Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Irmak suyunu tümden içmenin imkânı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkânı yok. (Mevlânâ)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Eyl
30

dolmasından baklavasına bayram havası

Kategori: sevgili günlük | 1 ahkâm kesilmiş

bayram-sekeri

Şurada da ramazanların eski ramazanlar ve akabinde bayramların da eski bayramlar olmadığından bahsettim. Her fırsatta da bundan bahsedip duruyorum. Bahsetmeye de devam edeceğim. Belki biz bayram havasını tadacak yaşı aştığımızdan belki de bayramların gerçekten eski bayramlar olmadığından bayramlarda bayram tadı yok. Evet, gerçekten de bayramlara bayram tadı yok. Eğer olsa idi ben bu gece saat 12 olmadan derin bir uykuya hazırlanıyor olurdum. Oysa saat şu an sabahın 5′i ve ben bayramların bayram olmadığından bahsedip durmakla meşgulüm. 2 saat sonra bayram namazı vaktinin girecek olmasına rağmen burada gönül eğlendiriyorum.

Bayramda bayram kutlamak adettendir diye yazmak istedim bu yazıyı. Biraz da bayramdan nasıl tat alabileceğimizden bahsetmek istedim aslında. Benim için bayramlar yeni hatta gıcır kıyafetleri alıp akrabaları dolaşmaktan ibaretti küçükken. Hattâ çoğu zaman bayramlık elbiselerimi başucuma koyuyor öyle yatıyordum. Sabah camiye giderken dahi onları giyebilecek olmanın hevesi ile evden çıkıyor ve yine aynı hevesle koşa koşa eve geliyordum. Tabiî yolda bir bakkala uğrayıp taze taze, sıcak ekmeklerden 4-5 tane almayı da ihmal etmiyordum. Eve geldiğimde ise sıcacık menemen ve taze çay eşliğinde, unutuyordum, biraz da beyaz peynirin katılması ile şahane bir kahvaltı yapıp aile efradı ile bayramlaşarak bayram takvimini açıyordum.

Bayram günlerinin benim için bir diğer güzelliği ise, ikram edilen tatlı-dolma-şeker üçlüsüdür. Kimileri bu menünün sıradanlığından şikayet ededursun ben böylesine güzel bir menünün tadını her bayram çıkarıyorum ve çıkarmaya da devam edeceğim sanırım. Belki tatlı-dolma ikilisini çok sevdiğimdendir belki de bu ikilide özlediğim o bayram çocukluğumu bulduğumdandır, kim bilir…

Bayramların bir diğer özelliği, küslüklerin, kırgınlıkların giderilmesi için sebep olmasıdır. Bayramlarda küslük dinlenilmez ve akraba ziyareti yapılır. Belki biraz samimiyetten uzak, zoraki ziyaretler gibi gözükür ancak kırgınlıklar, küskünlükler o güzel ikramların ardından çözülüverir ve hayat güzel yanını bir kez daha gösterir. Bu yüzden bayramlada küs, kırgın dinlemeyin ve herkesi ziyaret edin. Emin olun Allah gönlünüzdeki o kiri temizleyecek ve yerine güzellikler ekecektir.

Bayramların güzel ve tadından geçmesini istiyorsak biraz gönlümüzü rahat tutmalıyız. Her şeyin güzel gideceğine, bayramın iyilikler ve güzellikler getireceğine inanmak zorundayız. Belki o zaman özlediğimiz çocukluk bayramlarına geri dönebiliriz. O saf, temiz ve çıkarsız bayramlara ( Tek çıkar bayram harçlığı.).

Şimdiden tüm Müslüman aleminin Ramazan “şeker” bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan dilerim.

Yazar: Kaan Fakılı | 1 ahkâm kesilmiş »

Ağu
23

ummadığın anda elektrikler kesilse

Kategori: sevgili günlük | 5 ahkâm kesilmiş

Genellikle gün boyu yaptığım şeyler rutindir. Zaman zaman hayatımda değişiklikler olması gerektiğini düşünsem de bir türlü bu düşünceyi hayata geçiremem de bu rutinliklerden birisi olsa gerek. Yine her rutin günün gecesinde, yaptığım şey bir önceki günün aynısı iken birden elektrikler kesildi. İlk başta “hay ben belediyenin…” gibi bir cümle sarf etsem de şu yazıları yazarken ettiğim küfürü geri alıyor ve onlara bir de teşekkür ediyorum.

İnternet ile alâkam kesildiğinde, mesela internet arızalandığında ya da elektrikler kesildiğinde genellikle masaüstünü temizlerdim. Silinecekleri geri dönüşüm kutusuna, arşivlenecekleri de gerekli klasöre atardım. Ancak bilgisayara daha birkaç gün evvel format attığımdan yapacak bir şey aradım durdum kendime. Önce pencereden dışarıyı seyrettim birazcık. Bizim Keçiören tarafının neredeyse tamamında elektrik yoktu. Acaba dedim içimden, deprem falan mı olacak, Allah göstermesin. Sonra o tatlı tatlı esen rüzgârı da yanıma alarak bilgisayar başına oturdum ve uzun süredir bakmadığım “fotoğraflar” klasörüne bakmaya başladım.

Fotoğraf çekmek, anı ölümsüzleştirmektir, güzelleştirmektir. Onlarca yıl sonra da olsa tekrar bakmanızı ve hatırlamanızı sağlar. Ben de üniversite yıllarımda arkadaşlarla çekindiğim fotoğraflara bakmaya başladım. Tek tek, klasör klasör hepsine bakmaktı düşüncem. Ne de güzel dört yıl geçirmişiz birlikte. Şimdi çoğundan haberim yok, hepsi bir yana dağıldı, kimisi ile dargınlıklar başladı, kimisinin haberini alamıyoruz derken görüştüğüm sadece birkaç kişi. Onlarla da tabiî eskisi kadar sık görüşemiyoruz.

Şimdi üniversite 1. sınıfa yeni yazılmış olmayı isterdim. O tatlı heyecanı yeniden yaşamayı isterdim. Yaşayacağım yılların plânını yapmayı isterdim. Fotoğraflara baktıkça hep yeniden olması özlemini duydum nedense. Yine duygusal bir yapıda olduğum için olsa gere diye düşündüm. Ne yapayım, özlemek, hüzünlenmek gibi şeyler benim karakterimde var. Fotoğraflar arasında dolaşırken içim darlanıyor ara ara. Özlediğimde genelde böyle oluyor. Sonra o açık pencereden giren tatlı rüzgâr, sıkıntıdan ensemde biriken terleri süpürüyor. Ben rahatlıyorum. Sonra bir klasör daha açıyorum, o güzel günleri düşünürken yine bir bunaltı basıyor ve tam hüzünleneceğim zaman yine açık pencereden esen o rüzgâr beni rahatlatıyor. Ne garip değil mi?

Hayatın bizim için hazırladıklarından habersiz bir şekilde yaşıyoruz. Kim bilir o fotoğrafları çektirirken acaba çok mutluyum şu an, keşke bu anlar hiç bitmese demiş miydim? Acaba bundan tam 2 yıl sonra bu satırları, bu özlem dolu satırları yazacağımı hiç düşünmüş müydüm? Belki düşünmüş olsam şimdi geriye döner ve yaşamayı ihmal ettiğim her şeyi yaşardım.

Şimdi tekrar cama çıkıyorum. Elektrikler gelmeden karanlığın tadına bir kez daha varmak istiyorum. Karanlık aslında kötülükleri gizler, onları saklar ve kimseye göstermez. Kötülükle kim muhatap olmak istiyorsa o muhatap olur. Benim için bu karanlıkların bir anlamı daha vardır. Hayal kurarım. Karanlıkta kaldığınızda hiçbir şey göremezsiniz. Etrafınıza yerleştirilecek her şeyi siz belirlersiniz. Ondan değil midir küçük çocuklar gece uyandıklarında sandalyeyi insan sanıp korkarlar… İşte camdan bakıyorum ve her yere kafamdaki her şeyi yerleştiriyorum. Güzel, ütopik bir dünya kuruyorum…

Yazar: Kaan Fakılı | 5 ahkâm kesilmiş »

Nis
05

yedi numara

Kategori: sevgili günlük, sinema | 5 ahkâm kesilmiş

Yedi Numara

Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul’a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü…

Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz İstanbul‘a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(? :) ) okumak için geldi İstanbul’a, kimisi de matematik okumak için… Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün içinde mutluluğu yaşattılar bize. Mutluluk içinde de hüznü. Zıtlıkları bize sevgi ile gösterdiler. Zıtlıkların nasıl bir arada yaşanacağını…

Yıllar oldu bu dizi biteli. Ben lise 1′deyken izlerdim her hafta pazartesi akşamları. Şimdi üniversite bitti, hâlen bilgisayarımdan açıp açıp izliyorum bu diziyi. Neydi bu dizide bizi çeken acaba? Neydi izlediğimizde sürekli tebesüm ettiren bizi… Sanırım en önemli ayrıntısı, doğallığıydı. Yaşanılabilirliğiydi. Hattâ hepimiz bir parçasını, belki de tamamını yaşıyorduk orada yaşanılanların. Neyse, o zamandan bu zamana değişen tek şey benim hayatımdı. 7 Numara’ya ait hiçbir şey değişmedi bende. O dizi hep benim en sevdiğim dizimdi. Hep de öyle kalacak. Biraz diziden bahsetmek istiyorum size… (more…)

Yazar: Kaan Fakılı | 5 ahkâm kesilmiş »

Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (125)
      Kaan Fakılı, Nihal Kırmaz, Nevra Yeni, Kaan Fakılı, Nevra Yeni, Nihal Kırmaz [...]
    • edebiyat mezunlarına umut ışığı  (2)
      İsa Sarı, Erkan Hirik
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi  (10)
      Yeşim Aydoğdu, Kaan Fakılı, deniz, Kaan Fakılı, deniz, Kaan Fakılı [...]
    • 2008 kaşgarlı mahmud yılı  (7)
      Saliha Kuşoğlu, kevser şimşek, dilek akman, ali mert, Savalan, kaan [...]
    • dinle neyden  (1)
      Eylos
    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (38)
      evrim seçkin, esra yurtbay, gökçe pehlivan oğlu, Kaan Fakılı, nagehan aytekin, furkan [...]
  • son yazılar

    • edebiyat mezunlarına umut ışığı
    • dinle neyden
    • papa: kriz ilahi bir uyarı
    • gözbebeğim
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi
    • latin1′den latin5′e geçiş
    • mevlânâ ve şeb-i arûs
    • dolmasından baklavasına bayram havası
    • iPhone nedir ne değildir
  • ekmek teknesi

    • çiçekçi
    • çiçek siparişi
    • Lida
    • metin2
    • oyun hileleri
    • fx15
    • youtube
    • Gömlek
    • Burun estetiği
    • plastik cerrahi
    • müzik indir
    • Firmalar
    • oyunlar
    • evden eve nakliyat
  • benden

    • edeb yâ hû edebiyat
    • anadilim türkçe
  • anlık takip

    © Kaan Fakılı