Uzunca bir süredir yazamadığımı ve günlüğü başıboş bıraktığımın farkındayım. Ancak bu sefer hakikaten geçerli sebeplerim var. Yalnız bu sebepleri anlatmaya ve günlüğün yeni görünümü hakkında yazacaklarıma başlamadan evvel biraz yazmaya ısınmam gerekiyor, bir çeşit idman yani. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler ki, yazılarımda hiç giriş yapmayı beceremiyor ve ancak böyle laf kalabalığı ile birkaç şey söylüyor ve ondan sonra anlatacaklarımı anlatmaya başlıyoru. Tıpkı bunun gibi…
Yaklaşık 10 gündür üzerinde çalıştığım, günlüğümün yeni görüntüsünü dün gece itibariyle yayına soktum. Epey uğraştan, kararsızlıktan sonra tema bu halini aldı. Alana kadar da gerek benim, gerekse bana yardımcı olan arkadaşlarımın canını çıkardı.
Belki yazarlık kimliğimden, belki de kendini beğenmiş yönümden dolayı bu sefer temamda cesaretli davranarak kendi fotoğrafımı kullanma kararı aldım. Nasıl göründüğümü, sakalımdaki yamukluğu falan bir kenara bırakırsak, üst kısımda bir kitap kapağı havası vermeye çalıştım. Hani şu yeni yeni çıkan kitapların kapaklarında yazarların fotoğraflarını falan kullanıyorlar ya, işte pek sevmesem de o kapaklara…
Tamamını oku |
13 ahkâm kesilmiş »
Aslında yazacaklarımı ve yazdıklarımı öykü formatında yazmayı istemişimdir hep. Söyleyeceklerim öyle sıradan, süssüz şeyler olmasın demişimdir. Hattâ hayatımın bir deminde daktilo kullanmışlığım bile vardır. Belki birkaç gün belki de birkaç ay. Ancak elim değmiştir o alete. Bilgisayar ile aramda henüz yeni yeni bir bağ oluşurken daktilonun o eşsiz “tık tık” sesinin insana ilham verdiğini ta o zaman keşfettim ben. Harflere bastıkça yazacaklarınızın ardı arkası kesilmiyor. Ve o an anlıyorsunuz büyük yazarların ne hissettiklerini, yazmanın ne hissettirdiğini.
Biz edebiyat teorisi dersinde bir yazma tekniği görmüştük. Tam olarak adını hatırlayamıyorum şu an. Hattâ Peyami Safa, Yalnızız romanında bunu sık sık kullanmıştı. Tamam hatırladım şimdi, “bilinç akışı tekniği”. Bu teknik ile yazar aklın a o an gelen her şeyi kâğıda geçiriyor. Sonradan düzeltme ihtiyacı falan da hissetmiyor. Genelde romanda karakter iç hesaplaşmaları bu şekilde yaşıyor. Yalnızız romanında da romanın esas karakterlerinden birisi olan ve romanda sık sık iç hesaplaşma yaşayan Meral’in konuşmalarında da bu…
Tamamını oku |
7 ahkâm kesilmiş »
Son günlerde ülke birbirinden alâkasız bir sürü konu ile çalkalanıp duruyor. Başbakanın meydanlarda cır cır 3 çocuk yapın demesi, bir sürü üst kurumun birbirine sarı kart gösterir gibi bildiri yayınlaması, AKP’nin kapatılma davası ve sigara yasağı. Akp’nin kapatılma davası meydana çıktığından beri medyanın laçkalaştığını ve haberlerin artık bana zevk vermediğini düşünüyorum. Hatta bunun bir kısmını şurada da dile getirdim. Ancak şu sigara yasağı gündeme geldi geleli pek bir keyif alıyorum haberleri izlemekten. Gerçekten hoş oldu bu muhabbet.
Bugün bilgisayar başına oturmadan bu sigara yasağı ile ilgili bir şeyler yazmayı plânlamıştım. Günlüğümün yazı yazma sayfasını açmadan sık sık takip ettiğim Suskun‘un sitesini bir ziyaret edeyim dedim. Sağ olsun o da sigara yasağı ile ilgili bir yazı yazmış. Onun yazıyı okuyup kendi günlüğüme bir şeyler yazarsam aklımdan geçenleri tam olarak yansıtamayacağımı düşündüm. Hemen kendi günlüğüme başladım bir şeyler yazmaya. Bu yazı bitince onunkini de okuyacağım kısmetse.
Ben genel olarak yasaklara karşı olduğumu her ortamda söyleyen birisiyim. Yasakların hiçbir…
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »
Başlık seçme özürlü olduğumu bu başlıktan da anlayabilirsiniz. Hislerimi ve yazımın ana metnini yansıtamıyorum bir türlü başlıkta. Anlatmak istediğim ile zıt bir yolda ilerliyor adeta. Neyse, başlıktan olumsuz şeyler anlasanız da bloğumun son günlerde güzel şeyler yaşadığını belirteyim ve başta tema değişikliği olmak üzere açıklamak istediğim şeyleri açıklayayım.
- Efendim ilk önce neden temanı değiştirdin, eski temen güzeldi gibi soruların monitörler ardından bana sorulduğunu hissediyorum. Aslında eski temamı seviyordum. Bir blog yazarının isteyip de kolay kolay bulamayacağı bir temaydı. Ancak bazen duruluyor. Durulduğu zaman da değişiklik yaparak tekrar dinamikleşmek istiyor. Benimki de biraz öyle oldu. Duruldum, temamı değiştirdim ve yeniden bir yazma isteği geldi bana. Temamı değiştirmemin ikinci nedeni ise, “kısa kısa” bölümünü açmak istememdi. Kısa kısa bölümünü, anasayfada yayınlayıp, yer işgal ettirecek kadar mühim olmayan ancak ufak da olsa değinmek istediğim bir haberi, gelişmeyi vs. yayınlamak istediğim bir bölüm. Sempozyum duyuruları, haberler, dil bilim dünyasından gelişmeler gibi ufak yazılar bu bölümde…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »