#8217;in girişine ulaştık. O sırada ben camdan kafamı çıkarıp gökyüzüne baktığımda güneşin açısını fark ettim ve hemen sağda müsait bir camiye çek, Cumayı eda edelim dedim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <a href="http://www.eskisehir.net/" target="_blank">Eskişehir</a>&#8216;in girişinde, giderken sağda, dönerken solda bulunan ve böyle dışarıdan tarihî gibi görünen ufak camiide namazı kılalım dedik. Arabadan inip caminin avlusuna doğru giderken kapıda A4 kâğıda basılmış bir yazı dikkatimi çekti. Yazıda özetle, arabanızın içerisinde değerli bir eşya bırakmayın buralarda hırsızlık olayı fazla yazıyordu. Biz de tekrar arabaya döndük ve cüzdanımızı falan bir çantaya koyup yanımızda aldık. Ben tabiî yeni aldığım ayakkabılarımın -gıcır gıcır- çalınma korkusu ile yandım durdum namaz boyu <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Eskiden camiler çok güzel olurdu. Hele biz küçükken cuma namazları bir başka güzel olurdu. Çocuk yüreğimizin saflığı ile kılardık namazımızı. Belki namaz kılarken arkadaşımıza bakmak en büyük eğlencemizdi ama en büyük günahımızdı da. Ne sırtımızda bir servet sokardık içeri, ne mal düşünürdük, ne mülk düşünürdük ne de plân proje vardı kafamızda. İşlediğimiz en büyük günah, yanımızdaki arkadaşımıza bakıp kıs kıs gülmekti. Aradan yıllar geçti, biz büyüdük, şimdi camiiye girerken maddeye dair ne varsa kalbimizde, elimizde götürüyoruz. Namaz kılarken aklımızda o günün plânını yapıyoruz. nasıl para kazanacağımızı, nerede işe gireceğimizi düşünüyoruz. Nerede tatil yapacağımızı, kimle nerede sürteceğimizi düşünüyoruz. Ya da aklımız raftaki ayakkabımızda oluyor, acaba çalacaklar mı diye&#8230;</p>
<p>Şimdi düşünüyorum da, camiye arınmak için girerken bile bin bir dünya malı ile giriyoruz, acaba gündelik yaşamımızda neler yapıyoruz değil mi? Ne tür günahlara batıp çıkıyoruz. Hiç samimi değiliz azizim, hiç hem de. Diyanet&#8217;in atadığı imam deseniz hak getire. Hiç mi hitabet yeteneği olmaz bu imamlarda. Buna bilgisayar çıktısı ile verilen vaazları, hutbeleri hiç mi hutbeden evvel bir iki kez okumaz bu imamlar. Tamlama bozuklukları, tonlama hataları, kesik kesik cümleler&#8230; Hele bir de bu adamların sayfayı katlama şekli hep aynıdır. Yukarıdan aşağı doğru değil de sağdan sola doğru ikiye katlarlar. Haliyle bir bölümden diğer bölüme geçerken kelime bölünmüşse orada takılırlar ve tonlamayı hatalı söylerler. Zaten Cuma vaazları merkezî yayın ile verimeye başladı başlayalı vaaz dinlemeye gitmez oldum. Bir adam gözümün içerisine bakmadan konuşursa ne kadar inandırıcı olur ki değil mi?</p>
<p>Hayatımız hep madde üzerine kurulu fark edebiliyor musunuz_ Mânâya dair hiçbir şey yok. Her şey ama her şey madde. Kalbimizi arındıralım, Allah&#8217;a ibadet etmek için camiye gidelim diyoruz, orada da dünya hayatı bizimle birlikte geliyor. Dua ediyoruz onda da samimi değiliz. Samimi olmak için dua ediyoruz, onda bile samimi değiliz&#8230;</p>
<p>Güncelleme: Size söylemeyi unuttuğum bir şey daha var. Sabah evden çıkarken banyo yaptığım için abdestli sayılıyorum biliyorsunuz. Camiye girerken oh ne güzel abdestim var diye gidip şadırvanda, ayakkabıları çıkarıp bir abdest almadık. Sonra namazın ortasında yolda gelirken uyuduğumu hatırladım. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> Üşengeçliğimden dolayı namazı abdestsiz kılmış oldum kısaca. Allah kabul eder inşallah.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız<br />
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir&#8230;<br />
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde<br />
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim<br />
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan<br />
Yüz rüzgarı olmak isterdim&#8230;.</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/biz-madde-ikliminin-koleleriyiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>stranger than fiction&#8217;dan hareketle birkaç kelâm</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 00:43:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<category><![CDATA[barış]]></category>

		<category><![CDATA[empati]]></category>

		<category><![CDATA[enel hak]]></category>

		<category><![CDATA[erhan]]></category>

		<category><![CDATA[film]]></category>

		<category><![CDATA[hallacı mansur]]></category>

		<category><![CDATA[hikaye]]></category>

		<category><![CDATA[kurgu]]></category>

		<category><![CDATA[never back down]]></category>

		<category><![CDATA[stranger than fiction]]></category>

		<category><![CDATA[yakuter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[
İki gündür bilgisayar başında yazı yazmak dışında pek bir işim olmadığından internet bağlantısını sonuna kadar kullanarak birkaç film indireyim dedim. En azından canım sıkıldığında seyrediyorum, güzel oluyor. 2 gündür üç tane film indirmişim. Bunlardan ilki Erhan&#8216;ın tavsiyesi ile indirdiğim Never Back Down&#8216;dı. Film güzel hoş, gerçekten vurdulu kırdılı bir şeyler izlemek isteyenler için ideal bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/stranger-than-fiction-201x300.jpg" alt="stranger than fiction" hspace="10" vspace="10" width="201" height="300" align="left" /></p>
<p>İki gündür bilgisayar başında yazı yazmak dışında pek bir işim olmadığından internet bağlantısını sonuna kadar kullanarak birkaç film indireyim dedim. En azından canım sıkıldığında seyrediyorum, güzel oluyor. 2 gündür üç tane film indirmişim. Bunlardan ilki <a title="Erhan" href="http://www.yakuter.com" target="_blank">Erhan</a>&#8216;ın tavsiyesi ile indirdiğim <a title="Never Back Down" href="http://www.imdb.com/title/tt1023111/" target="_blank">Never Back Down</a>&#8216;dı. Film güzel hoş, gerçekten vurdulu kırdılı bir şeyler izlemek isteyenler için ideal bir film. Ancak ben biraz daha psikolojik, kurgusu biraz daha karmaşık filmler izlemeyi seven birisi olduğum için pek hoşuma gitmedi doğrusu. İndirdiğim ikinci film ise bugün izlediğim <a href="http://www.imdb.com/title/tt0420223/" target="_blank">Stranger Than Fiction</a> idi. <a href="http://www.google.com.tr/search?q=Stranger+Than+Fiction&amp;ie=utf-8&amp;oe=utf-8&amp;aq=t&amp;rls=org.mozilla:tr:official&amp;client=firefox-a" target="_blank">Google</a>&#8216;da aradım ancak Türkçe çeviri adına rastlamadım. Pek de bir önemi yok zaten.</p>
<p>Son zamanlarda izlediğim güzel filmlerden bir tanesi. Bu filme de geçen gece Barış&#8217;ın <a href="http://beyn.org/stranger-than-fiction-2006/" target="_blank">şurada </a>yaptığı tanıtım sayfasından ulaştım ve indirdim. Belki <a href="http://www.beyn.org" target="_blank">Barış</a>&#8216;ın üslûbundan etkilendiğimden midir (çok saçma bir kurgu hikâyesi var demiş) nedir bilemiyorum ancak filmi izlemeye biraz önyargı ile başladım. Ancak filmi bitirip, film oynatıcıyı kapattığımda bir daha önyargılı davranmamak konusunda kendime sıkı bir telkinde bulundum.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0420223/" target="_blank">Stranger Than Fiction</a>, son zamanlarda izlediğim filmler arasında kurgusu en iyi olan film diyebilirim. Yani hikâyesi. Hikâye aslında basit gibi duruyor ancak yönetmenin hikâyeyi böylesine güzel işlemesine şaşırdım ben. Aslında filmin başlangıcında bizim ana karakterin sıradan birisi olması bana <a href="http://www.imdb.com/title/tt0169547/" target="_blank">American Beauty </a>filmini çağrıştırdı hemen. O filmde de başına türlü olaylar gelecek olan baba filmin başında sıradan birisiydi. İşte bizim ilgili filmimizde bu adamın başına garip olaylar geliyor ve bir gün bakıyor, kendisini bir romanın ana karakteri olduğunu fark ediyor. Film de zaten burada başlıyor ve sürpriz gelişmelerle devam ediyor.</p>
<p>Aslında ben bu yazıyı filmi tanıtmak amacıyla yazmak istemediğim için filmle ilgili pek bir şey anlatmayacağım size. Ben yine filmi izlerken filmin bana çağrıştırdıklarından bahsedeceğim size. Durmuyor bir türlü beynim ve ruhum, sürekli bir devinim içerisinde. Düşünüyor, hissediyor. Sürekli gördüğü, izlediği şeylerden yeni yeni kurgular üretiyor. İzlediği şeyleri hayatına adapte ediyor vs.</p>
<p>Bir gün birisi çıkıp size, hayatınızı değiştirmenizin kendi elinizde olduğunu söylese ne yapardınız? Hayatınızın bir roman olduğunu, sizin de bu romanda ana karakter olduğunuzu söylese, romanınızı sizin yazmanızı istese neler yazardınız acaba? Ya da hangi romanın ana karakteri olmak isterdiniz?</p>
<p>Filmi izlerken hayatımızın aslında bir roman olduğunu düşündüm ben. Belki saçma gelecektir size, ancak ben öyle düşündüm. Ya da öyle inanmak istediğim için düşündüm. Belki de gerçek hayattan biraz olsun uzaklaşıp, kurgu dünyasında yaşamak istediğim için ya da hayatımda değişiklik istediğim için istemişimdir bunu değil mi?</p>
<p>Filmlerde gördüğüm birçok şeye özenen birisiyim ben. Mesela bu filmde adamın tek hayali bir gitar alıp onu çalmaktır. Ben de bir aralar keman çalmaya heveslenmiştim. Gittim Çin malı bir keman aldım, birkaç da nota öğrendim ve bir iki parçayı acemice çalar hâle geldim. İşte bu filmdeki adamı izleyince yarın kemanı kutusundan tekrar çıkarıp çalsam mı diye düşündüm uzun uzun&#8230; Belki de güzel fikirdir ne dersiniz? Kemanın ve ney&#8217;in diğer müzik aletlerinden ayrı bir yeri vardır benim için. Onları özel bir müzik aleti olarak görürüm. Belki de müzik aleti değil de, bir insan olarak görürüm onları. Ney&#8217;in tasavvuftaki yerini bilmeyen yoktur sanırım.<strong> </strong>Mevlânâ der ya, bu ney kamışlıktan koparıldığı için, sürekli kamışlığa bir özlem duyar ve ondan böyle sürekli feryat figan eder. Ve arkasından ekler, biz insanlar da Allah&#8217;tan koptuğumuz, dünyaya geldiğimiz için sürekli bir ıstırap içerisindeyiz. Ne zaman ki ona döneriz, yani vahdet-i vücûda kavuşuruz, o zaman mutlu oluruz. O zaman bir oluruz, o zaman tam oluruz.</p>
<p>Peki ya keman? Kemanın tarihi hakkında pek bir fikrim yok. Ancak onun da sesinin ney gibi insanın koparılmışlığını, feryadını dile getirdiğini düşünüyorum. Belki söyleyemediklerimizi, yazamadıklarımızı bu iki elçi aracılığıyla söyleriz değil mi? Suskunluğumuzu belki bu iki elçi bozar. Yüreğimizin en derinine hapsettiğimiz, üzerine kırk kilit vurduğumuz duygularımızı bu iki elçi gün ışığına çıkarır değil mi?</p>
<p>&#8220;İki müzik aletinden bu kadar hüner beklemek biraz saçmalıktır. &#8221; Belki marksist, maddeci birisi olsam ben de böyle düşünürdüm. Ancak hayatı mânâ olarak gördüğüm için bana pek de öyle gelmiyor. Eğer bizde Allah&#8217;ın ruhundan bir ruh varsa, bize de kendi sıfatlarından üflemişse bizde de bir mânâ var demektir. Belki de <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hallac-%C4%B1_Mansur" target="_blank">Hallac-ı Mansur</a> işte bu mânâyı keşfettiği için <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/En-el_Hak" target="_blank">&#8220;En-el Hak&#8221;</a> demiştir. Belki de biz ya da onu astıran kimseler anlamamıştır onun ne kadar mânâda gizli bir insan olduğunu değil mi?</p>
<p>Keşke şu bizi hayata tek yönlü bakmaya sevkeden at gözlüklerimizi çıkartabilsek. Keşke hissettiklerimize, düşündüklerimize ve yaşadıklarımıza 360 derece bakabilsek. Keşke her insanı anlayabilsek. Keşke empati denen kelimeyi gerekli kılan tüm unsurlar ortadan kalsak da birbirimizi anlayabilsek&#8230;</p>
<p>Bu yazıda da yine bir yerden girdim bir yerden çıktım. Beni affedin ne olur. Aklıma bir şey geldi mi yazmazsam bir daha yazamıyorum. En azından bu aklıma gelenleri kontrollü bir şekilde yazmayı öğrenene kadar beni affedin.</p>
<p>Selametle.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>bişnev in ney çün hikâyet mîküned<br />
ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned</em><br />
dinle, bu ney neler hikâyet eder,<br />
ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>kördüğüm gibi</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/kordugum-gibi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/kordugum-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 21:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[doyamadım]]></category>

		<category><![CDATA[hayat bir sınav]]></category>

		<category><![CDATA[kader]]></category>

		<category><![CDATA[kördüğüm gibi]]></category>

		<category><![CDATA[necip fazıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Lise yıllarında arkadaşlar arasında bir moda vardı. Herkes eline aldığı bir ajandayı arkadaşına götürür yazdığı sorulara cevap vermesini isterdi. Biraz saçma sorular olurdu bunlarda. Mesela benim çok iyi hatırladığım bir soru: &#8220;Duygusal mısınız, gerçekçi mi?&#8221;. O zaman daha duygusallığın ya da gerçekçiliğin ne olduğunu bile tam olarak bilemediğimiz yıllardı. Kimliklerimiz yeni yeni oturuyordu zaten. Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lise yıllarında arkadaşlar arasında bir moda vardı. Herkes eline aldığı bir ajandayı arkadaşına götürür yazdığı sorulara cevap vermesini isterdi. Biraz saçma sorular olurdu bunlarda. Mesela benim çok iyi hatırladığım bir soru: &#8220;Duygusal mısınız, gerçekçi mi?&#8221;. O zaman daha duygusallığın ya da gerçekçiliğin ne olduğunu bile tam olarak bilemediğimiz yıllardı. Kimliklerimiz yeni yeni oturuyordu zaten. Hatta deftere yazı yazarken başlardık, &#8220;bana kalbin kadar beyaz sayfayı&#8230;&#8221; O zaman hiç de saçma gelmezdi bunlar değil mi? Kimbilir belki birçoğunuzun lise yıllarına ait birkaç ajandası bile vardır. Özellikle de kızların&#8230; Konuyu yine dağıtmakta üzerime yok değil mi? Şuraya gelmek istiyorum. Genellikle bu defterlerde saçma ama bir o kadar da anlamlı bir soru daha olur: &#8220;Şu an kendinizi bir kelime ile ifade etmek isteseniz bu hangi kelime olurdu ?&#8221;&#8230;</p>
<p>Bu soruya cevap verebilmek için şöyle durup kendinize bir bakmanız gerekiyor. Neyim ben, kimim, neyi yaşıyorum, nasıl yaşıyorum, ne olmak istiyorum, ne yolunda gidiyorum gibi bir sürü soru silsilesinden geçmeniz gerekiyor ki sahih sonuca ulaşabilesiniz. Şimdi düşünüyorum da böyle bir soruya şu an cevap vermek pek zor olmasa gerek. Sanırım böyle bir soruya<strong> &#8220;kördüğüm gibi&#8221;</strong> diye bir cevap verebilirdim.</p>
<p>Bir iki hafta evvel <a href="http://www.vaveyla.net/2008/08/07/kordugum-gibi.html" target="_blank">şurada </a>duyduğum bu kelime zihnime öylesine yer etmiş ki, attığım adımda, baktığım her yerde bu sözcüğü düşünüyorum. Onunla yatıp onunla kalkıyorum adeta. Nedir kördüğüm gibi olmak&#8230;</p>
<p>İnsan hayatı modellenirken belli bir rutinlik üzerine modellenmemiştir. Onlarca, belki de yüzlerce hayatı yaşama şeklimiz vardır. Belki de dünyadaki insan sayısı kadar hayatı yaşama şekli, duygu çeşidi vardır. Herkes belki aynı şeylere sevinebilir ancak bu sevinci yaşama oranı farklıdır. Ya da herkesin babası ölebilir, ancak onu hissetme oranı farklıdır. Ya da hissediş, duyuş şekli. Şimdi size en sevdiğiniz kişinin öldüğünü düşünün desem -Allah korusun- ve ardından hissettiklerinizi sorsam size bana neler söyleyebilirsiniz? On kişiye ve hatta yüz kişiye sorsam hepsinden farklı bir cevap alabilirim değil mi ? Demek ki yaşamı algılayış şeklimiz farklıdır hepimizin.</p>
<p>İşte ben de yaşadıklarını en derinden yaşayan birisiyim. Üzüntülerini de, sevinçlerini de en derinden yaşayan birisiyim. Belki bundan dolayı kayıplarım bir yıkım niteliğinde, kazançlarım da bir piyango niteliğinde. Belki ondan dolayı kaybettiğimde çok derinden üzülüyor, sevindiğimde ise çok içten seviniyorum. Bunu henüz ben de çözümlemiş değilim. Hep diyorum ya, ben de kendimi çözemedim henüz. Acaba diyorum bazen, kimlik bunalımı mı yaşıyorum ben, yoksa <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/icimden-gelen-her-seyi-yazdim/" target="_blank">şurada </a>dediğim gibi &#8220;büyüyor muyum?&#8221;.</p>
<p>Aslında böyle olmamayı istiyorum diyebilirim. Üzüntüler karşısında metanetli olabilmeyi, sevinçler karşısında ise olağan karşılamayı istiyorum. Hani bir hikaye vardır ya:</p>
<p>Çocuğun biri çok mutsuzdur. Hiçbir şeyden tat alamaz. Karşılaştığı en ufak sıkıntı, acı onu hüzünlendirir. O da bir bilgenin yanına gider. Derdini bilgeye bir bir anlatır. Bilge de çocuktan bir bardak su ve bir avuç tuz getirmesini ister. Çocuk suyu ve tuzu getirdiğinde, avucundaki tuzu bardağa boşaltmasını ister. Sonra da o bardaktaki suyu içmesini söyler. Çocuk suyu içtiği gibi geri tükürür. Bilge suyun tadını sorar çocuğa. Çocuk, su acı, tadı falan yok der. Sonra birlikte bir göle giderler. Bilge, çocuğa, bir avuç tuzu göle dökmesini söyler. Çocuk tuzu göle döker. Sonra bilge, gölden su içmesini söyler, çocuk da gölden su içer. Şimdi suyun tadı nasıl der bilge. Çocuk, ferahlatıcı, güzel der. İşte bilge bilgeliğini o anda konuşturur. Hayatın bizim için verdikleri karşısında gönlümüzü bir bardak su sanarsak hayat bize çekilmez, acı, ıstırab dolu gelir. Ancak bir bardak su değil de koca bir göl olursa gönlümüz, o acıdan, ıstırabdan bize ne değer?</p>
<p>Üzülecek bir şeyler ile karşılaştığımda bu hikayeyi düşünürüm hep. Neden hayatın bize sundukları karşısında gönlümüzü bir bardak su gibi görürüz ki? Belki tuzun dökülmesini engelleyemeyiz ama bardaktaki ya da göldeki su olmak bizim elimizde değil mi?</p>
<p>Kaderin iki türlü olduğuna inananlardanım. Birisi kendi yazabildiğimiz, kendimizin şekillendirdiği bir kader diğeri de Yaratıcımızın bizim için yazdığı bir kader. İkincisini siz de taktir edersiniz ki biz belirlemiyoruz. Yaratıcımız belirliyor ve biz ona tüm samimiyetimiz ile inanıyor ve yaşıyoruz. Nerede, hangi ailenin çocuğu olacağımız, kiminle evleneceğimiz ya da nerede öleceğimiz gibi bizim irademiz dışında gelişen olaylar Yaratıcının taktirindedir. Ancak geleceğimizi şekillendirmek ise bizim ellerimizde. Doktor olmayı ya da bir yazar olmayı biz seçmişizdir. Nerede, kiminle gezeceğimizi biz seçmişizdir. İşte bu sebeple yaşadığımızdan fazla gam, kasevet duymamak gerekir.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>gençlik geldi geçti bir günlük süstü,<br />
nefsim doyamamaktan dünyaya küstü&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/kordugum-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>içimden gelen her şeyi yazdım</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/icimden-gelen-her-seyi-yazdim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/icimden-gelen-her-seyi-yazdim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 00:32:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[büyümek]]></category>

		<category><![CDATA[dağ evi]]></category>

		<category><![CDATA[gunluk]]></category>

		<category><![CDATA[güven]]></category>

		<category><![CDATA[haleti ruhiye]]></category>

		<category><![CDATA[itiraf]]></category>

		<category><![CDATA[reçel]]></category>

		<category><![CDATA[suskun]]></category>

		<category><![CDATA[tereyağı]]></category>

		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>

		<category><![CDATA[vaveyla]]></category>

		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Aslında yazacaklarımı ve yazdıklarımı öykü formatında yazmayı istemişimdir hep. Söyleyeceklerim öyle sıradan, süssüz şeyler olmasın demişimdir. Hattâ hayatımın bir deminde daktilo kullanmışlığım bile vardır. Belki birkaç gün belki de birkaç ay. Ancak elim değmiştir o alete. Bilgisayar ile aramda henüz yeni yeni bir bağ oluşurken daktilonun o eşsiz &#8220;tık tık&#8221; sesinin insana ilham verdiğini ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında yazacaklarımı ve yazdıklarımı öykü formatında yazmayı istemişimdir hep. Söyleyeceklerim öyle sıradan, süssüz şeyler olmasın demişimdir. Hattâ hayatımın bir deminde daktilo kullanmışlığım bile vardır. Belki birkaç gün belki de birkaç ay. Ancak elim değmiştir o alete. Bilgisayar ile aramda henüz yeni yeni bir bağ oluşurken daktilonun o eşsiz &#8220;tık tık&#8221; sesinin insana ilham verdiğini ta o zaman keşfettim ben. Harflere bastıkça yazacaklarınızın ardı arkası kesilmiyor. Ve o an anlıyorsunuz büyük yazarların ne hissettiklerini, yazmanın ne hissettirdiğini.</p>
<p>Biz edebiyat teorisi dersinde bir yazma tekniği görmüştük. Tam olarak adını hatırlayamıyorum şu an. Hattâ Peyami Safa, Yalnızız romanında bunu sık sık kullanmıştı. Tamam hatırladım şimdi, &#8220;bilinç akışı tekniği&#8221;. Bu teknik ile yazar aklın a o an gelen her şeyi kâğıda geçiriyor. Sonradan düzeltme ihtiyacı falan da hissetmiyor. Genelde romanda karakter iç hesaplaşmaları bu şekilde yaşıyor. Yalnızız romanında da romanın esas karakterlerinden birisi olan ve romanda sık sık iç hesaplaşma yaşayan Meral&#8217;in konuşmalarında da bu taktiği kullanmış Safa. Eğer romanı pür dikkat okuyorsanız ve gerçekten hissediyorsanız, yazarın bu taktiği kullandığını hissedebiliyorsunuz. Zira roman karakteri sizinle konuşur gibi oluyor. Evet, uzunca bir edebiyat dersinin ardından kendime geçeyim yine. Zira bencilce de olsa burası benim günlüğüm değil mi? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ben yazı yazarken sanırım bu taktiği kullanmayı seviyorum. Cümlelerimi düzeltmeyi, anlatım bozukluklarını ve hattâ imlâ hatalarını dahi düzeltmeyi pek sevmiyorum. Çünkü yazdığım yazıdan bir şeyleri kötü diye sonradan çıkarmak istemiyorum. Samimiyetimi azalttığını düşünüyorum. Belki de bu yüzden hiç öykü yazmaya çalışmadım. Ya da yazmaya çalıştığımd bu öykü bir ya da en fazla iki paragrafın üzerine çıkamadı. Ancak bir edebiyatçı olarak ve yazar olmayı hayal eden birisi olarak bir öykü yazamamanın ıstırabını da yer yer duymuyor değilim. Neyse, ben de şimdilik içimdekileri yarı öykü, yarı deneme ve yarı hatırat türünden destek alarak anlatırım, ne yapayım.</p>
<p>Son günlerde büyüdüğümü hissediyorum. İçinizden belki eşek kadar oldun, daha ne büyümesi gibi düşünceler geçirenler olabilir, hak veriyorum. Ancak insan bazen bazı durumlarda büyüdüğünü gerçekten hissedebiliyor.</p>
<p>Büyümeyi anlamanın nasıl bir duygu olduğunu anlatmayacağım size. Zira bunu yaşamadan da anlamayacağınızı düşünüyorum. İnsan büyürken yalnız olduğunu hisseder. Kalabalıklar içerisinde yalnız. Aile içerisinde yalnız, arkadaş yanında yalnız. Bazen aynaya baktığı zaman dahi yalnız hisseder kendini. Karşılaştığı sorunlar, yaşadığı zorluklar onu büyümeye sevk etmiştir. Yaşının üzerindeki bir insanın kaldırabileceği sıkıntılarla hem de bir anda karşılaştığı zaman insan büyüdüğünü hissediyor. Hani bu rüyanızda birisi ağzınızı kapatır ama siz çığlık atarsınız. Hemen önünüzde anneniz ya da babanız durur, ama siz attığınız o çığlıkla sesinizi duyuramazsınız ya. Belki o duygulardan bir tanesidir büyümek. Çığlık atmak istersiniz, ancak atamazsınız. Bunun tezatını en iyi yaşayan dostlardan birisi sanırım <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Suskun</a>&#8216;dur. Her yazımda ona atıfta bulunmayı alışkanlık haline getirdim belki ancak onun yazılarını okuduğum zaman bağırmak isteyen ancak bağıramayan birisi olduğunu hissediyorum. Belki de ondan <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Vaveyla</a>&#8216;dır sitesinin adı değil mi ?</p>
<p>İnsan kalabalıklar içinde bir başına kaldığı zaman hayal ettiğini yaşamak istiyor. Bir dağ köyünde olmak, sabah uyandığında o oksijeni ciğerlerinin en ücra köşesine kadar çekmek istiyor. Sonra spor kıyafetlerini giyip koşu yolunda biraz koşmak, sonra eve gelip güzelce bir banyo yapıp şöyle tereyeğ-bal eşliğinde kahvaltı yapmak istiyor. Hem de o tahtadan evin, tahtadan balkonunda. Yanına da güzel bir bardak çay&#8230; Belki duygusal birisi olduğumdan yaşıtlarım gibi Antalya, ya da Bodrum gibi cıvıl cıvıl yerlerde tatil yapma özlemi duymuyorum hiç. Benim gezdiğim yerlerde, benim soluduğum yerlerde yapay hayatlar olmamalı. Her şey, ama her şey en safından olmalı. İnsanların size hizmetleri cebinizde para ile sınırlı kalmamalı. Belki insanlardan bu derece soğuduğumdan, onlara kolay kolay güvenemememden böyle konuşuyor olabilirim, ancak ne fark eder ki. Bu sonucu değiştirmiyor değil mi ?</p>
<p>Bazen artık büyümenin, duygusal değil güçlü olmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Ne olursa olsun üzücü şeyler karşısında güçlü olmalı ve &#8220;umursamamalısın&#8221; diyorum kendi kendime. Çoğu zaman da bunu başarıyorum. Ancak an geliyor ki ufak bir şey bile beni yerle bir etmeye yetiyor. Hemen o güçlü adam modundan çıkıp bir acizlik dönemi başlıyor. İnsan aciz olduğunda sokakta maç yapan çocuğun gözünde dahi o yardımı istiyor değil mi? İnsan acizken çöp kovasından yemek toplayan kedilere dahi bakıp ağlayabiliyor. Ya da insan acizken daha bir duyarlı oluyor. Daha bir etrafına bakıp algılıyor her şeyi&#8230;</p>
<p>Uzunca bir iç dökme merasimi geçirdik doğrusu değil mi? Bazen bu kadar karışık ve bu kadar her şeyi yazmayım diyorum kendi kendime. Açayım başka bir günlük, adım sanım bilinmesin, yazayım orada her şeyi diyorum. O zaman da yaptığım işe sadık kalmayacağımı düşünüyorum. Ne de olsa bu günlük ve ben de günlük tutuyorum değil mi? Adım, sanım belli. Hem diyorum madem yazar olmak istiyorum ve yazdıklarımın samimi olmasını istiyorum, herçekten hissettikleimi yazmak istiyorum, o zaman varsın kalbimden çıkıp, dilimden dökülen her şey kaydolsun bu günlükte&#8230;</p>
<p>Son olarak da sizlerle bir şarkıyı paylaşmak istiyorum. Podcast ya da buna benzer bir müzik dinletme eklentisi kuramadım henüz. Ancak adresi vereyim, siz indirin onu bir güzel dinleyin. Güzel bir keman taksimi diyelim. Beğeneceğinizden adım gibi eminim.</p>
<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/indir/keman.mp3">buyurun, buradan indirin</a></p>
<p style="text-align: right;"><strong>yalnız iki yoldaş uyanık,<br />
biri ben, biri de serseri kaldırımlar&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/icimden-gelen-her-seyi-yazdim/feed/</wfw:commentRss>
<enclosure url="http://www.kaanfakili.com.tr/indir/keman.mp3" length="3212730" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>anadilim.org yenileniyor</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/anadilimorg-yenileniyor/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/anadilimorg-yenileniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 13:42:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[anadilim]]></category>

		<category><![CDATA[anadilim.org]]></category>

		<category><![CDATA[css]]></category>

		<category><![CDATA[php]]></category>

		<category><![CDATA[programlama]]></category>

		<category><![CDATA[psd]]></category>

		<category><![CDATA[site yapım]]></category>

		<category><![CDATA[tasarım]]></category>

		<category><![CDATA[türk dili]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe gönüllüleri]]></category>

		<category><![CDATA[xhtml]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[İki seneyi aşkın bir zamandır yayın hayatına devam eden anadilim.org hakkında bazı yeni düşüncelerim var. Aslında bu siteyi iki üç ay evvel satışa çıkardığımı şurada duyurmuştum. Ancak benim belirlediğim fiyatı veren kişi çıkmadığından -ki çok şükür ki çıkmamış- anadilim&#8217;i satmaktan vazgeçtim. O zamanlar bahsettiğim sıkıntılarımı çözüme kavuşturduğum için şu an müsterihim. Bu sebeple 2 yıldır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki seneyi aşkın bir zamandır yayın hayatına devam eden <a href="http://www.anadilim.org" target="_blank">anadilim.org </a>hakkında bazı yeni düşüncelerim var. Aslında bu siteyi iki üç ay evvel satışa çıkardığımı <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/anadilimorgu-satiyorum/" target="_blank">şurada </a>duyurmuştum. Ancak benim belirlediğim fiyatı veren kişi çıkmadığından -ki çok şükür ki çıkmamış- anadilim&#8217;i satmaktan vazgeçtim. O zamanlar bahsettiğim sıkıntılarımı çözüme kavuşturduğum için şu an müsterihim. Bu sebeple 2 yıldır düzenli olarak yapmak istediğim şeyleri yapma çalışmasına girmiş durumdayım.</p>
<p>Evet, başlıkta da bahsettiğim gibi <a href="http://www.anadilim.org" target="_blank">anadilim</a>&#8216;i yenileme çalışmasına bugünden itibaren başlıyorum. Yenilenen sistemde 2 yıldır hayallerini kurduğum birçok özellik olacak. Bu özellikler ile gerek Türk dili üzerine araştırma yapanların ve gerekse de Türkçe gönüllülerinin bu sitede üzerinde uzunca bir süre vakit geçirmelerini sağlayacağım. Kafamdaki sistemi burada yazmanın pek doğru olacağını düşünmüyorum. Maalesef bizde proje üretmekten yoksun insanlar başkalarının projelerini hayata geçirip bu projeler üzerinden haksız rant sağlamaktadır. İşte bu üzücü sebeple ben projenin detaylarını burada sizlere aktarmayacağım. Yalnız şu kadarını söylemeliyim ki, siteye giren kişi kolay kolay siteden çıkamayacak.</p>
<p><a href="http://www.anadilim.org" target="_blank">Anadilim</a>&#8216;i yenileme çalışmalarımda bana destek olmak isteyen birçok farklı nitelikte destekçiye ihtiyacım olacaktır. Site yöneticilerini arka plânda tutuyorum şu anda. Daha evvel de bana e-posta ile ulaşan birçok yönetici adayı mevcut. Onların isimleri ve e-postaları hâlen bende kayıtlı. Site yapım aşaması bittiğinde hepsine tek tek ulaşacak ve gerekli bölümlere yetkilerini vereceğim. Onlarla birlikte hareket edeceğim. Ancak bu yeni yöneticilerin alınmayacağı anlamına gelmesin lütfen. <a href="http://www.anadilim.org" target="_blank">anadilim.org</a> &#8216;da yönetici olmak isteyen herkese kapımız açıktır. Zira bu bir gönüllü projesidir ve sadece Türk dili için hizmet vermektedir.</p>
<p>Yenileme çalışmasında en büyük sıkıntımız görsel tasarım konusundadır. Bizim için görsel bir tasarım hazırlayacak arkadaşlara ihtiyacımız var. Yaptıkları tasarımı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/XHTML" target="_blank">Xhtml </a>ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Stil_%C5%9Fablonlar%C4%B1" target="_blank">CSS </a>kodlama diline aktarmaları da tercih ettiğimiz bir husustur. Ancak Xhtml bilgisi yok ise yaptığı tasarım çalışmasının psd&#8217;sini bizlere yollayabilir ve biz başka gönüllü arkadaşların yardımı ile bu tasarımı Xhtml&#8217;ye aktarabiliriz. Neticede bu bir ekip işi. Sitenin php kodlama kısmı ise ben ve <a href="http://www.melihablak.com.tr" target="_blank">Melih </a>tarafından yapılacaktır. Bu konuda bir sıkıntımız yok çok şükür. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Şimdilik söylemek istediklerim bu kadar. Bizlere destek olmak isteyen herkesten <strong>bilgi@anadilim.org</strong> adresine e-posta göndermelerini bekliyoruz.  Ya da <a href="http://www.anadilim.org/Iletisim" target="_blank">şu sayfadaki iletişim formu</a> vasıtası ile bizlere ulaşabilirler. Ancak önceliğim e-posta yollamaları yönündedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/anadilimorg-yenileniyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>orhun abideleri ve fevkalade türk dili</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/orhun-abideleri-ve-fevkalade-turk-dili/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/orhun-abideleri-ve-fevkalade-turk-dili/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 21:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[
Lise yıllarında Türkçe dersinde hocalarımızın bize üzerine basa basa öğrettikleri Orhun Abideleri bildiğiniz gibi Türk Dilinin bilinen ilk yazılı kaynaklarıdır. Efendim, Türkler daha evvel de konuşuyorlardı, birbirleri ile sohbet ediyorlardı ancak bunu ilk defa Orhun Abideleri ile yazı haline getirdiler. İşte bu abideler/yazıtlar/kitabeler Türk Dilinin bilinen ilk yazılı kaynaklarıdır.
Aslında Orhun Abideleri kavramı zihnimizde lise yıllarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_426" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/orhun-1.jpg"><img class="size-medium wp-image-426" title="Orhun Abideleri" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/orhun-1-300x200.jpg" alt="Orhun Abideleri" width="300" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">Orhun Abideleri</p></div>
<p>Lise yıllarında Türkçe dersinde hocalarımızın bize üzerine basa basa öğrettikleri Orhun Abideleri bildiğiniz gibi Türk Dilinin bilinen ilk yazılı kaynaklarıdır. Efendim, Türkler daha evvel de konuşuyorlardı, birbirleri ile sohbet ediyorlardı ancak bunu ilk defa Orhun Abideleri ile yazı haline getirdiler. İşte bu abideler/yazıtlar/kitabeler Türk Dilinin bilinen ilk yazılı kaynaklarıdır.</p>
<p>Aslında <strong>Orhun Abideleri</strong> kavramı zihnimizde lise yıllarından beri var olan bir kavramdır. Peki <strong>Orhun Abideleri</strong> kavramı ile ne anlatılmak istenmektedir?</p>
<p>Eski Türkler yaptıkları işleri ve kendinden evvelki hakanın ya da büyüğünün yaptığı işleri bir taşa yazarlar. Bu taşlara bengü taşlar denir. Bengü, sonu olmayan, ebedî anlamındadır. Türklerde Köktürklerin ikinci döneminden kalma 10 kadar bengü taşı vardır. Bunlar; Çoyr, Hoytu Tamir, Ongin, Köl İç Çor, Altun Tamgan Tarkan, <strong>Tonyukuk, Kül Tigin, Bilge Kağan,</strong> İhe Nûr, Hangiday.</p>
<p>Bu yukarıda adını verdiğim bengü taşlar Orta Asya&#8217;nın çeşitli bölgelerinde dikilmişlerdir. İşte bunlardan Orhun Abideleri diye adlandırdığımız 3 bengü taşı, yani <strong>Tonyukuk</strong>, <strong>Kül Tigin</strong> ve <strong>Bilge Kağan</strong> taşları <strong>Orhun Irmağı</strong> kenarında bulunduğu için bunlara umumiyetle Orhun Abideleri denmektedir.</p>
<p>Şimdi gelelim bu 3 bengü taşını kimin, ne zaman diktiklerine. Tonyukuk Bengü taşı 725-726 yıllarında dikilmiştir. Bu bengü taşı bizzat Tonyukuk tarafından dikilmiştir. Bu taşta Türk milletinin Çin esaretinden nasıl kurtulduğunu, Köktürklerin diğer Türk boyları ile nasıl bir mücadeleye girdiklerini Tonyukuk etrafında gelişen hadiselerden yola çıkarak anlatır.</p>
<p>Kül Tigin bengü taşı, 732 yılında kardeşi Bilge Kağan tarafından dikilmiştir. Kül Tigin ve Bilge Kağan İlteriş Kağan&#8217;ın oğludur. İşte bu yazıt Türk dilinin daha o dönemde fevkalade bir dil olduğunun göstergesidir. Son olarak Bilge Kağan bengü taşının ne zaman dikildiğini söyleyip bu eserlerdeki dil özelliklerini ve üslup özelliklerini size aktaracağım. Bilge Kağan bengü taşı ise 735 yılında oğlu Tenri Kağan tarafından diktirilmiştir. Bu anıtın büyük bölümü Kül Tigin anıtındaki yazılar ile aynıdır.</p>
<p>Türk yazı dilini 8. yüzyılda yazıldığı bilinen Orhun Abideleri ile başlatmak aslına bakarsanız bir gaflet örneğidir. Zira Orhun Abidelerindeki gibi bir dilin oluşabilmesi için yaklaşık 5-10 asır gibi bir sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Bu da Türk yazı dilini asgari milata kadar götürür. Orhun Abidelerinde bir dil artık oluşumunu tamamlamış ve edebiyat yapılabilecek bir erginliğe ulaşmıştır. Söz dizimi ve kelime dağarcığı oturmuştur. Bu da yine değindiğim gibi kolay bir şey değildir.</p>
<p>Bu saydığım Orhun Abidelerinden Kül Tigin bengü taşı benim gönlümde ayrı bir yer tutmaktadır. Diğer taşlara oranla bu taşta büyük bir edebiyat yapılmıştır. Bunu Bilge Kağan&#8217;ın kendi sözleri ile size satır altı tercüme ile aktaracağım. Az evvel söylediğim gibi bu taşı Kül Tigin ölünce kardeşi Bilge Kağan diktirmiş ve metni bizzat kendisi yazdırmıştır. Kendi gönlünden geçenleri yazdırmıştır.</p>
<p><em>İnim Köl Tigin kergek boltı.</em><br />
Kardeşim Köl Tigin şahin olup uçtu (vefaat etti).</p>
<p><em>Özüm sakıntım.</em><br />
Ben düşünceye daldım.</p>
<p><em>Körür közüm körmez teg,</em><br />
Görür gözüm görmez gibi,</p>
<p><em>Bilir biligim bilmez teg boltı.</em><br />
Bilir aklım bilmez gibi oldu (delirecek gibi oldum).</p>
<p><em>Özüm sakıntım.</em><br />
Ben düşünceye daldım.</p>
<p><em>Öd Tenri yaşar;</em><br />
Zamanı (ebedî olarak) Tanrı yaşar;</p>
<p><em>Kişi oglı kop ölgeli törümiş</em><br />
İnsanoğlu hep ölmek için yaratılmış</p>
<p><em>Ança sakıntım.</em><br />
Böyle düşündüm.</p>
<p><em>Közde yaş kelser tıda.</em><br />
Gözden yaş gelse önleyerek,</p>
<p><em>Könülde sıgıt kelser yanturu sakıntım.</em><br />
Gönülden feryat gelse bastırarak düşünceye daldım.</p>
<p><em>Katıgdı sakıntım.</em><br />
İyice düşündüm.</p>
<p><em>İki şad ulayu iniygünüm,</em><br />
İki şad ve kardeşlerimin,</p>
<p><em>Oglanım, beglerim, bodunum,</em><br />
Oğullarım, beylerim ve milletimin,</p>
<p><em>Közi kaşı yablak boltaçı tip sakındım.</em><br />
Gözü kaşı perişan olacak diye düşündüm.</p>
<p>Şimdi siz söyleyin, böylesine fevkalade bir dilin oluşması kolay mıdır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/orhun-abideleri-ve-fevkalade-turk-dili/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>yeni temam ve eksiklikler</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/yeni-temam-ve-eksiklikler/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/yeni-temam-ve-eksiklikler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 20:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[arama]]></category>

		<category><![CDATA[arayuz]]></category>

		<category><![CDATA[cafer]]></category>

		<category><![CDATA[eburhan]]></category>

		<category><![CDATA[erhan]]></category>

		<category><![CDATA[güher]]></category>

		<category><![CDATA[kaan fakılı]]></category>

		<category><![CDATA[kördüğüm]]></category>

		<category><![CDATA[site inceleme]]></category>

		<category><![CDATA[suskun]]></category>

		<category><![CDATA[wordpress tema]]></category>

		<category><![CDATA[yakuter]]></category>

		<category><![CDATA[yeni tema]]></category>

		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[Aslında uzun bir süre önce şu yazıda Ankara&#8216;dan biraz uzaklaşmak istediğimi, biraz kafa dinlemek istediğimi söyleyerek sahalardan uzak kalacağımın sinyalini vermiştim. Birkaç günlüğüne Ankara&#8216;ya yakın bir ilde biraz gezdim, tozdum. Tebdil-i mekânda rahatlık vardır derler ya, aslında pek de öyle değilmiş, onu anladım. Tebdil ettirdiğiniz eğer bedeniniz ise sizde pek bir değişiklik vaki olmuyor. İllâ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında uzun bir süre önce <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/biraz-mola/" target="_blank">şu yazı</a>da <a title="ankara" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ankara" target="_blank">Ankara</a>&#8216;dan biraz uzaklaşmak istediğimi, biraz kafa dinlemek istediğimi söyleyerek sahalardan uzak kalacağımın sinyalini vermiştim. Birkaç günlüğüne <a title="ankara" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ankara" target="_blank">Ankara</a>&#8216;ya yakın bir ilde biraz gezdim, tozdum. Tebdil-i mekânda rahatlık vardır derler ya, aslında pek de öyle değilmiş, onu anladım. Tebdil ettirdiğiniz eğer bedeniniz ise sizde pek bir değişiklik vaki olmuyor. İllâ ki ruhunuzu tebdil ettirmelisiniz. Biz de onu becerebilecek olgunlukta olmadığımızdan yaptığımız tebdil biraz hüsranla sonuçlandı. Nitekim Ankara&#8217;ya geldikten sonra da kaçışım devam etti. Neyse, bu konuda ve aklıma şu an gelmeyen onlarca konuda ileriki günlerde bir şeyler yazacağım. Bu yazıda ise günlüğümün arayüzünü/temasını değiştirdiğimi bildirmek niyetindeyim ve aklımda olan eksiklikleri saymak istiyorum.</p>
<p>Yeni arayüzü yapma fikri epey bir süre evvel oluştu bende. Eski arayüz ile oynarken artık sıkıldığımı ve değişiklik yapmak istediğimi fark ettim. Önceki arayüz  grafik tabanlı bir arayüz olmadığı için üzerine işlediğim grafikler epey sırıtıyordu. Ben burada fazlayım ağabey, diyordu adeta. Ben de bir iki hafta gibi bir süre acaba ne yapayım diye düşünürken sağ olsun <a title="Site İnceleme" href="http://www.siteinceleme.com" target="_blank">Cafer</a>, bana bir arayüz tasarladı ve psd&#8217;sini verdi. Ben de daha evvel hiç psd&#8217;den <a title="wordpress" href="http://www.wordpress-tr.com" target="_blank">Wordpress</a>&#8216;e aktarım yapmadığım için epeyce zorlanacağımı biliyordum ve kolları sıvadım, çalışmalara başladım. Bu çalışmalara başlamadan evvel sağ olsun <a title="Erhan Yakut" href="http://www.yakuter.com" target="_blank">Erhan</a>, <a title="Hüseyin Mert" href="http://www.hmert.com" target="_blank">Hüseyin </a>ve <a title="Eburhan" href="http://www.eburhan.com" target="_blank">Eburhan</a>&#8216;dan birkaç tavsiye aldım, sordum soruşturdum. Bu psd&#8217;yi birkaç farklı temaya oturtmaya çalıştım ancak üst menüler beni deli etti ve bir türlü beceremedim. Ben de madem tema siteye uymuyor, siteyi temaya uydurayım dedim ve başladım benim psd&#8217;ye göre bir tema aramaya. Nihayetinde<strong> times ricer</strong>&#8216;den evvel kullandığım ve<strong> </strong><a title="eches" href="http://blog.eches.net/" target="_blank"><strong>Eches.Ne</strong>t</a> tarafından yapılan <strong><a title="o2" href="http://eches.net/test/" target="_blank">O2</a></strong> arayüzünü temel alarak yeni temamı oluşturdum. Bir hafta gibi bir sürede epey bir geliştirdim, bir yandan da <a title="css dersleri" href="http://mutasyon.net/dersoku.asp?id=56" target="_blank">CSS </a>öğrendim durdum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Nihayet bu uzun çalışmalar neticesinde şu anki temama kavuştum. Ancak temada birçok eksiklik var. Onlara da değineceğim. Bu temayı yaparken söylemeliyim ki en çok zorlandığım şey şu yazı tipi oldu. Bu temanın mevcut yazı tipi biraz ufak kalıyordu. Bir de <strong>times ricer</strong>&#8216;den dolayı büyük yazı karakterlerine alışkın olduğum için, küçük yazı tipleri gözüme pek kötü geldi. Neyse <strong>K2 </strong>arayüzünün yazı tipi hoşuma gidiyordu ancak o da ufaktı. Allem ettim, kallem ettim sonunda bu yazı tipinde karar kıldım. Şu an bile hatırlamıyorum hangi yazı tipinde olduğunu, ancak okuyucular eğer &#8220;değiştir, değiştir, değiştir&#8221; nidaları ile beynimin etciklerini kemirirse neden değiştirmeyim değil mi?</p>
<p>Temanın yorum kısmı şu an için beni pek tatmin etmiyor. <a title="Gravatar" href="http://www.gravatar.com" target="_blank">Gravatar </a>özelliği ekleyeceğim. Bir de yorumlara sıra numarası vereceğim ama beceremedim. <a title="css dersleri" href="http://mutasyon.net/dersoku.asp?id=56" target="_blank">CSS</a>&#8216;den dolayı olmadı, adım gibi biliyorum. İlk işlerim bu bölümler ile uğraşmak olacak, emin olabilirsiniz.</p>
<p>Siz de fark etmişsinizdir, henüz bir arama kutucuğu yok. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <a title="Site İnceleme" href="http://www.siteinceleme.com" target="_blank">Cafer</a>&#8216;in yaptığı arayüzde arama kutusu şu yukarıdaki <strong>rss </strong>ve <strong>rss nedir</strong> simgelerinin hemen üzerinde. Ancak biraz görsel olduğu için tam oturtamadım oraya. Bunu da mutlaka yapacağım, meret deli ediyor beni.</p>
<p>Son günlerin en gözde özelliği olan, hani şu milletin <strong>web 2.0</strong> yok 3.0 falan dedikleri şey olan <strong><a title="Twitter" href="http://www.twitter.com" target="_blank">Twitter</a></strong>&#8216;ı <a href="https://twitter.com/kaanfakili" target="_blank">ben</a> de kullanmaya karar verdim. Malûm <strong>times ricer</strong>&#8216;i kullanırken <strong>&#8220;mini post&#8221;</strong> eklentisi kullanıyordum ve yazdığım ufak şeyleri oradan paylaşıyordum. Şimdilik <strong>Twitter </strong>kullanmaya karar verdim bunun yerine, ileride ne kullanırım pek bilmiyorum. Şimdilik yeteceğini düşünüyorum.</p>
<p>Resimli bağlantı kutularının güzel olduğunu düşünüyorum, ancak pek kimseye bağlantı vermediğim için ihtiyaç duymuyorum şu an. Ancak ileride belki o da olacaktır.</p>
<p>Söylemeyi unuttum, birçok sabit sayfa hazırlamam gerekiyor. Mesela reklâm sayfası. Kısmetse biraz para kazanalım değil mi? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Bir de <strong>&#8220;rss nedir&#8221; </strong>sayfası, <strong>&#8220;projeler&#8221;</strong> sayfası falan yapmam gerekiyor. Yani anlayacağınız üzre biraz değişiklik istiyorum hayatımda ya hu. Çok şey mi istiyorum?</p>
<p><strong>Podcast </strong>tarzı bir şeyler kurup yazılarımı şarkılarla süslemek istiyorum. Ha bir de abimin fotoğraf makinesini kaçırabildiğim zamanlarda da biraz fotoğraf çekip, yazılarımı kendi çektiğim fotoğraflarla süslemek istiyorum. Bu konuda <a title="Evren Günlüğü" href="http://www.evrengunlugu.net/" target="_blank">Evren</a>&#8216;i tek geçerim, gerçekten başarılı işler çıkarıyor. Kıskanmıyor değilim onu. Başarılı birisi, bir edebiyatçı diye söylemiyorum, inanın. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ha bir de, naçizane daha evvel güzel şiir okuduğum söylenirdi. Okulda birkaç şiir dinletisinde görev almıştım. Elhamdülillah hepsini de başarı ile yerine getirdim. Şimdi, eğer kendime uygun bir program bulabilirsem, hani şu mikrofona bir şeyler söylerken, patlayan sesler çıkarmayan, hışırtılar çıkarmayan bir program, işte o zaman güzel fonlarla güzel şiirler okuyacağım inşallah. Okuyacağım ilk şiir de <a title="Necip Fazıl Kısakürek" href="http://www.necipfazil.com/" target="_blank">Necip üstad</a>ımın <a title="kaldırımlar" href="http://www.siirgen.org/siir/n/necip_fazil_kisakurek/kaldirimlar.htm" target="_blank">&#8220;Kaldırımlar&#8221;</a> şiir olacak, emin olun. Pek bir güzel geliyor bu ara kulağıma o şiir.</p>
<p>Yazacak o kadar çok şeyim var ki, inanın şimdi bunları böyle bir yazıda harcamak istemiyorum. Nasıl olsa yazacak çok vaktimiz olacak.</p>
<p>Bir şeyi öğrendim şu geçtiğimiz ay içerisinde. İnsan ne olursa olsun yaşamda kendisini dinç tutan o elektriği görmeli. Rabbimizin bizler için verdiğini görmeli ve her şeyi kendi lehine çevirmeli. Ne demişler: &#8220;<strong>Bizi öldürmeyen şey bizi güçlendirir.&#8221; </strong>değil mi? Yaradan yarattığı ile beraber, bunu hiç unutmayalım.</p>
<p>Son olarak da bizim gönül adamı <a href="http://www.vaveyla.net/2008/08/07/kordugum-gibi.html" target="_blank">Suskun</a>&#8216;un aktardığı ve <a href="http://soldurenkler.blogcu.com/kordugum_19049531.html" target="_blank">Güher</a>&#8216;in günlüğünde paylaştığı şu güzel kıssayı okumanızı istiyorum. Ne hissedeceğinizi merak ediyorum doğrusu.</p>
<blockquote><p>Hz. Aişe, Peygamberimizle (a.s.m.) yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini; ne kadar ve nasıl sevdiğini merak etmekteydi. Hz. Aişe bu düşüncesini Peygamberimizle (a.s.m.) konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun? “Peygamberimiz: Evet, ya Aişe, tabi seviyorum! dedi.” Hz. Aişe nasıl sevdiğini de merak ediyordu? Hemen sordu. “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı sevgili eşine: <strong>“Kördüğüm gibi“</strong>. Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe validemiz Peygamberimize sık sık sorardı: “Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne alemde?” Peygamberimiz, Hz. Aişe validemizi memnun eden cevabı verirdi her defasında: <strong>“ilk günkü gibi…</strong>“</p></blockquote>
<p>Yaratıcımız, hepimizi sevdiğimize bir kördüğüm gibi bağlasın, onu da bize&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/yeni-temam-ve-eksiklikler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>,</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/biraz-mola/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/biraz-mola/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 11:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[kafa dinleme]]></category>

		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Biraz kafa dinlemek, dertlerden uzaklaşmak için Ankara&#8217;dan kaçtım. Bir süre bir şeyler yazamayacağım. Döndüğüm zaman herşeyi anlatırım.
Selametle.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Biraz kafa dinlemek, dertlerden uzaklaşmak için Ankara&#8217;dan kaçtım. Bir süre bir şeyler yazamayacağım. Döndüğüm zaman herşeyi anlatırım.</strong></p>
<p><strong>Selametle.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/biraz-mola/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>bir rüyaya ağıt (requiem for a dream)</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 23:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<category><![CDATA[bir rüyaya ağıt]]></category>

		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[requiem for a dream]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[2000 yapımı Requiem for a Dream filmi imdb&#8216;de en iyi 250 film arasından 62. sırada yerini almış. Ben de buna istinaden güzel filmdir diyerek izleyeyim dedim. Basit bir senaryo ile güzel bir iş çıkarıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Pek bir olay da yok filmde, psikolojik bir film. Film Hubert Selby&#8217;nin romanından sinemaya aktarılmış.
Filmde benim kestirebildiğim iki ana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-404" style="border: 0pt none; margin: 10px; float: left;" title="requiem for a dream" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream-210x300.jpg" alt="requiem for a dream" width="210" height="300" /></a>2000 yapımı <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0180093/" target="_blank">Requiem for a Dream</a></strong> filmi <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank">imdb</a>&#8216;de en iyi 250 film arasından 62. sırada yerini almış. Ben de buna istinaden güzel filmdir diyerek izleyeyim dedim. Basit bir senaryo ile güzel bir iş çıkarıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Pek bir olay da yok filmde, psikolojik bir film. Film Hubert Selby&#8217;nin romanından sinemaya aktarılmış.</p>
<p>Filmde benim kestirebildiğim iki ana unsur var. Bu iki ana unsurun birbiri ile bağlantılı olduğunda insan hayatı için ne kadar tehlikeli olabileceği gösterilmek istenmiş. Bunlardan birisi <strong>&#8220;tutku&#8221; </strong>diğeri ise <strong>&#8220;bağımlılık&#8221;</strong>. Tutku kavramını az çok herkes tahmin edecektir. Ancak &#8220;bağımlılık&#8221; soyut anlamda düşündüğümüz bağımlılık değil, bir madde bağımlılığıdır. Yani uyuşturucu, hap gibi. Bu filmde de hap bağımlısı olan 4 kişinin tutkusu işlenmiştir. Filmdeki karakterlerden birisi genç oğlanın annesidir. Yaşlı bir kadındır ve yalnız yaşamaktadır. Kadının &#8220;tutku&#8221;su televizyonda yayınlanan bir yarışma programına katılmaktır. Bir gün kendisini işletmek isteyenler ona bir zarf içerisinde yarışmaya katılmak için form gönderirler. Kadın o anda eski ve en sevdiği bir elbiseyi üzerine giyer ve elbisenin olmadığını görür. İşte o anda zayıflaması gerektiğini düşünür. Birkaç arkadaşının tavsiyesi ile zayıflama ilacı almaya karar verir. Ve işte kadının bu bağımlılık yapan ilaçlardan alması ile hayatı kararmaya başlar.</p>
<p>Filmin ikinci karakteri üstteki paragrafta bahsettiğim kadının oğludur. Onun tutkusu da kız arkadaşı ile evlenmektir. Eroin kullanan genç eroin işine girer. İşleri bir süre iyi giderken yaşadığı bazı olaylardan dolayı batar ve onun da hayatı kararmaya başlar.</p>
<p>Filmin üçüncü karakteri üst paragrafta bahsettiğim gencin kız arkadaşıdır. Onun da hayali sevgilisi ile evlenmektir. Ancak o da eroin bağımlısı olduğu için ve kolay kolay eroin bulamadığı için yanlış yollarla eroin aramaya başlar ve onun hayatı da bu şekilde kararır.</p>
<p>Son karakter ise bu gençlerin zenci arkadaşlarıdır. Onun da arkadaşlarından pek bir farkı yoktur. O da sık sık annesini özlemesi ile dikkat çeker.</p>
<p>Filmin güzel bir özelliği, aynı kaderi yaşayan dört karakteri farklı farklı işlemiş olmasıdır. Ve hedeflerine uyuşturulmuş bir şekilde bağlanan bu dört kişinin saplantılarının ne kadar acı bir sonla işlendiğini göstermektedir.</p>
<p>Filmde dikkatimi çeken bir diğer şey ise filmin sonunda tüm karakterlerin aynı duruşu paylaşmalarıdır. Yani dört karakter de yatağa uzanmışlardır ve dizlerini göbeklerine çekerler, kafalarını da kollarının arasına alırlar. Tıpkı anne karnındaki bebeğin duruşu gibidir. Bu duruşu bir romanın sonunda bir yazar işlemişti. Bunu tam hatırlayamıyorum şu an. Ancak bu duruşun güvenilecek birisine duyulan ihtiyaçtan olduğunu hatırlıyorum.</p>
<p>Bu filmi bu kadar açık seçik anlatmamın nedeni aslında kurgusunun basit olmasıdır. İzlerken size de basit gelecektir. Ancak yaşanan olaylar ve çıkarılan sonuçlar hiç de sandığımız gibi basit değildir.</p>
<p>Ayrıca filmin müziği de çok güzel. Hani şu soundtrack dedikleri şey.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>add mitingleri başlamış</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/add-mitingleri-baslamis/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/add-mitingleri-baslamis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 12:05:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>

		<category><![CDATA[add]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçü düşünce derneği]]></category>

		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>

		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>

		<category><![CDATA[miting]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. &#8220;Atatürk ve Demokrasi Mitingi&#8221; adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında &#8220;Cumhuriyet&#8221; adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu <a title="ADD" href="http://www.add.org.tr/" target="_blank"><strong>Atatürkçü Düşünce Derneği</strong> <strong>(ADD)</strong> </a>hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor.<strong> &#8220;Atatürk ve Demokrasi Mitingi&#8221;</strong> adında miting <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9472622.asp?top=1" target="_blank">düzenlemişler</a>. En son geçen sene Nisan ayında <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/cumhuriyet" target="_blank">&#8220;Cumhuriyet&#8221;</a> adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. <strong>Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi?</strong> Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu &#8220;bir şeyi siyasete alet ediyorlar&#8221; diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye&#8217;de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin &#8220;Sahte Atatürkçü Düşünceniz&#8221;. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar <a title="ergenekon" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ergenekon" target="_blank"><strong>&#8220;ergenekon&#8221;</strong></a>u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu <a title="ADD" href="http://www.add.org.tr/" target="_blank">ADD </a>darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/add-mitingleri-baslamis/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>wall - e</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<category><![CDATA[animasyon]]></category>

		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>

		<category><![CDATA[wall e]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, Wall - E. Yine robot dünyasına ait bir animasyon.  Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, <a title="Waal E" href="http://www.imdb.com/title/tt0910970/" target="_blank"><strong>Wall - E</strong></a>. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>yazarken arınıyor musunuz?</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/yazarken-ariniyor-musunuz/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/yazarken-ariniyor-musunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2008 23:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[arınma]]></category>

		<category><![CDATA[can dündar]]></category>

		<category><![CDATA[catharsis]]></category>

		<category><![CDATA[dostoyevski]]></category>

		<category><![CDATA[peyami safa]]></category>

		<category><![CDATA[yalnızız]]></category>

		<category><![CDATA[yazma]]></category>

		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Yazı yazmanın insan ruhunu arındırdığını düşünenler için bir deneme, Catharsis kavramından hareketle yazmaya farklı bir bakış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıradan hayatıma tat vermek ve fazla kilolardan kurtulmak için akşam yürüyüşlerine başladım. Bİzim buradan çevre yoluna kadar 2 kilometre gidiyor, aynı yolu geri dönüyorum. Bir yandan da yediklerime dikkat ediyor ve gazlı içecekleri tüketmemekte direniyorum. Tabiî ki soda hariç. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bugünkü akşam yürüyüşümde insanın neden yazmaktan hoşlandığını, yazan için yazmanın ne demek olduğunu düşündüm. Sonra <a title="Can Dündar" href="http://www.candundar.com.tr/" target="_blank"><strong>Can Dündar</strong></a>&#8216;ın bir yazısından bir parça geldi aklıma;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Okumayı öğrendim.<br />
Kendime yazıyı öğrettim sonra&#8230;<br />
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti<br />
bana&#8230;</em></strong></p>
<p>Sonrası ise malûm, arka arkaya, hiçbirinin notunu alamayacağım, yazamayacağım ama düşünce dünyam için bilumum faydalı fikirler geldi aklıma. Acaba insan yazarken gerçekten kendini mi öğreniyordu? Yazmak ne ifade ediyordu insan için? Yoksa yazmak <strong><a title="Dostoyevski" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/Dostoyevski" target="_blank">Dostoyevski</a></strong>&#8216;nin hissettiği gibi bir <a title="catharsis" href="http://www.termbank.net/psychology/1354.html" target="_blank"><strong>&#8220;catharsis&#8221;</strong></a> miydi?</p>
<p>Her yazımda olduğu gibi kendimden hareketle cevaplar bulmaya çalıştım bu sorulara. Aslında insanın en iyi tanıdığı şey kendisidir. Ancak bir türlü kendini anlamak istemez. Sınırlarının, yapacaklarının farkında değildir insan. Kendini bir kalıba sokar ve o kalıbın içerisinde yaşar. Özeleştiri yapamaz ve haliyle de gelişemez. Hareketlerinin değerlendirmesini yapmaz ve bundan dolayı da yanlış dahi yapsa o ona doğru gelecektir. İnsan kendini tanıdığında, kendini tanımladığında mutlak doğruya her zaman ulaşacaktır. Her insan için bir doğru yaratmışsa yaratıcı, işte kendini tanıyan insan o doğruya ulaşacaktır.</p>
<p>Yazı yazmanın kendimi tanıma konusunda bana yardımcı olduğunu düşünüyorum. Belki siz yazdığım yazılarda ne gibi bir ruh halinde olduğumu tam kestiremiyorsunuz ancak ben beş ay önce yazdıklarımı dahi okurken o an neler hissederek yazdığımı anlayabiliyorum. Tıpkı bir şiirin en çok şairine anlamlı gelmesi gibi. Yazarken düşünüyorum ve ufkum gelişiyor. Yazdığım olaya birkaç farklı pencereden bakabilmeyi öğreniyorum. Yazdığım şeye eleştirel bir gözle bakabilmeyi öğreniyorum. Şüphesiz kendimi sınırlamadan yani geldiği gibi yazarken hissedip de söyleyemediğim, hattâ tanımlayamadığım şeyleri dahi yazabiliyorum. Kelimeler kifayetsiz kalmıyor. Özellikle de durmadan yazdığım yazılarda. Anlatım bozukluğu yapıyorum, imlâ hataları yapıyorum ancak gerçekten hissettiğimi yazıyorum. En içten yazılar, en çok hissedilen yazılar da zaten böyle yazılmıyor mu? Kaçınız <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/yalniziz-romaninin-tahlili-peyami-safa/" target="_blank"><strong>Peyami Safa</strong></a>&#8216;dan <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/yalniziz-romaninin-tahlili-peyami-safa/" target="_blank"><strong>&#8220;Yalnızız&#8221;</strong></a>ı okurken o karakterlerin iç hesaplaşmalarında bulduğunuz samimiyeti, başka kitapların sayfalarında bulamıyor?</p>
<p>Yazmak kendini öğrenmekten başka bir de <a title="catharsis" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/catharsis" target="_blank"><strong>&#8220;catharsis&#8221;</strong></a>tir benim için. Catharsis aslında psikoloji alanına ait bir terimdir. Ancak edebiyatta da mühim bir yeri vardır. Catharsis arınma demektir. Yazarken dertlerinden, hastalıklarından arınma, boşalmadır. Dünyanın en ünlü yazarlarından Dostoyevski, sara hastasıdır. Şüphesiz ona göre yazdıkları onun arınmasını sağlamıştır. Rahatlatmıştır kendisini. Kaçımız bir yazı yazdıktan sonra rahatlamayız ki? Bir kâğıdı kalemi olmayanın her zaman bir psikoloğa ihtiyacı vardır bence. Kâğıt ve kalem bizim en iyi dostumuz olmalıdır. Günlüklerimiz yani. İçimizden ne geçiyorsa yazmalıyız. Arınmalıyız.</p>
<p>Son olarak da, bugüne kadar hiç günlük tutmadım ben. Öyle beyaz sayfaları açıp da yazı yazmadım. Yazma girişimim olmadı değil, oldu. Ancak hep başarısızlıkla sonuçlandı. Kısmet beyaz sayfalara değil ama beyaz ekranlara yazmakmış desenize. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/yazarken-ariniyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>istanbul&#8217;da sonbahar</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/istanbulda-sonbahar/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/istanbulda-sonbahar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2008 11:41:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[istanbulda sonbahar]]></category>

		<category><![CDATA[mevsim rüzgarları]]></category>

		<category><![CDATA[şarkı sözü]]></category>

		<category><![CDATA[teoman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[Teoman'dan İstanbul'da sonbahar şarkısının sözleri ve şarkıya dair güzel yorumlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/istanbulda-sonbahar.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-398 aligncenter" title="istanbulda-sonbahar" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/istanbulda-sonbahar-300x225.jpg" alt="istanbulda-sonbahar" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: right;"><em>Mevsim rüzgarları ne zaman eserse<br />
O zaman hatırlarım<br />
Çocukluk rüyalarım, şeytan uçurtmalarım</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Öper beni annem yanaklarımdan<br />
Güzel bir rüyada<br />
Sanki sevdiklerim hayattalarken hala</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Akşama doğru azalırsa yağmur<br />
Kız kulesi ve adalar<br />
Ah burda olsan<br />
Çok güzel hala İstanbul&#8217;da sonbahar</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Her zaman kolay değil sevmeden sevişmek<br />
Tanımak bir vücudu<br />
Yavaşça öğrenmek, alışmak ve kaybetmek</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış<br />
Biraz kilo almış<br />
Ağlamış yine, rimelleri akıyor</em></p>
<p>Sanırım İstanbul&#8217;da yaşamadan İstanbul&#8217;u hissettirecek en güzel şarkılardan bir tanesidir. Ya da İstanbul&#8217;da olmadan bir İstanbullunun duygularını hissettirecek bir şarkı. Her dinlediğimde mest oluyorum. Hele bir de ruh hâlim o parçayı dinlemeye yatkınsa.</p>
<p>Hani böyle hamağa uzanırsınız, gözlerinizi kapatırsınız ve sadece sessizliğin sesini dinlersiniz ya, işte tam o anda bir şarkı çalar ve sizi oradan alır bir yerlere götürür&#8230; Belki şu an hamakta değil, koltuğumdayım, etrafımda inanılmaz gürültü var. Ancak o hamaktakinin ne hissettiğini anlayabiliyorum şu an&#8230;</p>
<p>Sadece şarkıyı düşünün, ama sadece şarkıyı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/istanbulda-sonbahar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>stresli olmayı sevmiyorum</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/stresli-olmayi-sevmiyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/stresli-olmayi-sevmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2008 00:06:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>

		<category><![CDATA[gamsızlık]]></category>

		<category><![CDATA[gönül rahatlığı]]></category>

		<category><![CDATA[sabretmek]]></category>

		<category><![CDATA[stres]]></category>

		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde &#8220;gamsız&#8221; kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız &#8220;gamsız&#8221; kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de &#8220;gönlü rahat&#8221; ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde <strong>&#8220;gamsız&#8221;</strong> kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız <strong>&#8220;gamsız&#8221; </strong>kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de <strong>&#8220;gönlü rahat&#8221; </strong>ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor. <strong>Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/stresli-olmayi-sevmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>atatürk&#8217;ü sevmek neredeyse suçmuş</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ataturku-sevmek-neredeyse-sucmus/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ataturku-sevmek-neredeyse-sucmus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 19:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>

		<category><![CDATA[atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[atatürkçülük]]></category>

		<category><![CDATA[baykal]]></category>

		<category><![CDATA[chp]]></category>

		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>

		<category><![CDATA[tahrik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[CHP lideri Deniz Baykal, Karaburun&#8216;da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. Demiş ki, &#8220;Atatürk&#8216;ü sevmek neredeyse suç.&#8221; Efendim bu ülkede yıllardır Atatürk&#8216;ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP lideri Deniz Baykal</strong>, <a title="Karaburun" href="http://www.karaburun.bel.tr/" target="_blank"><strong>Karaburun</strong></a>&#8216;da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/452767.asp" target="_blank">Demiş ki</a>, &#8220;<a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/" target="_blank">Atatürk</a>&#8216;ü sevmek neredeyse suç.&#8221; Efendim bu ülkede yıllardır <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ataturk" target="_blank">Atatürk</a>&#8216;ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk&#8217;ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk&#8217;ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk&#8217;ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk&#8217;ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle <strong>&#8220;masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk&#8217;ü seven&#8221;</strong> benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk&#8217;ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple<a title="Atatürkçülük" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ataturkculuk" target="_blank"> Atatürkçü</a>yüm diyen adamdan korkarım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ataturku-sevmek-neredeyse-sucmus/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>google&#8217;dan gelenlere cevaplar 1</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/googledan-gelenlere-cevaplar-1/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/googledan-gelenlere-cevaplar-1/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 22:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[2008 kpss]]></category>

		<category><![CDATA[2008 öss]]></category>

		<category><![CDATA[arama motoru]]></category>

		<category><![CDATA[aşk sözleri]]></category>

		<category><![CDATA[bbg]]></category>

		<category><![CDATA[bbg kaan]]></category>

		<category><![CDATA[biri bizi gözetliyor]]></category>

		<category><![CDATA[blog]]></category>

		<category><![CDATA[blog nedir]]></category>

		<category><![CDATA[blog yazarlığı]]></category>

		<category><![CDATA[bozok]]></category>

		<category><![CDATA[bozok kelimesinin kökeni]]></category>

		<category><![CDATA[bozoklar]]></category>

		<category><![CDATA[google]]></category>

		<category><![CDATA[google analytics]]></category>

		<category><![CDATA[güzel bir söz]]></category>

		<category><![CDATA[kaan]]></category>

		<category><![CDATA[kpss]]></category>

		<category><![CDATA[oğuzlar]]></category>

		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>

		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<category><![CDATA[tdk]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<category><![CDATA[üçoklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[Google arama motorundan kaanfakili.com.tr'ye en çok hangi kelimeler aranarak gelmiş bu yazıda onun analizini yaptım. Ziyaretçilerime "nedir" ile başlayan soruların cevaplarını vermeye çalıştım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı için ne tür bir başlık uygun olur diye uzun uzun düşündüm, ancak bulduğum başlıklar hep uzun olanlardı. Kısaca ifade etmek gerekirse, bu yazıda birkaç aylık bir zaman dilimi içerisinde <strong><a title="Google Arama Motoru" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google</a></strong>&#8216;dan, ani dünyanın en ünlü ve <a title="Kaliteli Arama Motoru" href="http://www.google.com.tr" target="_blank"><strong>kaliteli arama motoru</strong></a>ndan, siteme gelen ziyaretçilerin, hangi anahtar kelimeleri kullanarak geldiklerinin analizini çıkardım ve genelde soru soranlara bu başlık altında cevap vermek istedim. Böyle bir harekete girişmemin nedeni, bugün <a title="Google Analytics" href="http://www.google.com/analytics/" target="_blank"><strong>Google Analytics</strong></a>&#8216;i incelerken, bazı ziyaretçilerin sitemin içeriğinde olmayan ama içerikle alâkalı bir şeyler aratıp gelmelerini görmem idi. Mesela, <strong>&#8220;bozok kelimesinin kökeni nedir?&#8221;</strong> diye sorgulatıp gelmiş bir arkadaş. Ancak benim günlükte köken tahlilleri yani etimolojik tahliller olsa da &#8220;<strong>bozok</strong>&#8221; kelimesinin tahlili yok.Netice itibariyle amacım ziyaretçileri memnun etmek. Hadi bakalım, bismillah. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Bozok Kelimesinin Kökeni Nedir?</strong></p>
<p>Şüphesiz &#8220;bozok&#8221; kelimesinin nereden geldiğini her Türk az çok bilecektir. <strong>&#8220;Bozoklar&#8221;</strong> <a title="oğuzlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/O%C4%9Fuzlar" target="_blank">Oğuzlar</a>ın ana iki kolundan bir tanesidir. Diğer kolu ise üçoklardır. Oğuz boylarının tarihi şeması:</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://resim.bilgicik.com/24-oguz-boyu.gif" alt="resim, bilgicik.com 'dan alıntıdır." width="480" height="225" /></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>&#8220;Bozok&#8221;</strong> kelimesinin etimolojik kökenine gelirsek; <strong>&#8220;boz&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;ok&#8221; </strong>kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiğini düşünebiliriz. <strong>&#8220;boz&#8221;</strong> kelimesi, <a href="http://www.tdk.org.tr" target="_blank">TDK</a>&#8216;nin <a href="http://tdk.org.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&amp;Kelime=boz" target="_blank">sözlüğünde </a>birkaç anlamıyla yer almaktadır. Benim en çok dikkatimi çeken anlamı ise, <strong>&#8220;açılmamış, sürülmemiş toprak&#8221;</strong> anlamıdır. Muhtemelen <strong>&#8220;bozok&#8221;</strong> koluna <strong>&#8220;Dış Oğuzlar&#8221; </strong>denmesinin nedeni de budur. Ayrıca <strong>Bozoklar</strong>, <strong>Oğuzların </strong>sağ koludur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>2008 ÖSS Kolay mıydı?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Vallahi, bunu birçok arkadaş aramış. Ancak <a title="Öss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank">ÖSS</a>&#8216;ye girmediğim için ve <a title="Öss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank">ÖSS </a>düzeyini birkaç yaş geçtiğim için tam olarak yardımcı olamayacağım sana. Ancak<a title="2008 ÖSS" href="http://www.kaanfakili.com.tr/2008-oss-sorulari-ve-cevaplari/" target="_blank"> şu sayfada</a>, <a title="Öss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank">ÖSS </a>hakkında yapılmış 200&#8242;e yakın yorum var. Oradan incelediğim kadarıyla bu seneki <a title="Öss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank">ÖSS </a>zordu. Yani puanlar düşebilir, ayı çıkabilir. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <span id="more-393"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>BBG Kaan&#8217;ın Sitesi<br />
</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yıllar önce televizyon kanallarında izlenme rekorları kıran ve bize de akşamları başka program izletmeyen <strong>gözetleme, dikizleme, evlendirme, eşini seç çoluk çocuğa</strong> karış gibi saçma programların başını çeken <a title="BBG" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/bbg" target="_blank"><strong>BBG </strong></a>yani <strong><a title="Biri Bizi Gözetliyor" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/biri-bizi-gozetliyor" target="_blank">Biri Bizi Gözetliyor</a></strong> programının yakışıklı ve dansçı genciydi <strong><a title="bbg kaan" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bbg+kaan&amp;nr=y&amp;pt=07+kaan" target="_blank">BBG Kaan</a></strong>. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ adının unutulmaması ne güzel değil mi? Ama o Kaan ben değilim yanlış anlamayın. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left;"><strong>Güzel Bir Söz</strong></p>
<p style="text-align: left;">Tam olarak arkadaşın neyi kastettiğini anlamadım. Sanırım kız arkadaşına falan cep telefonundan kısa mesaj yollayacak ve yazmak için bir şeyler arıyor. Zamanında arkadaşlarım benim şiirlerimden çalar kız arkadaşlarına yollarlardı. O zamanlar cep telefonunun ilk çıktığı zamanlardı. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Ama benden sana tavsiye bak şu güzelve klasik dörtlüğü yolla. Her kız sana tav olacaktır. Tabiî okuma bilmiyorsa. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left;"><strong>S</strong>eviyorum ama kimi<br />
<strong>E</strong>n tatlı birisini<br />
<strong>N</strong>asıl anlatayım sana<br />
<strong>İ</strong>lk harflerine baksana</p>
<p><strong>2008 kpss soru ve cevapları &#8220;kaan fakılı&#8221; kpss yorumları</strong></p>
<p>Bu kadar fanatiğimin olduğunu gerçekten bilmiyordum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Hem de bu şekilde arayıp gelenlerin sayısı az değil. Benim <a title="KPSS Yorumları" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kpss" target="_blank"><strong>KPSS </strong></a>hakkındaki yorumlarımı gerçekten önemseyen arkadaşlar varmış. Ne diyelim, <a title="2008 KPSS" href="http://www.kaanfakili.com.tr/2008-kpss-soru-ve-cevaplari/" target="_blank">şu sayfada</a>ki <a title="Kpss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kpss" target="_blank"><strong>KPSS</strong></a> yorumlarının arasında benim de <strong>2008 KPSS</strong> ile ilgili naçizane yorumlarım var.</p>
<p><strong>2008 öss çok zordu</strong></p>
<p>Bu arkadaş da sanırım içini dökmek isteyenlerden bir tanesi. Ya da şu <a title="2008 ÖSS" href="http://www.kaanfakili.com.tr/2008-oss-sorulari-ve-cevaplari/" target="_blank"><strong>2008 ÖSS</strong> yazıma</a> küfür yazan arkadaşlardan bir tanesi. Hani <a title="ÖSYM" href="http://www.osym.gov.tr" target="_blank"><strong>ÖSYM</strong></a>&#8216;ye küfredenlerden. Ama gerçekten arkadaşlar <a title="2008 ÖSS" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank"><strong>ÖSS </strong></a>bu sene zormuş. Allah hepinizin yardımcısı olsun. Ciddi çalışma ile yapılmayacak bir sınav değil. Çünkü gerçekten üniversiteyi bitirince sınavın ve sınavların ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Hayatınızın tek gerçeği <strong><a title="Öss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/oss" target="_blank">ÖSS</a></strong> değil.</p>
<p><strong>blog yazarlığı nedir</strong></p>
<p>Son günlerde bizim birilerine gırtlak patlatarak anlatmaya çalıştığımız şey işte tam da buydu. İnsanlar <a title="blog" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/blog" target="_blank"><strong>&#8220;blog&#8221;</strong></a> kelimesinin ve <strong><a title="blog yazarlığı" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/blog-yazarligi" target="_blank">&#8220;blog yazarlığı&#8221;</a></strong> ifadesinin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Yeni duyan birisi için <a title="blog" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/blog" target="_blank"><strong>&#8220;blog&#8221;</strong></a> kelimesi bir şey ifade etmiyor. Çağrışım yapmıyor. Bu nedenle bu kelime henüz yaygınlaşmamışken bu kelimenin yerine <a title="Türkçe" href="http://www.anadilim.org" target="_blank">Türkçe </a>bir kelime <a href="http://turkce.anadilim.org/blog-kelimesi-yerine-ne-diyelim/" target="_blank"><strong>türetmek ve onu kullanmak </strong></a>bu anlam karmaşasını giderecektir.</p>
<p>Şimdilik bu kadar aranan kelimeye yer veriyorum. Malûm yazı uzun olursa pek kimse okumaz. Ancak ara ara bu şekilde aramalara yer vermek istiyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/googledan-gelenlere-cevaplar-1/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>eşeğe ters binen nasreddin hoca google semâlarında</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/esege-ters-binen-nasreddin-hoca-google-semalarinda/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/esege-ters-binen-nasreddin-hoca-google-semalarinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 01:05:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>

		<category><![CDATA[google]]></category>

		<category><![CDATA[google logosu]]></category>

		<category><![CDATA[hoca]]></category>

		<category><![CDATA[kaşgarlı mahmud yılı]]></category>

		<category><![CDATA[mevlana]]></category>

		<category><![CDATA[mevlana yılı]]></category>

		<category><![CDATA[nasreddin hoca]]></category>

		<category><![CDATA[nasrettin]]></category>

		<category><![CDATA[nasrettin hoca]]></category>

		<category><![CDATA[unesco]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Google, Nasreddin Hoca yılı ilan edilen 2008 yılına özel logosunu bugün yayınladı. Logoda eşeğine ters binen Nasreddin Hoca var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="alignnone aligncenter" src="http://www.google.com.tr/logos/nasreddinhodja08.gif" alt="Uluslararası Nasreddin Hoca Festivali" /></p>
<p><strong><a title="Google" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google</a></strong>, önemli günlerde <strong>logo </strong>değiştirme işini çok ciddiye aldı ve güzel işler çıkarmaya başladı. En son birkaç gün evvel logosunu <strong><a href="http://www.google.com.tr/search?q=k%C4%B1rkp%C4%B1nar&amp;ie=utf-8&amp;oe=utf-8&amp;aq=t&amp;rls=org.mozilla:tr:official&amp;client=firefox-a">&#8220;Kırkpınar&#8221;</a></strong>a atıfta bulunarak yapan <strong><a title="Google" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google</a></strong>, bu sefer de <strong><a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.google.com.tr/search?q=Nasreddin+Hoca&amp;hl=tr" target="_blank">Nasreddin Hoca</a></strong>&#8216;yı logosuna aldı. Biliyorsunuz <strong><a title="Türk" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turk" target="_blank">Türk </a></strong>tarihinin önemli isimleri sık sık <a title="Unesco" href="http://www.unesco.org" target="_blank">UNESCO </a>tarafından içinde bulunduğumuz yıllara adanıyor. Geçen sene yani 2007 yılı, <strong><a title="Mevlânâ" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/" target="_blank">Mevlânâ</a></strong>nın 800. doğum yıldönümü nedeniyle<strong><a title="Mevlânâ Yılı" href="http://www.mevlanayili.gov.tr/" target="_blank"> &#8220;Mevlânâ Yılı&#8221;</a> </strong>ilân edilmişti. Kezâ bu sene de <strong><a title="Kaşgarlı Mahmud Yılı" href="http://www.kaanfakili.com.tr/2008-kasgarli-mahmud-yili/" target="_blank">&#8220;Kaşgarlı Mahmud Yılı&#8221;</a></strong> ilan edildi. Sanırım bir yılı tek bir kişiye harcamak istemiyorlar ki, bir de <a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasreddin-hoca" target="_blank">Nasreddin Hoca</a> yılı çıkarmışlar. Ancak ben bu konuda herhangi bir kaynağa rastlamadım. Google&#8217;ın logosunun alternatif yazısında ise <strong>&#8220;Uluslararası Nasreddin Hoca Festivali&#8221;</strong> yazıyor. Artık ne anlama geliyor bilemem.</p>
<p>Beni sevindiren bir diğer güzel şey ise <strong><a title="Google" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google</a></strong>&#8216;ın hocanın adını doğru yazması. Birçok <strong><a title="Türk" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turk" target="_blank">Türk </a></strong>bile Hocanın adını <strong><a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasreddin-hoca" target="_blank">&#8220;Nasrettin Hoca&#8221;</a></strong> ile yazabiliyorken, <strong><a title="Google" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google</a></strong>, orijinaline sadık kalarak <strong><a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasreddin-hoca" target="_blank">&#8220;Nasreddin Hoca&#8221;</a></strong> şeklinde yazmış, <strong><a title="nasrettin hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasrettin-hoca">&#8220;Nasrettin Hoca&#8221;</a> </strong>şeklinde değil. Ne diyelim eşeğe ters binen hoca, <strong><a title="Google" href="http://www.google.com.tr" target="_blank">Google </a></strong>semâlarında şu an&#8230;</p>
<p><strong><a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasreddin-hoca" target="_blank">Nasreddin Hoca</a></strong>, <strong><a title="Türk" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turk" target="_blank">Türk </a></strong>kültürünün vazgeçilmez simâlarından birisi. Kıvrak zekâsı ve nüktedân kişiliği ile sadece devrinin mühim kişilerinden değil, ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen bizim de gönlümüzde taht kurmuş birisidir. Çocukluğumuz onun o kıvrak zekâsını ve güldürürken düşündüren hikâyelerini, fıkralarını dinleyerek geçmiştir.  <strong><a title="Nasreddin Hoca" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nasreddin-hoca" target="_blank">Nasreddin Hoca</a></strong>yı bizde, bizim zihnimizde var kılan belli başlı diyaloglar ve parçalar vardır:</p>
<ul>
<li>Parayı veren düdüğü çalar</li>
<li>Kazan doğurdu</li>
<li>Bindiği dalı kesmek</li>
<li>Ama tavuk sizin eve gidiyor hoca</li>
<li>Sen de haklısın hanım</li>
<li>Göle maya çalan adam</li>
</ul>
<p>ve dahası&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/esege-ters-binen-nasreddin-hoca-google-semalarinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Schindler&#8217;s List - Schindler&#8217;in Listesi</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 02:43:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>

		<category><![CDATA[Almanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Nazi Kampları]]></category>

		<category><![CDATA[Naziler]]></category>

		<category><![CDATA[Oskar Schindler]]></category>

		<category><![CDATA[Schindler]]></category>

		<category><![CDATA[Schindler'in Listesi]]></category>

		<category><![CDATA[Schindler's List]]></category>

		<category><![CDATA[Yahudiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=389</guid>
		<description><![CDATA[1993, Steven Spielberg yapımı olan Schindler's List filmi, 6 milyondan fazla Yahudinin Naziler tarafından öldürülmesini ve binden fazlasının ise Oskar Schindler tarafından nasıl kurtarıldığını anlatmakdatır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://i65.photobucket.com/albums/h228/21977/Schindlers20List20front.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-390" style="border: 0pt none; margin: 10px; float: left;" title="Schindlers List" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/schindlers-list-208x300.jpg" alt="Schindlers List" width="208" height="300" /></a>Böylesine güzel bir filmin adını <a title="Türkçe" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turkce" target="_blank">Türkçe</a>ye çevirme işini bana bıraksalar emin olun daha çarpıcı ve güzel bir isim bulabilirdim. Zira şu anki isim bana pek bir şey çağrıştırmıyor. Çağrıştırmamanın yanında muhtevasını öze dökmekte inanın başarılı olamıyor.</p>
<p>Son günlerde kendimi sinemaya adadığımı ve her güne bir film izleme projemi daha önce de <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/pulp-fiction-ucuz-roman/" target="_blank">söylemiştim</a>. Balıkçının ağından bugün adını söylemekte ve yazmakta epey zorlandığım  <a title="Schindler's List" href="http://www.imdb.com/title/tt0108052/" target="_blank"><strong>&#8220;Schindler&#8217;s List&#8221;</strong></a> filmi çıktı. Genelde uzun ve siyah beyaz filmleri izlemeyi sevmem ama bu filmi seyretmekte sebat kıldım ve sonuna kadar dayandım.</p>
<p>Bir <a title="Steven Spielberg" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Steven_Spielberg" target="_blank"><strong>Steven Spielberg </strong></a>yapımı olan film 1993 yılında çekilmiş. Filmin konusu; <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0kinci_D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1" target="_blank"><strong>2. Dünya Savaşı</strong></a> sırasında <strong>Nazi askerleri</strong>nin <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>ler&#8217;i, toplama kamplarında toplayıp katletmeleri ve<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Oskar_Schindler" target="_blank"><strong> Oskar Schindler</strong></a> adında bir <a title="Alman" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/alman" target="_blank"><strong>Alman </strong></a>işadamının bu <a title="Yahudi" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>lerden bin kadarını kurtarması işlenmektedir.</p>
<p>Aslında filmin konusu sık sık rastladığımız ve Nazileri kötüleyen <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/amerikan" target="_blank"><strong>Amerikan </strong></a>yapımı filmlerin konusundan pek de farksız değil. Yaşanan aşağılanmalar, dövülmeler, küfredilmeler, acılar, yakılmalar, ölümler, silahlar gibi her şey klasik bir <strong>Nazi </strong>filmi. Ancak bu filmi diğer filmlerden ayıran en önemli özelliği bir Alman işadamının başarılı girişimleri ve insancıl duyguları ile binden fazla Yahudi&#8217;nin hayatta kalmasını sağlamasıdır. Tabiî onların hayatta kalmasını nasıl sağladığı ise bambaşka bir özellik.  Filmin asıl teması da bu zaten.</p>
<p>Filmin içeriğini detaylı anlatmayı pek istemiyorum. Sizin de benim gibi filmi görmeniz ve ondan tat almanızı istiyorum. Bu yüzden sadece filmi izlerken hissettiklerimi anlatsam yeterli olacaktır.<span id="more-389"></span></p>
<p>Filme önyargı ile başladığımı söyleyebilirim. Genellikle Nazi filmlerinde Naziler Yahudilere işkence yaparlar, onları gaz odalarına tıkarlar ve öldürürler. Daha sonra da fabrikalarda küllerini yakarlar. <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>lerse dünyanın sanki en masum milleti gibi bu filmle birlikte kendilerini en masum millet ilân ederler. Filmin bana bir Yahudi sempatisi kazandırdığını söyleyemem. Hem de bunu kesinlikle inkâr edebilirim. Çünkü daha evvel izlediğim &#8220;Piyanist&#8221; ve &#8220;Hayat Güzeldir&#8221; gibi Nazi-Yahudi filmlerinde de aynı temayı işlemişlerdi ve ben aynı duyguları hissetmeme rağmen hiçbirisinde bir Yahudi sempatisi duymamıştım.</p>
<p><strong>Filmi izlerken orada yaşayan Yahudilerin yerine kendinizi koymanızı istiyorum. Evet evet, sizden sadece bunu istiyorum. Orada ellerinden çocuğu alınan bir kadının siz olduğunu düşünmenizi istiyorum. Ya da sevgilinizden veya karınızdan kopartılıp farklı trenlerde ölüme götürüldüğünüzü düşünmenizi istiyorum. Sizi dezenfekte etmek için bir barakaya sokup, üzerinizi kilitleyip ve ışıkları da kapatıp su yerine size gaz verdiklerinizi düşünmenizi istiyorum. Ve o borulardan bir anda olsa gaz değil de su geldiğini gördüğünüzde suyun sizin hayatınızda ne kadar önemli bir nesne olduğunu düşünmenizi istiyorum. Trenlerde yolculuk yaparken trenin açık kalan penceresinden sarkan buz kütlesini kırıp ve bu kütleyi bir demir kapta eritip 15-20 kişi ile paylaştığınızı düşünmenizi istiyorum&#8230; Sadece bunları düşünün, bana hak vereceğinize eminim. </strong></p>
<p>Film bittiğinde şöyle bir düşündüm de, acaba Türk toplumunun bir parçası değil de adı böylesine kanlı olaylarla tarihe geçen Alman toplumunun bir parçası olsaydım, Alman olduğum için bu kadar sevinebilecek miydim diye düşünüyorum. İyi ki Türk doğmuşum ve iyi ki Müslüman doğmuşum. Böylesi filmleri izlediğimde, Batı dünyasının kendi barbarlıklarını bizim üzerimize nasıl yıktıklarını bir kez daha anlıyorum. Kendi tarihinde 6 milyon Yahudi&#8217;yi sebepsiz yere katleden Nazileri unutan Almanların, bugün Osmanlının yaptığı tehciri nasıl Ermeni Soykırımı var diye bangır bangır bağırdıklarına şaşıyorum. Bazı şeyleri düşünmeyi havsalam almıyor. Düşünemiyorum. Sorgulayamıyorum. Yorum yapamıyorum.</p>
<p>Sanırım siz de bu filmi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşmış olacaksınız. Ve saat kaç olursa olsun (şu an 05.30) bu filmi birilerine anlatma ihtiyacı duyacaksınız&#8230;</p>
<p>Not: Bu arada filmin konusu gerçek hayattan alınmıştır. Yani<a title="Oskar Schindler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Oskar_Schindler" target="_blank"><strong> Oskar Schindler</strong></a> adlı birisi gerçekten vadır ve binden fazla Yahudi&#8217;nin hayatını kurtarmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>birkaç dil bilim terimi</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/birkac-dil-bilim-terimi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/birkac-dil-bilim-terimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 00:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[dil bilim]]></category>

		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>

		<category><![CDATA[dil bilgisi]]></category>

		<category><![CDATA[etimoloji]]></category>

		<category><![CDATA[filoloji]]></category>

		<category><![CDATA[fonoloji]]></category>

		<category><![CDATA[leksikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[morfoloji]]></category>

		<category><![CDATA[sektaks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti.  Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.

Fonoloji: Ses Bilgisi
Etimoloji: Köken Bilgisi
Morfoloji: Yapı Bilgisi
Sentaks: Söz Dizimi
Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
Semantik: Anlam Bilgisi
Leksikoloji: Sözlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.</p>
<ul>
<li><strong>Fonoloji:</strong> Ses Bilgisi</li>
<li><strong>Etimoloji</strong>: Köken Bilgisi</li>
<li><strong>Morfoloji</strong>: Yapı Bilgisi</li>
<li><strong>Sentaks</strong>: Söz Dizimi</li>
<li><strong>Filoloji</strong>: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.</li>
<li><strong>Semantik</strong>: Anlam Bilgisi</li>
<li><strong>Leksikoloji</strong>: Sözlük Bilimi</li>
<li><strong>Stilistik</strong>: Üslûp Bilimi</li>
<li><strong>Onomastik</strong>: Ad Bilimi</li>
<li><strong>Fonem</strong>: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: &#8220;tok&#8221; ve &#8220;yok&#8221; kelimelerindeki &#8220;t&#8221; ve &#8220;y&#8221; sesleri birer fonemdir.</li>
<li><strong>Alefon</strong>: Örnek üzerinde belirtelim, &#8220;düğün&#8221; ve &#8220;dügün&#8221; kelimelerindeki &#8220;g&#8221; ve &#8220;ğ&#8221; sesleri alefondur. &#8220;bakmağa&#8221; ve &#8220;bakmaya&#8221; kelimelerindeki &#8220;ğ&#8221; ve &#8220;y&#8221; sesleri alefondur.</li>
<li><strong>Alamorf</strong>: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela &#8220;-lık&#8221; ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.</li>
<li><strong>Vokal</strong>: Sesli harf.</li>
<li><strong>Konsonant</strong>: Sessiz harf.</li>
</ul>
<p>Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/birkac-dil-bilim-terimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
