Çok şükür şu sınav derdini atlattık. Beklediğim kadar güzel geçmese bile bana zor gelen matematik ve vatandaşlık sorularının herkese zor geldiğini bilmek sevindirici bir haber. Artık o kadar dua ile girdiğim sınav sonucu güzel gelecek inşallah. Bugünden sonra özgür bir Kaan olarak aylardır yapmayı plânladığım işlerin listesini çıkarmak istiyorum.
Plânsız programsız yaşamak gibisi var mı ya?
Tamamını oku |
2 ahkâm kesilmiş »

Kitapçılarda gezerken önce kitapların arka kapaklarına bakarım. Arka kapak yazılarını beğenmişsem -özellikle romanlar için- kitabı açarım ve romanın içeriğine geçmeden önceki boş yaprakları kurcalarım. Sözüm ona orada bir şeyler arar dururum. Onu bulduğumda ise çok sevinirim. Orada aynen şöyle yazmaktadır:
“Sevgili ….. ithafen”
Burada noktaların olduğu yere herhangi bir isim yahut zamir gelebilir. Bir anne, bir eş, bir dost ya da her kimse. Boş bir sayfanın sağ alt köşesine iliştirilmiş bu küçük ithaf yazısı kapladığı yer bakımından küçük olsa da taşıdığı anlam bakımından çok mühimdir.
Bir yazar düşünün ki, yaşamında ürettiği en güzel eser romanı olsun. Yılların birikimi ve çabası ile oluşturduğu bu kitabın değeri sizce yazarın gözünde nedir? İşte bu değer, ithaf ettiği kişiyi yazarın gözünde çok özel kılmıyor mu sizce ?
En büyük hayallerimden bir tanesidir kitap yazmak. Daha ziyade roman yazmak. Yaşamdaki birikimlerimi, hissettiklerimi, üzüldüklerimi ve sevindiklerimi bir kurgu etrafında okuyuculara aktarmak… İşte böylesine bir hayalin…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Son günlerde yazdığım yazılara şöyle bir baktım da, sanırım istediğim günlük formatına biraz daha ulaştım gibi geliyor. Hani daha fazla kişisel yazıların yer aldığı, günlük hayatta karşılaştığım durumları daha fazla aktardığım bir format. Her ne kadar son günlerde yazma işini iyice seyreltsem de yine de yazılarımın bu biçim(format) içinde olması beni sevindiriyor. İşte bundan hareketle acaba diyorum hayatımı mı arşivlesem? Günlük hayatta karşılaştığım önemli şeyleri değil de her şeyi ama her şeyi mi yazsam? Bunu zaman gösterecek artık değil mi?
2 haftadır yaşadığım yoğunluktan dolayı kişisel işlerime pek vakit ayıramıyorum. Şöyle gönlüm alabildiğince gezemiyorum mesela. Otübüse binip de Kızılay‘da kitapçıları dolaşamıyorum. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi gibi gözüksem de aslında memnunum hayatımdan. Yavaş yavaş okuluma uyum sağlamaya çalışıyor, öğrencilerimle diyaloglarımı biraz daha ilerletiyor ve tecrübeme tecrübe katmaya çalışıyorum. Bir süre sonra anlıyorum ki aslında benim hayatım bu imiş. Benin gönlümün alabildiği hunharca gezmek değil de öğrencilerle kaliteli,…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »
Kitap fuarlarını oldum olası sevmişimdir ben. Kitap almayacağım dahi varsa oraya gittim mi en az iki üç tane alır çıkarım. Saatlerce dolaşırım içeride. Hani şu kadınların alışveriş mağazasını gezme gibi hastalıkları vardır ya, benim de öyle kitap fuarlarını gezme gibi bir hastalığım vardır.
Hoş, özellikle gidip gezeyim gibi bir plân yapmam ama tesadüfen de olsa girdim mi günümü orada geçirmeye çabalarım.
Kitap fuarlarının en güzeli Kocatepe Camii’nde oluyor. Her yıl ramazan ayı boyunca hizmet veriyor kitapçılar camiinin yanında. Sadece kitap satılmıyor. Bir sürü hediyelik eşya falan da satılıyor. Hüsn-i hat yazan amcalar falan oluyor. Yazarların imza günleri oluyor.
Tamamını oku |
10 ahkâm kesilmiş »