hayatı kolaylaştıran icatlar

Bazen bazı işleri yapmak o kadar çok canınızı sıkar ki, o işi yaparken etrafınızda ne kadar kişi varsa ona çatarsınız. Onunla münakaşa edersiniz; o işi birinci dereceden size yaptırsın ya da yaptırmasın. Yine bazı zamanlarda öyle ufak şeylere ihtiyaç duyarsınız ki, aslında düzeneği çok basittir ama kimse yapmamıştır; elinizin altında olmayınca canınız sıkılır. Ulan, dersiniz! Atom bombasını yapan adam, bırak öyle şeylerle uğraşmayı da şöyle şu basit şeyleri yap dersiniz. İşte bu yazıda onlardan iki tanesini paylaşacağım sizinle. Aslında gönül isterdi ki üç-beş tane paylaşayım ama dayanamadım ve yazmak istedim. Bunlardan ilki “perdematik” yani perde takma makinesi.

Bizde adettir; her bayram öncesi mutlaka güneşlikler, tüller teker teker sökülür, yıkanır, ütülenir ve tekrar takılır. E anneniz ya da eşiniz takma aşamasında bayağı uğraşacağından ve en nihayetinde bir erkek gücüne ihtiyaç duyacağından bu iş sizin üzerinize kalır. Siz de gönülsüz de olsa bir merdiveni ya da babadan kalma bir sandalyeyi yanaştırırsınız korneşin dibine. Buraya kadar pek bir sıkıntı yoktur ama korneş dede mirası ise ya da sağ olsun montajını yapan kişi çok dipten yapmışsa ya da duvarın sağı yerine soluna takma boşluğu bırakmışsa o zaman yüzünüz şekilden şekile girer. Ayaklarınızın da hafiften karıncalanması ile beraber her şeye bir anda isyan etmeye başlarsınız: Nereden çıktı bu perde yıkamalar, daha geçen bayram yıkandı da bu bayram ne gerek vardı vs. vs.

İşte yıllardır merak eder dururum, hayatımızı kolaylaştıran onlarca icata rağmen, neden bu kadar basit bir iş için bir makine yapılmıyor ? Meğersem yakın zamanlarda sağ olsun birisi böyle bir iş için bir icat gerçekleştirmiş: perdematik. Efendim basit bir mekanizma. Perdenizi önce bu çubuğa takıyorsunuz ve sonra da çubuğu korneşe takıyorsunuz. Sonra perdeyi çekiyorsunuz, hop bitti! İşte görseli:

Bir diğeri ise çok daha farklı bir şey. Perdematikten de daha kolay. Normalde ne gerek var diyeceğiniz cinsten bir şey. Ama sık sık da her birimizin ihtiyaç duyduğu bir şey. Bir lokantaya yemek yemeye gittiniz, Elinizde defterleriniz, kitaplarınız var ya da çantanız var. Lokanta da epey kalabalık. Yandan bir sandalye çekiyorsunuz ama epey yer kaplıyor ya da gözünüzün kapsama alanı dışında. Koyduğunuz eşyanın çalınmasından tedirgin oluyorsunuz. Sürekli dönüp bakmak zorunda kalıyorsunuz falan. İşte bunları önlemek için bizim mucit ağabeylerimiz güzel bir masa icat etmişler. Çift katlı gibi bir şey.

Birkaç hafta önce Elazığ‘da bir restauranta gittik arkadaşlarla. Elimdeki kitapları koyacak yer ararken bir baktım ki  elinizde ne kadar eşyanız varsa oraya koyabilmeniz için masanın altına bir bölme yapmışlar. İşte onun da fotoğrafı bizzat benden. Birkaç tane çektim göstermek için. Ben böyle bir masayı yapan adamı tebrik etmek istiyorum. Bizim memleketimizin böyle pratik zekâlı insanlara ihtiyacı var. Elazığ’a yolunuz düşerse Gazi Caddesi üzerinde, Banvit ‘e uğramanızı, eşsiz yemeklerinden tatmanızı ve masalarını incelemenizi isterim.