Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı (Fuzûlî)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
May
25

fuzûlî’nin şiirlerinin hüviyeti

Kategori: klasik türk edebiyatı | 4 ahkâm kesilmiş

Daha evvelki yazılarımda Klâsik Türk edebiyatının günümüzde yanlış anlaşıldığını ve özellikle bazı kesimin bu yanlış anlaşılmayı arttırmaya çalıştığından bahsettim durdum. Biz edebiyat öğrencilerine düşenin ise neslimize Klâsik Türk edebiyatını sevdirmek, yanlış olarak bilinenleri düzeltmeye çalışmak olduğunu yine daha evvel sık sık söylemiştim. Bugün de bizim şarap, aşk, kadın şairimiz Fuzûlî‘nin şiirlerindeki bu şarap, aşk, kadın gibi olguları açıklamaya çalışacağım ve onun şiirlerinin hüviyetini sizlere Ahmet Kartal hocamızın ders notlarından hareketle anlatmaya çalışacağım.

  • Fuzûlî her şeyden evvel bir aşk şairidir. Bütün şiirlerinde aşkı anlatmıştır. Bu aşk maddî ve beşerî aşktan başlayarak ilâhî, tasavvufî aşka gitmiştir. Fuzûlî kendisinin de söylediği gibi gençliğinde aşk şiirleri yazmıştır. O kendi şiirleriyle, şuaranın şiirlerini muyase etmiş ve arada uçurumun olduğunu düşünmüştür. Bu uçurumu fark eden Fuzûlî, ilim ve marifet öğrenme yoluna gitmiştir. İlimi kendi benliğiyle hemhâl etmiştir. Şairin gençlik hevesiyle söylediği şiirler maddî ve beşerî aşkı, ilim tahsilinden sonra yazdıkları ise tasavvufî aşkı anlatan şiirlerdir. Fuzûlî‘de aşkın böyle beşerî aşktan nasıl yavaş yavaş sıyrılarak ve maddeden uzaklaşarak, ilâhî, tasavvufî aşka eriştiği L & M mesnevisinde de en iyi şekilde görülür. Leylâ ile Mecnûn‘un aşkları okulda maddî bir aşk olarak başlar, daha sonra Kays’a, Leylâ’yı vermemeleri onun halini değiştirir, cûnun olur, çöllere düşer. Eserin sonunda da bu aşk ilâhî bir aşk haline gelir.
  • Tasavvuf, Fuzûlî‘nin şiirlerinde çok önemli bir unsurdur. Tasavvufa olan hakimiyeti şiirlerine yansımıştır. Sadece tasavvufa değil fıkha da büyük önem verir. Fakat Fuzûlî‘de tasavvuf bir gaye yani amaç değil bir araçtır. O Yunûs Emre gibi, Mevlânâ gibi tasavvufu anlatma çabasında değil tasavvufu şiirlerini anlatmada bir araç olarak görür.
  • Fuzûlî‘nin şiirlerinde sevgili çeşit çeşit isimler alır. Onda sevgili bazen dost, bazen bir güzel bazen ise bir ulaşılamayandır. İlimle uğraşmadan önceki şiirlerinde bir güzel, ilimden sonra ise bir dosttur yani Allah’tır. Fuzûlî O’na olan aşkından hiç pişman olmamı, verdiği cefayı sefa çekmeye benzetmiştir hep. Onun ilminde gerçek aşık güçlüklere katlanan insandır. Bir beytinde şöyle der:
    “Aşk yolunu bildim, korkuludur, tehlikelidir
    Ancak ben bu yoldan dönmezem”
  • Fuzûlî güzele ve iyiye aşıktır. Bu aşk sufli yani mecazî bir aşk değildir. Maddi hazların üzerinde farklı bir aşktır. Bu seneple o Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinde şöyle der:
    “Yâ Râb belâ-yı aşk ile âşina kıl beni
    Bir dem belâ-yı aşktan kılma cüdâ beni”
  • Fuzûlî bir ızdırap şairidir. Aşkı hep hüzün, keder ve acı yönüyle görür. Ayrılık, dert ve üzüntüyü arar, kavuşmayı, neşeyi, mutluluğu istemez. Acı çekmekten hoşlanır. Her kavuşmanın sonunda dayanılmaz bir ayrılık olduğu için kavuşmayı hiç istemez. ızdırap’nin şiirinde acının ve üzüntünün çokluğunu kullandığı kelimelerden anlamak mümkündür. Şiirlerinde en çok geçen kelimeler; âh, hicrân, kan, ağlamak, perişân, zâr, cevr ü cefâ gibi hep üzüntü, keder ve acıyı anlatan kelimelerdir. Fuzûlî‘nin dünya görüşü karamsarlıktır. Aslında birkaç şair bir yana bırakılırsa Divân şairlerinin hayat hakkındaki görüşleri hep söyledir. Fuzûlî‘de ise bu karamsarlık ileri derecededir.
  • Fuzûlî bir mazmun ustasıdır. Mazmun* bulma ve kullanmadaki ustalığı Fuzûlî‘nin şiirlerinin bir başka özelliğidir. Gerek İran edebiyatından Türk edebiyatına geçmiş mazmunları, gerekse de kendinden önce yaşamış Türk şairlerin bunlara ekledikleri mazmunları en güzel şekilde ve ustaca kullanmıştır.
  • Fuzûlî‘nin şiirleri içten ve samimidir. Aşklarını anlatırken, heyecanını, lirizmini hemen hissettirir.


Mazmun: Kalıplaşmış söz demektir. Örneğin birisinin gül deyince yüz anlaşılması gibi. Kaşa yay denilmesi, göze kömür denmesi gibi.

Yazar: Kaan Fakılı | 4 ahkâm kesilmiş »

May
23

mecnûnlu siberalem reklâmı

Kategori: sevgili günlük | 6 ahkâm kesilmiş

Türklerin yaptığı reklâmların son derece ilgi çekici olduğunu ben dahil herkes rahatlıkla söyler sanırım. Türkiye’de bu işinçok güzel yapılmaya başlandığını konuştuğumuz zamanı ben hatırlıyorum aslında. Hani şu iki tane hademe ismi lazım olmayan bir bankayı silerken birbiri ile sohbet ediyorlar, işte birisi kameraya gelip “anlayışı farklı, kültürü farklı” diye bir şeyler söylüyor ya, işte o reklam. O reklâmdan sonra Türkiye’de reklâmcılığın ne kadar gelişmeye başladığı konuşulmaya başlandı. O günden bugüne Türkiye’de reklam piyasası gerçekten çok ama çok gelişti. O zamana nazaran reklâm yayınlama süreleri de iki katına çıktı neredeyse. Benim hatırladığım kadarıyla o zamanlar 12-13 reklâm olurdu ve yaklaşık 5 dakika sürerdi. Bunların son iki üç reklâmı da o kanala ait gazetenin kuponla verdiği şeylere dair olurdu. Şimdi ise bu reklâmların sayısı ve süresi daha fazla. Neyse, işin özü Türkiye’de reklâmcılığın gelişmesinin sevindirici olduğu ama bir yandan da kültürümüze, gelenek ve göreneklerimize bir şekilde zarar verdiğidir. Aşağıda videosunu vereceğim reklâmın ne zaman yayınlanmaya başladığını pek hatırlayamıyorum. Televizyonu fazla seyretmediğim için sağdan soldan duyuyorum işte. Neyse bu reklâm siberalem diye bir arkadaşlık sitesinin reklâmı. Hemen reklâmı izleyin yorumumuza öyle geçelim.

Aslında şekil olarak baktığınızda güzel düşünülmüş bir senaryo. Ancak işin özüne girdiğinizde hiç de öyle güzel bir şeyle karşılaşmıyorsunuz. Aşkın ne olduğu, insana ne hisseetirdiği, sevginin kime duyulacağı, doğallığı, zarifliği her şeyi ama her şeyi ayaklar altına alınıyor bence bu arkadaşlık sitelerinde. Böylesi bir sitenin reklâmını izlemek inanın bana çok korkutucu geliyor. Hem de bizim yüzyıllardır bildiğimiz efsaneleşmiş Leylâ ile Mecnûn buna alet edilirse…

Senaryoya göre çöle düşen Mecnûn Leylâ’sını aramaktadır. Peki sizce bizim hikâyelerimizdeki Mecnûn sevgilisi Leylâ‘yı mı arıyordu? Tabiî ki hayır. Beşerî aşktan Allah aşkına giden bir süreçtir Mecnûn’un çöl süreci. Leylâ’nın aşkı ile kendini çöllere atmış ve orada asıl aradığının Leylâ değil Mevlâ olduğunu anlamıştır Mecnûn. Nitekim Leylâ ona dönüp geldiğinde onu tanımamış ve ona; “Eğer sen Leylâ isen bu benim içimdeki kim?” demiştir. Size şimdi samimi bir şekilde soruyorum… Böylesine samimi bir ilâhi aşkın böylesine basit bir arkadaşlık sitesine köle edilmesini mideniz kaldırıyor mu?

Yazar: Kaan Fakılı | 6 ahkâm kesilmiş »

Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (34)
      nagehan aytekin, furkan, süleyman doğan, eda polat, ceylan, mustafa [...]
    • gözbebeğim  (2)
      Kaan Fakılı, nagehan aytekin
    • papa: kriz ilahi bir uyarı  (1)
      Fibonacci
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi  (4)
      Yasemin ÖZBEK, duygu çelen, Yavuz Tanyeri, wireless
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (40)
      serap, faruk, Kaan Fakılı, Ahmet ÖZDEMİR, serap, özge yılmaz [...]
    • ama bağlacı ve kullanım yerleri  (2)
      irem, recep hilmi tufan
  • son yazılar

    • papa: kriz ilahi bir uyarı
    • gözbebeğim
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi
    • latin1′den latin5′e geçiş
    • mevlânâ ve şeb-i arûs
    • dolmasından baklavasına bayram havası
    • iPhone nedir ne değildir
    • varil görevi görmeye son
    • edebyahu.com yenilendi
  • ekmek teknesi

    • çiçekçi
    • çiçek siparişi
    • Lida
    • metin2
    • oyun hileleri
    • fx15
    • youtube
    • Burun estetiği
    • plastik cerrahi
    • müzik indir
    • Firmalar
    • oyunlar
    • evden eve nakliyat
  • benden

    • edeb yâ hû edebiyat
    • anadilim türkçe
  • anlık takip

    © Kaan Fakılı