Uzunca bir süredir yazamadığımı ve günlüğü başıboş bıraktığımın farkındayım. Ancak bu sefer hakikaten geçerli sebeplerim var. Yalnız bu sebepleri anlatmaya ve günlüğün yeni görünümü hakkında yazacaklarıma başlamadan evvel biraz yazmaya ısınmam gerekiyor, bir çeşit idman yani. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler ki, yazılarımda hiç giriş yapmayı beceremiyor ve ancak böyle laf kalabalığı ile birkaç şey söylüyor ve ondan sonra anlatacaklarımı anlatmaya başlıyoru. Tıpkı bunun gibi…
Yaklaşık 10 gündür üzerinde çalıştığım, günlüğümün yeni görüntüsünü dün gece itibariyle yayına soktum. Epey uğraştan, kararsızlıktan sonra tema bu halini aldı. Alana kadar da gerek benim, gerekse bana yardımcı olan arkadaşlarımın canını çıkardı.
Belki yazarlık kimliğimden, belki de kendini beğenmiş yönümden dolayı bu sefer temamda cesaretli davranarak kendi fotoğrafımı kullanma kararı aldım. Nasıl göründüğümü, sakalımdaki yamukluğu falan bir kenara bırakırsak, üst kısımda bir kitap kapağı havası vermeye çalıştım. Hani şu yeni yeni çıkan kitapların kapaklarında yazarların fotoğraflarını falan kullanıyorlar ya, işte pek sevmesem de o kapaklara…
Tamamını oku |
13 ahkâm kesilmiş »
Yine bu kaçak uzun süredir nerelerde, nelerle meşgul, neden yazmıyor bu günlüğüne gibi muhtelif sorular soruyor olabilirsiniz kendinize. İşte bu sorularınızın yanıtlarını verecek esas oğlan da nihayet, 12 gün aradan sonra sizin dergahınıza teşrif edebildi. Bu ayrılığın elbet kayda değecek bir sebebi olmalı değil mi?
2005 yılında açtığımız edeb yâ hû isimli edebiyat sitemizi sürekli yeniledik durduk. Kimi zaman Php Nuke oldu, kimi zaman Joomla ve kimi zaman da Wordpress. Ancak hiçbirinde sebat edemedik. Bize yeterli gelmeyen bazı şeyler vardı hep. Yok şurası şöyle, burası böyle gibi çeşit çeşit kulp taktığımız bu sistemler bir türlü ihtiyacımızı karşılayamıyordu. Biz de bir türlü kendimizi adapte edemiyorduk bu siteye. Hep bir şeyler eksikti… Nihayet şu son 15 günlük, yoğun bir çalışma ile edeb yâ hû‘yu tamamen yeniledik.
Gerek tasarımı, gerekse de altyapısı ile sizlere harika bir edeb yâ hû sunduk. Yenilenen sistemde neler yok ki? İşte yenilenen edeb yâ hû için detayı buradan öğrenin.
Son 15 gündür yemeden, içmeden…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
Aslında yazacaklarımı ve yazdıklarımı öykü formatında yazmayı istemişimdir hep. Söyleyeceklerim öyle sıradan, süssüz şeyler olmasın demişimdir. Hattâ hayatımın bir deminde daktilo kullanmışlığım bile vardır. Belki birkaç gün belki de birkaç ay. Ancak elim değmiştir o alete. Bilgisayar ile aramda henüz yeni yeni bir bağ oluşurken daktilonun o eşsiz “tık tık” sesinin insana ilham verdiğini ta o zaman keşfettim ben. Harflere bastıkça yazacaklarınızın ardı arkası kesilmiyor. Ve o an anlıyorsunuz büyük yazarların ne hissettiklerini, yazmanın ne hissettirdiğini.
Biz edebiyat teorisi dersinde bir yazma tekniği görmüştük. Tam olarak adını hatırlayamıyorum şu an. Hattâ Peyami Safa, Yalnızız romanında bunu sık sık kullanmıştı. Tamam hatırladım şimdi, “bilinç akışı tekniği”. Bu teknik ile yazar aklın a o an gelen her şeyi kâğıda geçiriyor. Sonradan düzeltme ihtiyacı falan da hissetmiyor. Genelde romanda karakter iç hesaplaşmaları bu şekilde yaşıyor. Yalnızız romanında da romanın esas karakterlerinden birisi olan ve romanda sık sık iç hesaplaşma yaşayan Meral’in konuşmalarında da bu…
Tamamını oku |
7 ahkâm kesilmiş »
Aslında uzun bir süre önce şu yazıda Ankara‘dan biraz uzaklaşmak istediğimi, biraz kafa dinlemek istediğimi söyleyerek sahalardan uzak kalacağımın sinyalini vermiştim. Birkaç günlüğüne Ankara‘ya yakın bir ilde biraz gezdim, tozdum. Tebdil-i mekânda rahatlık vardır derler ya, aslında pek de öyle değilmiş, onu anladım. Tebdil ettirdiğiniz eğer bedeniniz ise sizde pek bir değişiklik vaki olmuyor. İllâ ki ruhunuzu tebdil ettirmelisiniz. Biz de onu becerebilecek olgunlukta olmadığımızdan yaptığımız tebdil biraz hüsranla sonuçlandı. Nitekim Ankara’ya geldikten sonra da kaçışım devam etti. Neyse, bu konuda ve aklıma şu an gelmeyen onlarca konuda ileriki günlerde bir şeyler yazacağım. Bu yazıda ise günlüğümün arayüzünü/temasını değiştirdiğimi bildirmek niyetindeyim ve aklımda olan eksiklikleri saymak istiyorum.
Yeni arayüzü yapma fikri epey bir süre evvel oluştu bende. Eski arayüz ile oynarken artık sıkıldığımı ve değişiklik yapmak istediğimi fark ettim. Önceki arayüz grafik tabanlı bir arayüz olmadığı için üzerine işlediğim grafikler epey sırıtıyordu. Ben burada fazlayım ağabey, diyordu adeta. Ben de bir…
Tamamını oku |
13 ahkâm kesilmiş »
Son günlerde ülke birbirinden alâkasız bir sürü konu ile çalkalanıp duruyor. Başbakanın meydanlarda cır cır 3 çocuk yapın demesi, bir sürü üst kurumun birbirine sarı kart gösterir gibi bildiri yayınlaması, AKP’nin kapatılma davası ve sigara yasağı. Akp’nin kapatılma davası meydana çıktığından beri medyanın laçkalaştığını ve haberlerin artık bana zevk vermediğini düşünüyorum. Hatta bunun bir kısmını şurada da dile getirdim. Ancak şu sigara yasağı gündeme geldi geleli pek bir keyif alıyorum haberleri izlemekten. Gerçekten hoş oldu bu muhabbet.
Bugün bilgisayar başına oturmadan bu sigara yasağı ile ilgili bir şeyler yazmayı plânlamıştım. Günlüğümün yazı yazma sayfasını açmadan sık sık takip ettiğim Suskun‘un sitesini bir ziyaret edeyim dedim. Sağ olsun o da sigara yasağı ile ilgili bir yazı yazmış. Onun yazıyı okuyup kendi günlüğüme bir şeyler yazarsam aklımdan geçenleri tam olarak yansıtamayacağımı düşündüm. Hemen kendi günlüğüme başladım bir şeyler yazmaya. Bu yazı bitince onunkini de okuyacağım kısmetse.
Ben genel olarak yasaklara karşı olduğumu her ortamda söyleyen birisiyim. Yasakların hiçbir…
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »