Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. (Mevlânâ)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Eki
12

edebiyat mezunlarına umut ışığı

Kategori: mühim meseleler, sevgili günlük | 1 ahkâm kesilmiş

Niyetimde böyle bir yazı yazmak olmamasına rağmen son günlerde şu yazıya yazılan bazı yorumlar ve aldığım bazı e-postalara istinaden böyle bir yazıyı yazma gereği duydum. “Türkiye’de edebiyat mezunu olmak” başlıklı yazıda ben, her ne kadar yaşadıklarımı aktarıp, bu bölümü yeni kazanan  öğrencilerimize yol göstermek istesem de maalesef birçok arkadaş bana, yazıyı okuduktan sonra bir karamsarlığa kapıldığını, üzüldüğünü, hattâ okulu bırakmak istediğini farklı şekillerde beyan ettiler. Ben de işte bu yazıda aslında durumun o kadar da vahim olmadığını ve birazcık emek neticesinde hayatımızın düzene girebileceğinden bahsetmek istiyorum. İşte böylesine iddialı bir başlığı da bu yüzden atmış bulunuyorum.

Bu yazı, edebiyat bölümüne yeni başlayan genç arkadaşlara rehber niteliğindedir. Hattâ sadece edebiyat bölümü değil, üniversitelerin birçok bölümüne yeni başlayan arkadaşlara rehber niteliğindedir. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımın, diğer yazıda olduğu gibi yorumları ile fikirlerini belirtmelerini istiyorum. Yorumlarda gözlerinizdeki umut ışığını birkez daha görmek istediğimi söylememe gerek yok sanırım.

Daha evvel de bahsettiğim gibi ben Kırıkkale Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Okuduğum bölümü kendim tercih ettim. Kazara falan düşmedim. Yaptığım 23 tercihin tamamı “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümüydü. Şu an bu bölümden mezun olup da işsiz olmama rağmen yaptığım tercihlerde zerre kadar pişman değilim. Zira şu an ÖSS‘ye girecek olsam ve gerekli puanı alsam yine aynı bölümü tercih ederdim. Sanırım benim mesleğimi ne kadar çok sevdiğimi tahmin etmişsinizdir.

Şimdi öncelikle edebiyat bölümünü kazanan arkadaşlar ne yapmalılar?

1. Osmanlıcayı sular seller gibi öğrenin:

Bir edebiyat bölümünün vazgeçilmezi Osmanlıcadır arkadaşlar. Osmanlıca dediğimiz şey -bilmeyene- Türkçenin bir devresidir. Bugünkü Türkçeden farkı; içinde bir miktar Arapça ve Farsça kelimelerin bulunması ile birlikte alfabenin de Arap alfabesi olmasıdır. Yani siz Osmanlıca “Kaan” ne demek diye bir soru soramazsınız. Ancak, Osmanlıca “Kaan” nasıl yazılır dersiniz ve Arap harfleri ile yazarsınız. Yani Osmanlıca bir dil değil, bir alfabedir.

İşte edebiyat bölümünün temelinde Osmanlıca yatmaktadır. Zira Eski Türk edebiyatı dersinden tutun da Yeni Türk edebiyatı dersine kadar birçok dersin temelinde Osmanlıca vardır. Osmanlıcayı sular seller gibi öğrenmeden bu işin üstesinden gelemeyeceğinize adım gibi eminim. Bakın ben gelemedim. :)

Osmanlıcada kalıp bulma, vezin bulma, kelime türetme bir yere kadar önemli. Esas önemli olan şey gördüğünüz metni zorluk çekmeden okuyabilmenizdir. Zira 3. sınıfa geçtiğinizde okuyacağınız metinlerin hem yazı tipi (rika, siyâkat, kûfi vs.) hem de içindeki dış unsurlar yani yabancı kelimeler yoğunlukta olacaktır. Terkipler fazla olacaktır ve okumakta zorlanacaksınızdır. Bunun için benim size önerim, 1. sınıfta çok zorlansanız da, çok vaktinizi alsa da günde en az  1 saat okuma ve yarım saat de yazma pratiği yapmanız. Bu şekilde 1 senede, hatta 1 dönemde mükemmel bir şekilde Osmanlıcanızı geliştirirsiniz. (more…)

Yazar: Kaan Fakılı | 1 ahkâm kesilmiş »

Eki
03

üniversite mezunlarına sınav rehberi

Kategori: mühim meseleler, sevgili günlük | 9 ahkâm kesilmiş

Çok iddialı bir başlık oldu sanırım. :) Neyse, aslında yazıda anlatacaklarımı tam olarak ifade etmedi başlık ama daha uygun bir başlık da bulamadım maalesef. Uzun süre evvel yazdığım şu iki yazıya onlarca yorum geldi. Bu yorumlarda benim gözlemlediğim kadarıyla bizim üniversite mezunu arkadaşlar son sınıfa gelene kadar hangi sınav ne işe yarıyor, ALES nedir, KPSS nedir, KPDS nedir gibi soruların cevabını bilmiyor. Öğrenme gereği de duymuyor. Bu doğal bir şey. Ben istedim ki bana sağda solda yönlendirilen soruların cevabını buradan toplu halde vereyim ki herkesin bir işine yarasın. Gelecek kaygısı maalesef ülkemiz gençlerinin hepsinde var. Aynı meslekten onlarca mezun var ve bu mezunlar arkadaşlarınız dahi olsa gün geliyor sizin rakipleriniz oluyor. İşte bu sebeple siz kendinizi rakiplerinizden bir adım önde tutmak için onlardan fazla şeyler bilmeniz gerekiyor. Belki edebiyat, matematik gibi bölümler için değil (elbette önemlidir ama diğer bölümler kadar değil) ama, iktisat, işletme, kamu yönetimi gibi bölümler için İngilizce bilmek büyük bir avantajdır ve seçilmek için iyi bir kriterdir. Her neyse, ben kafanıza takılabilecek soruların cevaplarını aşağıya yazmaya çalışacağım. İnşallah hepimizin işine yarar.

ALES

ALES nedir?

Ales, açılımı ile Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ‘dır. ALES ile sadece iki şey yapabilirsiniz. İlki yüksek lisans yapmak ikincisi ise akademik personel olmak.

Yüksek lisanstan kasıt, herhangi bir üniversitenin tezli ya da tezsiz yüksek lisans programıdır. Mesela edebiyattan tezli yüksek lisans yapmak için ALES şarttır. Sonra formasyon almak için yani ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisansı yapmak için ALES şarttır. Araştırma görevlisi olmak (asistan olmak), okutman olmak, öğretim görevlisi olmak için ALES şarttır. ALES bunlardan başka bir işe yaramaz. Eğer akademik kariyer yapmak ya da formasyon almak istiyorsanız ALES’e mutlaka girmelisiniz.

ALES ne zaman yapılır, başvurular ne zaman olur?

ALES, bahar ve güz dönemi olmak üzere senede iki defa yapılır. Genelde güz dönemi kasım ayında, bahar dönemi ise nisan ayında yapılır. Başvurular da genelde ALES yapılmadan 1 ay evvel falan yapılır. Başvuru süreleri ÖSYM tarafından duyurulur.

ALES barajı kaçtır?

Aslında ALES’ten baraj 55 olsa da her sınavda olduğu gibi bunda da barajı epey bir aşmak gerekiyor. Mesela üniversitelerde akademik personel olmak için ALES’ten en az 70 almak gibi bir zorunluluk vardır. Bugün edebiyat bölümünden mezun olan birisinin ALES’ten mutlaka 80 üzerinde bir not alması gerekir.

ALES ‘in içeriği nedir?

ALES’te 80 sözel ve 80 sayısal olmak üzere toplam 160 soru vardır. ALES geçtiğimiz sene bahar dönemine (2008 Bahar Dönemi) kadar iki oturum halinde yapılmakta idi. Yani sözelci ve sayısalcı ayırmaksızın ilk 1,5 saat sayısal kitapçık dağıtılmakta, kalan 1,5 saatte de sözel kitapçık dağıtılmakta idi. Geçtiğimiz bahar dönemi ile birlikte arka arkaya iki oturum yerine tek oturumda tek kitapçık dağıtıldı ve herkes istediği bölümden başlayabildi. 80 sayılsal sorusu da 40′ı Sayısal 1 ve 40′ı da Sayısal 2 olmak üzere iki bölüme ayrıldı. Bir sözelcinin Sayısal 1′de yaptığı soru başına alacağı puan, Sayısal 2′de yaptığı sorununkinden daha fazladır.

ÜDS

ÜDS nedir?

ÜDS’nin açılımı, Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı ‘dır. ÜDS, adından da belli olacağı gibi yabancı dil sınavıdır. Üniversitelerde akademik kariyer yapmak için, akademik personel olmak için ALES’ten yeterli puanı almanın yanında ÜDS’den de en az 50 almak gerekmektedir. Tabiî araştırma görevlisi ve okutman kadroları için 50 barajı vardır. Doçent olabilmek için ise ÜDS’den en az 65 almak gerekmektedir.

ÜDS ekim ve mart ayları olmak üzere yılda 2 defa yapılmaktadır.

KPDS

KPDS nedir?

KPDS’nin açılımı da Kamu Personeli Dil Sınavı‘dır. KPDS de gerek akademik personel olmak için gerekse de herhangi bir işe girmek için İngilizce isteyenlere göstereceğiniz belgeyi alabilmek için yapılmış bir sınavdır. Sadece İngilizce değil Farsça, Almanca, Arapça gibi sınavlar da KPDS ‘nin bünyesindedir. Atıyorum bir üniversitede Eski Türk edebiyatı bilim dalından yardımcı doçent olacak birisi için KPDS’nin Farsça dil sınavından 65 almak gerekmektedir.

KPDS kasım ve nisan ayları olmak üzere, yılda 2 defa yapılmaktadır.

KPSS

KPSS nedir?

Aslında saydığım ve sayacağım sınavlar arasında en karışık olan sınav KPSS’dir. Çünkü adam gibi bir işe girmek isteyen lise, önlisans ve lisans mezunlarının hepsinin başının belasıdır. :) Ben KPSS’den kısaca bahsetmek istiyorum. KPSS lise ve önlisans (iki yıllık üniversite, yüksekokul) mezunları için her sene bir defa yapılmaktadır. Bir de lisans (4 yıllık üniversite, fakülte) mezunları için yılda bir defa yapılmaktadır.

Devlet personeli olmak için yapılan bir sınavdır. Zaten açılımı da, Kamu Personeli Seçme Sınavı‘dır. Gerek iktisat işletme gibi bölümleren mezun olun, gerek edebiyattan mezun olun gerekse de farklı bölümlerden mezun olun bir kere KPSS’ye girmeniz gerekiyor. KPSS’de üniversite mezunu düz devlet memuru aldıkları gibi herkesin kendi alanına has sınavlar yaparak meslekî devlet memurları alıyorlar. Mesela edebiyat bölümü mezunu birisi Eğitim Bilimleri oturumuna girerek öğretmenlik için yarışabiliyor.

KPSS haftasonu iki gün yapılıyor. Cumartesi sabah genel kültür ve genel yetenek sınavı, öğleden sonra eğitim bilimleri sınavı yapılıyor. Pazar günü sabah ve öğlen oturumlarında ise ekonomi, hukuk gibi diğer alanların sınavları yapılıyor.

Şimdilik benim aklıma gelen ve en çok ihtiyacımız olan sınavlar bunlar. Talep geldiği taktirde araştırıp yenilerini de ekleyebilirim.

Yazar: Kaan Fakılı | 9 ahkâm kesilmiş »

Ağu
29

türkiye’de “edebiyat” mezunu olmak

Kategori: mühim meseleler, sevgili günlük | 54 ahkâm kesilmiş

İşbu yazı ilk paragraftan son paragrafa kadar yer yer gerek devlet kurumlarına, gerek özel kurumlara ve gerekse de başka şeylere ağır ithamlar içermektedir. Bu ithamlar muhtelif zamanlarda küfre doğru kayacak ve haddi aşacaktır. Lütfen Türkiye‘de herhangi bir üniversitede okumayı düşünmediyseniz ve henüz liseyi bitirmediyseniz bu yazıyı okumamanınızı öneririm. Zira yazıdan sonra Türkiye’de üniversite okumaktan vazgeçebilirsiniz. Lütfen bu durumda kabahati bende aramayın.

Yazacağım yazıda bizzat yaşadıklarımı farklı bir bakışla anlatmaya çalışacak, zamanla farklı farklı insanların gözünden aktarmalar yapmaya çalışacağım. Bu yazı bir serzenişin, bir gücenmenin ve bir zora gitmenin yazısı olacağından biraz uzun ve duygusal içerikli olacaktır. Eğer bu tarz yazılara katlanamıyorsanız sayfanın köşesindeki çarpı işareti ile sayfayı kapatabilirsiniz, teşekkür ederim.

Yazımda bizzat kendimi hareket noktası almayı düşündüğüm için başlığı “edebiyat mezunu olmak” şeklinde koydum. Ancak yazıyı Türkiye‘de edebiyat dışında farklı bölümlerden mezun olanlar okuduğunda benden pek farklı hissiyatlara kapılmayacak ve zaman zaman bana hak verecektir. Bu sebeple bu yazıda herkesin duygularına tercümân olmayı istiyorum.

Araya sıkışmış not: Yazıyı okuyan arkadaşlar, yorumlarınızı esirgemeyin lütfen. Bilelim kimin ne sıkıntısı olduğunu. Eğer yorum yazmazsanız yazının pek okunmadığını düşünecek ve gerçekten çok üzüleceğim.

Uzunca bir girizgâhın ardından asıl içeriğe geçmek doğru olacaktır. Ancak yazıya nereden, nasıl başlayacağımı bilemediğim için lafı geveleyip duruyorum. Öncelikle benim şu an hangi okuldan mezun olduğumu ve ne ile meşgul olduğumu bilmenizi isterim. Belki hakkımda sayfasını okuyanlar bunu bileceklerdir, ancak ben yine de belirteyim.

Ben, Kırıkkale Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Şu an işsizim.

Bundan 5 sene kadar önce, dershaneye giderken tercihlerim hususunda epey kararlıydım. Ancak dönem ortasında yaşadığım bir iki hadise benim edebiyatçı olma yönündeki tereddütlerimi ortadan kaldırdı ve dönem ortasından sonra hep edebiyat bölümü okumayı istedim. Bundan 5 sene evvel, yani 2002 ÖSS‘de, yani bu 300′lü puan sisteminin ilk senesinde ÖSS‘ye girdim ve ÖSS Sözel bölümden 266,500 ham puan aldım. Okuldan da 60 puan gelmesi ile -lisede tembel bir öğrenciydim- puanım 326 ‘ya yükseldi ve yaptığım tercihler neticesinde sürpriz bir şekilde Kırıkkale Üniversitesi‘ne yerleştim. Benim edebiyat bölümünü ne kadar istediğimi sanırım yaptığım 23 tercihin de “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümü olması ispatlar.

Edebiyat bölümüne dair aklımda birçok güzellik vardı. Ancak bu güzelliklerin yerini zamanla bıkkınlıklar, küskünlükler ve reddedişler aldı. Daha sonra korkularımla yüzleştim, kırgınlıklarım geçti ve yeniden edebiyata aşık olmaya başladım. Eski idealistliğimi yeniden kazandım, ancak iş işten biraz geçmiş durumdaydı sanırım. Çünkü okulu bir dönem uzatmıştım. Neyse ki sadece bir dönemdi.  Nihayetinde uzun maratonun sonunda bu bölümden mezun oldum. İdealistliğim hâlâ devam ediyordu. Bizim okulda yüksek lisans yapacak ve akademik kariyerimi geliştirecektim. Bir yandan da bir yerlerde iş bulmalı ve masraflarımı çıkarmalıydım. Yapabileceğim işlerin arasında en makulü dershanede edebiyat öğretmenliği yapmaktı. İşte şu andan sonra 1 sene içerisinde yaptığım şeyleri size anlatacağım. (more…)

Yazar: Kaan Fakılı | 54 ahkâm kesilmiş »

123»
Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • edebiyat mezunlarına umut ışığı  (1)
      Erkan Hirik
    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (38)
      evrim seçkin, esra yurtbay, gökçe pehlivan oğlu, Kaan Fakılı, nagehan aytekin, furkan [...]
    • takip ettiklerim  (3)
      muhammed, kpss, Aytekin FAKILI
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (53)
      Kaan Fakılı, serap, serap, Kaan Fakılı, serap, Kaan Fakılı [...]
    • gazi üniversitesi tezsiz yüksek lisans sonuçları  (122)
      Kaan Fakılı, Nevra Yeni, Nihal Kırmaz, Kaan Fakılı, Nihal Kırmaz, Nihal Kırmaz [...]
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak  (1)
      İbrahim KILIÇ
  • son yazılar

    • edebiyat mezunlarına umut ışığı
    • dinle neyden
    • papa: kriz ilahi bir uyarı
    • gözbebeğim
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi
    • latin1′den latin5′e geçiş
    • mevlânâ ve şeb-i arûs
    • dolmasından baklavasına bayram havası
    • iPhone nedir ne değildir
  • ekmek teknesi

    • çiçekçi
    • çiçek siparişi
    • Lida
    • metin2
    • oyun hileleri
    • fx15
    • youtube
    • Burun estetiği
    • plastik cerrahi
    • müzik indir
    • Firmalar
    • oyunlar
    • evden eve nakliyat
  • benden

    • edeb yâ hû edebiyat
    • anadilim türkçe
  • anlık takip

    © Kaan Fakılı