<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı &#187; sinema</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/sinema/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>hüzün ki en ziyade yakışandır bize</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 22:29:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>girdap</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/girdap/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/girdap/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2009 14:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ali sürmeli]]></category>
		<category><![CDATA[f klavye]]></category>
		<category><![CDATA[girdap]]></category>
		<category><![CDATA[onur aydın]]></category>
		<category><![CDATA[radikal islam]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[talip karamahmutoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="girdap" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/01/girdap.jpg" alt="girdap" hspace="10" vspace="10" align="left" />2007 yapımı Girdap filmini ben ilk defa geçenlerde bir arkadaşımla msn&#8217;de konuşurken duydum. Kendisinin beğendiğini söyledi ve bana da tavsiye etti. Tavsiyelere çoğunlukla itibar edip, tavsiyeleri yerine getirdiğimden hemen filmi izlemeye koyuldum.</p>
<p>Kısa film tadında geldi bana. 1,5 saate yakın süren film belki sinema filmi olabilecek kalitede değildi ama yine de izlenmeye değer diye düşünüyorum. Yönetmenliğini Talip Karamahmutoğlu&#8217;nun üstlendiği filmin senaryosunu Talip Karamahmutoğlu, F Klavye ve Onur Aydın yazmış. Selçuk Yöntem ve Ali Sürmeli dışındaki oyuncular pek tanıdık değil .</p>
<p>Aslında filmin son 5 dakikasına kadar taraflı bir yapım olduğunu düşünüyordum. Art niyetle hazırlandığını hissetmiştim. Filmin son beş dakikada hazırlanması art niyetlilik hissini benden silse de acemice hazırlandığı hissini silmedi.</p>
<p>Filmde Antalya&#8217;dan İstanbul&#8217;a üniversite okumaya gelen bir gencin orada yaşadığı birkaç mistik hadiseden sonra yavaş yavaş dindar kesime doğru kayması ve nihayetinde de radikal İslâmcı olması işleniyor. Aslında olmayan bir durum değil, ancak çocuğu radikal İslâmcı yapan unsurlar biraz ilginç.&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="girdap" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/01/girdap.jpg" alt="girdap" hspace="10" vspace="10" align="left" />2007 yapımı Girdap filmini ben ilk defa geçenlerde bir arkadaşımla msn&#8217;de konuşurken duydum. Kendisinin beğendiğini söyledi ve bana da tavsiye etti. Tavsiyelere çoğunlukla itibar edip, tavsiyeleri yerine getirdiğimden hemen filmi izlemeye koyuldum.</p>
<p>Kısa film tadında geldi bana. 1,5 saate yakın süren film belki sinema filmi olabilecek kalitede değildi ama yine de izlenmeye değer diye düşünüyorum. Yönetmenliğini Talip Karamahmutoğlu&#8217;nun üstlendiği filmin senaryosunu Talip Karamahmutoğlu, F Klavye ve Onur Aydın yazmış. Selçuk Yöntem ve Ali Sürmeli dışındaki oyuncular pek tanıdık değil .</p>
<p>Aslında filmin son 5 dakikasına kadar taraflı bir yapım olduğunu düşünüyordum. Art niyetle hazırlandığını hissetmiştim. Filmin son beş dakikada hazırlanması art niyetlilik hissini benden silse de acemice hazırlandığı hissini silmedi.</p>
<p>Filmde Antalya&#8217;dan İstanbul&#8217;a üniversite okumaya gelen bir gencin orada yaşadığı birkaç mistik hadiseden sonra yavaş yavaş dindar kesime doğru kayması ve nihayetinde de radikal İslâmcı olması işleniyor. Aslında olmayan bir durum değil, ancak çocuğu radikal İslâmcı yapan unsurlar biraz ilginç. Ve nedense filmde karşılaştırmalar çok yanlış yapılmış.</p>
<p>Çocuk ilk başlarda içki içen, kız arkadaşı ile sık sık cinsel ilişkiye giren birisi (ilişki anını hiç göstermiyor ama filmin muhtelif yerlerinde işi o aşamaya kadar getiriyor). Böyle bir insanın yaşadığı mistik olaylarla ve etrafındaki insanların etkisi ile birden radikal İslâmcı olması bana saçma geliyor.</p>
<p>Çocuk küçük adımlarla değil, birden radikal İslâmcı oluyor ve nedense filmin yarısına kadar kız arkadaşından ayrılmıyor. Kız arkadaşı da çocuğa ayrılalım diye hiçbir beyanda bulunmuyor. Şimdi nasıl olur da çok inanan bir insan, aşırı inanan bir insan böyle bir ilişkiyi sürdürebilir ki? Ya da şöyle sorayım, bir insan nasıl olur da 2-3 ay gibi kısa bir sürede radikal İslâmcı olabilir?</p>
<p>Bir diğer husus da, Filistin&#8217;deki mazlum halkı düşünmenin, radikal İslâmcılıkla özdeş olduğunun hissettirilmesi. Siz Filistin&#8217;i destekliyor, oradaki insanlar için üzülüyorsanız siz de bir İslâmcısınız ve bizzat radikalsiniz.</p>
<p>Filmin bir sahnesinde çocuğun Atatürk&#8217;ün fotoğrafını indirip &#8220;Çözüm Hilafet&#8221; yazılı poster asması biraz mantıksız geldi bana. Sapla samanı ayıracak birisi değil mi bu üniversite okuyan adam? Bununla neyi imâ etmeye çalışıyorlar. Hilâfet bir kere yönetim şekli bile değildir ki. Masum mânâda Müslümanların birbirine destek olmasıdır. Buradaki hilafet posteri de Müslümanların birbirini desteklemesi gerektiğini simgeliyor. Atatürk ile kıyaslaması, yönetmenin kıyaslatması bence mantıksız gibi geldi.</p>
<p>Beni rahatsız eden şey ise aslında kız arkadaşının ve babasının ideal hayat diye sunduğu içkili, zinalı bir hayatın olması. Kız arkadaşı ile sokağın ortasında cinsel ilişkiye girmesi, her gece barlarda gezmesi nasıl olur da ideal bir hayat olur? Evet radikal İslâmcılık kötüdür, hele hele intihar etmek direkt cehenneme atılma sebebidir. Filmde yaratılan radikal İslâm portresini kesinlikle tasvip etmiyorum ve kimsenin edeceğini de sanmıyorum. Ancak bu yaşamın karşısına ideal yaşam olarak kız arkadaşı ile birlikte yaşayacağı o günah dolu günleri koyunca da insan afallıyor doğrusu.</p>
<p>Netice itibariyle güzel ama mantıksızlıklarla dolu bir filmdi. Ha film gerçeği anlatıyor mu? Evet. İzlemek isteyenlere özellikle filmin sonunu kaçırmamalarını tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/girdap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>p.s. i love you (not: seni seviyorum)</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/ps-i-love-you-not-seni-seviyorum/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/ps-i-love-you-not-seni-seviyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2008 02:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[birliktelik]]></category>
		<category><![CDATA[duygusallık]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Gerard Butler]]></category>
		<category><![CDATA[Hilary Swank]]></category>
		<category><![CDATA[ıssız adam]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="ps i love you" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/12/ps-i-love-you.jpg" alt="ps i love you" /></p>
<p>Son zamanlarda izlediğim en harika filmlerden bir tanesi. Genelde arkadaşların tavsiyesi üzerine film izlediğim için, izlediklerim daima güzel filmler oluyor. <strong>P.S I Love You</strong> filmi de genel olarak izlediğim ender kalitede filmlerden birisi. <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank"><strong>Suskun</strong></a>&#8216;un tavsiyesi üzerine listele almış, indirmiştim.</p>
<p>Kurgusu değişik olan ve <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/psikoloji" target="_blank"><strong>psikoloji</strong></a>k olanlar filmleri sevdiğimi sık sık tekrar ederim. Eğer bu ikisi birlikte bir filmde verilmiş ise demeyin keyfime gitsin. Hele bir de <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/duygusal" target="_blank">duygusal</a>lık varsa filmde&#8230; Gerçi psikolojik filmlerin zeminini duygusallık oluşturuyor o ayrı mesele.</p>
<p>Sevdiğiniz insanın öldüğünü düşünün. Onun ölümü ile başlayan ve bir sene sonrasına kadar süren <strong>&#8220;onsuzluk&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;onluluk&#8221;</strong> çelişkisini düşünün. Onsuzluğun verdiği acı, küskün hayatı üzerinizden atma çabanızı düşünün&#8230; Hiç de kolay olmasa gerek. Bir de sevdiğiniz kişi ile kusursuz bir ilişkiniz var ise&#8230;</p>
<p>Film boyunca beni hep etkisi altında tutan şey iki kişinin birbirine olan aşkı idi: <strong>Gerry </strong>ve <strong>Holly</strong>&#8216;nin aşkı. Ve bundan daha&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="ps i love you" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/12/ps-i-love-you.jpg" alt="ps i love you" /></p>
<p>Son zamanlarda izlediğim en harika filmlerden bir tanesi. Genelde arkadaşların tavsiyesi üzerine film izlediğim için, izlediklerim daima güzel filmler oluyor. <strong>P.S I Love You</strong> filmi de genel olarak izlediğim ender kalitede filmlerden birisi. <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank"><strong>Suskun</strong></a>&#8216;un tavsiyesi üzerine listele almış, indirmiştim.</p>
<p>Kurgusu değişik olan ve <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/psikoloji" target="_blank"><strong>psikoloji</strong></a>k olanlar filmleri sevdiğimi sık sık tekrar ederim. Eğer bu ikisi birlikte bir filmde verilmiş ise demeyin keyfime gitsin. Hele bir de <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/duygusal" target="_blank">duygusal</a>lık varsa filmde&#8230; Gerçi psikolojik filmlerin zeminini duygusallık oluşturuyor o ayrı mesele.</p>
<p>Sevdiğiniz insanın öldüğünü düşünün. Onun ölümü ile başlayan ve bir sene sonrasına kadar süren <strong>&#8220;onsuzluk&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;onluluk&#8221;</strong> çelişkisini düşünün. Onsuzluğun verdiği acı, küskün hayatı üzerinizden atma çabanızı düşünün&#8230; Hiç de kolay olmasa gerek. Bir de sevdiğiniz kişi ile kusursuz bir ilişkiniz var ise&#8230;</p>
<p>Film boyunca beni hep etkisi altında tutan şey iki kişinin birbirine olan aşkı idi: <strong>Gerry </strong>ve <strong>Holly</strong>&#8216;nin aşkı. Ve bundan daha mühimi de <strong>Gery</strong>&#8216;nin <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/tumor" target="_blank"><strong>tümör</strong></a>den ölmesine rağmen 9 yıllık eşinin hayatını öldükten sonra şekillendirecek kadar eşini çok sevmesi. Nasıl oluyor bu diyorsunuz değil mi? Öyle güzel oluyor ki&#8230; Film sürprizler etrafına kurulmuş. Gery&#8217;nin öldükten sonra eşine yaptığı bir sürü sürpriz insanı o kadar etkiliyor ki&#8230; Bu filmi mutlaka ama mutlaka izlemenizi istiyorum. Ve belki siz de benim gibi etkisinden kurtulamayacaksınız.</p>
<p>İnsanların <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/issiz-adam" target="_blank"><strong>Issız Adam</strong></a> filmine dair yorumlarını hep sağda solda okuyorum ya da duyuyorum. Hep film bittikten sonra herkesin eski sevgilisini aradıklarından bahsedip duruyorlar. Ve belki ben bu yüzden bu filmi izlemek istemiyordum. Ancak bugünden sonra en<strong> ıssız adam</strong> olup en ıssız filmleri izleyeceğime eminim.</p>
<p>Filmdeki iki karakteri benim hafızamdan silmeyecek iki özellikleri var. Birisi Gerry&#8217;yi canlandıran <strong>Gerard Butler</strong>&#8216;in o muhteşem, doygun sesi. Öteki de Holly&#8217;yi canlandıran <strong>Hilary Swank</strong>&#8216;ın mimikleri.</p>
<p>Uzunca bir süre tiyatro ile ilgilenmiş olduğumdan duyguları yansıtmanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Birisine gülen adam yap dediğinizde rahatlıkla yapacaktır. Üzgün adam yap dediğinde rahatlıkla yapacaktır. Ama aynı kişiye, kocası ölen bir kadının aradan birkaç ay geçince bir başka adamla yatması ve yatakta kocasını özlem ve sevgi ile hatırladığında hissettiklerini surat ifadene yansıt dediğinizde bunu yapamayacaktır.</p>
<p>Ve yazıyı Gerry&#8217;nin Holly&#8217;ye yolladığı bir mektuptan bir parça ile bitirmek istiyorum:</p>
<p><em>&#8220;Mesele,  hatıraların dar yollarında takılıp kalman ya da eve lamba alman değil, bu konularda benim desteğim olmadan da başının çaresine bakabilirsin. Anlatmak istediğim, beni nasıl etkilediğin, beni nasıl değiştirdiğin. Beni severek bir erkek yaptın, Holly, ve bu yüzden sana, hiç abartmadan, sonsuza kadar, müteşekkirim. Bana bir konuda söz verebilirsen eğer, şunun sözünü ver:</em></p>
<p><em>Üzgün olduğun ya da kendine güvenini kaybettiğin ya da inancını tamamen yitirdiğinde, kendine benim bakış açımdan bakmayı deneyeceksin. Karım olma onurunu bana bahşettiğin için teşekkür ederim.</em> Hayatımda hiçbir şeyden pişmanlık duymadım. Ne kadar şanslıyım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/ps-i-love-you-not-seni-seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>eternal sunshine of the spotless mind (sil baştan)</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-sil-bastan/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-sil-bastan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 02:58:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[jim carrey]]></category>
		<category><![CDATA[joel]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Winslet]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Gondry]]></category>
		<category><![CDATA[muzik]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sil baştan]]></category>
		<category><![CDATA[tom cruise]]></category>
		<category><![CDATA[vanilla sky]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="eternal sunshine of the spotless mind" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/10/eternalsunshinepubv.jpg" alt="eternal sunshine of the spotless mind" hspace="10" vspace="10" align="left" /></p>
<p>Son zamanlarda izlediğim harika filmlerden bir tanesi. İsmiyle müsemma bir film gerçekten. Katıldığım, katılmaktan zevk aldığım bir <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/forum" target="_blank">forum</a>da bir arkadaş (rumuz: anathema) tavsiye etmişti bu filmi bana. Sonradan <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/msn" target="_blank"><strong>msn</strong></a>&#8216;de sohbet ettiğim bir arkadaş(kbra) da tasdik etmişti aldığım tavsiyeyi. Filmden etkileneceğimi, hattâ favorilerimden olacağını söylemişti. Şimdi onların söylediklerinin hissettiğim duygular karşısında epeyce fakir kaldığını düşünüyorum. Film bana göre fevkalade bir şeydi. 2004 yılında <strong>Michel Gondry</strong>&#8216;nin yönetmenliğinde çekilen filmde başrolleri <strong>Jim Carrey</strong> ve <strong>Kate Winslet</strong> paylaşıyor.</p>
<p>Sanırım uzunca bir süredir yaşadığım o karışık <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/duygu" target="_blank">duygu</a>ları birisi almış, beynimi okumuş ve bir film haline getirmişti. Sanki beynmimde yaşadığım ben&#8217;i almış ve filmin esas karakteri olan <strong>Joel</strong>&#8216;in yerine yerleştirmişti. Bu film bana öylesine yakın, beni öylesine anlatıyordu ki bunu kelimelere, kelimelerden de cümlelere dökmek pek mümkün değil sanırım.</p>
<p>Size burada her zamanki gibi filmi anlatır ve filmden alacağınız zevkin içine edebilirim. Ancak bundan ne siz hoşnut kalırsınız ve&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="eternal sunshine of the spotless mind" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/10/eternalsunshinepubv.jpg" alt="eternal sunshine of the spotless mind" hspace="10" vspace="10" align="left" /></p>
<p>Son zamanlarda izlediğim harika filmlerden bir tanesi. İsmiyle müsemma bir film gerçekten. Katıldığım, katılmaktan zevk aldığım bir <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/forum" target="_blank">forum</a>da bir arkadaş (rumuz: anathema) tavsiye etmişti bu filmi bana. Sonradan <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/msn" target="_blank"><strong>msn</strong></a>&#8216;de sohbet ettiğim bir arkadaş(kbra) da tasdik etmişti aldığım tavsiyeyi. Filmden etkileneceğimi, hattâ favorilerimden olacağını söylemişti. Şimdi onların söylediklerinin hissettiğim duygular karşısında epeyce fakir kaldığını düşünüyorum. Film bana göre fevkalade bir şeydi. 2004 yılında <strong>Michel Gondry</strong>&#8216;nin yönetmenliğinde çekilen filmde başrolleri <strong>Jim Carrey</strong> ve <strong>Kate Winslet</strong> paylaşıyor.</p>
<p>Sanırım uzunca bir süredir yaşadığım o karışık <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/duygu" target="_blank">duygu</a>ları birisi almış, beynimi okumuş ve bir film haline getirmişti. Sanki beynmimde yaşadığım ben&#8217;i almış ve filmin esas karakteri olan <strong>Joel</strong>&#8216;in yerine yerleştirmişti. Bu film bana öylesine yakın, beni öylesine anlatıyordu ki bunu kelimelere, kelimelerden de cümlelere dökmek pek mümkün değil sanırım.</p>
<p>Size burada her zamanki gibi filmi anlatır ve filmden alacağınız zevkin içine edebilirim. Ancak bundan ne siz hoşnut kalırsınız ve ne de ben film hakkında bir şeyler yazmış olurum. Filmin bana hissettirdiklerini, yaşattıklarını anlatmak istiyorum size. Ama önce şunu söyleyeyim ki; film <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/vanilla-sky-ve-bir-ruya/" target="_blank"><strong>Vanilla Sky</strong></a> filmi ile hemen hemen yakın konuları işliyor. Ancak <strong>Vanilla Sky</strong> bu filmin yanında bence halt etmiş. Her neyse, şimdi aşağıda yazacaklarım filmi izlemeyenler için pek hoş olmayacaktır. Gerçi yazdıklarımı okuyunca filmi izleme isteğinizin kaçacağını pek sanmıyorum ama yine de okumayın lütfen. Filmi izleyin ve öyle okuyun. İnat etmeyin işte, önce izleyin.</p>
<p>Filmin yarısına kadar nerede ne olduğunu, olayların hangi zaman dilimlerinde gerçekleştiğini, hangi oyuncunun nerede hangi rolde olduğunu falan pek kestiremedim. Ama filmin yarısında yaşanan birkaç hadise ve filmin sonlarına doğru yaşanan birkaç hadise bana &#8220;vay be&#8221; dedirtmeye yetti de arttı bile.</p>
<p>Kısaca özetlemek gerekirse, iki sevgili iki kere tanışıyor. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İlk tanışmalarında anlaşamıyorlar ve kadın teknolojik bir yöntemle sevgilisini beyninden sildiriyor. Akabinde bunu öğrenen adam da onu beyninden sildiriyor&#8230; En azından sildirmeye çalışıyor&#8230; Film aslında burada &#8220;kısaca&#8221; dediğmen o kadar farklı ki, inanın ben anlatmak istemiyorum. Anlatsam sanırım filmin heyecanı kaçacak. Şimdi ben has duygularıma geçeyim istiyorum o kadar girizgahtan sonra.</p>
<p>Çok kötü oluyorum filmi izlerken. Ne güzel diyorum bir <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ask" target="_blank">aşk </a>başladı filmde. Tam da benim sevdiğim aşklardan. Hani arka fonda hoş bir <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/muzik" target="_blank">müzik</a>, iki aşığın da yüzünde hafif bir gülümseme ve iki tarafın da birbirinden habersiz, birbirlerine karşı hissettikleri heyecan. Sonra birkaç hadise oluyor ve ayrı düşüyorlar. Üzülüyorum o an, böyle bir aşk ile başlayan film bir ayrılık ile devam edemez&#8230; Etmiyor da nitekim&#8230; Her şey bir bozuluyor, bie düzeliyor. Mutlu son ama. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İlişkilerinize bir göz atın. Aslında sadece <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/sevgili" target="_blank">sevgili </a>bazında düşünmemek lazım ama sevgili bazında olmayan ilişkiler pek kafaya takılmıyor nedense. Takmayın da zaten. Sevgiliniz ile olan ilişkiniz zaten yeterli olacaktır size, kafaya takma açısından. Sevgilinizden ayrılıyorsunuz. Nedeni hiç önemli değil. Bir şekilde ayrılıyorsunuz. Sonra bir gece yatağınıza yattığınızda sevgilinizi hatırlıyorsunuz. Ya da onu zaten hiç unutamadığınızı varsayın mesela. Çalışma masanızın üzerinde duran bir biblo onu size hatırlatmaya yetiyor değil mi? Başkaları için anlamsız gelen, anlamsızca masada duran bu biblo sizin için ne kadar anlamlı, size neler hissettiriyor değil mi? O bibloyu alırken neler hissettiğinizi, o biblonun size neler hissettirdiğini ifade etmeye kalksanız sayfalarca kâğıt harcarsınız şimdi değil mi? Ama tüm bunlar, hissettikleriniz ve hattâ gözyaşlarınız dahi o bibloyu alırken ki hatıranızı bir daha yaşatmaya yetmiyor değil mi? O anı tekrar yaşamak için neleri feda etmezdiniz ki?</p>
<p>Yaşanan anlar geri gelmiyor maalesef. Ne kadar çabalarsak çabalayalım geri gelmiyor. Bazen düşünüyorum da, acaba sevgiliyi bize unutturmayan şeyler hep hatıralar değil mi? Zihnimizde ona yüklediğimiz anlamlar değil mi?</p>
<p>Kaç gece yatağa başınızı koyduğunuzda, için için ağladığınızda kalbinizin tüm saflığı ile Yaradan&#8217;a yalvarıp ona ait tüm hatıraları zihninizden silmesini istediniz? Çoğu kez istediniz bunu değil mi? Ya bu hatıraların silinişine birbir yaşayarak tanık olsaydınız? Mesela o bibloy alırken sevgilinizin sizi yanağınızdan öptüğü anı yaşarken o anın silindiğini hissetseydiniz? Yine de silinmesini ister miydiniz o güzel anıların?</p>
<p>Bilmiyorum dostlarım, yaşamda hepimizin için sıkıntılı günler, hepimizin için unutması güç hatıralar vardır. Hepimiz onları unutmayı isteriz ama bir o kadar da o hatıraları hatırlamaktan, onları düşünüp uykuya dalmaktan zevk alırız&#8230; Hatıraları unutmak istemek konusunda biraz bencillik yaptığımızın farkındayız değil mi şimdi? Bırakın o güzel hatıralarımız bizimle birlikte yaşasın. Aklımıza geldiğinde ufak bir tebessüm edelim yeterli. Hiç yaşamamış olmak ölmek ile eşdeğer değil midir sizce?</p>
<p>Hatıraları bir kenara bırakırsak, yaptığımız hataları hatırlayıp pişman da oluyoruz ara sıra değil mi? Off diyoruz bazen, Allah&#8217;ım diyoruz, keşke o an şunu yapmasaydım, keşke o an orada olmasaydım her şey şimdi daha farklı olurdu diyoruz bazen değil mi? Kendi kendimizi yeyip bitiriyoruz. Düzelmeyecek şeyler için boş yere ümit ediyoruz. Oysa bir şansımız daha olsaydı, yaşadıklarımızı aynı güzelliği, aynı saflığı ile yaşayacağımızı bilsek ve o hatalarımızı bugünkü gözlerimiz ile görüp telafi etsek ne güzel olurdu değil mi? Hayat bize her zaman bu filmdeki gibi ikinci bir şansı tanımıyor maalesef. Gel hatanı telafi et demiyor. İşte bu yüzden adımımızı atarken, ağzımızdan bir sözü çıkarırken tekrar tekrar düşünmeliyiz dostlarım. Ufak hatalar için pek sorun değil de, o büyük hatalar yok mu&#8230; Telafisi mümkün olmayan&#8230;</p>
<p>Bu filmi izlediğim için gerçekten şanslıyım. Gerçekten hayatımı bir kez daha gözden geçirebildim nihayet. Hatalarımı gördüm, üzülmem gereken şeyleri, sevinmem gereken şeyleri gördüm. Ve belki uzun bir süreden sonra ilk defa gözlerim doldu. Ve belki uzunca bir süreden sonra ilk defa hissettim bir şeyleri. Her neyse.</p>
<p>Son sözlerimi söylemek istiyorum, içinde bulunduğunuz her andan zevk alın lütfen. Bu anı bir daha yaşamayacaksınız. Doya doya yaşayın. Kalbinizi güzelliklerle doldurun. Etrafınıza güzellikler saçın. Yaşadığınız anın telafisinin olmayacağını düşünerek yaşayın lütfen.</p>
<p><em><strong>Hayat hepimize güzellikler getirsin&#8230;</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-sil-bastan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>the pursuit of happyness ve bizim hayat yolu</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/the-pursuit-of-happyness-ve-bizim-hayat-yolu/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/the-pursuit-of-happyness-ve-bizim-hayat-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 00:10:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[chris]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[hancock]]></category>
		<category><![CDATA[i am legend]]></category>
		<category><![CDATA[prison break]]></category>
		<category><![CDATA[umudunu kaybetme]]></category>
		<category><![CDATA[will smith]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="the pursuit of happyness" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/pursuit.jpg" alt="the pursuit of happyness" hspace="10" vspace="10" align="left" />Yine yazı yazmayalı uzun zaman oldu diye başlamak istiyorum sözlerime. Klâsikleşti artık, benim de hoşuma gidiyor böylesi. En azından nasıl bir giriş yapacağımı düşünmeden başlıyorum sözlerime. Sonra birkaç kelam ile meramımı anlatıyor ve ondan sonra da mevzuya geçiyorum. Siz eğer bu acıtasyon kısımları okumak istemiyorsanız benim yazılarımda genelde okumaya ikinci paragraftan başlayın derim ben size.</p>
<p>Epeydir film izlemiyordum. İzlediğim tek şey <a title="Prison Break" href="http://www.kaanfakili.com.tr/prison-break/" target="_blank"><strong>Prison Break</strong></a> dizisiydi. Hani şu <a href="http://www.cnbce.com/" target="_blank"><strong>CNBC-E</strong></a> dizilerinden birisi. <strong>Hapishaneden kaçış</strong>. Güzel dizi hoş dizi , herkese tavsiye ederim. Ancak her zaman dediğim gibi beni o tarz diziler ya da filmler pek tatmin etmiyor doğrusu. Daha evvel de sıkça söylediğim gibi film dediğin biraz düşündürmeli, öğretmeli. Epey önce indirdiğim filmlerden birisini izleyim dedim bugün. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0454921/" target="_blank"><strong>The Pursuit Of Happyness</strong></a> filmin orijinal adı. Bizdeki adı ise<strong> &#8220;Umudunu Kaybetme&#8221;</strong>. Aslında birebir çeviri yaptığınızda <strong>&#8220;Mutluluk Yolu&#8221;</strong> gibi bir şey çıkıyor ortaya. Ancak <strong>&#8220;Umudunu Kaybetme&#8221;</strong> bence filmin&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="the pursuit of happyness" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/pursuit.jpg" alt="the pursuit of happyness" hspace="10" vspace="10" align="left" />Yine yazı yazmayalı uzun zaman oldu diye başlamak istiyorum sözlerime. Klâsikleşti artık, benim de hoşuma gidiyor böylesi. En azından nasıl bir giriş yapacağımı düşünmeden başlıyorum sözlerime. Sonra birkaç kelam ile meramımı anlatıyor ve ondan sonra da mevzuya geçiyorum. Siz eğer bu acıtasyon kısımları okumak istemiyorsanız benim yazılarımda genelde okumaya ikinci paragraftan başlayın derim ben size.</p>
<p>Epeydir film izlemiyordum. İzlediğim tek şey <a title="Prison Break" href="http://www.kaanfakili.com.tr/prison-break/" target="_blank"><strong>Prison Break</strong></a> dizisiydi. Hani şu <a href="http://www.cnbce.com/" target="_blank"><strong>CNBC-E</strong></a> dizilerinden birisi. <strong>Hapishaneden kaçış</strong>. Güzel dizi hoş dizi , herkese tavsiye ederim. Ancak her zaman dediğim gibi beni o tarz diziler ya da filmler pek tatmin etmiyor doğrusu. Daha evvel de sıkça söylediğim gibi film dediğin biraz düşündürmeli, öğretmeli. Epey önce indirdiğim filmlerden birisini izleyim dedim bugün. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0454921/" target="_blank"><strong>The Pursuit Of Happyness</strong></a> filmin orijinal adı. Bizdeki adı ise<strong> &#8220;Umudunu Kaybetme&#8221;</strong>. Aslında birebir çeviri yaptığınızda <strong>&#8220;Mutluluk Yolu&#8221;</strong> gibi bir şey çıkıyor ortaya. Ancak <strong>&#8220;Umudunu Kaybetme&#8221;</strong> bence filmin muhtevasına birebir uyuyor. İzleyen varsa ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır.</p>
<p>Filmin başrolünde şu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0448157/" target="_blank"><strong>Hancock</strong></a>, <strong><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/" target="_blank">I am Legend</a> </strong>filmlerinden de hatırlayacağınız birisi oynuyor: <strong>Will Smith</strong>. Aslında bu adamın bu filme uyup uymadığını henüz tam anlamış değilim. <strong>Will Smith</strong> biraz daha aksiyon içerikli filmlerin adamı bence. Ancak bu filmde de oyunculuk kabiliyeti fevkalade bence. Filmi izleyen arkadaşlar bilecektir, şu tuvalet sahnesi bir harika. Hani şu tuvalette ağladığı sahne. İşte o an bence filmin doruk noktasıydı. Filmi hücrelerinize kadar hissettiren bir sahne idi. Film benim tarzımda olduğundan yine pek olay yok filmde. Fakir bir adam ve çocuğunun hayatı anlatılıyor. Adamın başarısı anlatılıyor. Öyle de güzel işleniyor ki&#8230;</p>
<p>Filmin başından sonuna kadar siz olay olacak diye bekliyorsunuz. Mutlaka bir şeyler olacak diye. Ama hiçbir şey olmuyor. Bu adamın başarma sahneleri falan da o kadar sade yapılmış ki inanamazsınız. Şöyle anlatayım o halde. Şimdi sizin hayatınızı benim yazdığımı düşünün. Siz bir yazar olmak istiyorsunuz ve bunun ilk adımı olarak da bir dergiye yazı gönderiyorsunuz. Ve sonunda da bu yazınız yayımlanıyor ve seviniyorsunuz. Ben şimdi bunları yazarken birkaç zirve yaşatırım okuyucuya değil mi? Mesela öyküyü yazarken ki ruh haliniz, hattâ öyküyü yazarken tıkanmanızı sağlar ve mühim bir olay ile o tıkanıklığınızı çözmeye çalışırım. Ne bileyim öyküyü yarışmaya son dakika yetiştirmenizi sağlar ve okuyanı heyecanlandırırım. İşte bu filmde o türden pek bir şey yok. Filmin sonunda adamın başaracağını biliyorsunuz. Durum yavaş yavaş gelişiyor, ancak filmde sizi çeken bir şey var ve heyecanınızı hiç yitirmiyorsunuz. Ne demek istediğimi, neler gevelediğimi bence filmi izledikten sonra bir kez daha düşününce iyice anlarsınız.</p>
<p>Bu paragrafı yazıya sonradan ekliyorum, öyle bir şeye ihtiyaç duydum çünkü. Adamın hayal ettiği şey için, başarmak istediği şey için yaptıklarını düşündüm de şu an belki ben olsam o kadar şey yapamazdım dedim kendi kendime. Başarmak için çok çile çekmek gerekiyor, gerçekten.</p>
<p><strong>Ve filmi izlerken ben&#8230;</strong></p>
<p>Her zaman bunu yapıyorum değil mi? Filmi izlerken düşünmeyi hiç ihmal etmiyorum. Belki düşünmeyi sevdiğim için, düşünce dünyamı genişletmeyi sevdiğim için izlediğim her filmi kendimle bağdaştırmayı seviyorum. Bu filmde de böyle olmadı desem yalan olur. Filmi izlerken birkaç şey düşündüm. Ancak öncelikle şunu söyleyim size, buradan aşağıda kendimden hareketle filmi tahlil edeceğim. Gerçekten filmi izlemeyi düşünüyorsanız filmi izledikten sonra okuyun bu kısmı.</p>
<p><strong>Will Smith</strong>&#8216;in, yani <strong>Chris</strong>&#8216;in karısını düşündüm bir an. Öyle bir eşe sahip olmanın ne kadar üzücü bir şey olduğunu. Bunun üzerinde pek durmayacağım ama öyle dar bir anımda beni terkeden bir eşimin olmasını hiç istemezdim doğrusu. Eş dediğin, sevdiğim dediğin insan senin en zor anında yanında olabilmeli, bencil olmamalı ve senin için gerekirse canını vermeli. Hoş öyle insanı bulmak biraz zor olsa gerek.</p>
<p>Baba olduğumu düşündüm filmi izlerken. Bir baba olsam nasıl olurdum acaba diye. Becerebilir miydim baba olmayı, bunu sorguladım hep. Yer yer baba olmayı o kadar istedim ki anlatamam size. Belki bir çocuğun sorumluluğunu kaldırabilecek yaşta değilim henüz. Belki de orada baba olmak isteyişim bir çocuk sevgisinden değil de çocuğu olmanın insanı ne kadar farklı birisi yapacağını düşündüğümdendir. Yani bencilce bir yaklaşım olsa gerek. Çocuğum olduğunda ne kadar fedakâr olabileceğimi düşündüm. Bir de çocuğum olduğunda olaylara daha bir farklı açılardan bakabileceğimi düşündüm. Gerçekten iyi bir baba olurum ben, gerçekten.</p>
<p>Gelelim filmin özüne, <strong>&#8220;umudunu kaybetme&#8221;</strong>. Umut dediğimiz şey ne garip değil mi? Aslında biraz havada kalmış bir kelime. Herkes umutludur ancak imkânsız durumda umut etmeyi kaç kişi başarabilir? Ve başaracağına inanmayı kaç kişi başarabilir?  Açıkçası ben son zamanlarda yaşadığım birçok sıkıntılı durumdan ve bilhassa iş durumundan dolayı birçok konuda umudunu kaybetmiş birisiyim. Bir işe girip çalışacağımı düşünüyorum elbette ancak bu iş benim idealimdeki iş olacak mı olmayacak mı işte o konuda umudumu yitirmiş durumdayım doğrusu. Allah gönlüme yeniden bir umut ışığı yakar inşallah. Buna o kadar ihtiyacım var ki.</p>
<p>Şimdilik yazacağım şeyler bu kadar. Yoksa zihnimden kopup gelirdi. Sanırım bu kadar uzun süren aralıklarla yazmamın nedeni de bu olsa gerek. Kendimi yazmak için zorlamıyorum. Bir işaret bekliyorum ya da bir ilham diyelim ona.  Mesela bir filmi izliyorum ve duygularım birden parmaklarıma birikiyor ve yazıyorum. Tâ ki yazının sonucunu bağlayana kadar öyle devam ediyor. Yazıyı nerede noktalayacağıma dahi o ilham karar veriyor. Ve işte son.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/the-pursuit-of-happyness-ve-bizim-hayat-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>vanilla sky ve bir rüya</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/vanilla-sky-ve-bir-ruya/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/vanilla-sky-ve-bir-ruya/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 22:41:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[altıncı his]]></category>
		<category><![CDATA[cameron diyaz]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[penelope cruz]]></category>
		<category><![CDATA[ruya]]></category>
		<category><![CDATA[the sixth sense]]></category>
		<category><![CDATA[tom cruise]]></category>
		<category><![CDATA[vanilla sky]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="Vanilla sky" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/vanilla-sky-poster.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Her yazıma <strong>&#8220;epeydir bir şeyler yazamıyorum&#8221;</strong> diye başlamak istemiyorum artık. Ancak şu durumda diyeceğim başka bir söz de yok sanırım. Arada sırada yazmak beni huzursuz etse de sanırım böylesi daha güzel oluyor. Zira her gördüğüm, duyduğum şeyi artık doğal karşıladığım için pek olağanüstülük sezemiyor ve günlüğe işleme ihtiyacı hissetmiyorum. Ancak işte arada sırada kendimi zorladığım ve &#8220;düşündüğüm&#8221; zamanlar hayatta ilginçlikler buluyor ve onları yazıyorum.</p>
<p>Bugün her şeyden biraz fırsat bulup bir film izleyeyim dedim. Film tercihlerim arasında genelde kurgusu biraz karışık, izlerken düşündüren ve sonuna kadar seni ekran başından ayırmayan filmler var. Ara ara kendime neden vurdulu kırdılı filmleri sevmiyorum diye sorsam da cevap alamazdım. Ancak bugün birazdan bahsedeceğim filmi izlerken şunu anladım ki, ben izlediğim filmin beni düşündürmesini, zorlamasını, günlük hayatta yaşadıklarımla bağlantı kurdurmasını vs. seviyorum. Dünyanın en mükemmel macera, aksiyon filmleri de olsa bana pek cazip gelmiyor. Evet onda da ekran başına kenetleniyorsunuz, film bitene kadar bir solukta&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="Vanilla sky" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/vanilla-sky-poster.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Her yazıma <strong>&#8220;epeydir bir şeyler yazamıyorum&#8221;</strong> diye başlamak istemiyorum artık. Ancak şu durumda diyeceğim başka bir söz de yok sanırım. Arada sırada yazmak beni huzursuz etse de sanırım böylesi daha güzel oluyor. Zira her gördüğüm, duyduğum şeyi artık doğal karşıladığım için pek olağanüstülük sezemiyor ve günlüğe işleme ihtiyacı hissetmiyorum. Ancak işte arada sırada kendimi zorladığım ve &#8220;düşündüğüm&#8221; zamanlar hayatta ilginçlikler buluyor ve onları yazıyorum.</p>
<p>Bugün her şeyden biraz fırsat bulup bir film izleyeyim dedim. Film tercihlerim arasında genelde kurgusu biraz karışık, izlerken düşündüren ve sonuna kadar seni ekran başından ayırmayan filmler var. Ara ara kendime neden vurdulu kırdılı filmleri sevmiyorum diye sorsam da cevap alamazdım. Ancak bugün birazdan bahsedeceğim filmi izlerken şunu anladım ki, ben izlediğim filmin beni düşündürmesini, zorlamasını, günlük hayatta yaşadıklarımla bağlantı kurdurmasını vs. seviyorum. Dünyanın en mükemmel macera, aksiyon filmleri de olsa bana pek cazip gelmiyor. Evet onda da ekran başına kenetleniyorsunuz, film bitene kadar bir solukta izliyorsunuz ancak bence onların size kattığı pek bir şey yok. Filmin sonuna kadar katilin kim olduğunu anlamaktan başka hiçbir zihinsel faaliyete girişmeden filmi izliyorsunuz. Filmi kapatıp yatağınıza yattığınızda kafanızda düşüncelerden ziyade sadece filmin gürültüsü kalıyor. Sabah kalktığınızda ise filmden eser kalmamış.</p>
<p>Bugün epey önce seyrettiğim <a title="Vanilla Sky" href="http://www.imdb.com/title/tt0259711/" target="_blank"><strong>Vanilla Sky</strong></a> filmini tekrar seyredeyim dedim. <strong>Tom Cruise</strong>&#8216;nin ve <strong>Penelope Cruz</strong>&#8216;un başrollerini paylaştığı harika bir film.<strong> Cameron Diyaz</strong> da bu filmde oynuyor ancak film boyunca pek hoş sahnelerde onu anamadığım için adını söylemeye bile tenezzül etmiyorum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <strong> Vanilla Sky</strong>, <strong>2001 yılı</strong>nda <strong>Cameron Crowe</strong> tarafından çekilmiş bir film. <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank"><strong>IMDB</strong></a>&#8216;de neden ilk 250 arasına giremediğine şaşırdım doğrusu.</p>
<p>Filmin konusunu her zamanki gibi size anlatmakla uğraşmayacağım. Zaten filmin konusunu, filmde ne olup bittiğini tıpkı <a href="http://www.imdb.com/title/tt0167404/" target="_blank"><strong>6. His ( The Sixth Sense)</strong></a>&#8216;te olduğu gibi filmin sonunda anlıyorsunuz. <strong>Altıncı His</strong> kadar basit bir kurgusu olmasa da yine de onun gibi şaşırtıcı bir film bence. Filmi övme faslını atlattıktan sonra filmin bende düşündürdüklerini sizinle paylaşmak istiyorum. Eğer filmi izlemeden aşağıdaki yazıları okursanız pek bir şey anlamazsınız. Bence öncelikle bir filmi izleyin derim. <span id="more-468"></span></p>
<p><strong>İnsan hayatı</strong>nı düşündüm filmin başından sonuna kadar. İnsan hayatını ve<strong> alışkanlıklarımız</strong>ı düşündüm. <strong>Bağlılıklarımız</strong>ı, <strong>tutku derecesinde sevmelerimiz</strong>i düşündüm. Şöyle düşünün siz de, sürekli bir <strong>yalnızlık</strong> çekiyorsunuz. <strong>Kalabalık içinde yalnızlık</strong>. Güvendiğiniz kimse yok, dostunuz yok. İşte tam o anda bir kadın hayatınıza giriyor ve sizin hayata bakışınızı birden değiştiriyor. Doğal olarak o kadına aşık oluyorsunuz, ona güveniyorsunuz. Onun için bir sürü mücadele veriyorsunuz. Onunla güzel şeyler yaşıyorsunuz. Sonra bir gün yataktan kalktığınızda aslında öyle birinin hiç olmadığını bilmek size kendinizi nasıl hissettirirdi? Bakın dikkat edin, onu hiç olmamış gibi düşünmeyeceksiniz. Onunla yaşadığınız her şeyi iliklerinize kadar hissedecek ancak bir sabah yataktan kalktığınızda onun sadece bir hayal olduğunu bileceksiniz. İşte bu nasıl bir duygudur size? Biraz rüyalarımıza benziyor değil mi. Hani şu hiç uyanmamak istediğiniz rüyalarınıza.</p>
<p>Hayatta imkânsız olan birçok şeyi rüyalarımızda görüyoruz. Belki kötülüklerle dolu bir rüya belki de güzelliklerle dolu. Kötülüklerle dolu rüyadan uyanırken çok şükür diyoruz, bu bir rüyaymış. Ancak iyiliklerle dolu olan rüyadan uyandığınızda da böyle diyor musunuz acaba ? Korkarım hayır.</p>
<p>Geçenlerde hep olmasını istediğim bir rüya gördüm. Her şey çok güzeldi. Tam istediğim gibiydi. Bir ara rüyamda kafamı salladığımı hatırlıyorum. Kafamı sallarken ne diyordum biliyor musunuz? &#8220;Allah&#8217;ım bu bir rüya değildir inşallah. Allah&#8217;ım ne olur bu bir rüya olmasın.&#8221; Bakın rüya görürken bile bunun bir rüya olmaması için dua ediyorsunuz, ne kadar ilginç değil mi? Ve bir ara şükrediyordum, bu bir rüya değilmiş diyordum. Ancak tam o sırada alarmın sesine uyandım. Uyandığım zaman nasıl bir ruh hali içerisinde olduğumu siz düşünün lütfen&#8230;</p>
<p>Evet, hayatın bir rüya olduğunu düşündüm film boyunca. Gördüğümüz, gerçek sandığımız her şeyin bir rüya olduğunu düşündüm. Zaten insan ömrü bir rüya değil mi dedim kendi kendime. Zaten biz ne için yaşıyoruz ki? Gelip geçici değil miyiz. Bizim için var olan mükemmel bir dünya tahayyül etmiyor muyuz hep. Alnımızı her secdeye götürdüğümüzde, avuçlarımızı her açtığımızda bu mükemmel dünya için yalvarmıyor muyuz ? O zaman dostlarım, işte bu rüyadan bir gün uyanacak gibi yaşamalıyız diyorum ben. Önce kendime tabiî&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/vanilla-sky-ve-bir-ruya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>i am legend ( ben efsaneyim )</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 10:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[alone]]></category>
		<category><![CDATA[ben efsaneyim]]></category>
		<category><![CDATA[francais lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[i am legend]]></category>
		<category><![CDATA[will smith]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="i am legend" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/i_am_legend-202x300.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="202" height="300" align="left" />Uzun süre evvel birkaç günlükte görmüştüm bu filmi. Ancak afişinde adamın elinde silah falan olunca hoşlanmadığım filmlerdendir diyerek pek kaale almamıştım. Ancak bir iki arkadaşla filmler üzerinde sohbet ederken bana şiddetle önerdiği bu filmin öyle sıradan vurdulu kırdılı filmlerden olmadığını söyledi. Sanırım biraz benim sevdiğim psikolojik tarzda filmlerdenmiş. Ben de hemen indireyim dedim, attım listeye.</p>
<p>İki gece evvel izlemiştim bu filmi. Bir önyargı ile başladım ancak film gerçekten tüm önyargılarımı yıkmaya yetti. Şimdi aşağıda film hakkında biraz detaylı bilgi vereceğim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  E okuyunca filmi izlemiş kadar olacaksınız bende demesi. Ancak ben okusam da izlemek bana ayrı zevk verir derseniz buyurun devam edelim.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0480249/" target="_blank">&#8220;<strong>I am Legend</strong>&#8220;</a> yani Türkçe adıyla &#8220;<a href="http://www.filmservisi.com/Ben-Efsaneyim-F2004.html" target="_blank"><strong>Ben Efsaneyim</strong></a>&#8221; 2007 yılında çekilmiş ve yönetmeni <a href="http://www.imdb.com/name/nm1349376/" target="_blank"><strong>Francais Lawrence</strong>.</a> Başrölünde ise bizim kaliteli oyunculardan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000226/" target="_blank"><strong>Will Smith</strong></a> var. Zaten filmde genellikle pek insan yok. <strong>Will Smith</strong>&#8216;in yani <strong>Dr. Robert Neville</strong>&#8216;nin bir de köpeği&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="i am legend" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/i_am_legend-202x300.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="202" height="300" align="left" />Uzun süre evvel birkaç günlükte görmüştüm bu filmi. Ancak afişinde adamın elinde silah falan olunca hoşlanmadığım filmlerdendir diyerek pek kaale almamıştım. Ancak bir iki arkadaşla filmler üzerinde sohbet ederken bana şiddetle önerdiği bu filmin öyle sıradan vurdulu kırdılı filmlerden olmadığını söyledi. Sanırım biraz benim sevdiğim psikolojik tarzda filmlerdenmiş. Ben de hemen indireyim dedim, attım listeye.</p>
<p>İki gece evvel izlemiştim bu filmi. Bir önyargı ile başladım ancak film gerçekten tüm önyargılarımı yıkmaya yetti. Şimdi aşağıda film hakkında biraz detaylı bilgi vereceğim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  E okuyunca filmi izlemiş kadar olacaksınız bende demesi. Ancak ben okusam da izlemek bana ayrı zevk verir derseniz buyurun devam edelim.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0480249/" target="_blank">&#8220;<strong>I am Legend</strong>&#8220;</a> yani Türkçe adıyla &#8220;<a href="http://www.filmservisi.com/Ben-Efsaneyim-F2004.html" target="_blank"><strong>Ben Efsaneyim</strong></a>&#8221; 2007 yılında çekilmiş ve yönetmeni <a href="http://www.imdb.com/name/nm1349376/" target="_blank"><strong>Francais Lawrence</strong>.</a> Başrölünde ise bizim kaliteli oyunculardan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000226/" target="_blank"><strong>Will Smith</strong></a> var. Zaten filmde genellikle pek insan yok. <strong>Will Smith</strong>&#8216;in yani <strong>Dr. Robert Neville</strong>&#8216;nin bir de köpeği var Sam adında o kadar. İkisinin maceraları. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Film bir şirketin kanserli insanlar üzerinde denediği bir ilacın virüs şeklinde ortalıkta yayılması ile başlıyor. Bu virüs insanların vahşileşmesine, insanlık vasıflarını terk etmesine neden oluyor. Valla zombi desen zombi değil, vampir desen o da değil. Kuduz gibi bir şeyler. Gündüz güneşe çıkamıyorlar ve evlerde karanlık yerlerde barınıyorlar. Geceleri ise dışarı çıkıp avlanıyorlar.  Neyse bu virüs kan yolu ile ve hava yolu ile insanlara bulaşıyor. Virüs öyle yayılıyor ki, dünyadaki herkes bu virüsten kapıyor. <strong>Robert (Will Smith)</strong> ise ABD&#8217;de bir şehirde doktor yarbay. Onun vücudu yaptığı aşılar neticesinde bu virüse karşı bağışıklık kazanıyor. Gündüzleri dışarda gezerek şehirde sağ kalan birileri var mı diye arıyor geceleri ise evde duruyor.</p>
<p>Filmi sıradan yaratık (tam olarak ne olduklarını bilemediğim için yaratık diyorum) filmlerinden ayıran en önemli unsuru birazdan söyleyeceğim. Ancak bu unsurun dışında gerçekten ince düşünülmüş ayrıntılar var. Bu filmde yaratıklar diğer filmlerdekilere göre biraz zeki. Sadece kan kokusuna gitmiyorlar. Aynı zamanda yaşayan birisini daha gördüğünde onu günlerce takip edebiliyor ve ona tuzak kurabiliyorlar. Yani oldukça zekiler. İnsanlıklarına ait bazı özelliklerini hâlâ yitirmemişler. Yani tam bir canavar değil sizin anlayacağınız.</p>
<p>Gelelim en önemli unsura. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Film aslında bu yaratıkları pek konu edinmiyor. Yani yaratıklar filmin asıl konusunu ön plâna çıkarmak için, asıl konuyu vurgulamak için ortaya çıkarılmış bir ayrıntı diyelim. Filmin asıl konusu &#8220;yalnızlık&#8221;. Virüsün yayıldığı anda tüm insanlar bu virüsü kapıyor ya da bu virüsü kapan yaratıklara yem oluyor. Haliyle şehirde yaşayan kimse kalmıyor. Robert ise artık yalnızlık çekmeye başlıyor. Gidip cansız mankenlerle konuşacak duruma kadar götürüyor o işi. Bir de başına gelen üzücü bir olay onun bu yalnızlık duygusunu tetikliyor. Yalnızlığın insana neler yaptırabileceğini bu filmde rahatlıkla görebilirsiniz bence.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/i-am-legend-ben-efsaneyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>stranger than fiction&#8217;dan hareketle birkaç kelâm</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 00:43:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[enel hak]]></category>
		<category><![CDATA[erhan]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hallacı mansur]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[never back down]]></category>
		<category><![CDATA[stranger than fiction]]></category>
		<category><![CDATA[yakuter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/stranger-than-fiction-201x300.jpg" alt="stranger than fiction" hspace="10" vspace="10" width="201" height="300" align="left" /></p>
<p>İki gündür bilgisayar başında yazı yazmak dışında pek bir işim olmadığından internet bağlantısını sonuna kadar kullanarak birkaç film indireyim dedim. En azından canım sıkıldığında seyrediyorum, güzel oluyor. 2 gündür üç tane film indirmişim. Bunlardan ilki <a title="Erhan" href="http://www.yakuter.com" target="_blank">Erhan</a>&#8216;ın tavsiyesi ile indirdiğim <a title="Never Back Down" href="http://www.imdb.com/title/tt1023111/" target="_blank">Never Back Down</a>&#8216;dı. Film güzel hoş, gerçekten vurdulu kırdılı bir şeyler izlemek isteyenler için ideal bir film. Ancak ben biraz daha psikolojik, kurgusu biraz daha karmaşık filmler izlemeyi seven birisi olduğum için pek hoşuma gitmedi doğrusu. İndirdiğim ikinci film ise bugün izlediğim <a href="http://www.imdb.com/title/tt0420223/" target="_blank">Stranger Than Fiction</a> idi. <a href="http://www.google.com.tr/search?q=Stranger+Than+Fiction&#38;ie=utf-8&#38;oe=utf-8&#38;aq=t&#38;rls=org.mozilla:tr:official&#38;client=firefox-a" target="_blank">Google</a>&#8216;da aradım ancak Türkçe çeviri adına rastlamadım. Pek de bir önemi yok zaten.</p>
<p>Son zamanlarda izlediğim güzel filmlerden bir tanesi. Bu filme de geçen gece Barış&#8217;ın <a href="http://beyn.org/stranger-than-fiction-2006/" target="_blank">şurada </a>yaptığı tanıtım sayfasından ulaştım ve indirdim. Belki <a href="http://www.beyn.org" target="_blank">Barış</a>&#8216;ın üslûbundan etkilendiğimden midir (çok saçma bir kurgu hikâyesi var demiş) nedir bilemiyorum ancak&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/stranger-than-fiction-201x300.jpg" alt="stranger than fiction" hspace="10" vspace="10" width="201" height="300" align="left" /></p>
<p>İki gündür bilgisayar başında yazı yazmak dışında pek bir işim olmadığından internet bağlantısını sonuna kadar kullanarak birkaç film indireyim dedim. En azından canım sıkıldığında seyrediyorum, güzel oluyor. 2 gündür üç tane film indirmişim. Bunlardan ilki <a title="Erhan" href="http://www.yakuter.com" target="_blank">Erhan</a>&#8216;ın tavsiyesi ile indirdiğim <a title="Never Back Down" href="http://www.imdb.com/title/tt1023111/" target="_blank">Never Back Down</a>&#8216;dı. Film güzel hoş, gerçekten vurdulu kırdılı bir şeyler izlemek isteyenler için ideal bir film. Ancak ben biraz daha psikolojik, kurgusu biraz daha karmaşık filmler izlemeyi seven birisi olduğum için pek hoşuma gitmedi doğrusu. İndirdiğim ikinci film ise bugün izlediğim <a href="http://www.imdb.com/title/tt0420223/" target="_blank">Stranger Than Fiction</a> idi. <a href="http://www.google.com.tr/search?q=Stranger+Than+Fiction&amp;ie=utf-8&amp;oe=utf-8&amp;aq=t&amp;rls=org.mozilla:tr:official&amp;client=firefox-a" target="_blank">Google</a>&#8216;da aradım ancak Türkçe çeviri adına rastlamadım. Pek de bir önemi yok zaten.</p>
<p>Son zamanlarda izlediğim güzel filmlerden bir tanesi. Bu filme de geçen gece Barış&#8217;ın <a href="http://beyn.org/stranger-than-fiction-2006/" target="_blank">şurada </a>yaptığı tanıtım sayfasından ulaştım ve indirdim. Belki <a href="http://www.beyn.org" target="_blank">Barış</a>&#8216;ın üslûbundan etkilendiğimden midir (çok saçma bir kurgu hikâyesi var demiş) nedir bilemiyorum ancak filmi izlemeye biraz önyargı ile başladım. Ancak filmi bitirip, film oynatıcıyı kapattığımda bir daha önyargılı davranmamak konusunda kendime sıkı bir telkinde bulundum.</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0420223/" target="_blank">Stranger Than Fiction</a>, son zamanlarda izlediğim filmler arasında kurgusu en iyi olan film diyebilirim. Yani hikâyesi. Hikâye aslında basit gibi duruyor ancak yönetmenin hikâyeyi böylesine güzel işlemesine şaşırdım ben. Aslında filmin başlangıcında bizim ana karakterin sıradan birisi olması bana <a href="http://www.imdb.com/title/tt0169547/" target="_blank">American Beauty </a>filmini çağrıştırdı hemen. O filmde de başına türlü olaylar gelecek olan baba filmin başında sıradan birisiydi. İşte bizim ilgili filmimizde bu adamın başına garip olaylar geliyor ve bir gün bakıyor, kendisini bir romanın ana karakteri olduğunu fark ediyor. Film de zaten burada başlıyor ve sürpriz gelişmelerle devam ediyor.</p>
<p>Aslında ben bu yazıyı filmi tanıtmak amacıyla yazmak istemediğim için filmle ilgili pek bir şey anlatmayacağım size. Ben yine filmi izlerken filmin bana çağrıştırdıklarından bahsedeceğim size. Durmuyor bir türlü beynim ve ruhum, sürekli bir devinim içerisinde. Düşünüyor, hissediyor. Sürekli gördüğü, izlediği şeylerden yeni yeni kurgular üretiyor. İzlediği şeyleri hayatına adapte ediyor vs.</p>
<p>Bir gün birisi çıkıp size, hayatınızı değiştirmenizin kendi elinizde olduğunu söylese ne yapardınız? Hayatınızın bir roman olduğunu, sizin de bu romanda ana karakter olduğunuzu söylese, romanınızı sizin yazmanızı istese neler yazardınız acaba? Ya da hangi romanın ana karakteri olmak isterdiniz?</p>
<p>Filmi izlerken hayatımızın aslında bir roman olduğunu düşündüm ben. Belki saçma gelecektir size, ancak ben öyle düşündüm. Ya da öyle inanmak istediğim için düşündüm. Belki de gerçek hayattan biraz olsun uzaklaşıp, kurgu dünyasında yaşamak istediğim için ya da hayatımda değişiklik istediğim için istemişimdir bunu değil mi?</p>
<p>Filmlerde gördüğüm birçok şeye özenen birisiyim ben. Mesela bu filmde adamın tek hayali bir gitar alıp onu çalmaktır. Ben de bir aralar keman çalmaya heveslenmiştim. Gittim Çin malı bir keman aldım, birkaç da nota öğrendim ve bir iki parçayı acemice çalar hâle geldim. İşte bu filmdeki adamı izleyince yarın kemanı kutusundan tekrar çıkarıp çalsam mı diye düşündüm uzun uzun&#8230; Belki de güzel fikirdir ne dersiniz? Kemanın ve ney&#8217;in diğer müzik aletlerinden ayrı bir yeri vardır benim için. Onları özel bir müzik aleti olarak görürüm. Belki de müzik aleti değil de, bir insan olarak görürüm onları. Ney&#8217;in tasavvuftaki yerini bilmeyen yoktur sanırım.<strong> </strong>Mevlânâ der ya, bu ney kamışlıktan koparıldığı için, sürekli kamışlığa bir özlem duyar ve ondan böyle sürekli feryat figan eder. Ve arkasından ekler, biz insanlar da Allah&#8217;tan koptuğumuz, dünyaya geldiğimiz için sürekli bir ıstırap içerisindeyiz. Ne zaman ki ona döneriz, yani vahdet-i vücûda kavuşuruz, o zaman mutlu oluruz. O zaman bir oluruz, o zaman tam oluruz.</p>
<p>Peki ya keman? Kemanın tarihi hakkında pek bir fikrim yok. Ancak onun da sesinin ney gibi insanın koparılmışlığını, feryadını dile getirdiğini düşünüyorum. Belki söyleyemediklerimizi, yazamadıklarımızı bu iki elçi aracılığıyla söyleriz değil mi? Suskunluğumuzu belki bu iki elçi bozar. Yüreğimizin en derinine hapsettiğimiz, üzerine kırk kilit vurduğumuz duygularımızı bu iki elçi gün ışığına çıkarır değil mi?</p>
<p>&#8220;İki müzik aletinden bu kadar hüner beklemek biraz saçmalıktır. &#8221; Belki marksist, maddeci birisi olsam ben de böyle düşünürdüm. Ancak hayatı mânâ olarak gördüğüm için bana pek de öyle gelmiyor. Eğer bizde Allah&#8217;ın ruhundan bir ruh varsa, bize de kendi sıfatlarından üflemişse bizde de bir mânâ var demektir. Belki de <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hallac-%C4%B1_Mansur" target="_blank">Hallac-ı Mansur</a> işte bu mânâyı keşfettiği için <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/En-el_Hak" target="_blank">&#8220;En-el Hak&#8221;</a> demiştir. Belki de biz ya da onu astıran kimseler anlamamıştır onun ne kadar mânâda gizli bir insan olduğunu değil mi?</p>
<p>Keşke şu bizi hayata tek yönlü bakmaya sevkeden at gözlüklerimizi çıkartabilsek. Keşke hissettiklerimize, düşündüklerimize ve yaşadıklarımıza 360 derece bakabilsek. Keşke her insanı anlayabilsek. Keşke empati denen kelimeyi gerekli kılan tüm unsurlar ortadan kalsak da birbirimizi anlayabilsek&#8230;</p>
<p>Bu yazıda da yine bir yerden girdim bir yerden çıktım. Beni affedin ne olur. Aklıma bir şey geldi mi yazmazsam bir daha yazamıyorum. En azından bu aklıma gelenleri kontrollü bir şekilde yazmayı öğrenene kadar beni affedin.</p>
<p>Selametle.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>bişnev in ney çün hikâyet mîküned<br />
ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned</em><br />
dinle, bu ney neler hikâyet eder,<br />
ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/stranger-than-fictiondan-hareketle-birkac-kelam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bir rüyaya ağıt (requiem for a dream)</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 23:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[bir rüyaya ağıt]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[requiem for a dream]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-404" style="border: 0pt none; margin: 10px; float: left;" title="requiem for a dream" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream-210x300.jpg" alt="requiem for a dream" width="210" height="300" /></a>2000 yapımı <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0180093/" target="_blank">Requiem for a Dream</a></strong> filmi <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank">imdb</a>&#8216;de en iyi 250 film arasından 62. sırada yerini almış. Ben de buna istinaden güzel filmdir diyerek izleyeyim dedim. Basit bir senaryo ile güzel bir iş çıkarıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Pek bir olay da yok filmde, psikolojik bir film. Film Hubert Selby&#8217;nin romanından sinemaya aktarılmış.</p>
<p>Filmde benim kestirebildiğim iki ana unsur var. Bu iki ana unsurun birbiri ile bağlantılı olduğunda insan hayatı için ne kadar tehlikeli olabileceği gösterilmek istenmiş. Bunlardan birisi <strong>&#8220;tutku&#8221; </strong>diğeri ise <strong>&#8220;bağımlılık&#8221;</strong>. Tutku kavramını az çok herkes tahmin edecektir. Ancak &#8220;bağımlılık&#8221; soyut anlamda düşündüğümüz bağımlılık değil, bir madde bağımlılığıdır. Yani uyuşturucu, hap gibi. Bu filmde de hap bağımlısı olan 4 kişinin tutkusu işlenmiştir. Filmdeki karakterlerden birisi genç oğlanın annesidir. Yaşlı bir kadındır ve yalnız yaşamaktadır. Kadının &#8220;tutku&#8221;su televizyonda yayınlanan bir yarışma programına katılmaktır. Bir gün kendisini işletmek isteyenler ona bir zarf içerisinde yarışmaya katılmak için form gönderirler. Kadın&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-404" style="border: 0pt none; margin: 10px; float: left;" title="requiem for a dream" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/requiem_for_a_dream-210x300.jpg" alt="requiem for a dream" width="210" height="300" /></a>2000 yapımı <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0180093/" target="_blank">Requiem for a Dream</a></strong> filmi <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank">imdb</a>&#8216;de en iyi 250 film arasından 62. sırada yerini almış. Ben de buna istinaden güzel filmdir diyerek izleyeyim dedim. Basit bir senaryo ile güzel bir iş çıkarıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Pek bir olay da yok filmde, psikolojik bir film. Film Hubert Selby&#8217;nin romanından sinemaya aktarılmış.</p>
<p>Filmde benim kestirebildiğim iki ana unsur var. Bu iki ana unsurun birbiri ile bağlantılı olduğunda insan hayatı için ne kadar tehlikeli olabileceği gösterilmek istenmiş. Bunlardan birisi <strong>&#8220;tutku&#8221; </strong>diğeri ise <strong>&#8220;bağımlılık&#8221;</strong>. Tutku kavramını az çok herkes tahmin edecektir. Ancak &#8220;bağımlılık&#8221; soyut anlamda düşündüğümüz bağımlılık değil, bir madde bağımlılığıdır. Yani uyuşturucu, hap gibi. Bu filmde de hap bağımlısı olan 4 kişinin tutkusu işlenmiştir. Filmdeki karakterlerden birisi genç oğlanın annesidir. Yaşlı bir kadındır ve yalnız yaşamaktadır. Kadının &#8220;tutku&#8221;su televizyonda yayınlanan bir yarışma programına katılmaktır. Bir gün kendisini işletmek isteyenler ona bir zarf içerisinde yarışmaya katılmak için form gönderirler. Kadın o anda eski ve en sevdiği bir elbiseyi üzerine giyer ve elbisenin olmadığını görür. İşte o anda zayıflaması gerektiğini düşünür. Birkaç arkadaşının tavsiyesi ile zayıflama ilacı almaya karar verir. Ve işte kadının bu bağımlılık yapan ilaçlardan alması ile hayatı kararmaya başlar.</p>
<p>Filmin ikinci karakteri üstteki paragrafta bahsettiğim kadının oğludur. Onun tutkusu da kız arkadaşı ile evlenmektir. Eroin kullanan genç eroin işine girer. İşleri bir süre iyi giderken yaşadığı bazı olaylardan dolayı batar ve onun da hayatı kararmaya başlar.</p>
<p>Filmin üçüncü karakteri üst paragrafta bahsettiğim gencin kız arkadaşıdır. Onun da hayali sevgilisi ile evlenmektir. Ancak o da eroin bağımlısı olduğu için ve kolay kolay eroin bulamadığı için yanlış yollarla eroin aramaya başlar ve onun hayatı da bu şekilde kararır.</p>
<p>Son karakter ise bu gençlerin zenci arkadaşlarıdır. Onun da arkadaşlarından pek bir farkı yoktur. O da sık sık annesini özlemesi ile dikkat çeker.</p>
<p>Filmin güzel bir özelliği, aynı kaderi yaşayan dört karakteri farklı farklı işlemiş olmasıdır. Ve hedeflerine uyuşturulmuş bir şekilde bağlanan bu dört kişinin saplantılarının ne kadar acı bir sonla işlendiğini göstermektedir.</p>
<p>Filmde dikkatimi çeken bir diğer şey ise filmin sonunda tüm karakterlerin aynı duruşu paylaşmalarıdır. Yani dört karakter de yatağa uzanmışlardır ve dizlerini göbeklerine çekerler, kafalarını da kollarının arasına alırlar. Tıpkı anne karnındaki bebeğin duruşu gibidir. Bu duruşu bir romanın sonunda bir yazar işlemişti. Bunu tam hatırlayamıyorum şu an. Ancak bu duruşun güvenilecek birisine duyulan ihtiyaçtan olduğunu hatırlıyorum.</p>
<p>Bu filmi bu kadar açık seçik anlatmamın nedeni aslında kurgusunun basit olmasıdır. İzlerken size de basit gelecektir. Ancak yaşanan olaylar ve çıkarılan sonuçlar hiç de sandığımız gibi basit değildir.</p>
<p>Ayrıca filmin müziği de çok güzel. Hani şu soundtrack dedikleri şey.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-ruyaya-agit-requiem-for-a-dream/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>wall &#8211; e</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[wall e]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[<p>Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, <a title="Waal E" href="http://www.imdb.com/title/tt0910970/" target="_blank"><strong>Wall &#8211; E</strong></a>. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, <a title="Waal E" href="http://www.imdb.com/title/tt0910970/" target="_blank"><strong>Wall &#8211; E</strong></a>. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/wall-e/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Schindler&#8217;s List &#8211; Schindler&#8217;in Listesi</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 02:43:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi Kampları]]></category>
		<category><![CDATA[Naziler]]></category>
		<category><![CDATA[Oskar Schindler]]></category>
		<category><![CDATA[Schindler]]></category>
		<category><![CDATA[Schindler'in Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Schindler's List]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=389</guid>
		<description><![CDATA[1993, Steven Spielberg yapımı olan Schindler's List filmi, 6 milyondan fazla Yahudinin Naziler tarafından öldürülmesini ve binden fazlasının ise Oskar Schindler tarafından nasıl kurtarıldığını anlatmakdatır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://i65.photobucket.com/albums/h228/21977/Schindlers20List20front.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-390" style="border: 0pt none; margin: 10px; float: left;" title="Schindlers List" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/schindlers-list-208x300.jpg" alt="Schindlers List" width="208" height="300" /></a>Böylesine güzel bir filmin adını <a title="Türkçe" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turkce" target="_blank">Türkçe</a>ye çevirme işini bana bıraksalar emin olun daha çarpıcı ve güzel bir isim bulabilirdim. Zira şu anki isim bana pek bir şey çağrıştırmıyor. Çağrıştırmamanın yanında muhtevasını öze dökmekte inanın başarılı olamıyor.</p>
<p>Son günlerde kendimi sinemaya adadığımı ve her güne bir film izleme projemi daha önce de <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/pulp-fiction-ucuz-roman/" target="_blank">söylemiştim</a>. Balıkçının ağından bugün adını söylemekte ve yazmakta epey zorlandığım  <a title="Schindler's List" href="http://www.imdb.com/title/tt0108052/" target="_blank"><strong>&#8220;Schindler&#8217;s List&#8221;</strong></a> filmi çıktı. Genelde uzun ve siyah beyaz filmleri izlemeyi sevmem ama bu filmi seyretmekte sebat kıldım ve sonuna kadar dayandım.</p>
<p>Bir <a title="Steven Spielberg" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Steven_Spielberg" target="_blank"><strong>Steven Spielberg </strong></a>yapımı olan film 1993 yılında çekilmiş. Filmin konusu; <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0kinci_D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1" target="_blank"><strong>2. Dünya Savaşı</strong></a> sırasında <strong>Nazi askerleri</strong>nin <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>ler&#8217;i, toplama kamplarında toplayıp katletmeleri ve<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Oskar_Schindler" target="_blank"><strong> Oskar Schindler</strong></a> adında bir <a title="Alman" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/alman" target="_blank"><strong>Alman </strong></a>işadamının bu <a title="Yahudi" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>lerden bin kadarını kurtarması işlenmektedir.</p>
<p>Aslında filmin konusu sık sık rastladığımız ve Nazileri kötüleyen <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/amerikan" target="_blank"><strong>Amerikan </strong></a>yapımı filmlerin konusundan pek de farksız değil. Yaşanan aşağılanmalar, dövülmeler, küfredilmeler, acılar, yakılmalar, ölümler, silahlar gibi her şey klasik bir <strong>Nazi </strong>filmi. Ancak bu filmi diğer filmlerden ayıran en önemli özelliği bir Alman işadamının başarılı girişimleri ve insancıl duyguları ile binden fazla Yahudi&#8217;nin hayatta kalmasını sağlamasıdır. Tabiî onların hayatta kalmasını nasıl sağladığı ise bambaşka bir özellik.  Filmin asıl teması da bu zaten.</p>
<p>Filmin içeriğini detaylı anlatmayı pek istemiyorum. Sizin de benim gibi filmi görmeniz ve ondan tat almanızı istiyorum. Bu yüzden sadece filmi izlerken hissettiklerimi anlatsam yeterli olacaktır.<span id="more-389"></span></p>
<p>Filme önyargı ile başladığımı söyleyebilirim. Genellikle Nazi filmlerinde Naziler Yahudilere işkence yaparlar, onları gaz odalarına tıkarlar ve öldürürler. Daha sonra da fabrikalarda küllerini yakarlar. <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/yahudi" target="_blank">Yahudi</a>lerse dünyanın sanki en masum milleti gibi bu filmle birlikte kendilerini en masum millet ilân ederler. Filmin bana bir Yahudi sempatisi kazandırdığını söyleyemem. Hem de bunu kesinlikle inkâr edebilirim. Çünkü daha evvel izlediğim &#8220;Piyanist&#8221; ve &#8220;Hayat Güzeldir&#8221; gibi Nazi-Yahudi filmlerinde de aynı temayı işlemişlerdi ve ben aynı duyguları hissetmeme rağmen hiçbirisinde bir Yahudi sempatisi duymamıştım.</p>
<p><strong>Filmi izlerken orada yaşayan Yahudilerin yerine kendinizi koymanızı istiyorum. Evet evet, sizden sadece bunu istiyorum. Orada ellerinden çocuğu alınan bir kadının siz olduğunu düşünmenizi istiyorum. Ya da sevgilinizden veya karınızdan kopartılıp farklı trenlerde ölüme götürüldüğünüzü düşünmenizi istiyorum. Sizi dezenfekte etmek için bir barakaya sokup, üzerinizi kilitleyip ve ışıkları da kapatıp su yerine size gaz verdiklerinizi düşünmenizi istiyorum. Ve o borulardan bir anda olsa gaz değil de su geldiğini gördüğünüzde suyun sizin hayatınızda ne kadar önemli bir nesne olduğunu düşünmenizi istiyorum. Trenlerde yolculuk yaparken trenin açık kalan penceresinden sarkan buz kütlesini kırıp ve bu kütleyi bir demir kapta eritip 15-20 kişi ile paylaştığınızı düşünmenizi istiyorum&#8230; Sadece bunları düşünün, bana hak vereceğinize eminim. </strong></p>
<p>Film bittiğinde şöyle bir düşündüm de, acaba Türk toplumunun bir parçası değil de adı böylesine kanlı olaylarla tarihe geçen Alman toplumunun bir parçası olsaydım, Alman olduğum için bu kadar sevinebilecek miydim diye düşünüyorum. İyi ki Türk doğmuşum ve iyi ki Müslüman doğmuşum. Böylesi filmleri izlediğimde, Batı dünyasının kendi barbarlıklarını bizim üzerimize nasıl yıktıklarını bir kez daha anlıyorum. Kendi tarihinde 6 milyon Yahudi&#8217;yi sebepsiz yere katleden Nazileri unutan Almanların, bugün Osmanlının yaptığı tehciri nasıl Ermeni Soykırımı var diye bangır bangır bağırdıklarına şaşıyorum. Bazı şeyleri düşünmeyi havsalam almıyor. Düşünemiyorum. Sorgulayamıyorum. Yorum yapamıyorum.</p>
<p>Sanırım siz de bu filmi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşmış olacaksınız. Ve saat kaç olursa olsun (şu an 05.30) bu filmi birilerine anlatma ihtiyacı duyacaksınız&#8230;</p>
<p>Not: Bu arada filmin konusu gerçek hayattan alınmıştır. Yani<a title="Oskar Schindler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Oskar_Schindler" target="_blank"><strong> Oskar Schindler</strong></a> adlı birisi gerçekten vadır ve binden fazla Yahudi&#8217;nin hayatını kurtarmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/schindlers-list-schindlerin-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>pulp fiction &#8211; ucuz roman</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/pulp-fiction-ucuz-roman/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/pulp-fiction-ucuz-roman/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 02:08:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[bruce willis]]></category>
		<category><![CDATA[imdb]]></category>
		<category><![CDATA[pulp fiction]]></category>
		<category><![CDATA[quentin tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/pulp_fiction.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-382" style="border: 0px solid black; margin: 10px; float: left;" title="pulp fiction" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/pulp_fiction-211x300.jpg" alt="pulp fiction" width="183" height="260" /></a>İngilizce çalışmaktan kaçmak için son çırpınışlarımı harcadığım şu günlerde, belki biraz olsun vicdan azabımı gideririm diye bol bol alt yazılı İngilizce filmler izliyorum. Yaklaşık 1 haftadır her gün en az bir film izliyorum. İzlediğim filmleri genelde <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank">IMDB</a>&#8216;nin en iyi 250 filmi arasından seçiyorum. Tam olarak o sırayı neye göre oluşturduklarını bilmiyorum ancak gerçekten kaliteli filmler var.</p>
<p>Her güne bir film diye isimlendirdiğim projemden bugün ağıma <a title="Pulp Fiction" href="http://www.imdb.com/title/tt0110912/" target="_blank"><strong>&#8220;Pulp Fiction&#8221;</strong> </a>takıldı. Bir zamanlar <a title="Türkçe" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turkce" target="_blank">Türkçe</a>ye <strong>&#8220;Ucuz Roman&#8221; </strong>diye çevirisi yapılmış bir film. Aslında filmi bir iki sene önce duymuş olmama rağmen bir türlü alıp izlemeye fırsatım olmamıştı. Bayağı methedilen bu filmin adı bana pek çağrışım yapmadığı için internette hakkında yapılmış yorumları okumayı düşündüm. Okuduğum <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=pulp+fiction" target="_blank">yorumlar </a>bana çok ilginç geldi. <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=pulp+fiction" target="_blank">Yorumların </a>çoğu genelde bu filmi çok başarılı bulmuş ve yere göğe sığdıramamış.</p>
<blockquote><p>
Pulp Fiction, Quentin Tarantino tarafından yönetilmiş, Roger Avary</p></blockquote><p>&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/pulp_fiction.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-382" style="border: 0px solid black; margin: 10px; float: left;" title="pulp fiction" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/07/pulp_fiction-211x300.jpg" alt="pulp fiction" width="183" height="260" /></a>İngilizce çalışmaktan kaçmak için son çırpınışlarımı harcadığım şu günlerde, belki biraz olsun vicdan azabımı gideririm diye bol bol alt yazılı İngilizce filmler izliyorum. Yaklaşık 1 haftadır her gün en az bir film izliyorum. İzlediğim filmleri genelde <a title="imdb" href="http://www.imdb.com" target="_blank">IMDB</a>&#8216;nin en iyi 250 filmi arasından seçiyorum. Tam olarak o sırayı neye göre oluşturduklarını bilmiyorum ancak gerçekten kaliteli filmler var.</p>
<p>Her güne bir film diye isimlendirdiğim projemden bugün ağıma <a title="Pulp Fiction" href="http://www.imdb.com/title/tt0110912/" target="_blank"><strong>&#8220;Pulp Fiction&#8221;</strong> </a>takıldı. Bir zamanlar <a title="Türkçe" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/turkce" target="_blank">Türkçe</a>ye <strong>&#8220;Ucuz Roman&#8221; </strong>diye çevirisi yapılmış bir film. Aslında filmi bir iki sene önce duymuş olmama rağmen bir türlü alıp izlemeye fırsatım olmamıştı. Bayağı methedilen bu filmin adı bana pek çağrışım yapmadığı için internette hakkında yapılmış yorumları okumayı düşündüm. Okuduğum <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=pulp+fiction" target="_blank">yorumlar </a>bana çok ilginç geldi. <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=pulp+fiction" target="_blank">Yorumların </a>çoğu genelde bu filmi çok başarılı bulmuş ve yere göğe sığdıramamış.</p>
<blockquote><p>
Pulp Fiction, Quentin Tarantino tarafından yönetilmiş, Roger Avary ile birlikte senaryosu yazılmış, 1994 yapımı, kült kabul edilen bir filmdir. Ucuz Roman, En İyi Film dahil 7 dalda Oscar&#8217;a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı&#8217;nı almıştır. Aynı zamanda 1994 Cannes Film Festivali&#8217;nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü&#8217;nün sahibidir. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ucuz_Roman(film)" target="_blank">viki</a></p></blockquote>
<p>Ne yalan söyleyim, siz sağda solda yapılan bu yorumları okuduktan sonra filmden inanılmaz sahneler bekliyorsunuz. Filmin sizi  büyülemesini, 94 yapımı da olsa sizi gerçekten heyecanlandırmasını istiyorsunuz. Ancak <a title="Quentin Tarantino" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Quentin_Tarantino" target="_blank">Quentin Tarantino</a>&#8216;nun her taktiğini ezberleyecek kadar ona hayran olmadığım için mi, yoksa gerçekten çok dikkatsiz olmadığım için mi bilemiyorum, filmi pek beğenmedim. Hem de oldukça basit buldum diyebilirim. Belki filmin çekildiği döneme göre değerlendiğimizde başarılı bir film olabilir. Ancak o dönem çekilip de başarılı olan onca film var ve şimdi adı bile bilinmiyor.</p>
<p>Filmdeki bir sürü mantık hatasını ve teknik hatayı <a title="Quentin Tarantino" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Quentin_Tarantino" target="_blank">Tarantino </a>hayranları, <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/tarantino" target="_blank">Tarantino</a>&#8216;nun zekâsına ve taktiğine yormuş. Mesela bir sahnede, çocuk 2 tane adama bir iki metreden birkaç el ateş ediyor. Ancak kurşunlar adamlara hiç isabet etmeden duvara saplanıyor. Hadi burası olabilecek bir şey. Çocuk gerçekten salak falan olabilir. Ama bu sahnenin başında zaten duvarda delik olması ilginç değil midir sizce ?</p>
<p>Filmin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hiç ummadığınız bir sahnede bitiyor. Yani ne senaryoyu anlamışsınız, ne filmin içeriğini anlamışsınız ve ne de neyi anlatmak istediğini. Herhalde bir <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/tarantino" target="_blank">Tarantino </a>klâsiğidir bu ne dersiniz?</p>
<p>Şu an eleştiri yaptığımı düşünmüyorum. Hattâ eleştiri yapacak kadar sinema kültürüne sahip olduğumu da düşünmüyorum. Ancak filmin o umulmadık bitiş anını düşündükçe hâlen ya bende bir şeyler var ya da bu filmde diye düşünüyorum kendi kendime. Eğer birileri film hakkında bir şeyler biliyorsa lütfen bana da söylesin.</p>
<p>Filmin oyuncu kadrosu gerçekten güzeldi. <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/tarantino" target="_blank">Tarantino </a>seçim yaparken sağlam adamları seçmiş. Ancak <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bruce_Willis" target="_blank">Bruce Willis</a>&#8216;in böyle durgun bir karakterde böyle güzel bir rol yapması dikkatimi çekmedi değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/pulp-fiction-ucuz-roman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yedi numara</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/yedi-numara/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/yedi-numara/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 15:10:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[7 numara]]></category>
		<category><![CDATA[armagan]]></category>
		<category><![CDATA[asiye]]></category>
		<category><![CDATA[ayten]]></category>
		<category><![CDATA[cansu]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[haydar]]></category>
		<category><![CDATA[kanal turk]]></category>
		<category><![CDATA[ozlem]]></category>
		<category><![CDATA[recep]]></category>
		<category><![CDATA[ruya]]></category>
		<category><![CDATA[trt]]></category>
		<category><![CDATA[vahit emmi]]></category>
		<category><![CDATA[yedi numara]]></category>
		<category><![CDATA[yedi numara videolari]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf guduk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/04/yedinumara.jpg"></a><img class="alignnone size-full wp-image-309" title="Yedi Numara" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/04/yedinumara.jpg" alt="Yedi Numara" width="400" height="275" /></p>
<p>Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul&#8217;a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü&#8230;</p>
<p>Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz <a title="istanbul" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/istanbul" target="_blank">İstanbul</a>&#8216;a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) okumak için geldi İstanbul&#8217;a, kimisi de matematik okumak için&#8230; Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/04/yedinumara.jpg"></a><img class="alignnone size-full wp-image-309" title="Yedi Numara" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/04/yedinumara.jpg" alt="Yedi Numara" width="400" height="275" /></p>
<p>Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul&#8217;a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü&#8230;</p>
<p>Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz <a title="istanbul" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/istanbul" target="_blank">İstanbul</a>&#8216;a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(? <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) okumak için geldi İstanbul&#8217;a, kimisi de matematik okumak için&#8230; Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün içinde mutluluğu yaşattılar bize. Mutluluk içinde de hüznü. Zıtlıkları bize sevgi ile gösterdiler. Zıtlıkların nasıl bir arada yaşanacağını&#8230;</p>
<p>Yıllar oldu bu dizi biteli. <a title="Kaan Fakılı" href="http://www.k/ben-kimim" target="_blank">Ben </a>lise 1&#8242;deyken izlerdim her hafta pazartesi akşamları. Şimdi üniversite bitti, hâlen bilgisayarımdan açıp açıp izliyorum bu diziyi. Neydi bu dizide bizi çeken acaba? Neydi izlediğimizde sürekli tebesüm ettiren bizi&#8230; Sanırım en önemli ayrıntısı, doğallığıydı. Yaşanılabilirliğiydi. Hattâ hepimiz bir parçasını, belki de tamamını yaşıyorduk orada yaşanılanların. Neyse, o zamandan bu zamana değişen tek şey benim hayatımdı. 7 Numara&#8217;ya ait hiçbir şey değişmedi bende. O dizi hep benim en sevdiğim dizimdi. Hep de öyle kalacak. Biraz diziden bahsetmek istiyorum size&#8230;<span id="more-308"></span></p>
<p><strong>Ne anlatıyor bu 7 Numara?</strong></p>
<p>Birbirlerini deliler gibi seven Zeliha ve Vahit yıllar önce köyden kaçmış ve İstanbul&#8217;a yerleşmişlerdir. Vahit daha sonra babasını kandırır ve bir ahşap ev aldırır ona. Yıllarca bu ahşap evi öğrencilere kiraya verirler, geçimlerini öyle sağlarlar. Ve anne olma özlemiyle yanıp tutuşan Zeliha, bu öğrencilerde giderir annelik özlemini.</p>
<p>Yıllar geçecek ve 7 numara bir başka yaşanacaktır. Türkiye&#8217;nin dört farklı ilinden Çevre Mühendisliği okumaya gelen dört kız öğrenci bu evin üst katına yerleşirler. Alt kata ise Vahit&#8217;in üniversite okumak için İstanbul&#8217;a gelen yeğenleri yerleşir. İşte bu evde ne yaşanıyorsa bu andan sonra yaşanmaya başlanır&#8230; Üst katta şehir kültürünü yaşayan kızlar ve alt katta ise köy kültürünü tüm özü ile benimsemiş ve onu yaşatmaya çalışan iki emmoğlu. İşte 7 numara altında ne yaşanıyorsa bu zıtlıklardan ve zıtlıkları aşan sevgilerden kaynaklanan durumlar yaşanıyor. Her bölüm ayrı bir zıtlık, birliktelik işliyor.</p>
<p>Dizinin en güzel yanı her bölümün kendi içerisinde birlik yaşatması. Diğer sıradan diziler gibi dizi bir konu üzerinde işlenmiyor. Bir nevî sit-com gibi bir şey. Her bölüm kendi içerisinde bir konu. Dizinin en çok izlenmesini sağlayan diğer unsur ise, her rolün kendine özgü özelliklerinin olması. Karakterin olması yani. Herhangi bir durumda oyuncunun nasıl davranılacağının bilinmesi vs.</p>
<p><strong>Oyuncular ve karakterleri</strong></p>
<p><strong>Vahit Emmi:</strong> Karısına deliler gibi aşık olan Vahit Emmi, asaletli olmayı çok sever. Bir de kendisinin övülmesinden çok hoşlanır. Karısı da onun bu yönünü bildiği için onu sürekli över. Evliliklerinin 20 yılı aşmış olmasına rağmen karısına karşı olan sevgisi ve saygısı hiç eksilmemiştir. Aslında para düşkünü birisi olarak gözükmesine rağmen paraya pek de tamah eden birisi değildir. Hoşuna giden durumlar için para harcamaktan hiç çekinmez. Yardımsever birisidir. İnatçı görünmesine rağmen Zeliha Yenge onun bu inadını kırabilecek birisidir.</p>
<p><strong>Zeliha Yenge: </strong>Kocasına deliler gibi aşık olan Zeliha Yenge, çocuk özlemi ile yanıp tutuşmaktadır. Hattâ bu özlem onda hastalık derecesine gelmiştir. Üniversite öğrencilerine &#8220;koçlar ve pilüçler&#8221; diye hitap eder. Saçlarını bu öğrenciler için süpürge etmektedir. Zeliha Yenge dizide, fedakâr bir annenin yapacağı her şeyi yapmaktadır. Ailelerinden uzakta olan bu gençlere anne sevgisini aratmayacak derecede &#8220;anne&#8221;dir.</p>
<p><strong>Armağan:</strong> Ankara&#8217;dan Çevre mühendisliği okumak için İstanbul&#8217;a gelen Armağan, diğer kızlara göre biraz daha ciddidir. Onu ciddi yapan şey ise annesi ve babası olmadan, ağabeylerinin yanında büyümüş olmasıdır. Bir aile sevgisinden yoksun olarak büyümüş olan Armağan bu sevgisini kız arkadaşlarına göstermektedir. Onlara bir anne gibi yaklaşmaktadır. Ayrıca diğer kızlar gibi günübirlik yaşamayı değil geleceğe yatırım yapmayı sever. Kararlı bir kişiliktir. Ayrıca erkeklerden Haydar&#8217;a olan aşkı ile dizi boyunca kendini gösterir. Mutlu gözükür ancak içten içe acı çeker.</p>
<p><strong>Ayten: </strong>İçten içe güven duygusundan yoksun birisidir. Dizi boyunca erkeklerle haşir neşir olmayı seven bir karakter çizmiştir. Gördüğü her erkeğe aşık olan ve ondan sonra onları terk eden, günübirlik yaşayan birisidir. Bu tavrının ardından kendine olan güvensizliği yatmaktadır. Ayten dizi boyunca Recep ile sürekli münakâşa içerisindedir. Dizinin en gıcık karakteri olarak da benim tarafımdan mimlenmiştir. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Cansu:</strong> Cansu, neşeli ve güleryüzlü bir karakterdir. Sürekli Rüya&#8217;yı korkutması ile dizi boyunca bilinir. Ancak bu korkutmaların altında kendi korkuları yatar.  Gizli korkuları vardır. Çocuk kadar şirin bir yanının olması onu dizi boyunca &#8220;Cansucuk&#8221; olarak adlandırmamıza yardım eder.</p>
<p><strong>Rüya:</strong> Rüya uykucu birisidir. Sık sık bunalıma girer. Her şeye hemen üzülen, hemen ağlayan, hemen gülen birisidir. Duygusal bir kişiliktir ve bu duygusal kişiliğini hemen belli eder. Sevecendir, merhametlidir. dizi boyunca Cansu&#8217;nın kotkutmalarına mağruz kalır. Sürekli yeni bir şeyler yapmaya özenen Rüya böylece arayış içerisinde olduğunu gösterir.</p>
<p><strong>Haydar:</strong> Köyde yetişmiş olmasına rağmen bir matematik dehasıdır Haydar. Ancak deha olduğu kadar şaşkındır da. Haydar&#8217;ın şaşkınlığı kelimelerle ifade edemeyecek kadar fazladır. Onu anlamak için diziyi bizzat izlemenizi tavsiye ederim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Haydar, Armağan&#8217;a aşıktır. Armağan&#8217;ın ona olan duygularını bilmez. Duygusal bir kişiliktir, yeniliklere açıktır.</p>
<p><strong>Recep:</strong> Köyde yetişmiş olmasından dolayı köyü çok seven birisidir. Haydar gibi yeniliklere açık olmayan Recep&#8217;in içerisinde sürekli bir köy özlemi vardır. Köyün masumluğunu, güzelliğini hep özler içten içe. Çocukluğundan beri müsrüflüğü sevmeyen Recep bu yönü ile oyuncunun beğenisini kazanmıştır.</p>
<p><strong>Meryem:</strong> Meryem Recep&#8217;in nişanlısıdır. Biraz saf birisidir ama bundan memnundur. Tabiî tutumlu olması da Recep&#8217;i, Meryem&#8217;den dolayı hoşnut eder. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Asiye: </strong>5 tane çocuğu ile Karadeniz&#8217;den İstanbul&#8217;a dizinin eski oyuncularından Satılmış&#8217;ın peşinde ona nikahlanmaya gelen bir dul kadındır. Talihi pek iyi değildir ancak oldukça zeki birisidir. Karadenizli olması pratik zekâsını belli etmesine yardımcı olur. Hayatta kendine yer açmaya çalışan Asiye daha sonra Zeliha&#8217;nın yeğeni Berat ile evlenecektir .</p>
<p><strong>Berat: </strong>Berat, Zeliha&#8217;nın ablasının oğludur. Diziye ilk girdiğinde çok açıkgözlü birisi olarak bilinen Berat elektrik çarpmasından sonra zıt karakterli birisi olarak çıkar karşımıza. Oldukça zeki ve iyilik sever birisi olur.</p>
<p><strong>Sabit: </strong>Nâm-ı diğer Taruk Arkun. Recep&#8217;in ağabeyi olan Sabit&#8217;e belki dizideki en neşeli karakterdir diyebiliriz. Köyden oyuncu olma hayali ile şehre gelen Sabit, sürekli sinemalardan bahseder durur. Onun klişe laflarını hâlâ hepimiz dilimizde dolandırırız: &#8220;No porplem, sansar, şekil budur&#8221; vs.</p>
<p><strong>Yusuf Güdük:</strong> Diziye sonradan giren Güdük, neşeli ve yılışık bir karakterdir. Sabit&#8217;ten sonra bizi güldüren ikinci karakterdir diyebiliriz. Cansu&#8217;ya olan platonik aşkı ile biliriz onu.</p>
<p>Evet, elimden geldiğnce 7 Numara ile ilgili bir şeyler yazmaya çalıştım. Ben şu an 7 Numaya&#8217;yı tekrar izliyorum. İnternetten bölümlerini indirip izliyorum. Elimde ilk 45 bölümün hemen hemen hepsi var. İsteyen arkadaşlar olursa onlarla da paylaşabilirim&#8230;</p>
<p><strong>Ayrıca;</strong></p>
<p>en güzel 7 Numara bölümlerini izlemek için <a title="youtube 7 numara" href="http://www.youtube.com/results?search_query=yedi+numara&amp;search_type=" target="_blank">youtube</a>&#8216;ye bakabilirsiniz,</p>
<p>7 numara anasayfası için <a title="yedi numara" href="http://www.yedinumara.net/7" target="_blank">buraya</a>,</p>
<p>7 numara forum için <a title="yedi numara forum" href="http://www.yedinumara.net/forum7" target="_blank">buraya</a>,</p>
<p>engin alkan&#8217;ın bloğuna bakmak için <a title="engin alkan" href="http://www.enginalkan.com/weblog/" target="_blank">buraya </a>bakabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/yedi-numara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
