
Başlık biraz iddialı oldu zannımca. Ama elimden geldiğince, dilim döndüğünce izah etmeye çalışacağım, düşüncelerimi. Amacım öyle makalemsi bilgilerle sizi sıkmak değil, düşüncelerimden hareketle deneme-sitem tadında bir şeyler ortaya çıkarmaktır.
Son günlerde özellikle revaçta olan bir tartışma: Türklük-Kürtlük. Ben işin sadece “Türklük” kısmını ele almak istiyorum:
Türk nedir? Sizce böyle bir kelimenin tanımını yapmak bir hayli zor değil mi? İdeolojilerin kelimeleri de kendi parmaklıklarına kapattığı bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle her kelimenin her ideoloji için bir tanımı olacaktır.Kimine göre “kan bağı“, kimine göre “Türk’üm diyen“, kimine göre ise “Gevurla çarpışmayı göze alan“ Türk‘tür. Nitekim onlarca tanım daha sıralayabiliriz. Ancak onlarca tanımın ortak noktalarını görmek de pek zor olmasa gerek. Hemen birkaç tanesini sıralayalım.
Aşağı yukarı saf diyebileceğimiz bir kan bağı ile birbirine bağlı; aynı kültürden, geçmişten, savaşlardan, barışlardan, eğitimden, öğretimden, mutluluktan, sevinçten… vs. gelen kişilere Türk diyebilir miyiz? Bence deriz. Hem de altını çize çize.
Peki ya insan geçmişini…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Uzunca bir zaman sonra ilk defa, günlüğümde yayımlamak üzere Word’de bir yazı hazırlıyorum. İnternet bağlantım olmadığı için Word’e yazacağım ve internet kafeye gidip yayına vereceğim. Değişik bir duygu. Belki de yazdığım yazıyı dergiye teslim etme ciddiyetini hissediyorum şu an üzerimde.
Taşınmadan evvel bir çırpıda okuyup bitirdiğim “Aşk” romanı hakkındaki izlenimlerimi yazabilme saadetine ancak şimdi nail olabiliyorum. Ve bu güzel romanı artıları ve eksikleri ile sizlere anlatabilmek için güzel bir kompozisyon tasarlıyorum kafamda.
Öncelikle bu romanı, Mevlânâ’yı ve Şems’i tanıyan tanımayan herkes okuduğu için ve -bu kelimeyi pek sevmem ama- bestseller bir roman olduğu için çekine çekine okudum. Çok okunan bir roman hep basit gelmiştir gözüme. Okunmak için yazılmış gibi gelmiştir. Ve bir de dost meclislerinde Aşk romanından çok basitçe bir övgü ile bahsedenleri gördükçe okuma isteğim daha da azalmıştır. Nitekim tüm basmakalıplıklarımı yıkıp okudum çok şükür…
Bu kitabın insanları neden bu kadar etkilediğini tahmin edebiliyorum aslında. İnsanın bürünmek istediği bütün…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »

Hz. Mevlânâ‘nın doğumunun 800. yılına atfederek hazırlanan “dinle neyden” filmi 10 Ekim’de sinemalara girecek(ti). Sinemalara girip girmediğini bilmiyorum ama bu filmin gerçekten izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Mevlânâ’ya hayran olduğum için sanırım onunla ilgili olan her şey benim ilgimi çekiyor. Bu film de onun anısına yapılmış olduğu için bir hayli hoşuma gitti doğrusu. Filmin hikâyesini okuduğumda Mevlânâ ile ilgili pek bir şeye rastlamadım. Mevlânâ döneminde yaşayan ve saraya mensup olan iki genci ve gençlerin ilişkisine tanık olan bir Mevlevî dervişinin mistik dünyaını anlatıyormuş film. Tam olarak neyi, nasıl anlattığını ben de bilmiyorum. Ancak tanıtım filmini (fragman) izledim, epey hoş olmuş. Gerçekten de mistik bir film olmuş. Tanıtım filminde söylenen şu sözler özellikle hoşuma gitti:
iki yol vardır, uzun olanı kitaplardan geçer; kısası sevgiden…
2006 yılında yapılmaya başlanan film 2008 yılında tamamlandı. Jacques Deschamps ‘ın yönetmenliğinde çekilen filmin oyuncuları ise şu kişiler: Ahu…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »

Beni yakından tanıyanlar Mevlânâ‘ya ne kadar hayran olduğumu, onun yaşayışından çok etkilendiğimi ve hep onun gibi bir yaşantımın olmasını istediğimi bilirler. Mevlânâ’yı anlayabilmek, onun düşünce ve imân dünyasına girebilmek o kadar da kolay bir şey değildir kanımca. Zira bugün batı dünyasının ona bakışını, onu yorumlayışını göz önüne alırsak Mevlânâ’yı anlamanın sandığımızdan daha da zor olduğunu anlarız.
Öncelikle Mevlânâ’yı iki farklı bakışta ele almak mümkün bence. Birisi fikir adamı olan Mevlânâ, öteki de imân adamı olan Mevlânâ. Bu ikisini ayrı başlık altında değerlendirmek mümkün olsa da ikisinin birbirine bağlılığı şüphe götürmez sanırım. Eğer ikisini birbirinden koparırsak, bugün batı dünyasının yaşadığı Mevlânâ sorunsalını biz de yaşamış oluruz sanırım.
Mevlânâ Allah’a olan bağlılığı ve onu hayatında uygulayışı ile tam bir Müslüman insan örneğidir. Gerek kusursuz ibadetleri, gerek örnek ahlâkı gerekse de insan ilişkilerine bakışı bize bir Müslümanın nasıl olması gerektiğini gösterir. Kısa bir ömre büyük bir yaşantı…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »