bir kere sevdaya tutulmaya gör
ateşlere yandığının resmidir
aşık dediğin mecnûn misali kör
ne bilsin alemde ne mevsimidir
Kimi zaman böyle müstesna şiirlerin eşsiz dizelerde bulursunuz kendinizi, bazen de bir şarkının o hisli nakaratında… Bazen bir fotoğrafın kusursuz kompozisyonunda bazen de bir ıslığın ritminde…
Kendimi bir şiirin dizelerinde buldum bugün. Bir Cahit Sıtkı Tarancı şiirinin o eşsiz güzelliğinde buldum kendimi. Bu şiir bir sırdı benim için, dehlizlerinde gezdiriyorum ruhumu. Her bir dehlizde onca güzellik, onca ifade hepsinde buluyorum kendimi…
Böylesine duygusal girişlere alışkın değilimdir ben. Duygu adamı olmama rağmen bir türlü duygularımı ifade edememekten muzdaribim. Ve bilgisayar ile tanıştığımdan beri üzüntüyü, sevinci en derinine kadar yaşayamadığımı fark ettim. Hayatımıza birçok kolaylığı getiren bilgisayar aslında birçok şeyi de alıp götürüyor. En azından benim için öyle. Acaba diyorum kendime, en son ne zaman yalnız kalıp da düşündüm? En son ne zaman gündüz yatağıma uzanıp hayatı, bana kattığını, benden aldığını, beni neyden dolayı üzdüğünü düşündüm… Bunu hatırlamayacak kadar uzun…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Uzunca bir süredir yazamadığımı ve günlüğü başıboş bıraktığımın farkındayım. Ancak bu sefer hakikaten geçerli sebeplerim var. Yalnız bu sebepleri anlatmaya ve günlüğün yeni görünümü hakkında yazacaklarıma başlamadan evvel biraz yazmaya ısınmam gerekiyor, bir çeşit idman yani. Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler ki, yazılarımda hiç giriş yapmayı beceremiyor ve ancak böyle laf kalabalığı ile birkaç şey söylüyor ve ondan sonra anlatacaklarımı anlatmaya başlıyoru. Tıpkı bunun gibi…
Yaklaşık 10 gündür üzerinde çalıştığım, günlüğümün yeni görüntüsünü dün gece itibariyle yayına soktum. Epey uğraştan, kararsızlıktan sonra tema bu halini aldı. Alana kadar da gerek benim, gerekse bana yardımcı olan arkadaşlarımın canını çıkardı.
Belki yazarlık kimliğimden, belki de kendini beğenmiş yönümden dolayı bu sefer temamda cesaretli davranarak kendi fotoğrafımı kullanma kararı aldım. Nasıl göründüğümü, sakalımdaki yamukluğu falan bir kenara bırakırsak, üst kısımda bir kitap kapağı havası vermeye çalıştım. Hani şu yeni yeni çıkan kitapların kapaklarında yazarların fotoğraflarını falan kullanıyorlar ya, işte pek sevmesem de o kapaklara…
Tamamını oku |
14 ahkâm kesilmiş »
Dilimizdeki yanlışlardan sık sık söz eder dururuz. Ancak hepimiz bu yanlışarı -bazen farkında olmadan- yaparız. İşte “fotoğraf” ve “resim” kelimeleri ile yapılan bir yanlış da bu farkında olmadan yaptığımız yanlışlardandır.
Fotoğraf çekmek, fotoğraf makinesi ile bir görüntünün sabitlenerek makine içine saklanmasıdır. Resim çekmek ise, fotoğraf makinesi ile bir şeyin biçimini kâğıda geçirmek demektir. Oysa biz “fotoğraf çekmek” kelimesi yerine sürekli resim çekmek kelimesini kullanıyoruz. Unutmayalım ki, resim çizilir, fotoğraf ise çekilir. Fotoğraf bir görüntüyü anında sabitlemektir. Onu sabitlemek için makine dışında bir araç kullanmayız. Ancak resimi kâğıda geçirirken hayal gücümüzü kullanırız, parmaklarımızı kullanırız, resim tekniğinden yararlanırız vs.
Dilde kolaylık kanunu ile biz kolay söyleyebildiğimiz şeyleri tercih ederiz her zaman. Resim de fotoğraf kelimesine göre kolay söylendiği için “fotoğraf çekmek” ifadesini kullanacağımız yerde “resim çekmek” ifadesini kullanırız.
Demek ki neymiş; resim çizilir, fotoğraf da çekilirmiş.
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »