
Şurada da ramazanların eski ramazanlar ve akabinde bayramların da eski bayramlar olmadığından bahsettim. Her fırsatta da bundan bahsedip duruyorum. Bahsetmeye de devam edeceğim. Belki biz bayram havasını tadacak yaşı aştığımızdan belki de bayramların gerçekten eski bayramlar olmadığından bayramlarda bayram tadı yok. Evet, gerçekten de bayramlara bayram tadı yok. Eğer olsa idi ben bu gece saat 12 olmadan derin bir uykuya hazırlanıyor olurdum. Oysa saat şu an sabahın 5′i ve ben bayramların bayram olmadığından bahsedip durmakla meşgulüm. 2 saat sonra bayram namazı vaktinin girecek olmasına rağmen burada gönül eğlendiriyorum.
Bayramda bayram kutlamak adettendir diye yazmak istedim bu yazıyı. Biraz da bayramdan nasıl tat alabileceğimizden bahsetmek istedim aslında. Benim için bayramlar yeni hatta gıcır kıyafetleri alıp akrabaları dolaşmaktan ibaretti küçükken. Hattâ çoğu zaman bayramlık elbiselerimi başucuma koyuyor öyle yatıyordum. Sabah camiye giderken dahi onları giyebilecek olmanın hevesi ile evden çıkıyor ve yine aynı hevesle koşa koşa eve geliyordum. Tabiî yolda bir bakkala uğrayıp…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »
Bugün düzenli olarak takip ettiğim blogları okurken bizim Suskun‘un günlüğünde “Çocukken Kavrayamadığımız Şeyler” adında güzel bir yazı ile karşılaştım. Yazıyı sonladığımda dudaklarımda bir tebessüm olduğunu fark ettim. Meğer hepimizin çocukluğunda kavrayamadığı birçok şey varmış ve bunlardan bazıları da ortak kavrayamadığımız şeylerdenmiş. Ben de bu yazımda çocukluğumda kavrayamadığım şeylerden bahsetmek istiyorum. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış misali bir mum uydurdum kendi kendime.
Suskun‘un yazısını mim olarak aldım kabul ettim, aldım kabul ettim, aldım kabul ettim.
Ben de birkaç kişiyi mimlemek istiyorum. Canları isterse yazar, memnun oluruz. Hem ne ilginç çocukluklar varmış onları öğreniriz
Çocukluk bambaşka bir şeydir. Küçük dünyamızda yeni yeni gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz şeyleri tanımlamaya çalışırız. Çoğunda yanlış tanımlamalarda bulunsak da yine de anlamlandırmaya çalışıyoruz her şeyi. Onun için değil midir ki her söylenen şeye defalarca “ne?”, “ne?” dememiz? Ya da bir elin her parmağını tek tek tutup, her birine “bu ne?”, “bu ne?”, “bu ne?” diye sormamız… Çocukluk gerçekten…
Tamamını oku |
5 ahkâm kesilmiş »