<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı &#187; pavlov</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/pavlov/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>hüzün ki en ziyade yakışandır bize</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 22:29:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>yanıyorsak aşkımızdan</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/yaniyorsak-askimizdan/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/yaniyorsak-askimizdan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 16:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[gezmek]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş kremi]]></category>
		<category><![CDATA[kavurucu sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kollu]]></category>
		<category><![CDATA[krem]]></category>
		<category><![CDATA[pavlov]]></category>
		<category><![CDATA[şakpa]]></category>
		<category><![CDATA[tişört]]></category>
		<category><![CDATA[yanık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=723</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="hamaklar" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/05/hamaklar.jpg" alt="hamaklar" /></p>
<p>Yeni bir güne fiilen olmasa da hukuken ya da daha mantıklı bir şey söylemek gerekirse, saaten merhaba dediğimiz şu saatlerde canım bir şeyler çekiyordu ki sormayın gitsin. Aslında 10 dakika öncesine kadar canımın ne çektiğini tam olarak kestirebilmiş bile değildim. Hattâ bırakın bunu, canımın tat anlamında mı yoksa uğraş anlamında mı bir şey çektiğini bile tam olarak ayırt edememiştim. Önce yatağımdan silkinerek kalktım ve benim her gün onlarca kez ziyaret ettiğim mutfağı ziyaret ettim. Buzdolabını açtığımda pek dişe dokunur bir şey göremedim. Canım yemek yemek istemiyordu ama bir dilim beyaz peynir ağzıma attım. I ıh, geçmedi canımın isteği. Bir bardak su, ı ıh, yine geçmedi. Mutfaktan gönlü hüzünlü bir şekilde odama dönerken aklıma günlüğüme bir şeyler karalamak geldi. İşte tam bu anda bu fikrin bile canımın isteğini geçirdiğini düşündüm. Ne de güzel düşündüm, pek de güzel düşündüm.</p>
<p>İşte böyle başladı benim bu yazıyı yazma maceram. Başkalaşmış bir&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="hamaklar" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2009/05/hamaklar.jpg" alt="hamaklar" /></p>
<p>Yeni bir güne fiilen olmasa da hukuken ya da daha mantıklı bir şey söylemek gerekirse, saaten merhaba dediğimiz şu saatlerde canım bir şeyler çekiyordu ki sormayın gitsin. Aslında 10 dakika öncesine kadar canımın ne çektiğini tam olarak kestirebilmiş bile değildim. Hattâ bırakın bunu, canımın tat anlamında mı yoksa uğraş anlamında mı bir şey çektiğini bile tam olarak ayırt edememiştim. Önce yatağımdan silkinerek kalktım ve benim her gün onlarca kez ziyaret ettiğim mutfağı ziyaret ettim. Buzdolabını açtığımda pek dişe dokunur bir şey göremedim. Canım yemek yemek istemiyordu ama bir dilim beyaz peynir ağzıma attım. I ıh, geçmedi canımın isteği. Bir bardak su, ı ıh, yine geçmedi. Mutfaktan gönlü hüzünlü bir şekilde odama dönerken aklıma günlüğüme bir şeyler karalamak geldi. İşte tam bu anda bu fikrin bile canımın isteğini geçirdiğini düşündüm. Ne de güzel düşündüm, pek de güzel düşündüm.</p>
<p>İşte böyle başladı benim bu yazıyı yazma maceram. Başkalaşmış bir anın can sıkıntısı ile buluştuğu anda, klavyenin eşliğinde bir temaşa idi bu. Ben de bir şey anlamadım bu yazıdan sizin gibi. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Son günlerde aslında sürekli şikayetçi olduğum bir durum var. Hoş, birden fazla durum var ama ben şu anda bir tanesini söyleyeceğim. O da çok yanık bir insan olmam.</p>
<p>Yaz geldiğinde güneşe çıkmaya göreyim, o narin, hassas tenim hemen kızarmaya başlıyor. Güneşin çok yakıcı olmasına gerek de yok, bir süre altında durayım hemen mangalda kızarmış et gibi oluyorum. İşin kötü yanı akşam eve geldiğimde cildim gerim gerim geriliyor. Yılan derisi gibi.</p>
<p>En son bir iki gün önce Ankara&#8217;da sıcak ayyuka çıkmıştı. Ben de artık benimle bir bütün oluşturan montumu bismillah diyerek askıya astım ve kendimi yeni aldığım kısakollu (tişört) ile sokağa attım. O bar senin bu bar benim olmasa da Kızılay&#8217;da biraz dolaştım. Evet döndüğümde ise kolumun kıpkırmızı olduğunu gördüm ve yüzümün de karardığını fark ettim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Allah kimsenin başına vermesin.</p>
<p>Zaten bir süredir güneş kremi alma düşüncesi aklımda vardı ama o gün iyice yerleşti bu düşünce bende. Gerçi ben krem kullanmayı pek sevmiyorum. Sürekli abdest al, krem gitsin, tekrar krem sür, tekrar abdest derken uğraş dur işin yoksa. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Var mı başka önerileri olan? ( Tabii kremden ve güneşe çıkmamaktan başka, a bir de şapka takmayı da sevmiyorum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  )</p>
<p>Not: Görseli her zamanki gibi bir siteden arakladım. Yazıyı okurken bile yandığımı hissettim. Sanırım Pavlov beni görseydi itiyle falan uğraşmaz, klasik koşullanmasını direkt benim üzerimde denerdi. Baksanıza yanmak deyince bile hemen terlemeye başlıyorum. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İşte bu psikolojiye karşı etki yapması için o deniz seriniliği gelen hamak fotoğrafını koydum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/yaniyorsak-askimizdan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>düşünce gücü ile hayatı şekillendirmek</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 03:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[düşün ve başar]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce gücü]]></category>
		<category><![CDATA[karamsarlık]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[pavlov]]></category>
		<category><![CDATA[secret]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="ağaç kafa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/zamandilimiagacrb4.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Öncelikle sabahın 05.30&#8242;unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda <strong>huri</strong>lerle ya da <strong>nuri</strong>lerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kerahat_vakti" target="_blank"><strong>kerahat vakti</strong></a>ni uyanık geçirmeye çalışıyorum. <strong>Kerahat vakti</strong>, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep &#8220;oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine&#8221; diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki <strong>kerahet </strong>pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ağaç kafa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/zamandilimiagacrb4.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Öncelikle sabahın 05.30&#8242;unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda <strong>huri</strong>lerle ya da <strong>nuri</strong>lerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kerahat_vakti" target="_blank"><strong>kerahat vakti</strong></a>ni uyanık geçirmeye çalışıyorum. <strong>Kerahat vakti</strong>, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep &#8220;oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine&#8221; diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki <strong>kerahet </strong>pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol bol düşünmeye çabaladım. Düşünmeyi gerçekten seven birisiyim. Daha evvelki sinema yorumlarımda bunu sık sık dile getiriyorum, beni düzenli okuyanlar bilirler. İşte bu yazıda da düşünce gücü ile insan hayatını şekillenmesinin mümkün olup olmadığını her zamanki gibi &#8220;kendi&#8221; penceremden bakarak anlatacağım.</p>
<p>Evveliyatında odun gibi bir adamdım ben. Evet görünüş itibariyle belki hâlen öyleyim ancak beni fikrî bir kurcalamaya girersiniz incelmiş bir adam görürsün. Efendim bunun en önemli sağlayıcısı da düşünmek sanırım. Hayatımda yaşadığım birçok şey üzerine düşünürüm ben. O kadar düşünürüm ki, akıl sağlığımı bile yer yer kaybettiğimi zannediyorum. Bir ara bu kadar düşündüğüm için Bakırköy&#8217;ün önündeki heykel gibi olacağımı zannederken, sağ olsun bazı psikologlar, kişisel gelişim uzmanları düşünmenin insanın beynini geliştirdiğini söylediler ve işte ben de o günden bugüne değin hunharca düşünüyorum. İnsan beyni, kişisel gelişimcilerin söylediğine göre, hücreler şeklinde dizayn edilmiş. Petek bal gibi düşünün. Çok kenarı olan ve birbirine bağlı olan bir sürü hücre. İşte insan beyni bir konu üzerinde ne kadar çok düşünür ve ne kadar çok okursa o hücreler birbirine bağlı olarak genişlermiş, yeni hücre odaları açılırmış ve işte insanın o düşündüğü şeyde uzmanlığı artarmış. Neyse, düşünmenin önemine bahsettikten sonra kendimden hareketle biraz düşünce gücüne değineceğim. Açık konuşmak gerekirse, ben kişisel gelişim kitaplarının ve kişisel gelişim danışmanlarının insanı geliştirdiğini düşünüyorum. &#8220;Yok efendim onlar birer zırvalıktır&#8221; diyen varsa ya da &#8220;ben bunlara inanmıyorum ya&#8221; falan diyen varsa hiç bence yazının buradan sonraki kısmını okumasın derim ben.</p>
<p>Sizlere düşüncenizi nasıl kontrol edeceğinizi ben anlatamam elbette. Çünkü ben bu konuda ihtisas sahibi birisi değilim. Ancak düşünce ile hayatın şekillenebileceğine dair bir şeyler söyleyeceğim. İnanın dostlarım, inanın ben hayatımda anlattığım şeyleri uyguluyorum ve olumlu sonuçlar alıyorum. Düşünce gücüne inanıyorsanız sizlere ilk önerim &#8220;<strong>hayata olumlu yönten bakma</strong>&#8220;nızdır. Bunun için size bir deney anlatayım:</p>
<p>Aynı musluğa ya da aynı damacanaya ait bir litrelik suyu iki bardağa boşaltıyorlar. Bu iki bardaktan birisini bir odaya diğerini de başka bir odaya koyuyorlar. İki odanın da sıcaklığı, güneş alma açısı, nem oranı falan filan her şey aynı. Yani iki su da eşit şartlar altında bulunuyorlar. Bir adam 4 gün boyunca iki su ile de konuşuyor. Birisine sürekli hakaret ediyor, onu yerden yere vuruyor ve diğer suya ise övgü dolu sözler söylüyor. Onu methediyor, onu sevdiğini söylüyor. Aklınıza gelebilecek onlarca güzel sözü sarfediyor. 4 gün sonunda iki suyu yanyana getiriyorlar. Bir bakıyorlar iki su birbirinden çok farklı hale gelmiş. Birisi yani çok hakaret yiyen su kötü kokular yayıyor ve bulanık duruyor; diğer su ise daha bir berraklaşmış ve kristalleşmiş. Evet arkadaşlar, inanın bir su bile sizin düşünce gücünüzden etkileniyor ve ona göre tepki veriyor. Aslında su deyip geçmemek gerek. İnsanın yüzde 60&#8242;ının sudan oluştuğunu düşünürsek&#8230; Bilmem anlatabildim mi?<span id="more-474"></span></p>
<p>Hayata olumlu yönden bakmak hayatı güzelliklerle doldurmamızı sağlar. Belki birçoğunuza söylediklerim samimi gelmeyebilir. Evet belki buna Polyannacılık diyebilirsiniz. Ya da ne bileyim sen hiç zorluk yaşamadın diyebilirsiniz ancak durum sandığınız gibi değil. Hepimizin yer yer sabrını tüketen, üzen şeyler olacaktır. Ancak bunlardan tez zamanda kurtulmak işte olumlu düşünme ile oluyor. Bilmem <a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=72411" target="_blank"><strong>Secret </strong></a>kitabını okudunuz mu? Ben okudum, pek beğenmedim. Aslında söyledikleri doğru, doğru ama yöntem göstermediği için yanlış bence. Ben size bu durumda <a href="http://www.yetenek.com/" target="_blank"><strong>Muhammed Bozdağ</strong></a>&#8216;ın <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=60607" target="_blank"><strong>Düşün ve Başar</strong>&#8216;</a>ı öneririm. Sistemli bir şekilde sizi başarıa götüren bilgileri bu kitaptan edinebilirsiniz. Benim düşündüğüm gibi <strong>Muhammed Bozdağ </strong>da düşünce gücü ile hayatı kontrol etmeye çalışan birisi. Kitapta verdiği örnekler de bunu destekler nitelikte. O da özellikle olumlu düşünmeyi sık sık vurguluyor kitapta.</p>
<p><strong>Bozdağ</strong>&#8216;ı bu kadar çok sevmemin en önemli yanı onun da bizim gibi inançlı bir insan olması. Yani bunu reklâm malzemesi yapmak istemiyorum ama onu benim gözümde diğer yazarlardan farklı tutan şey duaya oldukça ehemmiyet veriyor olması. Bol bol dua edin diyor, bol bol güzel şeyler isteyin Allah&#8217;tan diyor. İnanın bana Allah söylediğimiz her şeye bir cevap veriyor. Önemli olan isteme şeklimiz aslında. Hani biz sürekli <strong>&#8220;Allah&#8217;ım kazadan, beladan koru&#8221;</strong> gibi bir dua yerine <strong>&#8220;Allah&#8217;ım bana daima güzellikler nasip eyle, sağlık, mutluluk ver&#8221;</strong> demek sanırım daha mantıklı bir dua şeklidir. Aslında burada anlam cümlede gizli. Allah&#8217;ım kazadan beladan koru demek, sen kaza belâ ver, ver ama beni ondan koru demek kanımca. Yani ben buradan bu anlamı çıkarıyorum. Sen ver ama koru. İşte bu duanın yerine Allah&#8217;ım sen bana güzellikler ver demek daha akıllıca ve kurnazca değil mi?</p>
<p>Hani hep <strong>&#8220;düşündüğüm, korktuğum başıma geldi&#8221;</strong> deriz ya sık sık, neden acaba hiç düşündünüz mü? Çünkü korkularımızla bir gün mutlaka karşılaşıyoruz. Biz onun geçmesi için sürekli onu aklımızda tutuyoruz, bu tezat değil mi? Neden diyet yapmanın zor olduğunu hiç düşündünüz mü? Ben sık sık diyet yapan birisi olarak size söyleyim, doktorlar hastalarına bir diyet listesi veriyorlar, şu saatte şunu ye, şu saatte şunu yap, işte şunu şöyle yap, bunu böyle yap gibi bir sürü şeyin yazdığı bir liste. İnsan sürekli şu saatte şunu yemeliyim aman kaçırmayım diye düşünürse nasıl açlık hissinden kendini alıkoyar ki? Önemli olan aç olduğunuzu düşünmemektir. Yani kısaca ben size şu an bilgisayarın köşesindeki saate sakın bakmayım desem ne yapardınız? Baktınız değil mi saate. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İşte insanın düşünce dünyası da böyle çalışıyor. Korktuğumuz şey de bu yüzden başımıza geliyor. Korkularımız, isteklerimizi tetikliyor ve isteklerimiz de evrene bir ileti yolluyor. Evren de bize düşünmeden bunun karşılığını veriyor.</p>
<p>Olumlu düşünün dostlarım, olumlu şeyler söyleyin. Olumlu yaşayın. Takdir etmeyi dilinizden düşürmeyin. Bol bol teşekkür edin ve hatalarınız için özür dileyin. Ben teşekkür etmeyi seven birisiyim. Birisine teşekkür ettiğimde karşımdaki nezaketen gülüyorsa bu benim içimi huzurla dolduruyor. Kezâ birisi bana teşekkür ettiğinde de öyle. Bizim buralarda, Keçiören&#8217;de bir Migros var. Oranın güvenlik görevlisi bir bayan var. Çok kibar ve nazik bir bayan. Bu kapıdan girerken cep telefonunuzu falan bir kutuya koyarsınız ve kapıdan geçince alırsınız ya, işte bu kutuya ne zaman telefonumu ve cebimdeki tüm bozuk paraları koysam kapıdan geçince bu kız üşenmeden hepsini topluyor ve bana veriyor. Geçen cebimde 6-7 tane küçük 50 &#8211; 100 kuruş vardı, kız üşenmeden hepsini topladı verdi. Şimdi normalde yapması gereken bir iş değil bu. Ben bu kıza bu kibarlığından, ilgisinden dolayı teşekkür ederim diyorum. Ve karşılığında kız da bana çok kibar bir şekilde rica ederim, iyi günler gibi bir sürü şey söylüyor. Ve ben o anda oraan memnun ayrılıyorum. Eminim ki o bayanın da içi benim gibi iyi insanlarla karşılaştığı için mutlulukla doluyor. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Neyse, lafı amma uzattım. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Siz siz olun arkadaşlar, mutlaka taktir edin. Özür dilemeyi de ihmal etmeyin. Hatanızı kabul edin. İnanın hatanızı kabul ettiğinizde karşınızdakinin sizi affetmesi daha kolay olacaktır. Bence bu bir olgunluk göstergesidir.</p>
<p>Bakın ben bu yazıya başlayalı tam 45 dakika olmuş. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Bu konularda aslında yazacak daha o kadar çok şey var ki. Buna bizim ilmimiz kesinlikle yetmez. Neticede ben insan zihninin her şeyi yapabileceğine inanıyorum. Bakın size bir örnek daha, bundan 3 ay öncesine kadar çayı şekerli içiyordum. Şekeri her zamankinden biraz daha az atsam dahi bana tatsız geliyordu. Sonra bir gün bizim <a href="http://www.erkanhirik.com.tr" target="_blank"><strong>Erkan </strong></a>ile bir karar aldık ve şeker atmayalım dedik. Bakın 3 aydır ikimiz de çaya şeker atmıyoruz. Oysa 3 ay önce bu bize hayal gibi gelirdi. Şekersiz çay mı olur, der dururduk.</p>
<p>Neyse dostlarım, bu yazıyı burada noktalayayım yoksa emin olun uzattıkça uzatırım ve okuması iyice zorlaşır.</p>
<p><em><strong>Bu arada duanın esrarına inanan birisiyim. Lütfen ettiğiniz dualara ismen beni de ekleyin. Hayırlı sabahlar.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>59</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
