Şöyle bir düşündüm de, birçok şeyi sevmiyormuşum aslında. Neleri sevdiğimi ya da sevmediğimi düzenli bir şekilde düşünmemiştim. Oysa ne çokmuş.
Bağnazları sevmiyorum: Dünyayı tek görüş etradında değerlendiren insanları sevmiyorum. Özellikle koyu Müslüman olanlarını. Bir de koyu dinsiz olanlar var ya, neyse. Efendim, hayat sadece Müslümanlıktan ibaret değildir. Müslüman olmayan kötü değildir. Müslüman da illâ iyi değildir. Falan filan işte. Ne dediğimi anlayan anladı.
Feministleri sevmiyorum: Hayatta daha ciddi meseleler var. Elbette, erkekler kadınları ezmemeli falan ama bir şeylerin de doğası var ya hu. Fıtrat meselesi var. Ben şahsen evin dışındaki hayatta eşimle aynı şartları taşımak istemem. Ben her zaman daha önde olmalıyım. Zira evin içi kadın içindir.
Çıkarlar için imâları sevmiyorum: Bırakın Allah aşkına. Biraz özünüz sözünüz bir olsun. Ne istiyorsanız söyleyin. Öyle kibarlık yaparak bir şeyleri örtbas edemezsiniz.
Burnumun akması sevmiyorum: Böyle yana yana akıyor ya, deli oluyorum. Kesip, atasım geliyor.
Irkçılığı da sevmiyorum aşırı Liberalliği de: Efendim, ırkçılığa oldum olası karşıyımdır. Şükür, Rabbin herkesi eşit…
Tamamını oku |
11 ahkâm kesilmiş »
Eğitim bilimleri dersleri alan ya da birazcık mürekkep yalayan birçok kişi Maslow amcanın “ihtiyaçlar hiyerarşisi”ni bilecektir. Zira KPSS’ye çalışan ve öğretmen olmak isteyenler Maslow’un eğitim bilimleri için ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla bilirler. İşte “kendini gerçekleştirme” Maslow’a ait bir terimdir.
İnsancıl yani Hümanist Kuram’ın öncülerinden olan Maslow genel hatlarıyla dünyaya gelen insanın hepsinin mükemmel olduğunu, her şeyden önce insan olduğu için değerli olduğunu söylüyor. Ve bununla birlikte insanın belli temel ihtiyaçları karşılanırsa kendini gerçekleştirebileceğinden bahsediyor. İşte bu ihtiyaçları piramit şeklinde bir hiyerarşi ile ifade ediyor. fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, sevme-sevilme, saygı-statü ve en üst basamakta da “kendini gerçekleştirme” yer alıyor.
Efendim her şey güzel hoş ancak nedir bu kendini gerçekleştiren adam? Aslında sorunun cevabı çok basit. Bir insan için ne kadar olumlu söylenecek şey varsa, kendini gerçekleştirmiş bir birey için onlar söylenebilir. Nitekim bu adam, kendini çok seven, artılarını ve eksilerini çok iyi bilen, karşısındakini olduğu gibi kabul eden kişidir. Yalnız kalabilen, insanlara…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »
Bizim olaylı Papa 16. Benediktus ABD’de başlayan ve tüm dünyayı kasıp kavuran krizle ilgili şunları söylemiş:
“Büyük bankaların çöküşünde, paraların yok oluşunda, tüm bunların bir hiç olduğunu görüyoruz”
“yaşanan krizin maddiyata bel bağlamanın yanlışlığını ortaya koyduğunu”
“Hayatlarını sadece başarı, kariyer ve para gibi gözle görülür ve hissedilebilir şeyler üzerine bina edenler, evlerini kum üzerine kurmuşlardır. Gerçekmiş gibi görünen bu şeyler eninde sonunda geçip gidecektir”
“insanların sahte gerçekler peşinde koşmalarının göstergesi”
“Tüm bunlar gerçekmiş gibi görünse de, aslında bunların gerçekliği sadece ikincil düzeydedir. Bunlar üzerine bina yapmak, kum üzerine ev kurmaktan başka birşey değildir”
“Gerçeğin yegane temeli, bizim gerçeklik anlayışımızı değiştirebilecek yegane şey Tanrı’nın sözüdür: Gerçekçi olan, Tanrı Sözünün gerçekliğini tanıyan kişidir”
Şimdi ben Türkiye’den bir ilahiyatçının, din adamının çıkıp da “Kriz ilahi bir uyarıdır, Allah’ın kitabı Kur’an’a uyalım” dediğini tasavvur ettim bir an. Ve sonrasında karşılaşacağımız tepkileri… Varın siz tasavvur edin. Yobazından, geri kafalılığına, devlet ile dinin ayrılması gerektiğine vs. vs. vs.
…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »