Eminim yazıyı okuduğunuzda, sabah sabah rüyanda mı gördün de yazdın bunları diye soracaksınız kendi kendinize. Hattâ bu adam hiç uyumadan bunları mı düşünüyor diyeceksiniz. Ama dostlar, insan bazı şeylerden gamlanınca onun için böyle şeyleri düşünmenin zamanı ve yeri olmuyor pek.
Öncelikle yazının başlığını size açıklamak istiyorum. Bu güzel, veciz sözün sahibi benim felsefesine büyük hayranlık duyduğum Ömer Hayyam. O bile o rind hayatıyla, o rahat yaşantısıyla belki de imandan önce görmüş adaleti. Evrenin ruhunun adalet olduğunu.
Allah isteyene ibadet etme isteği veriyor. Namaz kılıyor, oruç tutuyor ya da diğer ibadetlerini gideriyor. Ancak iş adalete gelince hiçbirimiz bir türlü dengeyi tutturamıyoruz. Nedense kefe’nin bir kısmı daha ağır basıyor hep. Elimiz onu dengede tutmaya yetmiyor bir türlü.
Aslında adalet kavramını ülkemizdeki iş sorunu, gelir dağılımı ve prestij dağılımı konusuna getirecektim ancak bundan sürakli şikâyet ettiğim için sizi bunaltmak istemedim. Ancak şunu söyleyeyim ki, temelinde her insan özeldir. Her insanın yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Ve…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Son zamanlarda yazma krizim yine tuttu desem yeridir. Yazacak bir konu ve vakit bulamamaktan bir hayli şikâyetçiyim. Hayatım dar bir alanda ilerliyor ve ben artık hayatımla ilgili bir şeyler düşünemiyorum. Ne etrafımda olup bitenlere yorum yapabiliyorum ne de etrafımı doya doya seyredebiliyorum. Sanırım uzun süredir tek yaptığım kafamı önüme eğip bir şeylerle ilgilenmek.
İşte böyle bir kriz anında Esra‘nın mimi beni bu buhrandan çıkaracak diye düşünüyorum. Kendisine Seval ( ne yalan söyleyim Seval, Javacıkız diye namını duyduğumda ben seni motorcu falan sanmıştım.
) tarafından gelen mim’i yorumlamış ve bana da paslamış. Benim de görüşümü merak ettiği için kendisine teşekkür ediyor ve hemen mim’i cevaplamak istiyorum.
neden yazıyorum ? ( neden blogluyorum)
Aslında sitemin farklı isimler altında 3-4 yıllık bir geçmişi olsa da kaanfakili.com.tr adı altında 2 yıldır bir şeyler karalıyorum. Daha önceki sitelerimde yazdığım amaçsız yazıları hiç hesaba katmıyorum çünkü.
Böyle bir site açıp içimi boşaltmak için benim geçerli iki sebebim vardı. Bunların temelinde…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »
Gözlerden kayboldum diye yaşamadığımı düşünmeyin sakın. Gözlerden uzak olsam da yaşıyorum ve hattâ yaşlanıyorum bir şekilde.
Duygularım devam ediyor, gülmelerim, üzülmelerim devam ediyor. Beni hayatta gösteren büyün yaşam faaliyetlerim devam ediyor. Hattâ gezip, eğleniyorum bile. Her şeye az ya da çok zaman bulabiliyorum artık. Bir şekilde bir şeylerden feda etsem de ve feda ettiğim bir şeyler hep eksik kalsa da bir şekilde yaşıyorum işte.
İnsanların başarısını ÖSS‘den aldığı puanla, KPSS‘den aldığı puanla ve hattâ mezun olduğunda hemen işe girmesi ya da girmemesi ile neden değerlendirirler hiç anlamış değilim. Lise hayatım boyunca edebiyat “bölüm”ünde okumayı istediğimi defalarca söylüyorum. Bakın öğretmenlik değil edebiyat bölümü. Araştırma yapmak, bir şeyler yazıp çizmek, duygularını ifade etmek bende her zaman bir tutku olmuştur, kimi zaman bunları az yapsam da. Ancak nedense insanlar bölüm mü, öğretmenlik mi gibi saçma bir sorunun kurbanı yapıyorlar her zaman sizi. Üniversitede geçirdiğim dört yıl boyunca bu saçma sorunun ve bir de “İki yıllık…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Niyetimde böyle bir yazı yazmak olmamasına rağmen son günlerde şu yazıya yazılan bazı yorumlar ve aldığım bazı e-postalara istinaden böyle bir yazıyı yazma gereği duydum. “Türkiye’de edebiyat mezunu olmak” başlıklı yazıda ben, her ne kadar yaşadıklarımı aktarıp, bu bölümü yeni kazanan öğrencilerimize yol göstermek istesem de maalesef birçok arkadaş bana, yazıyı okuduktan sonra bir karamsarlığa kapıldığını, üzüldüğünü, hattâ okulu bırakmak istediğini farklı şekillerde beyan ettiler. Ben de işte bu yazıda aslında durumun o kadar da vahim olmadığını ve birazcık emek neticesinde hayatımızın düzene girebileceğinden bahsetmek istiyorum. İşte böylesine iddialı bir başlığı da bu yüzden atmış bulunuyorum.
Bu yazı, edebiyat bölümüne yeni başlayan genç arkadaşlara rehber niteliğindedir. Hattâ sadece edebiyat bölümü değil, üniversitelerin birçok bölümüne yeni başlayan arkadaşlara rehber niteliğindedir. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımın, diğer yazıda olduğu gibi yorumları ile fikirlerini belirtmelerini istiyorum. Yorumlarda gözlerinizdeki umut ışığını birkez daha görmek istediğimi söylememe gerek yok sanırım.
Daha evvel de bahsettiğim gibi ben Kırıkkale Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden…
Tamamını oku |
17 ahkâm kesilmiş »
Yine bu kaçak uzun süredir nerelerde, nelerle meşgul, neden yazmıyor bu günlüğüne gibi muhtelif sorular soruyor olabilirsiniz kendinize. İşte bu sorularınızın yanıtlarını verecek esas oğlan da nihayet, 12 gün aradan sonra sizin dergahınıza teşrif edebildi. Bu ayrılığın elbet kayda değecek bir sebebi olmalı değil mi?
2005 yılında açtığımız edeb yâ hû isimli edebiyat sitemizi sürekli yeniledik durduk. Kimi zaman Php Nuke oldu, kimi zaman Joomla ve kimi zaman da Wordpress. Ancak hiçbirinde sebat edemedik. Bize yeterli gelmeyen bazı şeyler vardı hep. Yok şurası şöyle, burası böyle gibi çeşit çeşit kulp taktığımız bu sistemler bir türlü ihtiyacımızı karşılayamıyordu. Biz de bir türlü kendimizi adapte edemiyorduk bu siteye. Hep bir şeyler eksikti… Nihayet şu son 15 günlük, yoğun bir çalışma ile edeb yâ hû‘yu tamamen yeniledik.
Gerek tasarımı, gerekse de altyapısı ile sizlere harika bir edeb yâ hû sunduk. Yenilenen sistemde neler yok ki? İşte yenilenen edeb yâ hû için detayı buradan öğrenin.
Son 15 gündür yemeden, içmeden…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »