Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık benem Mecnûn’un ancak adı var (Fuzûlî)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Tem
14

yazarken arınıyor musunuz?

Kategori: sevgili günlük | 2 ahkâm kesilmiş

Sıradan hayatıma tat vermek ve fazla kilolardan kurtulmak için akşam yürüyüşlerine başladım. Bİzim buradan çevre yoluna kadar 2 kilometre gidiyor, aynı yolu geri dönüyorum. Bir yandan da yediklerime dikkat ediyor ve gazlı içecekleri tüketmemekte direniyorum. Tabiî ki soda hariç. :)

Bugünkü akşam yürüyüşümde insanın neden yazmaktan hoşlandığını, yazan için yazmanın ne demek olduğunu düşündüm. Sonra Can Dündar‘ın bir yazısından bir parça geldi aklıma;

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti
bana…

Sonrası ise malûm, arka arkaya, hiçbirinin notunu alamayacağım, yazamayacağım ama düşünce dünyam için bilumum faydalı fikirler geldi aklıma. Acaba insan yazarken gerçekten kendini mi öğreniyordu? Yazmak ne ifade ediyordu insan için? Yoksa yazmak Dostoyevski‘nin hissettiği gibi bir “catharsis” miydi?

Her yazımda olduğu gibi kendimden hareketle cevaplar bulmaya çalıştım bu sorulara. Aslında insanın en iyi tanıdığı şey kendisidir. Ancak bir türlü kendini anlamak istemez. Sınırlarının, yapacaklarının farkında değildir insan. Kendini bir kalıba sokar ve o kalıbın içerisinde yaşar. Özeleştiri yapamaz ve haliyle de gelişemez. Hareketlerinin değerlendirmesini yapmaz ve bundan dolayı da yanlış dahi yapsa o ona doğru gelecektir. İnsan kendini tanıdığında, kendini tanımladığında mutlak doğruya her zaman ulaşacaktır. Her insan için bir doğru yaratmışsa yaratıcı, işte kendini tanıyan insan o doğruya ulaşacaktır.

Yazı yazmanın kendimi tanıma konusunda bana yardımcı olduğunu düşünüyorum. Belki siz yazdığım yazılarda ne gibi bir ruh halinde olduğumu tam kestiremiyorsunuz ancak ben beş ay önce yazdıklarımı dahi okurken o an neler hissederek yazdığımı anlayabiliyorum. Tıpkı bir şiirin en çok şairine anlamlı gelmesi gibi. Yazarken düşünüyorum ve ufkum gelişiyor. Yazdığım olaya birkaç farklı pencereden bakabilmeyi öğreniyorum. Yazdığım şeye eleştirel bir gözle bakabilmeyi öğreniyorum. Şüphesiz kendimi sınırlamadan yani geldiği gibi yazarken hissedip de söyleyemediğim, hattâ tanımlayamadığım şeyleri dahi yazabiliyorum. Kelimeler kifayetsiz kalmıyor. Özellikle de durmadan yazdığım yazılarda. Anlatım bozukluğu yapıyorum, imlâ hataları yapıyorum ancak gerçekten hissettiğimi yazıyorum. En içten yazılar, en çok hissedilen yazılar da zaten böyle yazılmıyor mu? Kaçınız Peyami Safa‘dan “Yalnızız”ı okurken o karakterlerin iç hesaplaşmalarında bulduğunuz samimiyeti, başka kitapların sayfalarında bulamıyor?

Yazmak kendini öğrenmekten başka bir de “catharsis”tir benim için. Catharsis aslında psikoloji alanına ait bir terimdir. Ancak edebiyatta da mühim bir yeri vardır. Catharsis arınma demektir. Yazarken dertlerinden, hastalıklarından arınma, boşalmadır. Dünyanın en ünlü yazarlarından Dostoyevski, sara hastasıdır. Şüphesiz ona göre yazdıkları onun arınmasını sağlamıştır. Rahatlatmıştır kendisini. Kaçımız bir yazı yazdıktan sonra rahatlamayız ki? Bir kâğıdı kalemi olmayanın her zaman bir psikoloğa ihtiyacı vardır bence. Kâğıt ve kalem bizim en iyi dostumuz olmalıdır. Günlüklerimiz yani. İçimizden ne geçiyorsa yazmalıyız. Arınmalıyız.

Son olarak da, bugüne kadar hiç günlük tutmadım ben. Öyle beyaz sayfaları açıp da yazı yazmadım. Yazma girişimim olmadı değil, oldu. Ancak hep başarısızlıkla sonuçlandı. Kısmet beyaz sayfalara değil ama beyaz ekranlara yazmakmış desenize. :)

Yazar: Kaan Fakılı | 2 ahkâm kesilmiş »

Nis
10

tabii ve tabi arasındaki fark

Kategori: dil bilim, türkçe | 4 ahkâm kesilmiş

Şimdi efendim, şu Türkçe yozlaşıyor da, vay Türkçe bozuluyor da anam bittik de, anam yittik de gibi çığırtkanlık yapan kişilerden olmamaya çalıştım her zaman. Bu konuda hep temkinli davranmaya çalıştım. Bana göre yozlaşan Türkçe değil, Türkçeyi konuşanlardır. Bozulan, yıpranan da [tdk]Türkçe[/tdk] değil Türkçeyi konuşanlardır. Türkçenin gerilemesi mümkün değilken insanların gerilemesi mümkündür. Bu nedenle ben Türkçenin gerçekten çok çok uzun yıllar yaşayacağına inanıyorum. Tabiî ki Türkçeyi savunanlardan ziyade Türkçeyi konuşanlar olduğu sürece.

Neyse, ilk paragrafta kısa da olsa bir nutuk attık, her zaman yaptığımızdan. :) Bizde adet oldu zaten nutuk atmadan giriş yapmamak. :) Türkçenin değil de Türkçeyi konuşanların yozlaştığını söylemiştim üst paragrafta. Buna bir örnek vereceğim.

Şimdi Türkçede insanların sık sık kullandığı "tabi" diye bir kelime var. Biz insanlar bunu genelde hangi durumlar için kullanıyoruz?

Anne: Ahmet bir bardak su getirir misin yavrucuğum? Hadi evladım, hadi annem...

Oğlu: "Tabi" anne.

İşte bu örnekte "tabi" kelimesi yanlış bir şekilde kullanışmıştır.Efendim "tabi" ve "tabii" olmak üzere 2 farklı kelimemiz var bizim. Bu iki kelimenin de farklı anlamları var.

Tabi: Bağımlı anlamında kullanılır. Osmanlı Devletinde kullanılan "teba" kelimesi de bununla alâkalıdır. Yani Osmanlıya bağlı olan anlamındadır. Yine bizim ülkücülerin de sık sık kullandığı bir kelime bu "tebâ" kelimesi. (more...)

Yazar: Kaan Fakılı | 4 ahkâm kesilmiş »

Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (37)
      ibrahim akyıldız, merwe merve, merwe merve, Kaan Fakılı, merveyazıcı, Kaan Fakılı [...]
    • vanilla sky ve bir rüya  (3)
      Ceyda, Kaan Fakılı, serefraz
    • semazen resimleri (semazen fotoğrafları)  (4)
      elif, Azab-ı Mukaddes, ayla tanpınar, semih
    • ziyaretçi defteri  (31)
      Kaan Fakılı, deniz, ebrar eylül, Kaan, Meltem, Yasin [...]
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (16)
      Kaan Fakılı, Gülşah Yanardağ, pınar cansız, Kaan Fakılı, pınar cansız, pınar cansız [...]
    • afganistan'da hazara türkleri  (12)
      günay ütük, hasan, Hazara-2, ahmed shir, hazara, kaan [...]
  • son yazılar

    • vanilla sky ve bir rüya
    • türkiye’de “edebiyat” mezunu olmak
    • ummadığın anda elektrikler kesilse
    • i am legend ( ben efsaneyim )
    • biz madde ikliminin köleleriyiz
    • stranger than fiction’dan hareketle birkaç kelâm
    • kördüğüm gibi
    • içimden gelen her şeyi yazdım
    • anadilim.org yenileniyor
    • orhun abideleri ve fevkalade türk dili
  • anlık takip

    • etkileşim





        Add to Technorati Favorites
    • Bağlantılar

      • anadilim
      • azizce
      • cafekonomi
      • edeb ya hû
      • erkan hirik
      • ilahi
      • kalem güzeli
      • melih ablak
      • suskun
      • yemek sitesi
      • yukarı kayalar

    © Kaan Fakılı