
Son zamanlarda bendeki bu yazma isteğini anlamakta biraz güçlük çekiyorum. Nicedir sürekli güzel şeyler yazmak, yeni şeyler üretmek için içimde bir güç olmasını istiyordum. Gün içinde karşılaştığım herhangi bir şeyden bir çıkarım yapıp, bunu akşam bilgisayar başına oturunca günlüğüme dökeyim istiyordum. Öyle de oldu!
Bugün otobüste Ankara’ya gelirken yolculuk esnasında en sevdiğim işlerden birisini yapıyordum: Kitap okumak. Çok seviyorum yolculuk yaparken kitap okumayı. Yatağıma uzanıp, okuduğum zamankinden daha hızlı okuyorum ve daha iyi anlıyorum sanırım.
Şu sıralar Irvın Yalom‘un “Nietzsche Ağladığında” kitabını okuyorum. Aslında kitabın yarısını çoktan geçmiş olmama rağmen henüz bana tavsiye edildiği kadar değerli bulamadım kitabı. Ama Nietzsche‘yi öğrenmek adına epey yol kat ediyorsunuz. Hattâ ve hattâ kitapta geçen konuşmalarda kendinize pay biçtiğiniz de oluyor. Bence okuyun derim. Henüz kitabı bitirmediğim için daha fazla yorum yapamayacağım. Burada sadece Nietzsche’nin söylediği birkaç şeyi aktarmak istiyorum:
“… insanların tarzlarını iki temel bölüme ayırdığımı belirtmiştim: Ruhunda sükûnete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir,…



son yorumlar
Sosyal ağlar ve web 2.0 projeleri üreten Hüseyin, neşeli ve güldürmeyi seven birisidir. Web tasarımı ve programlaması konusunda uzmandır. Adanalıdır çok sıcak kanlıdır.