
Yeni bir güne fiilen olmasa da hukuken ya da daha mantıklı bir şey söylemek gerekirse, saaten merhaba dediğimiz şu saatlerde canım bir şeyler çekiyordu ki sormayın gitsin. Aslında 10 dakika öncesine kadar canımın ne çektiğini tam olarak kestirebilmiş bile değildim. Hattâ bırakın bunu, canımın tat anlamında mı yoksa uğraş anlamında mı bir şey çektiğini bile tam olarak ayırt edememiştim. Önce yatağımdan silkinerek kalktım ve benim her gün onlarca kez ziyaret ettiğim mutfağı ziyaret ettim. Buzdolabını açtığımda pek dişe dokunur bir şey göremedim. Canım yemek yemek istemiyordu ama bir dilim beyaz peynir ağzıma attım. I ıh, geçmedi canımın isteği. Bir bardak su, ı ıh, yine geçmedi. Mutfaktan gönlü hüzünlü bir şekilde odama dönerken aklıma günlüğüme bir şeyler karalamak geldi. İşte tam bu anda bu fikrin bile canımın isteğini geçirdiğini düşündüm. Ne de güzel düşündüm, pek de güzel düşündüm.
İşte böyle başladı benim bu yazıyı yazma maceram. Başkalaşmış bir…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Öncelikle sabahın 05.30′unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda hurilerle ya da nurilerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada kerahat vaktini uyanık geçirmeye çalışıyorum. Kerahat vakti, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep “oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine” diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki kerahet pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol…
Tamamını oku |
59 ahkâm kesilmiş »