Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. (Mevlânâ)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Haz
29

türkçeleştirme hareketinden hareketle bir deneme

Kategori: türkçe | ahkâm kesilmemiş

Daha evvel de Türkçe ile ilgili birkaç deneme yazmış olmama rağmen sürekli bir şeyler yazma ihtiyacı duyuyorum. Bu da sanırım sanırım sürekli karşılaştığım birkaç pürüz ya da bana sorulan birkaç sorudan olsa gerek. İşte o yazdığım yazılardan bir tanesi de “Türkçe Yasasına Evet Ama…” başlıklı yazım idi. O yazıyı okumak için şuraya gözatabilirsiniz. Ya da “Türkçenin Esas Zenginliği” adıyla yazdığım yazıya da şuradan ulaşabilirsiniz.

Efendim, önceki yazılarımı hatırlattıktan sonra bu yazıda ne yazacağımdan kısaca bahsedeyim size. Sizin de bildiğiniz gibi birkaç hafta önce “Türk Blog Yazarları” olarak 2. toplantımızı yapmıştık. Toplantıda birçok konuyu konuştuk ve bu konulardan en önemlisi “Bloglarda Türkçe” konusuydu. Neyse konunun sonunda Blog kelimesine Türkçe bir karşılık bulmak ve onu kullanmak ilk hedefimiz olacaktı. Akabinde hemen ben şu sayfayı oluşturarak yazarların görüşlerini almaya başladım. İşte gelen görüşler arasında çok uç noktalarda olanlar da, bu kelimenin değişmemesini savunanlar da, hattâ yaptığımız işe “saçmalık” diyenler de vardı. Bu kelam benim sabrımı taşıran son damla olmakla birlikte ben de bir şeyler yazma gereği duydum. Şimdi milletin kafasında bulunan bazı noktaları gidermek istiyorum…

Dilin Nedir ve Dilin Önemi

Dil nedir ve neden önemlidir konusu ile ilgili bir kitaptan bir bölüm yazıyı şurada yazmıştım. Lütfen üşenmeden orayı okuyun.

Türkçeleştirme Nasıl Yapılır

Yabancı bir dilden Türkçeye giren bir kelime il önce dil bilimciler tarafından saptanır ve ona karşılık aranmaya başlanır. Karşılık aranmadan evvel bu kelimenin kavramı üzerinde epeyce bir tartışma yapılır. Kavram tüm dil bilimciler tarafından anlaşıldığı zaman Türkçenin eski devir sözlüklerine (mesela bilinen ilk sözlüğümüz Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divân-ı Lügati’t-Türk) bakılır. Bu sözlükten tarama yapılarak bu kavram bizde daha evvelden kullanılmış mı diye bakılır. Eğer uygun bir kavram varsa bu kavram kullanılır. Mesela “Mortgage” kelimesi için “Tutulu Satış” karşılığı sanırım bu kitapki bir kelimeden hareketle bulunmuştu. Eğer bu sözlüklerde yoksa, Türkçenin diğer lehçelerindeki yani Türkmence, Azerice gibi lehçelerdeki sözcüklere bakılıyor. Bu sözlüklerden karşılık bulunmaya çalışılıyor. Eğer o da bulunamazsa ki genellikle yeni bir kavram ise bulunamıyor ve karşılık türetilmeye çalışılıyor. Türetilen karşılıklar Türkçe kök ve ekler vasıtası ile yapılıyor. Ayrıca karşılık bulunacak kelimeye ses olarak benzetilmeye çalışılıyor ki böylece değişim kolay yapılabilsin. Mesela “ekol” kelimesine karşılık olarak “okul” kelimeyi türetilmişti. Bu da kullanılan kelimelerden zaten. (more…)

Yazar: Kaan Fakılı | ahkâm kesilmemiş »

Haz
20

çünkü onlar türk

Kategori: sevgili günlük | 2 ahkâm kesilmiş

Türkiye Euro 2008

The Sun gazetesinin Çek Cumhuriyeti‘ni saf dışı bıraktığımız grup maçından sonra attığı başlık ile başlamak istedim yazıya. O kadar hoşuma gitmişti ki bu başlık, bugün de aynı hissiyatı yaşıyorum.

Birkaç yıldır maç izlemeyi pek sevmesem de millî maçlar olunca kaçırmamaya çalışırım. Nitekim 2008 Avrupa Kupası (Euro 2008) da bu kaçırmadığım maçlardan bir tanesiydi. Diğer maçların sonuçları neler, hangi gruptan kim çıkmış, ya da kupayı kim alacak gibi fikir yürütmelerim yok benim ya da bir maçın ardından oturup saatlerce yorumları falan da izlemem. Ama şu Türkiye‘nin maçı yayınlanmıyor mu, hemen tüm işlerimi bir kenara bırakıp bu maça kenetleniyorum. İşte bu anlardan birini de bugün yaşadım…

Maçın 90 dakikası boyunca çok fazla heyecanlandığımı söyleyemem. Yer yer ayağa kalkmalarımı saymazsak tabiî ki. Uzatmalar başladığında ise Türkiye’nin yaptığı ataklar beni o 30 dakika boyunca hep ayakta tutmaya yetti.

Artık maç berabere kalıyor derken, Hırvatların ani atak yapması ve golü bulması bende umutların söndüğü andı. Belki maçın bitimine 5 dakika falan kalsaydı bu kadar umutsuzluk yaşamazdım ama işte son dakika olması bende artık her şeyin bittiğini düşündürdü. Derken Semih bir karambole getirerek bize beraberliği getiren golü Hırvatistan sahalarına yolladı. Allah’ım hayatımda böyle sevinç yaşadığımı hatırlamıyorum. Hani sanki sevgilinizden ayrılırsınız ve her şey sizin için biter ama son anda yaşanan bir olayla her şey eskisinden daha güzel olur ya, işte öyle bir şey. Yerimde duramıyordum, biraz gürbüz bir çocuk olduğum için pek zıplamamaya gayret ettim. Zira maçı kazanamazsak alttakiler şikayete gelebilirlerdi. :)

Penaltıları ise sizlere anlatmayacağım, neler hissettiğimi tahmin edebilirsiniz değil mi ?

Şu bir yılı geçkindir Türkiye’nin bir bunalım dönemine girdiğini hepimiz biliyoruz. Ve ben de bunu sıklıkla dile getiriyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçimler, parti kapatmaları, türban davası, işsizlik vs. derken ciddi ciddi sosjolojik bunalım Türkiye’nin üzerinde dolanıyordu. İnsanlarımızda bir bıkkınlık, her şeyi olacağına bırakma, agresiflik, küfürbazlık falan almış başını gidiyordu. Belki millet olduğumuzdan ilk defa bu kadar üzülür duruma gelmiştik. Millet olma bilincini yitirmiş, bizi biz yapan değerleri yitirmiş, gereksiz yere bizi birbirimize düşürülmek için plânlanan tezgahlara düşüyor ve sağdı, soldu, şuydu, buydu gibi mücadeleler veriyorduk. İşte bugünkü zafer sadece maç anlamında değil, millî birliğin, bütünlüğün de kopmasını engelleyici bir unsur olarak beliriyor. Maçtan sonra sokaklara dökülen vatandaşlar birbiriyle kucaklaşıyor. Hiç tanımadığınız bir insanı sarılıp öpesiniz geliyor. Yumruklarınızı birleştirip tek yumruk olmak istiyorsunuz. Bedenler farklı, ruhlar farklı, düşünceler farklı, görüşler farklı ama sevindiğimiz şey aynı. İşte bizi millet yapan şey de bu. Ortak şeyleri istiyor ve ortak şeylere sevinebiliyoruz. Hepimiz bir şeyler istiyor ama farklı şekillerde kazanmayı planlıyoruz.

Neyse, bu güzel duyguların aynısını Almanya maçından sonra da yaşamayı Allah bize nasip etsin. Gerçekten Türkiye bu 2008 Avrupa Kupasında belkide olmayacak birçok ihtimali yaşadı. 3 maç arka arkaya, hele ki son Hırvatistan maçında aleyhimize olan durumu lehimize çevirebildi. Bunun olma ihtimali nedir ki? Hem de arka arkaya 3 maçta… İnanın havsalam almıyor bunu. Buna ya Allah’ın işi diyoruz biz. 3 maçtır bize çok iyi moral veriyor…

İnşallah Almanya maçı da umduğumuz gibi sonuçlanır…

Yazar: Kaan Fakılı | 2 ahkâm kesilmiş »

Haz
10

ntvmsnbc: diyanet’ten itiraf: kadını karanlığa gömdük

Kategori: mühim meseleler | 5 ahkâm kesilmiş

Geçen sene yani 2007 Nisan ayından beri Türkiye‘deki karışıklığı, karmaşayı, laf dalaşını vs. bilmeyen yoktur. Hani şu askeriyenin muhtıra vermesiyle başlayan kargaşa. Bugün de hâlâ onun sancılarını çekiyoruz maalesef. Ekonomik, siyasî sıkıntılar bir yana dursun bir de üç kâğıtçıların lafları, kışkırtmaları ile uğraşıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin.

Bugün haber sitelerini bir dolaşayım dedim, her zaman olduğu gibi Ntvmsnbc‘ye baktım ilkin. Bir haberin başlığı dikkatimi çekti:

Diyanet’ten itiraf: Kadını karanlığa gömdük

Bu başlığı gördüğümde acaba dedim Siyanet İslâm’ı mı kötülüyor, bir şey mi söylüyor dedim. Girip haberi okuduğumda başlık ile hiç alâkası olmayan bir haberle karşılaştım. Haberde Türk kadınının kendi benliğini unuttuğu, birey olduğunu unuttuğunu, dine karşı da cahil bir şekilde baktığını, din anlayışının sakat olduğunu falan söylemiş.

Şimdi siz bu başlıkta bir art niyet aramaz mısınız ? Sanki İslâmiyet kadını karanlığa gömdü, sanki İslâmiyet kadına 2. sınıf vatandaş muamelesi yapıyor gibi bir intiba uyandırdı bende. Bir de haber resmine camiî resmi koymuşlar. Hey Allah’ım.

Yazar: Kaan Fakılı | 5 ahkâm kesilmiş »

Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (37)
      ibrahim akyıldız, merwe merve, merwe merve, Kaan Fakılı, merveyazıcı, Kaan Fakılı [...]
    • vanilla sky ve bir rüya  (3)
      Ceyda, Kaan Fakılı, serefraz
    • semazen resimleri (semazen fotoğrafları)  (4)
      elif, Azab-ı Mukaddes, ayla tanpınar, semih
    • ziyaretçi defteri  (31)
      Kaan Fakılı, deniz, ebrar eylül, Kaan, Meltem, Yasin [...]
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (16)
      Kaan Fakılı, Gülşah Yanardağ, pınar cansız, Kaan Fakılı, pınar cansız, pınar cansız [...]
    • afganistan'da hazara türkleri  (12)
      günay ütük, hasan, Hazara-2, ahmed shir, hazara, kaan [...]
  • son yazılar

    • vanilla sky ve bir rüya
    • türkiye’de “edebiyat” mezunu olmak
    • ummadığın anda elektrikler kesilse
    • i am legend ( ben efsaneyim )
    • biz madde ikliminin köleleriyiz
    • stranger than fiction’dan hareketle birkaç kelâm
    • kördüğüm gibi
    • içimden gelen her şeyi yazdım
    • anadilim.org yenileniyor
    • orhun abideleri ve fevkalade türk dili
  • anlık takip

    • etkileşim





        Add to Technorati Favorites
    • Bağlantılar

      • anadilim
      • azizce
      • cafekonomi
      • edeb ya hû
      • erkan hirik
      • ilahi
      • kalem güzeli
      • melih ablak
      • suskun
      • yemek sitesi
      • yukarı kayalar

    © Kaan Fakılı