<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>hüzün ki en ziyade yakışandır bize</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Aug 2010 02:22:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Çok Tanrılı Dine İnanıyorum</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/cok-tanrili-dine-inaniyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/cok-tanrili-dine-inaniyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 02:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[beşeri dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[çok tanrılık]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[putperestlik]]></category>
		<category><![CDATA[tek tanrılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yahve]]></category>
		<category><![CDATA[Yehovası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800000;">Not: </span></strong>Sona yazmam gereken notu başa yazdığım için üzgünüm. Bunu mecburiyetten yapıyorum. Zira yazımın başlığını ve ilk birkaç satırını okuyup beni kâfirlikle suçlayanlar sık sık oluyor. O yüzden şimdiden bu yazının &#8220;ironik&#8221; bir üslûpla ele alındığını belirtmekte fayda var. Lütfen kalp sağlığınızdan endişe ediyorsanız ya da anlayış problemi yaşıyorsanız yazının devamını okumayın&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/tanri-misafiri.gif"><img class="aligncenter" title="Tanrı Misafiri" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/tanri-misafiri.gif" alt="Tanrı Misafiri" align="center" /></a></p>
<p>Elbette başlık her zamanki gibi, yazacağım yazıya göre biraz daha iddialı oldu. Ancak belki de yazımın içeriğini az çok anladığınızda yerinde bir başlık kullandığımı göreceksiniz.</p>
<p>Öncelikle <strong>tek tanrılık</strong> ya da <strong>çok tanrılık</strong> kavramına bir açıklık getirmek istiyorum. Tabiî bu açıklığı getirirken hepimizin ilköğretim ve ortaöğretimde okuduğu lise kitaplarındaki<strong> beşerî ve ilahî dinler</strong> gibi bir tasniften hareket etmeyeceğim. Aksine alışılmışın dışında bir tasnif yapmış olacağım. Her ne kadar bu tasnifin daha evvel yapılmış olma ihtimali olsa da şu an yaptığım şey tamamen kendi yazımdan yaptığım bir çıkarımın neticesidir.</p>
<p>Adından da anlaşılacağı gibi bu iki kavramın (tek&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #800000;">Not: </span></strong>Sona yazmam gereken notu başa yazdığım için üzgünüm. Bunu mecburiyetten yapıyorum. Zira yazımın başlığını ve ilk birkaç satırını okuyup beni kâfirlikle suçlayanlar sık sık oluyor. O yüzden şimdiden bu yazının &#8220;ironik&#8221; bir üslûpla ele alındığını belirtmekte fayda var. Lütfen kalp sağlığınızdan endişe ediyorsanız ya da anlayış problemi yaşıyorsanız yazının devamını okumayın&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/tanri-misafiri.gif"><img class="aligncenter" title="Tanrı Misafiri" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/tanri-misafiri.gif" alt="Tanrı Misafiri" align="center" /></a></p>
<p>Elbette başlık her zamanki gibi, yazacağım yazıya göre biraz daha iddialı oldu. Ancak belki de yazımın içeriğini az çok anladığınızda yerinde bir başlık kullandığımı göreceksiniz.</p>
<p>Öncelikle <strong>tek tanrılık</strong> ya da <strong>çok tanrılık</strong> kavramına bir açıklık getirmek istiyorum. Tabiî bu açıklığı getirirken hepimizin ilköğretim ve ortaöğretimde okuduğu lise kitaplarındaki<strong> beşerî ve ilahî dinler</strong> gibi bir tasniften hareket etmeyeceğim. Aksine alışılmışın dışında bir tasnif yapmış olacağım. Her ne kadar bu tasnifin daha evvel yapılmış olma ihtimali olsa da şu an yaptığım şey tamamen kendi yazımdan yaptığım bir çıkarımın neticesidir.</p>
<p>Adından da anlaşılacağı gibi bu iki kavramın (tek tanrılı-çok tanrılı) temel farkı, isimlerin başındaki sayı belirten sıfatlardır. Birisi <strong>&#8220;tek&#8221;</strong>, öteki ise<strong> &#8220;çok&#8221;</strong>, yani birden fazla anlamına gelen bir sıfattır. Teklik ya da çokluğun ne olduğu hususunda da tekliğin eşi ve benzeri olmayanı, çokluğun ise bir şeyden birden fazla olduğunu ifade ettiğini söylemeliyim. Tek tanrıya inanan, hepimizin aşina olduğu gibi yaratıcının tek olduğu, varlığın ve yokluğun, başlangıcın ve sonun o olduğu tanrıdır. Temelde takıldığımız nokta tek tanrılık değil aslında, çok tanrılık.</p>
<p>Çok tanrılık belki de hepimizin &#8220;<strong>Çağrı</strong>&#8221; gibi filmlerden de bildiği gibi &#8220;<strong>putperestlik</strong>&#8221; olmasa gerek. Bu emin olun kaba bir ifade olur. Hele ki zihnimdeki çok tanrılık kavramının yanına bile yaklaşamaz.</p>
<p>Çıkıntı yapmak istemem ama burada hemen bir yere atlamak istiyorum. Biliyorsunuz ki bizim tek tanrımızı <a title="Nietzsche" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/nietzsche" target="_blank"><strong>Nietzsche </strong></a>bundan ortalama 130 yıl evvel <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Böyle Buyurdu Zerdüşt&#8221; </strong></span> kitabında<strong><span style="color: #800000;"> &#8220;God is dead<a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=god%20is%20dead" target="_blank">!</a>&#8221; </span></strong>ya da <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Tanrı öldü<a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=tanr%C4%B1%20%C3%B6ld%C3%BC" target="_blank">!</a>&#8220;</strong></span> sözüyle öldürmüştü. Acaba Nietzsche&#8217;nin öldürdüğü tanrı kimdi?</p>
<p>Kendi camiamdaki inançtan yani Müslümanlıktan hareketle söylemek gerekirse &#8220;<strong>Allah</strong>&#8220;ı mı öldürmüştü Nietzsche? Ya da Hıristiyanın <strong>God</strong>&#8216;ını mı? Ya da İsrailoğulları&#8217;nın <strong><a href="http://www.hakyolislam.com/ansiklopedi/Kavramlar%20Ansiklopedisi/Tevrat/20.htm" target="_blank">Yahve</a>/Yehovası</strong>&#8216;nı mı ? Ya da bir başka dinin kendi kutsal dillerine has tanrısını mı? Ne fark eder ki&#8230;</p>
<p>Buradan tekrar mevzuya geçeceğim ve yazının sonunda Nietzsche&#8217;nin öldürdüğü Tanrı&#8217;dan bahsedeceğim.</p>
<p>İnandığımız tanrıyı hangimiz görebildik bugüne kadar? Hangimiz gözlerimizi kapattığımızda tanrımız karşımızda durdu, ya da açtığımızda. Hangimiz bir eşya taşırken <em>&#8220;Şunun ucundan bir tutar mısın?&#8221;</em> dediğimizde gelip ucundan tuttu. Ya da hangimiz  tanrı ile oturup sohbet ettik. Bunların hiçbirisinin mümkün olmadığını tabii ki ben de biliyorum. Zira bize tanrının somut olmadığını <a href="http://gonulsohbetleri.blogspot.com/2008/04/hzibrahim-asve-tevhid-inanci.html" target="_blank"><strong>İbrahim</strong></a> göstermedi mi? Yıldıza, aya, güneşe koşmadı mı &#8220;Tanrı&#8221;m diye. Sonra fark etmedi mi tanrısının gözle göremeyecek kadar soyut, elle tutamayacak kadar hissî, tasvir edilmeyecek kadar hayalî olduğunu.</p>
<p>İşte hangimizin tanrısı birbirinin aynısı? Hangimizin zihnindeki tanrı tasavvuru birbirini tutuyor? Sizin zihninizdeki tanrı ile bendeki tanrı bir mi acaba? Ya da sizin tanrınızın kızdığı bir şeye benim tanrım kızar mı? Hangimizin tanrısı daha affedici, hangisi daha sinirli ve hangisi daha şefkatli? Her birimizin tasavvur ettiği tanrı birbirinden farklı değil mi? Sizin tanrınız gaddar, asan, kesen iken benim tanrım, affedici, merhamet edici olabilir. Bu yüzden aynı tanrıya inanmadığımızı düşünüyorum. Her birimizin tanrısı farklı farklı.</p>
<p>Sizin tanrınız için haccın belli bir mevsimi var, bir başkasının tanrısı için yılın her günü hacc olabilir. Ya da birisinin tanrısına göre yüzmek suyu israf etmek iken, bir başkasının tanrısına göre sünnet olabilir.</p>
<p><em>- Belki buradan hareketle geleceğim nokta daha acı bir nokta olabilir. Ve eminim ki yazının ruhaniliğine gölge düşürecektir. Ancak özellikle bunlar için bu yazıyı yazdığım düşünülürse gelmeden yapamayacağım da rahatlıkla anlaşılır. -</em></p>
<p>Kimilerinin tanrısı kendine inanlanların çabalamadan herhangi bir makam mevkiye gelmesini onaylayabilir, bu makama mevkiye gelmek için milyonlarca kişinin isteklerini, azimlerini, çalışmalarını görmezden getirtebilir ama maalesef  benim Tanrı&#8217;m buna müsade etmeyecektir.</p>
<p>Kimilerinin tanrısı, inancın, sadece kafaya takılan bir bez, günün beş farklı vaktinde elleri yere koyup koyup kaldırmak olduğunu, ancak bir başkasının hakkının yenmesinin olmadığını söyleyebilir.</p>
<p>Kimilerinin tanrısı, milyonlarca insanın alın teri dökerek, milyarlarca lira masraf yaparak girdiği bir sınavda soruların kendi seçtikleri F tipi güvenlik elemanları aracılığıyla çalınıp, kendi yüzlerce üyesine verilmesine müsade edebilir.</p>
<p>Maaleef ben bu noktada çok tanrılı dine inandığımı açık yüreklilikle söylemek istiyorum.</p>
<p>Benim inandığım tanrı bana hiçbir insanın hakkını hiçbir şekilde yememeyi, sebebi her ne olursa olsun bir başkasının hakkına girmemeyi, yine sebebi her ne olursa olsun &#8220;hırsızlık&#8221; yapmamayı, yalan söylememeyi, vs. vs. emredendir. Bu yüzden benim tanrımın sizin tanrınızla hiçbir alakası yoktur.</p>
<p>Ve belki ben bugün, Nietzsche ile ortak hisli bir bağlantı kurup sizin zihninizdeki pasif, uzak duran tanrınızı öldürdüm! Ve belki Nietzsche&#8217;den ayrıldığım nokta bu ki, yerine tamamen hayatımın her alanında etkin, 24 saat beni bir şekilde izleyen, ağzımdan çıkan her şeyi not ettiren, şaka yollu da olsa işlediğim her kusuru yazdıran bir Tanrı koydum.</p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Ve korkarım ki beyler/bayanlar, benim tanrım sizin tanrınızı döver!</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/cok-tanrili-dine-inaniyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hayatı kolaylaştıran icatlar</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/hayati-kolaylastiran-icatlar/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/hayati-kolaylastiran-icatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 21:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Banvit]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[perde takma makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[perdematik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=973</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bazen bazı işleri yapmak o kadar çok canınızı sıkar ki, o işi yaparken etrafınızda ne kadar kişi varsa ona çatarsınız. Onunla münakaşa edersiniz; o işi birinci dereceden size yaptırsın ya da yaptırmasın. Yine bazı zamanlarda öyle ufak şeylere ihtiyaç duyarsınız ki, aslında düzeneği çok basittir ama kimse yapmamıştır; elinizin altında olmayınca canınız sıkılır. Ulan, dersiniz! Atom bombasını yapan adam, bırak öyle şeylerle uğraşmayı da şöyle şu basit şeyleri yap dersiniz. İşte bu yazıda onlardan iki tanesini paylaşacağım sizinle. Aslında gönül isterdi ki üç-beş tane paylaşayım ama dayanamadım ve yazmak istedim. Bunlardan ilki &#8220;<strong>perdematik</strong>&#8221; yani<strong> perde takma makinesi</strong>.</p>
<p>Bizde adettir; her bayram öncesi mutlaka güneşlikler, tüller teker teker sökülür, yıkanır, ütülenir ve tekrar takılır. E anneniz ya da eşiniz takma aşamasında bayağı uğraşacağından ve en nihayetinde bir erkek gücüne ihtiyaç duyacağından bu iş sizin üzerinize kalır. Siz de gönülsüz de olsa bir merdiveni ya da babadan kalma bir sandalyeyi yanaştırırsınız korneşin&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bazı işleri yapmak o kadar çok canınızı sıkar ki, o işi yaparken etrafınızda ne kadar kişi varsa ona çatarsınız. Onunla münakaşa edersiniz; o işi birinci dereceden size yaptırsın ya da yaptırmasın. Yine bazı zamanlarda öyle ufak şeylere ihtiyaç duyarsınız ki, aslında düzeneği çok basittir ama kimse yapmamıştır; elinizin altında olmayınca canınız sıkılır. Ulan, dersiniz! Atom bombasını yapan adam, bırak öyle şeylerle uğraşmayı da şöyle şu basit şeyleri yap dersiniz. İşte bu yazıda onlardan iki tanesini paylaşacağım sizinle. Aslında gönül isterdi ki üç-beş tane paylaşayım ama dayanamadım ve yazmak istedim. Bunlardan ilki &#8220;<strong>perdematik</strong>&#8221; yani<strong> perde takma makinesi</strong>.</p>
<p>Bizde adettir; her bayram öncesi mutlaka güneşlikler, tüller teker teker sökülür, yıkanır, ütülenir ve tekrar takılır. E anneniz ya da eşiniz takma aşamasında bayağı uğraşacağından ve en nihayetinde bir erkek gücüne ihtiyaç duyacağından bu iş sizin üzerinize kalır. Siz de gönülsüz de olsa bir merdiveni ya da babadan kalma bir sandalyeyi yanaştırırsınız korneşin dibine. Buraya kadar pek bir sıkıntı yoktur ama korneş dede mirası ise ya da sağ olsun montajını yapan kişi çok dipten yapmışsa ya da duvarın sağı yerine soluna takma boşluğu bırakmışsa o zaman yüzünüz şekilden şekile girer. Ayaklarınızın da hafiften karıncalanması ile beraber her şeye bir anda isyan etmeye başlarsınız: Nereden çıktı bu perde yıkamalar, daha geçen bayram yıkandı da bu bayram ne gerek vardı vs. vs.</p>
<p>İşte yıllardır merak eder dururum, hayatımızı kolaylaştıran onlarca icata rağmen, neden bu kadar basit bir iş için bir makine yapılmıyor ? Meğersem yakın zamanlarda sağ olsun birisi böyle bir iş için bir icat gerçekleştirmiş: <a title="perdematik" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/perdematik" target="_blank"><strong>perdematik</strong></a>. Efendim basit bir mekanizma. Perdenizi önce bu çubuğa takıyorsunuz ve sonra da çubuğu korneşe takıyorsunuz. Sonra perdeyi çekiyorsunuz, hop bitti! İşte görseli:</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-974 aligncenter" title="perdematik" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/perdematik.jpg" alt=""  /></p>
<p>Bir diğeri ise çok daha farklı bir şey. Perdematikten de daha kolay. Normalde ne gerek var diyeceğiniz cinsten bir şey. Ama sık sık da her birimizin ihtiyaç duyduğu bir şey. Bir lokantaya yemek yemeye gittiniz, Elinizde defterleriniz, kitaplarınız var ya da çantanız var. Lokanta da epey kalabalık. Yandan bir sandalye çekiyorsunuz ama epey yer kaplıyor ya da gözünüzün kapsama alanı dışında. Koyduğunuz eşyanın çalınmasından tedirgin oluyorsunuz. Sürekli dönüp bakmak zorunda kalıyorsunuz falan. İşte bunları önlemek için bizim mucit ağabeylerimiz güzel bir masa icat etmişler. Çift katlı gibi bir şey.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-975 aligncenter" title="kullanışlı masa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/kolay1.jpg" alt="" /></p>
<p>Birkaç hafta önce <strong>Elazığ</strong>&#8216;da bir restauranta gittik arkadaşlarla. Elimdeki kitapları koyacak yer ararken bir baktım ki  elinizde ne kadar eşyanız varsa oraya koyabilmeniz için masanın altına bir bölme yapmışlar. İşte onun da fotoğrafı bizzat benden. Birkaç tane çektim göstermek için. Ben böyle bir masayı yapan adamı tebrik etmek istiyorum. Bizim memleketimizin böyle pratik zekâlı insanlara ihtiyacı var. Elazığ&#8217;a yolunuz düşerse Gazi Caddesi üzerinde, <strong>Banvit </strong>&#8216;e uğramanızı, eşsiz yemeklerinden tatmanızı ve masalarını incelemenizi isterim.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-977 aligncenter" title="kullanışlı masa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/masa2.jpg" alt=""  /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/hayati-kolaylastiran-icatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duyulmayan Anlam Çığlığı*</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/duyulmayan-anlam-cigligi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/duyulmayan-anlam-cigligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 00:26:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[anlama dayalı terapi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Kitabevi']]></category>
		<category><![CDATA[Duyulmayan Anlam Çığlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[logoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Öteki Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Victor E. Frankl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=962</guid>
		<description><![CDATA[<p><img align="left" style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="Pablo Picasso" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Pablo_Picasso-253x300.jpg" alt="" width="253" height="300" /></p>
<p style="text-align: right;"><em>“insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir “critique” dönemlerin sanatıdır.” <strong>(ismet özel, şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)</strong></em></p>
<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/nerede-kalmistik/">Bir önceki yazımda</a> da tezimle ilgili okumalara –<em>özellikle psikoloji içerikli</em>- başlayacağımı söylemiştim. Eh fena da düşünmemişim. Zira bunun için seçtiğim ilk kitap son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm konulardan birisini de kapsıyor: <strong><em>hayatın anlamı</em></strong>!</p>
<p>Kitap seçimi konusunda bu kadar isabetli davranacağımı pek düşünmemiştim. Zira hem hacim olarak ufak bir kitap seçmişim, hem de içerik olarak bir hayli yoğun bir kitap. Hacim olarak ufak bir kitap seçmemin en önemli avantajı beni kitap okumaya yeniden adapte edecek olması.</p>
<p>Hepimiz sık sık yaşadığımız hayatı sorgularız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neden var olduğumuzu gibi. Üstelik yaşamın anlamsızlığından yakınmak anlam arayışı içerisinde olduğumuzu gösterir. Mesele aslında bu arayışa uygun cevaplar&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img  align="left" style="border: 5px solid black; margin: 5px;" title="Pablo Picasso" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Pablo_Picasso-253x300.jpg" alt="" width="253" height="300" /></p>
<p style="text-align: right;"><em>“insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir “critique” dönemlerin sanatıdır.” <strong>(ismet özel, şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)</strong></em></p>
<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/nerede-kalmistik/">Bir önceki yazımda</a> da tezimle ilgili okumalara –<em>özellikle psikoloji içerikli</em>- başlayacağımı söylemiştim. Eh fena da düşünmemişim. Zira bunun için seçtiğim ilk kitap son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm konulardan birisini de kapsıyor: <strong><em>hayatın anlamı</em></strong>!</p>
<p>Kitap seçimi konusunda bu kadar isabetli davranacağımı pek düşünmemiştim. Zira hem hacim olarak ufak bir kitap seçmişim, hem de içerik olarak bir hayli yoğun bir kitap. Hacim olarak ufak bir kitap seçmemin en önemli avantajı beni kitap okumaya yeniden adapte edecek olması.</p>
<p>Hepimiz sık sık yaşadığımız hayatı sorgularız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neden var olduğumuzu gibi. Üstelik yaşamın anlamsızlığından yakınmak anlam arayışı içerisinde olduğumuzu gösterir. Mesele aslında bu arayışa uygun cevaplar bulabilmekten ziyade bunu sorguluyor olmaktır. Çünkü bence bir şeyleri sorgulamaya başladığımızda ona dair farkındalığımız artacak ve onu aşma yolunda önemli adımlar kat edeceğiz demektir.</p>
<p><strong>Victor E. Frankl</strong> ‘ın “<strong>Duyulmayan Anlam Çığlığı*</strong>” isimli kitabı.</p>
<p>Kitabın henüz başlarında anlamını bilmediğim terimlerle sık sık karşılaşsam dahi yılmadan okumaya devam ettim. Zira “anlam” kelimesi beni içine çekmeye yetiyordu.</p>
<p>Kitap genel olarak, psikolojik sorunları olanlara ya da psikolojik sorunlarını farklı şekillerde dışavuran (madde bağımlılığı gibi) kişilere <a title="logoterapi" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/logoterapi" target="_blank"><strong>logoterapi </strong></a>yoluyla yani “<strong>anlama dayalı terapi</strong>” yoluyla tedavi sürecini işliyor. Kitabı bir tedavi sürecine tanık olmaktan ziyade “<a title="anlam arayışı" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/anlam-arayisi" target="_self">anlam arayışı</a>”nın insanı ne kadar düşündürdüğünü ele alarak okursak sanırım kendimizi tanıma, anlama adına daha faydalı şeyler yapmış olacağız.</p>
<p>Kitapta, sık sık başkalarının yaptığı araştırmalardan da örnekler veren Frankl insanın hayatındaki en büyük boşluğun anlam arayışından kaynaklandığını gözler önüne seriyor. Mesela intihar girişiminde bulunan bir grup üniversite öğrencisinin % 65’inin intiharının nedeni olarak “<strong>yaşamın anlamsız gözükmesi</strong>”ni söylemesi ve bu öğrencilerin hemen hemen hepsinin aktif bir sosyal yaşantısının olması  insanın gözüne çarpıcı geliyor. Bu da gösteriyor ki insanın zengin olması ya da aktif bir yaşantısının olması onun hayatının son derece anlamlı olduğunu göstermez. Hattâ “<strong>duyulmayan anlam çığlığı</strong>”nın tam da bu olduğunu düşünmek gerekiyor. Hayatını gayet huzurlu, mutlu idame ettirecek her türlü imkâna sahipken bir anlam arayışı içerisinde olman, etrafınca duyulmamana neden olacaktır.</p>
<p>Çocukluğumu ve şimdiki yaşayışımı karşı karşıya koyduğumda bu ikisini ayıran çizgiye “<strong>bilgisayar</strong>”ı koyarım diye düşünüyorum. Zira etrafımda gördüğüm her türlü değişimin temelinde bilgisayar duruyor. Kitaptan hareketle söyleyecek olursam 10 kişinin yapacağı işi 1 tane bilgisayarın yapması demek 9 kişininin boşa çıkması demektir. Bu 9 kişi boşa çıktığında hayatını sorgulamaya başlayacaktır. Hayatının anlamının ne olduğunu düşünmeye başlayacaktır. Bu da demek oluyor ki, geleneksel toplumlarda, insan gücüne dayalı yaşam şartlarının olduğu toplumlarda anlam arayışı pek önde gelmiyor.</p>
<p>Çağımız eşyaya hükmetme çağı. Yaptığımız onlarca teknolojik aletle, icatlarla, yazılımlarla eşyaya hükmedebiliyoruz. Eşya üzerinde tam olarak hakimiyet sağlayabiliyoruz. Ancak acaba kendimize hükmedebiliyor muyuz ? <strong>İnsan eşyaya hükmettikçe, kendi üzerindeki hakimiyetini kaybediyor; kendini kaybediyor.</strong></p>
<p>Yaşadığımız toplumda her türlü ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Doktora gittiğimizde hastalığımız geçiyor, restauranta gittiğimizde karnımız doyuyor, yatağa girdiğimizde de cinsel ihtiyaçlarımızı gideriyoruz. Peki anlam ihtiyacını giderebildiğimiz bir yer var mı ?<br />
Şöyle gözlerimi kapatıp ideallerimi, hayallerimi düşünüyorum. Her hayalimin belirli zaman diliminde tek tek gerçekleştiğini düşünüyorum. Ve sona kadar ulaşıyorum. Peki elde kalan ne? Sadece bu hedeflere ulaştığımda duyduğum mutluluk kalıyor elimde. Ama sonrası ? Sanırım yazarın da dediği gibi, mutluluğa engel olan şey “<strong>mutluluk arayışı</strong>”nın kendisidir.</p>
<p>“Kişi, yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.” diyor <strong>Sigmund Freud</strong>. Karşı çıkmamak elde değil galiba. Çünkü insanın varlığının en belirgin özelliğidir anlam arayışı. Var oldum diyebilmesi, varlığının farkına varabilmesi için hayatı sorgulaması gerekir. “Anlam arayışı insan olmanın ayırtedici bir özelliğidir.” diyor Frankl. Hattâ bu uğurda acı çekmeyi, özveride bulunmayı gerekirse de hayatını feda etmeyi çekinmeden göze alır.</p>
<p>Merak edip de kitabı okumak isteyen olursa <strong>Öteki Yayınları</strong>’ndan çıkan kitabın son basım yılı 2007. Ankara’da oturup da<strong> Birleşik Kitabevi</strong>’ni bilmeyen yoktur. Gidip oradan cüzi bir fiyata temin edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/duyulmayan-anlam-cigligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>nerede kalmıştık ?</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/nerede-kalmistik/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/nerede-kalmistik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 00:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[külliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[süreli yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bir ödev sorumluluğunda yazı yazmanın ne demek olduğunu daha önceleri pek bilmezdim.  Yazdığım yazılar tamamen kendi düşüncelerimin ya da duygularımın kalemimi harekete geçirmesi ile ortaya çıkmış yazılardır. Ancak bu yazımda beni harekete geçiren şey bizzat kendim değildir. Bu yüzden de diğer yazılardan daha fazla ciddiye aldığım bu yazıyı yine diğerlerinden bir hayli gerilerek kaleme alıyorum. Üstelik buradaki “kaleme almak” ifadesini hep mecaz anlamda kullandığımı bilen okuyucular, bu sefer yanılacaklardır. Zira şu anda, bu satırları ufak bir not defteri üzerine, kurşun kalemle karalıyorum.</p>
<p>Zihnimde hazırladığım plân gereği bu yazıyı yazarken, mahalledeki trafonun patlamasının da etkisiyle evdeki yegâne ışık kaynağı olan mumu kendime bir vasıta eyleyecektim. Ancak kısmet ki, kalem ve kâğıda davrandığım anda bir “cereyan” vuku buldu. O yüzden bu yazımı da Edison’un sponsorluğunda yazıyorum.</p>
<p>Uzunca bir süredir yazı yazmamamın da verdiği utangaç, heyecanlı ve bir o kadar da cilveli bir edayla henüz ne yazacağımı tam olarak belirleyemedim. Son yazdıklarımdan bugüne&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ödev sorumluluğunda yazı yazmanın ne demek olduğunu daha önceleri pek bilmezdim.  Yazdığım yazılar tamamen kendi düşüncelerimin ya da duygularımın kalemimi harekete geçirmesi ile ortaya çıkmış yazılardır. Ancak bu yazımda beni harekete geçiren şey bizzat kendim değildir. Bu yüzden de diğer yazılardan daha fazla ciddiye aldığım bu yazıyı yine diğerlerinden bir hayli gerilerek kaleme alıyorum. Üstelik buradaki “kaleme almak” ifadesini hep mecaz anlamda kullandığımı bilen okuyucular, bu sefer yanılacaklardır. Zira şu anda, bu satırları ufak bir not defteri üzerine, kurşun kalemle karalıyorum.</p>
<p>Zihnimde hazırladığım plân gereği bu yazıyı yazarken, mahalledeki trafonun patlamasının da etkisiyle evdeki yegâne ışık kaynağı olan mumu kendime bir vasıta eyleyecektim. Ancak kısmet ki, kalem ve kâğıda davrandığım anda bir “cereyan” vuku buldu. O yüzden bu yazımı da Edison’un sponsorluğunda yazıyorum.</p>
<p>Uzunca bir süredir yazı yazmamamın da verdiği utangaç, heyecanlı ve bir o kadar da cilveli bir edayla henüz ne yazacağımı tam olarak belirleyemedim. Son yazdıklarımdan bugüne değin geçen uzunca süreye ve bu sürede yaşadığım onlarca olaya rağmen maalesef aklımda derleyip toparladığım bir şey yok. Yalnız birkaç plânı da hayatımdan eksik etmiş değilim.Öncelikle hayatımla ilgili plânlarımı sizlere biraz aktarmak istiyorum. Çünkü bu plânları yazılı hale getirdiğimde üzerinden ne kadar süre geçse de, onlara sadık kalma konusunda daha hassas davranıyorum. Ne demişler: söz uçar, yazı kalır.</p>
<p>Son aylarda ikinci kez hazırlandığım <strong>KPSS</strong>’den alnımın akıyla çıktım. Sınav her ne kadar beklediğim kadar parlak geçmese de yine de atanmama yetecek kadar bir puan alacağımı ümit ediyorum. Umarım takdiriilahi de benim düşüncelerime paralel bir seyir izler.</p>
<p>KPSS’yi atlattıktan sonra, sırada <strong>yüksek lisans bitirme tezi</strong> meselesi var. Bir süredir elimi süremediğim yüksek lisans tezim için okumalara ve araştırmalara başlamayı düşünüyorum. <strong><a title="milli kütüphane" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/milli-kutuphane" target="_self">Millî Kütüphane</a></strong>’ye <a title="kpss" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kpss" target="_self"><strong>KPSS</strong></a> çalışmak için giden ben, <strong>süreli yayınlar</strong>ı taramaktan büyük zevk alacağımı düşünüyorum.  Bir de şiirin o anlamlı dünyasına derinlemesine girecek olmak olaya bambaşka bir heyecan katıyor.</p>
<p>Yine kitap okumanın önündeki en büyük engel olan KPSS’yi atlattığıma göre bol bol öykü, roman, deneme okumaya zaman ayırabileceğimi düşünüyorum. Bir de kitap okuma konusunda yeni bir strateji belirledim: külliyat okumak. Böylelikle sevdiğim yazarların ya da şairlerin külliyatını derinlemesine okuyacak, bu yazarlar ve şairler hakkında daha organize bir bilgi edinmiş olacağım.</p>
<p>Yukarıda da sık sık yazdıklarıma bakarak yaptığım plânların genelde hep bir şeyler okumak ve araştırmak üzerine olduğunu fark ettim. Yok yok, öyle bir şey yok. Hayat benim için yeteri kadar eğlenceli ve mutluluk verici. Emin olun…</p>
<p>Sık sık karamsarlık yaşadığım günleri geride bıraktım. “Hayıra, kısmete” daha fazla inanır oldum. Bir sene boyunca elimde atanacak kadar KPSS puanı olmasına rağmen bir formasyon belgesinin olmaması yüzünden “<strong><span style="color: #ff0000;">Tercihlerinize Puan Yetersizliğinden Atanamadınız</span>.</strong> ” yazısı ile sık sık karşılaşınca insan ister istemez hayra, kısmete inanıyor.</p>
<p>Neyse, galiba bu yazdığım yazı da yavaş yavaş amaca ulaşıyor olsa gerek, ne dersiniz? Zira uzun süreden sonra, tekrar yazmaya nasıl başlasam, nasıl bir giriş yapsam diye düşünüyordum. Bu benim için güzel ve teşvik edici bir başlangıç oldu.</p>
<p>Buraya yazdığım yazılara geçmişten günümüze doğru bir sıra ile göz gezdirdiğimde geçen birkaç yıl içerisine ne kadar farklı ruh hallerine girdiğimi daha net görebiliyorum. Bu ruh hallerimi yazdığım yazılara yansıtmam benim için “<strong>yazarlık</strong>” anlamında olumlu yönde bir ilerleyiş anlamına geliyor.  İşte bu yüzden bundan sonra yazacağım yazılarda bu ruhsal durumumu, umudumu, hayal kırıklıklarımı ve sevinçlerimi yazılarıma daha fazla yansıtma gereği duyuyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/nerede-kalmistik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANKARA BÜYÜK GAZZE MİTİNGİ</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ankara-buyuk-gazze-mitingi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ankara-buyuk-gazze-mitingi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 16:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[gazze mitingi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-937 aligncenter" title="gazze mitingi" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/gazze-mitingi.jpg" alt="gazze mitingi" width="500" height="335" /></p>
<p>Haritada bulmakta bile zorlandığımız bir devletin, tüm insanlık aleyhine yapmış olduğu bu zulme seyirci kalmamak için herkesi<span style="color: #800000;"><strong> 6 Haziran 2010 Pazar</strong></span> günü<strong><span style="color: #800000;"> Ankara Sıhhiye Meydanı</span></strong>&#8216;ndaki<strong> Büyük Gazze Mitingi</strong>&#8216;ne davet ediyorum.</p>
<p>Miting saat<span style="color: #800000;"><strong> 16.00</strong></span> &#8216;da başlayacaktır. Herkesin katılımı tüm insanlık adına önemlidir. Meselenin bir din, devlet, millet, ülkü meselesi değil; bir insanlık meselesi olduğunu göstermek için herkesin oraya gelmesini ümit ediyorum. Zalimin zulmüne boyun eğenler, onun yaptıklarını meşru kılarlar. O yüzden bir pazar günümüzü de insanlığımızın, milletimizin geleceğine ayırmak çok zor olmasa gerek.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-937 aligncenter" title="gazze mitingi" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/gazze-mitingi.jpg" alt="gazze mitingi" width="500" height="335" /></p>
<p>Haritada bulmakta bile zorlandığımız bir devletin, tüm insanlık aleyhine yapmış olduğu bu zulme seyirci kalmamak için herkesi<span style="color: #800000;"><strong> 6 Haziran 2010 Pazar</strong></span> günü<strong><span style="color: #800000;"> Ankara Sıhhiye Meydanı</span></strong>&#8216;ndaki<strong> Büyük Gazze Mitingi</strong>&#8216;ne davet ediyorum.</p>
<p>Miting saat<span style="color: #800000;"><strong> 16.00</strong></span> &#8216;da başlayacaktır. Herkesin katılımı tüm insanlık adına önemlidir. Meselenin bir din, devlet, millet, ülkü meselesi değil; bir insanlık meselesi olduğunu göstermek için herkesin oraya gelmesini ümit ediyorum. Zalimin zulmüne boyun eğenler, onun yaptıklarını meşru kılarlar. O yüzden bir pazar günümüzü de insanlığımızın, milletimizin geleceğine ayırmak çok zor olmasa gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ankara-buyuk-gazze-mitingi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>seviyorum.</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/seviyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/seviyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 16:41:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[bardağın dolu tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[seviyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hayatı anlamlı kılan şeyler olduğunda, ya da hayatı anlamlı kılmak istediğinde birçok şeyi sevdiğini fark ediyorsun. Bu bir cisim, soyut bir şey ya da bir insan olabilir. Hiç fark etmeyecektir. Bir şeyleri seviyorsan, sevgiye, sevgine giden yollar açık demektir.</p>
<p>Son zamanlarda hayatımda kötü giden bir şeylere artık dur demenin gerektiğini biliyordum. Hayatımdaki ufak ya da büyük gelişmeler bu yönde sanki ortak bir karar almış ve uygulamaya koyulmuştu. Öyle ya da böyle bir şeylere güzel diyebiliyorken, her şeye güzel diyesi geliyor insanın.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz zaman dilimine baktığımızda sanırım ben bahar mevsimini seviyorum. Nedense tüm mevsim içime doğmuş gibi hissediyorum,  içimdeki tüm polenleri salıyorum ve sanki o papatyalar, güller, laleler ve bilumum çiçekler içimde patlak veriyor. İçimde bir yerlere salıyor kokularını. Rengârenkliği, çok renkliliği, çok sesliliği, kalabalığı sevdiğimi hissediyorum. Sanırım insan, içinde yalnız olmamayı öğrendiği zaman kalabalıkta da yalnız hissetmiyor kendini.</p>
<p>Hayat, biz anlamlandırabildiğimiz derece anlam kazanır diyorum ben sık sık. Ve&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı anlamlı kılan şeyler olduğunda, ya da hayatı anlamlı kılmak istediğinde birçok şeyi sevdiğini fark ediyorsun. Bu bir cisim, soyut bir şey ya da bir insan olabilir. Hiç fark etmeyecektir. Bir şeyleri seviyorsan, sevgiye, sevgine giden yollar açık demektir.</p>
<p>Son zamanlarda hayatımda kötü giden bir şeylere artık dur demenin gerektiğini biliyordum. Hayatımdaki ufak ya da büyük gelişmeler bu yönde sanki ortak bir karar almış ve uygulamaya koyulmuştu. Öyle ya da böyle bir şeylere güzel diyebiliyorken, her şeye güzel diyesi geliyor insanın.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz zaman dilimine baktığımızda sanırım ben bahar mevsimini seviyorum. Nedense tüm mevsim içime doğmuş gibi hissediyorum,  içimdeki tüm polenleri salıyorum ve sanki o papatyalar, güller, laleler ve bilumum çiçekler içimde patlak veriyor. İçimde bir yerlere salıyor kokularını. Rengârenkliği, çok renkliliği, çok sesliliği, kalabalığı sevdiğimi hissediyorum. Sanırım insan, içinde yalnız olmamayı öğrendiği zaman kalabalıkta da yalnız hissetmiyor kendini.</p>
<p>Hayat, biz anlamlandırabildiğimiz derece anlam kazanır diyorum ben sık sık. Ve bu görüşümü hiçbir zaman değiştireceğimi düşünmüyorum. Mesela, gözlerinizi kapatın ve düşünün:</p>
<p>O kadar güzel bir işte çalışıyorsunuz ki, hiçbir şekilde maddi probleminiz yok. Eviniz çok güzel, arabanız çok güzel. Mutlu olduğunuzu düşünüyorsunuz. İstediğiniz her şeyi alabileceğinizi düşünüyorsunuz. Her şey kusursuz bir güzelliğe sahip. Peki ya ne oluyor? Bu kusursuz güzellik sanırım bir tekdüzeliği beraberinde getirmez mi? Bu da insana bir bıkkınlık vermez mi? Bunları gözlerinizi kapatıp da düşündüğünüzü biliyorum. İçinizde ister istemez gereksiz bir mutluluk hissettiniz değil mi? O gereksiz mutluluk sizin içinize sıkıntı verdi.</p>
<p>İşte yukarıda da dediğim gibi; insan, hayatı, içinde bulunduğu durumdan bağımsız değerlendiriyor. İçinde bulunduğu durum ne kadar güzel olursa olsun ya da ne kadar kötü olursa olsun düşünceleri ile, hayalleri ile hayatına bir yön verebiliyor.</p>
<p>Netice itibariyle, hayatımızı güzel kılan, yaşayışımızı içselleştirebilmemizdir. Bazı şeylere ömrümüz boyunca ulaşamayabiliriz. Hiçbir zaman bir şeyleri elde edemeyebiliriz. Kesinlikle elde edemeyeceğimiz şeyler için uğraşmayı bırakmalıyız. Bu hayallerimizin daha gerçekçi, yaşayışımızın daha güzel, ölçülü olmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Son olarak Kaan oğlan der ki; bir şeyler hayatınızda güzel gidiyorsa, önünüze çıkan birçok kötü şeyi de güzelleştirirsiniz. Bardağın dolu tarafından bakarsınız. Eğer ki bir şeyler kötü gidiyorsa, iyi giden şeylerin de açığını arar, kötü tarafına bakmaya çalışırsınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzik kültürüm ve dinlediklerim hakkında</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/muzik-kulturum-ve-dinlediklerim-hakkinda/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/muzik-kulturum-ve-dinlediklerim-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 17:29:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kınık]]></category>
		<category><![CDATA[arabesk]]></category>
		<category><![CDATA[Candan Erçetin]]></category>
		<category><![CDATA[Gay Bana Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[müzik kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gencebay]]></category>
		<category><![CDATA[Seviyorum Seni]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Halk Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sanat Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=929</guid>
		<description><![CDATA[<p>Aslında bu yazıma ilham kaynağı olan şey şu an müzik çalarda çalan<strong> Orhan Gencebay</strong> oldu. Şöyle bir düşündüm de; ne garip bir <strong>müzik kültürü</strong>m var.  Bir de acaba gerçekten bir müzik kültürüm var mı ve bu müzik kültürüm postmodernist bir tavır mı sergiliyor, yoksa dinlediğim müzikler de hayatımdaki birçok şeyde olduğu gibi rastgelelikten mi kaynaklanıyor. Ben yazımı yine müzik kültürümün olduğunu düşünerek yazıyorum. Rica edeceğim siz de böyle düşünün lütfen.</p>
<p>Şimdi boş yere kafanızı bulandırmak için size birçok müzik kültüründen falan bahsetmek istemiyorum. Hepimiz az ya da çok  Türkiye&#8217;deki müzik türlerini ve yurtdışındaki müzik türlerini biliyoruz. Yurtdışında müzik türlerinin insanlar arasında nasıl tasniflendiğini bilmiyorum ama bizim kültürümüzde genelde yaşa bağlı olarak tasnifleniyor.</p>
<p>Mesela &#8220;<strong>arabesk</strong>&#8221; müzik diye nitelendirdiğimiz damar müzikler. Her ne kadar kültürel mânâda genel kabul görmemiş bir müzik türü olarak bilinse de hepimiz lise çağımızda platonik aşkların da falan etkisiyle mutlaka dinlemişizdir. Hele bir de gelişim dönemimizdeki temel kavramlarla&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında bu yazıma ilham kaynağı olan şey şu an müzik çalarda çalan<strong> Orhan Gencebay</strong> oldu. Şöyle bir düşündüm de; ne garip bir <strong>müzik kültürü</strong>m var.  Bir de acaba gerçekten bir müzik kültürüm var mı ve bu müzik kültürüm postmodernist bir tavır mı sergiliyor, yoksa dinlediğim müzikler de hayatımdaki birçok şeyde olduğu gibi rastgelelikten mi kaynaklanıyor. Ben yazımı yine müzik kültürümün olduğunu düşünerek yazıyorum. Rica edeceğim siz de böyle düşünün lütfen.</p>
<p>Şimdi boş yere kafanızı bulandırmak için size birçok müzik kültüründen falan bahsetmek istemiyorum. Hepimiz az ya da çok  Türkiye&#8217;deki müzik türlerini ve yurtdışındaki müzik türlerini biliyoruz. Yurtdışında müzik türlerinin insanlar arasında nasıl tasniflendiğini bilmiyorum ama bizim kültürümüzde genelde yaşa bağlı olarak tasnifleniyor.</p>
<p>Mesela &#8220;<strong>arabesk</strong>&#8221; müzik diye nitelendirdiğimiz damar müzikler. Her ne kadar kültürel mânâda genel kabul görmemiş bir müzik türü olarak bilinse de hepimiz lise çağımızda platonik aşkların da falan etkisiyle mutlaka dinlemişizdir. Hele bir de gelişim dönemimizdeki temel kavramlarla bağdaştıracak olursak; işte kişisel efsaneler diye bir kavram var eğitimde. Nedir efendim; ergenliğe giren çocuğun, yaşadıklarının hiç kimsenin başına gelmeyeceğini, kendinin çok fazla sorumluluk yüklendiğini, her olayın altından kalkabileceğini falan düşünmesidir. E bunların hepsi birleşince ister istemez ortaya bir arabesk, damar tavır çıkıyor ve bu tür müziklerin ruhumuza işlemesiyle birlikte uçuşa geçiyoruz. <em>Five, for </em>gibisinden.</p>
<p>Ben de ergenlik döneminde az çok böyleydim. Aradan geçen yıllarda genelde yabancı müziklere meyletmemiş birisi olarak , efendim yaş gelmiş 30&#8242;a yaklaşmış, ben de ister istemez arabesk müziğe döneyim dedim. Şimdi Orhan Gencebay dinlemek -ki ne kadar arabesk tartışılır- benim için vazgeçilmez bir zevk. Acı falan hissetmiyorum aslında. Herhangi bir keer belirtisi de yok. Sadece zevk alıyorum onu dinlerken. Bir de onun şarkılarının bir kısmını Cemal Safi&#8217;nin şiirlerinden derlediğini düşünürsek Allah derim.</p>
<p>Bunun dışında yukarıda değindiğim gibi, yabancı müzik dinlememek. Dinliyorum ara sıra. Ama öyle her müziği değil. Gerçekten beğendiğim müzikleri dinliyorum. Netice itibariyle pek zevk aldığım söylenemez.</p>
<p>Gelelim siyasî müziklere. Her ne kadar arkadaşlarım <strong>Ahmet Kaya</strong> dinleme gel <strong>Ali Kınık</strong> dinle deseler de Ahmet Kaya&#8217;nın yerini tutamaz zannımca. Bu konu sürekli tereddüt ettiğim bir konu. Sanat acaba başka şeyleri önüne geçebilir mi buralarda? Kaya&#8217;nın birçok şarkısında Türklere giydirdiği apaçık. Adamın PKK lehinde propaganda yaptığı da aşikâr. Ama adam dinlettiriyor kendini. Allah vergisi bir sesi, bir yorum yeteneği var ki sormayın. CD&#8217;sini almam. Korsanını dinlerim aga.</p>
<p><strong>Onur Akın</strong>&#8216;ı çok seviyorum. Çok güzel sesi var. Yorum yeteneği de kezâ. &#8220;Seviyorum Seni&#8221; ya da &#8220;Gay Bana Geceler&#8221; şarkıları çok güzel. Kendisi de iyi birisi zaten, şükür.</p>
<p><strong>Candan Erçetin</strong> dinlerim mesela. Gerçekten güzel söylüyor kadın. Çok tatlı bir ses tonu var.</p>
<p>Pop müzik dinlemeyi pek sevmiyorum. Zaten popüler kültüre genel anlamda karşı duran birisi olarak yeni çıkan şarkıları pek takip etmiyorum. Hoşuma gitmiyor nedense.</p>
<p><strong>Türk Halk Müziği</strong> ve <strong>Türk Sanat Müziği</strong> her zaman için favorimdir. Belki halk müziğini her ruh halinde dinleyemem. Zira oldukça üzücü müzikler oluyor. Kaldı ki her türkünün bir hikâyesinin olduğunu düşünürsek&#8230;</p>
<p>Geldik sürekli dinlediğim müzik türüne: Türk Sanat Müziği. Alıp götürüyor beni. Kibarlığından, nahifliğinden mi bilmiyorum ama beni mest ediyor.<strong> Zeki Müren</strong> tabii başı çekiyor. Onun şarkılarının hepsinin hem sözleri -ki özellikle sözleri- hem de müziği harika. Oturup dinlediğinizde adam akıllı bir şeylerden bahsettiğini anlıyorsunuz.</p>
<p>Birçok şarkıcıyı gördük, birçok şarkıcıyı tanıdık. Kalın sağlıcakla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/muzik-kulturum-ve-dinlediklerim-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tekel&#8221; İşçileri</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/tekel-iscileri/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/tekel-iscileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 23:04:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[4-C kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[atanamayan öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[dört c]]></category>
		<category><![CDATA[insanca yaşama]]></category>
		<category><![CDATA[özelleşen Tekel]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[PKK sempatizanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tekel İşçilerinin durumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=917</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-918 aligncenter" title="tekel iscileri" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/02/tekel-iscileri.jpg" alt="tekel iscileri" width="400" height="266" /></p>
<p>Bir süreden beri Türkiye&#8217;nin gündemini zaman zaman meşgul eden meselelerden bir tanesi <strong>Tekel İşçilerinin durumu</strong>. Birkaç ay önce başladıkları direnişleri henüz devam ediyor. <strong>Ankara</strong>&#8216;da yaşayan birisi olarak, <strong>Sakarya Caddesi</strong>&#8216;nden her geçişinizde oradaki durumu rahatlıkla görebiliyorsunuz.</p>
<p>Bu yazımda onların haklılıklarını ya da haksızlıkları hakkında uzun uzun beyanat verecek değilim. Sadece bir iki hususta fikrimi söyleyip, yazımı noktalayacağım, o kadar.</p>
<p>Şimdi tam olarak olayın içyüzünü detayıyla bilmemekle birlikte, bildiğim sadece;  geçen yıllarda <strong>özelleşen Tekel</strong>&#8216;in işçilerini <strong>4-C kapsamı</strong>nda, yani özel şirket elemanına yakın bir statüde çalıştırmaya devam ettirilmek istemesi. 4-C kapsamında çalışmak istemeyene de bir miktar tazminat verip (40 milyar civarında sanıyorum) esnaflığa yönlendirilmesi meselesi .</p>
<p>Öncelikle Türkiye&#8217;de refah içinde, mutlu mesut yaşayabilmek için bir aileye ortalama 2500-3000 TL maaş girmesi gerekir değil mi? Yani 700-900 arası bir maaşla geçinen ailenin geçinmesi mümkün mü? Üstelik bu adam yıllarca 2500-3000 lira civarında bir maaş alıp da hayatlarını bu yönde plânlıyorsa&#8230;</p>
<p>Neyse&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-918 aligncenter" title="tekel iscileri" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2010/02/tekel-iscileri.jpg" alt="tekel iscileri" width="400" height="266" /></p>
<p>Bir süreden beri Türkiye&#8217;nin gündemini zaman zaman meşgul eden meselelerden bir tanesi <strong>Tekel İşçilerinin durumu</strong>. Birkaç ay önce başladıkları direnişleri henüz devam ediyor. <strong>Ankara</strong>&#8216;da yaşayan birisi olarak, <strong>Sakarya Caddesi</strong>&#8216;nden her geçişinizde oradaki durumu rahatlıkla görebiliyorsunuz.</p>
<p>Bu yazımda onların haklılıklarını ya da haksızlıkları hakkında uzun uzun beyanat verecek değilim. Sadece bir iki hususta fikrimi söyleyip, yazımı noktalayacağım, o kadar.</p>
<p>Şimdi tam olarak olayın içyüzünü detayıyla bilmemekle birlikte, bildiğim sadece;  geçen yıllarda <strong>özelleşen Tekel</strong>&#8216;in işçilerini <strong>4-C kapsamı</strong>nda, yani özel şirket elemanına yakın bir statüde çalıştırmaya devam ettirilmek istemesi. 4-C kapsamında çalışmak istemeyene de bir miktar tazminat verip (40 milyar civarında sanıyorum) esnaflığa yönlendirilmesi meselesi .</p>
<p>Öncelikle Türkiye&#8217;de refah içinde, mutlu mesut yaşayabilmek için bir aileye ortalama 2500-3000 TL maaş girmesi gerekir değil mi? Yani 700-900 arası bir maaşla geçinen ailenin geçinmesi mümkün mü? Üstelik bu adam yıllarca 2500-3000 lira civarında bir maaş alıp da hayatlarını bu yönde plânlıyorsa&#8230;</p>
<p>Neyse efendim, fazladan işin detayına girmeyeceğim. Ben birkaç arkadaşımla konuşmamda arkadaşların, <em>&#8220;Ya çiftlik gibi bu adamlar 2,5 &#8211; 3 milyar lira maaş aldılar yıllarca, üstelik işe de gitmediler.&#8221; </em>gibi cümleler sarf ettiğini duydum. Ben onların düşüncesinin tamamen <strong>siyasî, taraflı</strong> olduğunu düşünüyorum. Hangimize devlet 3 bin liralık maaş bağlasa hayır deriz ki? Ben demem şahsen. Bunun dışında bir de asgari ücretle geçinen aileler var diye bir savunmada bulunmayı da ihmal etmiyorlar. Efendim, problem onların 2.500 lira maaş alması değil. Problem milletin asgari ücretle geçinilmeye mecbur bırakılması. Ben isterim ki ülkemdeki çalışan her vatandaş en az 2 bin lira maaş alsın. Bu<strong> insanca yaşama</strong>nın ilk şartıdır zannımca.</p>
<p>Benim esas canımı sıkanlardan bir tanesi, insanların verdiği mücadelenin hep siyasal boyuta kaçması. Neden Ankara&#8217;nın göbeğindeki bu direniş çadırlarında bir tane sağ görüşlü partinin desteklediği çadır yok? Efendim, sağcılar hiç mi ezilmiyor? Hiç mi devlet tarafından haksızlığa maruz bırakılmıyor? Bence tam tersi. Orada çadırlarda mücadele veren adamların davasıyla, öte yanda <span style="color: #800000;"><strong>atanamayan yüzbinlerce öğretmen</strong></span>in davası aynıdır bence.</p>
<p>Rahatsız olduğum husus, oradaki işçilerin sırtından siyaset yapan sol görüşlü partiler, terör yandaşı sendikalar ve partilerdir. Oradan geçerken, hep bıyıkları ağızlarının içine girmiş adamlar görmekten bıktım. Ya da çadırların içindeki &#8220;sarı, kırmızı, yeşil&#8221; renkli battaniyeleri izlemek beni tiksindiriyor.</p>
<p>Bu direniş belli bir kesimin direnişi olamaz. Ancak onları destekleyenlerin büyük bir çoğunluğu <strong>PKK sempatizanı</strong>dır. Bunu gidip, gözlerimle gördüm birkaç kez. Bunda işçilerin de kabahati yok zannımca. Her gördüğü fırsatı kaçırmak istemeyen devlet düşmanlarının uyanıklığı falan.</p>
<p>Neyse efendim, gökten üç elma düşürelim; birisi bana, birisi siz okuyucularıma, diğeri de tekel işçilerine. pkk sempatizanlarına mı? onlara, neyse.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/tekel-iscileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sevmiyorum.</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/sevmiyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/sevmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 23:41:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[bağnaz]]></category>
		<category><![CDATA[faşist]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[liberal]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[<p>Şöyle bir düşündüm de, birçok şeyi sevmiyormuşum aslında. Neleri sevdiğimi ya da sevmediğimi düzenli bir şekilde düşünmemiştim. Oysa ne çokmuş.</p>
<p><strong>Bağnazları sevmiyorum:</strong> Dünyayı tek görüş etradında değerlendiren insanları sevmiyorum. Özellikle koyu Müslüman olanlarını. Bir de koyu dinsiz olanlar var ya, neyse. Efendim, hayat sadece Müslümanlıktan ibaret değildir. Müslüman olmayan kötü değildir. Müslüman da illâ iyi değildir. Falan filan işte. Ne dediğimi anlayan anladı.</p>
<p><strong>Feministleri sevmiyorum: </strong>Hayatta daha ciddi meseleler var. Elbette, erkekler kadınları ezmemeli falan ama bir şeylerin de doğası var ya hu. Fıtrat meselesi var. Ben şahsen evin dışındaki hayatta eşimle aynı şartları taşımak istemem. Ben her zaman daha önde olmalıyım. Zira evin içi kadın içindir.</p>
<p><strong>Çıkarlar için imâları sevmiyorum: </strong>Bırakın Allah aşkına. Biraz özünüz sözünüz bir olsun. Ne istiyorsanız söyleyin. Öyle kibarlık yaparak bir şeyleri örtbas edemezsiniz.</p>
<p><strong>Burnumun akması sevmiyorum:</strong> Böyle yana yana akıyor ya, deli oluyorum. Kesip, atasım geliyor.</p>
<p><strong>Irkçılığı da sevmiyorum aşırı Liberalliği de: </strong>Efendim, ırkçılığa&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle bir düşündüm de, birçok şeyi sevmiyormuşum aslında. Neleri sevdiğimi ya da sevmediğimi düzenli bir şekilde düşünmemiştim. Oysa ne çokmuş.</p>
<p><strong>Bağnazları sevmiyorum:</strong> Dünyayı tek görüş etradında değerlendiren insanları sevmiyorum. Özellikle koyu Müslüman olanlarını. Bir de koyu dinsiz olanlar var ya, neyse. Efendim, hayat sadece Müslümanlıktan ibaret değildir. Müslüman olmayan kötü değildir. Müslüman da illâ iyi değildir. Falan filan işte. Ne dediğimi anlayan anladı.</p>
<p><strong>Feministleri sevmiyorum: </strong>Hayatta daha ciddi meseleler var. Elbette, erkekler kadınları ezmemeli falan ama bir şeylerin de doğası var ya hu. Fıtrat meselesi var. Ben şahsen evin dışındaki hayatta eşimle aynı şartları taşımak istemem. Ben her zaman daha önde olmalıyım. Zira evin içi kadın içindir.</p>
<p><strong>Çıkarlar için imâları sevmiyorum: </strong>Bırakın Allah aşkına. Biraz özünüz sözünüz bir olsun. Ne istiyorsanız söyleyin. Öyle kibarlık yaparak bir şeyleri örtbas edemezsiniz.</p>
<p><strong>Burnumun akması sevmiyorum:</strong> Böyle yana yana akıyor ya, deli oluyorum. Kesip, atasım geliyor.</p>
<p><strong>Irkçılığı da sevmiyorum aşırı Liberalliği de: </strong>Efendim, ırkçılığa oldum olası karşıyımdır. Şükür, Rabbin herkesi eşit yarattığına inancım kavi. Siyahın, beyazın falan hepsi eşit. Ama, bazı ırklara da içim ısınmıyor be. Hani nefret seviyesine geliyorum. Acaba bütün ırklar eşit deyip de bazılarını sevmesek günah olur mu?</p>
<p>Liberallik güzel, hoş. İnsanlara farklılıklarına rağmen birlikte yaşama imkânı veriyor. Ama fazlası da zararlı ya hu. Adamı kimliğinden uzak tutuyor ve her şeyi hoş görmeye başlıyorsun. Zararlı.</p>
<p><strong>Burjuvazi Müslümanları sevmiyorum: </strong>Son günlerde en nefret ettiğim şey. Nedense paranın Müslüman&#8217;da olmasını çekemiyorum. Para bozuyor insanı abi. Hem de çok bozuyor. Gerçekten. Ne demiş Efendi, <span style="color: #ff0000;"><strong><em>El</em>- <em>fakru</em> fahrî</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/sevmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>evden eve taşıma, nakliyat haberleri ve nakliyatçılar sektörü</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/evden-eve-tasima-nakliyat-haberleri-ve-nakliyatcilar-sektoru/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/evden-eve-tasima-nakliyat-haberleri-ve-nakliyatcilar-sektoru/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:02:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[evden eve nakliyat]]></category>
		<category><![CDATA[evden eve taşımacılık]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul evden eve nakliyat firmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli güvenilir nakliyat şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[nakliyat]]></category>
		<category><![CDATA[şehir içi şehirler arası nakliye hizmeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=907</guid>
		<description><![CDATA[<p>Evden Eve Nakliyat &#8211; Taşımacılık</p>
<p>Evinizde bulunan eşyaların nakliyat firması tarafından güvenli bir şekilde paketlenip diğer evinize taşınıp kurulumunun yapılması işlemidir. Üstelik <a href="http://www.aytacnakliyat.com/" target="_blank">evden eve nakliyat</a> firmalarına ulaşmak çok daha kolay! Nakliyat firması aramaya son! İnternet üzerinden arama yaparak yüzlerce evden eve taşıma işlemi için nakliyat firması bulmak çok kolay.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken nokta kaliteli nakliyat firmasını bulmaktır. Bir çok evden eve nakliyat firması büyük firmaların isimlerini taklit ederek müşterileri mağdur etmektedir. Sizin içiniz rahat olsun diye biz sizin yerinize evden eve nakliyat firmaları arasında araştırmalar yaptık işte sonuçları;</p>
<p><strong>İstanbul iline ait evden eve nakliyat analizi;</strong></p>
<p>En uygun firmalar;</p>
<p><strong>-www.aytacnakliyat.com ;</strong> Aytaç Nakliyat şehiriçi şehirler arası <a title="evden eve taşıma" href="http://www.aytacnakliyat.com/" target="_blank">evden eve taşıma</a>, büro taşıma ve <a href="http://www.aytacnakliyat.com/muze-tarihieser-tasima" target="_blank">tarihi eser taşıma</a> gibi hizmetleri uygun fiyata ve kalitesi ile sunmaktadır. Firma şuanda kış sezonuna özel taşıma işlemlerinde %20 indirim uygulamaktadır. Aytaç Nakliyat firmasına ait belli başlı referanslar;</p>
<p>Temsa, Tedaş&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evden Eve Nakliyat &#8211; Taşımacılık</p>
<p>Evinizde bulunan eşyaların nakliyat firması tarafından güvenli bir şekilde paketlenip diğer evinize taşınıp kurulumunun yapılması işlemidir. Üstelik <a href="http://www.aytacnakliyat.com/" target="_blank">evden eve nakliyat</a> firmalarına ulaşmak çok daha kolay! Nakliyat firması aramaya son! İnternet üzerinden arama yaparak yüzlerce evden eve taşıma işlemi için nakliyat firması bulmak çok kolay.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken nokta kaliteli nakliyat firmasını bulmaktır. Bir çok evden eve nakliyat firması büyük firmaların isimlerini taklit ederek müşterileri mağdur etmektedir. Sizin içiniz rahat olsun diye biz sizin yerinize evden eve nakliyat firmaları arasında araştırmalar yaptık işte sonuçları;</p>
<p><strong>İstanbul iline ait evden eve nakliyat analizi;</strong></p>
<p>En uygun firmalar;</p>
<p><strong>-www.aytacnakliyat.com ;</strong> Aytaç Nakliyat şehiriçi şehirler arası <a title="evden eve taşıma" href="http://www.aytacnakliyat.com/" target="_blank">evden eve taşıma</a>, büro taşıma ve <a href="http://www.aytacnakliyat.com/muze-tarihieser-tasima" target="_blank">tarihi eser taşıma</a> gibi hizmetleri uygun fiyata ve kalitesi ile sunmaktadır. Firma şuanda kış sezonuna özel taşıma işlemlerinde %20 indirim uygulamaktadır. Aytaç Nakliyat firmasına ait belli başlı referanslar;</p>
<p>Temsa, Tedaş Anadolu Yakası, Koç Grubu, İstanbul Eğitim Vakfı, Ebru Gündeş, Kuşum Aydın, Zulfu Livaneli, Gökhan Zan, Emre Aşık, Bobo gibi ünlü isimler yer almaktadır.</p>
<p>İstanbul da evden eve taşıma hizmeti verdigimiz ilçeler; Mecidiyeköy, Zincirlikuyu, Ortaköy, Ulus, Pendik, Kartal, Kadıköy, Kağıthane, Nişantaşı, Güngören, Gaziosmanpaşa, Adalar, Avcılar, Esenler, Çatalca, Eminönü, Bağcılar, Bahçelievler, Eyüp, Fatih, Bakırköy, Gaziosmanpaşa, Dikilitaş, Sirkeci, Alibeyköy,Küçükköy, Kartal, Küçükçekmece.<br />
7/24 Hizmet verdiğimiz ilçeler; Maltepe, Pendik, Sarıyer, Şile, Silivri, Şişli, Sultanbeyli, Büyükçekmece, Esenler, Gaziosmanpaşa, Kağıthane, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, hadımköy, şile, silivri, Sultanahmet, Samandıra, Halkalı, Yenibosna, ikiteli, Bostancı, Sefaköy, Şirinevler, Etiler, Florya, Beylikdüzü, Ataşehir, İstanbul Aytaç şubemiz ile tüm ilçelerinin hizmetindeyiz.</p>
<p><strong>- www.orucoglunakliyat.com;</strong> Oruçoğlu <a title="evden eve nakliyat" href="http://www.orucoglunakliyat.com/" target="_blank">evden eve nakliyat</a> 28 yıllık tecrübesi ile <strong>evden eve nakliyat</strong> alanında bir lider. Oruçoğlu İstanbul evden eve nakliyat olarak expertiz hizmetini ücretsiz olarak vermekteyiz.Evden eve nakliyeniz sırasında sizin güvenceniz olarak eşyalarınız sigortalı bir biçimde nakliye edilmektedir.Evden eve nakliyat işlemi sırasında sizinle diyalog halinde bir elemanımız görevli olarak yanınızda yer alıcaktır.Oruçoğlu evden eve nakliyatı seçtiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/evden-eve-tasima-nakliyat-haberleri-ve-nakliyatcilar-sektoru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>türk gerçekten &#8220;türk&#8221; mü?</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/turk-gercekten-turk-mu/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/turk-gercekten-turk-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 00:57:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Aprunçır Tigin]]></category>
		<category><![CDATA[Baki]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[efkan çalış]]></category>
		<category><![CDATA[eskrim]]></category>
		<category><![CDATA[faşist]]></category>
		<category><![CDATA[fuzuli]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel türk sporu]]></category>
		<category><![CDATA[hacettepe]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalist]]></category>
		<category><![CDATA[komünist]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtlük]]></category>
		<category><![CDATA[matrak]]></category>
		<category><![CDATA[matrakçı nasuh]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[mevlanader]]></category>
		<category><![CDATA[Odtü]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[sağ]]></category>
		<category><![CDATA[sol]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalist]]></category>
		<category><![CDATA[tomak]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[türk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[ülkücü]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=902</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="matrak sporu" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/matrakmarka.jpg" alt="matrak sporu" align="center" /></p>
<p>Başlık biraz iddialı oldu zannımca. Ama elimden geldiğince, dilim döndüğünce izah etmeye çalışacağım, düşüncelerimi. Amacım öyle makalemsi bilgilerle sizi sıkmak değil, düşüncelerimden hareketle deneme-sitem tadında bir şeyler ortaya çıkarmaktır.</p>
<p>Son günlerde özellikle revaçta olan bir tartışma: <strong>Türklük</strong>-<strong>Kürtlük</strong>. Ben işin sadece &#8220;<em>Türklük</em>&#8221; kısmını ele almak istiyorum:</p>
<p><strong>Türk nedir?</strong> Sizce böyle bir kelimenin tanımını yapmak bir hayli zor değil mi? İdeolojilerin kelimeleri de kendi parmaklıklarına kapattığı bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle her kelimenin her ideoloji için bir tanımı olacaktır.Kimine göre &#8220;<em>kan bağı</em>&#8220;, kimine göre &#8220;<em>Türk&#8217;üm diyen</em>&#8220;, kimine göre ise &#8220;<em>Gevurla çarpışmayı göze alan</em>&#8220;  <strong>Türk</strong>&#8216;tür. Nitekim onlarca tanım daha sıralayabiliriz. Ancak onlarca tanımın ortak noktalarını görmek de pek zor olmasa gerek. Hemen birkaç tanesini sıralayalım.</p>
<p>Aşağı yukarı saf diyebileceğimiz bir kan bağı ile birbirine bağlı; aynı kültürden, geçmişten, savaşlardan, barışlardan, eğitimden, öğretimden, mutluluktan, sevinçten&#8230; vs. gelen kişilere Türk diyebilir miyiz? <strong>Bence deriz</strong>. Hem de altını çize çize.</p>
<p>Peki ya insan geçmişini&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="matrak sporu" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/matrakmarka.jpg" alt="matrak sporu" align="center" /></p>
<p>Başlık biraz iddialı oldu zannımca. Ama elimden geldiğince, dilim döndüğünce izah etmeye çalışacağım, düşüncelerimi. Amacım öyle makalemsi bilgilerle sizi sıkmak değil, düşüncelerimden hareketle deneme-sitem tadında bir şeyler ortaya çıkarmaktır.</p>
<p>Son günlerde özellikle revaçta olan bir tartışma: <strong>Türklük</strong>-<strong>Kürtlük</strong>. Ben işin sadece &#8220;<em>Türklük</em>&#8221; kısmını ele almak istiyorum:</p>
<p><strong>Türk nedir?</strong> Sizce böyle bir kelimenin tanımını yapmak bir hayli zor değil mi? İdeolojilerin kelimeleri de kendi parmaklıklarına kapattığı bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle her kelimenin her ideoloji için bir tanımı olacaktır.Kimine göre &#8220;<em>kan bağı</em>&#8220;, kimine göre &#8220;<em>Türk&#8217;üm diyen</em>&#8220;, kimine göre ise &#8220;<em>Gevurla çarpışmayı göze alan</em>&#8220;  <strong>Türk</strong>&#8216;tür. Nitekim onlarca tanım daha sıralayabiliriz. Ancak onlarca tanımın ortak noktalarını görmek de pek zor olmasa gerek. Hemen birkaç tanesini sıralayalım.</p>
<p>Aşağı yukarı saf diyebileceğimiz bir kan bağı ile birbirine bağlı; aynı kültürden, geçmişten, savaşlardan, barışlardan, eğitimden, öğretimden, mutluluktan, sevinçten&#8230; vs. gelen kişilere Türk diyebilir miyiz? <strong>Bence deriz</strong>. Hem de altını çize çize.</p>
<p>Peki ya insan geçmişini kaybederse Türklüğünü de kaybeder mi? Bence kaybeder dostlarım. Bence, kesinlikle kaybeder. Bugün biz <strong>Aprunçır Tigin</strong>&#8216;in <strong>Mevlânâ</strong>&#8216;nın, <strong>Yunus</strong>&#8216;un, <strong>Baki</strong>&#8216;nin, <strong>Fuzuli</strong>&#8216;nin şiirlerine; <strong>sağcımız, solcumuz, ülkücümüz, komünistimiz, faşistimiz, kapitalistimiz</strong> sahip çıkmayacaksak, bu &#8220;öteki&#8221;ninki, bu &#8220;beriki&#8221;ninki diyeceksek, nerede kaldı ortaklığımız, Türklüğümüz?</p>
<p>Ufak bir şey daha. Çok ufak ama çok hazin:</p>
<p>Son dönemlerde açılım da açılım tutturduk gitti. Katılırız ya da katılmayız, destek veririz ya da vermeyiz, bu hiç önemli değil. Biz Kürtlere &#8220;anadil&#8221;de eğitim neymiş kardeşim? Ne demek Kürtçe eğitim? Tek bir eğitim dili var, o da <strong>Türkçe</strong>! demiyor muyuz? Diyoruz. Peki ya biz anadilimizde eğitim alabiliyor muyuz? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bknz: <strong>Odtü, Boğaziçi, Hacettepe</strong> ya da her ne zıkkımsa. Buna itiraz edenimiz var mı ? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Pek sanmıyorum ya.</p>
<p>Buradan konuyu bir yere bağlayacağım falan yok. Sadece eski geleneklerimizden birisini günyüzüne çıkaran birisine teşekkür etmek ve kendisini bu yazımla desteklemek istiyorum.</p>
<p>Karşılaşmamız ne kadar tevafuk olsa da&#8230;</p>
<p><strong>Geleneksel Türk Savunma ve Mücadele Sporu, Cenk Sanatı: Matrak</strong></p>
<p>Ben &#8220;<strong>matrak</strong>&#8221; adını üç yerde duymuştum:</p>
<p>Bir, &#8220;<strong>Matrak</strong>&#8221; diye bir radyo programı vardı. İki, bir hocamız derste <strong>&#8220;Çorumlu Gurbet</strong>&#8221; şiirini okurken &#8220;Matrak&#8221; adında bir kafeden bahsetmişti. Üç, <strong>KPSS </strong>kitaplarından adına rastladığım<strong> Matrakçı Nasuh</strong>.</p>
<p>Matrakçı Nasuh&#8217;u biz minyatür ustası, nakkaş, matematikçi ve tarihçi olarak biliriz. Oysa bizim Nasuh&#8217;un adının başındaki &#8220;Matrakçı&#8221; ibaresi ne ola ki? Bize neden adına bile sinen &#8220;matrak&#8221;çılığı unutturulmuş da biz onu sadece minyatür ile anıyoruz ki? Değil mi ?</p>
<p>Arkadaşlar, &#8220;Matrak&#8221; bir tür savunma sporudur. Cenk sanatıdır yani. Tarihi Osmanlı&#8217;ya kadar dayanır.</p>
<p>Matrak, Osmanlı&#8217;da Yeniçeriler ve Sipahiler tarafından kılıç eğitimi amacıyla talim edilmiştir. Sultanlar spor amaçlı öğrenmiş ve uygulamışlardır. Tabiî bizde her kötü şeyi ortadan kaldırırken kötü şeyi de kaldırma adetiyle, Yeniçerilerle beraber Matrak&#8217;ı da kaldırmışız.</p>
<p>Matrak, bir nevî savunma sanatıdır. Dövüş oyunudur. Karate, Taekwando gibi yani. Nasıl elin oğlu kılıcı alıyor eline eskrim midir, nedir, ondan yapıyor ya. İşte bu da bizim geleneksel sporlarımızdan bir tanesi.</p>
<p>Bizim minyatürcü diye nam salan Nasuh, bu oyunun tam 160 tane temel tekniğini belirlemiştir.</p>
<p>Nitekim, bu spor günümüzde unutmaya yüz tutmuştur. Ben inanıyorum ki, bu spor gelecek zamanda tüm Türkiye&#8217;de yayılacak ve beğeniyle izlenilecektir.</p>
<p>Matrak konusunda detaylı bilgi almak istiyorsanız ben sizi bu sporu günyüzüne çıkaran Matrakçı Efkan Çalış ağabeye -Mevlanader&#8217;de karşılaşmıştık işte- yönlendiriyorum. Onların web sitesi aracılığıyla Matrak hakkında ve hattâ bir başka sporumuz Tomak hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Hattâ dilerseniz Matrak sporu ile ilgili videoları da izleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.cenksanati.com/">Matrak hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayınız&#8230;</a></p>
<p>*görsel censanati.com &#8216;dan alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/turk-gercekten-turk-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>rüyalar da olmasa</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ruyalar-da-olmasa/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ruyalar-da-olmasa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 09:54:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[ağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ruya]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=898</guid>
		<description><![CDATA[<p>uykunun bir parçasıdır rüya. belki bize uykuyu daha uzun hissettirebilmesi için bahşedilmiş bir şeydir, belki de gerçekten gelecekten bir haber veriyordur.</p>
<p>rüyalar hakkında pek bir malûmatım yok. ama inanmıyor da değilim. hz. yusuf&#8217;un bir rüya yorumcusu olduğunu düşünürsek aksi pek mümkün gözükmüyor.</p>
<p>bu gece bir rüya gördüm. öyle bir rüya ki, sanki hz. isa&#8217;ya nasıl incil blok halinde, tek seferde gelmişse, bana da rüyam öyle geldi. bir gecede görüp görebileceğim bütün rüyaları gördüm. görüp görebileceğim bütün insanları ve bütün olayları gördüm.</p>
<p>birlikte olduğum bütün insanlar, arkadaşlarım&#8230; hepsi sanki terker teker gösterildi bana. ve hepsini aynı anda da görmedim. sırayla, hissederek gördüm.</p>
<p>rüyaları hissedersiniz değil mi? uyandığınızda hâlâ etkisindesinizdir. hattâ uyanamadığınızda bile. ben mesela, erken yatmama rağmen uyanamadım sabah. güya erkenden kalkıp, hastaneye falan gidecektim. ama gözlerime bir ağırlık çöktü.tabir-i caizse bu rüya beni &#8220;yordu&#8221;.</p>
<p>evet, rüyalar insanı yorar mı?</p>
<p>bence yorar. hem de koskoca bir gün düşünmüşsünüz gibi yorulursunuz. başınız&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>uykunun bir parçasıdır rüya. belki bize uykuyu daha uzun hissettirebilmesi için bahşedilmiş bir şeydir, belki de gerçekten gelecekten bir haber veriyordur.</p>
<p>rüyalar hakkında pek bir malûmatım yok. ama inanmıyor da değilim. hz. yusuf&#8217;un bir rüya yorumcusu olduğunu düşünürsek aksi pek mümkün gözükmüyor.</p>
<p>bu gece bir rüya gördüm. öyle bir rüya ki, sanki hz. isa&#8217;ya nasıl incil blok halinde, tek seferde gelmişse, bana da rüyam öyle geldi. bir gecede görüp görebileceğim bütün rüyaları gördüm. görüp görebileceğim bütün insanları ve bütün olayları gördüm.</p>
<p>birlikte olduğum bütün insanlar, arkadaşlarım&#8230; hepsi sanki terker teker gösterildi bana. ve hepsini aynı anda da görmedim. sırayla, hissederek gördüm.</p>
<p>rüyaları hissedersiniz değil mi? uyandığınızda hâlâ etkisindesinizdir. hattâ uyanamadığınızda bile. ben mesela, erken yatmama rağmen uyanamadım sabah. güya erkenden kalkıp, hastaneye falan gidecektim. ama gözlerime bir ağırlık çöktü.tabir-i caizse bu rüya beni &#8220;yordu&#8221;.</p>
<p>evet, rüyalar insanı yorar mı?</p>
<p>bence yorar. hem de koskoca bir gün düşünmüşsünüz gibi yorulursunuz. başınız ağrır. beyninizin kafanızın içinde büyüdüğünü hissedersiniz. sanki gözlerinizden çıkacak gibidir. belki o yüzden en çok gözler etkilenir rüyadan.</p>
<p>her şeyi görebilirsiniz rüyada. en saçma kurgular içinde, en saçma insanları bile. karşınızdaki adamla tokalaşırsınız, adamın yüzünden eline doğru çevirirsiniz kafanızı, bir bakarsınız kız eli çıkmış. ya da bir hayvan eli. mümkündür. hattâ tokalaştığınız insanın yüzünün yarısı erkek öteki yarısı da kız olabilir. bu da mümkün.</p>
<p>peki size mühim bir soru.</p>
<p>hiç öldüğünüzü gördünüz mü rüyada ?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ruyalar-da-olmasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>vaveyla</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/vaveyla/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/vaveyla/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 21:41:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Okuma Kılavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[suskun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=895</guid>
		<description><![CDATA[<p>“her sağlıklı ve dolaysız bildirişim şiirin doğmasını gerektiren pürüzleri ortadan kaldırır. şiir bize düzyazının vermediğini sağlar dediğimiz zaman, kullandığımız dilin asıl insanca bildiriyi ulaştırmakta yetersiz kaldığını itiraf etmiş oluyoruz.”(şiir okuma kılavuzu,vsayfa 18)</p>
<p>&#8220;insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, <em>kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman</em> şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir &#8220;critique&#8221; dönemlerin sanatıdır.&#8221; (şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)</p>
<p>yukarıdaki satırları anlamak o kadar güç olmasa gerek. okumaktan az çok anlayan, hayatında &#8220;cin ali&#8221; dışında birkaç kitap okumuş kişiler bu cümlelerden az ya da çok bir şeyler anlayacaktır. ancak hakkıyla anlamak, hissetmek için bu cümleleri bizzat yaşamak gerekiyor.</p>
<p>şiir,  iletişimsizlik anında ortaya çıkar. insanlar birbirleriyle rahatlıkla iletişim kurabildiklerinde, dertlerini en net biçimde ifade ettiklerinde şiir dediğimiz şey ortaya çıkmaz. şiir, insanın kendini ifade edemediği zamanlarda başvurduğu bir &#8220;şey&#8221;dir. bir kendini ifade etme aracıdır, biçimidir, şiir. söylemek&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“her sağlıklı ve dolaysız bildirişim şiirin doğmasını gerektiren pürüzleri ortadan kaldırır. şiir bize düzyazının vermediğini sağlar dediğimiz zaman, kullandığımız dilin asıl insanca bildiriyi ulaştırmakta yetersiz kaldığını itiraf etmiş oluyoruz.”(şiir okuma kılavuzu,vsayfa 18)</p>
<p>&#8220;insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, <em>kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman</em> şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir &#8220;critique&#8221; dönemlerin sanatıdır.&#8221; (şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)</p>
<p>yukarıdaki satırları anlamak o kadar güç olmasa gerek. okumaktan az çok anlayan, hayatında &#8220;cin ali&#8221; dışında birkaç kitap okumuş kişiler bu cümlelerden az ya da çok bir şeyler anlayacaktır. ancak hakkıyla anlamak, hissetmek için bu cümleleri bizzat yaşamak gerekiyor.</p>
<p>şiir,  iletişimsizlik anında ortaya çıkar. insanlar birbirleriyle rahatlıkla iletişim kurabildiklerinde, dertlerini en net biçimde ifade ettiklerinde şiir dediğimiz şey ortaya çıkmaz. şiir, insanın kendini ifade edemediği zamanlarda başvurduğu bir &#8220;şey&#8221;dir. bir kendini ifade etme aracıdır, biçimidir, şiir. söylemek istediklerinizi kimsenin anlayamayacağını düşündüğünüzde başvurduğunuz bir şeydir. bir karalamadır belki. içinizden sövmek geldiğinde sövebildiğiniz; övmek geldiğinde övebildiğiniz bir şeydir. bazen bir isyanın resmidir, bir çığlığın satırlarıdır şiir. bazen hırsınızın görünen yüzüdür, bazen de suskunluğunuzun şahidi. bir şekilde anlatamadığınız ne varsa, şiir odur işte.</p>
<p>insan her şeyden kuşkuya düştüğünde, varlığını sorguladığında, her şeyden tiksinmeye başladığında, insanların birbiriyle olan münasebetlerinden endişelendiğinde, kendisi ile etrafındakiler arasında bir husumet olduğunda şiire sığınır.</p>
<p>ismet özel&#8217;in yorumlarından yola çıkarak -hattâ bizzat onu yorumlayarak- kendimce şiir hakkında bir şeyler söyledim. aslında söylemek istediğim şiirin &#8220;ne&#8221;liği hususu değildi belki. ama bir öykünün ya da bir romanın ne olduğunu böylelikle izah edebilecek kadar kitap okumadım. tek bildiğim şiirse ben de şiirin tanımıyla anlatırım duygularımı.</p>
<p>bazen çaresiz kalabiliyor insan. bir şeyler söylemek istiyor, ama susturuyorlar, dinlemiyorlar. bir şeylere değinmek istiyor ama değindiği şeyi orada bulamıyor. bir şeylerden bahsetmek istiyor ama bu bir şeylerin neler olduğunu bilemiyor. hepsinden de öte bir şeylerden bahsetse bile <em>muhatapları anlamıyor bu &#8220;bir şeyler&#8221;</em> neler. dinlemek ve anlamak istemiyorlar. zaten dinlemek ve anlamak isteseler iletişim problemi olmayacak.</p>
<p>karşıdakini yargılamak ne kadar kolay. karşındaki hakkında hüküm vermek. karşındakinin düşüncesini dinlemeden- zerre kadar değer vermeden- karara varmak. ne kadar kolay tek doğruyu kendi bildiği sanmak. çok kolay, çok.</p>
<p>bazen susmayı tercih eder insan. bırakın öyle zamanlarda, sussun. sizlere anlatacağı bir şeyi olmadığından değil, susmak istediği için susmuştur. anlatma isteği duymamıştır. canı istemiyordur.</p>
<p>insan sustuğunda da birçok şeyi söyler. yargılamayın onu. aldırmıyor, bilmiyor, istemiyor, görmüyor, duymuyor, dokunmuyor, hissetmiyor, sevmiyor vs. vs. vs. bildiğiniz ne kadar olumsuzluk varsa yüklemeyin ona. belki sizden daha fazla şey biliyordur, ama konuşmak istemiyordur. susmayı tercih ediyordur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/vaveyla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sandığımdan daha güzelsin</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/sandigimdan-daha-guzelsin/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/sandigimdan-daha-guzelsin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 00:58:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[garnitür]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[şaka şuka]]></category>
		<category><![CDATA[sandigim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img   title="sandigim" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/sandigim.jpg" alt="sandigim"   /></p>
<p>bir kere de gülelim istedim. hem de epey içten. zira pek hoşuma gitti bu. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img   title="sandigim" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/sandigim.jpg" alt="sandigim"   /></p>
<p>bir kere de gülelim istedim. hem de epey içten. zira pek hoşuma gitti bu. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/sandigimdan-daha-guzelsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hayatıma yenilikler getiriyorum</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatima-yenilikler-getiriyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatima-yenilikler-getiriyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 03:18:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[45'lik]]></category>
		<category><![CDATA[asosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[asosyal pazar]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[friend feed]]></category>
		<category><![CDATA[friendfeed]]></category>
		<category><![CDATA[google reader]]></category>
		<category><![CDATA[pikap]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal pazar]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[<p>son yazılarımda artık bir şeyleri düzeltmeye başlamanın zamanı geldiğini epeyce hissettirmiştim. hissettirmenin de ötesinde aleni söylemiştim bunu. arka arkaya yazdığım yazılarda sürekli bunu dile getirmem bu durumdan oldukça rahatsız olduğum içindir. ve bu yazıyı yazmamın da temel nedeni bu belki.</p>
<p>hayatımda artık biraz değişiklik yapmam gerektiğini düşündüm. her gün bilgisayarı açtığımda belli başlı siteleri gezmek, belli bir kalıba girmek gibi bir şey oldu benim için. bu da ruhumu gıdıklamaya başladı. neler mi yaptım&#8230;</p>
<p>öncelikle teknolojiye karşı birisi olarak, bilgisayarımı kaldırıp çöpe atabilsem diyorum hep, ama bir türlü beceremiyorum. bir iş aracı olarak kullanıyorum bilgisayarımı. ama keşke kullanmaya ihtiyaç duymasam&#8230;</p>
<p>internette biraz zaman geçirenler sosyal ağların pençesine bir kere düşerler. <strong>friendfeed </strong>dediğim bir siteden bahsediyorum ben. kullanıcıların anlık iletiler ile düşüncelerini -cirolarını ve pazarlarını- herkese duyurabildiği ve herkesin bu düşünceyi beğenme, yorum -ve yalakalık- yapma gibi katılımlarının olduğu bir site. gülmek, eğlenmek için fevkâlade güzel bir site. belki iş yapmak için&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>son yazılarımda artık bir şeyleri düzeltmeye başlamanın zamanı geldiğini epeyce hissettirmiştim. hissettirmenin de ötesinde aleni söylemiştim bunu. arka arkaya yazdığım yazılarda sürekli bunu dile getirmem bu durumdan oldukça rahatsız olduğum içindir. ve bu yazıyı yazmamın da temel nedeni bu belki.</p>
<p>hayatımda artık biraz değişiklik yapmam gerektiğini düşündüm. her gün bilgisayarı açtığımda belli başlı siteleri gezmek, belli bir kalıba girmek gibi bir şey oldu benim için. bu da ruhumu gıdıklamaya başladı. neler mi yaptım&#8230;</p>
<p>öncelikle teknolojiye karşı birisi olarak, bilgisayarımı kaldırıp çöpe atabilsem diyorum hep, ama bir türlü beceremiyorum. bir iş aracı olarak kullanıyorum bilgisayarımı. ama keşke kullanmaya ihtiyaç duymasam&#8230;</p>
<p>internette biraz zaman geçirenler sosyal ağların pençesine bir kere düşerler. <strong>friendfeed </strong>dediğim bir siteden bahsediyorum ben. kullanıcıların anlık iletiler ile düşüncelerini -cirolarını ve pazarlarını- herkese duyurabildiği ve herkesin bu düşünceyi beğenme, yorum -ve yalakalık- yapma gibi katılımlarının olduğu bir site. gülmek, eğlenmek için fevkâlade güzel bir site. belki iş yapmak için de öyle. ama benim gibi maddeye çok önem vermek istemeyen -vermeyen diyemiyorum maalesef- birisi için çok üst numara bir yer. insanların kendilerini pazarladıkları, kendi reklâmlarını yaptıkları bir yer. klavye arkasında özgüven taklası attıkları bir yer. şirketlerinin cirosunu ne kadar senede ne kadar katladıkları ile hayatın anlamını bulduklarını düşünen insanlar, dört beş tane kitap okumadan hemen &#8220;yeni girişimcilere, genç iş adamlarına&#8230;&#8221; gibi başlıklar açan insanlar&#8230; hepsi ve daha fazlası burada. durmak istemediğimi keşfettim ve sildim üyeliğimi.</p>
<p>bir de artık <strong>blog </strong>takip etmeyeceğim. her akşam insanların web sitelerini tek tek ziyaret etmek artık sıkmaya başladı. bu yüzden uzun süredir kullanmadığım &#8220;<strong>google reader</strong>&#8220;i tekrar etkin bir şekilde kullanacağım. ve artık sadece hislerime yazanları takip edeceğim. bu arkadaşım acaba ne yazmıştır, bu tanıdığım gibi ithamlarda bulunmadan sadece hislerime hitap edenleri ekleyeceğim. diğer arkadaşların yazısını da bir ara sitelerine uğradığımda görür, okurum.</p>
<p>bir pikap edinmeliyim kendime. 45&#8242;lik takıp dinlemeliyim. o doygun sesi hissetmeliyim.</p>
<p>yaşadığım her şey, okuduğum kitaplar, dinlediğim müzikler, izlediğim filmler beni ben yapıyor sanırım. her gün, her kitap, her müzik ve her film bana öylesine çok şey katıyor ki. anlayana.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/hayatima-yenilikler-getiriyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>80&#8242;lerin sonunda ve 90&#8242;ların başında çocuk olmak</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/80lerin-sonunda-ve-90larin-basinda-cocuk-olmak/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/80lerin-sonunda-ve-90larin-basinda-cocuk-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 12:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[80'lerin sonunda ve 90'ların sonu]]></category>
		<category><![CDATA[alıç]]></category>
		<category><![CDATA[dantel]]></category>
		<category><![CDATA[iki bisküvi arası lokum]]></category>
		<category><![CDATA[leblebi tozu]]></category>
		<category><![CDATA[nohut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=859</guid>
		<description><![CDATA[<p>son zamanlarda eskiye bir özlem duyduğumu sık sık dile getiriyordum. özlemlerimin sadece bana ait değil de benim yaşıtım olan herkeste olduğunu görünce bunun bir tesadüf olmadığını gördüm. aslında buna dair söylenecek onca şey var ki&#8230; neden özlediğimiz, eskinin neden tatlı olduğu vs. vs. oysa şimdi tek söylemek istediğim, bizim çocuklarımızın bizim tattığımız çocukluğu tadamayacakları, bizim gibi özlemlerinin olmayacağı beni çok üzüyor. o ufak ekrana kendilerini hapsedip etrafındaki hiçbir şeyi göremeyecek olmaları&#8230;</p>
<p>80&#8242;lerin sonunda ve 90&#8242;ların başında çocuk olmakla nelere şahit olduk acaba? neleri özümsedik ve neleri daha dün gibi hatırlıyoruz&#8230; isterseniz sıralayalım hepsini ne dersiniz?</p>
<p><strong>iki bisküvi arası lokum</strong></p>
<p><img title="bisküvi lokum" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/bis-lok1.jpg" alt="bisküvi lokum" /></p>
<p>sanırım 90&#8242;lara dair en çok hatırladığımız şey bu olsa gerek. camiilerde mevlütlerden sonra kapıya bir tezgah atılır ve amcalar iki bisküvi, yanında da bir lokum vererek &#8220;allah kabul etsin amca.&#8221; demenizi beklerdi. onlar için bu sözü duymak ne kadar önemli ve anlamlıysa bizim için de lokum ve bisküvi o kadar&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>son zamanlarda eskiye bir özlem duyduğumu sık sık dile getiriyordum. özlemlerimin sadece bana ait değil de benim yaşıtım olan herkeste olduğunu görünce bunun bir tesadüf olmadığını gördüm. aslında buna dair söylenecek onca şey var ki&#8230; neden özlediğimiz, eskinin neden tatlı olduğu vs. vs. oysa şimdi tek söylemek istediğim, bizim çocuklarımızın bizim tattığımız çocukluğu tadamayacakları, bizim gibi özlemlerinin olmayacağı beni çok üzüyor. o ufak ekrana kendilerini hapsedip etrafındaki hiçbir şeyi göremeyecek olmaları&#8230;</p>
<p>80&#8242;lerin sonunda ve 90&#8242;ların başında çocuk olmakla nelere şahit olduk acaba? neleri özümsedik ve neleri daha dün gibi hatırlıyoruz&#8230; isterseniz sıralayalım hepsini ne dersiniz?</p>
<p><strong>iki bisküvi arası lokum</strong></p>
<p><img title="bisküvi lokum" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/bis-lok1.jpg" alt="bisküvi lokum" /></p>
<p>sanırım 90&#8242;lara dair en çok hatırladığımız şey bu olsa gerek. camiilerde mevlütlerden sonra kapıya bir tezgah atılır ve amcalar iki bisküvi, yanında da bir lokum vererek &#8220;allah kabul etsin amca.&#8221; demenizi beklerdi. onlar için bu sözü duymak ne kadar önemli ve anlamlıysa bizim için de lokum ve bisküvi o kadar önemliydi. hiç vakit kaybetmeden iki bisküvinin arasına o &#8220;en ucuz&#8221; lokumları koyar ve bisküvileri kırmadan yeme sanatını icra ederdik. lokumlar ara ara dişinize yapışır, ara ara da lokumun pudra şekeri üzerinize dökülür, sizi &#8220;leke&#8221;lerdi. a bu lokum ve bisküvilerin yanında verilen gül suyunu da ihmal etmeyelim. o buzdolabından yeni çıkmış soğukluğu ile içinizi, gönlünüzü ferahlatırdı.</p>
<p><strong>yerken &#8220;yusuf&#8221; diyemediğimiz leblebi tozu</strong></p>
<p><img title="leblebi tozu" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/leblebitozu2.jpg" alt="leblebi tozu" /></p>
<p>5&#8230;&#8217;le başlayan bir paraya satıldığını hatırlıyorum. 500 lira mıydı, 5 lira mıydı, 500 kuruş muydu onu tam hatırlayamıyorum. ama okul önlerinde ya da mahalle bakkallarında ufak bir pakete konulmuş bir şekilde satılırdı. yanında da bir kamış. kaşıkla yemezdik, kamışla çekerdik onu. ve eğer dikkatli çekemezsek genzimize kaçar &#8220;ölüm&#8221;le burun buruna da gelebilirdik. ne olursa olsundu, leblebi tozu yemek bir başkaydı benim için.</p>
<p><strong>boyna asılan alıç<br />
</strong><br />
<img title="alıç" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/alic1.jpg" alt="alıç" /></p>
<p>yine okul önlerinde satılan alıç&#8217;ı boynumuza asıl yemek bizim için büyük bir zevkti. zevkimizi baltalayan tek şey, arkadaşımızın alıçımızdan kopararak almasıydı. buna tepki olarak &#8220;ooolum adam gibi iste verim la, kopuyo böyle.&#8221; derdik sadece. sonra kaldığımız yerden, elimizde beslenme ya da resim dosyası, sırtımızda çanta, ağır aksak adımlarla dönerdik eve.</p>
<p><strong>nooooohut, nohut</strong></p>
<p><img title="nohut" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/nohut1.jpg" alt="nohut" /></p>
<p>mahalle aralarında bir el arabası ya da ona benzeyen bir araçla satılan bu nohutları görünce hemen &#8220;anneeee, anne gııı, bana nohut al gııı.&#8221; derdik büyük bir seviçle. ve o nohutu yedikten sonra dudaklarımız tuzdan kavrulurdu. bir de ellerimiz tozla karışık tuza bulanırdı. parmaklarımızı birbirine değdirmek çok zevkli olurdu.</p>
<p><strong>&#8230; üzerine dantel</strong></p>
<p><img title="dantel" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/dantel.jpg" alt="dantel" /></p>
<p>belki hâlâ evlerimizde olan bu danteller, işlemeler o zamanın vazgeçilmez örtüsüydü. hangi akla hizmet serildiğini henüz bile anlayamadığım bu danteller olur olmadık, açık olan her yeri kapatırdı. telefon, televizyon gibi açıkta kalan her şeyi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/80lerin-sonunda-ve-90larin-basinda-cocuk-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>zaman harbiden geçiyor -2</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/zaman-harbiden-geciyor-2/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/zaman-harbiden-geciyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:21:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[lise yılları]]></category>
		<category><![CDATA[ozlem]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=855</guid>
		<description><![CDATA[<p>sanırım artık yazı dizisi oluşturmaya başlayacağım. <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/zaman-harbiden-geciyor/" target="_blank">&#8220;zaman harbiden geçiyor&#8221; </a>yazısından sonra, aynı nedenlerle bu yazıyı yazma ihtiyacı hissediyorum. son zamanlarda pek sosyalleştim nedense?!</p>
<p>birkaç hafta evvel lise arkadaşlarımla buluştuğumu söylemiştim. onları çok özlediğimi ve uzunca bir ayrılıktan sonra (tahminim 6-7 yıl) onları tekrar görmenin hoşnutluğunu üzerimde taşıyordum. güzel bir sohbetten sonra <strong>a.</strong>&#8216;nın evinde buluşmak için sözleştik. ve bu akşam da oradaydık.</p>
<p>yıllar önce sınıfımızın başkanı olan, o tahta kalemi elinde tutuşunu daha dün gibi hatırladığım <strong>a.</strong> bugün kucağında çocuğunu tutuyordu. -hem de bir yaşından büyük çocuğunu-. ona baktığımda gri pantolon ve lacivert ceket giyen o delikanlıyı değil, evine ekmek getiren, evinin faturalarını ödeyen o koca adamı görüyordum. bir insanın iki halini görmek ve bunun farkına varma başarısını tatmak ne güzel değil mi ?</p>
<p>sadece <strong>a.</strong>&#8216;nın farklılıklarını değil, hepimizin farklılıklarını tek tek hissedebiliriz aslında. ve farklılıklarla birlikte benzerliklerini. o koyu sohbetlerin arasında şöyle birbirimize bakıp:<em> &#8220;hiç değişmemişsin he!&#8221; </em>demek&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>sanırım artık yazı dizisi oluşturmaya başlayacağım. <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/zaman-harbiden-geciyor/" target="_blank">&#8220;zaman harbiden geçiyor&#8221; </a>yazısından sonra, aynı nedenlerle bu yazıyı yazma ihtiyacı hissediyorum. son zamanlarda pek sosyalleştim nedense?!</p>
<p>birkaç hafta evvel lise arkadaşlarımla buluştuğumu söylemiştim. onları çok özlediğimi ve uzunca bir ayrılıktan sonra (tahminim 6-7 yıl) onları tekrar görmenin hoşnutluğunu üzerimde taşıyordum. güzel bir sohbetten sonra <strong>a.</strong>&#8216;nın evinde buluşmak için sözleştik. ve bu akşam da oradaydık.</p>
<p>yıllar önce sınıfımızın başkanı olan, o tahta kalemi elinde tutuşunu daha dün gibi hatırladığım <strong>a.</strong> bugün kucağında çocuğunu tutuyordu. -hem de bir yaşından büyük çocuğunu-. ona baktığımda gri pantolon ve lacivert ceket giyen o delikanlıyı değil, evine ekmek getiren, evinin faturalarını ödeyen o koca adamı görüyordum. bir insanın iki halini görmek ve bunun farkına varma başarısını tatmak ne güzel değil mi ?</p>
<p>sadece <strong>a.</strong>&#8216;nın farklılıklarını değil, hepimizin farklılıklarını tek tek hissedebiliriz aslında. ve farklılıklarla birlikte benzerliklerini. o koyu sohbetlerin arasında şöyle birbirimize bakıp:<em> &#8220;hiç değişmemişsin he!&#8221; </em>demek bambaşka bir duygu olsa gerek.</p>
<p>çok özlüyor insan geçmişi. ve sürekli her şeyin değiştiğinden yakınıyor. aldığımız hava aynı, üzerimize doğan güneş aynı&#8230; peki ya değişen ne?! <strong> insan olmalı bence.</strong></p>
<p>bundan altı sene evvelki hayatı algılayışımız ile bugünkü algılayışımız arasında büyük fark var. hayatı okul asıp internet kafeye gitmek, derslerin yoruculuğundan, hocaların bize taktığından bahsetmek zannederdik. oysa böyle mi oluyor hep hayat?</p>
<p>gün geçiyor, ay geçiyor, yıl geçiyor&#8230; tek güzellik ise farkında olarak yaşamak. yaşadığın her an&#8217;ın farkında olarak&#8230;</p>
<p>a. her şey için teşekkürler kardeşim. yemekler bir harikaydı.</p>
<p>s. bak senden de bahsediyorum. &#8220;bunları mutlaka yaz.&#8221;, &#8220;benden mutlaka bahset.&#8221; diyordun. senden nasıl bahsedeyim bilmiyorum ki? hele bir askerden gel de o zaman konuşacak, paylaşacak epeyce hatıramız olacak ve biz onlardan hiç bıkmadan bahsedeceğiz. he bir de güzel araba sürüyorsun, güzel. ayağımı ezmeseydin daha iyi olacaktı ama. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/zaman-harbiden-geciyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ney ile keman</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ney-ile-keman/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ney-ile-keman/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 23:23:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[kamışlık]]></category>
		<category><![CDATA[keman]]></category>
		<category><![CDATA[ney]]></category>
		<category><![CDATA[rabbelalemin]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[vuslat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=851</guid>
		<description><![CDATA[<p>bir şarkı insanı nerelere götürebilirse oralardayım işte. bir süre de gelmeyeceğe benziyorum. dinliyorum, dinliyorum, dinliyorum&#8230;</p>
<p>keman ve ney oldum olası sevdiğim iki müzik aletidir. ikisinin de bende özel bir yeri vardır. birazcık zıtlığı ifade eder bana. aynı duygunun zıt şekilde tezahür ettiği iki alet.</p>
<p><strong>keman:</strong> insanın feryadını anlatır. ama acıklı bir şekilde. bir sızı vardır keman sesinde. bir kalp cızlatan, yürek sızlatan feryat. ben yanıyorum der adeta. ben bu dertten kurtulmalıyım der. her bir yay çekişi kalbinizin bir tınısını hoplatır yerinden. ve dinlerken yüzünüze bir hüzün çöker.</p>
<p>sigara içen bir adamın imajı canlandı gözümde şu an. bir film karesi. adam sigara içiyor oturduğu yerde. keman sesi eşliğinde. sonra müziğin sonuna doğru, adam da kalp krizi geçiriyor ve hafif hafif yere düşüyor. işte ölüyor orada. ama yalnız adam. yapayalnız hem de&#8230;</p>
<p><strong>ney:</strong> insan feryadını anlatır. bir sızıdan ziyade dert yanma vardır. ama ben bu dertten memnunum der ney. bu dert bana&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bir şarkı insanı nerelere götürebilirse oralardayım işte. bir süre de gelmeyeceğe benziyorum. dinliyorum, dinliyorum, dinliyorum&#8230;</p>
<p>keman ve ney oldum olası sevdiğim iki müzik aletidir. ikisinin de bende özel bir yeri vardır. birazcık zıtlığı ifade eder bana. aynı duygunun zıt şekilde tezahür ettiği iki alet.</p>
<p><strong>keman:</strong> insanın feryadını anlatır. ama acıklı bir şekilde. bir sızı vardır keman sesinde. bir kalp cızlatan, yürek sızlatan feryat. ben yanıyorum der adeta. ben bu dertten kurtulmalıyım der. her bir yay çekişi kalbinizin bir tınısını hoplatır yerinden. ve dinlerken yüzünüze bir hüzün çöker.</p>
<p>sigara içen bir adamın imajı canlandı gözümde şu an. bir film karesi. adam sigara içiyor oturduğu yerde. keman sesi eşliğinde. sonra müziğin sonuna doğru, adam da kalp krizi geçiriyor ve hafif hafif yere düşüyor. işte ölüyor orada. ama yalnız adam. yapayalnız hem de&#8230;</p>
<p><strong>ney:</strong> insan feryadını anlatır. bir sızıdan ziyade dert yanma vardır. ama ben bu dertten memnunum der ney. bu dert bana huzur veriyor der. bu dert beni olgunlaştırıyor, beni ben yapıyor der. varlığımı bu derde borçluyum der. öyle de değil midir birazcık? kamışlıktan kopmasa var olabilir miydi ney? ve o acıyı, o hasreti hissetmese dile getirebilir miydi hüznünü? tefekküre dalan bir adam canlandı gözümde. ney sesini dinliyor bir yandan. bir yandan da düşünüyor. arada iç geçiriyor. ya rabbelalemin, neredeydik, nereye geldik diyor. vardır bir bildiğin diyor. tevekkül etmiş allah&#8217;a.</p>
<p>ney sesi dinleyen adam da ölebilirdi, keman sesini dinleyen gibi. her şey olabilirdi. ama ben öyle hissetmedim şu an. o yüzden öldürmedim ney dinleyeni.</p>
<p>her iki enstrümanı da seviyorum. her ikisinden çıkan sese de hayranım. ama farklı ruh hallerinin ilacı ikisi de.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ney-ile-keman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ölmedeyim</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/olmedeyim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/olmedeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 21:07:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[nazmettim]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=847</guid>
		<description><![CDATA[<p>ya biz gribiysek dünyanın<br />
hurharca tüketmeli mi maskeleri,<br />
yoksa tecrit mi edelim kendimizi,<br />
gaz odalarında.</p>
<p>yoksa,<br />
esirgemeli miyiz,<br />
sevgimizi dünyadan.</p>
<p>garip bir çıkmazdayım ben ya rabbelalemin:<br />
mumları sönük dehlizlerde,<br />
boşluğa mı adım atmalıyım?</p>
<p>sükûnet&#8230;<br />
iyi çocuk olmak için susmalıyım,<br />
sanırım.</p>
<p>bir çıtırtı duyarsanız eğer benden,<br />
anlayın ki, ölmedeyim.</p>
<p>dört kasım iki bin dokuz, on sekiz on üç</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ya biz gribiysek dünyanın<br />
hurharca tüketmeli mi maskeleri,<br />
yoksa tecrit mi edelim kendimizi,<br />
gaz odalarında.</p>
<p>yoksa,<br />
esirgemeli miyiz,<br />
sevgimizi dünyadan.</p>
<p>garip bir çıkmazdayım ben ya rabbelalemin:<br />
mumları sönük dehlizlerde,<br />
boşluğa mı adım atmalıyım?</p>
<p>sükûnet&#8230;<br />
iyi çocuk olmak için susmalıyım,<br />
sanırım.</p>
<p>bir çıtırtı duyarsanız eğer benden,<br />
anlayın ki, ölmedeyim.</p>
<p>dört kasım iki bin dokuz, on sekiz on üç</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/olmedeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sebeb-i telif / ismet özel</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/sebeb-i-telif-ismet-ozel/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/sebeb-i-telif-ismet-ozel/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 13:18:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[bir yusuf masalı]]></category>
		<category><![CDATA[iktibas]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Özel]]></category>
		<category><![CDATA[manzume]]></category>
		<category><![CDATA[nazmettim]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi telif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=839</guid>
		<description><![CDATA[<p>pek alıntı yapmak istemiyordum aslında. günlüğümde sadece kendi yazılarım, manzumelerim olsun istiyordum. ama bu şiiri her okumamda farklı yerlere gidiyorum. çok güzel bir şiir. gerçekten şiir.</p>
<div class="wpv_videoc">
<div class="wpv_self"><a href="http://www.skarcha.com/wp-plugins/wpvideo/"></a></div>
<div class="wpv_video"></div>
</div>
<p>sebeb-i telif</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
yaprakla yağmurun aşkı meselâ<br />
kim olsa serpilen coşturuyor bizi<br />
imreniyoruz başkalarının mahvına. Yağmur mahvoluyor çarparak<br />
Kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında<br />
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur<br />
silkiniyor vuran her damlayla.</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya<br />
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı<br />
ilk önce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını<br />
uzak iklimlerin<br />
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden<br />
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda<br />
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:<br />
Bize ait olan ne kadar uzakta!</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
başkalarının düşünceleriyle değil.<br />
&#8220;Üstümde yıldızlı gök&#8221; demişti Königsberg&#8217;li<br />
&#8220;içerimde ahlâk yasası&#8221;.<br />
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>pek alıntı yapmak istemiyordum aslında. günlüğümde sadece kendi yazılarım, manzumelerim olsun istiyordum. ama bu şiiri her okumamda farklı yerlere gidiyorum. çok güzel bir şiir. gerçekten şiir.</p>
<div class="wpv_videoc">
<div class="wpv_self"><a href="http://www.skarcha.com/wp-plugins/wpvideo/"></a></div>
<div class="wpv_video"><object data="http://www.youtube.com/v/0SUylH7v7yo" type="application/x-shockwave-flash" width="100%" height="100%"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0SUylH7v7yo"></param></object></div>
</div>
<p>sebeb-i telif</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
yaprakla yağmurun aşkı meselâ<br />
kim olsa serpilen coşturuyor bizi<br />
imreniyoruz başkalarının mahvına. Yağmur mahvoluyor çarparak<br />
Kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında<br />
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur<br />
silkiniyor vuran her damlayla.</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya<br />
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı<br />
ilk önce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını<br />
uzak iklimlerin<br />
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden<br />
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda<br />
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:<br />
Bize ait olan ne kadar uzakta!</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
başkalarının düşünceleriyle değil.<br />
&#8220;Üstümde yıldızlı gök&#8221; demişti Königsberg&#8217;li<br />
&#8220;içerimde ahlâk yasası&#8221;.<br />
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?<br />
İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek<br />
idam mangasındasın içinde yasa varsa.<br />
Girmem, girmedim mangalara<br />
Yer etmedi adalet duygusu<br />
içimde benim<br />
çünkü ben<br />
ömrümce adle boyun eğdim.<br />
Yıldızlı gökten bana soracak olursanız<br />
kösnüdüm ona karşı<br />
onu hep altımda istedim.</p>
<p>Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız<br />
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla<br />
düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz<br />
siz gidin artık<br />
düşman dağıldı dedikleri bir anda<br />
anlaşılıyor<br />
baştan beri bütün yenik düşenlerle<br />
aynı kışlaktaymışız<br />
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor<br />
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda<br />
tek başınayız.</p>
<p>Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek<br />
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek<br />
hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız<br />
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı<br />
hayatımıza kendi adımızla başlardık<br />
bilmediğimiz bu isim, hesaptaki bu açık<br />
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım<br />
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine<br />
adımı aşkın üstüne kendim yazarım. </p>
<p>*bir yusuf masalı kitabından</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/sebeb-i-telif-ismet-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
