Hayatı anlamlı kılan şeyler olduğunda, ya da hayatı anlamlı kılmak istediğinde birçok şeyi sevdiğini fark ediyorsun. Bu bir cisim, soyut bir şey ya da bir insan olabilir. Hiç fark etmeyecektir. Bir şeyleri seviyorsan, sevgiye, sevgine giden yollar açık demektir.
Son zamanlarda hayatımda kötü giden bir şeylere artık dur demenin gerektiğini biliyordum. Hayatımdaki ufak ya da büyük gelişmeler bu yönde sanki ortak bir karar almış ve uygulamaya koyulmuştu. Öyle ya da böyle bir şeylere güzel diyebiliyorken, her şeye güzel diyesi geliyor insanın.
İçinde bulunduğumuz zaman dilimine baktığımızda sanırım ben bahar mevsimini seviyorum. Nedense tüm mevsim içime doğmuş gibi hissediyorum, içimdeki tüm polenleri salıyorum ve sanki o papatyalar, güller, laleler ve bilumum çiçekler içimde patlak veriyor. İçimde bir yerlere salıyor kokularını. Rengârenkliği, çok renkliliği, çok sesliliği, kalabalığı sevdiğimi hissediyorum. Sanırım insan, içinde yalnız olmamayı öğrendiği zaman kalabalıkta da yalnız hissetmiyor kendini.
Hayat, biz anlamlandırabildiğimiz derece anlam kazanır diyorum ben sık sık. Ve…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »
Aslında içerisinde bulunduğumuz ayın anlam ve önemini düşündüğümüzde bu soruya verilecek herhangi bir cevabın pek bir kısır kalacağı kanaatindeyim. Nitekim Hay’dan geldik, Hû’ya gidiyoruz değil mi? Belki bilmeyenler vardır izah edeyim: Hay ve Hû Allah‘ın muhtelif isimlerinen ikisidir. Allah’tan geldik, Allah’a gidiyoruz.
Belki burada tasavvuf inancını da devreye sokup bir şeyler söylemek çok kolay olur. Biz Allah’tan bir parçayız. Hepimiz onun kâinattaki birer yansımasıyız, tecellisiyiz deriz ve bu düşüncelerin hepsini sistemli bir şekilde açıklarız. Ama o zaman çok da fazla duygulara yer vermeyiz zannımca. Çünkü benim bu yazıda yazmak istediğim biraz duygusal olacak ve yer yer de teslimiyetçi olacak. O yüzden size önerim şimdiden bu adam pek bir kaderciymiş diye yaftalamamanız!
Bu yazıyı okuduktan sonra arkanıza yaslanın ve söylediklerimi iyice düşünün. Gerçekten ama gerçekten tüm samimiyetiniz ile kendinize benim sorduğum soruları sorun ve bunların cevaplarını arayın. Ve eminim ki o zaman siz de benim hissettiklerimi hissedeceksiniz.
Doğuyoruz, ailemizin binbir zahmeti …
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Artık eskisi kadar sık sık yazamadığımı ve yazamayacağımı kabullenmenin vakti geldi sanırım. Okulun yoğunluğu, yazılı telaşları ve kişisel uğraşlar neticesinde günlüğe bir şeyler karalamak biraz lüks kaçıyor benim hayatımda. Ama arada öyle ihtiyaç duyuyorum ki, tıpkı bugün gibi.
Bugün MEB‘de geçirdiğim ilk öğretmenler günü idi. Geçen sene dershanede bu günü yaşayacak olmama rağmen o gün izinli olmam sanırım bugün yaşadığım günü daha anlamlı kılıyor. Yazım ile tüm günü yaşadığım gibi anlatabilmeyi beceremeyeceğimi düşünüyorum. Siz yazdıklarımı okurken hissettiklerinizin on katını ben bugün bizzat hissettim.
Genellikle tebessüm ettiğimden ve sürekli mutlu bir öğretmen havası çizdiğimden bugün de benim için diğerlerinden farklı başlamadı. Yine etrafa neşe saçıyor, öğrencilerin pozitif neşe kaynağı oluyordum. İlk kutlama servise bindiğimde, servisteki öğrencilerimden geldi. Hepsinin tek bir ağızdan “öğretmenler gününüz kutlu olsun hocam.” demeleri sanırım yüzümdeki tebessümü bir kez daha arttırdı.
Öğrenci iken öğretmenler günü bana anlamsız gelen faaliyetlerden bir tanesi gibi gözükürdü. Sıradan, gereği olmayan ve öğrencileri…
Tamamını oku |
8 ahkâm kesilmiş »
Son günlerde yazdığım yazılara şöyle bir baktım da, sanırım istediğim günlük formatına biraz daha ulaştım gibi geliyor. Hani daha fazla kişisel yazıların yer aldığı, günlük hayatta karşılaştığım durumları daha fazla aktardığım bir format. Her ne kadar son günlerde yazma işini iyice seyreltsem de yine de yazılarımın bu biçim(format) içinde olması beni sevindiriyor. İşte bundan hareketle acaba diyorum hayatımı mı arşivlesem? Günlük hayatta karşılaştığım önemli şeyleri değil de her şeyi ama her şeyi mi yazsam? Bunu zaman gösterecek artık değil mi?
2 haftadır yaşadığım yoğunluktan dolayı kişisel işlerime pek vakit ayıramıyorum. Şöyle gönlüm alabildiğince gezemiyorum mesela. Otübüse binip de Kızılay‘da kitapçıları dolaşamıyorum. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi gibi gözüksem de aslında memnunum hayatımdan. Yavaş yavaş okuluma uyum sağlamaya çalışıyor, öğrencilerimle diyaloglarımı biraz daha ilerletiyor ve tecrübeme tecrübe katmaya çalışıyorum. Bir süre sonra anlıyorum ki aslında benim hayatım bu imiş. Benin gönlümün alabildiği hunharca gezmek değil de öğrencilerle kaliteli,…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »