<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>n. kaan fakılı &#187; beyin</title>
	<atom:link href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/beyin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaanfakili.com.tr</link>
	<description>hüzün ki en ziyade yakışandır bize</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 22:29:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>mutluluk bir varış değil yolculuktur</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/mutluluk-bir-varis-degil-yolculuktur/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/mutluluk-bir-varis-degil-yolculuktur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 22:14:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[12 tm b]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[düşün ve başar]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce gücü]]></category>
		<category><![CDATA[kaan öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[karamsarlık]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[<p>Son günlerde yazdığım yazılara şöyle bir baktım da, sanırım istediğim <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/gunluk" target="_blank"><strong>günlük </strong></a>formatına biraz daha ulaştım gibi geliyor. Hani daha fazla <strong>kişisel yazılar</strong>ın yer aldığı, günlük hayatta karşılaştığım durumları daha fazla aktardığım bir format. Her ne kadar son günlerde yazma işini iyice seyreltsem de yine de yazılarımın bu biçim(format) içinde olması beni sevindiriyor. İşte bundan hareketle acaba diyorum hayatımı mı arşivlesem? Günlük hayatta karşılaştığım önemli şeyleri değil de her şeyi ama her şeyi mi yazsam? Bunu zaman gösterecek artık değil mi?</p>
<p>2 haftadır yaşadığım yoğunluktan dolayı kişisel işlerime pek vakit ayıramıyorum. Şöyle gönlüm alabildiğince gezemiyorum mesela. Otübüse binip de <strong><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kizilay" target="_blank">Kızılay</a></strong>&#8216;da kitapçıları dolaşamıyorum. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi gibi gözüksem de aslında memnunum hayatımdan. Yavaş yavaş okuluma uyum sağlamaya çalışıyor, öğrencilerimle diyaloglarımı biraz daha ilerletiyor ve tecrübeme tecrübe katmaya çalışıyorum. Bir süre sonra anlıyorum ki aslında benim hayatım bu imiş. Benin gönlümün alabildiği hunharca gezmek değil de öğrencilerle kaliteli,&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde yazdığım yazılara şöyle bir baktım da, sanırım istediğim <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/gunluk" target="_blank"><strong>günlük </strong></a>formatına biraz daha ulaştım gibi geliyor. Hani daha fazla <strong>kişisel yazılar</strong>ın yer aldığı, günlük hayatta karşılaştığım durumları daha fazla aktardığım bir format. Her ne kadar son günlerde yazma işini iyice seyreltsem de yine de yazılarımın bu biçim(format) içinde olması beni sevindiriyor. İşte bundan hareketle acaba diyorum hayatımı mı arşivlesem? Günlük hayatta karşılaştığım önemli şeyleri değil de her şeyi ama her şeyi mi yazsam? Bunu zaman gösterecek artık değil mi?</p>
<p>2 haftadır yaşadığım yoğunluktan dolayı kişisel işlerime pek vakit ayıramıyorum. Şöyle gönlüm alabildiğince gezemiyorum mesela. Otübüse binip de <strong><a href="http://www.kaanfakili.com.tr/etiket/kizilay" target="_blank">Kızılay</a></strong>&#8216;da kitapçıları dolaşamıyorum. Her ne kadar bu durumdan şikayetçi gibi gözüksem de aslında memnunum hayatımdan. Yavaş yavaş okuluma uyum sağlamaya çalışıyor, öğrencilerimle diyaloglarımı biraz daha ilerletiyor ve tecrübeme tecrübe katmaya çalışıyorum. Bir süre sonra anlıyorum ki aslında benim hayatım bu imiş. Benin gönlümün alabildiği hunharca gezmek değil de öğrencilerle kaliteli, güzel diyaloglar geliştirerek onlara faydalı bir <strong>öğretmen</strong>, bir <strong>ağabey </strong>olabilmek&#8230;</p>
<p>İşte bu düşünceden hareketle bu hafta öğrencilerime biraz daha fazla yakın davranmaya çalıştım. Hattâ elimden geldiğince onların kişisel sorunlarını dinlemeye, onlara öğütler vermeden, kendi hayatımdan kesintiler anlatarak onlara yön göstermeye çalıştım. Bunda ne kadar başarılı olduğumu şu an tam olarak kestirmek mümkün değil belki ama yine de içimin rahatlığı, huzuru doğru şeyler yaptığımı hissettiriyor bana. Bir de şu husus var ki, öğrencilerimin günlüğünü rahatlıkla okuyabildikleri öğretmenlerinin ne kadar iç hesaplaşmalar yaptığını, kendini ne kadar eleştirdiğini, neler hissettiğini, nelere üzüldüğünü, nelere sevindiğini bilmeleri sanırım hoş bir şey ols gerek. Zira hem benim onlara yakınlık derecemi bu şekilde anlayabilirler ve aramızdaki diyaloglara yön verebilirler.</p>
<p>Hayatımın son döneminde çok fazla önemsediğim, hayatı düşünce ile şekillendirme konusu üzerine bugün 12 TM &#8211; B &#8216;de birkaç öğrencim ile pey bir sohbet ettik. Onları dinleyerek onların sıkıntısına bir nebze olsun çözüm bulmaya çalışan <strong>Kaan Öğretmen</strong>lerinin aslında o anda zihninden çok fazla düşünce geçirdiğini pek kestiremediler sanırım.</p>
<p>Kaan Öğretmen onlarla orada sohbet ederken, onların yaşadığı o sorunlardan bazılarını halen yaşadığını düşünüyor ve neden bu sorunlara onlar kadar içten üzülemediğini, hatta üzülemediğini düşünüyor. İşte buradan hareketle <a href="http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/" target="_blank"><strong>hayatı düşünce ile şekillendirme metodları</strong></a>na yenilerini daha eklediğini fark ediyor.Tabiî bu methodlar sadece kendi hayatında yaşadıklarını çözmek için kendinin belirlediği methodlar. Yoksa bir kişisel gelişim uzmanından falan yardım aldığı yok.</p>
<p>Öğrencilerimin yaşadığı sorunların benzerlerini ben de yakın geçmişimde yaşadım ve bazılarını halen yaşıyorum. Ancak ben onlar gibi olaylara bu kadar kötümser bakmıyor ve olumsuz düşünmüyorum. Bundan dolayıdır ki bu yaşadığım olaylar beni o kadar sarsmıyor, üzmüyor, kahretmiyor. Oysa diyorum yaşadıklarım onlarınki ile aynı. Neden ben üzülmüyorum da onlar üzülüyor? İşte o anda olaylara bakışın, yaşamın belli dönemlerinde değiştiğini fark ediyorum. 15-20 yaş arasındaki bir gencin sevgilisinin olması onun için hayatını yolunda götürmenin, mutlu olmanın tek şartı. Oysa ben kendime bakıyorum, bir sevgilim olsa bile mutlu olamayacağım şeyler görüyorum. Henüz hayatımı tam olarak şekillendiremediğimi düşünüyor ve bundan dolayı üzülüyorum. Belki aradan 5 sene geçince üzüleceğim farklı şeyler ortaya çıkıyor.</p>
<p>Üst paragraftaki düşüncelerimden öyle bir sonuca varıyorum ki, 10 tane kişisel gelişim uzmanı gelse yakama asılsa bu kadar etkili olmaz sanırım:</p>
<p><strong>&#8220;Mutluluk varış değil bir yolculuktur.&#8221;</strong></p>
<p>ÖSS&#8217;ye hazırlanan bu gençler için mutluluğun tek şartı ÖSS, üniversitede okuyan bir genç için mutluluğun şartı üniversiteyi bitirmek, üniversiteyi bitiren bir genç için mutluluğun tek şartı iyi bir işe sahip olmak, iyi bir işe sahip olan bir gencin mutluluğunun tek şartı iyi bir eşe sahip olmak. Sonra mutluluğun şartı bir çocuk, sonra mutluluğun  şartı çocuğun büyümesi, sonra mutluluğun şartı çocuğun eğitimi, sonra üniversiteyi kazanması&#8230; ve sil baştan aynı yere dönüyoruz değil mi?</p>
<p>Mutluluğun bizim için bir varış değil bir yolculuk olduğunu bilmemiz, attığımız her adımdan zevk almamızı sağlar diye düşünüyorum. Yaptığımız her işin, her düşüncemizin bir öneminin olduğunu bilsek ne kadar mutlu oluruz değil mi?</p>
<p><strong>Kaos teorisi</strong>nden bahsettiğim bugün öğrencilerime. Hani şu bir kelebeğin kanat çırpışının neticesinde dünyanın yarısının yok olabileceği teori. İşte hayatımızı böyle bir ritme bağlarsak ve hayatımızı bir kelebek gibi yaşarsak gerçekten mutlu olabiliriz. Üzüntülerimizin ve sevinçlerimizin aslında bizim geleceğimizi şekillendirdiğini bilebilsek o zaman es geçmesini biliriz.</p>
<p>Mutlu olmak için merkeze kendimizi almalıyız. Herhangi bir insana ya da bir mevkiye bağlı mutluluk bizi tam anlamıyla mutlu etmeyecektir. Geçici bir mutluluğun bize hiçbir faydası yoktur.</p>
<p>Baki mutluluklara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/mutluluk-bir-varis-degil-yolculuktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>düşünce gücü ile hayatı şekillendirmek</title>
		<link>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/</link>
		<comments>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 03:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kaan Fakılı</dc:creator>
				<category><![CDATA[mühim meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili günlük]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[düşün ve başar]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce gücü]]></category>
		<category><![CDATA[karamsarlık]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[pavlov]]></category>
		<category><![CDATA[secret]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaanfakili.com.tr/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[<p><img title="ağaç kafa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/zamandilimiagacrb4.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Öncelikle sabahın 05.30&#8242;unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda <strong>huri</strong>lerle ya da <strong>nuri</strong>lerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kerahat_vakti" target="_blank"><strong>kerahat vakti</strong></a>ni uyanık geçirmeye çalışıyorum. <strong>Kerahat vakti</strong>, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep &#8220;oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine&#8221; diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki <strong>kerahet </strong>pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="ağaç kafa" src="http://www.kaanfakili.com.tr/wp-content/uploads/2008/09/zamandilimiagacrb4.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" align="left" />Öncelikle sabahın 05.30&#8242;unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda <strong>huri</strong>lerle ya da <strong>nuri</strong>lerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kerahat_vakti" target="_blank"><strong>kerahat vakti</strong></a>ni uyanık geçirmeye çalışıyorum. <strong>Kerahat vakti</strong>, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep &#8220;oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine&#8221; diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki <strong>kerahet </strong>pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol bol düşünmeye çabaladım. Düşünmeyi gerçekten seven birisiyim. Daha evvelki sinema yorumlarımda bunu sık sık dile getiriyorum, beni düzenli okuyanlar bilirler. İşte bu yazıda da düşünce gücü ile insan hayatını şekillenmesinin mümkün olup olmadığını her zamanki gibi &#8220;kendi&#8221; penceremden bakarak anlatacağım.</p>
<p>Evveliyatında odun gibi bir adamdım ben. Evet görünüş itibariyle belki hâlen öyleyim ancak beni fikrî bir kurcalamaya girersiniz incelmiş bir adam görürsün. Efendim bunun en önemli sağlayıcısı da düşünmek sanırım. Hayatımda yaşadığım birçok şey üzerine düşünürüm ben. O kadar düşünürüm ki, akıl sağlığımı bile yer yer kaybettiğimi zannediyorum. Bir ara bu kadar düşündüğüm için Bakırköy&#8217;ün önündeki heykel gibi olacağımı zannederken, sağ olsun bazı psikologlar, kişisel gelişim uzmanları düşünmenin insanın beynini geliştirdiğini söylediler ve işte ben de o günden bugüne değin hunharca düşünüyorum. İnsan beyni, kişisel gelişimcilerin söylediğine göre, hücreler şeklinde dizayn edilmiş. Petek bal gibi düşünün. Çok kenarı olan ve birbirine bağlı olan bir sürü hücre. İşte insan beyni bir konu üzerinde ne kadar çok düşünür ve ne kadar çok okursa o hücreler birbirine bağlı olarak genişlermiş, yeni hücre odaları açılırmış ve işte insanın o düşündüğü şeyde uzmanlığı artarmış. Neyse, düşünmenin önemine bahsettikten sonra kendimden hareketle biraz düşünce gücüne değineceğim. Açık konuşmak gerekirse, ben kişisel gelişim kitaplarının ve kişisel gelişim danışmanlarının insanı geliştirdiğini düşünüyorum. &#8220;Yok efendim onlar birer zırvalıktır&#8221; diyen varsa ya da &#8220;ben bunlara inanmıyorum ya&#8221; falan diyen varsa hiç bence yazının buradan sonraki kısmını okumasın derim ben.</p>
<p>Sizlere düşüncenizi nasıl kontrol edeceğinizi ben anlatamam elbette. Çünkü ben bu konuda ihtisas sahibi birisi değilim. Ancak düşünce ile hayatın şekillenebileceğine dair bir şeyler söyleyeceğim. İnanın dostlarım, inanın ben hayatımda anlattığım şeyleri uyguluyorum ve olumlu sonuçlar alıyorum. Düşünce gücüne inanıyorsanız sizlere ilk önerim &#8220;<strong>hayata olumlu yönten bakma</strong>&#8220;nızdır. Bunun için size bir deney anlatayım:</p>
<p>Aynı musluğa ya da aynı damacanaya ait bir litrelik suyu iki bardağa boşaltıyorlar. Bu iki bardaktan birisini bir odaya diğerini de başka bir odaya koyuyorlar. İki odanın da sıcaklığı, güneş alma açısı, nem oranı falan filan her şey aynı. Yani iki su da eşit şartlar altında bulunuyorlar. Bir adam 4 gün boyunca iki su ile de konuşuyor. Birisine sürekli hakaret ediyor, onu yerden yere vuruyor ve diğer suya ise övgü dolu sözler söylüyor. Onu methediyor, onu sevdiğini söylüyor. Aklınıza gelebilecek onlarca güzel sözü sarfediyor. 4 gün sonunda iki suyu yanyana getiriyorlar. Bir bakıyorlar iki su birbirinden çok farklı hale gelmiş. Birisi yani çok hakaret yiyen su kötü kokular yayıyor ve bulanık duruyor; diğer su ise daha bir berraklaşmış ve kristalleşmiş. Evet arkadaşlar, inanın bir su bile sizin düşünce gücünüzden etkileniyor ve ona göre tepki veriyor. Aslında su deyip geçmemek gerek. İnsanın yüzde 60&#8242;ının sudan oluştuğunu düşünürsek&#8230; Bilmem anlatabildim mi?<span id="more-474"></span></p>
<p>Hayata olumlu yönden bakmak hayatı güzelliklerle doldurmamızı sağlar. Belki birçoğunuza söylediklerim samimi gelmeyebilir. Evet belki buna Polyannacılık diyebilirsiniz. Ya da ne bileyim sen hiç zorluk yaşamadın diyebilirsiniz ancak durum sandığınız gibi değil. Hepimizin yer yer sabrını tüketen, üzen şeyler olacaktır. Ancak bunlardan tez zamanda kurtulmak işte olumlu düşünme ile oluyor. Bilmem <a href="http://www.netkitap.com/ayrinti2.asp?id=72411" target="_blank"><strong>Secret </strong></a>kitabını okudunuz mu? Ben okudum, pek beğenmedim. Aslında söyledikleri doğru, doğru ama yöntem göstermediği için yanlış bence. Ben size bu durumda <a href="http://www.yetenek.com/" target="_blank"><strong>Muhammed Bozdağ</strong></a>&#8216;ın <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=60607" target="_blank"><strong>Düşün ve Başar</strong>&#8216;</a>ı öneririm. Sistemli bir şekilde sizi başarıa götüren bilgileri bu kitaptan edinebilirsiniz. Benim düşündüğüm gibi <strong>Muhammed Bozdağ </strong>da düşünce gücü ile hayatı kontrol etmeye çalışan birisi. Kitapta verdiği örnekler de bunu destekler nitelikte. O da özellikle olumlu düşünmeyi sık sık vurguluyor kitapta.</p>
<p><strong>Bozdağ</strong>&#8216;ı bu kadar çok sevmemin en önemli yanı onun da bizim gibi inançlı bir insan olması. Yani bunu reklâm malzemesi yapmak istemiyorum ama onu benim gözümde diğer yazarlardan farklı tutan şey duaya oldukça ehemmiyet veriyor olması. Bol bol dua edin diyor, bol bol güzel şeyler isteyin Allah&#8217;tan diyor. İnanın bana Allah söylediğimiz her şeye bir cevap veriyor. Önemli olan isteme şeklimiz aslında. Hani biz sürekli <strong>&#8220;Allah&#8217;ım kazadan, beladan koru&#8221;</strong> gibi bir dua yerine <strong>&#8220;Allah&#8217;ım bana daima güzellikler nasip eyle, sağlık, mutluluk ver&#8221;</strong> demek sanırım daha mantıklı bir dua şeklidir. Aslında burada anlam cümlede gizli. Allah&#8217;ım kazadan beladan koru demek, sen kaza belâ ver, ver ama beni ondan koru demek kanımca. Yani ben buradan bu anlamı çıkarıyorum. Sen ver ama koru. İşte bu duanın yerine Allah&#8217;ım sen bana güzellikler ver demek daha akıllıca ve kurnazca değil mi?</p>
<p>Hani hep <strong>&#8220;düşündüğüm, korktuğum başıma geldi&#8221;</strong> deriz ya sık sık, neden acaba hiç düşündünüz mü? Çünkü korkularımızla bir gün mutlaka karşılaşıyoruz. Biz onun geçmesi için sürekli onu aklımızda tutuyoruz, bu tezat değil mi? Neden diyet yapmanın zor olduğunu hiç düşündünüz mü? Ben sık sık diyet yapan birisi olarak size söyleyim, doktorlar hastalarına bir diyet listesi veriyorlar, şu saatte şunu ye, şu saatte şunu yap, işte şunu şöyle yap, bunu böyle yap gibi bir sürü şeyin yazdığı bir liste. İnsan sürekli şu saatte şunu yemeliyim aman kaçırmayım diye düşünürse nasıl açlık hissinden kendini alıkoyar ki? Önemli olan aç olduğunuzu düşünmemektir. Yani kısaca ben size şu an bilgisayarın köşesindeki saate sakın bakmayım desem ne yapardınız? Baktınız değil mi saate. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İşte insanın düşünce dünyası da böyle çalışıyor. Korktuğumuz şey de bu yüzden başımıza geliyor. Korkularımız, isteklerimizi tetikliyor ve isteklerimiz de evrene bir ileti yolluyor. Evren de bize düşünmeden bunun karşılığını veriyor.</p>
<p>Olumlu düşünün dostlarım, olumlu şeyler söyleyin. Olumlu yaşayın. Takdir etmeyi dilinizden düşürmeyin. Bol bol teşekkür edin ve hatalarınız için özür dileyin. Ben teşekkür etmeyi seven birisiyim. Birisine teşekkür ettiğimde karşımdaki nezaketen gülüyorsa bu benim içimi huzurla dolduruyor. Kezâ birisi bana teşekkür ettiğinde de öyle. Bizim buralarda, Keçiören&#8217;de bir Migros var. Oranın güvenlik görevlisi bir bayan var. Çok kibar ve nazik bir bayan. Bu kapıdan girerken cep telefonunuzu falan bir kutuya koyarsınız ve kapıdan geçince alırsınız ya, işte bu kutuya ne zaman telefonumu ve cebimdeki tüm bozuk paraları koysam kapıdan geçince bu kız üşenmeden hepsini topluyor ve bana veriyor. Geçen cebimde 6-7 tane küçük 50 &#8211; 100 kuruş vardı, kız üşenmeden hepsini topladı verdi. Şimdi normalde yapması gereken bir iş değil bu. Ben bu kıza bu kibarlığından, ilgisinden dolayı teşekkür ederim diyorum. Ve karşılığında kız da bana çok kibar bir şekilde rica ederim, iyi günler gibi bir sürü şey söylüyor. Ve ben o anda oraan memnun ayrılıyorum. Eminim ki o bayanın da içi benim gibi iyi insanlarla karşılaştığı için mutlulukla doluyor. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Neyse, lafı amma uzattım. <img src='http://www.kaanfakili.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Siz siz olun arkadaşlar, mutlaka taktir edin. Özür dilemeyi de ihmal etmeyin. Hatanızı kabul edin. İnanın hatanızı kabul ettiğinizde karşınızdakinin sizi affetmesi daha kolay olacaktır. Bence bu bir olgunluk göstergesidir.</p>
<p>Bakın ben bu yazıya başlayalı tam 45 dakika olmuş. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Bu konularda aslında yazacak daha o kadar çok şey var ki. Buna bizim ilmimiz kesinlikle yetmez. Neticede ben insan zihninin her şeyi yapabileceğine inanıyorum. Bakın size bir örnek daha, bundan 3 ay öncesine kadar çayı şekerli içiyordum. Şekeri her zamankinden biraz daha az atsam dahi bana tatsız geliyordu. Sonra bir gün bizim <a href="http://www.erkanhirik.com.tr" target="_blank"><strong>Erkan </strong></a>ile bir karar aldık ve şeker atmayalım dedik. Bakın 3 aydır ikimiz de çaya şeker atmıyoruz. Oysa 3 ay önce bu bize hayal gibi gelirdi. Şekersiz çay mı olur, der dururduk.</p>
<p>Neyse dostlarım, bu yazıyı burada noktalayayım yoksa emin olun uzattıkça uzatırım ve okuması iyice zorlaşır.</p>
<p><em><strong>Bu arada duanın esrarına inanan birisiyim. Lütfen ettiğiniz dualara ismen beni de ekleyin. Hayırlı sabahlar.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaanfakili.com.tr/dusunce-gucu-ile-hayati-sekillendirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>59</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
