sanırım artık yazı dizisi oluşturmaya başlayacağım. “zaman harbiden geçiyor” yazısından sonra, aynı nedenlerle bu yazıyı yazma ihtiyacı hissediyorum. son zamanlarda pek sosyalleştim nedense?!
birkaç hafta evvel lise arkadaşlarımla buluştuğumu söylemiştim. onları çok özlediğimi ve uzunca bir ayrılıktan sonra (tahminim 6-7 yıl) onları tekrar görmenin hoşnutluğunu üzerimde taşıyordum. güzel bir sohbetten sonra a.‘nın evinde buluşmak için sözleştik. ve bu akşam da oradaydık.
yıllar önce sınıfımızın başkanı olan, o tahta kalemi elinde tutuşunu daha dün gibi hatırladığım a. bugün kucağında çocuğunu tutuyordu. -hem de bir yaşından büyük çocuğunu-. ona baktığımda gri pantolon ve lacivert ceket giyen o delikanlıyı değil, evine ekmek getiren, evinin faturalarını ödeyen o koca adamı görüyordum. bir insanın iki halini görmek ve bunun farkına varma başarısını tatmak ne güzel değil mi ?
sadece a.‘nın farklılıklarını değil, hepimizin farklılıklarını tek tek hissedebiliriz aslında. ve farklılıklarla birlikte benzerliklerini. o koyu sohbetlerin arasında şöyle birbirimize bakıp: “hiç değişmemişsin he!” demek…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »

Şurada da ramazanların eski ramazanlar ve akabinde bayramların da eski bayramlar olmadığından bahsettim. Her fırsatta da bundan bahsedip duruyorum. Bahsetmeye de devam edeceğim. Belki biz bayram havasını tadacak yaşı aştığımızdan belki de bayramların gerçekten eski bayramlar olmadığından bayramlarda bayram tadı yok. Evet, gerçekten de bayramlara bayram tadı yok. Eğer olsa idi ben bu gece saat 12 olmadan derin bir uykuya hazırlanıyor olurdum. Oysa saat şu an sabahın 5′i ve ben bayramların bayram olmadığından bahsedip durmakla meşgulüm. 2 saat sonra bayram namazı vaktinin girecek olmasına rağmen burada gönül eğlendiriyorum.
Bayramda bayram kutlamak adettendir diye yazmak istedim bu yazıyı. Biraz da bayramdan nasıl tat alabileceğimizden bahsetmek istedim aslında. Benim için bayramlar yeni hatta gıcır kıyafetleri alıp akrabaları dolaşmaktan ibaretti küçükken. Hattâ çoğu zaman bayramlık elbiselerimi başucuma koyuyor öyle yatıyordum. Sabah camiye giderken dahi onları giyebilecek olmanın hevesi ile evden çıkıyor ve yine aynı hevesle koşa koşa eve geliyordum. Tabiî…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Genellikle gün boyu yaptığım şeyler rutindir. Zaman zaman hayatımda değişiklikler olması gerektiğini düşünsem de bir türlü bu düşünceyi hayata geçiremem de bu rutinliklerden birisi olsa gerek. Yine her rutin günün gecesinde, yaptığım şey bir önceki günün aynısı iken birden elektrikler kesildi. İlk başta “hay ben belediyenin…” gibi bir cümle sarf etsem de şu yazıları yazarken ettiğim küfürü geri alıyor ve onlara bir de teşekkür ediyorum.
İnternet ile alâkam kesildiğinde, mesela internet arızalandığında ya da elektrikler kesildiğinde genellikle masaüstünü temizlerdim. Silinecekleri geri dönüşüm kutusuna, arşivlenecekleri de gerekli klasöre atardım. Ancak bilgisayara daha birkaç gün evvel format attığımdan yapacak bir şey aradım durdum kendime. Önce pencereden dışarıyı seyrettim birazcık. Bizim Keçiören tarafının neredeyse tamamında elektrik yoktu. Acaba dedim içimden, deprem falan mı olacak, Allah göstermesin. Sonra o tatlı tatlı esen rüzgârı da yanıma alarak bilgisayar başına oturdum ve uzun süredir bakmadığım “fotoğraflar” klasörüne bakmaya başladım.
Fotoğraf çekmek, anı ölümsüzleştirmektir, güzelleştirmektir.…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »

Farklı şehirlerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam tarzlarından kopup, İstanbul’a üniversite okumaya gelen 6 gencin öyküsü bu. Yok yok, sadece 6 gencin öyküsü mü? Bu 6 genci kendi evlatları gibi bağrına basan, onlara bir ana şevkati ile yaklaşan bir kadının ve onun kocasının da öyküsü değil mi? Ya beş çocuk annesi, erkekler tarafından sürekli kandırılan, hor görülen bir dul kadının öyküsü değil mi? Bu öykü, bu dizi içerisinde ufak bir karede gözükecek kadar o diziye ait olanların öyküsü…
Yıllar önce girdiler yaşamımıza bu 6 üniversiteli genç. Birbirlerinden habersiz İstanbul‘a geldiler üniversite okumaya. Kimisi çevre mühendisliği okumak için, kimisi jeodezi ve fototogrometri(?
) okumak için geldi İstanbul’a, kimisi de matematik okumak için… Her biri bir yappozun ayrı parçalarıydı. 7 numara çatısına geldiler yappoz tamamlandı. Ve bize de bir araya gelmesi imkânsız bu yappoz parçalarının nasıl bir araya geldiğini gösterdiler. Hüzün…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »