<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı &#187; öğretmenlik</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ogretmenlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>hüzün ki en ziyade yakışandır bize</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 22:29:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>hayat karmaşası</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/hayat-karmasasi/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/hayat-karmasasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 20:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=619</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hayat karmaşasında son günlerde nerede olduğumu ben bile kestiremiyorum. Neyim, neredeydim, nereye gideceğim, nerede olmalıyım gibi sorular sürekli zihnimi kurcalayıp duruyor. Ve bir de son bir aydır KPSS telaşına düştüm ki sormayın. Ne yazı yazasım geliyor, ne yemek yiyesim, ne de uyuyasım. Yaptığım her işin altında sinsice bir vicdan azabı duyuyorum. Bir arkadaşlımla bir yerde buluşup iki üç bardak çay içmeyi bile şöyle bir dönemde kendime fazla görür oldum. Ne olacak benim bu halim bilemiyorum.</p>
<p>KPSS&#8217;nin ciddi çalışma ile kazanılacağını, düzenli tekrarlar ile üstesinden gelinebileceğini sürekli tekrar eder dururum. Düzenli ders çalışıp, bol soru çözdüğünüz zaman yapamayacağınız, başaramayacağınız sınav yoktur. Yeter ki kendinizi kandırmayın.</p>
<p>1 ay boyunca her hafta gördüğüm dersleri eve geldiğimde tekrar ediyor ve not tuttuğum kâğıtları bir deftere geçiriyorum. Sonra aradan bir iki gün geçince o notları ve çalışma kitabımı tekrar okuyor, ardından da konu ile ilgili testleri çözüyorum. Özellikle &#8220;Eğitim Bilimleri&#8221;nde bu yöntem çok yararlı oluyor.&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat karmaşasında son günlerde nerede olduğumu ben bile kestiremiyorum. Neyim, neredeydim, nereye gideceğim, nerede olmalıyım gibi sorular sürekli zihnimi kurcalayıp duruyor. Ve bir de son bir aydır KPSS telaşına düştüm ki sormayın. Ne yazı yazasım geliyor, ne yemek yiyesim, ne de uyuyasım. Yaptığım her işin altında sinsice bir vicdan azabı duyuyorum. Bir arkadaşlımla bir yerde buluşup iki üç bardak çay içmeyi bile şöyle bir dönemde kendime fazla görür oldum. Ne olacak benim bu halim bilemiyorum.</p>
<p>KPSS&#8217;nin ciddi çalışma ile kazanılacağını, düzenli tekrarlar ile üstesinden gelinebileceğini sürekli tekrar eder dururum. Düzenli ders çalışıp, bol soru çözdüğünüz zaman yapamayacağınız, başaramayacağınız sınav yoktur. Yeter ki kendinizi kandırmayın.</p>
<p>1 ay boyunca her hafta gördüğüm dersleri eve geldiğimde tekrar ediyor ve not tuttuğum kâğıtları bir deftere geçiriyorum. Sonra aradan bir iki gün geçince o notları ve çalışma kitabımı tekrar okuyor, ardından da konu ile ilgili testleri çözüyorum. Özellikle &#8220;Eğitim Bilimleri&#8221;nde bu yöntem çok yararlı oluyor. Sağ olsun KPSS dershanemizdeki eğitim bilimleri öğretmenimizin bunda epey katkısı oldu. Kendisine buradan gıyabında bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>Yazma etkinliğimin, günlük tutmalarımın en azından haziran ayına kadar bir sekteye uğrayacağı aşikâr oldu. Haftada bir yazı yazmayı bile kendime lüks gördüğümden böylesine seyrek yazılarla dolu bir tablo çıkıyor karşıma. Aslında zaman bulmaya buluyorum ama, daha evvel de söylediğim gibi, düşünmeye vakit bulamadığım için ya da beynimde yazı yazmakla ilgili düşünmeye yer olmadığı için bir türlü yazamıyorum.</p>
<p>Hayatım aslında güzel geçiyor diyebilirim. Ya da ben her durumda mutlu olmayı kendime huy edindim. Kendimi karşılaşabileceğim her duruma hazırladığım için olayların benim üzerimdeki etkisi pek az. Çok şükür ki, büyük sıkıntılar yaşamıyorum. Ne kalbim meşgul, ne de zihnim.</p>
<p>Birkaç aylığına internet bağlantımı kestirmeyi bile düşünüyorum. İletişimden kopuk bir oda, bol kitap okuma, bol soru çözme. İdeal başarı metodu!</p>
<p>Okuyamadığım kitaplar, izleyemediğim filmler, gezemediğim sokaklar&#8230; Beni bekleyin. Birkaç ay sonra vuslat hasıl olacak bize. Bol bol edebiyat yapacak, yorumlar ile şenleneceğiz. Bu durgun hayat bir son bulacak. Kavuşacağız.</p>
<p>Selametle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/hayat-karmasasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>e-vren günlüğü kasım ayı misafir kalemiyim</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/e-vren-gunlugu-kasim-ayi-misafir-kalemiyim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/e-vren-gunlugu-kasim-ayi-misafir-kalemiyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Dec 2008 20:56:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[e-vren günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[misafir kalem]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilik]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=606</guid>
		<description><![CDATA[<p>Daha ortaokul yıllarında edebiyat öğretmeni olmayı istiyordum ben. Her öğrencimin hayal dünyasını kâğıtlarına dökmelerine yardımcı olmak için bir edebiyat öğretmeni olmak istiyordum. Yazılı sorularımdan bir tanesi hazırdı zihnimde. Belki kendi öğretmenlerimin yaptığı kompozisyon soruları gibi 30 puan ol(a)mayacaktı, ama yine de bu soruyu soracaktım öğrencilerime. Ve yazılı kâğıtlarını okurken benim ilkokul fotoğrafımı gözümün önüne koyacak, öğretmen olmak istediğim günleri düşünerek değerlendirecektim yazılı kâğıtlarını. Onlara, “bana kendinizi anlatın” diye bir soru soracaktım. Bana en güzel şekilde ve en içten şekilde kendinizi anlatın diyecektim. Benim için sizler gri pantolon &#8211; lacivert ceket; mavi etek- mavi hırkadan mürekkep birer öğrenci değil, her bir gri – lacivert kompozisyonunun içerisinde birer mükemmel yürek saklayansınız diyecektim.</p>
<p>Ben öğretmen oldum. 30 puanlık soru olamasa da 15 puanlık “bana kendinizi anlatın.” sorusunu sordum&#8230;</p>
<p>Yazımın devamı için<a href="http://www.evrengunlugu.net/2008/12/07/ogrencilikten-ogretmenlige/" target="_blank"> E-vren Günlüğü&#8217;nü ziyaret ediniz</a>&#8230;</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha ortaokul yıllarında edebiyat öğretmeni olmayı istiyordum ben. Her öğrencimin hayal dünyasını kâğıtlarına dökmelerine yardımcı olmak için bir edebiyat öğretmeni olmak istiyordum. Yazılı sorularımdan bir tanesi hazırdı zihnimde. Belki kendi öğretmenlerimin yaptığı kompozisyon soruları gibi 30 puan ol(a)mayacaktı, ama yine de bu soruyu soracaktım öğrencilerime. Ve yazılı kâğıtlarını okurken benim ilkokul fotoğrafımı gözümün önüne koyacak, öğretmen olmak istediğim günleri düşünerek değerlendirecektim yazılı kâğıtlarını. Onlara, “bana kendinizi anlatın” diye bir soru soracaktım. Bana en güzel şekilde ve en içten şekilde kendinizi anlatın diyecektim. Benim için sizler gri pantolon &#8211; lacivert ceket; mavi etek- mavi hırkadan mürekkep birer öğrenci değil, her bir gri – lacivert kompozisyonunun içerisinde birer mükemmel yürek saklayansınız diyecektim.</p>
<p>Ben öğretmen oldum. 30 puanlık soru olamasa da 15 puanlık “bana kendinizi anlatın.” sorusunu sordum&#8230;</p>
<p>Yazımın devamı için<a href="http://www.evrengunlugu.net/2008/12/07/ogrencilikten-ogretmenlige/" target="_blank"> E-vren Günlüğü&#8217;nü ziyaret ediniz</a>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/e-vren-gunlugu-kasim-ayi-misafir-kalemiyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bir haftam, öğretmenliğim ve öğrencilerim</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-haftam-ogretmenligim-ve-ogrencilerim/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-haftam-ogretmenligim-ve-ogrencilerim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 12:04:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazel]]></category>
		<category><![CDATA[görevli öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaan fakılı]]></category>
		<category><![CDATA[kaan öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[kaside]]></category>
		<category><![CDATA[klasik türk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenliğim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli öğretmenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Öğretmen</strong>liğimin ilk haftasının heyecanını henüz tam olarak üzerimden atamamışken -ki atmak istediğim de söylenemez- sizlere geçirdiğim son bir haftayı, öğretmenlik deneyimlerimi ve öğrencilerimi anlatmak istiyorum. Aslına bakarsanız öğrencilerime verdiğim söz üzere yazıyorum bu yazıyı. Onlara onları anlatmanın ne kadar zevkli bir şey olduğunu göstermek istiyorum. En azından <strong>Kaan Öğretmen</strong>lerinin gözünden değil de <strong>Kaan Fakılı</strong>&#8216;nın gözünden nasıl göründüklerini bilmek isterler diye düşündüm.</p>
<p>Yaklaşık 1 hafta önce görevlendirme ile <a title="ankara" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ankara" target="_blank"><strong>Ankara</strong></a>, <a title="keçiören" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kecioren" target="_blank"><strong>Keçiören</strong></a>&#8216;de güzel bir lisede öğretmenliğe başladım. Daha evvel <strong>Millî Eğitim</strong>&#8216;de öğretmenlik yapmamış olmam, derslere girmeden önce bende biraz çekingenlik yarattı diyebilirim. Acaba öğrencilere yaklaşımım, öğrencilerin bana yaklaşımı nasıl olur diye düşünüyordum. Benden evvel ki öğretmenlerinin görevden ayrılması ve yerine benim gelmem acaba onlarda bir kırgınlık, bir küskünlük yaratır mı diye endişe ediyordum. Pazartesi sabah yataktan kalkarken, traş olurken, yüzümü yıkarken, takım elbisemi giyerken ve okula hafif adımlarla aheste revan giderken hep bunları düşündüm. Ve bir de&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öğretmen</strong>liğimin ilk haftasının heyecanını henüz tam olarak üzerimden atamamışken -ki atmak istediğim de söylenemez- sizlere geçirdiğim son bir haftayı, öğretmenlik deneyimlerimi ve öğrencilerimi anlatmak istiyorum. Aslına bakarsanız öğrencilerime verdiğim söz üzere yazıyorum bu yazıyı. Onlara onları anlatmanın ne kadar zevkli bir şey olduğunu göstermek istiyorum. En azından <strong>Kaan Öğretmen</strong>lerinin gözünden değil de <strong>Kaan Fakılı</strong>&#8216;nın gözünden nasıl göründüklerini bilmek isterler diye düşündüm.</p>
<p>Yaklaşık 1 hafta önce görevlendirme ile <a title="ankara" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/ankara" target="_blank"><strong>Ankara</strong></a>, <a title="keçiören" href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kecioren" target="_blank"><strong>Keçiören</strong></a>&#8216;de güzel bir lisede öğretmenliğe başladım. Daha evvel <strong>Millî Eğitim</strong>&#8216;de öğretmenlik yapmamış olmam, derslere girmeden önce bende biraz çekingenlik yarattı diyebilirim. Acaba öğrencilere yaklaşımım, öğrencilerin bana yaklaşımı nasıl olur diye düşünüyordum. Benden evvel ki öğretmenlerinin görevden ayrılması ve yerine benim gelmem acaba onlarda bir kırgınlık, bir küskünlük yaratır mı diye endişe ediyordum. Pazartesi sabah yataktan kalkarken, traş olurken, yüzümü yıkarken, takım elbisemi giyerken ve okula hafif adımlarla aheste revan giderken hep bunları düşündüm. Ve bir de acaba onlara faydalı olabilecek miydim, dönem sonunda geriye dönüp baktığımda onlarla birlikte yaşadığım güzel şeyleri mi anacağım yoksa hatırlamak istemediğim iki ayı mı anacağım diye düşünüyordum. Tâ ki, <strong>12 TM &#8211; A</strong> &#8216;nın kapısını açıp içeriden <strong>&#8220;oooo&#8221; </strong>sesi yükselene kadar. O sesi duyduğum anda ne kadar rahatladığımı anlatamam doğrusu. Sabah kalktığım andan itibaren yaşadığım o gergin dakikaları bu &#8220;oooo&#8221; sesleri bana unutturmuştu bir anda. O anda birden içim kaynayıverdi bu sınıfa. Çocukların yüzlerinde şaşkın bir ifade, benim yüzümde tedirginlik, tebessüm gibi güzel duyguların harmanı. Dakikalar geçtikçe tedirginliğimin boşa olduğunun farkına varıyordum. Öyle sandığım gibi pek haylaz değillerdi. Yer yer kendi aralarında konuşsalar da, tekli sıralarda anlamsız bir şekilde iki kişi otursa -ki bir sürü boş yer vardı- da ısınmıştım bu sınıfa. Diğer hocalarından genç olmam, yaşımın onlara yakın olması ve lisede iken kafamda kurguladığım öğretmen modelini yaşatmak istedim onlara: <strong>Anlayışlı</strong>, <strong>sevecen</strong>, <strong>kalp kırmayan,</strong> <strong>rahat</strong>, <strong>çok fazla müdahale etmeyen, bağırmayan, üzmeyen bir öğretmen modeli.</strong> Onları dinleyen, dinlemesini bilen bir öğretmen modeli. Yer yer yakın çevremden öğrencilerime karşı yumuşak davrandığımda bunu suistimal edeceklerine dair nutuklar dinlesem de beni bu yumuşaklık hiç pişman etmedi diyebilirim. Evet zaman zaman haytalık yaptılar, kendi aralarında konuştular ama ders işlemeye başladığımız an hepsini bir kenara bırakmasını bildiler.</p>
<p><strong>12 TM &#8211; A</strong> &#8216;dan sonra sırasıyla bütün bir hafta, bütün sınıflarımla tanıştım. Pek sorunlu öğrenciye, beni üzen öğrenciye rastladığımı söyleyemem. Her ne kadar derste öğrencilerime beni üzdüklerini söylesem de beni gerçekten üzdüklerini söyleyemem. Onların genç yüreklerinin ne kadar hızlı çarptığını, kanlarının ne kadar hızlı aktığını en iyi ben bilirim sanırım okulda. Haylazlıklarının, muzipliklerinin altında ne kadar temiz, saf yürekler barındırdıklarını bir hafta boyunca anladım sanırım. Yaptıkları küçük kusurların, kendi aralarında konuşmalarının saygısızlıktan değil de gençlikten geldiğini bildiğim anda onlara karşı duyguğum tüm kızgınlıklarım alt üst oluyor nedense. Onları tanımaya, onları bilmeye, onları anlamaya çalışmak benim her zaman ilk hedefim oldu.</p>
<p><strong>12 TM &#8211; B</strong>&#8216;de ise tatlı hareketleri ile benim gözüme batan birkaç öğrencim vardı. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Onlara değinmeden geçemeyeceğim yoksa bana ilk derste tavır atacaklarına eminim. Birisi gözlüklü, esmer ve sınıfta gezmeyi çok seven bir kız öğrencim. Kendini burada deşifre etmek istemediğim için ben ona G. adını vereyim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Teneffüs arasında ufak bir gafla kırdığım bu öğrenciğimi çok seviyorum. Aslında onu orada kırmak istemediğimi kendisi de iyi biliyor olmalı ki, küskünlüğünü çok fazla sürdürmedi. Onlara test çözdürdüğümde sık sık kendini kaybedip sınıfta gezinen  G., ara ara benim varlığımı unutuyor olmalı ki benim önümden geçtiğinde hiç fark etmiyor. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sanırım onu buz seyyahlara has özelliği ile tanıyacağım. Derste kendisine kızsam da, onun bu seyyahlığını seviyorum doğrusu.</p>
<p>Yine aynı sınıfta arka sıralarda adını hatırlayamadığım bir öğrencim var. Bana kirpiklerimin güzel olduğunu söyleyen bir bayan öğrencim yine. Kendisine gözlerimin doğuştan rimelli olduğunu söylediğimde şaşıran öğrencim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Adını şu an hatırlayamadığım için özür dilerim ama bak senden bahsedeceğimi söylemiştim. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir de M. var hemen benim önümdeki masada oturan. Sınıfın çalışkanlarından ve söylediklerimi hakikaten önemsediğini bildiğim bir erkek öğrencim. Bir derste beyitleri, <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/kategori/klasik-turk-edebiyati/" target="_blank"><strong>Klâsik Türk edebiyatı</strong></a>nı sevdiğimi söylediğimde hemen ertesi derste sayfalarca <strong>gazel</strong>, <strong>kaside </strong>çıktısı alıp bana getirmiş. İşte dedim beni önemseyen bir öğrenci.</p>
<p>Bir de bir bayan öğrencim daha var. Onun da kod adı E. Ben ona <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/leyla" target="_blank"><strong>Leylâ </strong></a>demeyi uygun görürdüm sanırım. Öyle sınıfta Leylâ Leylâ dolaşan bir öğrenci. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Yıllığa senin hakkında bir şeyler yazmamı istediğini biliyorum. Seni henüz o kadar tanımıyorum ama sen de sevdiğim öğrencilerim arasındasın. Belki bir iki ay sonra senin için yıllık için bir paragraf yerine birkaç sayfa yazı yazabilirim değil mi? Yeter ki kendinizi bna tanıtmaktan çekinmeyin.</p>
<p>Gelelim benim taklidimi benim yanımda yapacak kadar cesaretli öğrencim B. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sana medenî cesaretin için teşekkür etmek istiyorum doğrusu. En azından sizin yaptığınız her harekete alınmayacağımı ve bunun notlarınıza yansımayacağına inandırmış olacağım senin bu hareketinden sonra. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bir de yeşil gözlü bir öğrencim var. Onun hakkında yıllığa yazılan bir yazıyı elinden alıp okudum dersem kendini hatırlayacaktır. Gerçekten onun gözlerini çok seviyorum. Yemyeşil bir gözleri var. Görseniz eminim siz de hayran kalırsınız. İnşallah gelecekte hayalin olan sınıf öğretmenliğini yapabilirsin. Başarılı ve sevecen bir sınıf öğretmeni olacağına eminim.</p>
<p>Size yazdıklarımı diğer arkadaşlarınıza anlatıp onları kıskandırırsanız ve herkesin benden hakkında bir şey yazmamı beklemelerini sağlarsanız ayvayı yediniz siz. Benden çekeceğiniz var. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Her öğrencim hakkında bir şey yazmaya kalksam sanırım sayfalar dolusu yazı yazmış olurum. Ancak şunu hepinizin bilmesini isterim ki, hepinizi tek tek çok seviyorum. Haylazlıklarınızı da, sevecenlikleriniz kadar çok seviyorum. O küçücük yüreğinizi hiçbir şey incitmesin.</p>
<p>Tekzip:6. paragrafta adını A. diye söylediğim öğrencimin adı M. imiş. Kendisi ve arkadaşları yanlış yazdığım için beni esefle kınadılar. Düzelttim ben de. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/bir-haftam-ogretmenligim-ve-ogrencilerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>türkiye&#8217;de &#8220;edebiyat&#8221; mezunu olmak</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-edebiyat-mezunu-olmak/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-edebiyat-mezunu-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 01:23:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[akademik kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[asistan]]></category>
		<category><![CDATA[dershane öğretmenliği]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatçı]]></category>
		<category><![CDATA[formasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[kırıkkale üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenin sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[okutman]]></category>
		<category><![CDATA[ortaöğretim alan öğretmenliği]]></category>
		<category><![CDATA[tezli yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[tezsiz yüksek lisans]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili ve edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[yök]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek lisans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[<p><strong>Arkadaşlar aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra mutlaka şu yazıyı da okuyun: </strong></p>
<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/" target="_blank"><strong>http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/</strong></a></p>
<p><img title="kus" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/kus.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />İşbu yazı ilk paragraftan son paragrafa kadar yer yer gerek <strong>devlet kurumları</strong>na, gerek <strong>özel kurumlar</strong>a ve gerekse de başka şeylere ağır ithamlar içermektedir. Bu ithamlar muhtelif zamanlarda küfre doğru kayacak ve haddi aşacaktır. Lütfen <strong>Türkiye</strong>&#8216;de herhangi bir üniversitede okumayı düşünmediyseniz ve henüz liseyi bitirmediyseniz bu yazıyı okumamanınızı öneririm. Zira yazıdan sonra Türkiye&#8217;de üniversite okumaktan vazgeçebilirsiniz. Lütfen bu durumda kabahati bende aramayın.</p>
<p>Yazacağım yazıda bizzat yaşadıklarımı farklı bir bakışla anlatmaya çalışacak, zamanla farklı farklı insanların gözünden aktarmalar yapmaya çalışacağım. Bu yazı bir <strong>serzenişin</strong>, bir <strong>gücenmenin </strong>ve bir <strong>zora gitmenin </strong>yazısı olacağından biraz uzun ve <strong>duygusal</strong> içerikli olacaktır. Eğer bu tarz yazılara katlanamıyorsanız sayfanın köşesindeki çarpı işareti ile <strong>sayfayı kapatabilirsiniz</strong>, teşekkür ederim.</p>
<p>Yazımda bizzat kendimi hareket noktası almayı düşündüğüm için başlığı <strong>&#8220;edebiyat mezunu olmak&#8221;</strong> şeklinde koydum. Ancak yazıyı <strong>Türkiye</strong>&#8216;de <strong>edebiyat </strong>dışında farklı bölümlerden mezun olanlar okuduğunda benden pek farklı hissiyatlara&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arkadaşlar aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra mutlaka şu yazıyı da okuyun: </strong></p>
<p><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/" target="_blank"><strong>http://www.kaanfakili.com.tr/edebiyat-mezunlarina-umut-isigi/</strong></a></p>
<p><img title="kus" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/08/kus.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />İşbu yazı ilk paragraftan son paragrafa kadar yer yer gerek <strong>devlet kurumları</strong>na, gerek <strong>özel kurumlar</strong>a ve gerekse de başka şeylere ağır ithamlar içermektedir. Bu ithamlar muhtelif zamanlarda küfre doğru kayacak ve haddi aşacaktır. Lütfen <strong>Türkiye</strong>&#8216;de herhangi bir üniversitede okumayı düşünmediyseniz ve henüz liseyi bitirmediyseniz bu yazıyı okumamanınızı öneririm. Zira yazıdan sonra Türkiye&#8217;de üniversite okumaktan vazgeçebilirsiniz. Lütfen bu durumda kabahati bende aramayın.</p>
<p>Yazacağım yazıda bizzat yaşadıklarımı farklı bir bakışla anlatmaya çalışacak, zamanla farklı farklı insanların gözünden aktarmalar yapmaya çalışacağım. Bu yazı bir <strong>serzenişin</strong>, bir <strong>gücenmenin </strong>ve bir <strong>zora gitmenin </strong>yazısı olacağından biraz uzun ve <strong>duygusal</strong> içerikli olacaktır. Eğer bu tarz yazılara katlanamıyorsanız sayfanın köşesindeki çarpı işareti ile <strong>sayfayı kapatabilirsiniz</strong>, teşekkür ederim.</p>
<p>Yazımda bizzat kendimi hareket noktası almayı düşündüğüm için başlığı <strong>&#8220;edebiyat mezunu olmak&#8221;</strong> şeklinde koydum. Ancak yazıyı <strong>Türkiye</strong>&#8216;de <strong>edebiyat </strong>dışında farklı bölümlerden mezun olanlar okuduğunda benden pek farklı hissiyatlara kapılmayacak ve zaman zaman bana hak verecektir. Bu sebeple bu yazıda herkesin duygularına tercümân olmayı istiyorum.</p>
<p><strong><em>Araya sıkışmış not: Yazıyı okuyan arkadaşlar, yorumlarınızı esirgemeyin lütfen. Bilelim kimin ne sıkıntısı olduğunu. Eğer yorum yazmazsanız yazının pek okunmadığını düşünecek ve gerçekten çok üzüleceğim.</em></strong></p>
<p>Uzunca bir girizgâhın ardından asıl içeriğe geçmek doğru olacaktır. Ancak yazıya nereden, nasıl başlayacağımı bilemediğim için lafı geveleyip duruyorum. Öncelikle benim şu an hangi okuldan mezun olduğumu ve ne ile meşgul olduğumu bilmenizi isterim. Belki <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/ben-kimim/" target="_blank"><strong>hakkımda </strong></a>sayfasını okuyanlar bunu bileceklerdir, ancak ben yine de belirteyim.</p>
<p><strong>Ben, </strong><strong>Kırıkkale Üniversitesi, </strong><strong>Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. <span style="text-decoration: underline;">Şu an işsizim.</span></strong></p>
<p>Bundan 5 sene kadar önce, dershaneye giderken tercihlerim hususunda epey kararlıydım. Ancak dönem ortasında yaşadığım bir iki hadise benim edebiyatçı olma yönündeki tereddütlerimi ortadan kaldırdı ve dönem ortasından sonra hep edebiyat bölümü okumayı istedim. Bundan 5 sene evvel, yani <strong>2002 ÖSS</strong>&#8216;de, yani bu 300&#8242;lü puan sisteminin ilk senesinde <strong>ÖSS</strong>&#8216;ye girdim ve<strong> ÖSS Sözel bölüm</strong>den 266,500 ham puan aldım. Okuldan da 60 puan gelmesi ile -lisede tembel bir öğrenciydim- puanım 326 &#8216;ya yükseldi ve yaptığım tercihler neticesinde sürpriz bir şekilde <strong>Kırıkkale Üniversitesi</strong>&#8216;ne yerleştim. Benim edebiyat bölümünü ne kadar istediğimi sanırım yaptığım 23 tercihin de <strong>&#8220;Türk Dili ve Edebiyatı&#8221;</strong> bölümü olması ispatlar.</p>
<p><strong>Edebiyat bölümü</strong>ne dair aklımda birçok güzellik vardı. Ancak bu güzelliklerin yerini zamanla bıkkınlıklar, küskünlükler ve reddedişler aldı. Daha sonra korkularımla yüzleştim, kırgınlıklarım geçti ve yeniden edebiyata aşık olmaya başladım. Eski <strong>idealistliğimi </strong>yeniden kazandım, ancak iş işten biraz geçmiş durumdaydı sanırım. Çünkü okulu bir dönem uzatmıştım. Neyse ki sadece bir dönemdi.  Nihayetinde uzun maratonun sonunda bu bölümden mezun oldum. İdealistliğim hâlâ devam ediyordu. Bizim okulda yüksek lisans yapacak ve akademik kariyerimi geliştirecektim. Bir yandan da bir yerlerde iş bulmalı ve masraflarımı çıkarmalıydım. Yapabileceğim işlerin arasında en makulü dershanede edebiyat öğretmenliği yapmaktı. İşte şu andan sonra 1 sene içerisinde yaptığım şeyleri size anlatacağım.<span id="more-458"></span></p>
<p>Öncelikle <strong>dershanede </strong>çalışacak ve birkaç dersten uzattığım okulu dönem ortasında bitirecektim. Sonra da dönem ortasında açılan yüksek lisans kontenjanlarına başvuracak ve öğrenimime devam edecektim. Bir yandan dershane, bir yandan da okulu idare ederim diye düşündüm. Ancak daha sonra dershanede öğretmen olmanın çekilecek bir şey olmadığını ve hayatımda birçok şeye engel olacağını düşündüm ve Şubat ayında dershaneden istifa ettim. Daha sonra bir arkadaşla birlikte web sitesi falan yaptım, harçlığımı çıkardım. Bir yandan da ilk dönem tüm derslerimi verdim ve ikinci dönem de özel öğrenci olarak <strong>yüksek lisans </strong>kaydımı yaptırdım. Şimdi ise normal <strong>yüksek lisans sınavları</strong>na hazırlanıyorum. Öncelikle aklımda bu sene birkaç farklı iş alternatiflerini düşündüm. İlk önce <strong>Ankara</strong>&#8216;da <strong>TAPU</strong>&#8216;ya iş başvurusunda bulundum. <strong>Edebiyat </strong>ve <strong>tarih bölümü</strong> mezunu yaklaşık 300 kişi <strong>TAPU</strong>&#8216;da çalışıyor ve Osmanlıca metinleri okuyorlar. <strong>Avrupa Birliği</strong> bizim devletten eski tapuların okunmasını ve bilgisayara işlenmesini istemiş. Devlet de yaptığı bir ihale ile bunu bir şirkete vermiş. Şirket de edebiyat ve tarih bölümü öğrencilerine yaklaşık 700 milyon maaş ile ve 5 gün mesai ile bu belgeleri okutmuş. İşin ilginç yanı biz Haziran ayında buraya başvurana kadar başvuran herkesi alıyorlardı. Ancak iş bana gelince, benimle birlikte başvuran 100 kişiyi bir sınava tabî tuttular ve eski tapuları okumamızı istediler. Çok saçma bir sınavdan kesinlikle geçemeyeceğimi biliyordum ve nitekim öyle de oldu. Ancak işin daha da üzücü yanını 1 ay sonra öğrendim. Bu sınavdan başarılı olan 15 kişiyi de işe almamışlar ve birçok kişiyi de işten çıkarmışlar. Bu kapıyı kurutunca özel öğretmenlik için başvurayım dedim. Onda da edebiyat öğretmenine ihtiyaç olmadığını öğrenince ona da bir güzel &#8230; Şimdi hafifledim, iş beklediğim bir yerin olmaması da güzelmiş. En azından şuradan buradan bir haber çıksaydı diye beklemiyorsunuz&#8230;</p>
<p>Şimdi edebiyat bölümü öğrencisinin yapacağı işleri ve karşılaşacağı zorlukları yazmak istiyorum. Lütfen okuyun ve bir ders alın. Size birkaç çözüm yolu da sunacağım, anlarsanız iyiliğinize.</p>
<p><strong>1. En Garanti İş Dershane:</strong></p>
<p>Evet, bölümden mezun olur olmaz bir dershanede işe başlayabilirsiniz. Ankara&#8217;da yüzlerce dershane var. İstanbul&#8217;u hiç hesaba katmıyorum bile. Küçük şehirlerde de en azından çalışabileceğiniz bir dershane var. Ancak işin kötü yanı, dershaneler sizi 2 sene boyunca çok komik rakamlara stajyer olarak süründürürler. Sizin etinizden ve sütünüzden faydalanmaya çalışırlar. Sizin stajınızı ekim ayında başlatacaklarına söz verirler ancak tutup bunu Şubat ayında başlatırlar. Sonra Haziran ayı geldi mi sizi işten çıkarırlar ve stajınızı yakarlar. <span style="color: #ff0000;">(Adı geçen dershanenin ricası ile bu bölüm kaldırılmıştır. )</span></p>
<p>Dershanede çalışmayı düşünen arkadaşlar en az 2 sene sürünmeyi göze almalısınız. Tabiî iki seneden sonrasını da düşünün. Doğru düzgün işlemeyen mesai saatleri, haftada 50 saat ders, bir sürü yayın hazırlama, soru hazırlama ve elinize geçen maksimum 2 milyar maaş. Bir bayan için düşünemiyorum bile bu çalışma şartlarını.</p>
<p><strong>2. Formasyon Alayım, KPSS&#8217;yi Halledip Öğretmen Olurum </strong></p>
<p>Diyorsunuz ancak o kadar kolay değil bu. Öncelikle formasyon belası var. Her üniversite <strong>formasyon </strong>yani <strong>tezsiz yüksek lisans</strong> yani <strong>ortaöğretim alan öğretmenliği</strong> eğitimini vermiyor. <strong>Ankara</strong>&#8216;da, <strong>Gazi Üniversitesi</strong>, <strong>Ankara Üniversitesi</strong> ve <strong>Başkent Üniversitesi</strong> var. Ancak tabiî bunlara başvurabilmek için çok yüksek puanlarınızın olması gerekiyor. Akademik mezuniyet notunuzun ve <strong>ALES</strong>&#8216;inizin 80 üzeri olması gerekiyor ki bu devlet üniversitelerinden birisinde formasyon eğitimi alabilesiniz. Kaldı ki <strong>Gazi</strong>&#8216;yi kazansanız bile toplam 2 &#8211; 2,5 milyar arası harç ödüyorsunuz. Ankara Üniversitesi&#8217;nin harcı normal eğitim harcı (dönemlik 150 falan) ancak orası da 1 yılda bir açıyor ve 50 kişi falan alıyor. Eğer param var, paramla rezil mi olacağım derseniz de Başkent Üniversitesi&#8217;nden 7 milyara formasyon eğitimi alabilirsiniz tabiî ki. Ancak hem benim gibi mezuniyet notunuz yüksek değilse ve hem de <strong>Başkent Üniversitesi&#8217;</strong>nden formasyon alacak kadar paranız yoksa bu ihtimali de bir kenara bırakırsınız.</p>
<p>Formasyon aldınız diyelim, ne mutlu size. Peki bu yeterli mi ? Tabiî ki hayır. Bir de KPSS belası var. Yaklaşık 85 gibi bir KPSS puanı alacaksınız ki atanabilesiniz. Bunu almak da epey bir emek istiyor. Yaklaşık 6-7 ay sıkı bir çalışma gerektiriyor. Yıllardır görmediğiniz matematik, tarih, hukuk gibi birçok alandan sorular çözmeniz, ezber yapmanız gerekiyor.</p>
<p><strong>3. Hiçbir Şey Olamazsam Asistan Olurum</strong></p>
<p>Bu başlığı da bir ara bir üniversite forumunda yazan bir dangalağın yazdığı bir yazıdan hatırlıyorum. Beyzadem kendisine öyle güveniyor ki, aynen şu üslûpla &#8220;yaa bu kadar kasmayın, hiçbir şey olamazsam asistan olurum yaaa&#8221; diyor. Delirmemek elde değil. Çünkü asistan olmak yani araştırma görevlisi olmak o kadar da kolay değil arkadaşlar. Öncelikle iyi derecede İngilizce bilmeniz gerekiyor. Bunun için de iyi bir kursa gitmeniz tabiî. Ben daha kısa bir süre evvel araştırdım, kaliteli bir kursun fiyatı ayda 300 YTL&#8217;den başlıyor. Yaklaşık 10 ay gideceğinizi düşünün. Neyse İngilizce çalışarak KPDS veya ÜDS&#8217;den 50 üzerinde bir puan almanız gerekiyor. ALES&#8217;ten de 70 üzerinde bir puan. Yeni düzenlemeye göre de mezuniyet notunuzun en az 65 olması gerekiyor. Hadi mükemmeliz ve bunların hepsini yaptık diyelim. Peki kadro açılır mı? Bilmem. Şu an 1 yıldır araştırma görevlisi ve okutman almıyor üniversiteler. YÖK&#8217;ün saçma sapan engeline takılıyor. Memurlar.net&#8217;in forumlarına girip bakarsanız, insanlar plânlarını hep askıya almış durumda. Ha bugün çıktı, ha yarın çıkacak diye diye kara kara düşünüyorlar. İnsanların belki ikinci bir plânları var, ancak ilânlar ha bugün ha yarın çıkacak diye bunları erteliyorlar. Belki önlerine çıkan iş imkânlarını tepiyorlar. Sizce ne kadar adil bunlara yapılanlar?</p>
<p><strong>4. Alternatif İşler</strong></p>
<p>Pek de aldırış etmeyin bu başlığa. Eğer çok tanıdığınız varsa, farklı ilgileriniz falan varsa ancak alternatif işler yapabilirsiniz. Mesela bir gazetede editör olabilirsiniz. Kitap tashihi yapabilirsiniz falan gibi şeyler.</p>
<p><strong>5. Polis Olursunuz</strong></p>
<p>Ne güzel değil mi? Birçok bölümde var bu. Üniversiteyi bitirir bir işe giremezseniz hemen polisliğe girersiniz. Yazık değil mi harcadığınız 4-5 yıla? Siz değil, sizi bu hâle düşürenler utansın.</p>
<p><strong>İş Aşamalarında Karşılaşacağınız Sorunlar</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle dershanede karşılaşacağınız sorunlardan bahsedeyim. Öğretmen-öğrenci-hademe üçgeninde bir pozisyondasınız. Oraya gidip de öğretmen olacağım diye hiç sevinmeyin. Bir kere idare size öğretmensiniz, öğrenci karşısında öğretmen gibi durun diye sık sık öğüt verir ancak kendisi size öğretmen gibi davranmaz. Bir sürü ağır işi size yaptırır. Ayak işlerinde sizi kullanır. Eğer zümre başkanınız karaktersizin teki ise sizi birçok işte kullanabilir. Kısaca dershane hayatında aklınıza gelmeyen onca sorunla karşılaşabilirsiniz.</li>
<li>KPSS&#8217;ye girmeyi düşünüyorsanız hayatınızı belirleyen o sınav günü hastalanmamalı, zihninizi iyi toplamalısınız. Yoksa bir yıllık emeğiniz gider. Ve dua edin ki branşınıza ait kadro mutlaka çıksın. Formasyon alamamak en büyük sorun zaten. Formasyon için para gerek, para için de iş. İş için de formasyon, formasyon için de para&#8230;</li>
<li>Akademik kariyer yapmak istiyorsanız mutlaka yabancı dil bilmelisiniz. Yabancı dil öğrenebilmek için kursa gitmelisiniz. Kurs için para, para için iş, iş için kurs&#8230;</li>
<li>Aileniz mutlaka size destek olmalı. Size destek olacak sağlam bir aile yapınız yoksa kendi kendinizi yer bitirirsiniz. Attığınız adımlarda kendinize güveniniz olmaz. Sizi destekleyen olmaz. Attığınız adım boşa çıkınca da suçlu siz olursunuz. Bütün işlerde olduğu gibi bu işlerde de aile desteği şart. Kız/erkek arkadaş desteği de olabilir. Ama gerçekten size destek olacak bir kız arkadaşınız ya da erkek arkadaşınız olmalı. Sizi yarı yolda bırakıp, sıkıntılı zamanınızda sıkıntılarınıza bir sıkıntı katan bir arkadaş değil.</li>
<li>Sabırsızlık en çok karşılaşacağınız durumdur. Bunun için bol bol dua etmenizi öneririm.</li>
</ul>
<p><strong>Çözüm Yolları</strong></p>
<ul>
<li>Edebiyat bölümünde okurken mutlaka notlarınızı yüksek tutmaya bakın. En az 80 transkript ile mezun olmaya çalışın. Hedefinizi daha 2. sınıftayken falan belirleyin. Sizin için ders geçmek değil de iyi derece ile mezun olmak hedef olsun.</li>
<li>Mutlaka okurken sık sık İngilizce çalışın, imkânınız varsa kursa gidin. Böylece mezun olunca bunun sıkıntısını çekmezsiniz.</li>
<li>Çok fazla edebiyatçı ile tanışın. Mesleğinizden bir sürü hoca ve öğrenci ile tanışın. Birileri ile tanışmak iyidir.</li>
</ul>
<p>Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Aklıma bir şeyler gelirse mutlaka not edeceğim, emin olabilirsiniz. Ancak siz de yorumlarınız ile destek olmalısınız. Çeşitli yazılara birçok edebiyatçı arkadaşım yorum yazıyor, bu konuya da ilgi göstermelerini bekliyorum.</p>
<p>İşsizlik ile ilgili bizim <a title="işsizlik" href="http://www.cafekonomi.com/2008/08/23/issizlik/" target="_blank">Samet&#8217;in yazıs</a>ını da okuyabilirsiniz. Ya da benim <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-ogretmen-olmak/" target="_blank"><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de Öğretmen Olmak&#8221; </strong></a>isimli yazımı okuyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/turkiyede-edebiyat-mezunu-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>113</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
