‘blog ödülleri’ kelimesi ile ilgili yazılara göz atıyorsunuz

2. türk ? yazarları ankara buluşması

Sanırım aklınıza ilk takılan başlıkta kullandığım soru işareti (?) olacaktır. Hemen size neden başlıkta “blog” kelimesi değil de ‘?’ni kullandığımı söylemek istiyorum. Bildiğiniz gibi “Türk “blog” yazarları” olarak daha evvel ilkini yaptığımız -şurada bahsettim- bugün ise ikincisini yaptığımız toplantımızda birkaç ana madde üzerinde görüşlerimizi belirtecektik. Bu maddelerden bir tanesi de daha evvel Erdem ile mütalaasını yaptığımız “blog” kelimesi yerine Türkçe bir kelime kullanmak ve bu “blog”larda Türkçe kullanımı ile ilgili noktalardı. Velev ki bu toplantıda bulunan hemen hemen herkes “blog” kelimesi yerine Türkçe bir kelime kullanma taraftarı olduğunu belirtti. Bu günden sonra da hangi kelimeyi kullanacağımıza dair çeşitli araştırmalar yapmaya başlayacağız. İşte ortak bir kelime belirlenene kadar “blog” kelimesi yerine elimden geldiğince hiçbir kelime kullanmamaya çalışacağım. O kelimeyi bulunca da sizlere duyuracağız inşallah.

“?” Yazarları Toplantısından Notlar

“Blog” Ödülleri

“Blog” ödülleri konusunda hemen hemen herkes, bu ödüllerin, böyle bir yarışmanın gerekliliğinden ancak uygulanış şeklindeki eksikliklerden söz etti. Oylamaların adaletsizliği, yeterince şeffaf olmayan oylamalar, oylamalarda eksik olan belirleyici kıstaslar gibi eksiklikler herkesin üzerinde mutabık kaldığı etkinliklerdi. Ayrıca bu organizasyonun ilk olması ve bundan dolayı da bu kadar eksikliğin olmasının normal olduğu üzerinde birleştik ve hoş görülü olmaya karar verdik. Kimseyi dövmeyeceğiz. :) Bildirdiğimiz görüşleri Erhan sağ olsun not aldı. Onları artık “Blog Ödülleri” yönetimine bildirecektir ve inşallah bildirilerimiz değerlendirilmeye alınacaktır.

Bilişim Hukuku

Bilişim hukuku günün önemli konularından bir tanesiydi. Erhan‘ın ön hazırlığı ile bizlere sunduğu bilişim kanunu gerçekten çok faydalı oldu. Bu konuda gerçekten bilgilenmiş olduk. Mesela her internet sitesinin bir iletişim sayfası, ad soyad gibi bilgilerinin olduğu bir iki sayfasının olmamasının suç olduğunu öğrendim. Bu konu hakkında ileride bir şeyler yazmayı planlıyorum. Teşekkürler Erhan.

Blogcuforum.Net

Gülşah isimli “blog” yazarının açtığı “blogcuforum.net“in birazcık tanıtımını yaptı. Ne yapmak istediğini, bugüne kadar ne yaptığını vs. anlattı. Biz de ona elimizden geldiğince destek verme kararı aldık. Ayrıca “blog” kelimesi yerine Türkçe bir isim bulduğumuzda yeni alan adını(domain) Erhan ben alacağım diye kendisine söz verdi. :)

“blog” Kelimesi Yerine Türkçe Bir Kelime Kullanılması ve Akabinde “blog”larda Türkçe Kullanımı

Bence bugün konuşulan ve bize bir şeyler ürettiren en önemli konu buydu. Çünkü herkes bu durumdan şikayetçi olsa da bireysel çözümler üretemediğimiz için gündeme oturan bir konu değildi. Ancak bugün herkes bu konudaki rahatsızlığını ve konunun önemini dile getirdiği için bir aşama katettiğimizi düşünüyorum. Bu konuda Erdem‘in kararlı tavrı benim dikkatimden kaçması. Sanırım buluşmaya gelenlerin de dikkatinden kaçmamıştır.

“Blog” kelimesinin yerine Türkçe bir kelime kullanma kararı aldık. Çünkü türeteceğimiz herhangi bir Türkçe kelime “blog” kelimesine nazaran kullanıcılara daha fazla şey hitap edecektir. Bununla birlikte dilimizin kimliğimiz olduğuna, kültürümüz olduğuna, milletimizin, varlığımızın teminatı olduğuna dair fikirlerimizi beyan ettik. Bizi diğer milletlerden ayıran en önemli özelliğin dil olduğunu söyledik. Buluşmamıza “Blog Yazarları” değil de “Türk Blog Yazarları” dediğimizin en önemli nedeninin “Türk” kelimesi olduğunu, bizi diğer milletlerden “Türk” kelimesinin ayırt ettiğini belirttik. “Türk”ün de en iyi ayırt edici özelliğinin dili olduğunu söyledik. İşte tüm bu sebeplerden dolayı “blog” kelimesine Türkçe bir karşılık aramaya başladık. Bulduğumuz karşılıklardan bir tanesini kararlaştırıp tüm “blog” yazarları olarak o kelimeyi kullanacağız.

Siz de “blog” kelimesine karşılık önermek istiyorsanız, bu iş için özellikle kurduğumuz şu internet sayfasına göz atabilir ve yorumda bulunabilirsiniz.

Bu yukarıda saydığım konuların dışında önemli önemsiz bir sürü konu konuştuk. Onlar benim şu an aklıma gelmiyor. Not alan, aklında olan arkadaşlar eminim ki yazacaklardır. Benim şimdiki yazacaklarım bu kadar. :)

Kendi günlüklerinde buluşmadan bahsedenler

Erkan Hirik, Gülşah, Erdem Çorapçıoğlu, Sanal Duvar, Ne Yazsak, Wp Türkiye, Barış Ünver, Hüseyin Mert

son günlerde günlüğüm…

Son günlerde bir şey yazamadığım için yazı yazmaya nereden başlayacağımı unuttum sanırım. Bari bildiri özeti yazar gibi, bu yazımızda şundan bundan bahsedeceğiz diyeyim, ne dersiniz. :) Neyse, bu yazımda son günlerde günlüğümün neden kapalı kaldığı ile ilgili birkaç kelam edeceğim.

Günlüğümün müdavimi olanlar birkaç gündür günlüğümün kapalı olduğunu biliyor, merak ediyor. Günlüğün durumunu merak edip soran her arkadaşa teşekkür ederim ilkin.

Birkaç gün evvel günlüğe ulaşamadığımı fark edince hemen benim barıdırma (hosting) sağlayıcım Ankabt ile görüşmeye başladım. Tabiî ki sahibi de bizim Şaho. :) O da bana sunucuyu başka bir veri merkezine (datacenter) taşıdığını ve sitelerin bir iki gün içerisinde açılacağını söyledi. Ben de bu taşıma işi ani olduğu için siteyi geçici olarak başka sunucuya taşıyamadım ve maalesef bu süre içerisinde de sitem kapalı kaldı. Artık kusura bakmazsınız değil mi? :)

İnsanın alışkanlıklarından vazgeçmesi gerçekten zor oluyormuş. Alışkanlıkları onun bir adım ötesine gittiğinde onu özlüyormuş. Benim de öyle oldu sanırım. Günlüğüm açık olmayınca düşüncelerim, duygularım hep havada kaldı. Yazacak bir yerim olmadığı için kendimi boşlukta hissettim sanırım. Birkaç gündür o kadar çok şey geçirdim ki zihnimden, o kadar konuda kendimi yordum ki tahmin bile edemezsiniz. :) 2008 blog ödüllerinden tutun da  sigaranın insan haklarına aykırlığına kadar her şeyi düşündüm durdum. İleriki zamanlarda inşallah bunları günlüğüme yazacağım. Şimdiden beni izlemeye devam edin diyeyim. Sözü fazla uzatmak istemiyorum sanırım.

Not: Bu yazının sonunda da yazmaya ara vermenin ne kadar köreltici bir şey olduğunu görmüş oldum.

2008 blog ödülleri oylaması başladı

Aslında blog kelimesini kullanmayı pek sevmesem de sürüye katılmak için ben de blog diyorum yer yer. Yine de siz bunu günlük anlayın e mi sevgili takipçilerim. :) 2008 yılının blog ödülleri yarışmasına kayıtlar sona erdi ve kayıt edilen siteleri oylamak için site kullanıcılara açıldı. Ben kaanfakili.com.tr müptelasıyım diyen herkes kaanfakili.com.tr’yi üst sıralara çıkarmak isterse şu sayfadan siteye önce üye olacaklar ve daha sonra da şu kategoriden (kişisel) kaanfakili.com.tr ‘yi bulacaklar ve oylarını verecekler.  Üye girişi yaptığınız zaman oy verme butonu belirecektir. Bir üye bir kategori altında sadece bir bloga oy verebilir. Bir de kültür sanat kategorisi altında edebyahu.com ‘a oy verirseniz demeyin keyfimize. :)

türk blog yazarları ankara buluşmasından notlar

Türk Blog Yazarları Ankara Buluşması

Aslında bu buluşmayı zaten buluşmaya katılan herkes günlüğüne not ediyor zaten, benim etmeme ne gerek var diye saçma bir kanı ile bu konuda pek bir şey yazmak istemiyordum. Ancak bugün bu konu ile ilgili bir şeyler yazan arkadaşlara bakarak ben de özendim ve buluşma ile ilgili bir şeyler yazmaya karar verdim.

Buluşma salonuna giderken kimseyi tanımıyor olmanın verdiği bir tedirginlik ile adımlarımı aheste bir şekilde atıyordum. Oraya gidecektim, hiç tanımadığım kişilerle tanışacak ve sanki kırk yıllık ahbap gibi sohbet edecek, fikir paylaşımında bulunacaktım. Biraz garip geliyordu bana. Salona ilk girdiğimde 15-20 kişilik bir ekibin dağınık bir şekilde oturduklarını gördüm. Merdivenin tam karşısında arkası dönük bir şekilde Barış oturuyordu. Onu hemen kabarık saçlarından tanıdım. Kendimi tanıttıktan sonra alelacele yaka kartımı da aldım ve yular gibi boynuma taktım. Daha sonra arkaplânda kalacak şekilde sohbeti dinlemeye koyuldum. Yaklaşık 15 dakika kadar dağınık şekilde oturduk. Daha sonra büyük iş adamlarının toplantı masaları gibi masaları yerleştirerek kendimize bir oturma plânı çıkarttık. Neyse yaklaşık 25 kişi idik.

Hepimiz günlüklerimizde ahkâm kesmeyi biliyorduk. Ancak iş dille bir şeyler ifade etmeye gelince sus pus olduk. Başta da ben. :) Ancak ilerleyen zaman hepimizin tutukluğunu çözmeye biraz daha yardımcı oldu diyebilirim. İlk önce hepimiz günlüklerimizi tanıttık. Daha sonra da başladık listedeki konulardan konuşmaya. Günün en çok tartışılan konusu “içerik hırsızlığı” konusuydu. Sanırım sonu gelmeyen kısır bir tartışma olsa gerek. :)

Toplantı boyunca pek konuşmamayı tercih ettim. Genelde yeni girdiğim ortamlarda konuşulanlardan çok konuşanlara dikkat etmeye çalışırım. Bende ne gibi bir intiba bıraktığı her şeyden çok önemlidir. Burada da onu yapmaya çalıştım. Anladım ki, hepimiz samimi bir şeylerin peşindeyiz. Hepimizin orada ortak bir derdi, ortak sevinçleri var. Ben nasıl Alexa‘da sitemin 50.000 sıra birden üstte çıktığında çocuklar gibi seviniyorsam, oradaki herkes de o şekilde seviniyormuş. Farklılık içinde birliğin ne olduğunu da öğrenmiş oldum. Read more »

2008 blog ödülleri kaydı başladı

Bloglama sahipleri tarafından açılan 2008 blog ödüllerine kayıtlar başladı. 10 farklı kategoriden herhangi birisine blogunuzun kaydını yaptırabilirsiniz. Kayıtlar 15 Nisan’a kadar sürecek. 15 Nisan’dan sonra oylama aşamasına geçilecek. Bence bir an önce kuralları okuyup blogunuzun kaydını yaptırın. kaanfakili.com.tr ‘yi ben de kişisel bloglar kategorisine kaydedeceğim az sonra. Amacım kazanmak değil. Biraz daha tanınmamı sağlamak diyelim. Oylarınızı bekliyorum. :) Read more »

arşiv

etkileşim

Add to Technorati Favorites

Kısa kısa

add mitingleri başlamış
Bu Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) hiç uslanmayacak sanırım. Adamlar zırt pırt miting yapıp duruyorlar. Herhalde bir şeyleri bahane aramak için stres atıyorlar gibime geliyor. “Atatürk ve Demokrasi Mitingi” adında miting düzenlemişler. En son geçen sene Nisan ayında “Cumhuriyet” adına mitingler yapmışlardı. Efendim vatandaşın sessiz kalmaması, siyaset yapması beni sevindiriyor. Bu düşündüğümüzü ve geliştiğimizi gösterir. Ancak bu mitinglerin ülkeyi bölmeye yönelik yapılması beni çileden çıkarıyor. Bu adamlar mitinglerde ellerine alıp Türk bayrağı sallıyorlar. İşte biz Türküz diyorlar. Peki ya siz Türksünüz de sizi desteklemeyenler Türk değil mi? Bu bayrağı bu işe alet ediyorlar. İşte hani şu “bir şeyi siyasete alet ediyorlar” diye bangır bangır bağırıyorlar ya, bu da ondan farksız efendim. Siz bayrağa bu saygısızlığı nasıl yaparsınız. Emin olun ben bayrağımı sizden daha çok seviyorum. Atatürk Türkiye’de yaşayan herkesi birleştirmeye çalışmıştı ama siz ayırmaya çalışıyorsunuz. İşte sizin “Sahte Atatürkçü Düşünceniz”. Hoş bu seneki mitingin konusu da çok başka zaten. Adamlar “ergenekon”u bahane ederek darbecileri savunuyorlar. Ben bir yerlerde demiştim bu ADD darbeci zihniyette diye ama bana o zaman ateş püskürmüşlerdi. Şimdi kendileri görsünler bakalım… (0)

wall - e
Ben oldum olası animasyonları normal filmlere tercih eden birisiyim. Animasyonlardaki o yaratıcılık, seslendirme ve konu bana her zaman cazip gelmiştir. Bir animasyon bağımlısı olarak son zanlarda seyrettiğim en güzel animasyonu, izlemeniz için öneriyorum, Wall - E. Yine robot dünyasına ait bir animasyon. :) Genel olarak iki robotun aşkını anlatıyor. Robot deyip geçmemek gerek, o kadar tatlı bir robot ki, film boyunca gülmekten kendinizi alamayacaksınız.:) Tıpkı bizim şaşkın aşıklar gibi bir robot. Filmin en sevdiğim yeri, dişi robotun elini tutmaya çalışmasıydı. O sahneyi izlediğinizde benimle aynı duyguları paylaşacağınıza eminim. :) (0)

stresli olmayı sevmiyorum
Birisi bana kendini hangi kelime ile tanımlarsın diye sorsa, herhalde “gamsız” kelimesini tercih ederdim. Aslına bakarsanız “gamsız” kelimesi beni anlatıyor gibi gözükse de “gönlü rahat” ifadesinin beni daha çok anlattığını düşünüyorum. Ben beni bildim bileli tevekkülü yol edinmişimdir kendime. Bir şey olacaksa ve biz onun gidişatına müdahale edemiyor ve sonuçlarını değiştiremiyorsak,  bırakalım olsun. Ondan en az zararla kurtulmaya bakalım. Bir sınav sonucumuzun kötü geleceğini biliyorsak mesela, üzülüp ağlamanın pek yararı yok diye düşünüyorum. Nasıl olsa elden bir şey gelmez, Allah bilir deyip kapatmak gerekiyor diye düşünürüm. Ancak bazı şeyler var ki, insan ona kafayı taktığı zaman geceleri uyuyamaz, oturduğu yerde duramaz oluyor. İnanın açık camdan aşağı atlayıp kilometrelerce yürümek istiyor. İşte ben bundan olmayı sevmiyorum. Gönlü rahat olan bir insan böyle bir şeyi kaldıramıyor. Sanırım sabretmek böyle bir gecenin sabahında hâlâ hayatta kalmak olsa gerek. (1)

atatürk'ü sevmek neredeyse suçmuş
CHP lideri Deniz Baykal, Karaburun‘da halkın içine karışmış ve lokma falan dağıtmış. Pazar yerini gezmiş falan ve bir yandan da siyasî söylemleri eksik etmemiş. Demiş ki, “Atatürk‘ü sevmek neredeyse suç.” Efendim bu ülkede yıllardır Atatürk‘ü sevmemek suç zaten. Şimdi onu sevmenin suç olduğunu kim söylüyor ? Ben hep derim, bir insanı kimse zorla sevemez. Saygı duymak başka, minnet duymak başka kezâ sevmek başkadır. Ayrıca Atatürk’ü zorla sevdirmeye çalışanlar onun bilhassa arkasına saklananlardır. Atatürk’ün doğrularını ve yanlışlarını ortaya dökün, eleştirel gözle bir bakın, o zaman bakın millet nasıl seviyor Atatürk’ü. Bu adamlar özellikle bir kısım insanı eleştirmek için, onların yanlışını bulmak için bunlar Atatürk’ü sevmiyor diye söylemlerde bulunuyorlar. Bir nevi tahrik etme yani. Ayıp ayıp. Onun için böyle “masalarında Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ü seven” benden beş metre uzakta gitsin. Onlar ancak Atatürk’ü lafta severler. Ezberlerler Atatürk ilkelerini, her fırsatta papağan gibi bunlar tekrarlarlar. Acaba bu ilkerlerin bir tanesinin ne demek olduğunu hiç araştırmışlar mıdır? Acaba bunların bir tanesi günümüzde artık geçerli değil deyip üzerinde fikir yürütmüşler midir? Hiç sanmıyorum. Bağnazlığın ta kendisidir bu. İşte bu sebeple Atatürkçüyüm diyen adamdan korkarım. (0)

birkaç dil bilim terimi
Üniversitede, 4. sınıfın ilk döneminde, Türkiye Türkçesi Yapı Bilgisi diye bir ders vardı. Derste sağ olsun hocamız bize birçok dil bilim terimini ezberletti. :) Biraz da olsa ilgi duyanların sıklıkla karşılaşacağı terimler bunlar.

  • Fonoloji: Ses Bilgisi
  • Etimoloji: Köken Bilgisi
  • Morfoloji: Yapı Bilgisi
  • Sentaks: Söz Dizimi
  • Filoloji: Dil Bilim ama daha çok tarihi dil metinlerinin çözümü ve tahlili.
  • Semantik: Anlam Bilgisi
  • Leksikoloji: Sözlük Bilimi
  • Stilistik: Üslûp Bilimi
  • Onomastik: Ad Bilimi
  • Fonem: Bilinçli olarak çıkarılan ve kelimelerde mânâ değişikliği yapabilen seslerdir. Mesela: “tok” ve “yok” kelimelerindeki “t” ve “y” sesleri birer fonemdir.
  • Alefon: Örnek üzerinde belirtelim, “düğün” ve “dügün” kelimelerindeki “g” ve “ğ” sesleri alefondur. “bakmağa” ve “bakmaya” kelimelerindeki “ğ” ve “y” sesleri alefondur.
  • Alamorf: Değişken şekillilik, yani varyant demektir. Mesela “-lık” ekinin birkaç farklı alamorfu vardır: -lık, -lik, -luk, -lük.
  • Vokal: Sesli harf.
  • Konsonant: Sessiz harf.
Sizin de kafanıza takılan dil bilim terimleri varsa doğru yere geldiniz. Siz sorun, ben bulayım. :) (0)

son yorumlar